YAZDIĞI KİTAPLAR
devam ediyor 5a önce güncellendi Berceste
@dilhann
Okuma
1.52k
Oy
119
Takip
78
Yorum
126
Bölüm
20
Her seçim, bir yıkımdı. Her yıkım, bir vazgeçişti. Uçurumun kenarında yürüyorduk. Ne tarafa düşsek birinin canı yanacaktı. Yanan her can, bir nefretti. Her nefret, sessizlikti. Ve her sessizlik bir çığlıktı. Elimi uzatsam dokunabilirdim. Dokunsam yanardık. Yasaktı, tehlikeydi, ölümle aşk arasında araftı. O Berceste`ydi.
devam ediyor 3a önce güncellendi Ateşten Doğan
@dilhann
Okuma
45
Oy
12
Takip
6
Yorum
3
Bölüm
9
200 yıl önce gerçekleşen savaş yoksulluğu, yoksulluk baş kaldırıları, baş kaldırılar ise inançsızlığı doğurmuştu. Kızılkum, küskün toprakların üstüne inşaa edilmiş bir çöl şehri haline gelmişti. Geçen yüzyıllar orada bir şey değiştirmemiş, Buhara cadılarının laneti baş göstermeye devam etmişti. Yıkılan krallıklarının her köşesini almak için yemin etti Yula. Kurtuluş için, Kaybettikleri için, İntikam için.
devam ediyor 7a önce güncellendi Oblivion
@dilhann
Okuma
4
Oy
1
Takip
1
Yorum
1
Bölüm
2
Ağustos, 1759 Oblivion, tanrının lanetiydi. Yüzyıllar önce her şey var olurken düzensizliğe karşı bir ceza olarak yaratılan Oblivion dört iblisin gücünün hapsolduğu karanlık taştı. Yıllar önce Oblivion kendisinin karanlığını yansıtacak bir ele geçti. Akshar, cehennemin bekçisiyken yer yüzüne çıktı. Önce Kral`ını öldürdü sonra ise taşın gücünü serbest bıraktı. Güç serbest kaldığında karanlık dünyaya hükmetti. Her insanın kalbi umutsuzluğa sürüklendi. Açan her çiçek soldu, güneş ise bir daha gün yüzüne çıkmadı. Oblivion`un getirdiği her iblis korku kitaplarının yer yüzüne inmiş haliydi. Akshar ve koruyucular arasında uzun yıllar süren bir savaş gerçekleşti. Savaşın sonunda on koruyucudan sadece üçü hayatta kalabildi. Koruyucular son kez Oblivion`u kendi karanlığına hapsetmek, kimsenin ulaşamayacağı bir yere götürmek için bir araya geldiler. Bu olmasını umdukları son görevleriydi. Lehi mağarasının ortasındaki yarıktan gökyüzüne yayılan mavi ışık hüzmesi bütün alana yayılırken çemberin etrafında duran koruyucular el ele tutuştu. Her el bir diğerini bulduğunda taşın etrafında yeni bir şeffaf katman oluştu. Mağaranın ortasında taşın etrafını sarmaya başlayan katmanlar Oblivion`un kafesi olmuştu. On mühür, on koruyucunun emanetiydi. Kaybını yaşadıkları her koruyucuyla beraber gömüldü mühürleri. Parçalanacak her mühür ise dünyanın sonunun gelmesi demekti. Mühürler taşın etrafını sarmayı tamamladığında koruyucular yorgunlukla dizlerinin üzerine çöktü. Yok edilmesi mümkün olmayan bu taşın bir gün sonlarının olmamasını dilediler.
devam ediyor 3a önce güncellendi Aaron - Kanlı Taht
@dilhann
Okuma
2
Oy
1
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
İftira, bir şövalyenin zırhının değil adının kirlenmesi demekti. Aaron`un başına gelenler ise bunun çok daha acısıydı. Yaşadıklarından sonra geriye kılıcından başka hiçbir şey kalmamıştı. Krallığının gözünde suçlu konumdaydı, onuru ise zedelenmişti. Aaron bitti dediğinde kendine yeniden tutunacak dal aradı. Kader ise ona hiç beklemediği bir karşılık sundu. Aşk, bir kurtuluş değildi ama sınav diyebileceği kadar acımasız değildi. Kalbini ilk defa birine açmak ne kadar yabancıysa, kendisine bir o kadar yaklaşmak demekti. Aşk, sessizdi ama dokunuşları demir zırhının altına işleyecek kadar sıcaktı. Aaron, unvanını geri istemiyordu. Çıktığı yolu bir başkalarının yazdığıyla değil, kendi adımlarıyla kazanmıştı ve bir başkasının bitirebileceği bir yolu tekrar istemeyecek kadar onurluydu. Aaron`un hikayesi bir şövalyenin hikayesinden daha fazlaydı. Kaybettiklerinin yerini umudu, aşkı, intikamı ama en çok da kendini tanıması almıştı.
Loading...