TAKİP ETTİĞİ KİTAPLAR
devam ediyor 10a önce güncellendi LAMA GÜCÜ
@lamagucu
Okuma
187
Oy
81
Takip
25
Yorum
242
Bölüm
2
Lama Gücü - Adaletin klasik yöntemleri mi? Çok sıradan! Lameddin Tükürhan, elinde kılıç yok, yumruk yok; ama tükürüğü var! Tükürükle düşmanlarına ders veren, suçluları ıslatan ve herkesi şaşırtan bu efsane kahramanın absürt ve komik maceralarına hazır ol! Bu kitap, adaletin hiç duymadığın, ıslak ve çarpıcı yüzünü gösteriyor. Gülmek, şaşırmak ve biraz da tükürmek isteyenlere!
devam ediyor 7a önce güncellendi MADALYON
@smokeeye
Okuma
138
Oy
63
Takip
9
Yorum
24
Bölüm
14
Küçük kız çocuğu Ayşıl`ın en büyük arzusu babasıyla birlikte sonsuz bir gelecekti. Düşlerini babasıyla olan hayallerle süsler ve onlardan dilek fenerleri yapıp gökyüzüne gönderirdi. Önce dilek fenerleri söndü. Sonra her biri gökyüzünden yere düştü ve yeryüzündeki kötülüklerde kayboldu. Tüm umutları kırılmışken kafasını yeryüzündeki kötülüğe çevirdi. Oradaydı. Sert ve dayanıklı görüntüsüyle tüm kötülüklerin arasından sıyrılıp elinde bir fenerle küçük Ayşıl`a yaklaştı. Umutlandı Ayşıl ve bir dilek daha tutup feneri yaktı. Bu sefer düşlerine karşısındaki genç çocuğu da ekledi.
devam ediyor 8a önce güncellendi KADER
@atesparcasii
Okuma
1.15k
Oy
803
Takip
23
Yorum
110
Bölüm
11
Eminim ki daha önce asker- avukat ilişkisi okumuşsunuzdur... Peki, askerin kadın, avukatın erkek olduğu bir kitabı daha önce okudunuz mu? Tahmin edeyim, okumadınız. ↈ "Ben aşkı kendime yasaklamışken, sen neden kalbinin kapılarını bana sonuna kadar açtın?" ↈ "Ben sadece normal bir avukatım, sen ise benim yüreğim..." ★NOT: Kitap sadece benim değil, aynı zamanda @ayseselinduran ile ortak yazdığımız bir kitaptır.
devam ediyor 8a önce güncellendi SUNGURUN PENÇE İZİ
@rukiye.as
Okuma
73.49k
Oy
6.7k
Takip
547
Yorum
1.31k
Bölüm
43
BU BİR ASKER KURGUSUDUR. "Sen nasıl özel kuvvetsin ya? Mayına bastım diyorum. Kasaturayla falan imha etsene yüzbaşı!" Bir yandan da hönkürerek ağlıyordum. "Kal böyle de aklın başına gelsin. Belki akıllanırsın ağlayan bela." Ağlarken küfrettim."Senin gelmişini geçmişini..." Beni durdurup sırıttı. "Sana yardım edecek yegâne kişi benken küfür mü edeceksin?" Telaşla bağırdım. "KÜFÜR YOK! VALLAHİ BİLLAHİ TİLLAHİ YOK!" "Tamam sus artık kızım ya! Yardım edeceğim." Bu sefer de sevinçten ağladım. "Şimdi ne yapacağız komutan. Sen benim yerime bassana şuna ben yoruldum." Yere bakmadan parmağımla işaret etmiştim mayını. Hayretler içerisinde bana baktı. "Yok yok ben gidiyorum. Dünya için bu iyiliği yapmam gerekiyor." "Ölüme mi terkedeceksin beni?" "Tek seferde anlamana sevindim." Arkasını dönüp gidecekken durup hala zırlayan bana baktı. "Neyse sana ufak bir kıyak yapayım. Sakın ayağını oynatma. Yoksa uf olursun. Hadi rastgele." Yürümeye başlamasıyla ağlayarak tek bir cümle çıktı dudaklarımdan. "ANNEMİ İSTİYORUM BEN!" *. *. *. Yüzbaşı Cihangir Demiralp. Pilot Teğmen Devrim Işık Uluöz.
devam ediyor 9a önce güncellendi Karanlığın Sesi
@silinen287346
Okuma
1.42k
Oy
1.01k
Takip
58
Yorum
719
Bölüm
9
“Bedenimin değil, ruhumun gölgeye ihtiyacı var...” Sahipsiz kalan her ruh bir gün başka bir bedende yaşamın manasını öğrenir. Kimsesiz büyüyen her çocuk, büyümeyi en acımasız şekilde tanır. Ve büyümek zorunda kalan herkes, içindeki sesi susturmak zorunda kalır... Çünkü bazı savaşlar sessizlikte kazanılır. Bu kitap, karanlıkla konuşanların, gölgede dinlenenlerin ve en derin yaralardan ışık çıkaranların hikâyesi. Ya paslı bir çivi gibi batmayı, ya da pırlanta gibi parlayıp başkalarına yol olmayı seçenlerin. Karanlığın sesiyle tanışmaya hazır mısın?
tamamlandı 12a önce tamamlandı Küçük Umutlar
@kucukumutlar
Okuma
508
Oy
22
Takip
8
Yorum
2
Bölüm
18
“Sarılmakla boğulmak arasındaki farkı, zehirli bir sarmaşık öğretti bana. Bu kitap; ihanetin, psikolojik çöküşün ve kendi küllerinden doğma mücadelesinin hikâyesidir. Her sayfası gerçek bir hesaplaşma. Adını bile anmadığım O’na değil, kendime yazdım.”
devam ediyor 2g önce güncellendi ŞAH ve MAT
@zeze_n_u
Okuma
4.54k
Oy
1.02k
Takip
125
Yorum
4.68k
Bölüm
22
Her bedenin benliğinin altında başka bir hikaye yatar. Her hikayenin bir acısı, Her acının bir zaafı vardır. Peki ya zaaflar öldürür mü? Zaaflarını gizleyen, kapalı perdelerin ardına saklayan, hâlâ çocuk olan yetişkinlerin hikayesi. Bir ajan merkezi tarafından çocukluğundan beri ajan olarak yetiştirilen Filiz, bir gün görevi için bir cinayet işler. Her şey yolundadır. Görevinin tamamlandığını sanıyordur. Ta ki iki yıl sonra öldürdüğü adamın çok daha karanlık işleri olduğunu öğrenene dek. İnsanların üzerinde deney yaptıklarını ve bu şekilde bir çeşit ilaç ürettiklerini öğrenen Filiz, ekibiyle birlikte bu çeteyi çökertmek için harekete geçer. Ama bu görevde aşkı bulacağından ve geçmişiyle yüzleşeceğinden habersizdir. "Ya şah sandığımız aslında sadece bir piyonsa?" ŞAH ve MAT Birbirinin kimsesi olmuş, kimsesiz çocukların hikayesi...
devam ediyor 4a önce güncellendi Lycanuss & Kehanetin Doğuşu
@lodosunkalemi
Okuma
363
Oy
237
Takip
22
Yorum
162
Bölüm
9
Bazı çocuklar masallarla uyur, bazılarıysa… masalların içinde doğar. Büyünün gölgesinde doğan bir prens… Unutulmuş bir kehanet… Ve kaderin kaçınılmaz yükselişi. Elytharion’un en sessiz gecesinde, bir bebek ağlamadan dünyaya geldi. Ama gök gürledi, toprak titredi ve ölüler mezarlarından doğruldu. Çünkü o yalnızca bir çocuk değildi— O, zamanı mühürleyen kehanetin ta kendisiydi. Lycanuss, büyüsüz bir varis olarak yetiştirildi. Ancak 15. yaş gününde mühürlenen gücü uyanmaya başladığında, gerçeği keşfetmesi kaçınılmaz hale geldi. Onun doğumu, sadece bir tahtın değil, tüm evrenin geleceğini değiştirecek. Lycanuss, varlığından habersiz bir varlık. Üç halkalı bir mühür ensesinde parıldıyor, ama geçmişi bir sır, geleceği ise tehlikenin kendisi. Onun kaderi bir seçim değil, bir uyanış. Ve uyanış başladığında, evrenin dengesi bir daha asla aynı olmayacak. Zaman daralıyor. Kehanet fısıldıyor. Ve Lycanuss, kendi kimliğini hatırlamadan önce… kendi gölgesine karşı yürümek zorunda kalacak. Kader mi, yoksa seçim mi? Gerçek açığa çıktığında, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
devam ediyor 1h önce güncellendi ATEŞTEN İPLER
@beyazturna
Okuma
1.49k
Oy
473
Takip
54
Yorum
610
Bölüm
8
Bir okul, bir eğitim kampı, bir aşk. Bir güç, bir bedel, bir çığlık. Bir kız, bir geçmiş, bir hikaye. Bir ses, bir Seda, bin sessizlik. °°° Vampirler ve insanların savaşı, yapılan hileler sonucu sona erdiğinde dünyada yalnızca üç tür kalmıştır. Vampirler, cadılar ve insanlar. Cadılar, sayı bakımından oldukça az oldukları için kimsenin gözüne batmadan yaşarken vampirler her yere dağılmış olsalar bile kendilerini insanlardan gizlemektedirler. İnsanlar ise, çoğu zaman hiçbir şeyden habersiz bir şekilde dünyayı kullanmaya devam ederler. Bir şeyleri öğrenenler, vampir olmak zorunda kalır, çünkü insanlar güvenilmezdirler. Seda`nın hikayesi de böyle başlar, bir şeylere şahit olmakla. Bir şeylerin ortasında kalmakla. Seda, hayatının başrolünü yıllar önce yapmış, hikayesinin sonunda ölmemiş ama hayatı yerle bir olmuş 17 yaşında bir kızdır. Yeni açılan bir yatılı okulda, yalnızca kendisi gibi olanların yanında kalmaya başladığında geçmişi peşini bırakmaz. Seda`nın, bir yandan geçmişini korumaya çalışırken bir yandan da yavaş yavaş hayatına dahil olan şeyleri sindirmesi gerekmektedir. Geçmişi, onun zaafıdır ve zaaflar oynadığında ortaya çıkacak zararlar herkesin suçu ancak tek bir kişinin yüküdür. Bu işin sonunda, sağ çıkabilen çok az kişi vardır. Ve sağ çıkmak, bedenin yaşaması ve ya kalbin atması değildir çoğu zaman. Her şeye rağmen iplerini elinde tutabilmektir. O ipleri ateşe vermemektir. Benliğini gizlemek zorunda kalan ve bazen, sırf onun için gizlediği benliğini, yine onun yüzünden kaybeden herkese...
tamamlandı 1y önce tamamlandı Atatürk Ağladığında
@lostwomen
Okuma
468
Oy
44
Takip
17
Yorum
9
Bölüm
25
Atatürk Ağladığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının bilinmeyen, duygusal ve insani yanlarını ortaya koyan bir anlatıdır. Bu eser, efsaneleşmiş liderin çocukluğunda başlayan umut dolu ama bir o kadar da sancılı yolculuğunu, gençlik yıllarındaki hayalleri, zorlukları ve içsel çatışmaları; askerlik döneminde yaşadığı acı, cesaret ve yalnızlık anlarını; savaşın yıpratıcı yüzünü; devrim sürecinde taşıdığı büyük idealleri ve milletine duyduğu sarsılmaz sevgiyi, tüm bu unsurları bir bütün halinde ele alır. Kitap, tarihe damgasını vurmuş bir insanın, sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda duygu yüklü, kırılgan, zaman zaman yalnız kalan bir birey olduğunu ortaya koyar. Atatürk’ün gözlerinde saklı kalan sevinç, hüzün, umut ve acı izleri; okuru derin bir içsel yolculuğa davet eder. Her satırında, bir liderin yüreğinde taşıdığı çelişkiler, umutsuzlukla karışan umut ışıkları ve hayatın acı-tatlı gerçekleri kendini gösterir. Bu anlatı, okuyucuyu geçmişin derinliklerine götürürken, aynı zamanda günümüz insanının evrensel duygularıyla da bağ kurmasını sağlar. Atatürk’ün hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar, elde ettiği zaferler ve bu zaferlerin ardında yatan insani dramlar; bir milletin yeniden doğuşunda, fedakarlıkta ve inancın gücünde saklı hikayeleri gözler önüne serer. Eser, sadece tarihsel bir belgesel sunmakla kalmaz; aynı zamanda insan ruhunun en derin noktalarına dokunarak, büyük bir liderin kalbinde yatan kırılganlığı, umudu ve acıyı da samimi bir dille anlatır. Böylece, okuyucu Atatürk’ü, yalnızca ulusun kurtarıcısı olarak değil, aynı zamanda hayatın acımasız gerçekleriyle mücadele eden, insanlığı ve duyguları yücelten bir insan olarak yeniden keşfeder.
Loading...