Handan kaplan
@hankap1818
TAKİP ETTİĞİ KİTAPLAR
devam ediyor 3h önce güncellendi BİTTİĞİ YERDEN BAŞLAMAK
@yazarperileri0
Okuma
36
Oy
9
Takip
5
Yorum
4
Bölüm
1
Sena Öz, hayatının en büyük ihanetiyle yüzleştiğinde henüz yirmi yedi yaşındaydı. Kucağında 1 yaşındaki kızı Ela, kalbinde ise kırık bir evliliğin ağır yükü vardı. Bir zamanlar yuva dediği hayat, tek bir gerçekle paramparça olmuştu. Arkasına bakmadan İstanbul’dan ayrıldı. Yanına yalnızca kızını, kırılmış kalbini ve yeniden ayağa kalkma cesaretini aldı. Ankara’da başlayacak yeni hayat, Sena için sadece bir kaçış olacaktı… Ta ki yolu Alparslan Çakır ile kesişene kadar. Başarılı bir beyin cerrahı olan Alparslan, insanların hayatını kurtarmaya alışkındı. Ama Sena’nın kalbinde bıraktığı iz, hiçbir ameliyatın iyileştiremeyeceği kadar derindi. İkisi de geçmişlerinin gölgesinde yürürken, kader onları aynı yolda buluşturdu. Bazen hayat, en çok kırıldığın yerde sana yeni bir başlangıç sunar. Ve bazen bir hikâye… tam bittiği yerde başlar. Sena Öz & Alparslan Çakır
devam ediyor 1g önce güncellendi Dönemeç
@meryon
Okuma
2.18k
Oy
190
Takip
17
Yorum
12
Bölüm
20
Yeni bir mahalle, yeni bir hayat ve hiç beklenmeyen bir aşk… Birce ve Akın arasında başlayan bu yakınlık, eski aşkların gölgesi, kıskançlıklar ve mahalle dedikodularıyla karmaşık bir hâle gelir. Peki, gerçek hisler bu kaosun içinde ayakta kalabilecek mi?
devam ediyor 3g önce güncellendi EFSUNKÂR
@didido
Okuma
1.84k
Oy
483
Takip
63
Yorum
1.25k
Bölüm
8
Biri hemşire diğeri ise yüzbaşıydı . Ama onların hikayesi bir hemşire ve yüzbaşıdan daha fazlaydı . Her şeyden önce biri teyze diğeri ise amcaydı . Biri canından çok sevdiği ablasını diğeri ise abisini kaybetmişti . Ve geriye onlara dünyalar güzeli bir emanet kalmıştı . `Eylül ` Biri yetimhanede büyümüş diğeri de kimsesizdi . Ama artık onlara emanet edilen cocuk vardı . Bir çocuk nasıl büyütülür bilmezlerdi . Ama mecburlardı . Bir de işin içinde imkansız bir aşk vardı . İmkansızlar bir gün imkan kılınır mıydı ? İmkansızlar imkan kılınca sigaralar bir bir sönecekti bir daha yanmamak üzere ... İmkansızlar için yakılan her bir sigara sönecekti ...
devam ediyor 6g önce güncellendi MİHRE: "Bir Parça Umut"
@fulisseee
Okuma
2.61k
Oy
314
Takip
35
Yorum
40
Bölüm
17
☀️ Yıllarca yaşam mücadelesi vermiş, sadece oğlu Umut için nefes alan bekar bir anne Mihre Akçay... onları korumaya yemin etmiş Yüzbaşı Mehmet Aslan Kılıç... Her anlarında destek olan Kilit Timi... ☀️
devam ediyor 1h önce güncellendi Boynumda Asılı Geçmiş
@lav.nya
Okuma
1.1k
Oy
118
Takip
25
Yorum
18
Bölüm
24
GEÇMİŞ Küçük Efsun hiçbir şey bilmiyordu. Bu hayatta ona hiçbir şey öğretilmemişti; hayat nasıl yaşanır, nasıl yürünür, nasıl koşulur… Ailesi tarafından önemsenmez, sevilmezdi. Zaten doğduktan sonra annesiyle çocuğunu bırakıp terk etmişti babası… Ailesi ya da “ailesi” denmezdi buna; bırakmak istedikleri denirdi. Ya da sebebi… O, küçük yaşında hayatın ne olduğunu daha hiç anlayamamış, gözleri hâlâ puslu gören o minik bebekti. Çünkü duyduğuna göre babası o yüzden bırakmıştı o masumu. Bunu Efsun normalde anlamazdı ama annesi… Ah, o kendi canından çok sevdiği annesinin dediği o laflar… Her gün el kadar bebeğe ettiği sitemler ne yedisinde ne yetmişinde yenilir yutulur şeyler değildi. Annesi ona çok yüklenirdi; o yaşında bir sürü sorumluluk yüklemeye çalışırdı. “Senin yüzünden her şey,” derdi. “Senin yüzünden!” deyip suratına haykırırdı küçük Efsun’un. “Ben seni istememiştim. O da istememişti. Dile getirmedi ama söyledi bana, belli etmeye çalıştı. Benim salak kafam seni sevdi. Senden bir umut bekledi; belki sever seni dedim ama senin neyini sevsin?” Bu lafları, küçük yaşında babası onları terk ettiği günden sonra daha da artırarak Efsun’a çok zarar verirdi. Vururdu, döverdi. Annesi ona iğrenerek bakardı; hatta suratına bile bakmazdı. Eşinin onu pısırık bir kız çocuğu yüzünden bırakıp gitmesini kabullenemiyordu. Geceleri çalışırdı, sabah evde olurdu. Bu işi Efsun için yapmıyordu; kendi istediklerini alabilmek için yapıyordu. Annesi Efsun’u hiç sevmezdi. Dışarı çıksa Efsun’u yanına almazdı. Bazı zamanlar alırdı; o zamanlarda da o kadar iğrenerek bakardı ki Efsun’a, dışarıdan bakan arabada şeker gibi bir kız çocuğu değil de bir böcek olduğunu sanırdı. Oysaki Efsun, o bebek hâliyle çoğu kişiyi kendine hayran bırakırdı. Görenler bir daha görmek, bakanlar bir daha bakmak isterdi. Bunu anlayan annesi, ilk başlarda fark ettiğinde kapatırdı bebek arabasının üstünü ve Efsun’un görünmesini istemezdi. Daha sonrasında da hiç açmadı o üstü. Annesi çok, çok, çok nefret ederdi Efsun’dan. Yemek yesin, su içsin, ışık görsün istemezdi… Efsun dışarının nasıl olduğu unutmuştu artık. Evde de annesi, odasının perdesini siyah bir perdeyle kapatır, perde yapıştırıcısıyla yapıştırırdı; karanlıkta bırakırdı Efsun’u. O karanlıkta yaşadığını, o evde annesiyle tek kaldığında yaşadıklarını ne birilerine anlatabilecekti büyüyünce ne de bu günler onu bırakacaktı. En ummadık zamanında “atlattım ben” dediğinde boğazına yapışacaktı geçmişi. İnsanın geçmişi silmesi mümkün müdür? Bunu hep öğrenmek isteyecek kadar kötüydü yaşadıkları. Dedesi onlara bazen uğradığında Efsun biraz nefes alabilirdi. Çünkü annesi bir tek o zaman ona bir şey yapmaz, bir şey söylemezdi ama eline bile yine almazdı. Dedesi bunu bir süre sonra sorgulamaya başladığında annesi: “Baba, sen az görüyorsun. Hasret gider, özlersin onu görmediğinde,” derdi. Babası minnetle bakan gözlerini kendisine çevirdiğinde büyük bir nefrete dönüşmesi, Efsun’un henüz dört yaşında taşıdığı o minicik kalbine anlamını bilmediği cümleler olarak ağırlık yapıyordu. Bu ağırlık gelecekte Efsun’un hayatını mahvedecekti. Panik atak sahibi olacaktı o güzel, narin kız. Ama bundan henüz ne o masum çocuğun ne de dedesinin haberi vardı. Annesi zaten umursamıyordu…
devam ediyor 4h önce güncellendi Karanlıktaki Güneş
@zehrayaziyor
Okuma
81
Oy
26
Takip
3
Yorum
24
Bölüm
8
"Sana bakarken bir şeyi merak ediyorum," dedi sesi düşünceli bir tona bürünerek. "Zihnimde üç farklı İzgi var ve hangisinin gerçek olduğuna karar veremiyorum." Merakla ona döndüm. "Üç farklı İzgi mi?" "Evet," dedi, gözlerini gözlerime kenetleyerek. "Hangisi sensin İzgi? Her gün dükkanında unların içinde kaybolan, o sade günlük elbiselerinin içindeki naif kız mı? Yoksa o gece kulüpte, o bordo elbisenin içinde etrafındaki herkesin nefesini kesen, o ateş parçası kadın mı?" Duraksadı, dudaklarının kenarında yine o muzip ama yakıcı gülümseme belirdi. Bakışları üzerimdeki Tweety pijamalarına, dağılmış topuzuma ve kızarmış yanaklarıma kaydı. "Yoksa şu anda, gece yarısı karşımda Tweety`li pijamalarıyla temizlik yaparken yakaladığım, bana çocuksu bir heyecanla boynuma atlayan şu anki İzgi mi gerçek olan?" Sorduğu soru kalbimin ritmini altüst etti. Elindeki kahve fincanını sehpaya bıraktı ve bana doğru biraz daha eğildi. Aramızdaki mesafe iyice azaldığında, o sert barut kokusuyla kahvenin aroması birbirine karıştı. "Hangisi sensin?" diye fısıldadı tekrar. "Hangi İzgi`ye bakarken kalbim bu kadar hızlı atmalı, karar veremiyorum." Gözlerinin içine bakarken yanaklarımın ısındığını hissediyordum ama bu sefer bakışlarımı kaçırmadım. Babamın bana öğrettiği o dik duruş, kalbimin çarpıntısına rağmen rehberim oldu. Hafifçe gülümsedim, parmaklarımla kahve fincanının kenarında hayali daireler çizdim. "Hepsi benim," dedim, sesim her zamankinden daha kararlı ama bir o kadar da yumuşak çıkarak. Sonra bakışlarımı tam onun o katran karası gözlerine diktim. "Dükkandaki o naif kız da benim, o gece bordo elbisenin arkasına saklanıp cesaretini toplamaya çalışan kadın da... Hatta şu an karşında bu komik pijamalarla duran, heyecandan ne yapacağını şaşıran kız da benim." Bir adım daha yaklaştım, aramızdaki o son mesafeyi de neredeyse yok ettim. "Ama aralarında bir fark var Demir... Hepsi benim, ama sadece biri tamamen senin." Demir, duyduğu cümleyle birlikte derin bir nefes aldı. Gözlerindeki o yorgunluk bir anda silindi, yerini tarifi imkansız bir parıltıya bıraktı. Elini yavaşça kaldırıp, bu kez hiç tereddüt etmeden yüzüme yaklaştırdı. Baş parmağı elmacık kemiğimin üzerinde, sanki dünyanın en nadide çiçeğine dokunuyormuş gibi usulca gezindi. "Hangi biri?" diye fısıldadı, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. "Hangisini görmek istersen o," dedim. "Senin yanındayken hangisi olduğumun bir önemi yok, çünkü ben senin yanındayken sadece `evinde` hisseden o kızım." Demir, bu cevabımla birlikte elini ensemden saçlarımın arasına geçirdi ve beni kendine doğru çekti. Alnını tekrar alnıma yasladığında, ikimizin de nefesi birbirine karışıyordu. Az önceki o yorgun halinden eser kalmamış, bakışları o puslu, derin ve yakıcı haline dönmüştü. "O zaman," dedi, sesi dudaklarımın üzerinde titrerken. "Benim olan hangisiyse, ona bir soru borcum var." Gözlerimi kapatmamak için kendimi zor tutuyordum. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, Demir’in bunu avuçlarının içinde hissettiğine emindim. "Kaldığımız yer tam olarak burası mıydı?" diye fısıldadı, nefesi dudaklarıma değerken içimi titretti. "Yoksa... ben gitmeden hemen önce daha mı ileri gitmiştik?" Hafifçe gülümsedi, ama bu kez gülümsemesi tamamen teslim olmuş bir adamın huzurunu taşıyordu. "Çünkü eğer burada kaldıysak, devam etmek için daha fazla beklemeye niyetim yok pastacı kız.”
devam ediyor 6g önce güncellendi SEVDAZEDE
@kitaplarasevdali_
Okuma
482
Oy
45
Takip
19
Yorum
34
Bölüm
7
Kalbini altı yıl sonra öğrendiği ihanetin üzerene aşka kapatmak üzere olan kadının karşısına çıkan adam ve kapıları kapatmasını engelleyemece çalışmasını anlatan sıcak bir askeri ve mahalle kurgusudur.
devam ediyor 4h önce güncellendi NASİP
@yazarperileri0
Okuma
492
Oy
155
Takip
18
Yorum
42
Bölüm
9
"Gelin ata binmiş ya nasip demiş," Mardin `in aşılamaz kurallarından biri olan berdel, bu hikayede de etkisini göstermektedir. Hayatı için güzel bir adım atıp, sevdiği adamla bir yola giren Elif başına geleceklerden habersizdir. Abisinin düşmanlarının kızını kaçırması ile Elif sevdiği adamla değil adeta tanımadığı bir adamla evlilik yoluna girerek kendini hiç istemediği bir hayatın içinde bulur. Elif `in hikayesine ortak olmak isterseniz sizide bekleriz. NOT: İlk hikayemdir, ona göre yorum yaparsanız sevinirim.
devam ediyor 3h önce güncellendi GÜNEŞİN OYUNU
@waterrflyy_
Okuma
25
Oy
6
Takip
2
Yorum
2
Bölüm
4
Bazı insanlar hayatına sessizce girer. Bazılarıysa savaş gibi. Lavin, geçmişini geride bırakıp sadece ayakta kalmaya çalışan bir hemşire. Alaz ise duygularını disiplinle bastırmayı öğrenmiş bir asker. Yanlış zamanda başlayan bir karşılaşma... Zorunluluktan doğan bir yakınlık... Ve sınırları baştan yanlış çizilmiş bir bağ. Aralarında ne aşk vardı ne güven. Sadece inat, çatışma ve görmezden gelinemeyen bir çekim. Ama bazı hikâyeler kalbinle değil, kaderinle yazılır. Ve kader, bazen en sert oyunu güneşin altında oynar.
devam ediyor 1a önce güncellendi Gül Bahçesi
@busenurcalis
Okuma
96
Oy
17
Takip
8
Yorum
1
Bölüm
3
Gökçe son senesini de bitirip bir an önce işini eline almak istiyordu. Aşkmış sevgiliymiş hiç umurunda değildi. Tabi hayatın ona farklı bir planı vardı. Karan. Karan Boz. Mahallenin ağır abisi.Doktor. Boz derlerdi ona . Aşkla meşkle hiç işi yoktu Karan`ın. Tabi Gökçe`yi görene kadar.
Loading...