

1. BÖLÜM
7 OCAK
Büyülü bir kapının eşiğinde dururken, geride bıraktığım sıradanlığın ne kadar ağır bir yalan olduğunu ilk kez anladım."
🗡🗡🗡
Elena'nın "Kırmızı hiç yakışmamış" demesiyle ona doğru döndüm çok aşağılayıcı bakıyordu.
"Kıskanıyorsun" dedim
Hiç düşünmeden "Seni mi kıskanacağım" dedi. Sinirimi bozmuştu ama yinede cevap vermedim.
Elena, üvey annemdi annem öldükten sonra babam daha fazla dayanamayıp Elena'yı getirdi.
Bu yüzden babama hala kızgındım ve Elena'dan nefret ediyordum.
Eminim ki kıskanıyordu çünkü saçlarımı gayet güzel boyamıştım ve banada çok yakışmıştı. Saçlarım Biraz sarıya kaçan turuncu rengindeydi ve saçlarımı kırmızı rengine boyamıştım.
Beni her yerde aşağılayan ve benden nefret eden öylesine birinin sözlerine aldanacak değilim.
Bugün kimse beni üzemezdi çünkü bugün 16. Yaşıma giriyordum buda Woldyren'e giriş yaşıydı. Mutluydum olmalıydım da Woldyren'e gitmek küçüklüğümden beri hayalimdi. Küçükken hep sihir yapmak ve dövüş sanatları ile uğraşmak istiyordum ve artık bu hayallerimi gerçekleştirmek istiyordum.
Çok büyük olmayan küçük bir doğum günü partisi hazırlamıştık. Normalde asla doğum günü kutlayan bir insan değilim hatta doğum günlerini sevmem ama bu yıl kutlamak istedim. Zaten sadece 5 arkadaşım ve sevgilim olacaktı. Babam Elena ile yemeye gidecekti.
Saat 20.00' e geliyordu doğum günüm 1 saat sonra başlayacaktı. Son hazırlıkları yaparken babam yanıma geldi ve "Kızım biz çıkıyoruz" dedi.
"Ayy hele şükür, Elena beni eleştireceğine hazırlanabilmiş"
"Kızım yapma konuşmamışmıydık bunları."
"Tamam hadi gidin."
"Biz geç geliriz hatta gelmeyedebiliriz sen uyumadan önce kapıyı kilitle öyle uyu"
"Tamam bencede siz hiç gelmeyin gidin bir otele orada kalın bir gün bende kafamı dinlemiş olurum"
Babam cevap vermeden Elena ile kapıya doğru gittiler.
Fırından kokular gelmeye başladığını hissettim ve hemen mutfağa doğru ilerledim. Fırını açtım kurabiyelerim çok güzel görünüyordu. Elime kalın eldiven geçirip kurabiyeleri aldım.
Tam o sırada kapı çaldı kesin babamlar birşey unutmuştu.
Kapıya doğru ilerledim ve karşımda clara'yı görünce şaşırmıştım ama sevinmiştimde.
"Selam doğum günü kızı"
"Selam"
"Tahmin ettim ki güzelimin bana ihtiyacı vardır doğru tahmin etmişmiyim."
"Sen bu tahmin yeteneğini çok iyi kullanıyorsun bak yine tahmin ettin"
"Ee tabi benim çok iyi bir tahmin yeteneğim var"
Clara'yı çok seviyodum küçüklüğımden beni en yakın arkadaşımdı hatta Clara'nın beni babamdan daha çok sevdiğini düşünüyordum.
"Ben ne yapayım"
"Bak bitenem şu arkada süsler var onları yerleştirirsen çok mutlu olurum"
"Emrin olur güzelim"
Mutfağa gidip kurabiyeleri tabaklara yerleştirdim sonra içeri gidip Clara'ya süsleri yerleştirmek konusunda yardım ettim.
Saat 20.30'a geliyordu Clara ile odama çıktım. Odam gerçekten tam olarak beni yansıtıyordu. Evdeki en büyük oda benimdi. Odama girince kırmızı rengini sevdiğim çok belli oluyordu her yer resmen kırmızıydı.
Makyaj masama oturup Clara ile birlikte makyajımızı tazeledik. Ayağa kalkıp boy aynamın yanına doğru ilerledim önce kendime sonrada elbiseme baktım.
O sırada kapı çaldı hemen aşağıya indik ve kapıya doğru ilerledik. Gelenler arkadaşlarımdı
"Yakıyorsun bebeğim" dedi lily
"Yaa teşekkürler sende mükemmel görünüyorsun bitanem" dedim.
Bu sözü Reven'dan da bekliyordum o daha gelmemişti nedenini bilmiyordum onu merek etmiştim.
Salona gidip telefonumu aldım ve onu aradım
Açmadı. Tekrar aradım "Alo"
"Alo Raven nerdesin sizi bekliyoruz neredesi-"
Bir anda kapı çaldı kapıya yöneldim kapıda Marco vardı.
"Selam Marco da Raven nerede"
"O daha gelmedi mi?"
"Ne demek gelmedi mi?"
Tekrardan telefonuma baktım Raven kapatmıştı.
"Daha gelmediyse sana sürpriz yapacaktır herhalde" dedi Marco
Tekrardan Raven'i aramak için telefonu açtım ve gelmekte olan Raven'i gördüm
"Hoşgeldinn"
"Hoşbuldum"
"Koştun mu sen?"
"Yoo"
Bişey demeden içeriye girdik.
Raven ile yaklaşık 4 aydır çıkıyoruz kendisi bana karşı çok iyi davranıyordu ama bu aralar bana çok fazla soğuk yapıyordu.
Clara mutfaktan pastamı getirirken, Raven ve Marco'nun bir şeyler konuştuğunu gördüm ama arkada çalan yüksek sesli müzikten dolayı ne dedikleri hiç anlaşılmıyordu.
Pastamın kırmızı renkliydi ve üstünde 16 yazan mumlar vardı. Tabii ki de pastamı ben almıştım çünkü babam benim en sevdiğim rengi geçin yaşımı bile unutmuştur.
Mumları üflemeden önce dilek olarak "Woldyren'de güzel bir hayat istiyorum " dedim. Çünkü küçüklüğümden beri çok kötü zamanlardan geçmiştim hele ki annem öldüğünden beri.
Bir ara babam ile konuşmuyordum çünkü annem öldükten hemen sonra Elena'yı bulması bana biraz imkansız gelmişti ve bende babamın telefonunu kurcalamıştım. Ve evet babam annemi aldatıyormuş. Woldyren'e gitmek aslında hiçte zor olmadı çünkü beni evden kovmak ve bütün varlığımızı elimizden almak isteyen bir üvey anneye sahibim. Babam denen aşağılıkta Elena'nın her dediğini yapan bir salak olduğu için onları ikna etmek hiçte zor olmadı.
Babama ne kadar "Bu kadın seni paran yuzünden seviyo" desemde beni asla dinlemedi. Bende sonra uğraşmayı bıraktım.
Aslında pekte umurumda değil çünkü artık gidiyorum ve bir daha da gelmeyi asla düşünmüyorum.
Dileğimi dileyip mumları üfledim tam o sırada Clara "hadi ilk hediyeyi ben veriyorum" bana doğru hediyeyi uzattı. O an galiba biraz overthinkliyordum Clara'nın ne dediğini anlamadım fakat bana doğru uzattığı hediyeyi görünce anladım ve hemen hediyeyi açtım.
Paketin içinden önce bir kutu çıktı. Elimle kutunun kapağını kaldırdım ve içinden orta boyutta bir peluş tavşan çıktığını görünce biraz duygulandım aklıma eski anılarım geldi ve bunları en iyi Clara biliyordu. Benim en kötü zamanlarımda yanımda Clara olduğu için o benim her şeyimi çok iyi biliyordu.
7. Yaş günümde annem doğum günümde bu tavşana çok benzer bir tavşan hediye etmişti ve ben onu annem öldükten sonra bile yıllarca saklamıştım ama o Elene denen kadın taşınırken özellikle annemden kalan bütün her şeyi attırmıştı. Ve tabi o tavşanıda ve tabii ki de bunları Clara çok iyi biliyordu.
Tavşanı elime alıp Clara'ya bakıp önce gülümsedim sonrada etrafı gözlerim dolduğu için biraz bulanık görmeye başladım. O an Clara'da bana bakıyordu onunda biraz gözleri dolar gibi olmuştu sonra hemen çok samimi bir gülümsemede bulunup gözyaşlarını silmeye başladı. O an o kadar ağlayasım gelmişti ki, ama yinede bugün ağlamayacaktım. Ellerimle gözlerimi sildim ve ciddileştim.
Raven "Tamam sıra bende o zaman"
Gülümsedim ve Raven'in bana uzattığı hediyeyi aldım. Ve açmaya başladım. İçinden küçük kırmızı bir kutu çıktı. Kutunun içinde takı olduğu çok belliydi. Kırmızı kutuyuda açtım içinden kelebekli bir kolye ve onun takımı olduğunu düşündüğüm kelebekli bir bileklik çıktı.
Raven'a doğru bakarak gülümsedim. Raven kolyeyi alarak saçlarımı öne doğru uzattı ve kolyeyi boynuma taktı. Kolye çok güzel ve asildi. Gerçekten en sevdiğim kolye olmuştu.
Sonra da bilekliği elime alıp taktım biraz zorlansamda takmayı becermiştim.
"Sıra bende" diye bir ses duyduğumda sesin geldiği yere doğru baktım. Bu Lacy'ydi hemen Lacy'nin uzattığı hediyeyi aldım. Paketi hızlı bir şekilde de açtım. İçinden küçük çok hoş bordo renginde bir saat ve bileklik çıktı. Lacy ye sarılmak için onun yakınına gittim ve ona çok samimi bir şekilde sarıldım. Aslında o an Clara ve Raven ile neden sarılmadığımı düşündüm. Unutmuştum.
"Çok teşekkürler"
"Ne demek güzelim"
Diğer hediyeleri açma zahmetinde bulunmadım. Masanın üstündeki pastayı keserken Clara da içecekleri dolduruyordu. Pasta ve içecekleri herkese verdikten sonra kendi pastalarımızı da kesip yemeye başladık.
Herkes yanındaki kişi ile konuşuyordu şahsen bu beni biraz rahatsız etmişti ama pekte umursamadım. Bende Clara ile konuşmaya başladım.
-----------------------‐-------------------------
🗡🔥❤️
Bölümü beğendiyseniz yorum atmayı , takip etmeyi ve destek olmayı unutmayın. Seviliyorsunuz.
WhatsApp kanalımda karakterlerin görünüşleri var (panomda)
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |