
~Evine döner misin, yüzümü sevebilir misin?~
ADİNDEN
Ayza gitmişti. Anonimin ben olduğunu öğrenmiş ve gitmişti. Tutamamıştım onu, yalnızca arkasından bakakalmıştım. Korkaklığımın bedelini onu kaybederek ödemiştim.
Günlerdir ona ulaşmaya çalışıyordum ancak her yerden engellemişti. Pişmandım, aşırı pişman olmuştum ama artık çok geçti. Elim kolum bağlanmıştı sanki. Ne kendimi açıklayabiliyordum ne de kendimi affettirecek girişimlerde bulunabiliyordum. Yaptığımın yanlış olduğunun farkındaydım ama o an o kadar yanlış gelmemişti.
Ayzayı ilk gördüğümde bir daha görmem sanmıştım. O an bir rüya gibiydi. Göz göze geldiğimiz an kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı. İlk görüşte aşka inanmazdım ama Ayzaya ilk gördüğüm an aşık olmuştum. Sonra da babam evleneceksin diye geldi ve ben beynimden vurulmuşa döndüm. Ayzayı severken nasıl bir başkasıyla evlenebilirdim.
Gökhan beye yemeğe gidip karşımda Ayzayı görünce şaşırmıştım. Bir daha görmem sandığım kızla evlenme şansı ayağıma gelmişti ve ben bu şansı elimin tersiyle itmiştim. Bu düşünceyle içim öfke doldu. Bir kez olsun babamı dinlemiş olsaydım sevdiğim kızla evlenecektim ama ben babamı dinlememiş yine kendi bildiğimi okumuştum.
Yemek boyunca gözlerimi ondan alamamıştım. O bundan rahatsız olup sorduğunda ise soğuk bir cevap vermiştim. Niye böyle yapmıştım ki. Salak gibi sevdiğim kızı kendimden soğutmuştum. İçten içe kendime sövüyordum.
Yemek bitip bahçeye geçince Ayza ve Karan konuşmaya başlamıştı. Bende telefona bakıyordum ancak aklım Ayzadaydı. Nasıl yaklaşabilirdim bilmiyordum. Sonra aklıma gelen duraksadım. Bende numarası vardı ve yazmaya karar vermiştim ancak ne yazacaktım. Derin bir nefes aldım ve onu ilk gördüğüm şarkının sözlerini yazdım. Telefonunu eline aldıktan sonra yüz ifadesi değişti. Muhtemelen mesajı görmüştü. Birkaç dakika sonra babam gideceğimizi söyledi. Moral bozukluğuyla kalktım yerimden. Küçük bir çocuk gibi gitmek istemiyorum diye tepinmek istemiştim.
Yoldayken mesaj gelmişti. Ayza kim olduğumu soruyordu. Söylemek istemedim o an. Aklında babasının zoruyla evleneceği kişi değil de konserde gördüğü kişi olarak kalmak istiyordum. Ve öyle de yaptım. Keşke yapmasaydım ama yaptım. Göz göre göre Ayzamı kaybettim.
Çalan kapıyla düşüncelerimden sıyrıldım ve yavaşça kapıya yürüdüm. Kapıyı açtığımda karşımda görmeyi beklediğim kişi kesinlikle Ayza değildi. Bana donuk gözlerle bakıyordu ama buradaydı işte. Buradaydı, dönmüştü. Şaşkınlığım sesime de yansımıştı.
-Işığım?
AYZADAN
Kapıyı Adin açmıştı. Uykusuz duruyordu. Gözlerinin içi kızarmış, saçları dağılmıştı. Beni karşısında görünce şaşırmıştı. ‘‘Işığım?’’ demişti sorar tonda. Donuk gözlerle bakmaya devam ettim.
+Babam aradı, yarın yemeğe gelecekmiş. Geri gideceğim yemekten sonra.
-Ayza, lütfen bir dinle. Lütfen.
dedi. Hiçbir şey demeden içeri girmek için hareketlendim. Benim hareketlenmemle Adin kenara çekildi. Bende ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim. Mutfağa geçip dolabı açtım ve ne var ne yok baktım. Hiç uğraşmak istemesem de basit bir şey yaparsam babamın bölümüme laf çarpıtacağını bildiğim için kafamdan bir menü oluşturmaya çalıştım. Kağıt, kalem almak için mutfaktan çıkarken Adinle çarpıştık. Düşeceğimi düşünüp gözlerimi sıkıca kapatmıştım ancak belime dolanan kollar düşmemi engellemişti. Yavaşça gözlerimi açtım. Yüzlerimiz arasında mesafe yok denecek kadar azdı. Yutkundum ve hızla Adinden uzaklaşıp içeri geçtim. Televizyon konsolunun rafından kalem ve kağıt alıp ortadaki sehpanın yanına, yere, oturup yapacaklarımı yazmaya başladım. Kremalı mantar çorbası, lazanya, fırında beşamel soslu tavuk yapacaktım. Tatlı olarak da cheesecake yapmaya karar vermiştim. Menüyü dolaba astıktan sonra eksikleri tespit edip bir alışveriş listesi oluşturdum. Sonra kahve makinesinin tuşuna basıp salona geçtim. Ben oturunca Adin de gelip önümde yere oturdu.
-Dinler misin? Lütfen.
dedi. Derin bir nefes aldım.
+Dinlemeyeceğim Adin.
-Ayza lütfen. Düşündüğün gibi seni kandırmadım ben. Sadece bir kere dinle sonra ne yaparsan kabulüm.
+Tamam. Tamam anlat dinliyorum.
-Ben seni ilk defa Çağan Şengül konserinde gördüm ve o günden sonra aklımdan çıkmadın. Sonra o gün, yemeğe gelip de seni görünce, seni reddettiğimi görünce kendimden nefret ettim.
+Bana neden nefretle baktın peki?
-Sana o şekilde baktığımın farkında değildim. Nefret ettiğim kişi bendim.
+Yazma sebebin ne?
-Seni tekrar görememekten korktum. Seninle konuşmak istedim. Evlilik olayının tekrar gündeme geleceğini düşünmemiştim.
+Sonra niye devam ettin peki, niye bitirmedin, niye hiçbir şey söylemedin Adin?
-Korktum.
+Neyden?
-Benden uzaklaşmandan.
+Şimdi çok mu farklı oldu?
-Özür dilerim.
dedi. Başımı iki yana salladım ve,
+Yalnız kalmaya ihtiyacım var.
deyip mutfağa geçtim. Dinlenmesi için tatlıyı bugün yapacaktım ancak malzeme eksikti. İçeri geri döndüm. Yaptığım listeyi alıp kapıya doğru yürüdüm. Adinin gözleri bana döndü ve hızla yerinden kalkıp yanıma geldi.
-Nereye gidiyordun?
diye sordu telaşla. Elimdeki listeyi gösterip,
+Alışverişe.
dedim. Söylediğimle rahatlamış bir nefes verdi ve elimden listeyi alıp,
-Tamam ben giderim.
dedi ve bir şey söylememe izin vermeden ceketini alıp çıktı. arkasından şokla bakakaldım. Bu kadar mı korkuyordu gitmemden. Başımı iki yana sallayıp mutfağa döndüm ve dolaptan bir kupa alıp demlenen kahveyi kupaya doldurdum. Kahvemle odama çıktım ve defterimi alıp kaldığım yerden yazmaya başladım.
Kendimi yazmaya öylesine kaptırmıştım ki çalan kapı beni ürkütmüştü. Zilin ikinciye çalmasıyla defterimi kaldırıp aşağı indim ve kapıyı açtım. Gelen Adindi. Ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi ve doğrudan mutfağa geçti. Bende peşinden ilerledim. Poşetleri masaya koyduktan sonra bana döndü. Bir şey söylemek istiyor ama söyleyemiyor gibi görünüyordu.
+Bir şey mi oldu?
-Hayır.
deyip sustu.
-Ayza…
+Hmm.
-Yarın, yemekten sonra geri gidecek misin?
+Bilmiyorum…
-Gitme… Sensiz bu ev eksik sanki. Sen bu evi tamamlayan kişisin Ayza. Lütfen gitme.
+Adin…
-İstemezsen ben gideyim ama sen gitme Ayza.
+Ha sen gitmişsin ha ben gitmişim ne fark eder.
-Sen gittiğinde ben kafayı yedim Ayza. Nerede olduğunu, nasıl olduğunu bilmemek beni çıldırttı. Burada kalırsan, en azından nasıl olduğunu bilirim. Sorun bensem ben giderim.
+Adin bilmiyorum… Yani burası senin evin, gitmesi gereken benim.
-Burası senin de evin Ayza. Mevzu tapuysa senin üzerine yaparız problem değil.
+Hayır saçmalama. Sorun o değil.
-O zaman sorun ne?
+BİLMİYORUM. Bilmiyorum Adin. Düşünmeme izin ver lütfen. Kafam çok karışık.
-Tamam. Tamam düşün.
dedi ve mutfaktan çıktı. Ağlamamak için kendimi sıktım ve poşetleri boşaltmaya başladım. Kafamı dağıtmam lazımdı ve bunun en iyi yolu yemek yapmaktı. Bende öyle yaptım. Telefonumdan bir şarkı açtım ve cheesecake yapmaya başladım.
Bir buçuk saatin sonunda cheesecake hazırdı onu dolaba koyduktan sonra kendime kahve alıp salona geçtim ve düşünmeye başladım.
YAZARDAN
Ayza evde derin düşüncelere dalmışken olanlardan habersiz Karan, Ayzayı eve nasıl getireceğini düşünüyordu. Adinin yanlış yaptığını biliyordu ve Ayzanın arkasındaydı. Ancak Adinin Ayzaya olan sevgisini görmüş, yıkılışına şahit olmuştu. Kardeşi günden güne eriyordu ve bir şey yapması lazımdı. İstediği tek şey konuşmalarıydı. Affetmesini beklemiyordu, zaten böyle bir isteği de yoktu.
Evden çıkıp arabasına binmiş ve Adinin evine doğru yola çıkmıştı. Olabildiğince Adini yalnız bırakmamaya çalışıyordu. Kısa sürede eve varmış kapıyı çalmıştı. Kapı açıldığında karşısında görmeyi beklediği kişi Ayza değildi. Karşısında Ayzayı görünce gözleri şaşkınlıkla açıldı ve kızın ismi sorgular tonda çıktı dudaklarının arasından.
+Ayza?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |