[ Tarih ] - Kitap Listesi
devam ediyor 2a önce güncellendi Bir Taht Kandan Doğar
@wattyyagmuru
Okuma
55
Oy
21
Takip
5
Yorum
85
Bölüm
13
Orta çağda yaşayan Coralie Avelmont, Velmoria varisi. Babası büyük bir hastalığın eşiğindeyken son vasiyeti olarak ezeli rakipleri blackmere krallığını ele geçirmesini ister. Coralie bunun üzerine yola çıkar. Velmoria ve blackmere`ün geçmişe dayanan düşmanlıkları son bulcak mıdır? Lakin Coralie`ın bilmediği bişey vardır, Blackmere`ün varisininde en az onun kadar hırslı olduğu. "Bir süre sonra elimde çok kan olacak" "Neden?" "Tahta çıkmak başarıdır. Başarıya ulaşmak içinse elini kana bulaman gerekir. Kısacası bir taht Kandan doğar" "Senin için başarı demek taht mı demek yani? Yanlış mı anladım Yoksa benim tanıdığım küllü ay gerçekten acımasız biri mi?" "Hayır doğru anladınız" Krallıklar düşer, sırlar ortaya çıkar ve bir varis herşeyi değiştirebilir...
tamamlandı 1a önce tamamlandı ŞARLMAN
@ursuula1
Okuma
2.67k
Oy
221
Takip
72
Yorum
9
Bölüm
31
1174... İnsanoğlunun en güçlü silahı hâline gelen din, tarihte bir kez daha kan ile yazıldı ve kan ile kapandı. Cüzzam Krallığı`nın bir başka büyük dini tahtına oturan IV. Baldwin ve biz İslam devleti arasında Kudüs`ün meydan toprağına din, siyaset ve güçlü olmanın bedeli kast sistemi savaş olarak düştü. Lakin bu savaşın ortasında İslam topraklarından Şamlı bir kız ve Kudüs`ün Cüzzam Kralı karşı karşıya geliyordu. Ama sadece savaşta karşı karşıya kalmadıklarını, inandıkları dinlerin de karşı karşıya gelmesiyle birlikte aralarındaki aşkın doğurduğu Hristiyan & Müslüman din karmaşasının savaşı daha da alevlenirken imkânsız bir yeni aşk öyküsünün ağıtını tarihe yazıyor, bu ağıt henüz 24 yaşında ölüm tecelli eden genç bir kralın Kudüs toprakları üzerinde yatan ölü bedeninde geziniyordu. 📍Dikkat Bu hikayede dinsel olay örgüleri ve din tarikatları mevcuttur. Açıkça yazılmış ölüm sahneleri ve çeşitli dinlerden ayet ve ritueller bulunmaktadır. Herhangi bir dini aşağılama yapmaz dini gerçeklik algısından dışarı çıkmaz. Lakin, hikâyenin akışı ve olay bağlantıları sebebiyle gerçek tarihe birebir şekilde uyumlu gidilmemiştir.Hikâye 2005 yapımı Kingdom Of Heaven filminden ilham alınarak yazılmıştır.
devam ediyor 2a önce güncellendi Nightmare
@jrblack
Okuma
311
Oy
217
Takip
4
Yorum
15
Bölüm
13
Bir savaş ne kadar kanlı olabilirdi ya da ne kadar acımasız ? Sorusunun cevabını sizlere kendi yazmakta olduğum hikayeden anlatayım. Bu hikayede geçen kişiler gerçek kişileri yansıtmıyor ama verilen bilgiler detaylı araştırmalar sonucunda sizlere sunulmuştur.
devam ediyor 2a önce güncellendi Şehsuvar Ve Arslan
@lav_an_ta
Okuma
11
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
Akşam güneşi avluyu altın rengine boyarken, taşlar üzerinde hafif bir rüzgâr esiyordu. Şehsuvar, iki katlı konaklarının geniş avlusunda yürüyordu. Elinde eski bir kitap vardı, ama gözleri uzaklara dalmıştı. Gözlerindeki derinlik, artık sadece meraklı bir genç kızın değil, çevresinde sözünün dinlendiği, aklı ve zekâsıyla saygı kazanan bir kadının bakışıydı. Arslan, kırsaldaki evinden dönmüştü. Atını bağladıktan sonra avluya girdi. Mavi gözleri, Şehsuvar’ın bal rengi gözleriyle buluştu. Aralarında bir sessizlik vardı; bu sessizlik, yılların birikimi değil, yılların ortak anlayışı ve güveniyle oluşmuş bağın sessizliğiydi. “Akşam rüzgârı serin,” dedi Arslan, ağır ve ölçülü sesiyle. Şehsuvar gülümsedi; gülüşünde artık sadece gençlik heyecanı yoktu, hem zekâsını hem duygusunu yansıtan bir denge vardı. “Serin… ama güzel. Kitaplarımı okuyacak zaman bırakıyor bana,” diye yanıtladı. Arslan bir adım yaklaştı, gözleri Şehsuvar’ın gözlerinde gezindi. “Biliyor musun,” dedi, “senin bu bakışın beni hem düşündürüyor hem de cesaretlendiriyor.” Şehsuvar hafifçe başını eğdi. “Sen de öyle, Arslan… Herkesin yapamadığını yapıyorsun. Gizli projelerin, stratejilerin… benim asla cesaret edemeyeceğim şeyler.” Arslan dudaklarını kıpırdattı, hafifçe bıyığını düzeltti. “Belki de… biz birbirimizi bu yüzden tamamlıyoruz.” O an, avluda gölgeler uzarken, iki kişi sadece birbirine bakmıyordu; geleceklerini, çevrelerini ve hayatlarını birlikte inşa edeceklerini hissediyorlardı. Uzaklarda çocukların sesi geliyordu. Aniden bir gümbürtü koptu; dışarıdan bağırışmalar ve çığlıklar duyuldu. İkisi de şaşkınlıkla birbirine baktı. “Arslan… neler oluyor?” Şehsuvar nefes nefese sordu. Arslan’ın gözlerinde öfke belirdi. “Bodruma inip saklan, Şehsuvar! Hemen! Ben gelene kadar oradan ayrılma. Sana öğrettiklerimi unutma sakın!” Şehsuvar, kocasının dediğini yaptı; kalbi hızla çarpıyordu. Bodruma indi, kapıyı sessizce kapattı ve nefesini kontrol etmeye çalıştı. Avluda Arslan’nın sesi ve dışarıdaki kargaşa birbirine karışıyordu; ama o biliyordu ki, şimdi sadece beklemek ve güvenmek gerekiyordu.
devam ediyor 2a önce güncellendi Beşiktaş'ın Tarihi
@huriye._2014_gun11
Okuma
5
Oy
1
Takip
1
Yorum
2
Bölüm
1
Başka bir kitapta istediğiniz konuyu yazabilirim inasallah tutar
devam ediyor 2a önce güncellendi SEÇİLMİŞ
@_aylakmatmazel_
Okuma
16
Oy
2
Takip
1
Yorum
4
Bölüm
4
Elli yılın ardından, kader yeniden çizilir.
devam ediyor 2a önce güncellendi TRABLUSGARPLI CAHİT ve CEMAL
@kitap_yutan55
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
CAHİT TRABLUSGARPLI BİR ÇOCUKTUR VE YAŞAM MÜCADELESİ VERİR
devam ediyor 3a önce güncellendi Bey kızı ve bey oğlu
@nisaergin172gmail.
Okuma
17
Oy
1
Takip
2
Yorum
0
Bölüm
2
Osman Bey`in kızı Umay hatun ve karesi Bey`in oğlu tuğrul bey
tamamlandı 3a önce tamamlandı CANAVARIN KARNINDA
@dramalama
Okuma
497
Oy
273
Takip
8
Yorum
4
Bölüm
26
Ailem iyi bir saatçidir. Nesiller boyu bu işi layığı ile üstlendik. Saatler ile aramız hep iyi oldu. Ama babamın benden uzak durmamı istediği tek bir saat vardı. O da benim istediğim tek saatti.
devam ediyor 3a önce güncellendi Kızıl sancak
@kitapciusta227
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Bir uç beyligin yükselişi
devam ediyor 3a önce güncellendi SURLAR KAN İSTER
@mimihanov
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Surlar kan ister. Bazen düşmandan, bazen ihanetten, bazen de aşktan. Bir akıncı beyinin kızı… Aşktan nefret etmeyi öğrenmiş, merhameti ise silah gibi kuşanmış bir kadın. Annesinin ihanetiyle büyüyen bir kız… Sevmeyi zayıflık sanacak kadar yaralı, korumayı görev bilecek kadar güçlü. Aşk geldi. Tam olmaması gereken zamanda. Tam olmaması gereken kişiye. Yaklaşan fetih, kanla yazılan sırlar ve geri dönüşü olmayan kararlar… Bir adam… Kanından değil, yolundan ibaret olmayı seçmiş bir savaşçı. Bu romanda kimse masum değil. Kimse tamamen suçlu da değil. Çünkü bazı savaşlar surlarda değil, insanın içinde kazanılır.
tamamlandı 6g önce tamamlandı HANÇER GİRAY
@syavus
Okuma
1.14k
Oy
304
Takip
42
Yorum
22
Bölüm
44
3 kitaplık bitmiş bir seridir. Kitapların başları ve finalleri belirtilmiştir. "HER HATUNUN İÇİNDE ZIRHLI IŞIKLI BİR ER YAŞAR. " 🗡ALTAY ATA SÖZÜ🗡 Hançer başarılı bir veliaht olmak için kendini kanıtlamaya çabalayan bir çocuktu. Hırslı, hazırcevap, azimli ama yüreği yaralı bir çocuk... Annesini doğumda kaybeden Hançer, erkek egemen dünyada merhamete ve şefkate bir türlü doymayan, doyamadıkça sivrileşen o çocuktu. Berk Giray ise babasının sevgisini esirgediği, erken büyüyen bir başka veliaht adayıydı. Abisine, annesine ve kız kardeşine bir hayat vermek için çabalayan kanatları kırık bir kartaldı. Çocuk kalbi, büyüdükçe Hançer’e aşık olmaya başlamıştı. Ama bu aşk, onun saf hisleriyle değil menfaatin kirli gölgesiyle sarmalanacaktı. Ve böylece aşk, karşılığını alamayacağı bir çıkmaza girecekti. Hançer, kağan olan babası Börü Giray`a ve sarayın yozlaşmış soylularına hem kendini hem de varisliğini kanıtlamak isterken Veliaht Töreni`nde kimsenin tahmin edemediği bir hata yapar ve Berk’in babasının tam anlamıyla ekmeğine yağ sürer. Veliaht Töreni`nde kendince aldığı bir kararla hakkını amca oğlu Berk’e teslim ettiğinde, Berk’in babasına yıllar yılı kovulduğu sarayı, darbeyle alması için şiddetli bir koz verilir. Ve hem Hançer hem de Berk uğruna çok şeyler kaybedecekleri zorlu bir savaşa girerler. Herkes, hayatında sahip olduğu herkesi kaybederken Hançer ve Berk ölümle tanışırlar. Ama unutmayın, bazı aşklar en güçlü olduğunuzu sandığınız anda değil hiçbir şeyinizin olmadığı o anda karşınıza çıkar. Lakin, elinizin tersiyle itmek sizin bileceğiniz iştir...
devam ediyor 3a önce güncellendi Satrançta Vatan
@yazarbeyfendi00
Okuma
2.03k
Oy
1.36k
Takip
35
Yorum
1.45k
Bölüm
32
1918… Osmanlı İmparatorluğu kan kaybediyordu. Haritalar, kalemle değil kanla çiziliyor, milletler hayal olup yıkıntılar altına gömülüyordu. Geceleri top sesleri değil, halkın içten içe çürüyen umudu yankılanıyordu. Her şey, bir devrin sona erdiğini haykırıyor; ama kimse bunu yüksek sesle söyleyemiyordu. Saraylar sessiz, sokaklar tetikteydi. Sadakat bir yemin değil, bir yük olmuştu. Dostluklar kırılgan, ittifaklar rüşvetle örülüyordu. Herkes birbirini tartıyor, her bakışta bir hainlik, her susuşta bir sır gizleniyordu. Çünkü bu, bir savaşın değil — bir çözülüşün hikâyesiydi. Ve böyle zamanlarda, gerçek savaşlar cephelerde değil, zihinlerde kazanılırdı. Tetikten önce fikir, silahtan önce strateji konuşurdu. Taşlar tahtaya dizilirken aslında insanlar dizilirdi. Her piyon bir halktı. Her vezir, ya bir ihaneti temsil ederdi ya da suskun bir kahramanlığı. Bu, görünmeyen bir savaşın hikâyesidir. İçinden ihaneti, sadakati, sükûneti ve ihtilali aynı anda geçiren bir satranç tahtasında; akıl, cesaretle; vicdan, korkuyla yüzleşir. Taşlar yer değiştirdikçe, kader de yönünü değiştirir. Ve bazen… Bir ülke yeniden doğar.
devam ediyor 3a önce güncellendi ELİS
@ruhadam1944
Okuma
15
Oy
8
Takip
0
Yorum
3
Bölüm
11
Yıllar önce kaybettikleri Elis`i, Kezban olarak bulmuşlardı. Yabancıların oyununa gelip birbirlerini boğazladıkları topraklar, artık eskisi gibi cömert değildi. Bire altı, yedi vermiyordu. Attıklarını zor alıyorlardı, onlara toprakta küsmüştü, göklerde. Belki dünyanın en güzel yeriydi ama hiç birisine merhamet etmiyordu. Üzerinde doğup büyüdükleri toprakları terk etmek zorunda kaldılar. Çocukları rızıklarını kazanmak için göçmen olarak Avrupa ülkelerine gittiler. Türklere olmadık eziyetleri yapan Rumlara gelince, Yunanistan`da hakaretlere uğradılar. Rum olarak kabul görmediler, "Türk tohumu, Türk p..leri," diye hakaretlere uğradılar. Sonunda onlarda Avrupa`ya göçtüler. Kaderin cilvesine bakın ki tekrar bir araya gelmişlerdi, ama ev sahibi olarak değil işçi olarak. Bu topraklar Türkleri de Rumları da mutlu etmemişti. Avrupa`da en ağır işlerde bir başka milletin ekonomisini güçlendirmek için hamal gibi çalışıyorlardı. Zaten her dönem ülkelerin sınırlarını hep ekonomisi güçlü olanlar çiziyordu. Mutluluğun resimlerini de onlar çiziyordu. Güçsüz ülkelerin kaderine de özgürleştirmek adı altında üstlerine bombalar yağıyordu. Ekonomisi güçlü ülkelerin çıkarları arasında sıkışıp kalan güçsüz devletlerin fakir insanları ellerinde bir bohça ülke ülke dolaşıp mutluluğun peşinde koşuyorlardı. Mutluluk ise çok uzaklarda, erişilmez dağların arkasındaydı.
devam ediyor 3a önce güncellendi HUDUT
@hi_lux
Okuma
20
Oy
5
Takip
1
Yorum
5
Bölüm
3
Zamanın kapısı açıldığında, geri dönülen yer çoğu zaman insanın kendisidir. Hudut, zamanın değil insanın sınırını çizer.
devam ediyor 3a önce güncellendi SUBAY
@yusufeymenozturk
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
1941 yılında Berlin yakınlarında bulunan bir toplama kampında çalışan bir subayın "acı dolu" hikayesi.
devam ediyor 4a önce güncellendi Piyonların Dansı
@lucesbiadita
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Ben yanacak ve yakacağım.
devam ediyor 4a önce güncellendi YAVUZ'UN BÜYÜSÜ
@suu_bay
Okuma
10
Oy
1
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Sekiz yıl yetti cihana Yavuz`a, bir ömür sığmazdı o kılıca. Yavuz oldu bahadır Herkes tanır Selim ise bir sır. Tarih pek çok aşk hikayesi yazdı, çok daha fazlasını ise görmezden geldi. İhaleler, anlaşmalar, toplantılar Mustafa`nın dünyası yalnızca bunlardan ibaretti. O yüzüğü bulana dek. O artık yalnız Mustafa değil şehzade Selim`in kendisiydi. Selim`in kazandığı zaferleri herkes bilir ya kaybettiklerini...
devam ediyor 5a önce güncellendi Rıhle-i Sina
@soylu_
Okuma
17
Oy
4
Takip
0
Yorum
9
Bölüm
4
Lütfen önyargı ile yaklaşmayın Çünkü bu kitap sizin düşündüğünüz gibi bir Dini kitap değil bir Bizans`ın Orta Doğu yolculuğunu anlatıyor sebebini okursanız göreceksiniz İyi okumalar diliyorum
devam ediyor 5a önce güncellendi Kraliyet mührü-1
@ege_kuresoon
Okuma
35
Oy
4
Takip
2
Yorum
1
Bölüm
5
Aşk mı daha güçlüdür, yoksa taç mı? İhanetle sadakat arasında sıkışıp kalan bu hikâyede, hiçbir şey göründüğü gibi olmayacak…
devam ediyor 6a önce güncellendi İhtirasın Tahtı
@adile44
Okuma
393
Oy
43
Takip
4
Yorum
5
Bölüm
26
"İhtirasın Tahtı"; Sultan Mustafa Han`ın sarayında, hırsın, sevdanın ve ihanetin iç içe geçtiği bir dünyayı gözler önüne seriyor. Sarayın altın kapıları ardında her gece, tahtın ve gücün peşinde olanlar arasındaki çekişmeler hiç dinmiyor. Mustafa`nın çevresindeki hasekiler, birbirlerinin ardında gizlice tuzaklar kurarak tahtı ele geçirme hayalleriyle yanıp tutuşuyor, ancak aynı zamanda kalplerinde Mustafa`nın sevgisini kazanmak için de büyük bir savaşa giriyorlar. Mahidevran Sultan ise başka bir taht savaşının kahramanıdır. Hürrem Sultan ile büyük mücadelesi, onun oğlunun tahta çıkmasını sağlar. Ancak saraydaki her zafer, bir bedel ödemek anlamına gelir. Mahidevran`ın inancı ve güçlü duruşu, onu her zaman taht kavgalarında güçlü kılar, fakat o da içindeki ihanetin ve hırsın ağırlığı altında sıkışıp kalır. "İhtirasın Tahtı", Sultan Mustafa`nın başında olduğu bu sarayda, her bir hasekinin, annelerin, çocukların ve düşmanların taht için verdikleri acımasız mücadelenin öyküsüdür. Taht, yalnızca bir taht değildir; o aynı zamanda sevda, hırs, ihanet ve gücün birleştiği yerdir. Her gecesi, her savaşı, her zafere karşı verilen bedel... Bu, saraydaki her kadının içindeki ihtirasın bir yansımasıdır.
devam ediyor 6a önce güncellendi Gaziyanlar...
@tarih.com
Okuma
29
Oy
0
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
16
Osmanlı`nın kuruluş zamanlarında olan bir beyliğin varisi ve geleceği
tamamlandı 6a önce tamamlandı Bige: Gümüş Yılanın Ahdi
@gecekusud
Okuma
94
Oy
15
Takip
5
Yorum
7
Bölüm
3
"Bir Börü`nün ruhu, asla esir alınamaz." ​Ayra, Aşina`nın kadim kanını taşıyan, kılıcı soğuk ve keskin olan bir Türk prensesiydi. Onurunu kılıcının soğukluğunda saklayan genç prenses, yıllar süren bir rehinelik yeminiyle yaşamaya mecburdu. Her nefesi, ait olduğu topraklara duyduğu sönmeyen hasretle ağırlaşıyordu. Lâkabı, gölgesi bile korku salan ‘El Kesen’di çünkü kılıcı, kendisine uzanan her yanlış eli ve her sahte vaadi kesip atmayı görev edinmişti. ​Fakat kaderin prangaları, duygulara işlemezdi. Ayra`nın kalbi, yurdunun kadim ruhuna duyduğu sevgi ile düşman kalede edindiği aile sevgisi arasında parçalanıyordu. Şimdi Ayra, iki imparatorluğun ve iki kalbin arasında sıkışıp kalmıştı. Geri dönüşü olmayan bir seçim onu beklerken o, sadece atalarının onuruna sadık kalmaya yeminliydi. Fakat kader, Ayra’ya bireysel seçim hakkı tanımıyordu. Yazgısı, onu bir gün iki düşman ulusun tek Yegâne Hükümdarı olmaya çağırıyordu.
devam ediyor 6a önce güncellendi Kırık Zambak
@mirenamartell
Okuma
91
Oy
12
Takip
8
Yorum
22
Bölüm
4
1299 - Floransa. Biri piç doğdu; çamurda, kanın ve ihanetin içinde büyüdü. Diğeri bir prensesti; lal taşlı taçlar, kadife perdeler, altın mürekkeplerin içinde yetişti. Biri korkuyla anıldı, diğeri saygıyla. Ama kader, iki ayrı dünyanın çocuğunu aynı şehir duvarlarının içine hapsetti. Ve orada, sadece aşk değil... İntikam, kan ve onur için yazılmış bir hikâye başladı. ⚜⚜⚜ "Cavallaro gibi bir adamdan kaçamazsın. Seni şehirden çıkarsam bile... peşinden gelir. O seni bırakmaz. Ve hepimizi bunun için öldürür." Lucianna`nın zihninde hâlâ aynı görüntü dönüp duruyordu: Bir meydanda, tek kılıç darbesiyle başı gövdesinden ayırdığı adamı havaya kaldıran o siluet... Cavallaro. İtalya yarımadasının en korkulan paralı asker ordusunu yöneten bir piç. Ve şimdi, kanla yazılmış bir kaderin sonunda, rızası dışında nişanlısı. "Eğer kalırsam, asıl o zaman ölürüm." Bir zamanlar Floransa`nın zambağıydı Lucianna di Fiora. Adı tüm şehirde ihtişamla fısıldanırdı. Şimdi ise, atalarının kurduğu şehirden kölelerle dolu bir yük arabasında, gecenin içinde kaçıyordu. Bir leydi değil, bir kaçak olarak. Ama belki de ilk kez, kendi kaderinin iplerini ellerine alarak. Fakat Cavallaro`nun gölgesi... Söz söylemeden, intikamın sabrıyla çoktan peşine düşmüştü.
devam ediyor 2h önce güncellendi BALLAD: İPEK YÜKLÜ GEMİ
@syavus
Okuma
8
Oy
6
Takip
2
Yorum
1
Bölüm
1
Umutsuzluk hastalığına yakalanan Kuzey Hanlığı Kralı, iyileşmek için sarayını üç aylığına terk eder. Bu esnada gücünü ve kudretini gizleyecek ve kendini bulacaktır. Krallığına getirilen bir ipek yüklü gemiye kılığını gizleyerek binen Kral Ragnar, kalbini deliler gibi attıran o kadını bulmak için çölleri bile aşmaya kararlıdır. Yol onu çağırıyordur. Genç Kral`ı yakan hislerin sahibiyse Bengü Şah`ın ta kendisidir. Bir çöl imparatorunun doğuştan görme yetisi olmayan en büyük kızı... Babasının topraklarında hüküm süren kıtlık ve zalimlik, kölelerin canını alırken onları sarayın şatafatı gizlemektedir. Hem halkı için hem de görmeyen gözler için attığı özgürlük çağrısını duyurabilecek miydi Şah Bengü? Peki Kral Ragnar’ı geçmişte tanıyan elleri bu sefer onu hissedebilecek miydi? Antik Mısır ve Sümerler dünyasına bayılanlar daha fazlasına sahip bir evreni okumak istiyorsanız burası tam size göre!! (Hançer Giray evreninde adı geçen soğuk ve mesafeli kralımızın hayat hikayesine hazır olun!!)
Loading...