2. Bölüm

2 ‎ꫂ᭪

Aykırı çiçek
nazbennnn

Öncelikle bir anda ortadan kaybolduğum için çok özür dilerim 🤧ilhamım ve yazma isteğim alıp başını gitmişti...Şuan da pek gelmiş değil ama halledeceğim.Bundan sonra daha sık bölüm atmaya çalışacağımm ⭐ (inandırıcı yalanlar sallarım)

 

"Nasıl aldatır lan seni?"ateşin birden yükselmesiyle bakışlarımı elimdeki meyveli yoğurt'tan ona çevirdim.Hastanede işimizin gücümüzün başındaydık.Ama biz şuan daha çok dedikodu başındaydık.Aldatıldığımı arkadaşlarıma anlatmıştım ve yorumlarını dinliyordum.Zevkli bir aktiviteydi.

"Benim zaten onu hiç gözüm tutmuyordu."dedi limonlu kurabiyem.

"Bok sineğine benziyordu.Erkek zevkine hayranım Lavin."rüzgara ters bir bakış attım.Erkek zevkim sorgulanmamalıydı.

"Tutmayın lan beni gideyim bir boyunun ölçüsünü alayım."ateş birden ayaklanınca gülerek ona baktım.Tutan yoktu zaten.

"Kardeşim..."dedi rüzgar sakin bir sesle."En son birini dövmeye gittiğinde sen dövülüp geri gelmiştin hatırlatmak isterim."

Doğruydu.Geçen sene meltemin eski sevgilisini dövmeye gitmişti.Ama adam eşeğini sağlam kazığa bağlamıştı.Bütün mahalleye karşı ateşin hiçbir şansı yoktu.Bir güzel dövüp geri göndermişlerdi.Bizim kapıya dayanıp birde Meltem'e hep senin yüzünden diyerek kızı vicdan azabından ağlatmıştı.Gerçekten salaktı.

"Birde birdaha birini dövmeye gitmeye çalışırsam yapışın yakama sakın bırakmayın demiştin".dedi sakin bir sesle Barlas.Bir anlığına şokla ona baktım.Burada mıydı bu çocuk bunca zamandır?Bu kadar sessiz olması korkutucuydu.

"Kusura bakma lavinciğim ama yeniden yüzüm yamulsun istemiyorum.Bu mükemmel yüz kızları etkilemek için bana lazım"diyerek yanımdaki boşluğa oturdu ateş.

"Şiddet iyi birşey değil zaten."dedim götümden sallayarak dün batuyu terlikle bir güzel dövmemişim gibi.Sinir anında oluyordu öyle şeyler.

"Bir dakika lan."diyerek bana döndü yanımdaki ateş "Sen niye bu kadar mutlusun?Gören de nenen aldatıldı sanacak."

"Aman çokta takmamak lazım ya böyle şeyleri relax olacaksın."dedim arkama yaslanarak.

"İzindeyiz reis."kahkaha atarak bana göz kırptı rüzgar.

"Bu kadar rahat bir insan olmak nasıl bir duygu?"Barlas'ın sorduğu soruyu birkaç dakika düşündüm.Mantıklı bir cevap bulunca konuşmaya başladım.

"Ben bu duyguyu tarif edemem.Kendin yaşayıp görmen lazım."barlası rahat bir şekilde asla hayal edemiyordum.Ama belki de benim bu cümlem onda başka ufuklar açardı ve birden dönüşüm geçirirdi.

"Çok sıcak bayılacağım şimdi."dedi ateş elini alnına koyup çakma bayılma taklidi yaparak.Şahsen ben çok inanmıştım.Hemşire olmak için harcadığı çabayı oyuncu olmak için harcamalıydı.

"Çözümü belli.Yarın denize gidelim."dedi rüzgar.Zeki insanın hali bir başkaydı vesselam.Bizim iki dakikada konular arası geçişi ise hiçbir tren sağlayamazdı.

Gözleri kapalı olan meltem birden tak diye ayıldı.Kısa bir an bakıştık.Meltemi tanıyorsam o denize uçarak bile giderdi.Rüzgarla olan her aktiviteye iki eli kanda bile olsa geliyordu.Aşk böyle birşeydi demek ki.

"Gel alnından öpeceğim.Zeki arkadaşım benim."ateş cidden yerinden kalkarak rüzgarın yanına gitti ve alnından öptü.

Rüzgar ateşi iterek boka bakar gibi ona baktı."Uzak dur benden.Korkuyorum senden.Evde bile her an tetikte geziyorum."

"Çok seviyor beni."Ateş sırıtarak benim yanımdaki yerine geri döndü.

Barlas'tan hiç ses çıkmayınca bakışlarımı ona çevirdim.Kalp krizi falan geçirse biz görene kadar ölürdü çocuk.Gergince yeri izliyordu.Her dakika gergin olmak zordu zannımca.

"Barlas."bana bakması için ona seslendim."İyi misin?"

"İyiyim ama büyük bir problemimiz var.."

Hepimizin meraklı bakışları ona döndü."Annen izin vermiyor mu yoksa?"dedi ateş kendi söylediği şeye sadece kendi gülerek.

Ters bakışlarımı ona çevirince sustu.Barlas bize çok önemli bir basın açıklaması yapacaktı bugün inşallah.Bu gidişle 3 güne anca konuşacak gibi bir hali vardı ama.

5 dakika sonra...

"Ben yüzme bilmiyorum."dedi başını eline eğmiş parmaklarıyla oynarken.Utanmış mıydı?Bu çocuk hiç 27 yaşında gibi değildi.Çok tatlı görünmüştü şuan gözüme.Barlasla daha önce hiç denize gitmemiştik.Dolayısıyla bu bilgiyi yeni öğreniyorduk.

Ateşten devasa bir kahkaha tufanı koparken ensesine bir tane patlattım."Komik mi lan?"

"Ya siz benim ensemden ne istiyorsunuz amına koyayım.Gelen vuruyor geçen vuruyor."ensesini ovuşturarak bana baktı.

"Senin de köpek balığı fobin var bilmem hatırlatabildim mi.Rüzgara yapışıyorsun denizin içinde kene gibi."

Gözleri irice açıldı ve panikle barlasa baktı.Bu bilgiyi bilmeyen tek kişi oydu.Aramıza 1 yıl önce katılmıştı.Ama uzun yıllardır arkadaş gibiydik.

Bu sefer kahkaha atma sırası barlastaydı.Ateşin karizma yerle bir olurken bana efkarlı bir bakış attı.Son bir ümitle savunmaya geçti."Yok öyle birşey.Yalan iftira."

"Kanıtım var."dedi rüzgar ateşe sinsi bir bakış atarak

"Hadi be oradan.Çıkar göster."

Rüzgar elini pantolonunun cebine atarak telefonunu çıkarttı ve birkaç dakika aradıktan sonra zafer kazanmış bir edayla gülümsedi."Buldum."dedi ekranı bize çevirerek.

Kadrajda kol kola girmiş bir adet rüzgar ve ateş vardı.Bir önlerindeki denize birde birbirlerine baktılar.Birkaç saniye sonra ateş gergin bir ses tonuyla konuştu "Rüzgar burada köpek balığı yoktur değil mi?"

Hepimizden gür kahkahalar yankılanırken ateş kendini yastıkla boğuyordu.Bundan sonra her zaman tetikte olmalıydı.

Onu boşvererek barlasa döndüm."Ben sana öğreteceğim yüzmeyi rahat ol sen barlas.10 dakikada kurbağalama yüzmeyi profesyonel bir şekilde öğreneceksin."

"Eyvallah reis var ol."diyerek elini göğsüne koyup bana dayı selamı çaktı Barlas.İşte tam bu anda kahveye gittiğine emin oldum.Başka bir yerden öğrenmesi mümkün değildi.Ben ve muhteşem hislerim asla ve asla yanılmazdı.

Bende aynı şekilde karşılık verdim.Arada dayıları anlamak ve anmak lazımdı.

Bizim bu anlamsız selamlaşma faslımıza garip bakışlar atan diğer arkadaşlarıma baktım bir an.Neden öyle bakılıyordu?Bok mu vardı?

"Neden öyle bakıyorsunuz ne var yani?"dedim dayanamayıp.

"Aşırı kırosunuz kusacağım şimdi."dedi ateş yalandan kusar gibi yaparak.Kendini boğduğu için yanakları kızarmıştı.

"Kıro değiliz kültürlüyüz biz.Halktanız samimiyiz."dedim sonuna kadar savunarak.Savunma atağı geçiriyor da olabilirdim.Arada geliyorlardı.

Rüzgar ve Meltem aynı anda kahkaha atarak bana baktı.Ateş bile kusma taklidine ara vererek gülüyordu.Komik olmak zordu.

"Barlas sen de birşey söylesene oğlum."dedim alttan mesajı çakarak.

"Lavin kardeşime çok katılıyorum.Siz ne anlarsınız samimiyetten,kültürden, gün görmemiş elit insanlar."

Bu çocuk aynı bendi.

Rüzgar gülmesini zorla durdurup konuşmaya çalıştı."Susun artık gülmekten bayılacağız yoksa.Bu nasıl bir savunma aşkıdır."

"Kültürel miras gibi bir savunma.İnanıyorum ileride nesilden nesile aktarılacak."kendimden emindim.Hemşire olacağıma avukat olmalıydım.

Biraz daha bu seviyeli sohbetimize devam edip yarın'la ilgili detayları konuştuk.Gönül isterdi ki daha fazla konuşalım ama işimiz vardı.Acilden çağırılınca apar topar acile inip titizlikle işimizi yaptık.

Akşam hastane kapısından çıkarken yine yorgundum.Meltemle kol kola girmiş bir şekilde eve doğru istikrarla ilerliyorduk.Ama zordu.Bir meltem koluna ağırlığımı verdiğim zaman beni Seyit Onbaşı misali taşıyordu bir ben onu.Hem harbi hem barbieydik.

Kapıyı açıp eve girdiğimizde koşa koşa odama gittim.Ama birden aydınlanma yaşayınca duş almak için lavaboya doğru üzgün bir şekilde ilerledim.Uyumak istiyordum.Biraz ayakta uyusam ne olabilirdi?Sırtımı lavabo kapısına yaslayarak birkaç dakika uyukladım.

"Lavin bir gelir misin?"meltemin sesiyle yeniden doğmuşçasına kendime geldim.Harbiden ayakta da uyuyordum artık.Meltemin neden beni çağırdığı konusunu ise hiç düşünmek istemiyordum.

Yine ne yaptım?Acaba yaktığım kek kalıbını mı gördü?

İçimden ihtimalleri sıralayarak gergince meltemin odasına gittim.Ama karşımdaki manzara hiç korkutucu değildi.Meltem dolabının karşısına dikilmiş çok önemli bir eseri inceler gibi dolaba bakıyordu.Şimdi boku yemiştim işte.Kesin kıyafet seçtirecekti.

Bayılma taklidi mantıklı gelince bu konuda kendime idol olarak gördüğüm canım arkadaşım ateşi hatırlayarak onun gibi kendimi meltemin yatağına doğru savurdum.İnandırıcı olsun diye de dilimi dışarı çıkarttım.Çocukken bu taktik hep işe yarardı.

Meltemin kahkahasını duyunca tek gözümü açtım.Yememişti.Ben olsam afiyetle yer çok şükür derdim.Ama herkes ben değildi işte."Ne yapıyorsun Lavin?"

"Bayılıyorum."gözümü tekrar kapatıp bayılma numarama devam ettim.Belki içim geçerdi de uyuya kalırdım.

"Ya Lavin kalk."Meltem kolumdan tutup zorla beni oturtunca ağlamaklı bir ifadeyle ona baktım.Bu bana yapılmamalıydı.Camdan atlayasım vardı tam olarak şuan."Benimle kıyafet seçmek zorundasın çok kritik ve önemli bir olay bu.Rüzgar da gelecek güzel olmam lazım."

"Canım,ciğerim seni her halinle beğenir o boşver ne gerek var bu kadar hazırlığa."vazgeçmesi için her yolu deneyecektim.

"Sus yalan söylüyorsun."

Oha nasıl anlamıştı.Pekte yalan değildi aslında Meltem çok güzeldi.Kahverengi omuzlarında biten saçları,saçlarıyla uyumlu kahverengi gözleri vardı.Minik bir burun ve biçimli dudaklar ise Star parça olabilirdi.Ben rüzgar olsam çoktan yandırırdım limonlu kurabiyeme.

"Nasıl anladın lan?"

"Gözlerinden."

Aynadan maviş gözlerime bir baktım.Bana pek birşey anlatmıyordu açıkçası.

"Neyse konuyu sapıtma kıyafet seçeceğiz.Sana da seçmemiz lazım hatta."Meltem tekrar dolaba dönünce bende yatakta yatar bir pozisyon aldım.Madem iş uzundu rahat olmak lazımdı.

"Bu nasıl."gösterdiği kırmızı elbiseye tip bir bakış attım.Simliydi lan bu?Rüzgara güzel olacağım diye rezil olacaktı.

"Sence nasıl Meltem?"

"Şık."

"Disco topu olmak istiyorsan giy bunu kesin."

Elindeki elbiseyi hiç asma zahmetine girmeden dolaba savurdu.Meltem de arada sinirlenebiliyordu.

"Bu güzel ama değil mi?"gösterdiği siyah elbiseye bakıp sanki modacıymış gibi ciddi bir yorum yaptım."Çok siyah götün yanar."

Biraz fazla açık sözlü bir modacı olabilirim.Ne olmuşkine yani.

"Ne giyeyim o zaman Lavin?"

Yattığım yerden göz gezdirirken beyaz bir elbise gözüme çarpınca ortamdaki gerginliği bir nebze azaltmak için onu işaret ederek Meltem'e baktım."Bu olsun.Rüzgara alttan alttan 'Alacaksan al beni sonra pişman olursun' mesajı verirsin."

Kendi söylediğim şeye sadece kendim gülerek dik konuma geldim.Uykusuzluk yan etki yapıyordu.Kafam güzelleşmişti.

"Gül gül bayıldım bak."

"Bakayım."gerçekten ona bakınca limonlu kurabiyem fıttırdı.

"O mavi gözlerini oydurtma bana lavin."

Gülerek ona bakmaya devam ettim.Sinirliyken de tatlıydı.Yataktan kalkıp yanına gittim ve yanağından makas alarak dolabının karşısına dikildim.

"Ben bir moda ikonu olarak şimdi sana bulacağım canım merak etme sen."elimi askıdaki elbiselerde gezdirdim.Maşallah burdan Konya'ya yol olurdu.Askının sonu yoktu.

Yeşil minik çiçekleri olan bir elbiseyi gözüme kestirerek onu askıdan çıkartıp Melteme uzattım.Uzatırken de ciddiyetle ona bakıyordum.Ciddi olduğumu anlamazsa sabaha kadar burda elbise bakardık."Bu olsun çok güzel.Sana da çok yakışır."

Elbiseyi üstüne tutup aynaya baktı."Doğru söylüyorsun değil mi?"bana olan güveni bir anlık gözlerimi yaşarttı.

"Ben yalan söylemem."inşallah ağzım ve burnum yer değiştirmezdi.Söylerdim.Ama olsundu.Her kulun olurdu böyle hataları.

"Tamam beğendim ben bunu.Şimdi sıra sende."tam kapıya doğru hamle yapıyordu ki kendimi önüne atarak durdurdum.

"Olmaz."

"Niye olmaz?"

Çok mantıklı bir soru..

"Şeyden..."birkaç saniye düşündüm.İyi ki yalan söylemiyordum."Seçtim ben ondan."masumca gülümsedim.

Bir an şüpheyle kaşı havaya da kalksa da üstelemedi canım arkadaşım."İyi o zaman.Şaşırttın beni."

"Şaşırtmayı severim."göz kırptım ve yanağından öperek banyoya doğru ilerledim."Duş alıp uyuyacağım limonlu kurabiyem.İyi geceler. Seviyorum seni."arada çok romantik oluyordum.

Kendimden bir etkilendim.

"Delisin."meltemin kıkırdayan sesini duydum.Utanmıştı.

Hızlı bir duşun ardından banyodan çıkıp odama girdim ve ayıcıklı pijamalarımı giyerek saçımı bir gram kurutma zahmetine girmeyerek yatağıma yattım.Bu sıcakta ne gerek vardı.Kendi kendine salına salına kurusundu.

Gözlerim yavaş yavaş kapanırken huzurla gülümsedim ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

⋆˚꩜。𝜗ৎ

"Lavin kalk."birden sarsılınca panikle yatakta dikildim.Ne oluyordu lan?Başımda dikilen Meltem'e yarı açık gözlerimle baktım.Ama bakmasam da olurdu.Bakışlarıyla kınıyordu beni.

"Ne oldu meltem?"

"Geliyorlar kalk."

Bu nasıl bir cümle kim geliyor?

"Kim geliyor?"

"Haçlı ordusu lavin."bıkkın bir nefes almıştı sanırım.Yarı açık gözlerimle bu kadar görüyordum.Ayrıca haçlı ordusunun burada ne işi vardı?İzmir'de savaş mı çıkmıştı?

Melteme nasıl salak bir bakışla baktıysam halime acıyıp beni aydınlattı "Rüzgar aradı 10 dakikaya ordayız dedi."

Şimdi jeton düşmüştü işte.Biz denize gidecektik.Gözlerimi ovuşturarak dün gece yastığımın altına park ettiğim telefonumu almak için elimi yastığın altına soktum.Yoktu.Gözlerim bu noktada açıldı.Ne demek yoktu?Kendi kendini imha mı etmişti?Neredeydi benim can yoldaşım?Panikle ayağa fırlayıp yatağın içini yokladım.Yastığı elime alıp sağa sola salladım.Hatta bir ara kendimi yatağın içinde kaçak kazı yaparken bile buldum.Bu kadar eforun ardından yere düşmüş telefonum gözüme çarptı.Eğilip hemen elime aldım ve sarıldım."Bir daha yapma böyle şeyler."

"Lavin ne yapıyorsun?"meltemin şaşkın sesiyle ona döndüm.Benim arkadaşım sakattır temalı bir bakışla bakıyordu.Haklıydı da.

"Telefonuma sarılıyorum."dedim çok normal bir olaymış gibi.

"O kadar uyandırmaya çalıştım seni uyanmadın.Şu zımbırtı kayboldu diye evi ayağa kaldırdın aşk olsun."bana efkarlı bir bakış atıp odamdan çıktı.

Zımbırtı falan ayıp oluyordu ama neyseydi.

Meltem daha fazla delirmesin diye telefonumu yatağımın üstüne bırakarak banyoya gittim.Rutin işlerimi hallederek çıktığımda Meltem salonda zebellah gibi dikilmiş bana bakıyordu.Fazla baskı gererdi beni.

"Yine ne oldu meltem?"dedim sabırla.Peygamber sabrı olabilirdi bende zannımca.

"Klazote düştün sandım."

Güldüm.Güleyim diye demişti bence."Komiksin limonlu kurabiyem"

Odama geçip dolabımın karşısına dikildim.Sıcaktı.Ve ayrıca saat kaçtı.Bu bilgi yeni aklıma gelince telefonumu açıp baktım ve 7:30 yazısını görünce donakaldım.

Denizi biz açacaktık herhalde.Bu saat neydi?

Sabırlı bir insan olduğum için ya sabır çekerek bikinimi ve beyaz bir kot şort ile mavi bir crop çıkarttım dolabımdan.Bikinim de maviydi meltem zorla gözlerinle uyumlu diye aldırmıştı.Ben kimseye böyle uymamıştım..

Giyindikten sonra makyaj masamın karşısına geçerek aslan yelesi saçlarıma bir nebze olsun tarakla şekil vermeye çalıştım.Sonuç iyiydi.Güneş kremi de sürüp masanın üzerindeki çantama birkaç makyaj malzemesi attım.Fotoğraf çekilirsem ihtiyacım olurdu.

Hazır olduğuma emin olduktan sonra meltemin odasına doğru yol aldım.Erken kalkan yol alırdı.

Meltem'e kapıdan baktığımda yeşil elbisesi, düz saçları ve hafif makyajıyla çok güzel görünüyordu.Ben yanında biraz başka ırktan gibi kalmıştım ama önemli değildi.

"Çok güzel olmuşsun kız."dedim gülümseyerek.Rüzgarın işi bugün zordu.

"Ya utanırım deme öyle."utanmasını yerdim.

Tam cevap verecekken meltemin telefonu çalınca veremedim.Meltem panikle telefona koşup açtı.Bizimkilerden biriydi tahminimce.Birkaç dakika konuştu.Bende bu arada biraz gözümü kapatmış olabilirdim.Konuşması bittiğinde bende gözlerimi açtım.Kızardı.

"Gelmişler Lavin koş.Geç kaldık.Daha markete gideceğiz."çantasını daha önce görmediğim bir hızda koluna takarak yerdeki kocaman başka bir çantayı da yüklendi.Ben daha ne olduğunu anlamadan kapının önüne gelmiştik.Bu nasıl bir hızdı?Elindeki çantayı sorma fırsatım dahi olmamıştı.

Ayakkabılarımızı giyerek evden çıktık.Market uzak değildi o yüzden şanslıydık.Ama saat erken bile olsa sıcak aynı sıcaktı.Tabiri caizse götüm yanmıştı sıcaktan.Markete girince serinlikle beraber bir oh çektim.

"Meltem o çanta ne Allah aşkına?Senden büyük."şuan sorgulamak için en doğru andı.

"İkimiz için de eşya falan var.Birde yemek."

Beni de düşünmesi ufaktan bir duygulandırdı.Ama bu çantanın büyüklüğüne laf etmem için engel değildi."Mükemmel bir tercih bu kadar eşya için."dedim ama demez olaydım bana en tersinden bir bakış attı.

Sen neden bana bakıyorsun hey?

Alışverişin geri kalanında susarak meltemin istediği şeyleri aldım.Marketten çıktığımızda denize değil de 5 günlük tatile gidiyormuş gibi duruyorduk.

Rüzgarın arabasının marketin önünde olduğunu gördüğümde derin bir nefes verdim.Birimizin arabası vardı en azından.Bence rüzgar zengindi ama bize söylemiyordu.

Rüzgar elimizdeki poşetleri görmüş olacak ki bagajı açarak bizi konuşmaktan kurtardı.Hızlıca savurur bir vaziyette poşetleri bagaja koyup arka kapıyı açarak arabaya bindim.Barlas camdan bakarak zihninde 5 sezonluk netflix dizisi çekiyordu tahminimce.Onu hiç rahatsız etmeden yanına doğru kaydım.Birkaç saniye sonra da Meltem binince hazırdık.

"Günaydın güzellikler."ateş ön taraftan bize kafasını uzatıp gülümsedi.Bana gün falan aymamıştı.Hayatımın en boktan günüydü.Ama yine de üzülmesin diye bende kısaca günaydın dedim.Yufka yürekli olmak zordu.

Meltem'e baktığımda bakışları pür dikkat dikiz aynasındaydı.Ne vardı bu kadar dikkatli bakacak?Bende çaktırmadan bir bakış attım ve gördüğüm şeyle gururlu bir anneymişim gibi hissettim.

Rüzgar da aynı şekilde dikiz aynasından Meltem'e bakıyordu.Meltem kızarmıştı,utangaç bir şekilde gülümsüyordu rüzgar ise bu haline içi gider gibi bakarak gülümsüyordu.

Bak hele bak.Yavrum büyümüş de göz teması kurmayı öğrenmiş.

Çok gururluydum.Tutmasalar ağlardım.O derece yani.Benim işe el atmama gerek kalmamıştı yakında bu iş olurdu

"Hadi gitmiyor muyuz?"ateşin sorduğu soru kesinlikle çok doğruydu ama yanlış bir andı.Bütün romantik ortam dağılmıştı.Bir kere de hayırlı bir şeye vesile olsa şaşırırdım zaten.

"Gidiyoruz."rüzgar kafasını iki yana sallayarak arabayı çalıştırdı.Bende daha fazla ayık kalmaya dayanamayarak arkama yaslanarak rahat bir pozisyon aldım.Ama fazla rahat gelmeyince başımı Barlasın yastık gibi olan omzuna yasladım.Çok rahattı.Birkaç dakika sonra Barlas da kafasını hafifçe yana yatırdı ve oda yanağını kafamın üstüne yasladı.

Barlasla kafa kafaya verip uyuduğumuz 40 dakikalık yolculuk arabanın içinde düğün varmış gibi çalan şarkıyla son buldu.Aniden kafamı kaldırdım.Kim evleniyordu?

Yanımdaki Barlas da aynı dertteydi."Ne oluyor lan.Kafamı siktiniz.Kim açtı onu?"

Kesinlikle katılıyordum.Ateş sırıtarak bize dönünce ona en ters bakışımı attım.'Kim açtı' diye sormamız bile hataydı.

"Uyanın diye açtım.Geldik."Elindeki telefonu bize doğru çevirdi.Kamera açıktı.Video çekiyordu hatta.Ona da ters bir bakış attım.Kamera benden barlasa dönünce çocuk sökercesine kapıyı açıp dışarı çıktı.Sevmiyordu böyle şeyler.Ünlü olma potansiyeli varsa bile bu özelliğinden sonra bitmiş gitmişti..

"Aşk olsun 'arkadaşlarımla denize geldik çok stresliydi' diye vlog atacaktım bir düzgün durmadınız."telefonu kendine çevirip kas şov yapmaya başladı.Artık yorum yapmak istemiyordum.Bende kapıyı açıp barlasın peşinden çıktım.Bagaja yaslanmış duruyordu.İçinden nerden buldum ben bu malları dediğine emindim.Yanına giderek bende yaslandım.Ama ben içimden nerden buldum bu malları demedim.İçim üşeniyordu

Birkaç dakika sonra arabadaki üçlü de inip yanımıza geldi.Yaslandığım yerden ayrılıp gölge biryere geçtim.Poşetleri ateş,barlas ve rüzgar taşırdı.O kaslar süs diye yoktu nihayetinde.

Meltem yardım etmeye çalışınca rüzgar ona birşey söyledi ama tam olarak ne dedi anlayamadım.Meltemin benim yanıma doğru yürüdüğünü görünce az çok emin olmuştum söylediği şeyden.

Bagajdaki bütün poşetleri yüklenen canım arkadaşlarıma sevgi dolu bir bakış attım.Bagajı kapatarak ise onlara bu sevgimi gösterdim.Çok yardım sever bir insandım.

Hep beraber yürümeye başladığımızda önümdeki arkadaşlarımın kıyafetlerine değerlendirici bir bakış attım.Medine dilencileri gibi üçü de bembeyaz t-shirt giymişti.Altlarındaki deniz şortları bile aynıydı.

"Belediye mi dağıtıyor bu kıyafetleri."dedim gülerek.Kendimi tutamıyordum.

"Ne diyorsun sen sarı kadın insanı?Kınıyorum seni.Modaya uygun gayet modern giyindik diye kıskandın değil mi?"ateşin konuşmasıyla ona baktım.Gözlerimi devirdim bu cümlesine sadece.Gayet yeterli bir cevaptı ve anlayıp önüne döndü.

Plaja girdiğimize saat erken olduğu için kalabalık değildi.Bu saatte gelmemizin bir amacı vardı demek ki.Boş şezlonglara yerleştiğimizde Barlas ve Rüzgar şemsiye açmakla uğraşıyordu.Ben meltem ve ateş ise deniz görmemiş köylüler gibi denize bakıyorduk.Güzel görünüyordu.İnsanın bir elini yüzünü yıkayası geliyordu.

Bu kadar da belli etme köylülüğünü be.

Bütün işleri hallettikten sonra rüzgar bir anda t- shirtünü ensesinden kavrayıp tek hamlede çıkarttı.Meltemin zorlu sınavı şimdi başlıyordu.Sırtı bize dönük olduğu için ensesinden başlayıp belinin sonuna kadar olan kılıç dövmesine baktık.Bunu da rüzgar çizmişti.Güzel bir dövmeydi.

"Ben yüzeceğim sıcaktan öldüm."dedi elini yüzüne doğru sallayarak.

Ateş'te birden ayaklanarak üstünü çıkarttı.Onun da dövmeleri vardı.Hatta barlasın da vardı.En sevdikleri aktivite buydu.Resim tahtası gibiydiler.Çoğu dövmelerini rüzgar çizmişti.Dehşet özeniyordum bazen onlara."Bende geliyorum kardeşim.Anca beraber kanca beraber."sarı kıvırcık saçların sallayarak kendince havalı olmaya çalıştı.

Burdan bakınca kulağına su kaçmış aygır gibi duruyordu da neyseydi zorba olma kanka ol demişlerdi.

Barlas ise onlara boş bir bakış atıp şezlongunda rahat bir pozisyon aldı.Bende yatar bir pozisyon alarak ne istediğimi belli ettim.Meltem de girmek isteyince üçünü uğurlayıp onları uzaktan izlemeye başladık.

Sıcaktı.Hemde çok.Barlas'a bu bilgiyi vermek için ona döndüm.Oturur bir pozisyona gelmiş elinde iki ayran kutusu tutuyordu.

"Onlar ne alaka oğlum?"

"İçeceğiz."dedi gayet rahat bir şekilde.

"Niye o kadar içecek varken ayran peki."bunu gerçekten çok merak ediyordum.

Gülümsedi."Haince planlarım var.İçen herkese uyku yapacak.Uyku yapınca da erken döneceğiz."

Ben böyle planı ayakta alkışlardım.

Gülerek elindeki ayranı aldım.Sabah sabah iyi bir kahvaltı olacaktı."Çok zekisin barlas sen harcanıyorsun bu ülkede.Profesör olman lazım senin ama işte."

Elit bir şekilde ayranlarımızı içerek sohbet ettik.Ama sıcağa artık dayanamayınca barlasa denize girme fikrimi sundum.İlk başta kabul etmese de ikna yeteneklerim sonucunda kabul etmişti.

Vücudumun her yerine bolca güneş kremi sürme işlemimi gerçekleştirirken bir yandan da yanmayayım diye dua ediyordum.Hiç sevmezdim.

Ayağa kalktığımda yan tarafımdaki barlasın çocuk simidi şişirdiğini gördüm.Hayrına bir çocuğunkini şişiriyordu tahminimce.

"O kimin?"

"Benim."dedi işine ara vererek.Şaka yapıyor sanarak güldüm.Ama bakışlarındaki ciddilikle gülüşüm soldu.

"Nasıl sığacaksın?"dinazorlu simite bir bakış attım kolu anca girerdi.

"Koluma sokacağım sadece.Onun varlığı bana güven verecek."kahkaha atmamak için zorla tuttum kendimi.27 yaşında dev gibi bir adamdı ama simitle yüzüyordu.

Şişirme işlemi bitince oda üstündekinden kurtuldu ve göğsündeki yılan dövmesi dikkatimi çekti.Yeniydi.Yakışmıştı.Benimde yaptırasım geliyordu bizimkilere bakınca.Çok sanatsal dövmeleri vardı.

Dizlerimize kadar suya girdiğimizde daha doğrusu -barlasın dizi benim göğsüme kadar-barlas panikle koluma yapıştı."Çok soğuk.Hipotermi geçirip öleceğim şimdi. Geri dönelim."

"Ne soğuğu oğlum saçmalama."dedim ama harbi soğuktu.Donduğum belli olmasın diye garip garip ısınma hareketleri yaptım.

Ben kendimi kaptırmış hareket ede ede yürürken birden barlasın varlığını yanımda hissetmedim.Arkama dönüp baktığımda hala aynı yerde yalı kazığı gibi dikildiğini fark ettim.Ellerini de önünde birleştirmiş gariban köpek pozisyonu almıştı.

Sıkıntılı bir nefes verdim."Barlas."

Sesimi duyunca bakışlarını bana çevirip kafasını ne var der gibi eğdi.

"Davetiye mi bekliyorsun lan gelsene yanıma."

"Yok ya iyi burası sırtımı ısıtıyorum ben git sen gez dolaş serin serin sular."

2 dakika sonra...

"Bak şimdi ayaklarını biraz yukarı kaldır destek vereyim mi alttan."ona baktım bir an.Yok dercesine başını salladı.Evet şuan yüzme öğreniyordu. Ne yapıp ne edip yanıma getirmiştim.Yüzmeyi öğretemezsem gözüm açık giderdim.

"Şimdi de kollarını aç sonra da bırak kendini ak gel bana"dedim ve ondan biraz uzağa yüzdüm.

Bir bana bir suya baktı."Kuş muyuz biz amına koyayım.Yok kol aç yok bacak aç."

"Susup dediğimi yapar mısın artık."

Ofladı ve dediklerimi yaparak bana doğru gelmeye başladı.Gülümsedim. Hatta gaz vermek için alkışlamaya başladım.Gaz yerse karşıya kadar bile yüzerdi.

Kollarını çırpa çırpa yanıma geldiğinde gülüşüm bir an soldu.Kolları iyi hoştu da ayakları dimdik altta duruyordu.Yürümüştü.

"Barlas yürüdün mü?"dedim sesimi hafif yükselterek.Ulan ben burda gururdan ağlayacaktım az kalsın yüzüyor diye o sanki ekmek almaya gider gibi yürümüştü.

"Ne yapacaktım ki.Hem sen boşver burayı ya biz seninle kıyıya gidelim gel orası daha otantik."

Sinir stres seviyeme aldırmadan birden bana doğru atıldı ve tek koluyla belimden kavrayıp omzuna patates çuvalı misali attı.Kısa bir çığlık attım.Dünyam tersine dönmüştü.Karşıdan bakan biri köpek balığı avlamış sanabilirdi."Ne yapıyorsun be."

"Yorulma diye dev hizmet verip omzumda taşıyorum."

Güldüm.Kıyıya yaklaşınca beni omzundan indirdi ve koluna girmem için bir işaret çaktı.İşaretleri anlamada üstüme insan tanımadığım için koluna girdim anında.Kıyıda kol kola yürümeye başladık.Denizde yürümenin keyfi de bir başkaydı be.

"Sana bir soru sorabilir miyim yüksek müsaadenle?"dedim sırıtarak.

Bakışlarını bana çevirdi ve güldü."Şov yapma sor."

Uzun zamandır hep sormak istediğim ama bir türlü kısmet olmayan o nadide soruyu sordum."Boyun kaç senin ya."

Uzundu.Hemde bayağı.Ben omzuna bile gelemiyordum.

"1.95."dediği an bir an durdum.

"Yuh,oha,vay anasını annen neyle besledi oğlum seni."dedim gözlerimi şokla açarak.

"Allah vergisi kardeşim."dedi gururla.

"Biraz daha uzun olsan dağ olurmuşsun.Aslında hala geç değil bir düşün."

"Elbet birgün."dedi yaşlı dayılar gibi.

Bakışlarımı uzaklara bizimkilerin olduğu yere çevirdim.Biz burda yürürken onlar balık gibi yüzüyordu.

 

 

 

Bölüm : 18.03.2026 23:02 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Aykırı çiçek / Aşk Kazası / 2 ‎ꫂ᭪
Aykırı çiçek
Aşk Kazası

32 Okunma

3 Oy

0 Takip
3
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...