50. Bölüm

Mutluluk meyvesi

Çilem Akpınar
gulumse_gulumse

Finale yakın olmak üzüyor ama Dilruba'yı yazmak her anda mutlu ediyor.

 

Bir hayalimi daha yaşamakta nasip olmuştu çok şükür. Hemde benim dileğim hiç beklemeden olan dileklerdendi. Maşallah bu kadar çabuk olacağını bilseydim valla başka bir şey dilerdim fakat bundanda memnundum. Afetidevranı cübbesiyle beni savunurken görmek muhteşemdi ama sonuçları galiba biraz ağır olacaktı. Bir sevindirici haber vardı hakim beni hapse atmaktan vazgeçmişti. Yani psikolojim son günlerde iyi olmadığına varsayarak azad etmişti. Doğru iyi değildi ama o kadarda kötü değildim bunu tam hakim beye söyleyecektim avukatım araya girerek durdurmuştu. Bende susmak zorunda kalmıştım. Sonunda da mahkemem bitmiş adliyeden yakışıklıyla çıkarken karşımda gördüğüm kişilere donakalmıştım.

 

Çünkü karşımda sıraya dizilmiş muhteşem dörtlü duruyordu. Annem, babam, abim ve Feride. Hepsinin bakışları tuhaf ve sinirliydi her an bana saydıracak gibi duruyorlardı. O yüzden korkarak yakışıklının arkasına geçmiş saklanmıştım.

 

"Hiç saklanma güzelim seni bu defa ben bile kurtaramam bu muhteşem beşliden, çünkü banada nefret dolular."

 

Yağız oğlan korktuğumu anlamıştı ama söyledikleri pek iç açıcı değildi. Ellerimle gömleğinden tutunurken başımı uzatıp bizimkilere baktım. Hepsi aynı anda ellerini kaldırmış bize gelin hareketi yapıyorlardı.

 

'Yağız bence sen konuşursan affederler bizi ya! Hem oğlum avukat sen, savun azcık bizi."

 

Yağız oğlan başını arka tarafa çevirip bana bir baktı.

 

"İsmimi söylediğine göre gerçekten korkuyorsun bu iyi bir şey değil. Çünkü bizi ben değil senin kurtarman gerekiyor kızım. Baban bana çok sinirli seni o adamla görüştürdüğüm için hadi görüştürdün dedi niye yalnız bıraktığım için bir ton söylendi. Anlayacağın damat olma hayallerim her an suya düşebilir. Seninde gelin olma. Bundan dolayı o güzel çeneni nasıl mahkemede kullanıp herkesi sinir ettiysen ailene karşıda kullan."

 

Yağız oğlanı tanıdığım günden belli ilk defa nefessiz uzun bir cümle kullanmıştı ve ben şok olmuştum.

 

"Hey maşallah ne konuştun be? Birde bana söyleniyorsun çenen çok diye. Önce kendine bak."

 

Hala bakışlarım karşı taraftaydı. Her an bir atakta bulunabilirlerdi. Sıkıntıyla Yağız oğlana daha sıkı tutunurken galiba birazcık çok sıkmıştım acıyla bağırmış bana doğru dönmüştü.

 

"Kızım ne yapıyorsun Allah aşkına?"

 

Elim belinde çocuk gibi sızlanırken başımı kaldırıp öfkeyle yüzüne baktım.

 

"Yağız bak şuanda senin belin felan önemli değil. Şuan savaş meydanındayız ve düşmanlarımız bizi bekliyor kellemizi almak için ama sen mızmızlanıp duruyorsun."

 

Yakışıklının kaşları çatılırken bir an bakışlarım arkaya kaydı ve abimin bize doğru geldiğini gördüm.

 

"Allah bittik biz abim geliyor."

 

Yağız oğlanda arkasını dönüp abime bakınca beni arkasına alıp önümde siper oldu yiğidim.

 

"Dilruba canım kardeşim!"

 

"Canım kardeşim dediğine göre gerçekten bittim."

 

Sesim bir fısıltı gibi çıkarken yakışıklı elimden tutarak destek oldu.

 

"Dilruba güzelim!"

 

Başımı hafiften uzatıp abime baktım

 

"Canım abim!"

 

"Gel buraya canım kardeşim!"

Kollarını açmış beni beklerken yakışıklının arkasına dahada sindim.

 

"Yok abiciğim ben gelmeyeyim burada mutluyum."

 

"Ersin bak kızın üstüne gitme yeni çıktı mahkemeden."

 

Abim Yağız oğlana sertçe bakarken o anda gerçekten bittiğimizi anlamıştım.

 

"Eğer çok üzüldüyse mahkemelik olmayacaktı. Ha bu arada kardeşimle arama girme Yağız oğlan."

 

Uf abim çok sert geliyordu.

 

"Dilruba canım kardeşim eğer müstakbel bir damat adayının hala olmasını istiyorsan yanıma gel güzelim."

 

Evet arkadaşlar bu bir tehditti. Eğer gelmezsen sen evliliği unut diyordu. O yüzden paşa paşa sevdiğimin arkasından çıktım ve abime ilerledim. Yağız oğlan kolumdan tutup engel olmaya çalışsada gözlerimi açıp kapattım. Bu demek oluyorduki lütfen bir şey yapma. Oda beni dinlemiş abimin yanına gitmeme izin vermişti. Abimin yanına ulaştığımda önce kollarının arasına alıp sıkıca sarıldı.

 

"Yine korkuttun bizi. Yine aklımızı aldın ama iyisin. İyisin ya yeter."

 

Dudaklarından dökülen kelimeler canımı acıtmıştı. Çünkü onlara çok acı veriyordum. Bu yüke daha fazla dayanamadım ve kendimi bırakıp abimin kollarında sesli bir şekilde ağlamaya başladım. Yaşadıklarımı tuttum tuttum ve artık patlamıştım.

 

"Şişt ağlama biz buradayız. Abin her zaman yanında."

 

"Özür dilerim abi ben böyle olsun istememiştim."

 

Abim sessiz kalırken annemle Feride çoktan yanımıza gelmiş bize bakıyorlardı. Annemin gözlerinde yaş görünce abimden ayrılıp onun kollarına atladım.

 

"Özür dilerim anne. Ne olur ağlama. "

 

"Dilruba niye durmuyorsun kızım? Niye kendine zarar verip duruyorsun? "

 

Ne diyecektim ki haklıydı. Haklılardı. Öylece susup kalmıştım. Bakışlarım babama kayınca arkasını dönmüş yola bakıyordu. Bana ilk defa sırtını dönmüştü onu öyle görünce sertçe yutkundum.

Tebrikler Dilruba babanı bile delirtmeyi başardın. Gerçekten insanları delirtmekle bir numaraydım. Şimdilik babamın sinirinin geçmesi beklerken abim elimden tutarak başıyla hadi gidelim diye işaret yaptı ve elim mahkum bütün söylediklerine uydum. Hüzünlü bakışlarımı Yağız oğlana çevirdiğimde yine anlayışla karşılamış sorun yok dercesine gülümsemişti. Onunla vedalaşıp evimizin yolunu tutmuştuk. Arabada kimseden çıt çıkmamıştı. Ben bile bu kadar uzun süre ilk defa konuşmamıştım. Büyük mucizeydi. Eve geldiğimizde babam direk çalışma odasına gitmişti. Annemde yemek hazırlamak için mutfağa gitmiş. Abim ve Feride ise salonun ortasında durmuş bana bakıyorlardı. Başımı üzgünce eğerek iç geçirdim.

 

"Babam bu defa çok kızmış."

"Haklı değil mi?"

 

Abim içimden geçmeye sanırım başlayacaktı.

 

"Haklı!"

 

"Resmen kızını mahkemeden topladı. Yıllardır oraya düşme diye uğraşan adam şok geçirdi. Üstelik koskoca cezaevini birbirine katarak. Gerçekten harika bir olay."

 

Yani böyle anlatınca çok kötü bir şeydi ama haklı sebeplerim vardı.

 

"Dilruba canım arkadaşım sencede bu sefer biraz fazla olmadı. "

 

Ve Feride'de kızmıştı ve ben ağlamaya başlamıştım.

 

"Ben kendimi durdurmaya çalıştım. Valla abi sürekli sakin ol kızım dedim kendime ama duramadım. O şerefsiz herif ölen anneme laf edince duramadım. "

 

Dudaklarımdan bir hıçkırık koparken Feride çoktan yanıma gelmiş sarılmıştı.

 

"Şişt tamam geçti ağlama artık!"

 

"Dilruba sen baştan oraya giderek hata yaptın. Biliyordun seni kışkırtacağını bilerek gittin."

 

Abim gözyaşlarıma bu defa kıyıyorsa gelip sarılmıyorsa işim çok zordu.

 

"Ben sadece hesap sormak için gittim, sadece pişman mı diye öğrenmek istedim. Zaten en başta ben kışkırttım onu içinden geçtim ama oda geçti. İşte sonrada saçları elimde kaldı."

 

Son söylediğime Feride kıkırdarken hemen kendine engel olmuştu.Çünkü arkasında kızgın boğa abim vardı. Abim ona ters ters bakarken bakışları tekrar bana döndü. Aynı ters bakışlara devamdı.

 

"Bütün suç zaten senin değil. Asıl suç o sevgilin olacak herifte. Hangi akılla sana izin verdi? Senin bunları yapacağını bildiği halde nasıl ikna oldu?"

 

"Onun hiç bir suçu yok. Asıl suçlu benim. Eğer kızacaksanız sadece bana kızın. Ama ona bir şey söylemeyin."

 

"Yeter daha fazla saçmaladığını duymak istemiyorum. Oda git dinlen aklın başına gelsin."

 

Abim Yağız oğlanı koruduğum için bir anda sinirlenmiş bağırmıştı. Ondan aldığım tepkiyle burnumu çekerek Feride'den ayrıldım ve arkamı hırsla dönerek odama yürüdüm. O arada babamın çalışma odasının kapısı açıktı ve kendiside kapıda bekliyordu. Yani bütün konuşanları duymuştu. Benimle göz göze geldiği an bir süre bakmış odasının kapısını aniden kapatmıştı. Babamdan aldığım tepkiyle odamı bir bulmuş kendimi yatağa atarak içim çıkama kadar ağlamıştım. Sonrada ağlamaktan uyuya kalmıştım. Taki Yağız oğlanın bağırma sesini duyana kadar. Sesini duyduğum an nasıl irkildim nasıl yataktan fırlayıp kapıyı açarak dışarı çıkmıştım hiç birinin farkında değildim.

 

Dışarı çıktığım an karşılaştığım manzarayla dona kalmıştım. Babam ve abim yakışıklıyı kapıdan içeri sokmuyorlar onun önünde resmen duvar gibi dikeliyorlardı.

 

"Dilrubayı görmeme karışamazsınız."

 

 

"Onu hata yapmadan önce düşünecektin."

 

Babamın sert tavrı karşısında şaşırsamda onlara doğru ilerleyip yanlarına ulaştım.

 

"Ne oluyor burada? Neden Yağız'ı içeri almıyorsunuz?"

 

"Sen karışma Dilruba geç içeri!"

 

Abimin ikazıyla ona öfkeyle bakarken ortalarından geçip Yağız oğlana ulaşacaktım ama izin vermemişlerdi.

 

"Dilruba sen karışma güzelim ben halledeceğim."

 

"Hallettiğin buysa cidden gerisini düşünemiyorum."

Bakışlarımı Yağız oğlandan çekip babama döndüm.

 

"Baba Allah aşkına ne yapıyorsunuz? Onu içeri almamakta nedir?"

 

"Onu seni oraya götürmeden önce düşünecekti. Ben seni ona emanet ettim ben ona güvendim. Ama o ne yaptı emanete bakamadı."

 

"Baba söyledim size onun suçu yok. Ben ısrar ettim neden böyle yapıyorsunuz?"

 

Bakışlarımı anneme çevirdim belki o yardım eder diye ama oda başını sallamıştı. Yani ben karışmıyorum diyordu. Gözlerimi kapatıp sakince düşünmeye başladım. Sakin olmam lazımdı.

 

"Deli bal bana bak! Onlar haklı ben sana engel olmadım. Babanın güvenini yerle bir ettim. Ama onlara seni benden almaları hakkı vermiyor. Seni görmeme engel olma hakkı vermiyor. Hatalıyım efendim çok özür dilerim. Fakat bunu bize yapmayın ben onu görmeden bir saat bile duramıyorum. Onu çok seviyorum. Ne olur yapmayın."

 

Yakışıklının hüzün dolu sesini duyunca gözlerim çoktan dolmuştu.

 

"Baksen avukata edebiyatta yapıyormuş ama bunlar bize işlemez."

 

Hırsla abime dönüp ayağına sertçe basarak canını yaktım.

 

"O edebiyatı sana yapmıyor sen üzerine alınma. Ve fazla ileriye gitme abi."

 

Abim benden aldığı tepkiyle şok olurken annem sessizliğini bozmuştu.

 

"Çocuklar Allah aşkına ne yapıyorsunuz?"

 

"Haftaya annenleri alıp Dilruba'yı istemeye gelene kadar bu eve adımını atmayacaksın. Dilruba'yı görmeyeceksin. Dua et sadece bununla sınırlı kalıyorum. O yüzden istemenin olmasını istiyorsan şimdi git. "

 

Babam Yağız oğlanı bir güzel tehdit etmiş cezasını vermiş kapıyıda suratına kapamıştı. Ben kapanan kapıyla bakışırken babam annem içeriye geçmiş geriye abimle Feride kalmıştı.

 

"O bunu hakketmedi."

 

" Bende senin beni ikinci plana atışını bir kez daha hakketmedim. Çok sağol Dilruba yerimi hatırlattın."

 

Abimde son lafını söylemiş yanımdan ayrılmıştı. Bir kez daha kalbini kırmıştım. Bu defa kalbini nasıl kazanacaktım bilmiyordum.

 

 

 

***

Zaman her zaman su gibi akarken şu bir hafta içerisinde bir türlü geçmek bilmemişti Yağız oğlanı görmediğim her gün işkence gibi gelmişti. Onsuz mutlu olduğum tek gün bile olmamıştı ama yinede babamı kızdırmamak için hiç yüz yüze gelmemiştik. Özlemimizi telefonda gidermiş kendimizi öyle avutmuştuk. Bu bir haftada abim ve babamla hiç konuşmamıştım. Çünkü ikiside yüzüme bakmıyordu. Babam arada yumuşar gibi olmuştu ama abim ketum gibiydi haklıydıda. Bende kalbini kazanmak için bir kaç yolu denemiş hepsinden elim boş dönmüştü. Üzgündüm hemde çok. Mutlu olmam gerekirken yüzüm gülmüyordu. İsteme elbisemi bile alırken mutlu değildim. Elif'in isyan edip depresyona girmesi bile beni mutlu etmemişti o kadar yani. Zavallı görümcem İnstagramdan acıklı hikayeler atıyor bana abisine göndermeler yapıyordu.

 

Neymiş elin kızı bir gün çok sevdiğiniz abinizi elinizden aldığında hiç bir şey yapamazmışınız.

 

Neymiş düşmanınızın sinsi bir şekilde içeriye sızması hayatın en büyük darbesiymiş.

 

Ha durun birde ismimi vererek bir gönderme daha yapmıştı. Neymiş Dilruba hazretleri abimi ne yaptı etti kandırdı onuda elimden aldı. Okulda birinciliğimi hayatımda abimi aldı. Şimdi ben o kızın görümcesimi oluyorum. Aynen böyle yazmıştı.

 

Tabii ben durur muydum? Hemen cevap yazdım.

 

"Tam üstüne bastın görümcem. Sen benim görümcem oluyorsun ben ise senin biricik gelinin. Çok mutlu oldun değil mi? Çünküü ben çok mutluyum ayol. Benim gibi prenses, asilzade gelinin olacak. Mis mis."

 

Bu yazdıklarım onun sabrının sonunu tüketirken sinirden engeli basmış hiç bir yerden ona ulaşmama engel olmuştu. Bu çok kötü olmuştu. Çünkü bir ömür boyu bana katlanacaktı.

 

Şimdi ise o bir ömür boyu mutluluk için beyaz elbisemi giymiş aynada kendime bakıyordum.

 

"Ne çektik be Dilruba! Her şey nasıl başladı nasıl bitiyor? Önce sağlığımdan oldum sonra özgürlüğüm elimden alındı. Her şey tam bitti derken bir gün otobüs terminalinde hayatının aşkını buldun sonra olanlar oldu. Valla ilk defa vazgeçmemen işe yaradı. Afetidevranı biraz zor ikna ettin ama sonunda sana deli gibi aşık oldu. Bu aşk şükrün oldu. Sınavın oldu. Canından öte her şeyin oldu. Çok zordu bazı yolları geçmek geçmişi yeniden yaşamak ama başardın. Dimdik güçlü durdun beynindeki cipten kurtuldun ve daha fazla insanlara zarar gelmesini engelledin. Ölümden döndüm ama başardım."

 

"Sen gerçekten çok güçlü bir kadınsın."

 

İşittiğim sesle başımı çevirip abime baktım. Günler sonra benimle ilk kez konuşmasıydı.

 

"Abi!"

 

"Canım!"

 

Yavaş adımlarla yanıma doğru gelip tam karşımda durdu. Önce üzerime baktı sonra gülümseyerek gözlerime.

 

"Çok güzel olmuşsun."

 

Sesindeki titreme beni duygulandırırken ikimizinde gözleri çoktan dolmuştu.

 

"Sende çok yakışıklı olmuşsun."

 

"Ooo Dilruba hanım senin yakışıklın zaten var. Bana ne gerek var değil mi?"

 

Son söylediğiyle sertçe yutkunurken dayanamadım belinden sımsıkı sarılarak başımı göğsüne yasladım.

 

"Sen olmazsan bende olmam abi. Sen benim canımsın. Sen benim sırtımı yasladığım dağsın. Biliyorum kalbini çok kırdım ne olur affet beni! O sözleri kalpten söylemediğimi biliyorsun."

 

Abim çoktan yelkenleri indirmiş o sıcak kollarıyla sarmalamıştı beni.

 

"Hangi sözlerdi ben çoktan unuttum. Sadece bugüne senin mutluluğuna odaklıyım. Sen mutlu ol geri boş güzelim."

 

Öyle değildi işte biliyordum her defasında kırmıştım onu ama şu dilime bir türlü sahip olamıyordum.

 

"Bazen şu dilimi kesmek istiyorum. Olur olmadık yerde konuşuyor benide sinir ediyor."

 

"Gördük gördük mahkemede bile o dilinle hakimi deli etmişsin."

 

Bir an o anları hatırlayınca gülümsedim. Cidden öyle yapmıştım.

 

"Hadi bakalım içeri geçelim şimdi gelirler."

 

Başımı göğsünden çekip yüzüne baktım.

 

"Bakma öyle sorun yok. Sadece küçük kızkardeşimi evlendireceğim diye üzgünüm. Üstelik o..."

 

Son cümleyi tamamlayamadı. Sanırım kötü bir şey diyecekti gözlerime baktığı an susmuştu.

 

"Yani Yağız oğlanı demek istedim. "

 

Bu haline kahkaha atarken dayanamayıp yanağına bir öpücük kondurdum.

 

"Sen var ya sen benim canımsın canım."

 

Abim gülecek gibi oldu ama kendini frenlemiş bir anda ciddileşmişti.

 

"Tamam abartmaya gerek yok hadi gidelim."

 

Ve üzerimdeki beyaz uzun, kolları kısa ve balon tarzında hiç bir dekoltesi olmayan bir elbiseyle, saçlarımı ise serbest bırakmış yüzümde hafif makyajımla salına salına kaynanam, görümcem ve kocama yani yakışıklıma kahve servisi ediyordum.

 

Bu gece ben ne kadar beyaz giydiysem sevgili görümcem o kadar siyah giymişti. Düşünün sütyeni bile siyahtı. Onu nereden biliyorsunuz diye sorarsanız? Siyah elbisesinin askısının düştüğü vakit görmüştüm. Ah görmez olaydım demek isterdim ama görmüştüm ve çok mutlu olmuştum. Çünkü kendisi karayaslardaydı. Benim gibi gelin aldığı için. Çokta tındı yani.

 

Ah benim içimi gözümü açan biri vardı ki of dersiniz. Benim afetidevran tam olmuştu. Beyaz gömlek üstten iki düğme açık, altında siyah kumaş pantolon. Saçları aynı memoli gibi arkaya jöleyle yaslamış. Halbuki bu Hüseyin'in memoli tarzıydı ama benim yakışıklımada olmuştu.

 

O yaptığım kahvemi iştahla içerken ben ona bakıyordum oda bana. Ha bu arada kahveye hiçbir şey katmadım tam tamına türk kahvesiydi. Ne gerek vardı tuza acıya?

 

Biz birbirimize dalarken sevgili kayınvalidem beni çoktan istemiş babamda cevabımı bana soruyordu. Yahu hangi ara buraya gelmiştik?

 

Babam benden bir cevap beklerken o an herkesin gözüne tek tek baktım. Anneme, abime, Feride'me kayınvalideme ve sevgili görümceme en son onda durakladım ve kocaman sırıttım.

 

"Tabiki evet babacığım ben bu anı ne kadar bekledim biliyor musun? Kimlerle savaştım? Kimler engel oldu? Kimler.."

 

Dedim ve sözümü tamamlayamadım çünkü babam beni susturmuş verdim gitti demişti.Abime bakakalırken kızım bari bu anda sus demişti ve ben şok olmuştum. Dediği çok doğruydu bari şimdi sus Dilruba!

 

"Yağız oğlum biliyorum şu bir hafta zoru yaşattım sana ama bazı şeyleri anlamanız için bu ceza gerekliydi. O yüzden kızmayın. Artık sende bir evladımsın. Olur böyle şeyler. Sen iyi bir evlatsın iyi bir avukatsın en önemlisi iyi seven adamsın. Sevdiğine değer veren, onun tırnağı kırılsa seninde canı yanan bir adamsın. Dilrubam için neler yaptın nelerle savaştın hepsine şahit oldum. Eğer ona azıcıkta olsa değer vermediğini görmüş olsaydım bu iş olmazdı ama sen değerden çok canını verecek kadar seviyorsun. Ve bu zamanda böyle sevgi kaldı mı? Bence kalmadı. İşte böyle nadiren çıkıyor ve oda benim kızıma denk geldi iyi ki geldi. Biliyorum kızım deli dolu ele avuca sığmıyor. Aklına geleni yapıyor ama kalbini biliyorsun. O yüzden kızma ona olur mu? Biliyorum kızmazsın ama işte insanlık hali! O yüzden sizi birbirinize emanet ediyorum. Birbirinize iyi bakın kıymetinizi bilin. Aşk gelip geçici önemli olan sevgi ve saygı. Bunlar olduğu sürece çok mutlu olursunuz. Rabbim işallah her zaman mutluluğunuzu daim etsin."

 

Babam kurdeleyi keserken yaptığı konuşmayla hepimizi gözyaşlarına boğmuştu. Dayanamayıp sarılırken ondanda özür diledim.

 

"Özür dilerim baba. Yaptığım her şey için sizi üzdüğüm için. Ama söz bir daha canımı tehlikeye atmayacağım kimseye zarar vermeyeceğim. Bundan sonra çok cici kız olacağım valla bak!"

 

Sözlerime herkes kahkaha atarken babamdan ayrılıp hepsine sertçe baktım.

 

"Neden olmasın ben cici kız olamam mı neden gülüyorsunuz?"

 

"Sen ve cici kızlık acaba kaç gün dayanacaksın?"

 

Abim laf sokma sözünü devir alırken ona kötü kötü bakmış başımı çevirmiştim. Yağız oğlana baktığımda ise oda gülüyordu.

 

"Sen neden gülüyorsun? Yoksa öyle düşünmüyor musun?"

 

Yağız oğlan birden ciddileşip dik durmaya çalıştı.

 

"Yok gülüm hiç öyle düşünür müyüm? Senden çok güzel cici kız olur. Yani inşallah öyle umut ediyorum." Deyince herkesin kahkaha sesleri evde yankılanmış ve ben o kahkaha sesleri duyunca gülümsemiştim.

 

Çünkü bunlar mutluluğun sesiydi. Onca acıdan sonra yüzümüzün güldüğü ilk andı. Biz sabretmiştik savaşmıştık ve sonunda mutluluk meyvemize sahip olmuştuk. Dilerim herkese sabrının, acılarının bütün savaşlarının mutluluk meyvesi nasip olurdu.

Bölüm : 13.04.2026 03:22 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...