14. Bölüm

14. Bölüm

Şevval Akcan
gecete

Hayatımda çok fazla yanlış karar vermiştim ama sanırım bu en kötü kararlarımdan biriydi.

Gökay'ın arkasında oturuyordum ve çok yakın olmadığımız için sırtını tutamıyordum, Gökay da sanırım bunu fark ettiği için yavaş gidiyordu.

Kırmızı ışıkta durduğumuz da trafik seslerinin arasında Gökay "Kollarını belime dola." dediğinde duymayacağını düşünerek "İmana gel. " dedim.

Ama dediğimi duymuş olacak ki başını gülerek bana çevirdi.

Ya nasıl duymuştu ikimizde kask bakıyorduk duymaması lazımdı.

"Hızlanacağım eğer bana tutunmazsan düşersin. " dediğinde korkarak kollarımı beline doladım.

Karın kaslarının sertliğini hissedince kızardım ama neyse ki yeşil ışık yandığı için yola bakıyordu da domates ten beter halimi görmemişti.

Hızlanınca içimden bildiğim tüm duaları okuyarak gözlerimi kapattım.

𓂃˖˳·˖ ⋆★⋆˖·˳˖𓂃

Sonunda durmuştuk ama ben Gökay'ı bırakmadım daha doğrusu bırakamadım çünkü gözlerim hâlâ kapalı olduğu için sadece kırmızı ışıkta durduğumuzu zannettim.

Gökay'ın eli beline doladığım koluma değince irkildim ama bırakmadım.

"Deniz geldik." Gökay'ın sakin sesi gelince gözümü hemen açtım ve geldiğimizi görünce hemen Gökay'ı bırakıp indim.

Gökay da inince uzun şirket binasına girdik içeride insan boyutunda figürler vardı ve aralarında benim karakterimin figürü de vardı.

Asansöre doğru düzgünce hanımefendi gibi yürürken bir anda kayıp yere kapaklandım.

Karizma çizildi.

Yerin dibine girmek umuduyla yerden kalkmadım belki beni görmezden gelip giderlerdi ortamdaki insanlar.

Gökay'ın karga gülüşü kulağıma gelince ona keskin bakışlar gönderip hemen ayağa kalktım.

Gökay ona ne yapacağımı anlayınca benden uzaklaşmaya başladı gerileyerek.

Bende annemden gelen genlerle geceler boyu savaş oyunu oynamamdan gelen beceriyle ayağımdaki spor ayakkabıyı çıkarıp Gökay'ın tam kafasına attım.

Etraftaki burada çalışanlar sanki böyle bir şeyi her gün görüyorlarmışçasına beni alkışlamaya başladılar. Bende hiç sorgulamadan ayak uydurarak öne eğilip sahne selamı verdim.

Gökay alnını ovuştururken bize uzaylıymışız gibi bakıyordu tam bu sırada asansörden indi ve önündeki mükemmel sahneye şahit oldu.

Abim "Ne oluyor lan burada?!" dediği an onun geldiğini gören çalışanlar hemen dağıldı.

Sinsice sırıtarak Gökay'ı gösterdim ve "Onun tam alnın ortasına ayakkabımı attım." dedim.

Abim bunu duyunca "Biriniz de normal olamaz mısınız ya?" dedi sıkıntıyla sonra dediklerimi idrak etmiş olacak ki ayağımdaki kirpilerin aşk hikayesi olan çoraba baktı ve gülmemek için yanağının içini ısırdı.

Aslında gayet normal bir çoraptı ilk başta ilk başta iki kirpi arasında biraz boşluk vardı sonra bir kirpi diğer kirpiye çiçek veriyordu en sonunda iki tilki arasındaki boşluk azalıyordu ve iki tilkinin burunları birbirine değiyordu. Yani bu demektir ki eğer biriyle daha yakın olmak istiyorsanız o kişiye çiçek alın.

Abim kendini gülmemek için zor tutarken ciddileşmeye çalışıp "Çocuklaşmayı bırakın da ofisime gelin." dedi.

Çocuklaşmak mı ben mi asla yapmazdım.

Yerde gazi olmuş şekilde yatan Gökay abime hayal kırıklığı ile bakıp ayağa kalktı ve ayakkabımı benim aksime nazik ve medenice elime attı bende kaleci edasıyla ayakkabımı yakaladım ve hemen giyip abimin arkasından asansöre koştum.

Abim asansörün düğmesine basınca asansör hızlıca geldi ben diyorum bizim asansörde sorun var ama siz anlamıyorsunuz ki.

Abimin ofisine vardığımız da abim kendi koltuğuna biz de masasının karşısındaki karşılıklı iki siyah koltuğa oturduk Gökay'la.

Abim ciddileşerek söze başladı "Gökay senden bir yardım istiyorum."

Heh? Bir dakika Gökay'dan yardım istiyorsa ben neden buradaydım? Neden buraya geldim? Hem ne yardımı biz buraya özel teknik hakkında konuşmaya gelmemiş miydik? Kandırıldım adostlar.

Gökay'a baktım ve yüzündeki şaşkınlıktan onunda en az benim kadar şaşkın olduğunu anladım. Şaşkın yakuşuklu (bilerek yanlış yazılmıştır) ördeğim benim.

"Ne- ne hakkında yardım istiyorsun?" sesi ürkekti hala abimin ciddi halinden korkmuş görünüyordu.

"Bu gizli teknikleri başka yayıcılar öğrenirse onların yaymasını önler misin?" dedi abim sert bir şekilde.

Gökay'ın çok fazla yayıncı arkadaşı olduğu için sanırım yapabilirdi ama benim aklımdaki asıl soru şuydu "Abbim ne ara bunu akıl edebilecek kadar akıllı olmuştu?"

Düşüncelerimden sıyrılıp Gökay'ın cevabına odaklandım, Gökay "Denerim." dedi sakinleşip.

Abim bana dönüp "Ve sen Deniz." dediğinde korkuyla yutkundum.

Korkak bir şekilde "Evet abi." dedim

"Terapistinle konuştum neden seanslarda terapistinle konuşmuyorsun?" dediğinde gözlerimi kaçırdım. Abim konuşmayacağımı anlayınca şakaklarını ovuşturdu.

"Terapist mi." dedi merakla Gökay.

"Boş ver önemli bir şey değil." dedim ve ofisten çıktık.

Bölüm : 18.04.2026 18:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...