devam ediyor 2a önce güncellendi
Bana Beni Geri Ver
@luxbrum
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Bir pazar sabahı, güneş her zamanki gibi doğmuştu. Kuşlar aynı şarkıyı söylüyor, rüzgâr aynı serinliği taşıyordu. Dünya için sıradan bir gündü. Ama Göktuğ Öztürk için zaman o gün ikiye bölündü: patlamadan önce ve patlamadan sonra.
Bir arabanın içinde kaybolan bir baba… daha nefes almayı yeni öğrenmiş bir kardeş… ve o patlamanın yankısıyla felce mahkûm kalan bir anne.
Bazı patlamalar yalnızca metal parçalarını dağıtmaz. Bir çocuğun çocukluğunu da paramparça eder.
Göktuğ o gün ölmedi. Ama içindeki merhametin büyük bir kısmı enkazın altında kaldı.
Askeri lise yıllarında kalbinin hâlâ atabildiğini hatırlatan bir isim vardı: Burcu. İlk ve belki de son kez sevdiği kadın. Fakat üniformanın içinde büyüyen dünyada duygular emir-komuta zincirine bağlı değildi; rütbeler sevgiden daha güçlüydü. Bir baba kariyerini seçti, bir kız kaderine boyun eğdi ve Göktuğ bir kez daha kaybetmeyi öğrendi.
Yıllar geçti.
Bazı askerlerin sicili olur. Bazılarının madalyaları.
Göktuğ Öztürk’ün ise yalnızca gölgeleri vardı.
Adı kayıtlarda yoktu. Yüzü fotoğraflarda görünmezdi. Başardığı operasyonlar anlatılmaz, başarısızlık ihtimali bile kabul edilmezdi. Onun timi, varlığı inkâr edilen savaşların sessiz kahramanlarıydı. Onlar görünmeden gelir, iz bırakmadan giderdi.
Askeriyede tek bir gerçek vardı: Göktuğ Öztürk’ten herkes korkardı.
Çünkü o, kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan adamlardandı.
Bir emir, bir görev ve devletin çıkarları uğruna yapılmış bir anlaşma: evlilik. Duyguların yasak, güvenin lüks olduğu bir dünyada iki asker aynı soyadı taşımak zorunda kalacaktı. Bu evlilik bir yuva değil, bir operasyondu. Yüzükler bir bağlılık değil, bir görev zinciriydi.
Kaybedecek şeyi olmayan zihin, bedeni zorlayamaz.
Mezhebiniz, ırkınız, dinlediğiniz müzik, yediğiniz yemek önemli değil. Önemli olan iki şey var. Bir VATAN, iki YANINDA Kİ ADAM.