



Ayzanın gelinliği saçı ve makyajı
Bölümde geçen şarkı ve şarkıcı @okyanusbegonyasi ne aittir. Dokuzuncu Serenat isimli kitabından alınmıştır.
~Ruhun var ruhumda~
2 GÜN SONRA
Bugün büyük gündü. Düğünümüz vardı ve sabahtan beri koşturuyorduk. Şimdi kuaförde oturmuş saçımın ve makyajımın yapılmasını bekliyordum. 5 dakikanın ardından kuaför gelmiş saçımı ve makyajımı yapmıştı. Saçımı dağınık topuz yapmış çiçeğimsi bir toka takmıştı. Makyaj için ise pembe tonlarını tercih etmiştik. Gelinliğim düşük kol sade bir gelinlikti. Babam gelinliğimi beğenmemişti ancak Adin ile ben beğenmiştik.
Saçım ve makyajım bitince Adin beni almıştı ve düğünün yapılacağı alana geçmiştik. Ben kır düğünü istemiştim bu yüzden öyle bir mekan tutmuştuk. Gelin odasına geçip saçımı ve makyajımı kontrol ettim. Kızlar ve annem de yanıma gelmişti. ´´Kızım." dedi ağlamaklı bir sesle. ´´Anne, ağlama beni de ağlatacaksın" dedim. Yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi ve ´´Ağlamıyorum." dedi. Gülümsedim ve anneme sıkıca sarıldım. Annem odadan çıkınca kendimi odadaki koltuğa bıraktım.
+Kızlar çek gerildim ya.
-Sakin ol bebeğim, ev arkadaşı gibi düşün.
dedi Sare o sırada Adin girdi odaya,
+Bizi bekliyorlar
dedi. Ayaklandım ve koluna girdim. Alana girdiğimizde önce nikah kıyıldı ardından ilk dans için sahneye çıktık. Dans şarkımız Arsen Kandemir Karasudan Ardımızda Bırakılan Her Şey şarkısıydı. Şarkının başlamasıyla dans etmeye başladık.
´´Yaşayan iki insanken;
Artık ölü iki bedeniz sandık,
Bizden geriye kalanı,
Biri bulabilecekse bu, biziz,
Ardımızda bırakılan her şey,
Bizi biz yaparken,
Onları geri almaya,
Gücümüz var mı bilmiyorum
Yanımda olursan düşmem bile belki,
Tekrar ve tekrar daha güçlü kalkarım,
Ama eğer yanımdaysan,
Eminim ki, düşmek bile güzeldir
Biliyorum, seni seviyorum…"
Şarkı bittikten sonra ikinci dans müziği başlamış diğer çiftler sahneye çağırılmıştı.
´´Gelse bile son günüm
Koluna alsa ölüm
Gözlerimin önünde
Seninle geçen günüm…"
Adin kulağıma yaklaşıp ´´Neden bu kadar sessizsin?" diye sordu. Omuz silkip,
-Çok gerildim Adin.
+Bundan sonra aynı evde yaşayacağımız için mi?
-Yani o da var ama…
+Ama?
-Ne nasıl olacak bilmiyorum ve bu bilinmezlik beni geriyor.
+Sadece akışına bırakacağız ışığım.
-Işığım mı?
+Evet ışığım. Beğenmedin mi yoksa?
-Hayır beğenmediğimden değil de, şaşırdım sadece.
dedim ve şarkının bitmesiyle durduk. Dans müziği bitmiş oyun havası çalmaya başlamıştı. Bizde Adinle karşılıklı oynamaya başladık. Uzun bir oynamanın ardından yemeklerin dağıtılmaya başlamasıyla yerlerimize oturduk.
Yemeğimiz bitince tekrar sahneye çıktık. Hareketli bir şarkı çalıyordu. Şarkının ritmiyle dans etmeye başladım. Birkaç şarkının ardından Adinle kar spreyi aldık ve çocukları sahneye çağırdık. Çocukların sevinci beni de mutlu etmişti. Çocuklarla birlikte kahkahalara boğulmuştum. Adin de küçük bir gülümsemeyle bize eşlik ediyordu. Kar spreyi bitince çocukların bazıları sahneden inmişti bazıları ise hala etrafımda koşturuyordu. Bende onlara uyup oynamaya başladım. O sırada babamla göz göze geldim ve gülüşüm soldu. Çünkü babam bana gözlerinden alevler saçarak bakıyordu. Bu gösteriden babamın haberi yoktu ama bu kadar sinirleneceğini de düşünmemiştim. Ben sahnede donakalmış şekilde babama bakarken koluma değen elle irkildim. Adin çatık kaşlarla bana bakıyordu.
+Sen iyi misin?
-İyiyim.
+Ne oldu da birden yüzün düştü?
-Bir şey olmadı, yoruldum sadece.
dedim. Gülümsedi ve masaya oturtup,
+Yorulursun tabi 1 haftadır yerinde durmuyorsun ki. Otur biraz.
-Gelinin düğününde oturduğu nerede görülmüş.
dedim. Güldü ve kendimi yormamamı söyledi. Gülümsemekle yetindim. 5 dakika sonra Adin ve arkadaşları sahneye çağırıldı. Birlikte kaşık oynayacaklardı. Kenardan kaşıkları alıp sahneye çıktılar ve şarkının çalmasıyla oynamaya başladılar. Onların oyunu bitince pasta kesildi ve takı merasimine geçildi. Takılan altınların da verdiği ağırlıktan yorgunca Adinin omzuna yaslandım.
Takı merasimi bitmiş sıra fotoğraf çekilmeye gelmişti. Tanıdığım tanımadığım herkes fotoğraf çektirmek için sıraya girmişti. İnsanların bir köşeye atıp bir daha dönüp bakmayacakları fotoğraflar için burada bekliyor olmak canımı sıkıyordu. Artık eve gitmek istiyordum ama bitmiyordu. Flaş defalarca patlamaya devam etti. En son kendi arkadaşlarımızla fotoğraf çekildik ve sonunda bitti. Bittiği için şükrederek çıkmaya hazırlanırken babamın yanıma gelmesiyle duraksadım.
+Sana bizi rezil etmemeni söyledim. Düğünü en ince ayrıntısına kadar planladım. Peki sen ne yaptın?
-Ne yapmışım baba, seni rezil edecek ne yapmışım.
+O yaptığın gösteri neydi Ayza?
-Sadece çocuklarla eğlendim yanlış bir şey yapmadım.
+Ama millet öyle düşünmüyor.
-Milletin ne düşündüğü umurumda değil. Bu benim düğünüm, eşim bir şey söylemiyorken onlara laf düşmez.
dedim ve ekledim.
-Şimdi müsaade edersen eşimin yanına gidiyorum
ve Adinin yanına yürüdüm.
+Baban bir şey mi dedi?
-Hayır bir şey demedi. Gidelim mi artık, çok yoruldum.
dedim. Adin başını olumlu anlamda salladı ve yola çıktık.
Eve varınca hemen odama çıktım ancak gelinliğimi çıkaramamıştım. Küçük adımlarla Adinin odasına doğru yürüdüm. Derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım. İçeriden ´´gel" komutunun gelmesiyle kapıyı açıp içeri girdim ve utanarak fermuarı açamadığımı söyledim. Gülümsedi ve arkama geçip fermuarımı açtı. Ona teşekkür edip odama döndüm ve gelinliğimi çıkarıp duşa girdim. Duştan çıkınca üstümü giyip aşağı indim ve mutfağa geçtim. Çay için su koydum ve havuçlu tarçınlı kek için malzemeleri çıkardım. Havuçları yıkayıp soyduktan sonra rendeleyip kenara koydum ve cevizleri robottan çektim. Sesleri duyan Adin yanıma gelip ne yaptığımı sordu. Yumurtaları kırarken kek yaptığımı söyledim. Kaba şekeri de döktükten sonra köpürene kadar çırptım bu süreçte Adin masaya yaslanmış beni izliyordu. Onu yok sayarak karışıma yağı ve sütü ilave ettim. Onları da çırptıktan sonra kabartma tozu, vanilin ve unu ekledim. Çırparken unun yüzüme sıçramasıyla donakaldım. Adin de kahkahalarla gülmeye başlamıştı. Çatık kaşlarla ona dönüp,
-Ne gülüyorsun ya komik mi?
dedim. Gülüşünü bastırmaya çalışarak,
+Evet komik.
dedi ve gülmeye devam etti. Bunun üzerine yanımdaki un kovasından bir avuç un alıp üstüne attım. Şimdi gülme sırası bana geçmişti. Bunu yapmamla gülüşü yüzünde dondu ve ´´Sen" diyerek üstüme yürümeye başladı. Bende geriye doğru birkaç adım attım ve ´´Gelme üstüme katil." diyerek koşmaya başladım. Hem kahkahalara boğuluyor hem de kaçmaya çalışıyordum. Adinin de benden farkı yoktu. Kovalamaca bir süre daha sürdükten sonra nefes nefese durdum ve Adine,
-Hamur… sönecek… keki bitirmem lazım.
dedim ve elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa geçip kalan hamuru çırpmaya devam ettim. Un iyice karıştıktan sonra havuç, ceviz ve tarçını ekleyip karıştırdım ve yağladığım tepsiye döküp önceden ısıttığım fırına verdim. Çayı da demleyip salona geçtim. Adin de salonda oturmuş film seçmeye çalışıyordu. Bende yanına oturup,
-Ne izliyoruz?
diye sordum. Omuz silkip henüz seçemediğini söyledi. Ne tür izleyeceğimizi sordum. Aksiyon veya korku olmasına kara verdik. O televizyondan bakıyordu bende telefonumdan bakmaya başladım. Karşıma çıkan trailerın hoşuma gitmesiyle Adine gösterdim. Adin de beğendiğini gösteren bir mırıltı çıkarınca kumandayı ondan alıp filmi açtım. Filmin adı the Insidioustu (Ruhlar Bölgesi). Astral seyahat ile ilgili bir korku filmiydi. Filmi başlatmadan önce keki kontrol ettim, pişmek üzereydi. Az kalmış olduğu için kekin pişmesini beklemeye karar verdim. Pişmesini beklerken bardakları çıkarıp tezgaha koydum. İki tabağa çerez koydum. Fırından dakikanın bittiğine dair ses gelince fırına yönelip keki çıkardım ve tezgaha koyup soğumaya bıraktım. Sonrasında mısır patlatmak için tencere çıkardım ve ocağa koydum. Tıkırtıları duyan Adin mutfağa gelmişti. Ocaktaki mısırı görünce kaşları çatıldı.
+Ayza niye uğraştın bu kadar, yorgunsun zaten. Kek ve çay yeterdi.
dedi. Omuz silktim ve,
-Mutfak yorgunluğumu alıyor benim, seviyorum burada vakit geçirmeyi.
dedim. Gülümsedi sadece.
Mısırın patlamasıyla genişçe bir kaba aldım ve keke baktım. Ilımıştı. Bu kadarının yeterli olacağına kanaat getirip kalıbından çıkardım ve dilimledim. Dilimlediğim kekleri de tabakladıktan sonra çayları da koyup tabakları içeri taşıdık. Her şey hazır olunca yerlerimize yerleştik ve filmi başlattık.
Film bittiğinde mayışmış bir şekilde Adinin omzunda yatıyordum. Hiç kalkasım gelmiyordu. Bütün vücudum ağırlaşmıştı.
+Ayza hadi odana yat.
-Kalkmak istemiyorum.
+Ama kalkman lazım.
-Uykum var.
diye mırıldandım. Adin gülerek başını hafifçe sağa sola salladı. Sonrasında havalandığımı hissettim. Adin beni kucağına almıştı. Hafifçe kıpırdanarak iyice Adinin kucağına yerleştim. Birkaç dakika sonra sırtım yumuşak bir zeminle buluştu. Adin beni yatağıma yatırmış ve üstümü örtüp çıkmıştı odadan.
YAZARDAN
Ayza derin bir uykuya Adin ise derin düşüncelere dalmıştı. Ayzayla evlenmişti peki şimdi ne olacaktı. Nasıl devam edecekti. Bütün gün çok rahat görünmüştü oysa içinde fırtınalar kopuyordu. Yeni bir ev, yeni bir hayat onu çok geriyordu aslında. Belli etmemeye çalışıyordu çünkü Ayza yeterince gergindi. Düşüncelerin onu boğduğunu hissedince odasındaki balkona çıkmış ve içine derin bir nefes çekmişti. Rahatladığını hissedince odasına döndü ve yatağına yatıp uyumaya çalıştı. Aynı saatlerde Ayzanın telefonuna üç bildirim düştü.
0535***: Sana olan aşkım beni darmaduman etti
0535***: Yine arda bakan oldum
0535***: Bu seni durdurmaz…
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |