53. Bölüm

(47.Bölüm) Gözyaşıyla ıslanan sessiz dualar

Elisa Türkoğlu
elisa_turkoglu

1 AY SONRA

 

Gökyüzü, ismine yakışır şekilde hafiften çiseliyordu. Akın, üzerinde siyah yağmurluğu, bakışları bir ay içinde iyice çökmüş ama sertleşmiş bir halde mezarın başında duruyordu. Bir elinde küçük bir saksı menekşe, diğer elinde ise annesinin yokluğunu henüz sadece "uzun bir uyku" sanan Alya’nın minik eli vardı.

 

​Alya, elindeki sarı oyuncak ördeğini mezarın üzerine yavaşça bıraktı.

 

​Alya: "Baba, annem hala uyanmadı mı? Ördeğimi getiy dim, oynayız demiştik."

 

​Akın’ın boğazına koca bir düğüm oturdu. Yere, dizlerinin üzerine çöktü. Alya’nın boyuna gelip kızının ıslanan saçlarını titreyen elleriyle düzeltti.

 

​Akın: (Sesi çatallanarak) "Annen... Annen bizi buradan izliyor fındığım. O artık gökyüzündeki en parlak yıldızın yanında dinleniyor. Bak, ektiğimiz çiçekler boy verince bize gülümseyecek."

 

​Akın, yanındaki menekşeyi taze toprağa yerleştirdi. Elleri çamur içinde kalmıştı ama o hissetmiyordu bile. Avucuyla mezar taşındaki "Yağmur Asiltürk" yazısını sanki bir bebeğin yüzünü okşar gibi sevdi.

 

​Akın: (Fısıldayarak) "Boncuğum... Bir ay oldu. Alya her sabah seni soruyor, 'anne nede' diyor... Ben ona ne diyeceğimi bilemiyorum Yağmur. Yarım kaldım. JÖAK’ın aslanı dedikleri adam, sensiz bir adım atamıyor."

 

​Alya, babasının gözünden süzülen tek damla yaşı minik parmağıyla sildi.

 

​Alya: "Baba, alama... Annem kızay sana. 'Akın'ım güçlü dula' (durur) deydi ya hep."

 

​Akın, kızının bu sözüyle sarsıldı. Yağmur’un o şefkatli sesi kulaklarında çınladı. Kızını kendine çekip sımsıkı sarıldı. O an, mezarlığın girişinde iki karaltı belirdi: Alperen ve Selim.

​Onlar da bir aydır Akın’ı bir an bile yalnız bırakmamışlardı. Alperen, elindeki siyah şemsiyeyi Akın ve Alya’nın üzerine tutarken; Selim, mezarın başına bir ok bıraktı. Bu, Asiltürklerin "intikam" yeminiydi.

 

​Alperen: (Alçak ve kararlı bir sesle) "Yeter bu kadar keder Akın. Kalk ayağa. Alya’nın sana, bizim de senin o çelikten iradene ihtiyacımız var."

 

​Selim: "Bulduk Akın... O gün o freni kimin kestiğini, o pusuyu kimin kurduğunu bulduk."

 

​Akın, "bulduk" kelimesini duyunca bakışlarındaki o hüzün, yerini kor gibi yanan bir öfkeye bıraktı. Yavaşça ayağa kalktı. Kucağına Alya’yı aldı. Gözlerini son kez Yağmur’un mezar taşına dikti.

 

​Akın: "Rahat uyu boncuğum. Emanetin benim şerefimdir. Ama sana bunu yapanların dünyasını, o kaza anındaki gibi başlarına yıkmazsam... Bana da Akın Asiltürk demesinler."

 

​Hava kararmaya başlarken, Şehitlik’ten çıkan üç adamın ve minik bir kızın arkasında bıraktığı tek şey sessizlik değil, Osmaniye’yi yakacak olan o büyük intikam yeminleriydi

 

~~~~~

 

ERVAGİLİN EV

 

(Ev masum bir hüzün kokuyordu Nil izinliydi oturmaya gitmişti masada soğumuş iki adet çay vardı Erva elindeki fotoğrafı çocuklarını okşar gibi okşuyordu)

 

Erva:Neden hep sevdiklerimizi kaybediyoruz önce Lema gitti sonra Eren şimdi ise Yağmur

 

Nil:1 ay oldu sanki rüzgar dindi,Osmaniye sessizliğe büründü gibi bir aydır Yağmur yağmıyordu bu gün ilk defa yağdı

 

Erva:Alya ya üzülüyorum daha 2 buçuk yaşında küçücük Akın'a ayrı üzülüyorum çekmediği kalmadı çocuğun çok bağlıydı Yağmur'a onsuz 1 ayı nasıl geçirdi bilmiyorum ben

 

Nil:Geçirememiştir ki her gün ağlamıştır o frenlerin tutmaması tesadüf değildi biri birşey yaptı adımın Nil olduğu kadar eminim

 

Erva:Seninle aynı fikirdeyim ve şirazilerden şüpheleniyorum onlar bitmedi gitti

 

Nil:Alya yavrum hergün soruyor Nil teyze annem ne çok uyudu niye uyanmıyor diye zavallı yavrucak bu durumu sadece bir uyku sanıyor ama şarkıda diyiyor ya Adaletin bu mu dünya? Ne yar verdin ne mal dünya

Kötülerinsin sen dünya

İyileri öldüren dünya tam olarak bu

 

Erva:O kadar hastalıktan kurtuldu sırtına giren bi metal parçasından kurtulamadı

 

Nil:Çok kan kaybetmişti Erva ayrıca iç kanamasıda vardı...Olacak ya oldu işte

 

Erva:Eren'den de haber yok arıyoruz bu numara kullanılmıyor diyiyor bi gün çıkıp gelicek inanıyorum ama ne zaman bilmiyorum,gelince kulaklarından tutup tavana asmayı planlıyorum

 

(Nil hafif güldü)

 

Nil:Ah Nil şu halde bile güldürdün ya beni helâl olsun sana,biliyor musun hiç değişmedin hep aynı asi Ervasın asi diyince aklıma geldi seni istemeye geldiğimizde sırf aramışsın açmamış diye bir ton tuz katmıştın Selim'in kahvesine,çocuk acillik olacaktı az kalsın

 

FLASBELLEK 11 yıl önce

 

(Asafgilin evde adeta şenlik vardı sekiz köşeden herkes,Fatih,Ayşe ve Tahir oradaydı salonda oturuyorlardı Selim heyecandan bacaklarından birini sallıyordu yanında duran Fatih Selim'in dizinin üzerine elini koydu,fısıltıyla)

 

-Oğlum tamam biraz sakin on kız senin istiyicez biticek işte

 

Selim:Çok heyecanlıyım baba biz şuanda kesin istiyoruz Ervayı demi

 

(Fısıltıları duyan,Selim'in diğer yanında oturan Alperen girdi araya)

 

Alperen:Yok amcaoğlu şakacıktan istiyoruz Allah Allah

 

Selim:Ya vermezse Asaf usta

 

Alperen:Vermeyipte napıcak kızın turşusunu kuracak değil ya

 

Selim:Off ben niye böyle oldum ya kalbim yerinden çıkacak gibi

 

Fatih:Oğlum Allah aşkına dur benide gerdin ya

 

MUTFAK

 

(Kızlar oradaydı kahveleri hazırlıyorlardı,Erva bi tatlı kaşığından biraz fazla tuz aldı)

 

Yağmur:Napıyorsun ya öldürücen mi çocuğu

 

Erva:Birşey olmaz hak etti o

 

Yağmur:Ya saçmalama hastanelik olur çocuk Allah korusun

 

Erva:Vallaha kusura bakma Yağmir ben sen değilim ki kahveye bal katayım

 

Nil:Hakikatten ya bal katmak nedir

 

Yağmur:Napiyim kıyamıyorum

 

(Nil tebessüm etti,sonra Erva ya döndü)

 

Nil:Hadi o kıyamıyorda seninkide acımasızlık ama Erva

 

Erva:Birşey olmaz

 

(kahveleri götürdü,Selim bir yudum aldığı gibi ağzından püskürttü kahveyi,sonra ardından öksürmeye başladı)

 

Asaf:Oğlum iyi misin

 

Fatih:Oğlum yavaş yıkadın heryeti

 

(Selim hemen sudan bir yudum aldı boğazını temizledi)

 

Selim:İ-iyim amca, şey dayı,aman hocam

 

(Hep beraber güldüler,Selim mecburen içti kahveyi sonrada istemeye sıra geldi)

 

Fatih:Eveet madem kahvelerimizi içtik sebebi ziyaretimize gelelim Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Selim'i ,oğlumuz Erva'ya istiyoruz

 

(Herkes şaşkınca baktı,Akın hafif ilerden fısıltıyla seslendi)

 

Akın:Amca amca tam tersi olacak

 

Selim:Baba ne diyiyorsun Allah aşkına ya yalnış söyledin

 

Fatih:(fısıltıyla) Oğlum hep senin yüzünden (Asaf'a döndü) Usta kusura bakma baştan alıyorum Allahın emri,peygamberin kavliyle kızınız Erva'yı,oğlumuz Selim'e istiyoruz

 

Asaf: (Biraz duraksadı,sonra cevap verdi) efendim gençlerimiz birbirini görmüş beğenmiş bizede onları kavuşturmak düşer...Verdim gitti

 

FLASBELLEK BİTTİ

 

(İkiside güldü sonra hüzünle durdular)

 

Nil:Keşke Yağmur'da olsaydı eski günleri birlikte yad ederdik

 

Erva:Keşke

 

(Kapı çaldı ,Erva kapıyı açtı gelen Alya ve Akın'dı Yağmur'dan sonra Alya yı genelde ya Erva ya bırakıyordu ya da bakıcısı Gülper hanıma ,Gülper hanım bu gün izinde olduğu için Erva'ya bırakmıştı)

 

Erva:Hoşgeldin Akın

 

Akın: (Hüzünle) hoşbulduk Erva,Alya yı getirdim işe geçicem gelince alırım olir mu

 

Erva:Olur olur (gözü morali bozuk olan Alya'ya takıldı)

 

Alya: (masum bir ses ile) Eyva teyse annem uyanmamıs öydeyimi götüdüm oynayıs diye ama hâlâ uyuyo babam dediki annem çok yoyulmuş dinlenecekmis ben çok ösledim onu

 

(Son sözü hepsinin kalbine bir bıçak gibi saplanmıştı Akın başını sağa çevirerek ağzını kapatıp sessizce kendini sıkarak ağlamaya başlamıştı,Erva'da dolu gözlerle Alya'yı kucağına alıp ayakkabalırını çıkardı)

 

Erva: Kuzum benim ama hani üzgün olmayacaktın annen üzülür demiştik ya

 

Alya:Tamam annem üsülmesin çabucak dinlensinde gelsin

 

Akın:Sana emanet

 

Erva:Tamam canım

 

(Tam gidicekti Erva durdurdu)

 

Erva:Akın dur bi

 

(Alya'yı Nil'e verdi)

 

Erva:Nil Alyoşu alır mısın

 

Nil:Ver canım

 

(Nil Alya'yı alıp içeriye götürdü)

 

Erva: (Elini omuzuna koyarak) Nasılsın

 

Akın : (Titrek bir sesle...) Eksik,sanki kalbimi söküp aldılar yerinden

 

Erva: Kim yapmış buldunuz mu

 

Akın : Kim olabilir sence

 

Erva : Şiraziler

 

Akın:Evet...Mahvedicem onları onlar nasıl benim dünyamı başıma yıktılarsa bende yıkıcam

 

Erva:Bitmişti hani bunlar

 

Akın:Osmaniyedekiler bitmişti ya da biz öyle zanettik kötüler bitmez Erva,neyse ben gidiyim

 

Erva:Tamam görüşürüz

 

(Gitti)

 

İLKOKUL

 

(Çocuklar tenefüsteydiler Yaren bahçede tek başına oturuyordu biraz oturduktan sonra Yunus geldi)

 

Yunus: Yaren iyi misin neden üzgünsün

 

Yaren:Alya için üzülüyorum, halamıda çok özlüyorum

 

Yunus:Alyoşa bende üzülüyorum daha çok küçük ama üzülmek çare değil ki Yaren üzülünce ya da ağlayınca kaybettiklerimiz geri gelmiyor keşke gelse ama maalesef olmuyor o yüzden üzülme

 

Yaren:Elimde değil

 

Yunus:Yinede lütfen üzülme, sen üzülünce ben daha çok üzülüyorum bir gün hep birlikte olucaz

 

(Yaren ağzıyla nefes verdi)

 

Yaren:Tamam deniyicem üzülme sende

 

(O esnada Duru ve Yaman geldi)

 

Yaren:Nerede kaldınız ya

 

Yaman:Geldik işte abicim

 

Yunus Emre: Sordunuz mu öğretmene soracağınız soruyu

 

Duru: Sorduk

 

Yaren:Çiçek nerede

 

Duru : Kantine gidecekti gelir şimdi

 

(O esnada Çiçek'te geldi)

 

Çiçek:Çok sıra vardı anca gelebildim,siz naptınız

 

Yaren:Hiç aynı,oturuyorduk

 

Çiçek:Bu gün okçuluk takımına giricez ama hâlâ isim karar veremedik

 

Yaren:Halam vefaat edince oda kaldı öyle

 

Duru:Evet ama bence Asil kan olsun

 

Yaman:Seninle aynı fikirdeyim

 

Yunus:Ne hikmetse siz zaten hep aynı fikirdesiniz ama bu sefer bende sizinle aynı fikirdeyim

 

Yaren,Çiçek: Bende (Yaren ve Çiçek birbirine bakıp tebessüm etti)

 

~~~~

 

(Hava hafiften serindi Yağmur dinmişti Güneş hâlâ tepedeydi Hifa ve Umut'un sınavı iyi geçmişti ikiside istediği bölümü kazanmıştı şimdi ise bir kafede birlikte oturuyorlardı,ikiside karışık duygular hissediyordu)

 

Hifa'nın ağzından:Ablamın ölümünden 1 ay geçmişti onu çok özlüyordum o kazaya sebep olanları çok merak ediyordum. Aslında tahmin etmiştim ama emin olamıyordum fakat artık emindim şiraziler yapmıştı...O gün biraz moralim düzelsin diye Umut beni gezdirmeye çıkarmıştı sağolsun hiç bir zaman yalnız bırakmadı beni iyi ki var

 

Umut: Hifa artık toparlasan mı kendini resmen iyice zayıfladın ya hasta olacaksın bak bu günümü senin için ayırdım kafan dağılsın diye nolur biraz toparla kendini

 

Hifa: (gözleri doldu)

Napiyim Umut ben ablamın sesini duymadan,görmeden bu kadar uzun süre kalmadım ki hiç... Ankara'ya gittiği zaman her gün görüntülü konuşuyorduk ama şimdi görmüyorum,sesini duymuyorum (ağlamamak için kendini sıkıyordu) Çok özledim onu

 

Umut:Hepimiz özledik ama ölenlede ölümüyor ki güzelim

 

Hifa:(Burukça tebessüm etti)

 

Umut:Bir şekilde hayatına devam etmek zorundasın

 

Hifa:Senin için söylemesi kolay tabi Umut...Sen hiç ablandan uzunca bir süre ayrı kaldın mı sesini duymadan,gòrmeden

 

Umut:Haklısın amaa...

 

Hifa:Aması yok işte Umut...aması yok

 

Umut:Yapma böyle bak buradan sonra sinemayada gidicez

 

Hifa:Hiç keyfim yok Umut başka bir zaman gitsrk

 

Umut:Olmaz sözün var.Gelmek zorundasın

 

Hifa: Peki tamam

 

Umut: (tebessüm etti)

 

~~~~~

NİHAHEY AKŞAM OLMUŞTU SAAT 23:00 DI

 

Osmaniye’nin dışındaki sarp kayalıkların arasına gizlenmiş, dışarıdan bakıldığında terk edilmiş bir taş ocağını andıran yüksek güvenlikli sığınak, bu gece "Asiltürk" öfkesine ev sahipliği yapıyordu. İçerideki hava, dışarıdaki yağmurdan daha soğuktu. Duvarlardaki dijital ekranlarda Şirazilerin bağlantılı olduğu şirketler, para trafikleri ve karanlık isimler yanıp sönüyordu.

 

​Alperen, masanın ortasına ağır bir dosya bıraktı. Üzerinde MİT’in "Çok Gizli" damgası vardı. Selim, kollarını kavuşturmuş, gözlerini ekrandaki bir fotoğrafa dikmişti. Akın ise masanın kenarında duran, kaza yaptığı araçtan çıkan o yamulmuş metal parçasına bakıyordu. Bakışları boştu ama parmak boğumları masayı sıkmaktan beyazlamıştı.

 

​Alperen: (Sesi çelik gibi) "Fren hidrolik hortumu... Fabrikasyon bir hata değil, cerrahi bir müdahale. Araba hızlandığında hidrolik boşalacak şekilde tasarlanmış. Bunu yapan sıradan bir tamirci değil, bir profesyonel."

 

​Selim: "Ve o profesyoneli kimin tuttuğunu artık biliyoruz. Şirazilerin belli bir kısmındaki 'Hayalet' lakaplı yeni lideri: Behram. Osmaniye’deki hücrelerin temizlendiğini sanıyorduk ama yılanın başı daha derindeymiş. Toprağın altında bir tünel gibi saklanmışlar."

 

​Akın: (Yavaşça başını kaldırdı, gözleri kan çanağı gibiydi ama sesi buz gibiydi)

 

-"Neredeler amcaoğlu? Bana koordinat verin. JÖAK disipliniymiş, prosedürmüş... Bugünlük onları rafa kaldırdım. Ben o gün o arabada ailemi, dünyamı bıraktım. Şimdi onların dünyasını yıkmaya gideceğim."

 

​Alperen: (Elini Akın’ın omuzuna koydu) "Sakin ol Akın. Öfken senin kılıcın olsun ama kalkanın olmasın. Eğer sadece saldırırsan seni bekliyor olurlar. Ama Asiltürkler gibi gidersek, geldiklerini bile anlamazlar."

 

​Selim: (Ekranda bir depo görüntüsünü büyüttü) "Burası. Sınırın hemen ötesinde, eski bir mühimmat deposu. Şirazilerin lojistik merkezi burası. Behram’ın orada olduğu bilgisi JİG’in radarına takıldı. Alperen, MİT’ten temiz yol bilgisini aldı mı?"

 

​Alperen: "Yollar bizim. Hiçbir radar, hiçbir gölge bizi görmeyecek. Operasyonun adı 'Yağmur'. Gökyüzü ağladı, şimdi onlar ağlayacak."

 

​Akın: (Masanın üzerindeki metal parçayı eline alıp cebine koydu) "O gün Yağmur’un sırtına giren o metal parçası... Şimdi onların kalbine saplanacak. Hazırım."

 

​Selim: (Beline silahını yerleştirirken Akın’a baktı) "Alya’yı Erva’ya bıraktın mı?"

 

​Akın: "Bıraktım. 'Annem ne zaman uyanacak' diye sordu Selim... Cevap veremedim. Ama bu gece, ona bu soruyu sorduranların uykusunu sonsuza dek kaçıracağım."

 

​Üç adam, masanın üzerindeki haritayı tek bir hamlede kapattılar. Odanın ışıkları sönerken, karanlıkta parlayan tek şey, Asiltürklerin yeminli gözleriydi. "Köz" sığınağının ağır demir kapısı büyük bir gürültüyle açıldı; dışarıdaki gök gürültüsü, başlayacak olan fırtınanın sadece habercisiydi.

 

ERVAGİLİN EV

 

(Nil henüz gitmemişti ama birazdan gidecekti evde çocukların cıvıl cıvıl sesleri vardı ama bi o kadarda hüzünlüydü,merdivenlerden Erva indi)

 

Nil:Uyudu mu

 

Erva:Uyudu zar zor uyuttum annem yok bari babam gelsin diye diye ağladı sabah kalktığında babanla evde olacaksınız diyerek dilledim masal filan okudum bir türlü uyumadı sonra aklıma Akın'ı uyumazsa bunu dinlettir dediği ses kaydını açtım uyudu

 

Nil:Ne varmış ki o ses kaydında

 

Erva:Yağmur'un sesi Alya için söylediği ninni vardı onunla uyudu işte iyi ki ses kaydı almışlar

 

Yaren:Halamın ses kaydı mı var? Açsana Erva teyze bizde dinleyelim

 

Erva:Peki geçin oturun bakiyim karşıya

 

(Sırayla oturdular)

 

Nil:Oğlum,kızım ama uyumak yok tamam mı kalkıcaz birazdan

 

Yaman,Kağan,Yaren:Tamam anne

 

(Erva ses kaydını açtı Yağmur'un söylediği her bir kelime şefkatli ve merhametli sesi sayesinde çocukların kulaklarını okşuyordu)

 

"Uyuu,Ahu figân!

Uyu uyu ahu figân

Sonra duyar halimizi

El Aman"

 

"Rahat edip duy sesimi

bir zaman...Ninni yavrum

ninni kuzum,ninni"

 

Uyuu,Ahu figân!

Uyu uyu ahu figân

Sonra duyar halimizi

El Aman"

 

"Rahat edip duy sesimi

bir zaman...Ninni yavrum

ninni kuzum,ninniii"

 

(Ninni bitmişti ama arkasından akan iki çift gözyaşı bırakmıştı,çocuklar annelerine yaklaştı Kağan elleriyle Nil'in gözyaşlarını silerken,Duru'da Erva'nın gözyaşlarını sildi)

 

Kağan:Anne âlama

 

Duru:Sende ağlama anne

 

Yaren:Özürdileriz üzüleceğinizi düşünemedik

 

Nil:Sadece biraz duygulandık kızım önemli değil

 

Yaman:Anne siz demiştiniz ki halam bizi gökyüzünden izliyormuş

 

Yunus Emre:Evet böyle ağladığınızı görürse üzülmez mi

 

Erva:Haklısınız (çocuklardan sonra kendi elleriyle gözyaşlarını tekrar sildiler) Tamam ağlamak yok

 

(Çocuklar annelerine sarılmıştı bir kaç saniye sonra yerlerine geçtiler.Nil ve Erva konuşmaya devam etti)

 

Nil:Bizimkiler bu gün geç gelecekmiş

 

Erva:Haberim var buldukları adamın mekânını basacaklarmış Allah işlerini rast getirsin

 

Nil:Amin!

 

~~~~~

 

GECE YARISI OLMUŞTU SAAT 01:15 Tİ

 

​(Sınır Hattı, Şirazi Lojistik Üssü

​Gece, gökyüzünden boşalan sağanak yağmurla yıkanıyordu. Operasyonun adı sanki doğaya bir komut vermişti. Alperen, Selim ve Akın; üzerlerinde geceye karışan siyah taktik kıyafetler, termal gözlükler ve susturuculu silahlarıyla deponun çevresini birer gölge gibi kuşatmıştı.)

 

​Alperen: (Kulaklıktan fısıldayarak) "Gözcü 1 etkisiz. Giriş hattı temiz. Selim, sistemleri kör et."

 

​Selim: (Elinin altındaki tabletten hızla kodları girerken) "Güvenlik kameraları ve hareket sensörleri devre dışı. 10 dakikanız var beyler. 10 dakika sonra sistem kendini resetler."

 

​Akın: "Bana 5 dakika yeter."

 

(​Akın, bir hayalet gibi deponun yan kapısından sızdı. İçerisi mazot ve barut kokuyordu. Tam karşısında, kaza yaptıkları aracın frenlerini kesen o profesyonel tamirci ve Behram’ın adamları masanın başında bir şeyler konuşuyordu. Akın’ın gözleri o tamirciye odaklandığında, zihninde Alya’nın "Annem hala uyanmadı mı?" sorusu yankılandı.)

 

(​Akın, susturuculu silahını indirdi. Bu işi silahla bitirmeyecekti. Elindeki bıçağı sımsıkı kavradı ve ilk adamın boğazına bir gölge gibi yapıştı. Hiçbir ses çıkmadı. Sadece yağmurun çatıda bıraktığı ritmik ses...)

 

​Behram: (Deponun üst katındaki camlı bölmeden bağırdı) "Neler oluyor orada? Kim var?"

 

(​Akın, deponun ortasına çıktı. Işıkların altında, nefret dolu bakışlarıyla tam bir intikam meleği gibi duruyordu.)

 

​Akın: "Emaneti getirdim Behram! Yağmur’un selamını getirdim!"

 

(​Yukarıdan mermiler yağmaya başladı. Alperen ve Selim, deponun ana kapılarını patlatarak içeri daldılar. Ortalık bir anda cehennem yerine döndü. Alperen, profesyonel hamlelerle üst kattaki keskin nişancıları indirirken; Selim, alt kattaki adamları çapraz ateşe alıyordu.)

 

(​Akın ise sadece Behram’a odaklanmıştı. Mermilerin arasından sıyrılıp üst kata, camlı bölmeye tırmandı. Behram kaçmaya çalışırken Akın onu yakasından yakalayıp camdan aşağı, deponun sert beton zeminine fırlattı).

 

​Behram: (Yerde acı içinde kıvranırken) "Dur... Yapma... Sadece emri uyguladım!"

 

(​Akın aşağı atladı, ağır adımlarla Behram’ın yanına geldi. Cebinden, o kaza yapan araçtan çıkan yamulmuş metal parçasını çıkardı ve Behram’ın gözünün önüne tuttu.)

 

​Akın: "Bu parça, benim karımın sırtına girdi. Sen ise şimdi o metalin soğukluğunu kalbinde hissedeceksin."

​O sırada Alperen ve Selim yanına geldiler. Selim, elini Akın’ın omzuna koydu.

 

​Selim: "Akın, bitti. Yılanın başı ezildi."

 

​Alperen: "Polisler ve destek ekipleri gelmek üzere. Gidiyoruz."

 

(​Akın, son bir kez Behram’a baktı. Öfkesi sönmemişti ama adaleti kendi elleriyle teslim etmişti. Silahını kılıfına koydu, cebindeki o kanlı metal parçasını Behram’ın üzerine fırlattı.)

 

​Akın: "Bu senin sonun, bizim ise yeni hikayemizin başlangıcı olsun."

 

(​Dışarı çıktıklarında yağmur şiddetini artırmıştı. Akın başını gökyüzüne kaldırdı, damlaların yüzündeki barut ve kan izlerini silmesine izin verdi. Sanki Yağmur, gökyüzünden ona son kez teşekkür ediyordu.)

 

​Akın: (Fısıldayarak) "Huzurla uyu boncuğum. Nöbet bitti."

 

~~~~~~

 

1 GÜN SONRA AKINGİLİN EV

 

(Akın,kızıyla birlikte uyurken Alya birden uyandı ve evdeki sessizliği neşe dolu sesiyle yatakta zıplayarak bozdu,babasını uyandırmaya çalışıyordu)

 

Alya:Uykucu babam kalk hadi kalk... kalksana baba ya anemi göydüm,annemi göydüm

 

(Akın duyduklarını uykudan yeni uyandığı için tam idrak edemiyordu,esneyerek yavaşça doğruldu)

 

Akın:Noldu babacım

 

Alya:Annemi göydüm gece geldi beni öptü

 

Akın:Nasıl fındığım anlamadım

 

Alya:Annem gece geydi beni öptü ninni söledi bana

 

(Akın bu durumu anlamlandıramıyordu belliki küçük kız rüya görmüştü ama yinede hiç istifini bozmadan kızına cevap verdi)

 

Akın: Anneni gördün

 

Alya:Evet

 

Akın:Çok güzel inşallah bende görürüm

 

Alya:Sen göymedin mi annem geldi beni öptü,ninni söyledi,uyanmış mı annem

 

Akın:Demek ki gece uyandı kızım

 

Alya:Sabahlayı yok bayi hey gece gelse

 

Akın:Yine gelir kızım üzülme,üzülmek yoktu söz vermiştik üzülmeyecektik

 

Alya:(Tatlı ve cıvıltılı sesiyle) Üsülmek yok

 

Akın:(Güldü) Ya sen bal mısın?

 

Alya:Balım

 

Akın:Gel buraya (ellerini kızının karnınan koyarak yatırıp gıdıklamaya başladı,ikiside kahkaha atıyordu tam o esnada kapıyı tıklatarak Alya nın bakıcısı Gülper hanım girdi içeriye aynı zamandada birçok işi hallediyordu)

 

Gülper:Akın bey oğlum kahvaltı hazır

 

Akın:Gülper ablam Allah aşkına şu beyi kaldır sende bizim evin bir parçasısın

aynı zamandada Mahbub sultanın en yakın dostusun rahat ol Mahbub sultan benim için neyse sende osun yıllardır emek veriyorsu

 

Gülper:Tamam oğlum bey yok bundan sonra

 

Akın:Ha şöyle bu gün Mahbun sultan gelecek bize bir süre bizde kalacakmış öyle dedi rahat edersin sende

 

Gülper:Ay öylemi tamam oğlum...Neyse ben gidiyim sizde gelin kuzum

 

Akın:Tamam Gülper abla

 

~~~~~

 

SELİMGİLİN EV

 

(Çocuklar okula gitmişti Selim'in tatil günüydü evde sadece Selim ve Erva vardı,kahvaltı yapıyorlardı)

 

Selim:Can parem dün nasıl geçti Alyoş hanımla

 

Erva:İyi biraz zor uyuttum ama olsun...Yavrum amnesinin ninnisini dinleyerek uyudu

 

Selim:Annesinin ninnisi derken

 

Erva:Yağmur un Alya yı uyuturken söylediği ninni Akın ses kaydı almış Yağmur'un sesini

 

Selim:Anladım

 

Erva:Operasyon nasıl geçti

 

Selim:Güzel Akın'ı zaptedemedik ama

 

Erva:Ama haklı

 

Selim:Haklı tabide neyse işte sonuç olarak operasyon başarılıydı

 

Erva:Hayatım şurdan reçeli uzatır mısın

 

(Selim bi ekmek parçasını reçele bandırıp Erva ya uzattı)

 

Erva: (gülümseyerek) direk uzatsaydın keşke

 

Selim:Birşey olmaz karımı ellerimle besleyemez miyim

 

Erva: (Elini uzatıp Selim'in elinin üstüne elini koydu ) İyi ki varsın Selim

 

Selim: (Erva'nın elini tutup öptü) Sende iyi ki varsın canım

 

Erva:(tebessüm etti)

 

~~~~

 

ALPERENGİLİN EV/KAHVALTI

 

(Güneş pencereden sızıyor ama evin içindeki hava, dışarıdaki bahar neşesinden biraz uzaktı,çocuklar okula gitmişti.Masada mükellef bir kahvaltı vardı ama her ikisi de sadece çay bardaklarına sığınmış gibiydi. Alperen, operasyonun yorgunluğunu üzerinden atamamış, gözleri dalgın bir şekilde tabağıyla oynuyordu. Nil, eşinin bu sessizliğinin sadece yorgunluktan olmadığını biliyordu.)

 

​Nil: "Dün gece... Çok mu zordu?"

 

​(Alperen başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde o sert MİT disiplini ile bir dostun sızısı birbirine karışmıştı.)

 

​Alperen: "Fiziksel olarak değil Nil. Ama Akın’ın o halini görmek... Behram’ın karşısında o metal parçasını tutarken ellerinin titremesi... Dağ gibi adamın bir ayda nasıl bir enkaza, sonra da o enkazdan nasıl bir intikam ateşine dönüştüğünü izlemek zordu."

 

​Nil: (Derin bir iç çekti) "Sadece Akın değil ki. Erva’da dün ninniyi dinletirken resmen bittik. Alya o sesle uyudu Alperen. Yağmur gitmiş ama sesi hala o evi ayakta tutuyor. İnanabiliyor musun? Bir ses kaydı koca bir boşluğu doldurmaya çalışıyor."

 

​Alperen: (Çayından bir yudum aldı, boğazı düğümlenmişti) "Yağmur sadece kardeşim değilmiş meğer. O benim huzurummuş. O gidince Osmaniye’nin tadı tuzu kaçtı.Çok özlüyorum onu Operasyonda bile bir an düşündüm; Yağmur burada olsa, Akın’ın o gözü dönmüş halini görse 'Yapma Akın, ellerini kirletme' derdi. Ama artık onu durduracak o yumuşak ses yok."

 

​Nil: "Ben en çok neye yanıyorum biliyor musun? Yağmur, Akın'ın kahvesine bal katmıştı 'kıyamam' diye... Şimdi o kıyamadığı adam yarım kaldı, bu dünya onu bizden aldı. Adalet bunun neresinde Alperen?"

 

​(Alperen masanın üzerinden uzanıp Nil’in elini tuttu. Parmaklarıyla eşinin elini teselli edercesine okşadı.)

 

​Alperen: "Adalet bazen bizim elimizle, bazen de zamanla tecelli ediyor Nil. Dün gece o hesabın bir kısmını kapattık ama Akın’ın içindeki yangın söner mi, sanmam. Alya için güçlü durmak zorunda. Biz de onlar için güçlü durmak zorundayız."

 

​Nil: "Haklısın. Bugünde izinliyim Alya’yı alacağım. Erva’yla biraz parka götürelim diyoruz. Çocukların arasında belki bir an olsun o 'uyku' sandığı gerçeği unutur. Ama her 'anne' dediğinde kalbimden bir parça kopuyor gibi hissediyorum."

 

​Alperen: "Kopmasın... Yağmur’un emanetine biz sahip çıkacağız. Akın ayağa kalkana kadar, Alya’nın tek bir gözyaşı yere düşene kadar biz buradayız. Bu aile dağılmayacak Nil. Şiraziler ya da başkası... Kimse bizim huzurumuzu tamamen çalamayacak."

 

​(Nil, Alperen’in kararlı duruşundan güç alarak hafifçe gülümsedi ve elini daha sıkı tuttu.)

 

​Nil: "İyi ki varsın Alperen. Sen böyle dik durunca, sanki her şey yeniden düzelecekmiş gibi hissediyorum."

 

​Alperen: "Düzelecek canım. Yağmur yağdı, fırtına koptu ama elbet güneş açacak. Alya’nın o cıvıl cıvıl sesi için o güneşi biz doğduracağız

 

Nil:İnşallah canım inşallah!

 

~~~~~~

 

ASAFGİLİN EV

 

(Ev diğer bütün evler gibi hüzün kokuyordu Asaf ve Gökçen kahvaltı yapıyordu,Gökçen yemiyor tabağıyla oynuyordu)

 

Asaf:Kızım yesene

 

Yağmur:Hiç hoş gelmiyor baba

 

Asaf:Yağmuru mu özlüyorsun

 

Gökçen:Sadece onu değil hem onu hemde abimi! İngiltereye gittiği şehre gitsek abimi bulamaz mıyız baba

 

Asaf:Nasıl bulucaz kızım koca şehir

 

Gökçen:Haklısın! Annemin vefatından sonra dağılmıştı annem en azındam vefaat etti ama o yaşarken terk etti beni annemin onu terk ettiği gibi seni asla bırakmam diyiyordu yalanmış,bıraktı işte

 

Asaf:Öyle deme kızım eminim bi açıklaması vardır

 

(Kapı çaldı)

 

Gökçen:Ben bakarım

 

(Gökçen kapıyı açtı)

 

Gökçen:Sen...

 

BÖLÜM SONU

 

1: Bölümü nasıl buldunuz?

 

2:Kim geldi?

 

3:Yeni bölümde neler olacak?

 

(Gibi sorularınızın cevabı ve daha fazlası çok yakında yeni bölümde sizlerle olacak kendinize iyi bakın hoşçakalın)

 

 

Bölüm : 29.04.2026 14:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Elisa Türkoğlu / Herkesin Vardır Bir Hikayesi / (47.Bölüm) Gözyaşıyla ıslanan sessiz dualar
Elisa Türkoğlu
Herkesin Vardır Bir Hikayesi

1.68k Okunma

365 Oy

0 Takip
51
Bölümlü Kitap
(1. Bölüm)Kâbus(2. Bölüm)Karakol Baskını(3. Bölüm)Hastane(4. Bölüm)Mucize(5. Bölüm)Kapanmayan İzler(6. Bölüm)Talihsiz Olay(7. Bölüm)Gi̇zemli̇ Mektup(8. Bölüm)Geçmi̇şi̇n Bıraktığı İz(9. Bölüm) Yi̇ne Mi̇ Kâbus(10. Bölüm)Balonu Gökyüzüne Uçan Çocuklar(11. Bölüm)Ant Ve 3.Fati̇h(12. Bölüm)Voleybol Karşılaşması(13. Bölüm)Yağmur'un Hi̇kayesi̇(14. Bölüm) Akın'ın Hi̇kayesi̇(15. Bölüm)Yüzleşme(16. Bölüm)Zorlu Bekleyi̇ş(17. Bölüm)Geri̇ Dönüş(18. Bölüm)Si̇z Ki̇msi̇ni̇z?(19. Bölüm)Sürpri̇z(20. Bölüm)Bi̇tmeyen VukuatlarOyuncu kadrosu ve karakter tanıtımı(21.Bölüm)Kuş Kafeste(22.Bölüm) Geç kaldınızÖZEL İÇERİK(23 ve 24.Bölüm) Büyük KavuşmaÖZEL İÇERİK 2(25.BÖLÜM) Kırık kalper ve çaresizlik(26.BÖLÜM) Zorlu karşılaşma(27.Bölüm) BİRLİK OLMAK28.Bölüm sezon finali )MUTSUZ SON MU?MUTLU SONSUZ MU?(2.Sezon) Oyuncu kadrosu tanıtım(29. Bölüm) Şehidim rahat uyu!(30.Bölüm) Umut(31.Bölüm)Sen yaşamaya bak(32.Bölüm) Ağlama(33.Bölüm ) Can kırıkları(34.Bölüm) Hayat çok kısa(35.Bölüm) Kırıklar ve Onarımlar(36. Bölüm) Son pişmanlık fayda vermez(37.Bölüm) TURNUVA(38. Bölüm) Sumud FilosuÖZEL İÇERİK(39.Bölüm)Gözyaşının iki katı ve saklı kalan gerçek(40.Bölüm) EMANETÇİ SENSİN EVLAT(41.Bölüm) Umudun ilk tohumları(42.Bölüm) Kavuşmaya ramak kala(43.Bölüm) Kan Bağı, Can Düğümü"(44.Bölüm) Geçmişin ayak sesleri(45.Bölüm) Yeni nesil,eski ruh(46. Bölüm) Dinmeyen Yağmur(47.Bölüm) Gözyaşıyla ıslanan sessiz dualar
Hikayeyi Paylaş
Loading...