

Medya: Barış Efe ASLAN
Kaan
Arka bahçede oyun oynayan çocuklara ve oğluma gülümseyerek bakıyorum.
Gözüm korumanın birine kaydı. Elimde ise not defterim vardı. İlknur hanımın verdiği ödev için.
Bana ilk başta kendine yakın gördüğün kişi ile bak ve kaç saniye sürdüğünü yaz demişti.
Babam ile çok rahat göz göze geliyorum ve çok uzun bakıyorum onun gözleri içine.
Şimdide korumalar da deniyorum ilk gözüme çarpan Veysel oldu.
Gözü sürekli benim üstümde ona baktığımı görünce bana doğru yürümeye başladı.
Gözümü kaçırdım, olduğu yerde dursaydı ne olurdu sanki.
Biraz daha yaklaştı ve durdu.
"Bir şey mi diyeceksiniz Kaan bey."
Direk verdim cevabımı.
"Hayır!"
Yüzüne bakmaya cesaret ettiğimde yüzünde belli belirsiz tebessüm oluştu sanki.
Sonra elime kaydı gözleri ve konuştu.
"Ödeviniz için yardımcı olabilirim."
Bakışlarımı kaçırdım. Ama böyle olmazdı korkak gibi davranmaya devam edersem aileme verdiğim sözü tutamazdım.
Yere bakarak konuştum.
"Şey. Birkaç adım geriye gidebilir misin?"
Sanki komutanından komut almış gibi uzaklaştı birkaç adım benden.
Derin bir nefes alıp Veysel'in gözlerinin içine baktım.
1..
2..
3..
Ellerim titremeye başladı.
6..
7..
Kendimi tuttum. Hadi Kaan...
Midem kasılmaya başladı. Yutkundum.
10..
Gözümü çektim hemen içimde bir mutluluk ile başarmıştım.
İlk defa babam yanımda olmadan bir erkek ile göz göze gelip 10 saniye bakmıştım.
Ellerimin titremesi hafiflemişti.
"10 saniye sürdü Kaan bey başardınız umarım devam eder bu başarınız."
Oturduğum sandalyeden kalkıp tekrar baktım.
Ama bu uzun sürmedi bakışlarımı kaçırdım.
Kolundaki saate baktı.
"Randevu saatiniz yaklaşıyor, Kaan bey."
"Tamam üstümü değiştirip geliyorum."
Gözüm oğluma kaydı. Ona doğru yürüdüm.
Beni görünce hemen kollarını kaldırdı.
Yüzümdeki gülümseme ile kucağıma aldım.
"Kaan amca."
Ece'nin seslenmesiyle ona baktım.
"Efendim minik kuş."
" Neyeye gidiyoyşun."
Boş olan elimle başını okşayıp konuştum.
"İlknur teyzenin yanına gidiyorum fıstığım."
"Yamam Kaan amca."
Geri oyununa dönüp oynamaya başladı.
Oğlum ile odama çıkmak için konağa girdim. Solanda babam ile Yiğit abim ile karşılaştım.
"Kaan bende tam sana seslenecektim abim."
Abime baktım.
"Neden?"
"Seansından sonra at çiftliğinde gidelim diyecektim."
"At çiftliği mi?"
"Evet oğlum, abin iyi düşünmüş hem senin içinde bir değişiklik olur ne dersin."
Kararsız kaldığımı fark eden Büşra hanım konuştu.
"Çok iyi fikir aslan ailesi ile gideceğiz."
Yanlış anlaşma olur diye hiç Büşra hanım ile Mehtap hanımla göz göze gelmemeye çalıştım şimdide olduğu gibi bakmıyorum gözümü yerden kaldırıp babama baktım.
"Baba sizde gelecekseniz giderim benim durumumu biliyorsunuz siz yanımda olmadığınız zaman."
"Tabii oğlum annen de gelecek."
"Tamam o zaman baba ben üstüme uygun bir şeyler giyeyim oğlumu da giydireyim."
Babam yüzündeki tebessüm ile beni onayladı.
Odama çıkıp giyinme odasına girdim. Bugün çok güzel bir şekilde giyinmek istedim ve bana alınan hiç giymediğim kıyafetlerin olduğu dolabı açtım.
Gözüm kıyafetlerin arasında dolaştı gözüme kesişen takımı aldım oğlumu yere bırakmıştım önündeki kırmızı arabası ile oynuyordu arada bana bakıp gülüyordu.
Aslanım benim.
Giyinip aynanın karşısına geçtim.
Aynada kendime baktım. Üzerimde toprak tonlarında, griye çalan bir takım vardı. Ceket klasik kesimdeydi; omuzları düzgün, beli hafif oturuyordu. Kumaşı mat, ne parlak ne ağırdı. Resmiyetten çok şık bir sadelik taşıyordu.
Altına beyaz, düz bir tişört giymiştim. Takım elbisenin ciddiyetini kırıyor, daha günlük bir hava katıyordu. Ceket düğmesizdi, rahat bir duruşu vardı. Kol düğmeleri sade, detaydan uzak.
Saçlarım geriye doğru taralıydı. Genel görünüm düzenliydi; abartısız, temiz ve net. Aynadaki takım, göze sokmadan şık duran bir bütün gibiydi.
Aşağıya indiğimde tüm aslan ailesi beni bekliyordu.
Babam, annem uyumlu şeklinde giyinmiş.
Yiğit abim, eşi Büşra hanım ve çocukları Ece ile Asaf ve ağzından düşmeyen emziği.
Ömer abim ve Mehtap hanım kucağında uyuklayan Eymen.
Ahmet abimle Ateşte beni görünce oturdukları yerden kalktılar.
Ateş bir ıslık çalıp üstüme bakmıştı.
"Abi bu yakışıklılık nereden geliyor yaa."
Babam hemen sözü devir aldı.
"Sorman ayıp Ateş. Kimden olacak benden aldı."
Yüzümde kocama bir gülümseme oluştu gerçekçi, aile sıcaklığı.
Sanki yeninden doğmuşum gibi hissettim.
"Hadi hadi geç kalıyoruz hastaneye."
Kaşlarım otomatik havaya kalktı.
"Sizde mi geleceksiniz, ben direk at çiftliğine gideceğinizi sanmıştım."
Yiğit abim bana sen ne diyorsun gibi baktı.
Ahmet abim "öyle yağma yok beyfendi önce hastaneye gideceğiz seni bekleriz arabada sonra at çiftliğine."
≈
İlknur hanımın odasındaydim ve o benim not aldığım deftere bakıyordu.
"Babanın yanında olduğunu da yazmışsın Kaan."
"Evet babam yanımda olduğun da yabancı biri ile rahat olmasa da göz teması kurabiliyorum, ama son göz teması kurduğumda babam yanımda değildi."
"Sen babana çok güveniyorsun Kaan, bu kötü bir şey değil. Buradan çıkardığım sonuç çok iyi baban olmadığı zamanları en az 4 ve 5 saniye sürmüş yani ben bilerek 10 saniye dedim."
Anlamadığım için kaşlarımı çattım.
Beden dilimden anladı ve konuştu.
"Senin durumunu yaşayan kişiler genelikle bir saniye bile kuramıyorlar bunun için 3 saniye süre verilir, yani sen bu ödevi başarı şekilde geçtin Kaan."
"Yani bana oyun kurdunuz."
"Evet çünkü sen kendine güveniyorsun Kaan."
Heyecanlanan sesimle konuştum.
"Yani ben iyileşiyorum mu?"
"Elbette Kaan ama bunu kendine zarar vermeden aşacağız."
Sağ elimi heyecan ile yumruk yaparak konuştum.
"Diğer ödevim nedir İlknur hanım. Biran önce iyileşmek istiyorum."
"Aynı cinsin ile temasa geçmek."
İçimden bir ürperti geçti ben, ben babam ile temasta bulunamıyorum bu nasıl olacaktı ki.
"İlknur hanım başka bir görev verseniz beden temasını yapamam."
"Bunda süre vermiyorum Kaan ilk baban ile temasa geç ondan sonra abinler ile ve ilerle korumalar veya dışardan bir kişi ile ve kiminle temasa geçtiğini ne hissettiğini yaz. Aynı göz temasında yazdığın gibi."
Oturduğum yerden ayağa kalktım. İlknur hanımda kalktı ve bana not defterimi verdi.
Elinden defterimi alırken konuştu.
"Unutma Kaan kendine zarar verme bu aşama senin için çok önemli."
"Peki İlknur hanım."
Vedalaşıp Kolidorda çıktım, kolidorda kucağında oğlum ile Ateş beni bekliyordu.
Beraber asansöre girdik ve zemin kat düğmesine bastım.
Kapılar açıldığında elim ile Ateşe çıkması için öne doğru gösterdim.
Bende arkasından çıktım. Hasta danışmanın olduğu yerde Hemşire Bengü hanım vardı ve masada oturan bir erkek ile tebessüm ederek konuşuyordu.
Onları gördüğüm an durdum.
Adımlarım yarım kaldı.
Gülüyordu.
Onun gülüşünü tanıyordum; öylesine atılmış bir tebessüm değildi. Karşısındaki adama bakarken gözleri hafifçe kısılıyordu. Rahattı. Samimiydi.
Ben uzaktaydım.
Yanındaki adam bir şey söyledi, o da başını yana eğip güldü. O an içimde bir boşluk açıldı. Ne bağırdı ne de canımı yaktı; sadece sessizce genişledi. Sanki olması gereken bir şeymiş gibi.
"Bakma," dedim kendime.
Ama gözlerimi çekemedim.
Yanlarına gitsem ne olurdu?
Bir kelime, bir bakış... Belki hiçbir şey. Belki her şey. Ama o an, onların arasına girmeye hakkım yokmuş gibi hissettim. Çünkü o mutluydu. Ve ben o mutluluğun sebebi değildim.
İlk kez, hislerimin ne kadar tek taraflı olabileceğini anladım.
Bir an beni fark etmesini istedim.
Sadece bir an.
Sonra vazgeçtim.
Çünkü göz göze gelseydik, yüzündeki o tebessüm kaybolabilirdi. Ve ben, sevdiğim şeyin kaybolmasına sebep olmak istemedim.
Arkamı döndüm.
Onların sesi arkamda kaldı.
İçimde ise tek bir cümle yankılanıyordu:
Onu mutlu görmek güzel... ama o gülüş bana ait değil.
≈
Babamın arabası ile bilmediğim yollardan at çiftliğine gidiyorduk.
Veysel sürücü koltuğunda babam ön koltukta.
Yanımda ise annem. Ama benim aklım Bengü hanımda.
Sıkıntılı bir nefes çektim içime.
Allah'ım," dedim kendi kendime, fısıltıyla. "İçim çok dar... Ne yapacağımı bilmiyorum. Yalnızca içimi hafiflet, bana dayanacak güç ver."
Araba akıp gidiyordu, şehir ışıkları birer birer geçiyordu. Ama içimdeki sahne hâlâ duruyordu; tebessümü, gözlerindeki o sıcak bakışı...
Ve ben, sessizce dua ederken fark ettim ki bazen dua, sadece akıp giden bir yolda durup kalbinin en kırık yerini teslim etmektir.
Babam bana seslendi.
"Oğlum bir şey mi dedin."
"Hayır baba."
Tamam deyip geri önüne döndü.
Arabalar At çiftliğin önünde durmuştu.
İlk ben inmiştim tek kolumda oğlum vardı etrafa bakıyordu.
'Allah'ım içime ferahlık ver.'
Oğlum ayağını sallamaya başladığı onu yere bıraktım.
Bacağıma sarılmış şekilde etrafa bakmaya devam etti arkadan Ahmet abimin sesi gelince oğlum koşarak abimin bacağına sarıldı.
Bir at kişneme sesi gelince korkuyla çığlık attı.
Abim hemen onu kucağına alıp çit ile çevrili yere götürdü ve oğluma atları gösterdi.
Yanımdan geçen kişiye baktığımda Mehtap hanımdı hemen bakışlarımı yere indirdim.
Ömer abimin sesini duydum kafamı kaldırıp baktığımda bana hüzün ile bakıyordu.
Yutkunup bakışımı kaçırdım ve oğluma doğru yürümeye başladım.
"Kaan abi" Ateş'in bana seslenmesi ile ona baktım.
Kafasını pencere gibi yerden çıkarmış ata havuç veriyordu.
"Gel sana."
Gözlerim oğluma kaydı.
"Babam, Barış Efe'nin yanında ben varım sen rahat et."
Babama kafamı sallayıp Ateş'in yanına doğru gittim.
Bana elinde kalan havuçu verdi tebessüm ederek atın ağzına doğru götürdüm elimdeki havucu.
İlk elimi kokladı sonra dudakları ile havucu alıp yedi.

Sevmeye başladım. Ateş'e bakmak için kafamı kaldırdım.
Telefon ile bana bakıyor.
Bir daha çekiyorum abi.
Elimi atın çenesine koyup Ateş'e bakacak şekilde tuttum.

"Yine yakıyorsunuz ortalığı Kaan bey."
Elimi attan çekip Ateş'e doğru yürüdüm.
Bugün içimden hiç mutlu olmak gelmiyordu.
"Ah be abi, bilip bilmeden ne düşünüyorsun sen yaa."
Kafamı kaldırıp Ateş'e baktım.
"Ne diyorsun Ateş."
Yan bir gülüş ile bana bakıp konuştu.
"Bengü hanımı diyorum abi."
Şaşkınlıkla baktım Ateş'e. Nereden anlamıştı.
"Bakışlardan abi bakışlardan."
Bakışlarını benden çekip karşıya baktı. Bende onun baktığı tarafa baktım.
Babam ile annem vardı babam annemin karşısında kendi ceketi annemin üstüne örtmüş ve annemin kucağındaki oğluma bakıyordu.
"Babam anneme baktığında gözleri ışık ışık olur, şuan olduğu gibi. Onun gözlerinde aşk ve sevda var abi. Tıpkı seninde Bengü hanıma baktığın gibi."
Kafasını bana çevirince bende ona baktım.
"Ama o ışıltı abisi ile konuşmasını görünce söndü."
Ne abisi mi? Ne abisi! Kalbim neden bu kadar hızlandı. Doğru mu duydum.
Kahkaha atan Ateş ile düşünceden çıktım.
"Öz abisi hemde abi. Keşke ilk başta sana kim diye sorduğumda bana sorsaydı. Bu kadar yolu maymun yüzle gelmezdin."
Maymun mu?
"Ne maymunu Ateş?"
"Allah'a aşkına senin takıldığın konu bu mu. Bengü hanıma takıl sevgilisi sandığın kişi abisi. Hamza hoca."
Selam bebekler ben geldim.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Mutlu kalın ❤️
Seviliyorsunuz ❤️
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 22.86k Okunma |
1.85k Oy |
0 Takip |
37 Bölümlü Kitap |