16. Bölüm

🎵🎶15.BÖLÜM🎶🎵

anessa✨️
morpelius

 

Ayzanın bölümde giydiği elbise ve taktığı takılar

 

 

~Gidersen düşerim, nolur gitme~

Kapıyı açtığımda karşımda Karanı görmüştüm. Bana şaşkınlıkla bakıyordu.

+Ayza?

dedi sorgular gibi ve ekledi.

+Döndün mü?

başımı olumlu anlamda salladım sadece. İçeri geçsin diye alan açtım. Ayakkabılarını çıkarıp girdi. Adin de aşağı inmişti. Gözleri daha da kızarmıştı sanki. Biraz da nemli gibiydi. Ağlamış mıydı? Benim yüzümden ağlamış olabilir miydi. Bu düşünce canımı yaktı.

Kulağıma gelen yüksek sesle yerimden sıçradım. Karan kulağıma yaklaşmış yüksek bir sesle ismimi söylemişti. Kaşlarımı çatıp,

-Ne bağırıyorsun be.

+Sesleniyorum sesleniyorum duymuyorsun. Anladık Adine çok aşıksın ama bu kadar belli etme.

-Ben Adine aşık değilim.

+Belli belli.

-Defol git be köpek.

deyip içeri geçtim. Gülerek arkamdan geldi. Adin de küçük bir tebessümle girmişti içeri.

+Eve dönmeni neye borçluyuz Ayza Hanım.

-Babama.

+Babana mı?

-Evet. Yarın bize yemeğe gelecekmiş.

+Geri gideceksin yani.

-Onu bilmiyorum.

+Adini affettin mi peki.

-Onu da bilmiyorum.

dedim. Karan başını salladı sadece.

-Burada mı kalacaksın?

+Öyle düşünmüştüm ama rahatsız olacaksan gidebilirim. Adin yalnız kalmasın diye geldim.

-Yok rahatsız olmam.

dedim ve ekledim.

-Kahve?

İkisi de onaylar mırıltılar çıkarınca mutfağa geçip bardaklara gerekli miktarda kahve döktüm. Üstüne sıcak suyu da döktükten sonra küçük tepsiye koydum. Küçük bir kâseye çikolata ve jelibon koyup onları da tepsiye koydum ve tepsiyi alıp içeri geçtim. Kahveleri dağıttıktan sonra Karanın yanına oturdum.

YAZARDAN

Adin derin düşüncelere dalmıştı. Ayza kafasını karıştırıyordu. Net bir şey söylemiyordu ve Adin bir çıkar yol bulamıyordu. Ne yapması gerektiğini kestiremiyordu. Kendini affettirmek istiyordu ancak çok fazla üstüne gidip onu bunaltmak istemiyordu. Israr her zaman iyi değildi. Bu durumda ısrarcı davranamazdı çünkü Ayzayı tamamen kaybetme ihtimali vardı. Bu ihtimali göze alamazdı.

Ayza ise düşünmemek için Karana bir şeyler anlatıyordu. Düşünmemeye çalışıyordu çünkü düşünmeye başlarsa içinden çıkamazdı. Bir yanı Adini affetmek istiyordu, bir yanı tekrar kandırabileceğini söylüyordu. Düşündükçe boğuluyordu.

Karan da bir taraftan Ayzayı dinliyor bir taraftan Adini gözlemliyordu. Ayza gelirse, konuşurlarsa Adin düzelir sanmıştı ama Adin daha kötü haldeydi. Ayza da iyi değildi. Karışıp işleri daha kötü yapmak istemiyordu ama hiçbir şey yapmadan durmak da zor geliyordu.

AYZADAN

Adinin ayaklanmasıyla ikimizin de gözleri Adine döndü. Karan nereye manasında başını sallayınca Adin, yatacağını söyleyip odasına çıktı. Benim de uykum gelmeye başlamıştı. Bizde odalara dağıldık.

Sabah kalkınca hızlıca kahvaltıyı hazırlayıp Adinle Karanı kaldırdım. Kahvaltıdan sonra lazanya hamurunu yoğurup dinlenmeye bıraktım ve evi temizlemeye başladık. Adin ve Karan da bana yardım ediyordu. Temizlik bittikten sonra yemekleri yapmak üzere mutfağa döndüm. Lazanyanın iç harcını hazırladıktan sonra hamurunu üç parçaya böldüm ve makarna makinesinden geçirmeye başladım. Gerekli inceliğe gelince haşlanmak üzere ocağa koydum. O haşlanırken beşamel sosunu hazırlamaya başladım. Beşamel sos olduğunda hamur da haşlanmıştı. Hamuru kevgirle alıp büyük dikdörtgen borcama dizdim üstüne iç harcı onun üstüne de beşamel sosu döktüm. Bunu üç kat olacak şekilde tekrarladım ve en üstüne rendelenmiş kaşar koyup fırına verdim. Sonra patatesleri soyup haşlanmak üzere ocağa koydum. Yorgunlukla vücudumu esnettikten sonra hepimize bitki çayı yapıp içeri geçtim. Çayları sehpaya koyduktan sonra kendimi koltuğa bıraktım.

+İyi misin?

-İyiyim. Sahte evlilik yaptığım eşimle büyük bir kavga etmemişim, her şey çok normalmiş, biz gerçekten evliymişiz gibi ailemi ağırlayacağım. Daha iyi olamazdım.

+Beni hiç affetmeyeceksin değil mi?

-Adin… bunu sonra konuşalım lütfen. Şuan çok yorgunum.

+Tamam.

dedi Adin. Çaylarımızı içtikten sonra Karan gitti Adinle bende mutfağa geçtik. Hemen bir şarkı açıp tavuk soteyi yapmaya başladım. Adin de haşlanan patatesleri eziyordu. Sote olunca patatesleri büyük fırın tepsisine yayıp üstüne soteyi döktüm. Onun üstüne de beşamel sos ve rendelenmiş kaşar döktüm. Pişmiş olan lazanyayı fırından çıkarıp bu tepsiyi fırına koydum. Lazanya soğumasın diye üstünü havluyla örttüm ve çorba için mantarları doğramaya başladım. Çorbayı da yaptığımda geriye sadece salata ve mezeler kalmıştı. Adinin yardımıyla onları da yaptığımda her şey hazırdı.

Masayı hazırladıktan sonra hazırlanmak için odama çıktım. Üstüme sıfır kollu, lacivert, kare yaka bir elbise giyip siyah kemer taktım. Takı olarak ay yıldızlı kolye, ay yıldızlı bileklik, ay yıldızlı küpe ve mavi cam yüzüğümü taktım. Açık kahve far sürüp rimel ve eyeliner çektim. Son olarak şeftali tonlarında bir ruj sürüp makyajımı tamamladım. Saçımı da yarım at kuyruğu toplayıp lacivert bir kurdele bağladım ve dalgalandırdım.

Kapının çalmasıyla odamdan çıktım. Adin de odasından çıktı. Siyah bir pantolonla lacivert gömlek giymişti. Uyumlu olmuştuk ve bu hoşuma gitmişti. Arka arkaya merdivenlerden indik. Derin bir nefes alıp kapıyı açtım. Babam ve anneme hoş geldiniz deyip içeri buyur ettim. Doğrudan sofraya geçmiştik. Babam sofraya memnuniyetsiz bir bakış attı ama bir şey söylemedi.

Yemekten sonra tatlı ve çay servisi yapmak için mutfağa geçmiştim. Annem de bana yardıma gelip Adinle babamı baş başa bırakmıştı. Ben tabakları çıkarıp tatlıyı dilimlerken annem de çayları dolduruyordu.

-Annem mutlu musun sen, üzüyor mu bu çocuk seni.

dedi annem. Gerçeği söylersem üzülürdü, affetmeye de yakındım zaten bu yüzden söylememeye karar verdim.

+Mutluyum anne, üzmüyor beni.

dedim. Başını salladı ve tepsileri alıp içeri geçtik. Tatlıları ve çayları dağıttıktan sonra Adinin yanına oturdum. Babam beni bekliyormuş gibi hemen konuya girdi.

-Eee torun ne zaman?

+Henüz düşünmüyoruz.

-Nasıl düşünmüyorsunuz?

+Şuan ikimizde okuyoruz, bir bebeğin sorumluluğunu alamayız. Okul bitene kadar düşünmüyoruz.

-Senin okulun bitene kadar mı, Ayzanın okulu bitene kadar mı?

+Bunun ne önemi var.

-Senin okulunun bitmesine bir sene var, Ayzanınkinin bitmesine iki. Torun sevmek için o kadar beklemek istemiyoruz.

+Bizde sizin keyfinize göre çocuk istemiyoruz Gökhan Bey. Bu çocuğu 9 ay karnında taşıyacak, çilesini çekecek kişi Ayza. O kendini ne zaman hazır hissederse o zaman torun seversiniz.

dedi Adin. Gözlerim parlayarak baktım ona. Babam sinirlenmiş yüzü kızarmıştı.

-Ben sizi bu yüzden evlendirmedim.

+Bizi sen evlendirmedin zaten biz birbirimizi sevdiğimiz için evlendik.

dedi Adin. Şokla ona baktım ve ayağa kalktım.

-Ben çayları tazeleyeyim, sende bana yardım eder misin canım.

dedim. Adin de başını sallayıp oturduğu yerden kalktı ve bardakları toplayıp peşimden geldi.

-Adin sen ne saçmalıyorsun.

+Ne saçmalamışım Ayza.

-Ne sevgisi ne anlatıyorsun sen. İkimizde babalarımız istediği için evlendik ve bunu babam da gayet iyi biliyor.

+Ben seninle babam istediği için evlenmedim Ayza. Ben seni seviyorum.

-Ama ben seni sevmiyorum. Seninle neden evlendiğimi sende biliyorsun.

+Biliyorum.

-O zaman içeride neden öyle konuştun.

+ÇÜNKÜ SEN BENİ SEVMESENDE BEN SENİ SEVİYORUM.

dedi. Farkında olmadan yaklaşmıştık. Yüzlerimiz arasında santimler vardı. Yutkundum ve geriye doğru bir adım attım. Adin de bana doğru bir adım attı. Ben geriye gittikçe Adin de üstüme doğru geliyordu. En sonunda tezgaha çarptım. Adin de ellerini iki yanımdan koyarak beni tezgahla arasına sıkıştırdı. Dudaklarımız arasında milimler vardı. Gözlerim yavaşça kapandı. Kendimi ana bırakmıştım.

-Ayza nerede kaldınız annecim?

diyen annemle kendime geldim. O sırada annem kapıda belirmişti. Hızla Adini kendimden uzaklaştırdım ve anneme döndüm.

+Geliyoruz anne.

dedim ve hızlıca çayları doldurup içeri geçtim. Annem bizi görmüştü ve çok utanmıştım.

 

🎼🎼🎼

Çaylar içilmiş, tatlılar yenilmiş, sohbetler edilmişti. Saat geç olunca babam ‘‘Artık kalkalım.’’ Demişti ve kalkmışlardı. Onları uğurladıktan sonra kapıyı kapattım ve derin bir nefes alarak arkama döndüm. Adin dibime kadar gelmişti ancak ben fark etmemiştim. Birden onu görünce sıçradım ve bir adım geriye attım. Sırtım kapıya çarpmıştı. Adin bir kolunu yanımdan kapıya bastırdı ve saçlarıma doğru eğildi. Dudaklarını saçlarıma bastırdı ve koklayarak öptü. Ardından dudaklarını şakaklarıma bastırdı.

+Adin…

-Hmm.

diye mırıldandı ve dudaklarını boynuma yönlendirdi. Gözlerim kapandı. Dudaklarını boynuma bastırdıktan sonra hafifçe uzaklaştı. Tepkilerimi ölçüyor gibiydi. Sonra dudaklarını burnumun ucuna bastırdı. Öptükten sonra alnını alnıma yasladı. Nefes alış verişlerim hızlandı. Öpmesini isteyip istemediğimi bilmiyordum ancak çekilmek istemiyordum. Dudaklarımız arasında milimler kala Adin durdu.

+Ayza, pişman olmanı istemiyorum. Gerçekten istiyor musun?

diye fısıldadı. Sözleriyle duraksadım. Pişman olur muydum bilmiyordum. Emin değildim. Adin de sessizliğimden bunu anlamış olmalı ki saçlarıma küçük bir öpücük kondurdu ve benden uzaklaşıp merdivenlere yöneldi. Beni arkasında dağılmış bir halde bıraktı ve gitti…

Bölüm : 22.04.2026 20:12 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...