[ başkaldırı ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 16s önce güncellendi
Beyaz Ateş
@tugceria
Okuma
323
Oy
228
Takip
9
Yorum
532
Bölüm
10
1880’lerin sonlarında, Rusya’nın kuzeyinde “Beyaz Ateş” (Morbus Borealis) adı verilen ölümcül bir salgın patlak verir. Hastalık, kurbanlarını önce dondurucu bir soğuk hissiyle ele geçirir, ardından yüksek ateş ve bilinç kaybıyla ölüme sürükler. Salgından kaçan halk yeraltı sığınaklarına kapatılır; korku, hurafe ve çaresizlik günlük hayatın parçası hâline gelir.
devam ediyor 1a önce güncellendi
KAPAN
@handsimy
Okuma
90
Oy
3
Takip
6
Yorum
3
Bölüm
14
“Bakalım hangi yoldan ilerleyeceksin merak ediyorum.” Ellerimle göz yaşlarımı sildim ve biraz önce geri çekilerek açtığı boşluğu kapadım.
“Sana yemin ediyorum Asil bir daha senin önünde asla güçsüz düşmeyeceğim, pes etmeyeceğim, asla ama asla bir daha senin önünde ağlamayacağım. Öyle bir an gelecek ki senin yüklendiğin yükün aksine tüm dünya üzerime gelip diz çökerek pes etmemi sağlasa ve sen dahil herkes pes etse bile ben sana inat yine de diz çökmeyeceğim.”
“Benim pes ettiğim öyle bir an hiç gelemeyecek biliyorsun değil mi yazar?” Parmak uçlarımda ona tutunmadan yükseldim dimdik bir şekilde.
“Burası benim dünyam Asil Kavas. Burada işler eninde sonunda benim istediğim düzeye gelir. Seni ayağa kaldırıp, kalabalığın başı yaptığım gibi peşindeki o kalabalığı da seninle birlikte dibe indirip kendimi yüzeye çıkarabileceğimi de en iyi sen bilirsin yanılıyor muyum?” Bir kolu belime sarılarak beni kendine çekince iyice ona yaklaştım tekrardan.
“İddialı sözler fakat yerine getiremezsen altında kalırsın ve bu sefer seni sen bile kurtarmazsın bunu biliyorsun değil mi?” Başımı kaldırarak gözlerimi net bir şekilde gözlerine odakladım.
“Hem de hiç olmadığım kadar.” Bir süre daha bakışları gözlerimde odaklı kalırken gözleri yavaşça dudaklarıma indi.
“Neler yapabileceğini göreceğiz yazar.” Sinirli bir şekilde gülümseyerek geri çekildim.
“En ön ve ortadaki izleyicim olacaksın Asil Kavas.”
“Sahne senin ben oturmayı çoktan kabul ettim, o halde oyunun başlasın yazar…”
tamamlandı 4h önce tamamlandı
KÜLLERİN SAVRULUŞU
@medoscummm
Okuma
348
Oy
178
Takip
6
Yorum
1
Bölüm
50
En büyük kargaşalar birbiri ile en anlamlı ahenk içinde olan şeylerden oluşur. Sessizliğinizdeki fırtınaları dindirmek için birilerinin sesiniz olmasına ihtiyacınız vardır. Yazılar gerçek bir ses çıkaramaz ama duygularınızın sesini dört bir yana feryat eder. İnsanlar öldükten sonra ya bir avuç toprak kalır geride ya da savrularak dağılan küller. İşte bu kadardır insanoğlu, köle de olsa padişah da olsa gidilecek en son yer yine havaya saçılan toprak veya savrulan küller olur.
İhanet, acı, aşk, feryat, dayanışma, kadınlar, çaresizlik, çırpınma, ızdırap ve daha sayamadığım birçok duygu bu kitabın içerisinde. Bu kitap diğerlerinden farklı olarak bir hikaye sunmuyor okuyucusuna, aksine her bir satırı içine işliyor insanın. Hikaye yok, kalıplar yok en önemlisi anlaşılmamak yok. Bu kitapta siz varsınız. Her birinizden kopan ve burada birleşen satırlar var.
Sanılanın aksine bu bir şiir kitabı. Kapağının afilli olmasına aldırmayın. Bir şiir kitabı da diğerleri kadar güzel görünemez mi? İlla sade ve şık mı durması gerek? Hayır, tüm bunlara gerek yok. Asıl gerek olan şey sizlersiniz.
UYARI!!
Bu kitapta bazı (Özellikle ilk bölümlerde) garip ifadeler ve tam geçmemiş duygular yer alabilir. Bunlara takılmayın ve okumaya devam edin. Onun büyüsü aslında sonradan başlar.
Kendi hayatımda yaşadığım şeylerden esinlenerek ve ya bazen duyduğum bir kelimeden ilham alarak koca bir dağ kadar çok şiir yazdım. Bazı şiirleri ağlayarak, bazılarını haykırarak bazılarını ise hülyalı gözler ile yazdım. Umarım benim gibi olan insanların karşısına çıkar ve onların da ruhlarına dokunur.
Bu kitabı Yeter Yıldırım Karabey, Merve Yılmaz, Bülent Gün, Gülizar Altunsu ve Sibel Kalkan`a ithaf ediyorum.
devam ediyor Zamansal sorun güncellendi
ZİHİR; Ölü Ruhların Uyanış Şarkısı
@lilith.eraa
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Bazen insanlar kendi zihinlerinin içinde bir tutsak gibi yaşayabilirdiler. Bunu çoğu zaman farketmeyen bu kişiler, özgür iradelerini kaybeder ve onlara söylenilenlere boyun eğerdi. Peki ya, özgür iradenizin elinizden alındığı bir dünyada, verdiğiniz kararlardan siz sorumlu tutulabilir miydiniz?
Oysa, zihin bir odaya benzerdi; kilitli gibi görünen ama en başından beri anahtarının sizde olduğu. Ve ancak kapıyı açma cesareti olanlar, gerçek benlikleriyle yüzleşebilirdi.
Bu hikaye bir kaçış, bir özgürlük, bir tutsaklık, bir direnişin hikayesi ama her şeyden önce...
Gerçekliğin ta kendisi.
Şimdi tarafınızı seçin; Özgür iradesi olmayan, sisteme boyun eğen bir senkral mı olacaksınız, yoksa savaşa rağmen başkaldıran ve o kapıyı açan bir arıza mı?
“ZİHİR; Ölü Ruhların Uyanış Şarkısı” Serisi kalbimden kalbinize♡
devam ediyor 1y önce güncellendi
Yeşil
@its.seraphines
Okuma
0
Oy
0
Takip
3
Yorum
0
Bölüm
0
Kanatya; Erkek egemenliği altında yaşayan ezilip hor görülen kadınların, sessiz çığlıklarının, kuru göz yaşlarının imzalarını havasında, suyunda ve taşında taşıyan bir ülkedir. Tüm pis işlerin yuvası olan bu ülke de kadınlar alınıp satılır, akıla gelebilecek her pisliğe sürüklenir.
Hayatın tüm kötülüklerini bizzat kendi gözleri ile gören Lidya, babası tarafından kardeşleri ile birlikte genelev`e satılır. Çaresizce babalarına boğun eğen kızlarımız annelerinin cesareti ve azmi sayesinde satıldıklarını düşündüğü adam tarafından kurtarılıp bir takım eğitimlerden geçirilir.
"Kanatya halkının kırgın kadınları! Yıllarca eziyet gördük, satıldık, hor görüldük. Ama artık bu sondur. Kadının erkeğe olan bu savaşın da tüm kadınların sesi olun ve savaşın! Ve unutmayın biz kadınlar güneşiz ve güneş batarsa karanlık gökyüzüne yuva yapar. Sizden karanlık olmanızı istiyorum... Karanlık olun ve yenin onları!"