
Öncelikle hepinize merhaba canlarım. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Bu hafta ne yazikki finali yayınlayamayacağım. Son derece kötü bir şekilde hasta oldum ve yazacak vaktim olmadı. Bu bölümleri bile zorlukla yayınladım. Hepinizden çok özür diliyorum. Umarım beni affedebilirsiniz. İyi okumalar dilerim.
__________________♡__________________
Çığlık sesiyle irkildim. Bu Aşkın'ın çığlığıydı. Hızla ayağa kalktığımda ağabeyimde ayağa kalktı. Kalbim göğsümde hızla atıyordu, göğsümden fırlayacak gibiydi.
"Gece, arkama geç hemen." Ağabeyimin dediğini yapıp, arkasına geçtim. Korku, bedenimi yavaş yavaş ele geçirdi. Nefeslerimin hızlandığını fark ettiğimde aklıma belirli anlar geldi . Öleceğimi zannettiğim zamanlar aklımda canlanmıştı.
"Öldüreceğim seni, pis oruspu !" Ediz'in bağrış sesi kapıdan içeriye doğru yankılandığında kaşlarımı çattım. Kalbim göğüs kafesimden fırlayacak gibi hissediyordum. Ağabeyim bana dönüp, omuzlarımı sıkıca kavradı.
"Sakın odadan çıkma , tamammı ? Çıkmak yok! " Nefesimin boğazıma yapıştığını hissettim. Ruhum, kalbimle birlikte bedenimi terk etmek istiyordu. Tepki veremedim, sadece başımla onayladım. "Beni bırakma." diyemedim ya da "korkuyorum. " diyemedim. Başımı salladım. Tıpkı beni ve annem terk ettiği zamanki gibi başımı salladım.
Ağabeyimin odadan çıktığı zaman içeriye hızla Ayaz geldi . Yüzü endişeli duruyordu . Gözleri benimkilerle buluştuğunda rahatlamış bir nefes verdi ve koşarak yanıma geldi . Bunada tepki veremedim. Bana kollarını sardığını hissettim . Beni terk etmeyen tek kişi. Ne zaman korksam, yalnız kalsam sığındığım o gövde, Ayaz Kara'nın kalbi. Ayaz başımı okşadı ve anlıma yumuşak bir öpücük bıraktı. Yanağımı gövdesine yaslandığında gözlerimi kapattım. Hızlıydı kalbi,çok hızlıydı.
"Ayaz..." mırıldandım. Kolları dahada sıkılaştı etrafımda . Saçlarıma bir öpücük kondurdu.
"Gece'm," Bir öpücük daha.
"Minik kuşum," Bir öpücük daha.
"Nefesim, ruhum, masumluğum, cennetim, herşeyim." Ayaz, saçlarıma bir öpücük daha kondurdu. Gözlerimi Ayaz'ın kahve gözlerine diktiğimde gözleri farklıydı Gözleri değişik bakıyordu, korkmuştu. Dudaklarım araladım.
"Ne oldu?" Tebessüm etti, fazlasını yapamadı ama tebessüme bile başaramadı. Gözlerini kapatıp, derin bir nefes aldı. Kalbi daha sakindi artık. Elleriyle saçlarımı okşamaya başladı iyi geliyordu bunu yapmak ona. Ruhundaki fırtına bitiyor ve gökkuşağı açıyordu dünyası.
"Kayıp ettim sandım." Ayaz'ın alçak ses tonuna karşı gözlerim merakla onu inceledi.
"Neyi kayıp ettin sandın?" Ayaz gözlerime baktı. Kahve gözleri kalbimi eritti.
"Seni, seni kayıp ettiğimi snadım," Yüzünü saçlarıma gömdü, sanki gerçek olduğumdan emin olmaya çalışıyor gibi bir tavrı vardı.
"Yine götürdüler sandım Gece." Saçlarımda istediğim minik ıslaklıkla başımı kaldırdım, Ayaz'a baktım. Ağlıyordu onu ilk defa ağlarken görmüştüm. Gözlerini kaçırdığı zaman utandığını fark ettim. Ayaz Kara utanmıştı. Avuçlarımı Ayaz'ın yanaklarına koydum. Akmaya devam eden yaşları öptüm. Gözyaşlarını değil, ruhunu öpüyordum ve Ayaz bunu biliyordu. Ruhuna, öpücüklerle, yıldızlar bıraktım.
"Yemin ederim, ruhum ruhunun yanından asla ayrılmayacak. Ruhum ruhunun eşi, kalbim kabilinin yarısı, canım canın Ayaz Kara." Sesim kendinden emin ve sevgi doluydu. Ayaz'ın kahve gözlerine şefkatle baktım. Onun ihtiyacı olan iki şey vardı; sevgi ve şefkat.
Ayaz gözlerinde ilk defa bir kırılganlıkla bakıyordu bana. Hiç söylememişti ama ben farkındaydım, kimse ona böyle şefkatle bakmamıştı Herkes ona bir canavarmış gibi bakmış ve umursamamıştı. Fakat artık ben vardım. Ayaz hakkında en ufak şeyi bile umursamıyordum. Canı canım kadar önemliydi ve bunu kimse değiştiremeyecekti. Ayaz'ın içinde bir canavar değil, korkmuş ve yaralı bir çocuk vardı. Ben Gece Soyhan, o çocuğu gördüm ve yaralarını iyileştirmeyi kendime göre bildim. Ruhunu minik, küçük yıldızlar çizecektim.
"Sana aşığım kadın." Ayaz dudaklarıma doğru mırıldandı. gözleri çok güzel bakıyordu O an Ayaz Kara bakmıyordu Ayaz Kara'nın içinde olan küçük çocuk bakıyordu bana Ayaz Kara değildi Ayaz diye sadece Ayaz bu sabun bassızlığını kıkırdayıp dudaklarına minik bir buse bıraktım.
"Sana aşığım adam." Ayaz gözlerini kapatıp, derin bir nefes aldı. Gözlerini açtığında kolunu belime doladı ve beni kendine çekti vücutlarımız bir birine yaslandığı zaman tek kolunu bacaklarımın altına sokup sonra beni kucakladı. Yüzümün kızardığını hissetmiştim. Kan yanaklarıma doğru hücum ediyordu. Ayaz beni kucağında tutarken yatağa ilerleyip, oturdu. İki kolunuda etrafımda sıkıca doladı ve kafamı göğsüne yasladı. Şu an anaokulundaki bir çocuğun sıkıca oyuncağına sarıldığı gibi sarılıyordu bana. Yüzünü saçlarıma gömdüğünü hissettiğimde dudaklarımda minik bir tebessüm oluştu.
"Keşke seni hep böyle tutabilsem. Benim için değerli bir hazinesin Gece, çok kıymetli ve paha biçileme, kadar güzel." Ayaz'ın saçlarıma doğru fısıldadığı cümlelerle kalbim hızlandı. Kapı aniden açıldığı zaman bu romantik anlarımız ağabeyim tarafından bölündü.
"Kara, kardeşimi bırak ve dışarıya gel. Aras, sen ve Ediz'in vermesi gereken bir karar var." Kaşlarımı çattım. Ne kararlıydı bu?
"Umrumda değil. Çık dışarıya, müstakbem karımla geçirdiğim zamanı bölüyorsun." Ayaz'ın kaygısız cevabına minik bir kıkırtı çıkardım. 'Karım' diyerek bahsetmesi son derece hoşuma gitmişti. Ağabeyim ise sabır çeker gibi bir nefes çekmişti içine. Mavi gözleri sabırsızlıkla Ayaz ve benim aramda gidip geliyordu.
"Sonra geçir o zaman," Kapıdan dışarıya baktı ve tekrar bize döndü. Yüz hatları gergin olduğunu işaret ediyordu.
"Konu Lavin." Ağabeyimin kurduğu cümle üzerine Ayaz'ın kasları hafifçe gerilmişti. Ayaz'ın öfkeli nefes sesleri duyulabilir hale geldiğinde tedirginlik bir şekilde yutkundum.
"Ayaz, hadi gidelim sevgilim." Yumuşak ve yatıştırıcı ses tonuma Ayaz sıkkın bir nefes verdi. Kolları iki yanımda istemsizce çözüldü.
"İyi." Huysuz homurtusuna tatlı bir tebessüm sundum. Huysuz ve sevimli bir çocuk gibi duruyordu.
Ayaz'ın kucağından yavaşça kalktı mı ayaz da peşimden kalktı ağabeyimin bir şeyler homurdandığını duydum ama umursamadım Ayaz'ın elini tuttum. Ayaz, ilk iç içe geçmiş ellerimize sonrasında gözlerime baktı, içimde engel olamadığım bir sıcaklık hissettim. Ağabey bu halimizi daha fazla dayanamamış olacak ki bir küfür edip, Ayaz'ın yakasını tuttu ve odadan dışarıya doğru sürüklemeye başladı. Ağabeyimin bu kıskanç ya da sabırsız haline göz devirmeyi seçmiştim. Ayaz sürüklemesine rağmen hala elimi tutuyordu.
Birkaç dakika sonra herkes gergin bir şekilde bahçede duruyordu. Yekta ve Aşkın birbirlerine sıkıca sarılıyordu. Neler olduğunu bilmiyordum, bende herkes gibi gergindim. Çünkü karşımda Lavin duruyordu. Haftalarca öldüğünü düşündüğümüz fakat aslında hain çıkan o kişi.
Eylül ve Rüya İki yanımda duruyordu. Noyları benimkine oranla uzundu, yüz hatları çok daha sert ve keskindi.
"Onu öldürelim." Ediz öfkeyle konuşuyordu. Onu ilk defa bu kadar öfkeli görmüştüm. Kasları, giydiği gömlekten görünür haode gerilmişti. Soluk, mavi gözlerinde eşi, benzeri olmayan bir ateş vardı. Sağ yanımda durab Rüya'ya baktım.
"Rüya sorun ne?" Rüya'nın yeşil gözleri bana döndüğünde yutkundum. Rüya'nın gözleri bana bakarken yumuşamıştı. Kulağıma doğru hafifçe eğildi.
"Bu seli Lavin, Aşkın'ın odasına girmiş. Kendini oradan nasıl kurtardıysa artık," Yeşil gözleriyle Lavin'e sert bir bakış attıktan sonra tekrar bana baktı.
"Kızın kafasına silah dayamış manyak kadın." Rüya'nın cümlesi ile serçe yutkundum. Bakışlarım Lavin'e döndü. Elleri önüne bağlıydı. Saçları dağılmıştı,sadece saçları değildi dağılan, her şeyi dağılmıştı. Kıyafetleri, yüzü dağınıktı. İlk gördüğüm zaman ki kadından eser yoktu. Tanıdığım Lavin ve şu an karşımda duran kadın arasındaki tek ortak olan şey gözleriydi, bakışları hâlâ sert ve kendinden emindi.
Aşkın'a baktım. Saçlarının önünde beyaz boyanmış yerleri vardı. Ediz'e pek benzemiyordu. Sadece gözleri aynıydı. Soluk mavi gözleri, Ediz'in aynısıydı. Gerçi Aşkın çok daha kırılgan bakıyordu, gözlerinde hep korku vardı. Nedenini bilmiyordum ve sormaya cüret etmiyordu. Kendimde bu hakkı görmüyordum. Gözlerimi tekrar Rüya'ya çevirdim.
"Peki şimdi ne olacak? Neden burada toplandık?" Rüya bakışlarını kaçırdı. Bir şeyler ters gidiyordu. Gerçi şu zamana kadar doğru giden bir şey yoktu.
"Aras, Ediz ve Ayaz birlikta Lavin'e ne olacağına karar verecekler." Duyduğum şeyle kaşlarımı çattım.
"Nasıl yani?" Sesim titrek çıkmıştı. Cevabı biliyordum ama belki yanlış algılamışımdı diye düşündüm. Bir umutla sormuştum sadece.
"Öleceğine ya da ölmeyeceğine karar verecekler." Rüya'nın sesiyle gözlerimi sıkıca kapattım ve nefesimi tuttum. Kafamda yankılanan cümleyi görmezden gelmeye çalıştım.
"Ölsün kurtulalım işte!" Haykırışlarla irkildim. Gözlerimi açıp, tuttuğum nefesi verdim
Bağrışların sahibi olan Barış'a baktım sonra Aras'a baktım. Çok yorgun görünüyordu Kalbimin Aras için acıdığını hisettim.
"Öldürseniz öldürün! Korkmuyorum sizden!" Hâlâ asi duran Lavin'e baktım. Duruşundan taviz vermiyordu.
"Lavin sus." Aras konuştu ama Lavin'e engel olmamıştı.
"Susmayacağım! Korkmuyorum sizden!" Lavin hırçın bir şekilde bağırdığında bakışlarım ona dobdü. Dik başlığı devam ediyordu.
"Lavin sus artık!" Aras'ın bağırması bahçede yankılanırken irkilmeme neden olmuştu. Aynı zamanda Lavin'in susmasınada sebep olmuştu. İstamsizxe geriye doğru bir adım attım. Vücudum, yanında Ayaz'ı arıyordu. Gözlerim, Ayaz'ın gözleriyle buluştuğunda biraz olsun rahatlamıştım.
Ağabeyim hızlı adımlarla Aras'ın yanına gidip, koluna girdi. Ayaz diğer koluna girip, Aras'ı geriye doğru çekiştirdiler. Zorlukla yutkundum. Vücudum, istemediğim bir şekilde gerilmişti
"Yok ettin beni! Mahvettin beni!" Aras'ın bağrışları içimin acımasına sebep oluyordu. 'Canım' dediği kişi, canını sökmüştü. Lavin'e baktığımda ilk defa bir utanç vardı. Kendine kızmalı hatta nefret etmeliydi bence. Ben bile kendime Lavin konusunda kızgındım. İki gün aynı evde kalmamıza rağmen sesini duymamıştım.
"Aras sakin ol!" Ağabeyime baktım. Sanki Aras'ı tek anlatan o gibiydi. Aras, ağabeyimi dinleyerek kafasını çevirdi ve derin nefesler aldı. Vücudunun titremesi gözle görülür şekildeydi.
"Yeter." Ediz'in sesi ortamı bıçak gibi kesmişti. Ediz silah çıkardığında ağzımdan istemsiz bir çığlık kaçtı. Göz hizama Yekta ve Aşkın girince düşünmeden önlerine atladım.
Aşkın, yüzünü Yketa'nın göğsüne gömmüş bir şeyler mırıldanıyordu. Yekta, küçük yaşına rağmen koruyucu bir biçimde Aşkın'ı sıkıca sarmalıydı.
"Yekta içeriye geçin." Yekta söylediklerimi hemen kabul edip, Aşkın ile içeriye doğru ilerlediler. İkisininde eve gıvenle girdiğinden emin olduktan sonra önümdeki kargaşaya baktım. Ediz hâlâ silahını Lavin'e doğrultuyordu. Lavin ise her zamanki gibi asi duruşuyla durmaya devam ediyordum
"Ediz indir şu silahı! Korkutacaksın onu, indir şunu!" Aras'ın sesi tekrar ortama sessizlik çökmesine sebep oldum Acı doluydu bağrışları can alıcıydı. Gözlerim Ayaz'a değdi, Aras'ı tutmakra zorluk çekiyordu.
"Kesin şunu!" Sesim benden izinsiz çıkmıştı. Ağzımı kontrol edememiştim. İç sesim kendini dışarıya arma isteği duymuştu. Beynim benden habersizce kendi başına harejet ediyordu. Tüm bakışlar bana döndüğünde hafifçe yutkundumm Vücudum hafifçe titriyordu. Derun bir nefes alaraj kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Duruşumu hafifçe dikleştirdim.
"Kimse kimseyi öldürmeyecek." Sert bir şekilde söylemiştim. Sesim tartışmaya yer bırakmıyordu. Ediz'in soluk, mavi gözleriyle karşılaştığımda istemsizce ürpermiştim.
"Gece bu konuya karışma." Ağabeyimin uyarısıyla hızla ona döndüm. Sert bakışlarım karşısında ufak bir afallama yaşamıştı, yüzünden belliydi.
"Haklısın, benim normalde böyle bir olaya karışmamam gerek ağabey! Bil bakalım sorun ne?" İleriye doğru bir adım attım ve elimle göğsüme vurdum.
"Şartlar normal olsaydı zaten burada olmazdık!" Ağabeyim sert cümleme karşı yutkundu. Cevap veremedi çünkü haklıydım.
Boğazımı temizledim, etrafa hızla bir göz fezdirdim. Herkes çok daha sakindim Ediz'in hariç. Lavin'e nefretle bakmaya devam ediyordu. Kasları dahada kasılmıştı. Yüz hatları öfkeyle yıkanmış gibiydi.
"Bu yaratık, ilk kendini ölü gosterdi sonra senin kaçırılmana yardım etti ve şimdi kardeşimin kafasına silah dayadı! Söylesene Gece, sence yaşamayı hakkediyor mu?" Ediz'in nefret dolu cümleleriyle duraksadım. Öfkeli olmakta haklıydı, bu konuda ona kızmıyordum. Titraj bir nefes vererek Ediz'e baktım.
"Öfkeni anlıyorum Yekta. Ben olsam bende öfke duyar, öldürmak isterdim," Göz ucuyla Lavin'e baktım. Mavi gözleri bana jafa karşılığı ile bakıyordu. Bunu neden yaptığımı anlayamayacaktı çünkü sevgiyi bilmiyorduz anlamayacağı bir kavramdı. Saf bir sevgi yerine yalan bir sevgiyi seçmisti. Bu zaten hayatının en büyük pişmanlığı olacaktı.
"Ölüm kolay bir ceza olur Ediz. Onun en buÿük cezası sevgiden mahrum bir hayat olacak." Lavin'e bu söylediklerim dokunmuş olacakki gözleri dolmuştu, umursamadım.
"Gitsin," Titrek sesi duyduğum zaman Aras'a baktım. Mavi gözleri yaşlarla doluydu. Ediz'e dikmişti gözlerini. Ediz artık silahını Lavin'e doğrultmuyordu ama korkutucu bakışlarınıda ayırmamıştı.
"Bırakalım gitsin. Eğer geri dönerse kafasına bizzat ben sıkacağım." Ediz göz ucuyla Aras'a bakıp, derin bir iç çektu. Başıyla hafifçe onayladığında Aras hızla Lavin'in yanına gitti.
Aras, Lavin'in nağlı ellerini çözüyordu. Hareketleri hızlıydı, Lavin'in bakışları Aras'dan ayrılmıyordu fakat Aras hiçbir şekilde Lavin'e bakmıyordu.
"Sakın geri dönme, usakları gitm Kendine yeni bir hayat kur. Burayı unut." Aras'ın acı dolu sesi kulaklarımı tırmalamaya başladığında gözlerimi kapattım. Belimu soran bir çigt sıcak kol hisettiğim zaman gözlerimi açtım. Ayaz'ın kahve gözlerine baktım. Başımı goğsüne yasladımm Yuvama uçmuştum.
"Özür dilerim Aras." Lavin'in açık sesi kulaklarıma ulaştığında Ayaz'a dahada yaslandımm Boğazıma bir yumru oturduğunu hisettimm Bu duyguyu hastırmaya çalıstım ama zordu.
"Artık çok geç Lavin. Başkabbir hayatta tejrar tanışalım, belji bir sefer gelecek hayallerimizi gerçekleştiririz Bal Küpüm." Vedalarbcan yakıcıydı ama vedaların sebebi dahada can yakıcıydı. O an iki ruh birbirinden kopmuştu. Ruhlardan biri diğerine hiç bağlanmasa bilem
"Hoşça kal Aras Karan."
"Hoşça kal Lavin Asilm" Arasbsin bir kez Lavin'e baktım Üzerindeii siyah ceketi çıkardı ve yavaşca Lavin'in üzerine bırkatı.
"Hava soğuk, sen hemeb hasta okursun. Dikkat et." Lavin'in yüzünde buruk bir gülümseme oluşmuş ve gözleri dolmuştu. Benimde gözlerim doluyordu. Vedalardan nefret ediyordum. Lavin daha fazla bir şey demeden arkasını döndü ve yavaşca uzaklaşmaya başladı. Arkasında yaşayan bir ceset kalmıştı.
Bölüm nasıldı, umarım beğenmişsinizdir! Finali yayınlayamadığım için tekrar özür diliyorum. Sevgiyle kalın, hoşça kalın!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 3.55k Okunma |
210 Oy |
0 Takip |
29 Bölümlü Kitap |