
Bu bölüm ikinin devamıı çok uzun olduğu için bölmem gerekiyormuş gibi hissettim ilham gelince de destansal geliyor so sad..
Bizimkilere bakıp efkarlandıktan sonra birden barlasa döndüm madem yüzmüyorduk en azından kaliteli birşeyler yapmalıydık.
"Seninle teke tek atsak kim alır?"
Ciddi misin der gibi baktı bana."Lavin her türlü alırım."
Birden hırslandım.1 65 boyumla aniden "Deneyip görelim o zaman."dedim.
Kahkaha attı."Burada mı?Boğulmak mı istiyorsun sarışın?"
"Ben değil sen boğulacaksın"dedim ıslak saçlarımı savurup.Neyin özgüveni neyin egosuydu bu?Birazdan balıklara selam çakacaktım.
"Sen istedin."dedi ve kolumdan aniden çıktı.Bende bunu fırsat bilip ani bir hamleyle arkasına geçtim ve sırtına atladım.Kollarımı boynuna doladığımda ne yapacağıma dair bir fikrim yoktu.Sırtından nasıl devirecektim lan çocuğu?
Barlastan önce bir gülme sesi geldi sonrasında ise kolundaki simiti seri bir hareketle kolundan çıkartıp savurdu.Birazdan o simitin kaderini bende yaşayacaktım..
Beni de gerçekten savurdu.Ama gerçekten yani.Eliyle bacağımdan kavradığında çığlık atarak ellerimi çözdüm.Çözdüğüm için suya düştüm.Beyinsel yetilerim inanılmazdı.
Barlas beni sudan çıkartıp bir elini bacaklarımın altından geçirerek diğerini belime sardı.Sonra kendi etrafında dönerek beni füze fırlatır gibi ileriye doğru savurdu.
"Lan."dedim panikle ama suyun içine gömülünce devamı gelemedi.Gözlerimi açmadan birkaç saniye suda bekledim boğuldum sanardı belki.Ama yemedi bende balıklara yem olmamak için kafamı çıkartıp nefes aldım.
Gözlerimi açıp saçlarımı gözümün önünden çektiğimde Barlas benden uzaktaydı.Gözlerim şokla irileşti.Yuhtu ohaydı.Buraya kadar beni savurmuş muydu?
Bu güç beni korkutsa da durmadım.Yanına yüzüp sincise alttan bacağını kavrayıp kaldırdım ve onu suya düşürdüm.
Lan bir dakika.
Yüzme bilmediği fikri aniden kafama dank edince panikle tekrar bacağını bulmaya çalıştım birde benim yüzümden genç yaşta boğulur giderdi.
Ama boğulmadı hızla çıktı ve aramızda yağlı güreşçiler misali bir mücadele başladı.
"Pes.Vallahi pes."dedim ellerimi havaya kaldırıp.Kaç dakikadır mücadele ediyordum bilmiyordum ama gebermiştim.
Gururlu bir sırıtışla bana baktı ve kaslarını sıktı."Bunlar boşuna yok sarışın.Kazanacağım hep belliydi."
"Aman da aman havalara bak.Ben bilerek şey yaptım bir kere.Yenildim.Üzülme sen diye yani."
Kahkaha attı ve bana sırtını döndü."Kesin öyledir."
Yürümeye başladığında arkasından "Gitme hey daha kufi kafada okuyacağız."dedim.
Yüksek sesli bir kahkaha attı."Salaksın."
"Öyleyimdir."
İnsanın kendini bilmesi iyi bir özellikti vesselam.
Barlasla yollarımız burada ayrıldığında bende diğer arkadaşlarımla biraz hasret gidermeye gittim.Biraz da onlarla sosyalleşmeliydim.
Ateş beni fark ettiğinde "Şu yüzüşe bak be kurbağalar saygı duruşuna geçer görse."dedi kahkaha atarak.
Ters ters bakıp "En azından benimkiler canlı da geçebiliyor senin benzediğin maymun köpegisinin ırkı bile yok."dedim saçma bir savunuşla.Beynime kan fazla gelmişti.
Üçüyle de anlamsızca bakıştık."Barlas iyi gelmemiş sana manyamışsın."dedi rüzgar.
"Lan kızı yerden yere vurdu demin beyinsel fonksiyonları yok oldu herhalde."ateş bana gözlerini doldurup baktı.
Tam cevap verecekken limonlu kurabiyemi kolunu omzuma dolayıp "Çok güzel yüzüyorsun sen bebeğim bakma onlara"dedi.
Ben bu kızın bazen kafasını ısırmak istiyordum.Kocaman gülümsedim. "Canımsın."
Biraz havadan sudan konuşup yüzdük ama benim melteme derin sorularım olduğu için bir zaman sonra yandan yandan başka kıyılara doğru yol aldık limonlu kurabiyemle.
Ateş ve rüzgarın bizi duymayacağından emin olunca hızla konuşmaya başladım."Ne yaptınız rüzgarla?"
Adını duyduğu gibi kızardı bakışlarını başka tarafa çevirdi."Yüzdük."
"Yalandan bacağın burkulmuş gibi yapıp kucağına atlamadın mı yani?"
Şokla bana baktı."Hindistan klibi mi çekiyoruz lavin?
"Of Meltem hiç atılgan değilsin kızım az biraz azim ya."
Kınarcasına baktı bu sefer de."Ok muyum ben?"
Oda bir bakış açısıydı tabi..saygıdan sustum ve beynime yöneldim.Çalışması lazımdı bu işi halletmem daha çok lazımdı.
Aklıma gelen fikirle sinsice gülümsedim."Ben halledeceğim sadece beni takip et."dedim ve hızla ateşlerin yanına yüzmeye başladım.
Arkamdan meltemin "ne?"dediğini duydum ama kulağıma su kaçtığı için duymamış gibi yaptım.
Bizimkilerin yanına gelince ortaya "Deve güreşi yapalım mı?"diye bir fikir attım.Yaratıcılık desen vardı.Her denize geldiğimizde yapardık ama bugün bir farkı olacaktı.Genelde rüzgarın omzuna ben ateşin omzuna Meltem çıkardı çünkü salak arkadaşım rüzgardan deli dehşet utanıyordu.Bende bayılmasın heyecandan diye kabul ediyordum ama bugün kabul etmek yoktu.
Ateş ve rüzgardan onay gelince ateşe doğru ilerledim.Meltemin şaşkın bakışlarını görmesem de hissediyordum.
Ateşin dibinde durup bana bakan arkadaşıma kaş gözle rüzgara git dedim.Nefes alışı şimdiden hızlıydı inşallah kalpten götürmezdik kızı.
Rüzgara bakınca onun da duraksadığını gördüm ama sonra yüzünde bir tebessüm belirdi.Meltem ona gideceği için.
Tutmayın beni ağlamak istiyorum.
"Bu sefer sen bende misin Ağustos böceğim?"bakışlarımı ateşe çevirdim.
"Evet bok böceğim özlemişsindir beni diye düşündüm."
"Çok özledim galiba bayılıyorum özlemden."dedi ve suya daldı.Güldüm kendi kendime ve suya dalma nedenini bildiğim için omuzlarını bulup oturdum.Meltemde oturunca karşı karşıya geldik kurban olduğumla.
"Hadi devem benim göreyim seni."ateşin motivasyonuna gözlerimi devirdim.
"Benimde motivasyon vermem gerekiyor mu?"rüzgarın melteme yönelttiği soruyla merakla limonlu kurabiyeme baktım ama o rüzgarın kafasına aşkla bakmakla meşguldu.Aşk ne kadar kırocasın.
"Yok gerek yok sanırım."dedi utanarak.
"Başlayalım o zaman."ateşle bakıştı rüzgar."Benimki lavini yer birader geçmiş olsun."
Benimki dedi lan Meltem demedi.Allah düğünümüz var a dostlar.
Meltemle mücadeleye başlamadan öpücük attım.Oda karşılık olarak gülümsedi ve daha gülüşü solmadan suyu boyladı.
Birkaç tur daha attık ve hepsinde ben kazandım tabiki.Melteme aşk ağır bastığı için elinde kolunda kuvvet kalmamıştı herhalde.
Rüzgar ben ve Meltem biraz dinlemeye karar verdik ama ateş kalmak istedi.Kalma niyetini az çok ayıkmıştım ama çaktırmadım.
Havluma sarılıp şezlonguma oturduğumda barlasın yanımdaki şezlongta uyuduğunu gördüm.Gülümsedim.Başka bir evrende abim varsa kesinlikle o barlastı.
Tam huzurla denizi izleyecekken tanıdık bir sarı kafayla bakışlarımı ona odakladım.Ateşti.Kızıl saçlı güzel bir kız vardı yanında.İçimden bir ya sabır çektim.Yine ibnelik peşindeydi.Konuştuğu zaten 10 kız varken başka bir hemcinsimi bu salağa kurban edemezdim.
Birkaç dakika ne yapabileceğimi düşündüm ve sonra aniden aydınlandım.
Fobisi...
Boğazımı temizledim ve bize çokta uzak olmayan ateşe seslendim."Lan ateş köpekbalığı değil mi şurdaki ya?"
Normal şartlarda asla duymayacağı sesimi anında duydu.Kafasını bana doğru çevirip "Ne?Nerede lan?"diye bağırdı.
İşte ne kadar karizma yakışıklı olsan da bazen böyle fobilerin olabiliyordu..
Yanındaki kız ona garip bir bakış atarken ateş asla umursamadan adeta koşarak bize doğru gelmeye başladı.Gülmemek için kendimi sıktım.İnşallah patlamazdım.
Barlas uyanmıştı hatta ayağa kalkmış esniyordu.Ama aniden kucağına atlayan bedenle gözleri şokla açıldı.Neye uğradığını şaşırdı.Ateş barlasın kucağına atlamıştı hatta kollarını boynuna bile dolamıştı.Daha fazla dayanamayarak kahkahamı saldım ortama.Peşimden rüzgar ve meltem de gülmeye başladı.Bu hikayede yanan Barlas olmuştu...
"Best ship'im sizsiniz bayılıyorum size."rüzgarın kurduğu cümleye imzamı atardım.
"Rüzgar dilinin kemiğini sikerim senin."Barlas bir yandan ateşi tutarken bir yandan boğuk bir sesle cevap verdi.Şartlar ne kadar zor olursa olsun cevap verirdi.
"Ayıp be ayıp kızlar var burada." kınayıcı bir bakış attı rüzgar.
Çok edepli ahlaklı temiz bir insanmışız gibi bahsetmesi gururlandırmıştı.İmajım açısından mükemmel bir bilgiydi.
"Lavin hepimizi sollar bu arada."ateşin sesiyle gergince ona döndüm.Ne münasebetti.Ben gayet kibar,minnoş,saygılı ve sevgili bir insandım.
"Sen bir sus ne münasebet.Ne küfürümü gördün lan kamyon tekeri."
"Ağır oldu yalnız sondaki."dedi bana salak salak bakıp.
Sustum ve ortamda birden derin bir sessizlik oldu.Limonlu kurabiyeme gergin bir bakış attım.Biz genelde sessiz kalmazdık.Bu fırtına öncesi bir sessizlik olabilirdi...
Ve öyle de oldu.
Dilimi eşek arısı soksun.
İki saniye sonra barlasta bir hareketlilik görünce çölde su görmüşüm gibi kafamı oraya çevirdim.İçinden nasıl sövdüğünü bir o birde sol mu sağ mı bilemediğim bir taraftaki melek bilirdi.
Ateş sanki evindeki koltuğunda manzara izler gibi etrafa bakarken Barlas birden tek koluyla ateşi tutup diğer koluyla boynundaki elleri savurdu.Daha sonrası ise ateş için felaket bizim için kahkaha dolu anlardı.
Barlas birden ateşi tutan tek kolunu da bırakınca ateşin yüzünde ufak bir aydınlanma belirdi ama çok geçti."Lan-"
Ne de güzel aydınlanıyor kurban olduğum.
Ateş 2.90 yeri boyadığı an dünyanın en komik manzarasını görmüş gibi gülmeye başladım.
Yattığı yerden karizması çizilerek oturma pozisyonuna geldi."İnsan değilsin oğlum sen bok ye götüne-"
Barlasa saydırma girişimlerine ağzını avucumla kapatarak bir son verdim."Ayıp terbiyesiz ahlaksız ne diyorsun sen?"
Bana alttan sinirli bir bakış attı.Bende karşılık olarak gülümsedim.
"Orda havalar nasıl bize de tavsiye ediyor musun?"rüzgarın 32 diş sırıtarak söylediği cümleyle ateş kıpkırmızı kesildi.Kıyamazdım domates kılıklıma.
Kıyamadığım için elimi çektim ve usulca meltemin yanına gidip koluna girdim.Biraz kaos izlememiz lazımdı.
"Ediyorum gel."dedi ateş elini rüzgara doğru sallayarak."Gel oğlum valla gel."
"2 bin ateşle sabaha kadar seninle otururum orda."
Rüzgara ters bir bakış attım.Zengindi ama çocuğun gözü,kulağı,eli ne varsa hala para derdindeydi.
"2 az değil mi ya?"meltemin sorusuyla ona da yandan bir bakış attım.Adam olana fazlaydı bile.Bana da azdı ama bu detayı onlara söylemedim.Ben adam değildim.
"Al bak."dedi ateş elini cebine atıp 2 saniye sonra okallı bir nah çekerek."Donumu da vereyim mi?"
"Donu boşver de geçen sana gösterdiğim ceket olur bak ona okeyim"
"Ya oğlum siktir git dilenci misin sen?"Ateş gariban köpek pozisyonundan doğrulup şezlongda rahatça oturup telefonuna bakan barlasa ters bir bakış attı.İntikam alacaktı biliyorduk.Ama almaması can sağlığı için daha iyiydi onu da biliyorduk.
Maşallah bizde herşeyi biliyoruz.
Güneş batıp yerini aya bırakıncaya kadar kavgalı gürültülü davul zurnalı ortamımız devam etti.Yorgundum ama yanımdaki 4 arkadaşıma,Hatta canım ciğerlerime bakıp kocaman gülümsedim.Onlarla olduğum her an hayat daha çekilebilirdi.Seviyordum kerataları.
⋆˚꩜。𝜗ৎ
Kulağımdan gitmeyen dalga sesine içimden bir güzel sövdüm.Gerekli miydi yani bu kadar kalması.Kulağımı makasla kesme isteği gelmişti aniden.
Sabahın erken bir saatinde yine ikinci evimde -hastanede- kesinlikle mutlu ve huzurlu bir şekilde karşımdaki yaşlı teyzeyi dinliyordum.Serum takmaya gelmiştim ama serumdan çok herşeyi takmıştım açıkçası.
"Kızım sen beni dinliyor musun?"teyzeden gelen sesle tansiyon aletiyle yaşadığım aşk dolu bakışmayı kestim.İki dakika romantizm yaşamıyoruz be.
"Dinliyorum teyzem anlat sen."dedim dertli dertli.
"Benim bir torunum var."dedi bana biraz yaklaşıp elime dokunarak.
Aman aman nerelere geldik bir anda.
Teyzeye karada yüzen hamsi görmüş gibi baktım.
"Boylu poslu,evi barkı var,namazında niyazında"diye saydırmaya başlayınca niyetini ayıktım.
"Ne güzel teyzem ya böyle iyi insanlar kaldı mı."dedim içim kan ağlarken gülerek.Elden gidiyordum yetişin hastane yetkilileri.
"Sende maşallah çok iyisin güzelsin."bu noktada biraz daha yaklaştı...Anam geliyor.Gelme teyze kurbanın olayım kes beni ama gelme.
Sen seçildin lavin.
"İstersen bir görüşün...bizim oğlan seni görse bayılır.Çok düzgün çocuktur.Elini sıcak sudan soğuk suya değdirmez."
Teyze araba mı pazarlıyorsun bu nasıl övmek?
Derince bir yutkunup olduğum yerde ecel terleri dökmeye başladım.Ne diyecektim?Allahım neden ben seçildim?Seruma sarılıp ağlayabilirdim her an.
Sağa sola bakınıp benimkileri aradım.Ateşe bile razıydım ama garibanın yüzü gülmezdi.Yoklardı.
Bakışlarımı teyzeye çevirip ruhumun derinliklerine bakmasına izin verdim.Yalan sallamam lazımdı acilen.Yoksa ayakta götürürdü bu kadın beni.
Bakışlarım elimdeki seruma kayınca mükemmel zihnim tam zamanında çalıştı.Buldum lan buldum.Hazine bulan köylüler gibi sevinçle teyzeye döndüm."İyi hoş ama ben nişanlıyım be teyzem."
Bu muydu dahiane yalanım?Evet.Daha makul birşey gelmemişti aklıma.Hem inandırıcıydı bir kere.Ben olsam inanırdım yani.
Teyzenin röntgen cihazı gibi olan bakışları anında elime kaydı.Röntgen cihazı da bu kadar seri çalışsa çok makbule geçerdi açıkçası."Yüzüğün nerde?"
Gözlerim şokla açıldı.Lan ne zamandan beri bu kadar zeki bu teyzeler?Yaş 70 iş bitmemiş sözüne kesinlikle parmak basıyorum şuan.
Derin bir nefes alıp."Yüzük bende alerji yapıyor da çıkarttım o yüzden."dedim.
Salak.Çocuk mu kandırıyorsun sen?
Teyzenin inanmayan bakışları beni bir baştan aşağı süzdü."Yalan söylüyorsun."
İşte şimdi sıçmıştım.Saçımı başımı yolmak istesem bile kendimi tutup gülümsedim."Niye söyleyeyim teyze.Yalan borcum mu var sana?"
"Çıkar göster o zaman."
"Doktor ama o teyzeciğim işleri vardır şimdi rahatsız mı edelim adamı?"minnoş minnoş göz kırpıştırdım.
"Ben anlamam gelsin."
Hay a-
"Tamam."dedim yerimden aniden kalkarak.Artık bütünleştiğim serum hala elimdeydi.Kendime takacaktım bunu.Bu teyzeye lazım falan değildi boşa gitmesindi.
Ne yapacağımı bilemeyerek birkaç adım atıp Halil İbrahim sofrası gibi olan acile baktım.Ne bok yiyecektim?
Elimdeki seruma sarılarak bakışlarımı havaya diktim ellerimi semaya açasım da vardı ama burdan bakırköye gitmek istemiyordum."Allahım lütfen bana bir işaret gönder."
Aklıma aniden gelen düşünceyle sinsice gülümsedim.O kadar çalışma azim boşa değildi işte.Beynim yeni alınmış fırın gibi çalışıyordu.Helal sana be koçum.
Plan basitti.Gördüğüm ilk eli yüzü düzgün -ki olmasa da olur- insan evladının koluna yapışacaktım.Biraz utanç vericiydi ama bende utanma duygusu azdı.
Derin bir nefes alıp kendime motivasyon verdim."Hadi kızım yaparsın aslansın kaplansın."
Bakışlarımı acilin kapısına çevirdim ve giren beyaz t-shirtlü bir adam dikkatimi çekince nasıl görüneceğini umursamadan ona doğru koşar adım gidip koluna yapıştım.Cidden yapıştım.Allah belamı versin teşekkürler.
Yüzüne bile bakmadan bir elimde serum -onunda Allah belasını versin-bir elimde onun koluyla teyzenin önüne getirdim.Ses çıkmadığına göre adam ters bir tip değildi.
"Al teyze nişanlım doya doya bak."hastaneyi sırtlasam az kalırdı utancımın yanında şuan.Utanmam demiştim ama bazen utanmakta lazımdı.
Yanımdaki adama asla bakmadan teyzeye bakmaya devam ettim.Bakışlarıyla adamı önce bir süzdü sonra bana bakıp "Seviyor musun sen bu kızı?"diye sordu.
Ne alakaydı şuan bu?sevmese niye nişanlansın be kadın.Bugün öğrendiğim birşey vardı.Oda yaşlıların benim yemek kombinasyonlarımdan bile alakasız sorular sormasıydı.
Gözlerimi sıkı sıkı kapatıp yanlışlıkla adamın kolunu sıktım.Umarım bunu uyarı olarak anlayıp bizi ele vermezdi.Öyle de oldu.Ama beklemediğim bir şekilde oldu...
"Çok seviyorum."
O sesi duyduğum anda gözlerim kendiliğinden açıldı. Karizmatik, sakin ama bir o kadar da net bir tondaydı.Şaşkınlıkla ve ani bir cesaretle ona doğru hafifçe dönüp yüzüne baktım.
Baktığım an kafamda sexy back çalmaya başladı.Bu adam neydi?Nerden gelmişti gökten falan mı?
Acun'un bir lafı vardır bilir misin?
Kahverengi dağınık saçları ve onunla uyumlu kahverengi gözleri zaten dehşetseldi ama düzgün burnu ve burnundaki halka piercing beklenmedikti.Çok yakışmıştı.
Ne ince ne de kalın olan dudakları ve keskin çene hatlarıyla da bir selamlaşıp bakışlarımı gözlerine çevirdim.Acı kahve.
Kahvenin acısı makbuldür zaten.
"Gidin ötede bakışın ayıp be"teyzenin sesiyle kendime gelip bakışlarımı ona çevirdim.Bu teyze hala burada mıydı?
"Bekle sen burada teyze ben nişanlımı uğurlayıp geliyorum."dedim ve adamı yine kolundan çeke çeke acilin sakin bir köşesine götürdüm.Derin bir travma yaşamış olabilirdi adamakıllı özür dilemem gerekiyordu.
Çeke çeke lastik ettin adamı be.
Elimin hala kolunda olduğunu fark ettiğim an hızla çektim.Adama kışın ortasında petek görmüş gibi yapışmıştım.Rezildim gerçekten.İçimden dertlenirken adama hiçbir şey çaktırmadım karizma herşeyden önce gelirdi.
O duvara yaslanırken bende tam karşısına geçtim.Boyunun uzun olduğu detayını şuan fark ediyordum.Barlasla yarışırdı ama açık ara alırdı.Ağrı dağıyla karşılaştıracaktım eve gidince.
Fırsat bu fırsat diyerek bir tur da kıyafetini inceledim.Klasik beyaz bir t-shirt ve yine aynı klasiklikte siyah bir kumaş pantolon giymişti.Bakışlarımı kollarına çevirince gözlerimin şokla açılmasına engel olamadım.
Dövmeler var...
Dövme...
LAN DÖVME.
Harika.Adam zaten Yunan tanrısıydı birde başımıza dövme çıkmıştı.Koluna yapıştığım an bu önemli detayı nasıl fark edememiştim.
Sapık gibi adamı incelediğimi fark ettiğimde hafifçe boğazımı temizledim ve bakışlarımı zor bela kolundan alıp gözlerine çevirdim.Sorgularcasına bana bakıyordu.
"Şey..."diye başladım söze kafasını hafifçe sağa eğip devam et dercesine baktı.
Araba gibi hissettim şuan.
"Sizde ufaktan da olsa bir travma yaratmış olabilirim kusura bakmayın lütfen.Acilin kapısından ilk siz giriyordunuz ve benim kurtulmam lazımdı."konuşurken kullandığım tuhaf el hareketlerim sayesinde Bakırköyden fırlamış gibi duruyordum muhtemelen ama adam beni ilgiyle dinledi.
Gülümseyerek bana bakınca içim bir hoş oldu açıkçası."Sorun değil yardımcı olabildiysem sevindim."
Sen konuşma be adam su gibi sesin var.
Çok yardımcı oldunuz Allah ne Muradınız varsa versin."dedim çat diye.Salak mıydım?Evet.Bakışlarımı utançla başka yöne çevirdim.Tutmayın beni serumla boğacağım kendimi.
Kahkaha atmasını beklemediğim için bir an afalladım.Gariban bakışlarım yine ona döndü.Kahkahası da güzeldi hayırsızın.
"Amin inşallah sizin de versin."dedi kahkahası tebessüme dönüştüğünde.Kalite kokan bir sohbetti.
Bende gülümsedim ve elimi aramıza uzatarak "Lavin ben bu arada.Garip bir tanışma oldu ama memnun oldum."dedim.Konuyu değiştirmede benim gibi olun.
Elime kısa bir bakış atarak elini uzatıp kavradı.Sıcacıktı.Yaz ayında olduğumuz için de sıcak olabilirdi tabi."Kılıç.Bende memnun oldum tanımadığım nişanlım.
Yaptığı imayla yok olmak istesem de bir komiklik yapıp ortamı şenlendirmeye karar verdim.Palyaço olacak adamdım ama işte...
"Kılıç kadar keskin misiniz?"tek kaşımı merakla kaldırdım.
Oda bana tek kaşını kaldırıp mala bakar gibi bakınca "Şaka şaka gülün diye."dedim ve gülümsedim.Ulan insan bir güler be.
Minik bir tebessümle bana baktı ve bakışları hala ortamızda birleşik duran ellerimize kaydı.O bakınca bende tetiklenerek aniden ellerimize baktım.Elleri büyüktü hemde bayağı.Boyu uzun olanın eli de büyük oluyordu vesellam.
O çekmek için hiçbir hamle yapmayınca ben yavaşça çektim elimi.Bakışlarımı da başka tarafa çevirip sanki çayır çimen izliyormuş gibi acili izledim.Birazda o konu açsındı canım hep ben nereye kadar yani.
Birkaç saniye sonra "Ben artık kaçayım."diyen sesiyle ona baktım.
"Tabi kusura bakmayın tekrar çok tuttum sizi de."dedim mahcup bir ifadeyle.Elinde kuru ekmek tutan gariban köpeği çok iyi anlıyordum şuan.
Hafifçe gülümsedi ve "Sorun değil.İyi bakın kendinize."dedi.Ben bu şartlarda iyi bakamam beyefendi.
"Siz de"dedim ve kafasıyla hafifçe selam verip yanımdan geçerek acilin kalabalığına karışmasını izledim.
Arkasından bakarken içimde bu adamla daha çok karşılaşacakmışız gibi bir his belirdi.Ve benim hislerim yanılmazdı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |