26. Bölüm

Beden Kavuşması

.
kizil_yazar009

Herkese selamlar! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Öncelikle bölümleri geç yayınladığım için hepinizden özür diliyorum. Hasta olduğum için bölümleri yayınlayacak halim yoktum Hepinizden çok çok özür diliyorum ve iyi okumalar diliyorum!

__________________♡________________

 

(Ayaz'ın Anlatımı)

"Gece!" Gece uyanmıyordu. Açmıyordu mavi gözlerini. Panik içinde elimi Gece'nin anlına değdirdim. Geni sıcaktı, babamın teni gibi değildi, ölmemişti.

"Ne oluyor?" İçeriye Koray girdiğinde Gece'yi kucağıma alıp ayağa kalktım. Koray'ın gözleru korkuyla açıldı.

"Uyanmıyor." Sesum titrek ve zayıf çıkmıştı. kafamın içinde aynı dakikalarda bir sürü düşünce dönüyordu.

(Gece'nin Anlatımı)

Berrak bir derenin önündeydim. Üzerimde beyaz, yazlık bir elbise vardı. Hava karanlık ama bir o kadar aydınlıktı. Gökyüzünde dolunay ve yıldızlar görünüyordu. Elimi uzatsam tutacak kadar uakın duruyordu. Ay ışığı yüzümü aydınlatıyordu. Tekrar suya baktım, içerisinde küçük bir ışık vardı.

"Tut onu Gece." Ses yanımdan gelmişti. Yanıma döndüğüm zaman kendimi gördüm. Neden tutmalıydım? Karşımdaki benliğim gölün içindeki ışığı işaret etti.

"Tut onu yoksa öleceksin." Kaşlarımı çatıp gölün içindeki öşığa baktım ve tekrar benliğime baktım.

"Neden ?" Karşımda duran benliğim gülümsedi. İsaret parmağıyla ilk olarak karnıma dokundu sonra gökyüzünde ki dolunaya çevirdi.

"Onu sana dolunay gönderecek Gece. Kayıp olmadan tut onu." Anlamamıştım ama daha fazla zorlamadan derinin içine adım attım. Derenin içindeki ışık yavaş yavaş dibe batarken elbisemin eteği ıslanmaya başladı.

"Hızlı ol Gece, kayıp oluyor !" Arkadan gelen ses ile birlikte nefesimi tutup suya daldım. Az önce berrak olan su şimdi kararmıştı. Karanlıkta gökyüzünü aydınlatan dolunay, artık ışığını benden çekip suda batan minik ışık topuna tutmuştu. Yüzebildiğim kadar hızlı yüzmeye başladım. Nefesim azalmaya başlamıştı. Işığı takip etmek için en dibe kadar yüzdüm. Yakınlaştığım zaman elimi uzattım ama ışık, tuttuğum zaman söndü. Nefesim kesildiği zaman yanımda benliğim belirdi. Bana kızgın ve nefretle bakıyordu.

"Tutamadın onu! Beceriksiz!" Ellerini, boğazıma doladı, olmayan nefesimi benden aldı.

"Onu yaşatamadın, sende yaşama!" Korktum, ruhum bedenimi terk ediyordu. Gözlerimi sıkıca kapattım ve ölümü kabullendim.

Çırpınarak gözlerimi açtım ve bir çift göz gördüm. Su değil, yataktaydım. Nefes alıyordum. Yaşıyordum. Yattığım yerden doğrulmaya çalıştım.

"Şşş, sakin ol." Duyduğum sesle bakışlarımı sağ tarafıma çevirdim. Ayaz'ı gördüm. Günler sonra onu ilk defa görüyordum. Dağınık görünüyordu. Koyu kahverengi saçları dağılmış, göz altlarında torbalar oluşmuş ve kızarmıştı, teni soluktu.

"Ayaz..." Dudaklarımdan adı döküldü. Öyle bir nefes aldı ki sanki yıllar sonra ilk defa nefes alıyor gibiydi. Ayaz yakınıma eğilio anlıma derin bir öpücük bırkatım Dudakları bir süre anlımda oyanaldı. Nefesimi hisettim saçlarımda, ölmemişti. Ayaz Kara ölmemişti. Sadece birkaç ay önce öldürmeyr çalıştığım kişi, şuan yaşıyor diye seviniyordum.

"Ayaz abartma, uzaklaş lan kardeşimden !" Gelen sesle birlikte Ayaz geri çekildi lakin elleri sağ elimi sıkıca kavradı. Gözlerim, sesin sahibi, ağbeyimin gözleriyle buluştu. Bana öyle bir baktı ki gözlerinden pişmanlık ve utanç fışkırıyordu.

"Ağabey." Ağabeyim buruk bir şekilde gülümsedi. Yatak ucumdan hızlıca sol yanıma geldi. Elleri şefkatle saçlarımı okşadı.

"İyi misin?" Sesi titrek ve yorgundu. Ağır bir şekilde başımla onayladım.

"İyiyim, sen nasılsın?" Ağabeyim tekrar gülümsedi. Gülümsemesinde bir ağırlık vardı. Mahcuptu sanki bana karşı. Benimkinin aynısı olan gözleri kızarmıştı, Ayaz'ın gözleride öyleydi. Çok mu ağlamışlardı?

"Sen iyiysen ağabeyin heo iyi Gece." Gülümsedim ama uzun sürmedi. Aklıma gelen soruyla gülümsemem soldu.

"Ona ne oldu? O nerede?" Korku dolu sesimle ağabeyimin saçlarındaki eli durdum Bakışları soğudu. Ayaz tarafımdaki Ayaz elimi sıktı.

"Merak etme bir daha sana zarar veremeyeceğinden eminiz." Kaşlarımı çatarak Ayaz'a baktım.

"Nasıl?" Sesim kısık çıkmıştı. Ben bile kendimi zor duymuştum ama Ayaz beni gayet net duymuştu. İçimdeki çığlıkları duymuştu. Ayaz'ın duyması için konuşmaya gerek yoktu, Ayaz bakarak bakarak duyabiliyordu. Ayaz Kara, ben konuşmadan beni duymuştu.

Ayaz yutkundu, gözleri teredütle parlarken bakışları ağabeyime kaymıştı. Koyu kahve gözlerinde bir korku emaresi vardı.

Başımı ağabeyime çevirdim. Ellerini saçlarımdan yavaşça çekip bana baktı, dudakları konuşmak için aralandı.

"Gece, babam gitti. Bir daha asla geri gelemeyecek." Agabeyimin kastettiği şeyle genzim sızladı. Üzülmemiştim, bunu hakketmişti ama gözlerimin dolmasına engel olamıyordum. Dudaklarım titredi, neden böyle oluyordu? Onu sevmiyordum, nefret ediyordum. Gözyaşlarım yanağımdan aşağı süzülerken dudaklarımdan bir hıçkırık firar etti.

"Burdayımm" Bir çift kol beni sarmalarken Ayaz beni göğsüne çektim Yadırgamamıştım ya da onu itmemiştim. Usulca başımı göğdüne yaslayarak ağladım. Buraya ait hisettim. Ayaz ile ayrı bedenlerde değilz bütündük o an.

"Lavin dur!" Salindan gelen bağrış sesleri yüzünden sustum. Ayaz beni daha sıkı tuttum Basımı yukarı kaldırıp ona baktım. Bu sırada agabeyim hızlı adımlarla odadan ayrıldı.

"Merak etme, her şey yolunda minik kuşum." Ayaz saçlarımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben ise hâlâ duyduğum ismi sorguluyordum.

"Lavin..." Devamı gelmedi. Dökülmedi dudaklarımdan kelimer ama o anladım Her zaman anladığı gibi.

"Yaşıyor, yaşıyor güzelim." Mırıldandı.

"Aras'ın yanında olman gerekmiyor mu?" Ayaz buruk bir iç çekti ve saçlarıma bir öpücük bıraktı. Eliyle sırtıma rahatlatıcı daireler çizdi.

"Evimi istiyorum, seni istiyorum. Seni çok özledim minik kuşum." Ayaz öyle bir ses tonuyla konuşmuştu ki sanki bana muhtaç gibiydi.

"Çok mu özledin?" Ayaz, sorunun cevabı için çok beklemedi.

"Çok özledim. Nefes alamadım sensiz," Kulağıma yaklaştı.

"Nefesim sensin Gece. Ciğerlerim, kalbim hatta beynim sensiz bir hiç. Sen olmadan yaşamak sadece bir azap. Ölüyorum sensiz." Ayaz'ın bakışları bir saniyeliğine dudaklarıma kaydı ardından tekrar gözlerime baktı.

"Eğer isterse," Ayaz'ın yüzüne yaklaştım. Dudakları ve dudaklarım arasında santimetrelrr vardı.

"Nefesini minik bir öpücükle geri verebilirim." Ayaz'ın bakışlarında birbsaniyeliğine bir şey parladı. Şehvet.

"Öp beni Gece ama minik olmasınm" Ayaz'ın şehvet doku fısıltısı üzerine düşünmeden Ayaz'ın dudaklarına yapıştım. Özlemle öptüm dudaklarını, hayranlikla kavuştu dudaklarımız.

Ayaz elini belime dolayarak bedenlerimizi dahada birbirine yaklaştırdı. Bir elim Ayaz'ın saçlarına daldırdım. Parmaklarım saçlarına dolandı, hafifçe çekiştirdim. Bedenini içime sokmakz bir daha asla çıkarmak istemiyordum. Ayrılmak istemiyordum. Onu dahada hisetmek istiyordum, hatta ihtiyaç duyuyordum. Dudaklarımız birbirinden ayrıldığında nefeslerimiz birbirine dolandı. Auaz bir eliyle yüzümü kavradı. Anlını, anlıma yasladı.

"Gece yemin ederim," Dudaklarıma minik bir buse kondurdu. Boş parmağı sevgiyle yanağımı okşadı.

"Tüm benliğime sana tapmam istiyorum. Vücuduna, ruhuna tapmak ve benim olarak işaretlemek istiyorum." Ayaz boynuma doğru buseler bıraktı, dahada aşağıya indi. Elleri t-shirtimin içine girdi. Sütyenimin askısını bulduğunda nefesimi tuttum.

"Durayım mı? İyi düşün çünkü şu saniyeden sonra durmam Gece." Ayaz dudaklsrıma doğru mırıldandığı zaman hızla tekrar dudaklarına yapıştım.

                               ♡

Sadece birkaç saat sonra Ayaz ile yatakra bedenlerimiz birbirine dolanmış, yorgun bir vaziyette yatıyorduk.

"Sana aşığım Gece. Her bir zerrene muhtacım. Uğruna ölüyorum." Ayaz'a baktım. Bana öyle bir bakıyordu ki. Dünyada tek ben varmışım gibiydi. Onun için tek ben vardım çünkü. Gülümsedim, beni karanlığına çeken ama karanlığı benim için yok eden adama baktım.

"Bende sana aşığım Ayaz Kara, fazlasıylam" Ayaz derin ve içten bir şekilde gülümsedim. Tuhaftü ama Ayaz'a gerçekten aşık olmuştum. Aşk korkutucuydu ama eskisi kadar değildi.

"Bir kez daha desene." Ayaz'ın çocuksu bir neşeyle konuşmasına kıkırdadım. Ayaz çok güzel gülüyordu.

"Neyi söyliyeyim?" Cilveli bir şekilde söylemiştim. Bu halimi sevmiş olmalı ki hain bir şekilde güldü.

"Benim güzelim cilve mi yapıyor?" Ayaz, tiriyakisi olacağım bir ses tonuyla konuştuğunda içimde kıpırdanmalar hissettim. Boynuma yaklaştı. Burnunu hafufçe boynuma sürttü ve derin bir nefes çekti içine. Yine cilveli bir edayla kıkırdadım.

"Ölürüm ben güzelime," Yavaşca mırıldandı. Aşk ve hayranlik ses tonundan fışkırıyordu. Boynuma nazik bir öpüçük biraktığında tebessüm ettim. Gülümsediğimi daha çok görmek isteyen Ayaz, biynuma art arda minik öpücükler kondurdum En sonunda yüzüme yaklaştı ve anlıma derin bir öpücük kondurdu.

"Gece." Gülümseyerek söyledi, gözlerinde alışılmadık derecede bir heycan vardı. Bu hali benide heyecanlandırmış ve içimde bir heycan oluşturmuştu.

"Efendim sevgilim?" Gülümsemesi dahada büyüdü.

"Evlenelim mi?" Dondum. Aniden sorunca gerçekten affalamıştım. Cevabı kesinlikle bilmiyordum ama Ayaz ile öğrenebilirdim.

"Evlenelim." Sesim heycan dolu çıkmıştı. Ayaz heycanla yataktan fırladı. Yüzünde hayret dolu bir gülümseme vardı.

"Harbiden mi?" Yatakta oturur pozisyona geldiğimde yüzümde derin bir tebessüm oluştu. Ayaz'ın çocuk yanıyla tanışıyordum.

"Evet Ayaz, gerçekten!" Ayaz'ın gözlerini belli belirsiz dolduğunu fark ettim. Ayağa kalkıp yanına ilerledim. Gövdesine sokuldüm. Ayaz kollarını belime doladı ve saçlarıma öpücükler bıraktı.

"Her öpücük, bir yıldız ve her yıldız bir yana bandı." Ayaz gülümsedi.

"Ben senin yaralarını mı sardım şimdi?" Başımla onayladım.

"Sen kalbimdeki yaraları sardın Ayaz, bende senin ruhundaki yaraları saracağım sevgilim. Söz veriyorum." Ayaz kahverengi gözleriyle öyle bir baktı ki gözlerime. Dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu. Yanağından bir damla gözyaşı süzüldüm Biliyordum nedenini, daha önce kimse onun ruhunu iyileştirmek istememişti. Ben istiyordum. Bu yüzden onun için, kimse, değildim.

"Sana yemin ederim, beni iyileştiriyorsun minik kuş. Her bir zerren ruhuma şifa." Sakin bir ses tonuyla konuştu. Her zerrem onun için bir armağan gibiydi. Ayaz, beni Allah'ın hediyesi olarak görüyordu. Tanışmamız ne kadar iğranç ve cehennem olsada zamanla cennete dönmüştü. Tamam oek cennet değildi fakar cehennemde değildi. Yaşıyordum, yaşıyordu ve bu benim için yeterliydi.

"İçeriye göz atalım kı, Yekta'yı çok özledim." Gülümsedi. Hep gülümsemeliydi ve bunun için ne gerekiyorsa yapacaktım.

"Geçelim güzelim de..." Cümlesini yarım bıraktı. Gözleri beni süzdü. Dudaklarında arsız bir sırıtma oluşmuştu. Kendime baktığımda çıplak olduğumu fark ettim. Yanaklarım kızarırken Ayaz'ın koluna minik bir yumruk attım.

"Arsız herif!" Yere eğilip sütyenimi alıp göğsüme yerleştirdim.

__________________♡________________

Evet bölüm hakkında neler düşünüyorsunuz? Mutlaka yorumlara bekliyorum!

Bölüm : 10.01.2026 15:37 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...