54. Bölüm

(48.Bölüm) Boş liman ve sürpriz

Elisa Türkoğlu
elisa_turkoglu

 

Gökçen:Haklısın! Annemin vefatından sonra dağılmıştı,annem en azından vefaat etti ama o yaşarken terk etti beni annemin onu terk ettiği gibi,seni asla bırakmam diyiyordu yalanmış,bıraktı işte

 

 

Asaf:Öyle deme kızım eminim bi açıklaması vardır

 

 

(Kapı çaldı)

 

 

Gökçen:Ben bakarım

 

 

(Gökçen kapıyı açtı)

 

 

Gökçen:Sen...Abii (gözleri doldu sanki nefes alma sebebi abisiymiş gibi özlemle sarıldı)

 

Eylül Uğuz:Çocuk Gökçen Vera (6_10)

 

 

Gökçen Bilge Çiftçi:Genç Gökçen Vera (20)

 

 

Asaf: Kızım kim gelmiş

 

 

(Ses gelmiyordu,Gökçen dalmıştı bir süre sardıktan sonra bıraktı)

 

 

Gökçen:Sarılmama bakma çok özlediğim için sarıldım yoksa sana çocukluğumdaki gibi çok kızgınım (sesi yükseldi ağlayarak ve bağırarak konuşmasına devam etti)

 

 

-Bana söz vermiştin bırakmayacaktın beni

 

 

(Asaf sese geldi donup kalmıştı)

 

 

Gökçen:Hiç gelmeseydin abi (göğsüne vurarak) beni kandırdın sen hiç mi merak etmedin hiç mi

 

 

Eren:Abicim...

 

Burak Serdar Şanal:Yetişkin Eren (30_31)

 

 

Demir Saygı:Genç Eren (15-20)

 

 

Gökçen:(göğsüne vurarak ve ağlayarak bağırıyordu) Ne abicimi ya biliyor musun annemle geri döndüğünüzdeki òfkenden dolayı o zaman ürkek bir tavşan gibi çok korkmuştum ama şimdi anlıyorum seni sen banada aynı acıyı yaşattın niye abi niye,niye (çaresizce başını abisinin göğsüne koydu)

 

 

Eren: (kardeşinin başını okşayarak sarmaladı) Abicim tamam tamam güzelim sakin ol bi konuşalım çok òzürdilerim,çok özürdilerim sana bunca acıyı yaşattığım için ama herşeyi anlatıcam dinleyince sende hak vericeksin bana (Asaf'ı fark edince durdu)

 

 

Eren:Baba (Gökçen başını abisinin göğsünden çekerek arkasını döndü,Asaf ilk şoku atlatınca gelip sarıldı oğlu gibi sevdiği delikanlıya)

 

 

Asaf:Oğlum sen nerelerdesin,niye haber alamadık bir türlü senden haa

 

 

Eren:Anlatıcam herşeyi anlatıcam baba,önce içeri mi geçsek,dışarısı biraz soğukta

 

 

Asaf:Gel bakalım,sıpa

 

 

(Salona geçip,yerleştiler)

 

 

Asaf:Normalde sana kızmam gerekir ama eminim ki çok geçerli bir sebebin var o yüzden önce dinliyicem anlat bakalım son 5 yıldır hatta neredeyse 6 olacak senden niye haber alamıyoruz

 

 

Eren:Baba ben sizi yeni hatırladım

 

 

Gökçen:Ne demek yeni hatırladım insan ailesini unutur mu

 

 

Eren:Neredeyse 5 yıl önce bi kaza geçirdim kaza sonucu hafızamı kaybetmişim kendi adımı bile hatırlamıyordum bir Türk kız ve erkek kardeşi yardımcı oldu bana, onlar baktı,sağolsunlar

 

 

Asaf:Nee

 

 

Gökçen:Nasıl yani sen baya baya hafızanı mı kaybettin abi

 

 

Eren:Yeni hatırladım sizi,hatırladığım gibide geldim işte kazada telefonum parçalandığı içinde bana ulaşamadınız

 

 

Gökçen:Yani eğer bunlar yaşanmasaydı sen şimdi aramızdaydın öyle mi bırakmıyıcaktın

 

 

Eren:Ben sizi bırakmadım güzelim herşey anlattığım gibi oldu

 

 

Gökçen:Anladım abi

 

 

Eren:Kızmadın

 

 

Gökçen:Geçerli bir sebebin varmış niye kızayım

 

 

Eren:Ben siz geldiğiniz zaman çok öfkeliydim anneme,senide korkutmuştum

 

 

Gökçen:Geçmişte kaldı abi boşver çok şükür döndün ya,birdaha gitmiyiceksin demi

 

 

Eren:Yok abicim gitmiyicem ama birşey daha var

 

 

Asaf:Hayrolsun inşallah oğlum

 

 

Eren:Hani dedim ya bi Türk kız vardı o ilgilendi benimle diye

 

 

Gökçen:Evet

 

 

Eren:O kişi benim Doktorumdu aslında

 

adı Ilgaz

 

 

Asaf:Eeee

 

 

Eren:Biz onunla

 

 

Asaf:Siz onunla ne oğlum

 

 

Eren:Şey... Evlendik baba,bir tanede kızımız var

 

 

Asaf,Gökçen:Nee!

 

 

~~~~~~~~

 

 

İLKOKUL

 

 

(İlk karşılaşmaları olacaktı hepsi çok heyecanlıydı,karşı takımın keskin bakışları karşısında iyice heyecan yapmışlardı Asil kan bir aradaydı)

 

 

Duru:Bunlar niye ilk defa görmüş gibi bakıyor bize,aynı sınıftayız zaten

 

 

Yaren:Bilmiyorum ama onlar yüzünden iyice gerildim

 

 

Yunus:Sakin ol karşılaşıcaz biticek kazanıcaz inşallah

 

 

Yaman:Amacımız kazanmak değil sadece yarışmak kazanamazsakta birşeyler öğreniriz sakın hırs yapmayın

 

 

Çiçek:Yaman haklı bizimkiler hep ne der

 

 

Asil Kan:Ya kazanırsın ya da öğrenirsin

 

 

Çiçek:Aynen öyle

 

 

Yaman:O yüzden hırs yapmak yok

 

 

Hifa'nın ağzından:Ömer hoca emekli olmuştu ve Osmaniye'den gitmişti bizim ufaklıkların okuldaki okçuluk hocasıda Ömer hocanın kuzeni Toprak hocaydı aynı zamandada Ömer hoca gibi matematik öğretmeniydi,bizimkiler çok seviyordu Toprak hocaydı

 

 

(Asil kan konuşmaya devam ederken karşı takımda şahin bakışlarıyla hâlâ onları süzüyordu)

 

 

Duru:Niye bizi izliyorsunuz başka işiniz yok mu

 

 

Ege:Sanane kızım istediğimizi izleriz

 

 

Yaman:Hoop düzgün konuş karşındaki bir kız

 

 

Ege:Nasıl konuşacağımızı sana sorucak değiliz

 

 

Yaren:İzlediğiniz kişi biz olunca bu durum bizide ilgilendiriyor çevreye rahatsızlık veremezsinniz

 

 

Ece:Sizde bize rahatsızlık veriyorsunuz biz birşey diyiyor muyuz

 

 

Çiçek:Pardonda biz naptık size kendi halimizdeyiz kimseyle işimiz yok bizi izleyipte süzen sizsinniz

 

 

Damla:Şuanki yüzlerinizi iyice ezberliyoruz ki birazdan kaybedince ne hale geliceğinizi görelim

 

 

Yunus Emre:Kaybeder ya da kazanırız bu kimseyi ilgilendirmez hem bu kadar erken konuşmayın belkide siz kaybediceksiniz

 

 

Yiğit:Kasırga asla kaybetmez biz bu işe daha küçükken başladık sizin gibi ilkokulda değil

 

 

Yaren:Önemli olan ne kadar geç ya da erken başladığınız değil o eğitimi iyice alabildiniz mi

 

 

Çiçek:Evet biz pirinden öğrendik kaybetsek bile üzülecek değiliz,ya kazanırız ya da öğreniriz

 

 

Duru:(kendi takımına fısıltıyla) Yinede kaybetmeyelim arkadaşlar dikkatli olalım ve işimize odaklanalım,bunların keyfimizi kaçırmalarına izin vermeyelim

 

 

Yaman:Haklısın ama kaybetsek bile onlara istediklerini vermiyicez dik durucaz kaybetmemek içinde elimizden geleni yapıcaz

 

 

Yunus:Hadi Asil Kan (elini ortaya koydu diğerleridr üstüne koydu

 

 

-Oooo,şşşş 1-2-3 A-sil Kan

 

 

Kasırga:Ooo,şşş 1-2-3 Ka-sır-ga

 

 

Toprak:Evet hazırsanız başlıyoruz çocuklar

 

 

Asil Kan-Kasırga:Hazırız

 

 

Toprak:İlk olarak Yaman ve Yiğit gelin bakalım

 

 

Yiğit:Bittin olum sen

 

 

(Yaman hiç cevap verme gereği bile duymadan yayını gerdi tüm olgunluğuyla sadece atışına odaklandı)

 

 

Toprak:Hazıır-çeek ve bırak

 

 

Yaman:10 - Yiğit:9

 

 

(Yiğit göz devirdi Yaren başını sağa çevirip Yiğit'in pos kesip atamamasına eliyle ağzını kapatarak güldü,Yaman gelip kardeşiyle ellerini birbirine çaktı )

 

 

Yaren:Bravo abi resmen atışınla cevap verdin karizmatik abim benim

 

 

Yaman:(gülerek,şaka babında) Tamam şımarma

 

 

Yaren:Abi ya (Yaman sırayla diğerlerinede çaktı)

 

 

Yunus:Helal be kuzen

 

 

Kasırga

 

 

Ece:Aferin sana Yiğit rezil olduk sayende

 

 

Yiğit:Birdahakine daha dikkat ederim

 

 

Damla:Zahmet olucak ya 😒

 

 

Toprak hoca:Evet devam ediyoruz sıradaki Duru ve Damla gelin bakalım

 

 

Damla:Yenicem seni minik papatya

 

 

Duru:Papatya demek sana düşmez bana bir tek babam papatyam der

 

 

Damla:Allah Allah istediğimi derim minik papatya

 

 

Duru:Bana bak (tam üzerine gidecekken bi elindem Yaman bi elinden Yunus tutup geri çekti)

 

 

Yaman:Şşş sakin ol Duru uyma şuna

 

 

Duru:Niye tutuyorsunuz ki beni bıraksaydınız saçını yolsaydım

 

 

Yunus:Duruu

 

 

Duru:Of tamam ya

 

 

Toprak hoca:Evet hazıır,çeeek ve bırak

 

 

Duru:9/Damla:9

 

 

Toprak hoca:Güzel geçin bakalım

 

 

(İkiside takım arkadaşlarıyla el çaktı)

 

 

Toprak hoca:sıradakiler Çiçek ve Ataberk gelin bakalım

 

 

(İkiside yerlerine geçti)

 

 

Ataberk:Seni yenicem ufaklık

 

 

Çiçek :Sensin ufaklık gevezelik yapıcağına atışına odaklan kimmiş ufaklık görelim

 

 

Toprak hoca:Şşş didişmeyin evladım didişmeyin

 

 

Çiçek:Afedersiniz hocam

 

 

Toprak:Tamam geçin yerlerinize

 

 

Ataberk:Tamam hocam

 

 

(İkiside yerlerini aldı)

 

 

Toprak hoca:Hazır-çeek - bıraak

 

 

Çiçek:8/Ataberk:9

 

 

Ataberk:Noldu ben kazandım işte

 

 

Çiçek:Tebrik ederim ikincisi olmayacak

 

 

Ataberk:Görücez

 

 

Çiçek:😒

 

 

Toprak hoca:Sıradakiler Ece ve Yaren

 

 

Yaman:Yaren cevap verme,hırs yapma sadece atışına odaklan

 

 

Yaren:Merak etme abicim bende öyle yapıcaktım zaten

 

 

Yunus:Hadi boncuk yaparsın sen (Yunus göz kırptı) 😉

 

 

Yaren:(Hafif utanarak tebessüm etti) 😊

 

 

Ece:Noldu cicim bakıyorumda hiç korkun yok

 

 

(Yaren tıpkı abisi gibi hiç istifini bozmadan sadece atışına odaklandı)

 

 

Toprak hoca:Hazıır,çeek vee ...bırak

 

 

Yaren:10/Ece:9

 

 

Toprak hoca:Harika son atışlar için takıp kaptanları geliyor Yunus ve Ege gelin bakalım

 

 

(İkiside yerlerini aldı)

 

 

Ege:Seni yenicem Yunus

 

 

Yunus:İyi olan kazansın

 

 

Toprak hoca :Çocuklar ama olmazki böyle karşılaşmadayız atışlarınıza odaklanın...Hazır,çeek ve bırak

 

 

Yunus:10/Ege:10

 

 

Toprak hoca:Kazanan kasırga

 

 

(Kasırga sevinç çığlıkları atarken Asil kan biraz üzülmüştü ufak bir tartışma çıktı aralarında)

 

 

Yunus:Yeterince çalışmadık bu yüzdende kaybettik

 

 

Yaren:Yeterince çalışmadık mı gecemizi gündüzümüzü verdik hırs yaptığınız için kaybettik

 

 

Yaman:Yaren haklı size söylemiştim hırs yapmayın demiştim

 

 

Duru:Sende kardeşini haklı çıkartıcan ya...

 

 

Yaman:(Sakince) Ne âlakası var ben doğruyu söylüyorum

 

 

Çiçek:Arkadaşlar tamam ya napıyorsunuz siz kendinize gelin yakışıyor mu böyle tartışmak

 

 

Duru:Sen onu Yamanla,Yaren'e söyle Çiçek

 

 

Yaren:Biz birşey yapmadık ki Duru,niye sadece üstümüze alınalım

 

 

Yunus:Biz mi birşey yaptık

 

 

Yaman:(Yine sakin bi tavırlar) Kuzen Yaren'i güya çok seversin bağırıp duruyorsun kendine gel

 

 

Çiçek:Hepiniz kendinize gelin yeter ya bu kadar Asiltürkleriz biz böyle tartışmak yakışmıyo bir yarışma için birbirimizi incitmeyelim hem bir sürü karşılaşma var birdahakine kazanırız

 

 

Duru:Belki ama Yarenle,Yaman böyle yaptıkça biraz zor,yürü Yunus gidelim

 

 

(İkiside gitti)

 

 

Yaren:Biz naptık ya

 

 

Yaman:Bilmiyorum ama büyütmeyelim anlayışla karşılayalım akşam konuşur barışırız

 

 

Yaren:Ama abii

 

 

Yaman:Yaren

 

 

Yaren:Tamam abi

 

 

(Yaman tebessüm etti kardeşini koltuk altına alıp başından öptü,sonra masumca tebessüm ederek onları izleyen Çiçeğe baktı)

 

 

Yaman:Gel sende gel

 

 

(Çiçek'te Yaman'ın diğer koltuğunun altına girdi Yaman ikisinede sarılarak şöyle dedi)

 

 

Yaman:Hadi bakalım sınıfa

 

 

Yaren,Çiçek:Tamam

 

 

(Sınıfa doğru gittiler)

 

PARK

 

 

​Osmaniye’nin ikindi güneşi, parktaki çınar ağaçlarının arasından süzülürken; Erva ve Nil, bankta yan yana oturmuş, kum havuzunda oynayan Alya ve Kağan’ı izliyorlardı. Alya, elindeki kırmızı kovayla kumdan kaleler yapmaya çalışıyor, Kağan ise "Ben de yardım edeyim mi Alyoş?" diyerek ona eşlik ediyordu.

 

 

​Nil: (Gözlerini çocuklardan ayırmadan) "Bak şunlara Erva... Kağan, Alya’nın üzerine nasıl titriyor. Sanki o küçük kalbiyle onun eksikliğini hissediyor da korumaya çalışıyor gibi."

 

 

​Erva: (Hüzünlü bir tebessümle) "Çocuklar bizden daha bilge Nil. Biz kelimelere dökemiyoruz ama onlar ruhlarıyla anlaşıyorlar. Bak, Alya bugün biraz daha iyi sanki, yüzü gülüyor."

 

 

​Tam o sırada Alya, kumdan yaptığı kalenin üzerine bir taş koydu ve birden duraksadı. Başını kaldırıp gökyüzüne, bembeyaz bir buluta baktı.

 

 

​Alya: "Kağan bak! Şu bulut annemin ninnisine bensiyo, kocaman ve yumusak!"

 

 

​Kağan: "Evet Alyoş, çok güşel... Annem dedi ki, o bulutlay oyadan bize gülümsüyoymuş."

 

 

​Nil ve Erva birbirlerine bakıp iç çektiler. Nil, elindeki su şişesini sıkarken boğazının düğümlendiğini hissetti.

 

 

​Nil: "Biliyor musun Erva, bazen Akın’ın o sığınağa gidişini, o sessiz öfkesini düşündükçe korkuyorum. Yağmur onu bir pamuk gibi yumuşatırdı. Şimdi o kalkan kalkınca, Akın sadece bir savaşçıya dönüştü."

 

 

​Erva: "Dün Selim’le konuştuk. Akın kaza yerindeki o metal parçayı hala yanında taşıyormuş. Geçenlerde elinde sıkmış avuçlarının içi kanamışta ruhu duymamış. Bizim görevimiz sadece çocuklara bakmak değil Nil, Akın’ı da o karanlıktan çekip çıkarmak."

 

 

​O sırada parkın girişinde bir hareketlilik oldu. Alya birden ayağa fırladı, ellerindeki kumu elbiselerine sürterek çırptı.

 

 

​Alya: "Babamm! Babam geydi!"

 

 

​Akın, üzerinde siyah üniforması, yüzünde operasyonların ve uykusuzluğun yorgunluğuyla parkın kapısında belirdi. Alya’nın sesini duyunca o sert çehresi bir anda yumuşadı. Dizlerinin üzerine çöktü ve kendisine doğru koşan minik kızını göğsüne bastırdı.

 

 

​Akın: "Fındığım... Benim güzel kızım."

 

 

​Alya: "Baba biliyo muşun, anneme benzeyen bulut göydüm! Ona el salladım!"

 

 

​Akın başını gökyüzüne kaldırdı. Gözleri bir anlığına doldu ama hemen kendini toparladı. Erva ve Nil ayağa kalkıp yanlarına geldiler.

 

 

​Nil: "Hoş geldin Akın. Biraz dinlenseydin, biz Alya'yı bırakırdık

 

 

​Akın: (Alya’nın saçını koklayarak) "Dinlenemem Nil... Evin sessizliği bazen cepheden daha ağır geliyor. Burası, çocukların sesi... İyi geldi."

 

 

Erva:İyide canım böyle nereye kadar 1 aydır düzgün uyuman,yemen,içmen yok

 

hasta olucaksın

 

 

Akın:Bana birşey olmaz Erva merak etme hem boğazımdan geçmezken nasıl düzgünce birşey yiyip içebilirim onsuz herşey cıvıltısını yitirmiş gibi geliyo o benim yaşama sebebimmiş meğer

 

 

Nil:Yemin ediyorum tam sopalıksın Akın ya,Yağmur şu halini görse nasıl üzülürdü biliyor musun kendini düşünmüyorsun bari Alya yı düşün

 

 

(Akın,Alya'nın başını öptü)

 

 

Akın:Babacım sen birazcık daha oyna gidicez tamam mı

 

 

Alya:Tâmam (Alya,Kağan'ın yanına koşunca Akın'da doğruldu)

 

 

Nil:Alya için dik durmak zorundasın

 

 

Akın:Biliyor musun Nil söylemesi o kadar kolay ki (gözleri doldu) karımı kaybettim ,karımı herşeyimi paylaştım onunla operasyondan döndüm yorgunum onunla paylaştım,uykusuzum onunla paylaştım,sevindim onunla paylaştım,üzüldüm onunla paylaştım,acımı,sevincimi herşeyimi hayatımı paylaştım hayatımı aile ne demek onunla öğrendim Alya için susuyorum,Alya için dayanmaya çalışıyorum sırf onun için sabretmeye çalışıyorum oda olmasa dayanacak gücüm kalmayacaktı ona her baktığımda Yağmur'u görüyorum şimdide burda size herşeyini paylaştığın birini kaybetmenin acısı nasıl birşey tarif edemiyicem (elinin tersiyle akan gözyaşını silip kızına seslendi)

 

 

-Alyaa hadi fındığım

 

 

Alya:Geydim baba

 

 

(Akın kucağına aldı)

 

 

Alya:Baba annemin sevdiği donduymacıda donduyma yiyelim mi

 

 

(Akın bi anlık duraksadı gözleri yine doldu ama hemen kendini topladı)

 

 

Akın:Olur fındığım...Görüşürüz

 

 

Nil,Erva:Görüşürüz

 

 

(Akın ve Alya gitti)

 

 

~~~~~~

 

 

Erva:Kıyamam ya...Bu arada Alya ve Kağan ın doğum günüde yaklaşıyor birşeyler yapmamız lazım Akın ın aklına gelmez belkide

 

 

Nil:Yok canım o kızının doğum gününü unutmaz evde küçük bir sürpriz yapar muhtemelen ama öyle olmaz hep birlikte güzel bir sürpriz yapalım çocuklara mutlu olurlar

 

 

Erva:Tamam akşam toplanalım,konuşalım

 

 

Nil:Bizde toplanalım bu sefer

 

 

Erva:Yok ya olmaz yarın iş başı yapıcan yorulursun bizim ev hep müsait,bizim evde olsun

 

 

Nil:Yok canım ne olucak

 

 

Erva:Olsun bizim evde toplanıcaz dedim bitti

 

 

Nil:Peki tamam,nasıl istersen

 

 

Erva:E gidelim o zaman akşam görüşürüz

 

 

Nil:Tamam canım ...(Kağan'a seslendi) Kağaaan hadi oğlum gidiyoruz

 

 

Kağan:Geliyoyum anne

 

 

(Kağan geldi ve gittiler)

 

 

1 SAAT SONRA

 

 

(Alya ve Akın sahilde yürüyorlardı,Akın üzerini değiştirmişti birlikte bir yerde durdular Akın sahili izleyerek uzaklara daldı)

 

 

Alya:Baba hatıyladın mı annemle buyaya gelip maytılaya simit veyiyoduk annem çok seviyodu buyayı

 

 

(Akın'ın kulağında Yağmur'un sesi canlandı,gözleri dolmuştu)

 

 

Akın:Hatırladım fındığım

 

 

FLASBELLEK 2 AY ÖNCE

 

 

(Akın,Yağmur ve Alya sahildeydi Akın sol eliyle kucağında Alya'yı tutuyordu diğer sağ koltuğunun altındada Yağmur vardı)

 

Akın:En sevdiğin yere geldik boncuğum

 

 

Yağmur:Teşekkür ederim hayatım,iyi ki varsın

 

 

Akın:Sende boncuğum hiç ayrılmıyıcaz söz mü

 

 

Yağmur:Niye ayrılalım söz tabikide

 

 

Akın:Bilmem hani çocukken başka okula gitmiştin ya

 

 

Yağmur:Şimdi gitmem bi hayatı paylaşıyoruz sonuçta,hadi martılara simit verelim

 

 

(Yağmur,martılara küçük küçük parçalara bölerek simiti atıyordu)

 

 

Alya:Buyası çok güsel

 

 

(İkiside birlikte güldü)

 

 

FLASBELLEK BİTTİ

 

 

Alya:Buyası çok güsel

 

 

(Akın'ın yüzünde buruk bir tebessüm oluştu Yağmur'a o gün hiç ayrılmayalaım olur mu dediği sesi kulağında yankılandı)

 

 

Alya:Baba simit alalım...Babaa

 

 

(Akın irkildi)

 

 

Akın:Efendim babacım

 

 

Alya:Simit almadık maytılaya ne atîcaz

 

 

Akın:Alalım babacım

 

 

Alya:Sen üsüldün mü baba

 

 

Akın:Yok boncuğum gözüme toz kaçtı hadi simit alalım

 

 

(Akın,Alya'yı kucağına aldı simit alıp birlikte martılara atmaya başladılar tıpkı o günki gibi ama bu sefer bir kişi eksik,çevre sessiz,liman sessiz...)

~~~~~

 

 

NİHAYET AKŞAM OLDU

 

 

(Ervagilin salonu her zamanki gibi sıcak ve kalabalıktı. Masada çaylar tazelenmiş, Nil’in getirdiği kurabiyeler tabaklara dizilmişti.)

 

 

​Erva: (Çayları dağıtırken) "Eren,geri dönmüş... Hala inanamıyorum. Hafıza kaybı geçirmiş sonra evlenmiş bir de küçük bir kızı varmış! Hayat bazen dizilerden daha fena yazıyor senaryoyu onuda çağırdım gelsin herşeyi anlatıcak saçlarını yolmazsam iyi

 

 

​Selim: "Anlatacak elbet...te sen sakin ol can parem şimdilik daha öncelikli bir konumuz var. Akın ve çocuklar. Akın’ın hali hal değil,güzel bir sürpriz yapmalıyız

 

 

​Nil: "Evet, Alya ve Kağan’ın doğum günü haftaya. Akın’ın bunu organize edecek gücü yok, ama Alya’nın o neşeye ihtiyacı var. Yağmur’un yokluğunu unutturamayız ama yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz."

 

 

​Selim: "O zaman büyük bir sürpriz yapıyoruz. Bahçeyi süsleriz, bütün çocuklar bir arada olur. Akın’ı da o sığınaktan zorla çıkarırız gerekirse."

 

 

Alperen:Aynen öyle amcaoğlum

 

 

(Hep birlikte güldüler)

 

 

​ÇOCUKLARIN ODASI

 

 

​(Yetişkinler salonda plan yaparken, çocuklar Duru'nun çocuk odasında toplanmıştı. Gündüzki yarışma yüzünden ortam hala biraz gergindi. Duru cam kenarında oturmuş dışarıyı izliyor, Yunus ise ok yayıyla oynuyordu.)

 

 

​Yaman: (Sessizliği bozarak) "Eee... Daha ne kadar konuşmayacağız? Alt tarafı bir yarışmaydı."

 

 

​Duru: "Mesele yarışma değil Yaman. Kaybedince hemen birbirimize düşmemiz. Kasırga bize güldü resmen."

 

 

​Yaren: "Gülsünler Duru. Biz 'Asil Kan' değil miyiz? Bizim kuralımız neydi? 'Ya kazanırsın ya öğrenirsin.' Biz bugün biraz sabretmeyi öğrendik bence."

 

 

​Yunus: (Başını kaldırarak) "Ben size bağırdığım için özür dilerim. Kaptan olarak takımı koruyamadığımı hissettim bir an. Ama Yaren haklı, birbirimizi kırmak bize yakışmadı,Yaren sendende ayrıca özürdilerim bağırmak istememiştim"

 

 

Yaren:Biliyorum Yunus yarışmanın gerginliğinden dolayı oldu önemli değil

 

 

​Çiçek: (Gülümseyerek araya girer) "Bakın ne diyeceğim... Haftaya Alya ve Kağan’ın doğum günü. Gelin o gün için ateşkes ilan edelim. Kasırga’yı da davet edelim mi?"

 

 

​Duru: "Ne! O sinir bozucu Damla’yı mı?"

 

 

​Yaman: "Aslında iyi fikir. Eğer onları yeneceksek, bu okçuluk sahasında değil, nezaketimizle olmalı. Hem Alya çok mutlu olur, ne kadar çok çocuk, o kadar çok eğlence."

 

 

​Yunus: (Elini ortaya uzatır) "Tamam o zaman. Alya ve Kağan için, en büyük sürprizi biz hazırlıyoruz. Barıştık mı?"

 

 

​(Duru önce nazlansa da sonunda dayanamayıp elini koydu. Ardından Yaren, Çiçek ve Yaman da katıldı.)

 

 

​Hepsi Bir Ağızdan: A-sil Kan

 

 

​SALON

 

 

​(Çocuklar içeri neşeyle girince büyükler de gülümsedi.)

 

 

​Erva: "Bakıyorum da içeride sular durulmuş. Gelmişken duyun bakalım; muhteşem bir doğum günü partisi hazırlıyoruz.

 

 

​Nil: "Pasta bende! Alya’nın en sevdiği çilekli pastadan yapacağım. Üzerine de bir bulut figürü koyarız, annesini hatırlatsın diye..."

 

 

​Selim: "Güzel... Bu aile dağılmayacak. Ne acılar gördük, bunu da hep beraber atlatacağız. Akın’ı o karanlıktan çıkaracağız."

 

 

​(O sırada kapı çaldı. Gelen Akın’dı. Gözleri hala yorgundu ama dostlarını karşısında görünce hafifçe tebessüm etti. Kimse doğum gününden bahsetmedi ama herkesin gözünde aynı sözsüz antlaşma vardı: Yalnız değilsin.)

 

 

(Alperen ayağa kalkıp Akın'ın boynuna sarıldı)

 

 

Alperen:Vay benim kurt bakışlım gelmiş,aslan amcaoğlum benim

 

 

Yaren:Hem aslan,hemde kurt bakışlı nasıl oluyor baba

 

 

Alperen:Lafın gelişi babacım

 

 

Ciçek:Akın amca Alya yok mu

 

 

Akın:Çiçek sendemi burdaydın güzelim

 

 

Çiçek:Annemle,babam biraz geç gelicekmişte beni amcamlara bıraktılar, buraya geldik

 

 

Akın:Hmm anladım

 

 

Yaren:Alya yı neden getirmedin amca

 

 

Akın:Uyuyordu o uyandırmak istemedim Mahbun Sultanla evdeler

 

 

Duru:Yaaa,keşke oda gelseydi

 

 

Akın:Nasip

 

 

Selim:Gel amcaoğlu gel,gel otur şöyle

 

 

(Akın geçti boş yere oturdu)

 

 

Alperen:Duydun mu olanları

 

 

(Akın yorgun sesle)

 

 

Akın:Ne olmuş

 

 

Alperen:Eren geri dönmüş,birazdan burayada gelicek

 

 

(Akın'ın şaşırmaya bile vakti olmadan kapı çaldı Erva kapıyı açtı,dolu gözlerle ve şaşkınca...)

 

 

Erva:Eren

 

 

(Eren'in de gözleri dolmuştu kardeş gibi büyüyen ikili sımsıkıca sarıldı birbirine)

 

 

Erva:Nerelerdesin sen ya,nerelerdesi

 

 

Eren:Babam anlatmadı mı

 

 

Erva:Anlattı

 

 

(Sarılmayı bıraktılar,sonra Erva birden tokat attı)

 

 

Eren:Aahh (elini yanağına tuttu) Aşk olsun ama ya gerçi şaşırmadım asi seni

 

(Tebessüm etti)

 

 

Erva:(oda tebessüm etti) Vurmasam içimde kalacaktı hadi yine iyisin bunca yılın ayrılık bedelini bir tokatla ödedin dahasını yapardımda babama dua et sen hadi geç içeri

 

 

(Eren içeri geçti gördüğü kalabalık karşısında sevindi)

 

Alperen:Kardeşim (sarıldılar,sırayla hepsine sarıldı)

 

Selim:Gel otur bakalım neler gelmiş başına ya bunca yıl o yüzden ulaşamamışız sana

 

Erva:Ne zaman hatırladın bizi

 

Eren:Daha yeni

 

Kağan:Baba bu amca kim

 

Alperen:Oda Akın ve Selim amcan gibi amcanız siz

 

Yaren:Amcamız mı hiç görmedik ama

 

Eren:Şimdi gördünüz işte dur tahmin ediyim sen Alperen in kızısın

 

Yaren:Evet (Yaman ve Kağan) Bunlarda abim yaman Ali kardeşim Kağan Berk

benim adımda Yaren

 

Eren:Maşallah size (Yunus'u göstererek) Bu yakışıklıda senin oğlun demi Akın

 

Akın:Yok be kardeşim benim oğlum yok birtane kızım

 

Eren:(Duru'yu göstererek) Bu minik mi senin kızın

 

Duru:Hayır biz Yunusla ikiziz sende bizim dayımız Eren olmalısın

 

Eren:Ha siz ikiniz Erva ve Selimin çpcuklarısınız nasıl bilemedim ya sen tıpkı babana benziyorsun adın neydi senin ufaklık

 

Duru:Duru ikizimin adıda Yunus Emre

 

Yunus Emre:Benim ağzım var sòyleyebilirim adımı Duru

 

Duru:Aman iyi be

 

Eren:(tebessüm etti) Yunus'ta aynı sen Erva eee Akın senin kız nerde

 

Akın:(yorgun bir ses tonuyla) Evde

 

Eren:Yağmur'u göremedim nerede

 

(Akın'ın gözleri doldu)

 

Akın:(Burukça) Ben bi hava alıcam

 

Alperen:Amcaoğlu

 

(Akın balkona çıktı)

 

Eren:(Sanki bir şey sezmiş gibi) Noluyo nerede Yağmur

 

Erva:Yağmuuur...

 

~~~~~~~~

 

BİR KAÇ SAT SONRA BÖRÜ OPERASYON ANI

 

Yer: Dağlık sınır bölgesi – Terk edilmiş bir mühimmat deposu

Saat: 02:15

 

Hava: Zifiri karanlık, hafif sisli

​Sessizlik, bölgedeki en keskin silahtı. Ali, gece görüş dürbünüyle deponun girişini süzüyordu. Kulağındaki telsizden gelen hafif cızırtı, ekibin hazır olduğunu haber veriyordu.

 

​Ali: "Börü 1'den tüm birimlere. Hedef saat 12 yönünde. Girişte iki nöbetçi var. Amcaoğlu, dayı... Pozisyon alın."

 

​Barış: (Sessizce binanın arkasındaki gölgelerin arasından süzülürken) -"Anlaşıldı Börü 1. Arka kapı bende. Dayımla çapraza geçiyoruz"

 

​Yusuf: (Nefesini kontrol ederek mevzi almıştı) "Pozisyon alındı. İşaretini bekliyoruz Ali"

 

​Bekir Berk, ekibin keskin gözü olarak tepedeki kayalıkların arasındaydı. Keskin nişancı tüfeğinin namlusunu hedefe sabitlemişti. Parmakları tetikte, zihni buz gibiydi.

 

​Bekir Berk: "Börü 4 hattan bildiriyor. Çatıdaki keskin nişancı etkisiz hale getirildi. Yolunuz temiz. Ali, içerideki termal görüntüde hareketlilik artıyor, acele etseniz iyi olur."

 

​Ali: "Anlaşıldı Börü 4. Başlıyoruz... Üç... İki... Bir... Gir! Gir! Gir!"

 

​Bir anda sessizlik yırtıldı. Barış ve Yusuf, senkronize bir şekilde arka kapıdan içeri sızdı. Barış’ın elindeki tüfek, odadaki tehditleri milisaniyelik farklarla etkisiz hale getiriyordu.

 

​Barış: "Odalar temiz! Dayı, sağ taraf sende!"

 

​Yusuf: "Anlaşıldı! Bomba düzeneği tespit edildi, etkisiz hale getiriyorum. Koruma sağlayın!"

 

​O sırada Ali ve Hanne ön kapıdan baskın yaparak ana salona girdi. Çatışma sertleşmişti. Bekir Berk, tepeden gelen destek atışlarıyla dışarıdan yardıma gelen teröristlerin içeri sızmasını engelliyordu.

 

​Bekir Berk: "Ali,Hanne saat 3 yönünde bir grup yaklaşıyor! Eğilin!"

 

​Bekir'in uyarısıyla Ali ve Hanne kendini bir sandığın arkasına attı. Hemen ardından Bekur'in tüfeğinden çıkan mermi hedefi tam on ikiden vurdu.

 

​Ali: "Sağ ol kardeşim! Borcumuz birikti!"

 

​Yusuf: "Bomba etkisiz! Mühimmat deposu kontrol altında!"

 

​Barış: "Börü 2 bildiriyor, bölge tamamen temizlendi. Kaçan yok."

 

​Ali, kaskındaki kamerayı düzeltti ve derin bir nefes aldı. Alnındaki teri silerken telsize bastı:

 

​Ali: "Börü 1'den Merkeze. Operasyon başarıyla tamamlandı. Kayıp yok, mühimmat güvende. Dönüşe geçiyoruz."

 

(Börü harika bi operasyonu daha başarıyla tamamlamıştı şirazilerin mühimmat depolarından birini etkisiz hale getirmişti)

 

~~~~~~

 

1 HAFTA SONRA

 

(Ervagil’in bahçesi o akşam, hüzünlü bulutların arasından süzülen güneş gibi ışıl ışıldı. Her yer mavi ve pembe balonlarla süslenmiş, ağaçların arasına "İyi ki Doğdunuz Alya & Kağan" yazılı dev bir pankart asılmıştı. Bahçenin ortasındaki büyük masada Nil’in elleriyle yaptığı, üzerinde pamuk şekerden bulutlar olan o meşhur çilekli pasta duruyordu.)

 

Erva: (Etrafa son bir kez bakarak) "Her şey hazır mı? Nil, pastanın mumlarını hazırladın mı? Bak Akın yoldaymış, her an gelebilirler."

 

​Nil: "Hazır canım, hazır. Kalbim küt küt atıyor. Alya’nın o yüzündeki gülümsemeyi görmek için sabırsızlanıyorum."

 

​Tam o sırada bahçe kapısı gıcırdayarak açıldı. Akın, kucağında uykulu gözlerle etrafına bakan Alya ile içeri girdi. Kağan ise babası Alperen'in elini tutmuş, heyecandan yerinde duramıyordu.

 

​Hep Bir Ağızdan: "İYİ Kİ DOĞDUNUZ!"

 

(Alya şaşkınlıkla babasının boynuna daha sıkı sarıldı, sonra bahçedeki kalabalığı ve renkli balonları görünce gözleri parladı. Akın, kızını yavaşça yere bıraktı. O sert, yorgun çehresinde uzun zamandır görülmeyen bir yumuşama vardı.)

 

​Alya: "Babaaa! Bak, her yer bulut olmuş!"

 

​Kağan: "Alyoş gel! Bak pastamızda bile bulutlay vay!"

 

​Çocuklar pastaya doğru koşarken, büyükler de masanın etrafında toplandı.

 

Selim: "Hadi bakalım fındıklar, tutun dileğinizi! Bir... İki... Üç!"

 

(​Alya ve Kağan aynı anda mumlara üflediler. Alkış sesleri bahçeyi doldururken, Alya başını kaldırıp gökyüzündeki ilk yıldıza baktı ve fısıldadı: )

 

-"Annem de göydü mü baba?"

 

​Akın diz çöktü, kızının küçük ellerini avuçlarının içine aldı. Boğazı düğümlense de sesini dik tutmaya çalıştı.

 

​Akın: "Gördü fındığım... En çok o gülümsedi bugün bize."

 

Alya:Yaşasıın!

 

Eren:Hadi gelin bu anı ölümsüzleştirelim

 

Alperen:İlahi Eren normalde Erva derdi bu anı ölümsüzleştirelim diye şimdi sen diyiyorsun neyse hadi çek bakalım

 

(Sekiz köşe ve tüm aile birlikte Eren'in kamerasına gülümsedi Akın ve Alya Yağmur'dan sonra ilk defa bu kadar mutluydular ikiside bir anlık gökyüzüne baktı,bi yıldız gereğinden fazla parlıyordu sanki Yağmur onlara son kez gülümsüyordu)

 

Alya:(gökyüzüne bakarak,sessizce özlem dolu bir ses tonuyla..)

- Anneemm!

 

BÖLÜM SONU

 

(Harika bir bölümün sonuna daha geldik yeni bölümde yeni hikayelerle gòrüşmek üzere)

 

1-Bölümü nasıl buldunuz?

 

2-Sizce Eren neden karısı ve kızıyla gelmedi?

 

3-Sizce yeni bölümde neler olacak?

 

"Gibi bir çok sorunun cevabı çok yakında yeni bölümde şimdilik hoşçakalın"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 06.05.2026 21:52 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Elisa Türkoğlu / Herkesin Vardır Bir Hikayesi / (48.Bölüm) Boş liman ve sürpriz
Elisa Türkoğlu
Herkesin Vardır Bir Hikayesi

1.75k Okunma

370 Oy

0 Takip
52
Bölümlü Kitap
(1. Bölüm)Kâbus(2. Bölüm)Karakol Baskını(3. Bölüm)Hastane(4. Bölüm)Mucize(5. Bölüm)Kapanmayan İzler(6. Bölüm)Talihsiz Olay(7. Bölüm)Gi̇zemli̇ Mektup(8. Bölüm)Geçmi̇şi̇n Bıraktığı İz(9. Bölüm) Yi̇ne Mi̇ Kâbus(10. Bölüm)Balonu Gökyüzüne Uçan Çocuklar(11. Bölüm)Ant Ve 3.Fati̇h(12. Bölüm)Voleybol Karşılaşması(13. Bölüm)Yağmur'un Hi̇kayesi̇(14. Bölüm) Akın'ın Hi̇kayesi̇(15. Bölüm)Yüzleşme(16. Bölüm)Zorlu Bekleyi̇ş(17. Bölüm)Geri̇ Dönüş(18. Bölüm)Si̇z Ki̇msi̇ni̇z?(19. Bölüm)Sürpri̇z(20. Bölüm)Bi̇tmeyen VukuatlarOyuncu kadrosu ve karakter tanıtımı(21.Bölüm)Kuş Kafeste(22.Bölüm) Geç kaldınızÖZEL İÇERİK(23 ve 24.Bölüm) Büyük KavuşmaÖZEL İÇERİK 2(25.BÖLÜM) Kırık kalper ve çaresizlik(26.BÖLÜM) Zorlu karşılaşma(27.Bölüm) BİRLİK OLMAK28.Bölüm sezon finali )MUTSUZ SON MU?MUTLU SONSUZ MU?(2.Sezon) Oyuncu kadrosu tanıtım(29. Bölüm) Şehidim rahat uyu!(30.Bölüm) Umut(31.Bölüm)Sen yaşamaya bak(32.Bölüm) Ağlama(33.Bölüm ) Can kırıkları(34.Bölüm) Hayat çok kısa(35.Bölüm) Kırıklar ve Onarımlar(36. Bölüm) Son pişmanlık fayda vermez(37.Bölüm) TURNUVA(38. Bölüm) Sumud FilosuÖZEL İÇERİK(39.Bölüm)Gözyaşının iki katı ve saklı kalan gerçek(40.Bölüm) EMANETÇİ SENSİN EVLAT(41.Bölüm) Umudun ilk tohumları(42.Bölüm) Kavuşmaya ramak kala(43.Bölüm) Kan Bağı, Can Düğümü"(44.Bölüm) Geçmişin ayak sesleri(45.Bölüm) Yeni nesil,eski ruh(46. Bölüm) Dinmeyen Yağmur(47.Bölüm) Gözyaşıyla ıslanan sessiz dualar(48.Bölüm) Boş liman ve sürpriz
Hikayeyi Paylaş
Loading...