

Selamlaaar ballarımmmm
Tatil nasıl geçiyor?
Oy ve yorum sınırı bir gün olmadan dolmuş taşmıııııııııııııııışşşş NEDEN NORMAL ZAMANDA DA BU KADAR OY VERMİYORSUNUZ VE BU YAZARI ÜZÜYORSUNUUUUUUUUUZ???????
Neyseeee sınır dolunca ve bölümüm hazır olunca çıktım bölümümle geldim. Sınır dolar dolmaz rica ediyorum taciz derecesinde özelden her dakika sınır doldu diye yazmayın arkadaşlar eğer sınır dolmuşsa bölüm hazır olur olmaz paylaşacağım.
Bir de sınır koymama laf edenler oldu da yani her bölümü 2k okunma olan hikayeye 250 yorum sınırı koydum abartılı bir şey olsa anlayacağım da zaten herkes çok severek okuyor bir oy verip bir yorum atmak o kadar zor olmamalı.
Keyifli okumalar bolca <3
Oy Sınırı: 450
Yorum Sınırı: 250
***
“Rüya!”
Babamı en son gördüğümde ben o sıralar hiç tanımadığım öteki babamın kolları arasında duruyorken bana zalimce “Ben senin baban değilim.” diyen adamın arkasından ağlayarak bağırıyordum. Onu bir daha görmeyeceğime çok emindim. Ben senin baban değilim demişti ve bitmişti. Ama şimdi buradaydı. Tam karşımda duruyor garip bir endişeyle yüzüme bakıyordu.
“Burada ne işin var?” diye sordum şaşkınlıkla. Özgür’le konuşmamın dan diye kesilmesini umursayamadım o anki şaşkınlığımla. Babam karşımdaydı. Yani… Sezgin Kara. Artık babam değildi ve benim baba sıfatını ondan daha çok yakıştırdığım başka biri vardı.
“Seninle konuşmam lazım.” Gözleri yanımızda duran gergin arkadaşıma değdi geçti. “Özel.”
Özgür koluma hafifçe dokunup güven veren bir gülümsemeyle bizden birkaç adım uzaktaki bankı işaret ederek “Burada olacağım.” dedi. “Eğer bir şeye ihtiyacın olursa seslenmen yeterli.”
O Sezgin babama şüpheci bir bakış atıp ben gülümseyerek teşekkür etme fırsatı bulamadan arkasından aptallaşmış bir şekilde bakarken dediği gibi birkaç adım ötemizde durdu. Gözlerini dikip bizi izlemiyordu ama kontrollü bakışları bizdeydi. Bu beni rahatlattığından yeniden karşımdaki adama döndüm.
“Niye buradasın?” diye sorarken sesim bu defa daha sert, daha güçlü çıkmıştı.
“Seni özledim.” Yutkundu. “Kızımı özledim.”
İlginçti doğrusu. Evimizin kapısının önünde durup buz gibi bir ifadeyle gözlerimin içine bakarak “Ben senin baban değilim.” demesi hala dün gibi aklımdaydı oysa. Hatta babam yanımda olmasa hayatımda aldığım en büyük yara olacakken şimdi karşıma geçip kızını özlediğini söylemesi neredeyse gülmeme neden olacaktı. Neredeyse.
“Zamanında açıkça belirttiğin gibi ben senin kızın değilim.” Buz gibi gözlerle bakan bendim bu defa. Üstünde gündelik bir kot ve kazak vardı. Saçları dağınıktı ve gözlerinin altı morarmıştı. Her zamanki kendinden emin bakışları gözlerinin derinliklerinde kaybolmuştu ve az kalsın ona üzülmeme neden olacak kadar kötü görünüyordu. Ama üzülmedim. Babam değildi sonuçta. Üzülmedim.
“Rüya öyle deme.” diye neredeyse yalvarır bir sesle yanağıma uzanmaya çalıştı okşamak için ama bir adım gerileyerek ona engel oldum. Yüzü hayal kırıklığıyla buruştu. “Kızım lütfen…”
“Ne istiyorsun? Niye geldin?”
Elini yumruk yaparak hüsranla yanına indirdi. “Seni almak için geldim.”
Güldüm ama neşeli bir gülüş değildi. “Beni almak için geldin? Anlamadım ne için beni almayı düşünüyorsun acaba?”
Sezgin babam sanki benden beklediği tepkilerin bu kadar sert oluşunu beklemiyormuş gibi şaşkınlıkla sessizliğe büründü bir süre. O süreyi onun kızgın olduğum suratına bakmak yerine hala arkamda mı diye kontrol etmek için Özgür’e bakmakla kullandım.
Telefonunu kulağına yaslamış sessizce biriyle konuşuyordu. Ona baktığımı görünce güven veren bir gülümsemeyle baktı. İstediğim rahatlamayı aldığımdan ona hafifçe karşılık verip yeniden önüme döndüm.
“Evimize geri dönüyoruz Rüya. Aylardır çok zor şeyler yaşadık ama ailemizi toparlamanın zamanı geldi.”
Karşımdaki adamdan onlarca yaş küçük olmama rağmen tam şu an karşısında durup onu izlerken ondan daha olgun olduğumu fark etmem açıkça kalbimi kırdı. Evet zor şeyler yaşamıştık ama birlikte değil. O ve karısı beni arkalarında bırakmaktan çekinmezken ben zor şeyler yaşamıştım. Onların küçük kızı. Karşımda duran ve beni eve götüreceğini sanan bu adam veya karısı değil ben zor şeyler yaşamıştım. Babam gelip beni bir hastane odasında bulana kadar da zor şeyler yaşamaya devam etmiştim.
Ama şimdi hayatımda her şey yolundaydı. Yalnız değildim, dünya tatlısı babam vardı ve abilerim tarafından çok seviliyordum. Bir sevgilim, geniş bir arkadaş grubum vardı. Panik atak geçirmeyi geçtim en ufak bir şey için bile endişelenmiyordum, kalbimin kırıkları düzelmişti ve o şimdi mi karşıma çıkmıştı yani?
“Hayır evimize dönmüyoruz.” derken midem bulandı. “Çünkü bir evimiz yok baba. Yandı.” Tiksinircesine onu işaret ettim. “Sen veya karın orada değilken evimiz yandı. Az kalsın içinde benim de yandığım evimiz yandı! Yok artık! Evimiz yok senin bir kızın yok!”
Arkamızdaki Özgür’ün ayaklandığını fark ettim yandan. Sesimin her bir kelimemle gittikçe yükselmesi onu endişelendirmişti belli ki. Endişelenmesini istemedim. Çünkü endişeleneceği bir şey yoktu. Utanmazca evimize gidelim diyen adam birazdan tek başına her nereye gitmek istiyorsa gidecek ben de abimin yanına dönecektim. Ne olursa olsun beni hiçbir zaman terk etmeyecek abimin.
“Rüya sinirli olduğunu biliyorum ama annen ve ben her şeyi konuştuk. Birlikte buradan ayrılacağız. Üçümüz her şeye yeniden başlayacağız.”
Gözlerimin şokla açılmasına engel olamadım. “Pardon?!” diye bağırışım istemsizce dudaklarımın arasından kaçmıştı. Histerik bir gülüş attım. “Kurduğun cümlelerin her biri o kadar saçma ki hangisine bağırmam gerektiğini bilmiyorum.” Kıkırdadım. “Ben sinirli değilim.” Tekrar güldüm. Yüzüme endişeli bir bakış atarken Özgür yanıma geldi.
Kafamı arkadaşıma çevirip “Ben sinirli falan değilim.” dedim gülerek. “Ben sadece şaşkınım.” Daha gürültülü bir kahkaha attım. “Gerçekten seninle gelip yeni bir hayata başlamayı kabul edeceğimi mi sandın? Hem de annemle? Hem de babamı ve abilerimi bırakıp?” Özgür kolumu tuttuğunda ona döndüm histerik bir şekilde. “Gerçekten onunla dönerim sanmış.”
“Rüya gel gidelim.” dedi Özgür gergin bir sesle beni kendine çekerek. “Kaan geliyor zaten hadi biz gidelim onun yanına.”
“Hayır bırak beni.” Kolumu kendime çekip gülüşümü yüzümden sildim sertçe. Çok zor olmamıştı. Gerçekten güldüğümden değildi sonuçta.
Sezgin babama bakıp anlasın diye her kelimenin üstüne basa basa konuştum. “Ben sinirli değilim, mutluyum. Seninle değil, karınla değil ailemle mutluyum! Babam ve abilerimle mutluyum. İnan bana annemle konuşmuş olmanız umurumda bile değil. Hatta o kadın benim yanıma gelip asıl babamla konuşmak için beni tehdit etmişken sizin konuşmanızı şu kadarcık bile umursamıyorum!” Baş parmağım ile işaret parmağımı birleştirip boşluk kalmayacak kadar birbirine yaklaştırdım.
Sezgin babamın yüzündeki kan çekilir gibi olduğunda her şeyi bırakıp koca bir kahkaha attım. Annemin babamla konuşmak istediğinden haberi bile yoktu. Hüsranını izledim garip bir keyifle. “Üçümüz hiçbir şeye yeniden başlamıyoruz yani.”
Diyeceğim başka bir şey olmadığından yanından ayrılmak üzereydim ama o sırada arkamızdan Kaan’ın “Rüya!” diye endişeyle bağıran sesi geldi. Gülümseyerek okuldan telaşla koşturarak çıkan abime kısa bir bakış atıp karşımdaki hayal kırıklığıyla öylece yüzümü izleyen adama baktım. “Gördüğün üzere seninle bir yere gelmiyorum.”
Sezgin babam bir anda elimi avucuna aldığında şaşkınlıkla suratına baktım ne yapıyor diye. “Hayır benimle geliyorsun.” dedi buz gibi bir sesle ve elimden tutup çekiştirmeye başladı. Korkuyla elimi elinden kurtarmaya çalıştım ama beceremedim.
“Hayır!” diye bağırdım ayaklarımı yere basarak. Özgür önüme geçmeye çalıştı. “Bırak!”
“Rüya! Bırak lan kardeşimi! Rüya!”
“Sen benim kızımsın.” dedi babam olduğu yerde durup gözlerini gözlerime dikerek. Dehşet içinde yutkundum. “Benim kızım. Benimle geliyorsun.”
Kaan tam yanımıza vardığında Sezgin babam beni yeniden çekiştirmeye başlamış ama Özgür’ün beni tutmaya çalışmasıyla başarılı olamamıştı. Bu yüzden Kaan yanımıza koşup babamı sert bir şekilde ittirdiğinde Özgür sayesinde elimi ondan kurtardım.
“Sen karışma Kaan.” dedi Sezgin babam sert bir sesle. “Bu aile arasında bir mesele.”
“Rüya senin ailen değil.” dedi abim tükürür gibi. Bir elini arkasına uzatıp beni kendine yaklaştırdı. “Geri bas.”
Kaan gözlerini bana çevirip sakince gülümsedi. “Merak etme kardeşim.” dedi kendinden emin bir sesle. “Onur abimi aradım birazdan burada olacak.”
Abimin koluna tutundum kafamı sallayarak. Özgür diğer tarafımda kalmıştı ve Kaan ile ikisi adeta önümde barikat kurmuşlardı.
“Rüya benim kızım ve benimle gelecek!”
Korkuyla irkildim. Sesi o kadar gür ve o kadar korkutucuydu ki! Ondan daha önce hiç duymadığım kadar sertti. Sezgin babam bir anda Kaan’ı kolundan tuttuğu gibi sertçe kendine doğru çekip sonrasında resmen yere savurdu. Panikle sesli bir nefes çektim. Kaan düştüğü yerden kalkamadı hemen, hareketsizce yattı.
“Kaan!” diye bağırdım korkuyla. Öfkeden dolan gözlerimi babama çevirdim. “Sen ne yaptığını zannediyorsun!”
Kaan’ın yanına, yere eğilmek istedim. Kafasını bir yere çarpmış mı bir şey olmuş mu diye kontrol etmek istedim ama Sezgin babam bir anda belimden tuttuğu gibi beni kucağına aldı. “Gidiyoruz!”
“Bırak beni!” diye çığlık çığlığa bağırdım. “Gitmek istemiyorum! Kaan!” Çığlıklarım babama pek işlemedi ama kucağında dehşetle kıpırdanıp yere inmeye çalışmam ona zorluk çıkardığından Özgür’ün kocaman babamın karşısında tek başına durmasına yetecek zamanı verdi.
“Rüya’yı hiçbir yere götüremezsiniz!” diye bağırdı kollarımı tutup kendine çekerek. “Gelmek istemiyor bırak Rüya’yı.”
Sezgin babam belimi o kadar çok sıkıyordu ki canımın acısından ağlamaya başladım. “Kaan!”
Çığlıklarım yerde yatan abime ulaşmış olmalı ki bir anda kendine gelerek ayaklandı. Gözlerim başının kenarından süzülen birkaç damla kana takıldığında daha çok çırpındım. “Kaan!”
Abimin ayağa kalkmasını, yürümesini veya tekrardan Sezgin babama direnip yaralanmasını istemiyordum ama babamın beni herhangi bir yere götürmesini de istemiyordum. Daha sert kurtulmaya çalışırken gözlerim koşturarak yanımıza varmak üzere olan Arın’a ve arkasından gelen müdürümüz Murat Hoca ile koç Salih hocaya takıldığında içim rahatladı. Onlar bu adamın beni götürmesine izin vermezdi asla.
Arın, Kaan’a yardım ederdi.
“Arın!”
Kaan gözlerini canı acıyormuş gibi kırpıştırarak Sezgin babamın belimdeki kollarını açmaya çalıştığında Arın da diğerlerinden önce yanımıza varıp Kaan ve Özgür’e destek olarak beni Sezgin babamın kollarından kurtardı.
Vücudum Arın’ın kolları arasına düşerken elleri nazikçe sırtıma dolandı. “İyi misin meleğim?”
Ağlayarak kafamı salladım kolları arasında. Sezgin babam bir daha beni kendine çekmek için başka bir harekete yeltenemeden Kaan ve Özgür yeniden önüme geçtiler. Murat ve Salih hoca da aynı şekilde Kaanların önüne geçerek hepimizin o adamla arasına girmiş oldular.
“Sezgin Bey!” dedi Murat hoca sinirli bir sesle. “Okuluma gelip bu şekilde öğrencilerime saldıramazsınız!”
“Kimseye saldırmadım!” Gözlerime baktığında kaşlarımı çattım öfkeyle, yaşlar hala yanaklarımdan akıyordu ama bu ona sinirle bakmama engel değildi. Abime saldırmıştı bir kere! Onun kafasının kanamasına neden olmuştu! “Kızımı almak için geldim.”
“Ben senin kızın değilim!” diye bağırdım Arın’ın kollarından öne atılarak ama sevgilim beni tuttu sakince. “Çok sevdiğim bir babam var ve sen o değilsin!”
“Kardeşimi hiçbir yere götüremezsin!”
Kaan önümden çekilip yanıma geldi ve ellerimizi birleştirdi. Güç almak istercesine eline tutundum. Kaan kimsenin beni alıp onlardan ayrı bir yere götürmesine izin vermezdi. Hem kendisi söylemişti, dünyanın öbür ucuna da gitsem benimle gelirdi. Üstelik Onur’u da aramıştı. İkisi Sezgin babamı engellerdi.
“O benim kızım ve kızımı almaya geldim.”
“Demir Bey bana durumları açıkladı ve yasal olarak Rüya’nın velisi artık siz değilsiniz. Çocuk kaçırma teşebbüsünüzü polislere bildirmeden okulumu terk edin.”
Babamın dişlerini birbirine sertçe geçirmesini izledim. “Kendi kızımı kaçırmıyorum. Onu götürüyorum.”
Dürüst olmak gerekirse beni kesinlikle kaçırıyordu. Sonuçta onunla gitmek istemediğimi haykırarak söylememe rağmen yine de beni kucaklayıp götürmeye çalışmaktan utanmamıştı. Belki de yanımızda Özgür ve Kaan olmasa alıp götürecekti bile.
Arın kulağıma eğilip yanağıma dudaklarını değdirdi. “İyi misin güzelim?”
Müdürün beni ailemden uzaklaştırmak isteyen adamla konuşmasını kulak arkası ettim ve dolu gözlerimi Arın’ın kalbimin içine işleyen bal gözlerine çevirdim.
“Onunla gitmek istemiyorum ben.” diye fısıldadım titreyen sesimle. “Ailemden ayrılmak istemiyorum.”
“Gitmeyeceksin.” dedi Arın sert bir sesle. “Hiçbirimiz izin vermeyeceğiz.” Baş parmağı gözlerimin altında biriken yaşları sildi yavaşça. “Ağlaman hakkında sana ne demiştim melek? Gözyaşların içimi çok acıtıyor. Lütfen ağlama. Seni alamaz. Asla izin vermem.”
Yanağıma sert bir öpücük kondurdu sakinleşeyim diye.
Yanımdan Kaan’ın küfür eden sesi geldiğinde dikkatimi telefonunu bir sinirle cebinden çıkarışına verdim. “Evde olduğu için hemen gelir diye Onur abimi aramıştım!” diye homurdandı telefonunu kulağına götürürken. Ona baktığımı görünce gülümsedi. “Sakin ol Kâbus herhangi bir sorun çıkmayacak.”
“Bir de sana bugünün kötü geçeceğini söylediğimde gülmüştün.” dedim dudaklarımı büzerek. Herhangi bir cevap veremeden yüzü sinirle buruştu ve telefonu kulağından çekti.
“Ne oldu?” diye sordu Arın kafamın üstünden.
“Anlamıyorum, abimin telefonu kapanmış.”
Kaşlarım çattım. “Neden?”
Bilmiyorum der gibi omuz silktiğinde önümüzdekilerden büyük bir kargaşa yükseldi. Korkuyla irkildim.
Müdürümüz ne zaman geldiğini bilmediğim güvenliğe Sezgin babamı işaret ediyordu ama babamın odaklandığı tek kişi bendim.
“Hadi Rüya.” dedi buz gibi bir sesle. “Daha fazla sorun çıkarma. Gidelim.”
Öylece yerimde durmaya devam ettim. Daha fazla sorun çıkarma mı? Gerçekten sorun çıkaranın ben olduğuma mı inanıyordu? Beni kaçırmaya çalışan kendisiydi!
Sezgin babamı tam olarak hangi noktada tanıyamadığımı fark ettiğimden emin değildim. Şimdiki bu kaba, dehşet verici hali mi tanıdık olmadığını hissettiriyordu? Yoksa bana bir yaşam boyu gibi hissettiren bir süre öncesinde kapının eşiğinde durup gözlerimin içine daha önce hiç görmediğim buz gibi bir bakışla bakıp “Ben senin baban değilim.” diyen adam mı yabancıydı? Ayırt edemiyordum. Ya da annemin peşinden gidip bir daha kendisi olarak geri dönmeyen adam olduğu zaman mı benim tanıdığım sevgi dolu adam yerini buna bırakmıştı?
Eğer hastanede uyandığım günden beri yanımda olan babam benimle olmasaydı, beni sevmeseydi, koruyup kollamasaydı şimdi bambaşka durumların içinde olurdum biliyorum. Belki de gerçekten de beni çocuk yurduna verirlerdi. Bu adam o zaman da şimdi olduğu gibi karşıma geçip sen benim kızımsın benimle gel diyebilir miydi? Pek sanmıyorum. Eğer beni yeterince önemsemiş olsaydı zaten en başında bırakıp gitmezdi.
Bir zamanlar babam olan adamın gözlerine bakarken korkum yerini kendinden emin bir hisse baktı. Şu an beni alıp götürmeyi başarsa bile, ki yanımda Kaan ve Arın olduğu müddetçe imkansızdı. Benim babam beni ondan kurtarmak için gelirdi. Evimize götürmek için gelirdi. Bir an bile tereddüt etmezdi. Bu yüzden korkmak anlamsız geldi. Çenemi dikleştirip gözlerimin kenarında birikmiş yaşları elimin tersiyle sildim. Gözlerine bakışımdaki değişikliği fark etti. Sabahtan beri bir türlü anlayamadığı şeyi sonunda anladığını gözlerinde gördüm. Asla onunla geri dönmeyecektim ve asla ama asla yeniden bir aile olmayacaktık.
“Rüya…” dedi hüsrana uğramış bir sesle. Bir elini bana doğru uzattı.
Bizim ailemiz ben daha doğmadan önce bir yalan üzerine kurulmuştu. Temeli hiçbir zaman sağlam değildi, hiçbir zaman da aile olamamıştık. Benim ailem ben daha doğmadan önce benden çalınmıştı. Yalnız bir hayat geçirmemin sebebi onlardı. Abilerimin ve babamın sevgisinden uzak büyümüş olma sebebim onlardı.
Belki de Sezgin babam annem tarafından kandırılmış ve bu yalan aileye inanmış olabilirdi ama gerçekler ortaya çıkmaya başladığı ilk anda yapmaması gereken tek şeyi yapmış, beni ardında bırakmıştı.
Demir Soylu hiçbir çocuğunu ardında bırakmazdı.
Babam beni asla ardında bırakmazdı.
“Daha fazla sorun çıkarmaymış.” diye söylendi Kaan bir kez daha telefonunu kulağına yaklaştırırken. “Babamı arıyorum. Bu iş çok uzadı.” Gözleri vazgeçmiş gibi görünen Sezgin babama kayınca sesi yükseldi. “Ondan sonra da polisi arayacağım!”
Murat hoca “Bu iş gerçekten uzamasın Sezgin Bey.” diye araya girdi. “Çocukları huzursuz ettiniz yeterince. Rüya’nın yasal vasisi Demir Bey. Bununla ilgili bir sorununuz varsa mahkemeye başvurabilirsiniz. Ama okuluma bu şekilde gelip sorun çıkaramazsınız.”
Kaan anında açılan telefona yüksek bir sesle “Baba!” diye seslenirken Sezgin babam hiç istemese de vazgeçmiş duruyordu. Hayal kırıklığına uğramış gibiydi. Ama yine de beni yabancı bir evde bırakıp gittiğinde yaşadığım hüsranı hiçbir hayal kırıklığında hissedemezdi.
Beni asla ardında bırakmamalıydı.
“Evet Rüya yanımda ama baba-”
Gözlerim “Tamam gidiyorum.” diyen Sezgin babamdan cümlesi yarım kalan abime çevrildiğinde Kaan’ın yüzünde dehşet dolu bir ifade görmek kalp atışlarımı hızlandırdı.
“Bir daha da bu okula bu şekilde adımınızı atmayın Sezgin Bey.” dedi Murat hoca otoriter bir sesle.
“Kusura bakmayın, bir daha olmayacak. Ama son bir şey… Rüya?”
Gözlerimi Kaan’dan çekemiyordum. “Ah.” dedi telefona yutkunarak. Bakışları yere sabitlenmişti öylece.
“Rüya.” dedi Sezgin babam bir kere daha. Arın’ın elimi güven vermek istercesine sıktığını hissederken gözlerinde hüsranı silinmemiş adama döndüm.
“Bari veda edelim kızım.”
Dümdüz bir şekilde suratını izledim. Veda etmek istemiyordum. Veda edip vicdanı rahatlasın istemiyordum. Beni terk ederken yüzüme bakması için yalvardığım andaki suratımı hep vicdan azabıyla hatırlasın istiyordum. Bir kızı olduğunu ama onu hiç yeterince sevmediğini hep hatırlasın istiyordum. Benim ne olursa olsun hiçbir zaman unutamayacağım her şeyi hatırlasın istiyordum.
Yani, ona veda etmedim. Diğerleri beklentiyle bize bakarken düz bir şekilde bakmaya devam ettim. Gözleri doldu.
“Tamam baba.” dediğini işittim Kaan’ın garip bir sesle. “Bekliyoruz seni.”
Kaan’ın kaygılı yüzünden ne olduğunu anlamaya çalışmak kalbimin sıkışmasına neden olduğunda etrafımızdaki herkesi görmeyi ve abimden duyacağım şeyden başka her şeyi umursamayı bıraktım. Kaan dolu gözleriyle telefonu kulağından çekerken benim meraklı gözlerime denk düşürdü yaşlarla parlayan yeşil gözlerini.
“Ne oldu?” diye sordum korkuyla. Bir şey olmuştu. Çok kötü bir şey olmuştu.
Ensemdeki tüyler tanıdık bir hisle ürperdi.
“Onur abim.” dedi titreyen sesiyle. Uzanıp serçe parmaklarımızı doladı benden güç almak için. Anın verdiği gerginlik kalbim hızla çarpmaya başlamasına neden olduğundan dudaklarımı birbirine bastırdım.
Lütfen çok kötü bir şey olmuş olmasın.
Boğazını temizledi zaman kazanmak için, gözleri hemen arkamda duran sırtımı yasladığım Arın’a değdi geçti.
Bugün bir şeylerin yolunda gitmediği, gitmeyeceğini biliyordum. Daha sabah uyandığım ilk anda bir şeyler yolunda gitmemeye başlamıştı zaten. Yataktan hiç kalkmamalıydım. Babamın kolları arasına kıvrılmalı ve onun göğsünde dinlenmeliydim.
Lütfen, lütfen kötü bir şey olmuş olmasın.
“Onur abim kaza yapmış.” diye fısıldadığında kalbim durdu sanki. “Hastaneye kaldırmışlar. Durumu, şey… durumu kötüymüş.”
***
Kalbim dayanmıyoooor Onuuuuuuurrrr
Arkadaşlar neler oluyor öyle??
Bölümü beğendiniz mi?
Onur'a ne oldu sizce?
Onur iyi olacak mı?
Rüya Onur'a abi de diyemedi ağlıyommmmmmmm
Rüya'nın önceki babası onu almaya çalıştı agaggagaga
Demir bunu öğrenir mi sizce?
Demir öğrenirse tepkisi ne olur?
Kaan'ın Rüya'ya olan korumacılığı??
ONUR?
Hepimiz Onur için endişeli ve ağlıyor muyuuuuuuz????
Bir de böyle bölüm için heyecanlanıp aynı zamanda destek olmak için bisssssssürü yorum atanlara ve aynı şekilde yine destek olmak için geri dönüp önceki bölümlere de oy verenlere çooooook teşekkür ederim onları görünce böyle aşırı duygulanıyorum ve yumuş yumuş oluyoruuuuuummm, bolca seviyorum sizleri <<3
Sonraki bölümde görüşene dek kara kediniz bol olsunnnn <3<3<3
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 193.86k Okunma |
24.56k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |