44. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 41.bölüm:geç kalan gerçekler:affı yok

41.bölüm:geç kalan gerçekler:affı yok

Slytherin queen
slytherinqueen

"Beni yargılamadan önce şunu bil... ben kimsenin sandığı kadar masum olmadım."

-slytherin queen -

 

Perdelerin arasından süzülen ışık odayı yumuşak bir sarılıkla dolduruyordu.

Afet başlığa yaslanmıştı.

Dizleri hafif kırık...

Elinde kahve kupası.

Yanında Draco.

Omuzları başlığa dayanmış, bir kolu gevşekçe Afet'in arkasında.

Diğer elinde kahve.

İkisi de konuşmuyordu.

Ama bu sessizlik... rahatsız edici değildi.

 

Sadece... yorgundu.

kupasının dibinde kalan kahveden Afet bir yudum aldı.

Yüzü hafifçe buruştu.

 

"Off..."

Draco yan gözle baktı.

 

"Ne oldu?"

 

"Çok özlemişim kahveyi... ama midem pek aynı fikirde değil."

Draco hafifçe gülümsedi.

 

"Şaşırmadım. yeni amiliyattan çıktınya ondan"

Kupayı yavaşça elinden aldı.

 

"Yeter bu kadar."

Afet kaşlarını kaldırdı.

 

"Emir mi bu?"

Draco hiç düşünmeden

 

"Evet."

Afet gözlerini devirdi ama itiraz etmedi.

Zaten edemeyecek kadar yorgundu.

Draco kupayı komodine bıraktı.

Sonra ona döndü.

Bakışları ciddileşti.

 

"İlaç içmen lazım."

Afet iç çekti.

 

"Biliyorum..."

 

"Boş mideyle olmaz."

Kısa bir sessizlik.

Sonra Draco yatağın kenarına doğru kaydı.

 

"Kahvaltı hazırlayacağım."

Afet hemen baktı.

 

"Draco, gerek yok ben"

Draco başını kaldırmadan konuştu.

 

"Sen hiçbir şey yapmıyorsun."

Ton sert değildi.

Ama tartışmaya kapalıydı.

Afet bir an sustu.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Tamam... patron."

 

Draco hafifçe sırıttı.

 

"Akıllandın."

Ayağa kalktı.

Ama gitmeden önce bir saniye durdu.

Eğildi.

Afet'in alnına kısa bir öpücük bıraktı.

 

"Beş dakika."

 

Afet gözlerini kapattı.

 

"Tamam..."

 

Draco mutfağa geçti.

Mutfaktan gelen küçük sesler odayı doldurmaya başladı:

Dolap kapağı...

Tabak sesi...

Bıçak...

 

Afet başını geriye yasladı.

Gözleri kapandı.

Ama bu uyku değildi.

Sadece... dinlenmek.

 

Bir süre sonra Draco geri döndü.

Elinde bir tepsi.

İçinde

hafif kahvaltı...

su...

ve ilaçlar.

Yatağın kenarına oturdu.

 

"Şef geldi."

Afet gözlerini açtı.

Tepsiye baktı.

Sonra Draco'ya.

"Sen... gerçekten bunu mu yaptın?"

 

"Beğenmezsen iade yok."

Afet hafifçe güldü.

"Çok iyi görünüyor."

Draco tepsiyi dikkatlice yerleştirdi.

Sonra ona baktı.

 

"Yavaş ye."

Afet başını salladı.

 

"sen?"

 

"bende seninle yiyeceğim işte " afet gülümse

 

Küçük küçük yemeye başladı.

Draco izliyordu.

Gözünü kaçırmadan.

Her lokmayı.

Her mimik değişimini.

Afet fark etti.

"Ne bakıyorsun?"

Draco omuz silkti.

 

"İyi misin diye."

Afet yumuşadı.

 

"İyiyim..."

 

Kısa bir duraklama.

 

"...sen?"

Draco bir an cevap vermedi.

Sonra bakışlarını kaçırdı.

"İdare ediyorum."

Bu cümle...

çok şey anlatıyordu.

Ama ikisi de kurcalamadı.

 

"beni izlemeyi bırakta sende ye" draco tebessüm etti ve afetle beraber kahvaltısını yaptı bitince draco tepsiyi mutfağa götürdü ve afetin yanına geri oturdu ve ona ilacını uzattı

 

Afet ilacı aldı.

Suyu içti.

Derin bir nefes verdi.

 

"Tamam... hayattayım."

Draco hafifçe gülümsedi.

 

"Şimdilik."

Afet ona baktı.

 

"Negatif."

 

"Gerçekçi."

Küçük bir sessizlik.

Ama bu sefer daha hafifti.

Tam o sırada

 

Kapı çaldı.

İkisi de aynı anda baktı.

Afet kaşlarını çattı.

 

"Bu saatte?"

Draco ayağa kalktı.

Bakışları bir anda değişti.

Daha dikkatli.

 

"Ben bakarım."

Kapıya doğru yürüdü.

Kapıyı açtığında

Koridorda birkaç kişi duruyordu.

arkadaşları bütün ekip kapıdaydı onlardan bişey saklamak imkansızdı

 

"Merhaba... rahatsız etmiyoruz umarım?" dedi hemira imayla

Draco kısa bir an onları süzdü.

Sonra kapıyı biraz daha açtı.

 

"Gel."

Ve oda...

Artık yalnız değildi.

 

Kapı açılır açılmaz...

İçeri bir enerji doldu.

 

"AFEEET!"

İlk giren Hemira oldu.

 

Arkasından Rowen, elini hafifçe beline koymuş, sakin ama tetikte.

Hemen arkalarından Heylen ve Elaris ikisi de daha kontrollü ama gözleri direkt Afet'teydi

 

Fealen, Gareth, Cayric, Lunaria ve Newan da peş peşe içeri doldu.

Oda bir anda... doldu.

Ama kimse yüksek sesle konuşmaya cesaret edemedi.

Çünkü...

 

Afet'i gördüler.

Yatakta, solgun... ama dik durmaya çalışan.

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra Heylen yumuşak bir sesle

 

"Ne oldu sana...?"

Afet hafifçe gülümsedi.

 

"Abartılacak bir şey yok"

Draco araya girdi.

 

"Var."

Kısa.

Net.

Afet ona baktı.

Draco'nun bakışları sert değildi ama... korumacıydı.

Elaris kaşlarını çattı.

 

"Draco...?"

Rowen bir adım öne çıktı.

 

"Durum ne?"

Afet iç çekti.

 

"Ameliyat oldum."

O an...

Herkesin yüzü değişti.

 

"Ne?!"

Bu sefer birkaç kişi aynı anda konuştu.

afet ve draco olanları kısaca anlattı

Hemira direkt yatağa yaklaştı ama son anda durdu.

 

"Dokunabilir miyim...?"

 

Afet hafifçe başını salladı.

 

"Yavaş."

Hemira dikkatlice elini tuttu.

 

"Ne nasıl oldu bu nasıl bukadar ciddi olur?"

Afet kısa bir an durdu. Sonra sade bir şekilde

 

"şimdi anlattımya Kist."

Sessizlik.

Fealen mırıldandı

 

"Ne zamandır...?"

Afet gözlerini kaçırdı.

 

"Uzun zamandır."

 

"kız şimdi söyledi ya on dört on beş yaşından beri diye" fealen gözünü devirdi

Gareth dişlerini sıktı.

 

"Kim biliyordu?"

Draco cevap verdi.

 

"Kimse."

Oda bir anda ağırlaştı.

Cayric duvara yaslandı.

Kollarını bağladı.

Bakışları keskinleşti.

 

"Nasıl yani kimse?"

Draco bu sefer direkt ona baktı.

 

"Söylemedi."

Afet araya girdi.

 

"Ben söylemedim."

Lunaria yavaşça konuştu.

 

"Niye...?"

Afet gülümsedi.

Ama bu gülüş... yorgundu.

 

"Alışkanlık."

Sessizlik.

Heylen gözlerini kapattı.

"Evet... bu senlik."

 

Elaris başını salladı.

"Ama bu sefer... fazla olmuş."

Draco'nun çenesi kasıldı.

Ama bir şey demedi.

Rowen durumu toparlamaya çalıştı.

"Şu an önemli olan... iyi olman."

 

Afet başını salladı.

 

"İyiyim."

Draco hemen atladı

 

"Değil."

 

Afet ona baktı.

"İdare ediyorum."

Kısa bir bakışma.

Sonra Hemira yumuşattı ortamı

 

"Senin başına gelen hiçbir şey normal değil zaten."

Newan hafifçe güldü.

 

"Standart maria günü."

Afet gülümsedi.

 

"Biraz daha ağır versiyonu."

Hafif bir gülüş yayıldı odaya.

Ama kimse tam rahat değildi.

Cayric hâlâ susuyordu.

Bakışları Draco'da.

Sonra yavaşça konuştu

 

"Kim yaptı?"

O soru...

havayı tekrar değiştirdi.

Draco'nun gözleri ona döndü.

 

"Kimse yapmadı."

Kısa bir duraklama.

 

"...ama kimse engellemedi de."

Bu cümle...

oturdu.

Ağır.

Lunaria derin bir nefes aldı.

 

"Şimdi ne olacak?"

Afet cevap vermedi.

Bu sefer Draco konuştu.

 

"Sorun çözüldü."

Ama tonu...

bunun bitmediğini söylüyordu.

Rowen başını salladı.

 

"Bir şeye ihtiyacınız var mı?"

Draco direk.

 

"Yok."

Afet aynı anda

 

"Var aslında"

İkisi birbirine baktı.

Afet hafifçe sırıttı.

 

"Biraz sessizlik."

Hemira gülümsedi.

 

"Anlaşıldı."

Heylen başını salladı.

 

"Dinlenmen lazım."

 

"Sonra konuşuruz."

Gareth kapıya yöneldi.

 

"Bir şey olursa çağır."

Cayric çıkmadan önce son kez Draco'ya baktı.

Sessiz bir anlaşma gibi.

Sonra döndü.

 

Lunaria onunla birlikte çıktı.

Kapı yavaşça kapandı.

Ve oda...

tekrar sessizliğe döndü.

 

Odanın içindeki ses...

bir anda kesildi.

Az önceki kalabalıktan sonra gelen o boşluk...

daha ağırdı.

Afet başını yavaşça yastığa yasladı.

Derin bir nefes verdi.

 

"...yoruldum."

Draco zaten ayaktaydı.

Ama bu sefer yürümüyordu.

Sadece duruyordu.

Bakışları yerde...

ama aklı çok başka bir yerdeydi.

Afet onu izledi.

 

"Draco..."

Ses yumuşaktı.

Draco başını kaldırdı.

Bir saniye.

Sonra yavaşça yatağın kenarına oturdu.

Ellerini birbirine kenetledi.

Parmakları sıkıydı.

 

"Ben... hâlâ kafamda oturtamıyorum."

Sessizlik.

 

"İki kişi daha var."

Kısa bir gülüş çıktı.

Ama bu... yorgundu.

 

"İki kardeşim."

Afet hiçbir şey demedi.

Sadece dinledi.

Draco devam etti.

 

"Ve ben... onların varlığını bile bilmiyordum."

Çenesini sıktı.

 

"Birileri bildi."

Bu sefer sesi değişti.

Daha soğuk.

 

"Daha da kötüsü... sakladı."

Oda ağırlaştı.

Afet elini uzattı.

Draco'nun elinin üstüne koydu.

 

"Sakin..."

Draco gözlerini kapattı.

Bir saniye.

Sonra açtı.

Bu sefer bakışları netti.

Karar vermişti.

 

"Onları bulacağım."

Afet başını hafifçe salladı.

 

"Biliyorum yıldızım"

Draco derin bir nefes aldı.

"Plan yapmamız lazım."

Artık sesi... komut veriyordu.

Zihni çalışmaya başlamıştı.

 

"Biz Türkiye'deyken..."

Afet dikkat kesildi.

Draco devam etti

 

"Adamlarımı o hastaneye göndereceğim. Şehir dışındaki o eski hastane."

Afet kaşlarını çattı.

 

"Orası hâlâ duruyor mu ki?"

 

"Duruyorsa bulurlar. Durmuyorsa... izini bulurlar."

Kısa.

Kesin.

 

"Orada o gece kim vardıysa..."

Gözleri karardı.

 

"hepsini bulacaklar."

 

Afet yavaşça sordu

"Doktorlar... hemşireler...?"

Draco başını salladı.

 

"Hepsi."

Bir duraklama.

 

"Tek tek."

Afet derin bir nefes aldı.

Draco devam etti

 

"Kayıtları karıştıracaklar."

 

"Eski belgeler, doğum kayıtları... silinmiş ne varsa."

 

"Bir şey mutlaka kalmıştır."

 

Afet sessizce dinliyordu.

Draco'nun sesi alçaldı.

 

"Ve en önemlisi..."

Durdu.

Afet ona baktı.

 

"Bebekler."

Bu kelime...

havada asılı kaldı.

 

"Nereye gittiler..."

Draco'nun çenesi kasıldı.

 

"Kim aldı..."

 

"Kim büyüttü..."

Gözlerini kapattı bir an.

 

"Yaşıyorlar mı..."

Afet hemen araya girdi.

 

"Yaşıyorlar."

Net.

Draco gözlerini açtı.

Afet'in bakışları sabitti.

 

"Yaşıyorlar."

Kısa bir sessizlik.

Draco başını hafifçe salladı.

 

"...yaşıyorlar."

Bu sefer o da inandı.

Biraz.

 

"Bulacağım."

Afet elini sıktı.

 

"Beraber bulacağız."

 

Draco ona baktı.

Bu sefer gözlerinde... yalnızlık yoktu.

Kısa bir an.

Sonra Draco tekrar toparlandı.

 

"Bir de..."

Afet bekledi.

 

"Türkiye'deyken dikkatli olacağız."

Ton tekrar ciddileşti.

 

"Bu iş... sadece geçmiş değil."

Afet kaşlarını çattı.

 

"Ne demek o?"

Draco başını hafifçe yana eğdi.

 

"Bu kadar büyük bir şey... boşuna saklanmaz."

Sessizlik.

 

"Birileri hâlâ biliyor."

Afet'in kalbi hızlandı.

 

"Ve belki... hâlâ izliyor."

Oda bir anda soğudu.

Afet yavaşça yutkundu.

 

"...güzel."

Draco kaş kaldırdı.

Afet hafifçe gülümsedi.

 

"Demek ki sıkılmayacağız."

Draco istemsizce sırıttı.

 

"Sen hiç normal tepki veremiyor musun?"

 

"Veremem."

Kısa bir sessizlik.

Ama bu sefer...

hafifti.

Draco başını iki yana salladı.

Sonra biraz yaklaştı.

Elini Afet'in saçlarının arasına götürdü.

Yavaşça düzeltti.

 

"Sen sadece iyileş."

Afet gözlerini kısmıştı.

 

"Emir mi?"

Draco

 

"Evet."

Afet gülümsedi.

 

"Tamam."

Bir saniye. Sonra

 

"Türkiye'de olay çıkacak bu arada."

Draco hiç düşünmeden

 

"Biliyorum."

İkisi de sustu. Ama bu sefer... ikisi de hazırdı.

 

Oda yine sessizdi.

Ama bu sefer o sessizlik... düşüncelerle doluydu.

Draco hâlâ Afet'in yanında oturuyordu.

Elinin sıcaklığı Afet'in elinde.

Afet bir an durdu. Bakışları boşluğa kaydı.

Kaşları hafifçe çatıldı.

 

"...Draco."

Draco hemen baktı.

 

"Ne oldu?"

Afet birkaç saniye sustu.

Sanki söyleyeceği şeyin ağırlığını tartıyordu.

 

"ya..."

Durdu.

Sonra gözlerini ona çevirdi.

"...Valocrus Maskurum Pathera..."

Draco'nun bakışları keskinleşti.

 

"...ne?"

Afet yutkundu.

Ama bu sefer geri adım atmadı.

 

"Ya kardeşinse?"

O an...

Oda bir anda ağırlaştı.

Draco bir saniye hiçbir şey demedi.

Sadece ona baktı.

 

"Ne diyorsun sen...?"

Sesi düşüktü.

Ama içinde bir gerilim vardı.

Afet yavaşça konuştu.

 

"Mektupları hatırla."

Sessizlik.

 

"Geçmişi biliyor."

"Detayları biliyor."

 

"Seni ve beni özellikle hedef alıyor."

Draco'nun çenesi kasıldı.

Afet devam etti.

Artık daha netti.

 

"Bu kadar kişisel... bu kadar derin... bu kadar kin dolu bir şey"

Durdu.

Gözleri Draco'nun gözlerine kilitlendi.

 

"ya kardeşindir..."

Kısa bir duraklama

 

"...ya da onunla bağlantılı biri. çünkü bize bu kadar kim tutacak kim var ve valocrus pisikolojik oynuyor sanki yavaş yavaş bizi zarar vermek tüketmek istiyor "

Draco başını yavaşça geriye yasladı.

Bir an gözlerini kapattı.

Nefes aldı. Verdi. Zihni çalışıyordu.

Hızlı. Parçaları birleştiriyordu.

 

"...intikam."

Bu kelime dudaklarından çok yavaş çıktı.

Afet başını salladı.

 

"Evet."

 

"Ve bu... rastgele bir nefret değil." Sesi bu sefer daha sertti.

 

"Planlı."

Draco gözlerini açtı.

Bakışları kararmıştı.

 

"Mektuplarda... hep bir şey vardı."

Afet hemen atladı.

 

"Üstü kapalı tehditler."

 

"Geçmişe göndermeler."

 

"Ve... suçlama."

 

Draco başını hafifçe yana eğdi.

 

"Sanki...sanki bir şeyin hesabını soruyor."

Afet fısıldadı.

 

"Belki de gerçekten soruyor."

Sessizlik.

 

Draco'nun eli istemsizce sıkıldı.

Afet'in elini biraz daha sert kavradı.

 

"Ben... hiçbir şey yapmadım."

Bu cümle... savunma değildi. Ama içindeki çatlak hissediliyordu.

Afet hemen cevap verdi.

 

"Sen yapmamış olabilirsin."

Kısa bir duraklama.

 

"...ama ailen yapmış olabilir."

O an...

Draco'nun bakışları değişti.

Bu ihtimal...

Onu vurmuştu.

Sertçe nefes verdi.

 

"Bu..."

Durdu.

 

"...bu her şeyi değiştirir."

Afet başını salladı.

 

"Evet."

"Ve eğer doğruysa..." Sesi alçaldı.

 

"Bu sadece geçmiş değil Draco."

Draco devamını getirdi.

 

"...bu aktif bir tehdit."

İkisi de sustu.

Ama bu sefer korkudan değil. Hazırlık.

 

Draco yavaşça doğruldu.

Gözlerinde o tanıdık karanlık kararlılık vardı.

 

"ve şöyle bir durum var ..."

 

"nedir?"

 

"şimdi sen bunu bilmiyordun ama kardeşin bunu bilmiyor belki haberin olduğunu onları umursamadığını düşünmüştür belkide bu yüzden intikam alıyordur bizden beni hedef almasıda senin canını yakmak içindir "

 

"doğru... aman tanrım... sevdiğim kadını öldürmeye çalışan benim öz kardeşim olabilir..."

 

Draco ve afet o an birbirlerine baka kaldılar

 

"draco..."

 

"ben bu yükün altından nasıl kalkıcam?" afet elini draconun omzuna koydu

 

"öncelikle ben değil biz... ve ayrıca ben senin yanındayım bu yükün altından beraber kalkarız kalkamazsakta biraz uzunmış oluruz ne olacak ?"

 

draco acı bir tebessüm etti

 

"sen nasıl harika bir kadınsınya? biraz uzanmış oluruz diyor herşeye karşı nasıl bukadar güçlüsün anlamıyorum"

 

afet tebessüm etti

 

"bilmiyorum senden önce beni teselli eden kimse yoktu kendim acı çeke çeke öğrendim baktım ağlamanın sızlanmanın faydası olmuyor umursayanda yok bende herşeyi salladım iyi şeylere odaklanmak bazen anahtarda olabiliyor"

 

draco afeti haranlıkla dinliyordu ve hayranlıkla izliyordu

 

"senden öğrenecek çok şeyim var..."

 

"benimde senden öğrenecek çok şeyim var "

 

"ozaman beraber öğreniriz..." draco afete sarıldı afette ona sarıldı

 

"O zaman plan değişiyor."

 

Afet kaş kaldırdı.

 

"Nasıl?"

Draco net konuştu

 

"Türkiye'de sadece aileyle uğraşmayacağız."

 

Bir adım ileri gitti.

"Bu... her kimse"

 

Gözleri keskinleşti.

"onu da bulacağız."

Afet hafifçe sırıttı.

 

"İşte tanıdığım Draco."

 

Draco ona baktı.

"Bu iş... düşündüğümüzden daha büyük olabilir."

 

Afet omuz silkti.

"Zaten küçük olan hiçbir şey bize denk gelmiyor."

 

Draco istemsizce gülümsedi.

Ama bu gülümseme kısa sürdü.

Sonra tekrar ciddileşti.

 

"Eğer bu... kardeşlerimden biriyse..."

Durdu.

 

"ben bulmadan o beni bulur."

Afet başını yana eğdi.

 

"O zaman yarış başlasın."

Kısa bir sessizlik.

Draco elini Afet'in çenesine götürdü.

Yavaşça kendine çevirdi.

 

"Bu iş tehlikeli."

Afet gözlerini kısmadan baktı.

 

"Ben de."

Draco'nun dudak kenarı hafif kıvrıldı.

 

"evet."

Sonra sesi tekrar düştü.

 

"Ama yine de..."

Alnını onun alnına yasladı.

 

"...yanımdan ayrılmıyorsun."

Afet fısıldadı.

 

"Hiçbir zaman."

Ve o an... İkisi de anladı.

Bu artık sadece bir arayış değildi. Bu... bir avdı.

 

"ve sana söylemek istedğim bişey var "

 

"nedir yıldızım" draco baş ucundakş komidine uzandı ve bir künye aldı ona özel bir künye onu eline aldı üzerinde şöyle yazıyordu

 

gölge tuğgeneral kara ölüm draco elserin valerion

 

asla güvenme

asla sevme

asla geri adım atma

sadakat bir lukstür

benüm lükstür yok

 

ikiside bunun anlamını biliyordu afet bu künyenin hikayesini biliyordu oldukça önemli bir anlamlıydı draco cebine koydu

 

"eğer bu kişi kardeşimde olsa... ne olursa olsun affı yok... bunu bil. "

 

"nasıl yani?"

 

"seni öldürmeye çalıştı kardeşimde olsa bunu affedemem"

 

"nasıl yani kardeşinimi öldüreceksin.?" draco derin bir nefes verdi

 

"tam olarak onu tanımadan bişey diyemem ama af yok ne olursa olsun öldürmem belki ama cezasını sana bırakırım hem o kardeşimde sadece seni değil beni ailelerimizi dostlarımızıda tehdit etti kardeşim olması bunu değiştirmez hem kardeşlik sadece kanla olmaz "

 

"haklısın ..."

 

"hadi sen uzan bakalım aileni ara geleceğimizi söyle "

 

"tamam canım ..." draco afetin uzanmasına yardım etti sırtına yastıkları koydu kendiside aynı şekild uzandı

 

Afet yastığa yaslandı. Telefonu eline aldı ama... Aramadı.

Parmağı ekranın üzerinde birkaç saniye durdu.

Draco onu izliyordu.

 

"Zor mu?"

Afet hafifçe güldü. Ama o gülüş... boştu.

 

"Biraz."

Derin bir nefes aldı. Sonra numarayı çevirdi.

Telefon çaldı. Bir... İki...

Üçüncüde açıldı.

 

"Afet?"

Annesinin sesi. Tanıdık... Ama uzak.

Afet'in boğazı bir an düğümlendi. Ama kendini toparladı.

 

"Anne."

Kısa bir sessizlik.

 

"İyiyim ben." Daha soru gelmeden söyledi.

Karşı tarafta bir rahatlama sesi.

 

"İyi misin gerçekten kızım? Sesin..."

 

"İyiyim dedim ya." Bu sefer biraz daha netti.

Draco başını hafifçe yana eğdi. Onu izliyordu.

Afet devam etti.

"Yarın geliyoruz." Kısa bir duraklama.

"Ben ve Draco."

 

Karşı tarafta bir hareketlenme hissedildi.

"Gerçekten mi? Afet biz"

 

"Anne." Kesti.

Yumuşak ama net.

 

"Konuşmamız lazım."

Sessizlik.

Bu sefer ağır olan.

 

"tamam." Annesinin sesi daha ciddiydi artık.

 

"Baban da burada." Afet'in gözleri bir an kapandı.

 

"İyi."

Bir saniye.

 

"Onunla da konuşacağım yarın. ablama söylersin işte nişanı için yarın akşama orda oluruz "

 

"tamam söylerim..."

 

Draco'nun bakışları keskinleşti. Bu cümle... bir yüzleşmenin habercisiydi.

Annesi tekrar konuştu.

 

"Ne oldu Afet?"

Bu soru... geç kalmış bir soruydu.

Afet'in dudakları hafifçe aralandı. Ama cevap vermedi.

 

"Yarın konuşuruz."

Ve kapattı.

Telefon yavaşça elinden düştü. Yana bıraktı.

Oda yine sessizdi.

 

Ama bu sefer... o sessizlik yaklaşan bir patlamanın öncesiydi.

Draco yavaşça ona yaklaştı.

 

"İyi misin?"

Afet tavana baktı.

 

"Değilim." Sonra başını ona çevirdi.

 

"Ama olacağım."

Draco başını salladı. Bu cevabı bekliyordu zaten.

 

"Yanındayım."

 

Afet hafifçe gülümsedi.

"Biliyorum."

 

Kısa bir sessizlik daha geçti.

Sonra Afet gözlerini kapattı.

"Biraz uzanalım mı?"

 

Draco hiç düşünmeden uzandı. Onun yanına.

Afet başını Draco'nun omzuna yasladı. Draco da kolunu dikkatlice onun etrafına doladı.

Bu sefer daha dikkatli. Daha koruyucu.

 

"Yarın... zor geçecek."

Afet mırıldandı.

 

"Biliyorum."

Draco gözlerini kapattı.

 

"Ama yalnız değilsin."

Afet hafifçe iç çekti.

 

"Artık değilim."

 

Bir süre konuşmadılar. Sadece... yan yana durdular.

Aynı nefeste Aynı sessizlikte Ve o an... ikisi de biliyordu.

Yarın sadece bir ziyaret değildi. Bir hesaplaşmaydı.

 

Oda yine sessizdi.

Ama bu sefer o sessizlik... yorucu değil, daha çok odaklıydı.

Afet başını yastığa yaslamıştı. Bir süre tavana baktı.

Sonra aniden döndü.

 

"Draco..."

 

Draco telefondan başını kaldırdı.

"Hm?"

 

"Zahmet olmazsa... bilgisayarımı versene."

Draco kaşlarını çattı.

 

"Ne yapacaksın?"

Afet çok normal bir şey söylüyormuş gibi omuz silkti.

 

"Dükkân için mimarla konuşmam lazım. İsteklerimi netleştirmem gerekiyor."

Draco direkt cevap verdi.

 

"Şimdi değil."

Afet gözlerini devirdi.

 

"Draco"

 

"Dinleneceksin."

 

Ton netti. Ama bağırmıyordu.

Afet başını hafif yana eğdi.

 

"Dinleniyorum zaten." Ellerini iki yana açtı.

 

"Bak. Yatıyorum."

Draco gözlerini kıstı.

 

"Afet..."

"Yarım saat." Hızlıca araya girdi.

 

"Sadece yarım saat konuşup kapatacağım."

Kısa bir sessizlik.

Draco onu süzdü. O bakışı tanıyordu.

İnat.

Derin bir nefes verdi.

 

"iyi." Sonra kalktı.

 

"Ama yorulduğun an kapatıyorsun."

Afet gülümsedi.

 

"Emredersiniz komutanım."

 

Draco bilgisayarı getirip dikkatlice yanına koydu.

 

"Al."

Afet hemen açtı. Ekranın ışığı yüzüne vurdu.

Bir anda... farklı birine dönüştü.

Daha odaklı. Daha keskin.

Draco bunu fark etti.

 

"Sen... iş moduna çok hızlı geçiyorsun."

Afet gözünü ekrandan ayırmadan

 

"Hayatta kalma refleksi."

Draco hafifçe sırıttı.

 

"Beklerdim."

Afet çoktan yazmaya başlamıştı bile.

 

"Mimara yazıyorum..." mırıldandı.

 

"Modern ama sıcak bir yer istiyorum... fazla soğuk olmayacak... ama klasik de değil..."

 

Draco yatağın diğer tarafına geçti. Kendi laptopunu aldı.

 

"Ben de o zaman çalışayım."

Afet başını kaldırdı.

 

"Senin işlerin ne durumda?"

Draco bilgisayarı açtı.

 

"Yoğun."

Kısa bir duraklama.

 

"Yeni bir güvenlik sistemi üzerinde çalışıyoruz."

Afet kaş kaldırdı.

 

"Ne tarz?"

Draco ekrana bakarken anlatmaya başladı.

 

"Şirket, teknoloji ve ticaret üzerine ama... asıl işimiz arka planda."

Afet ilgilenmişti artık.

 

"Yani?"

Draco kısa bir gülümseme attı.

 

"Bazı şirketlerin sistemlerini koruyoruz."

 

"Özel yazılımlar."

 

"Erişilmesi zor... hatta imkansıza yakın güvenlik katmanları."

Afet gözlerini hafif kıstı.

 

"Yani... hacklenemez sistemler mi yapıyorsunuz?"

Draco başını yana eğdi.

 

"Hacklenemez diye bir şey yok."

Kısa bir bakış attı ona.

 

"Sadece... yeterince zor olanlar var."

Afet sırıttı.

 

"Tehlikeli konuşuyorsun."

Draco da aynı şekilde karşılık verdi.

 

"Tehlikeliyim zaten."

Afet başını salladı. Sonra tekrar ekranına döndü.

 

"Benim dükkân da en az senin sistemler kadar sağlam olacak bu arada."

Draco hafifçe güldü.

 

"Güvenlik sistemi kurayım istersen."

Afet hiç düşünmeden

 

"Kur."

Draco kaş kaldırdı.

 

"Ciddiyim."

Afet bu sefer ona baktı.

 

"Benim mekânım... benim alanım olacak."

Kısa bir duraklama.

"Orada kimse bana zarar veremeyecek."

Draco'nun bakışları yumuşadı.

 

"kurarım."

Sessizlik.

Ama bu sefer... birlikte çalışmanın sessizliğiydi.

Afet mimarla konuşuyordu. Detaylar veriyordu.

 

"Işık önemli... doğal ışık istiyorum..."

"Alan geniş olmalı... boğucu hissettirmeyecek..."

 

"Ve kesinlikle koyu tonlar... ama iç karartmayacak şekilde..."

Draco da kendi tarafında konuşuyordu.

 

"Firewall katmanını artırın."

 

"Yeni protokolü entegre edin."

 

"Ve o şirketin verilerini ayrı sunucuya taşıyın."

İkisi de farklı dünyalardaydı. Ama aynı yatakta.

Bazen gözleri kesişiyordu.

Afet bir noktada ekranı Draco'ya çevirdi.

 

"Bak burası nasıl?"

 

Draco yaklaştı. Omuzları neredeyse değiyordu.

 

"Şu alanı büyüt." Parmağıyla gösterdi.

 

"Giriş daha güçlü olmalı."

Afet başını salladı.

 

"Haklısın."

Bir süre sonra Draco konuştu.

 

"Senin mekân..."

Durdu.

 

"...seni yansıtmalı."

Afet ona baktı.

 

"Yansıtacak."

Kısa bir sessizlik.

Sonra ikisi de tekrar işine döndü.

Zaman geçti.

 

Ama kimse fark etmedi.

Çünkü o an... ikisi de sadece çalışmıyordu.

Birlikte bir şey kuruyorlardı.

Hayat gibi....

 

Gece odaya yavaşça çökmüştü.

Bilgisayarlar kapanmıştı. Ekran ışıkları sönmüş... Yerini loş bir lambanın sıcak sarılığına bırakmıştı.

 

Afet derin bir nefes verdi. Gözlerini kapattı.

 

"bitti."

Draco laptopunu kapatıp kenara bıraktı.

 

"Nihayet."

Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Afet hafifçe ona döndü.

 

"Film izleyelim mi?"

Draco kaş kaldırdı.

 

"Sen dayanabilecek misin?"

Afet omuz silkti.

 

"Sen yanımdayken? Gayet."

Draco'nun dudak kenarı hafifçe kıvrıldı

 

"O zaman seç."

Afet bilgisiyarı aldı.

 

"keşke televizyonumuz olsa..."

 

"keşke ama odada yer yok mağlesef evimize kocaman bir tane alırız ama merak etme"

 

"evet yer yok evealıcaz artık son bir kaç ay bu arada odada yer olsa sormam bile yani direk alırım televizyonsuz hayat zor ya"

 

"sen televizyon olsada işten vakit bulup izlemezsinki "

 

"yokya senle tanışmadan önce erkenden kalkar bütün işlerimş halleder akşamda izlerdim telivizyon "

 

"ozaman sıkma canını evimizde bol bol izleriz "

konuşurkenfilim bakmaya devam etti afet Biraz gezindi. fikirleştiler

 

"Çok ağır bir şey istemiyorum..." mırıldandı.

 

"Bugün yeterince drama yaşadık."

Draco başını salladı.

 

"Katılıyorum."

Sonunda bir film açtı. Işıklar biraz daha kısıldı. Ekranın yumuşak ışığı odaya yayıldı.

 

Afet yavaşça Draco'ya doğru kaydı. Dikkatli...

Draco bunu fark etti. Hemen kolunu onun arkasına koydu.

 

"Gel."

Afet başını onun omzuna yasladı. Draco da onu kendine biraz daha çekti.

Ama çok dikkatliydi. Sanki kırılacak bir şey tutuyormuş gibi.

Film başlamıştı Ama...

İkisi de filme tam odaklanamıyordu.

Afet'in nefesi yavaştı. Ama arada hafif geriliyordu.

 

Draco fark etti.

 

"Acıyor mu?"

Afet başını hafif salladı.

 

"Biraz."

 

Draco hiç düşünmeden battaniyeyi düzeltti. Elini yavaşça Afet'in kolunun üzerine koydu.

 

"Dayanmak zorunda değilsin."

Afet gözlerini kapattı.

 

"Yanındayken daha kolay."

Draco bir an durdu.

Bu cümle... ona ağır gelmişti. Ama güzel bir ağırlık.

Başını hafifçe eğdi Afet'in saçlarına dokundu.

Parmakları yavaştı Şefkatliydi.

Afet gözlerini açtı. Ona baktı.

Bakışları bu sefer daha yumuşaktı.

 

"Ne?"

Draco hafifçe gülümsedi.

 

"Hiç."

Ama gözleri... hiç demiyordu.

Afet biraz daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe neredeyse yok oldu.

Draco'nun eli Afet'in yanağına kaydı. Çok yavaş.

Sanki izin istiyormuş gibi.

Afet geri çekilmedi.

Sadece baktı.

 

Ve o an... film tamamen arka planda kaldı.

Draco hafifçe eğildi.

Afet'in dudaklarına çok kısa, çok yumuşak bir öpücük bıraktı.

Zorlamayan. Acele etmeyen.

Sadece... orada olduğunu hissettiren bir öpücük.

Afet'in nefesi bir an durdu. Sonra yavaşça verdi.

Gözlerini kapattı. Alnını Draco'nun alnına yasladı.

 

"...iyi ki varsın."

Draco'nun eli hâlâ yanağındaydı.

 

"Sen de."

Bu sefer Afet kolunu onun beline sardı. Dikkatli ama sıkı.

Sanki bırakmak istemiyordu.

Draco da onu kendine çekti. Daha yakın.

Ama hâlâ dikkatli. Hâlâ koruyarak.

Film devam ediyordu. Ama onlar...

Kendi sahnelerindeydi.

Bir süre sonra Afet'in sesi geldi.

 

"Draco..."

 

"Hm?"

 

"Korkuyorum."

Bu kelime... çok sessizdi.

Ama çok gerçekti.

Draco hiç düşünmeden cevap verdi.

"Ben de."

 

Afet başını kaldırdı. Ona baktı.

 

"Gerçekten mi?"

Draco gözlerini kaçırmadı.

 

"Seni kaybetmekten."

Sessizlik.

Afet'in gözleri yumuşadı. Biraz daha yaklaştı.

 

"Kaybetmezsin."

Draco başını hafifçe salladı.

 

"Risk var."

Afet dudaklarını büktü.

 

"Her şeyde var."

 

Sonra hafifçe gülümsedi.

 

"Ama biz de varız."

 

Draco istemsizce gülümsedi.

"Bu mantığı sevdim."

 

Afet başını tekrar omzuna koydu.

 

"Benim mantığım her zaman kazanır."

Draco hafifçe güldü.

 

"Tehlikeli."

Afet mırıldandı.

 

"Biliyorum."

Bir süre daha konuştular. Sonra konuşmalar azaldı.

Afet'in nefesi yavaşladı. Bedeni gevşedi.

Uykuya kayıyordu.

Draco bunu fark etti. Hareket etmedi.

Sadece ona baktı.

Bir süre.

Sonra çok hafif fısıldadı

 

"İyi geceler afetim..."

Afet yarı uykulu mırıldandı

 

"iyi geceler..."

 

Draco leptop'u sessizce yavaşça aldı ve baş ucuna koydu battaniyeyi biraz daha çekti. Onu iyice sardı.

Ve o gece...

Ne savaş vardı, ne plan, ne korku.

Sadece iki insan...

Birbirine tutunuyordu.

Sessizce.

🔥🌊

 

SABAH

 

Gün ışığı perdelerin arasından süzülerek odaya doluyordu.

Saat yine öğleni geçmişti. Afet ilk kıpırdayan oldu.

Kaşları hafifçe çatıldı.

 

"...ah."

Alt karnındaki o tanıdık sızı tekrar kendini hatırlattı.

Yanındaki Draco anında hareketlendi.

 

"Afet?"

Sesi uykulu ama tetikteydi.

Afet gözlerini yarı araladı.

 

"İyiyim... sadece ağrı."

Draco hemen doğruldu. Saati gördü.

 

"Saat 12..."

Hafifçe başını iki yana salladı.

"İlaç saatini geçirmedik mi?"

Afet yorgun bir gülümseme verdi.

 

"Biraz..."

Draco hiç uzatmadı.

 

"dün gibi yine çok uyumuşuz... Tamam. Önce kalkıyoruz."

Yatağın kenarına geçti. Elini uzattı.

 

"Yavaş."

Afet oturmaya çalıştı. Ama yüzü anında gerildi.

Draco hemen destek verdi. Bir kolunu sırtına koydu.

 

"Acele yok."

Afet dişlerini sıktı. Yavaşça doğruldu.

 

"Şu yürüyememe olayı sinirimi bozuyor..."

Draco hafifçe kaş kaldırdı.

 

"Bir haftalık, ameliyat sonrası maraton koşmanı beklemiyordum zaten."

Afet istemsiz güldü.

 

"Komiksin."

 

"Gerçekçiyim."

 

Yavaş adımlarla banyoya götürdü onu. Kapının önünde durdu.

 

"İçeri girebilir misin?"

Afet başını salladı.

 

"Girerim... ama çıkarken yardıma ihtiyacım olacak."

Draco net bir şekilde konuştu

 

"Buradayım."

Bir süre sonra...

Afet aynanın karşısındaydı.

Yüzüne baktı.

Göz altları hafif mor. Saçlar dağınık. Ten solgun.

 

"Of..."

Draco kapıya yaslanmıştı.

 

"Ne oldu?"

"Berbat görünüyorum."

 

Draco hiç düşünmeden cevap verdi.

 

"dün konuştuk bunu, Hayır kötü görünmüyorsun"

Afet ona baktı.

 

"Draco..."

 

"dünde dediğim gibi afetim Gayet güzelsin."

Afet gözlerini devirdi.

 

"Yalancısın."

Draco yaklaştı. Tarağı aldı.

"Gel."

 

Afet itiraz etmedi bu sefer.

 

Draco arkasına geçti. Saçlarını nazikçe taramaya başladı.

Her hareketi yavaş. Dikkatli.

 

"Saçın dağılmış sadece."

Afet aynadan ona baktı.

 

"çok iyisin sen bunu ne ara öğrendin?"

Draco omuz silkti.

 

"çoçukken bazen annemi izlerdim senide çok izledim ayrıca saç taramak toplamak gayet basit bence ."

 

Afet hafifçe gülümsedi.

draco dünki gibi afetin Saçını topladı. Basit ama temiz bir şekilde.

 

"Oldu."

Afet kendine tekrar baktı.

 

"bir tık daha iyi."

 

"Bir tık değil baya."

 

Tekrar odaya geçtiler.

Afet yatağa oturdu. Derin bir nefes verdi.

"Yoruldum."

 

Draco başını salladı.

 

"Daha gün başlamadı."

Afet gülümsedi.

 

"Harika."

draco önce afetin vitaminlerini bol su ile içmesini sağladı ardından Draco mutfağa geçti. Kısa sürede geri döndü.

Kahveyle

Afet'in gözleri parladı.

 

"İşte bu."

Draco kupayı uzattı.

 

"Ama yavaş."

 

Afet küçük bir yudum aldı. Bu sefer yüzü buruşmadı.

"Tamam... bu iyi."

 

draco afetin kahveyi çok isteyeceğini biliyordu o yüzden o söylemden yapmıştı

Kısa bir sessizlikte kahveler içildi Sonra Draco tekrar ayağa kalktı.

 

"dünde akşam yemeden yatmışız Kahvaltı hazırlıyorum."

Afet itiraz edecek gibi oldu. Ama vazgeçti.

 

"tamam... evet dün uyumuşum izlerken "

 

"sorun olmaz şimdi yemeğine yede ilaç içersin hemen "

draco kısa sürede kahvaltıyla geldi mutfaktan

 

Kahvaltı sade ama yeterliydi. yumurta peynir dometes zeytin ekmek

Afet yavaş yavaş yedi. draco ona eşlik etti ve aynı anda Draco yine izliyordu.

 

"Bakmayı bırak artık."

 

"Kontrol ediyorum."

 

Afet güldü.

 

"Psikopat."

 

"Profesyonel."

 

Kahvaltı bitince Draco bulaşıkları topladı dündende kalan işler vardı

afet dracoyla arada konuluyordu Draco mutfaktan cevap veriyordu zaten çok uzum bir ara yoktu büyük bir salonun bir köşesi mutfak gibiydi draco temizliği bitirince

 

"evet buda bitti..." dedi afetin yanına geldi Afet gülümsedi

 

"Sen evliliğe fazla hazırsın bu arada."

 

"Sen farkında değilsin sadece. ben seninle evlenmek için gün sayıyorum " Afet sırıttı Draco afetin üzerine eğildi ve anlına öpücük bıraktı

 

"Şimdi... giyinme işi."

Afet derin bir nefes aldı.

 

"En zor kısım."

 

Draco diz çöktü. Kıyafetleri aldı. kenara koydu

 

"Yavaş yapacağız."

Afet başını salladı

 

"ama önce pansumanını yapalım "

 

"tamam ..." afetin uzanmasına yardım ettim karnını açtı ve afet istemsizce utanıyordu ve bu belli oluyordu

 

"afet lütfen benden utanma ben senin kocanım " dedi draco büyük bir ciddiyetle

 

"bu kontrol edebildiğim bişey değil ayrıca kocam değilsin hala..."

 

"hayır kocanım imza kaldı sadece bir beraber beraber bir hayat yaşıyoruz ben senin kocanım sende benim karımsın tamamı ve eşler iyi günde kötü günde beraber olur " anlık sessizlik oldu draco afetin pansumanını bitirdi afet dikeldi draconun yardımıyla

 

"iyiki varsın kocam..." dedi afet masumca draco gülümsedi

 

"sende iyiki karıcım "

 

"biliyormusun yaptığı iyiliği başıma kalkmayan tek insansın..."

 

draconun anlık içi burkuldu çünkü onun için herşeyi yapan dostları vardı bazen yardım aldığı iyilik yaptığı dostları ama afetin hiç olmamıştı

 

"artık ben varım hiç bir zaman yalnız olmaycaksın bende yalnız olmayacağım benim arkadaşlarım vardı... ama emin ol bende çok yalnızdım sen gelene kadar..."

 

"biliyorum o yüzden diyer yarımsın zaten" ikisi birbirine sarıldı

 

"hadi gel üstünü değiştirelim" draco afetin pijamalarını çıkarmasına yardım etti ama afetin bir anlık canı çok acıdı

 

"Dur."

 

"tamam yavaşım "

 

Hareketleri yavaşlattı.

Yeni kıyafetleri dikkatlice giydirdi. Hiç acele etmeden.

 

Afet başını salladı.

"Tamam..."

 

"İyi duruyor."

Afet rahat bir nefes verdi. bordo bir eşorman ve beyaz bir düz bir kazak giyinmişti

Hazırlık bitince Draco ayağa kalktı ve kendiside üstünü değiştirdi yah eşorfman ve beyaz bir kazak giyindi afetle ile aynı giyinmeyi seviyordu afetin ayakkabılarını giydirdi ardından kendiside giydi ve afetin yanına gitti

 

"Hazır mısın?"

Afet kısa bir durakladı.

Sonra başını kaldırdı.

 

"Hazırım."

 

Ama bu sadece yolculuk için değildi.

Draco elini uzattı.

Afet tuttu.

Yavaşça ayağa kalktı.

kapısan çıktılar koridorda yürüken afet okadar profosyonelce acısını saklıyorduki sanki sadece yavaş bir yürüyüş yapıyor gibiydi draco bile bazen sanki afet amiliyat olmadı sanacaktı ama afet yürürken çok yavaştı ve yüzü buruşuyordu ve arada draconun kolunu sıkıyordu dracoda ona sonsuz destek oluyordu ve yavaşça okuldan çıktılar afet içindenallahtan okulda asansör var diye düşündü ama en sonunda yavaşça okuldan çıktılar

 

okulun bahçesinden ve Kapıdan çıktıkları anda Araçlar hazırdı.

Siyah Net Düzenli Ve önlerinde Morgan.

Kollarını bağlamış. Her zamanki gibi sakin ama dikkatli.

 

"Geç kaldınız."

 

Draco sırıttı.

 

"Alış."

Morgan'ın bakışları Afet'e kaydı.

 

"oo yenge iyisin,durum?"

Afet kısa bir gülümseme verdi.

 

"Yaşıyorum."

Morgan başını salladı.

 

"Yeterli." üçüde güldü

Kapılar açıldı.

Draco önce Afet'i araca yerleştirdi. Dikkatle.

Sonra kendisi bindi ve adeta bir Konvoy hareket etti.yavaş sakin bir kısa yoldu

ve ortalama iki saat sonra havalimanına ulaştılar özel girişe geçtiler herkesin girdiği yerden değil

 

Kalabalık yoktu Gürültü yoktu. Sadece... kontrol ve düzen.

Özel girişten içeri girdiler Görevliler hazır bekliyordu.

Kimlik sorulmadı bile. Her şey önceden ayarlanmıştı.

Afet etrafa baktı.

 

"Her seferinde şaşırıyorum."

Draco omuz silkti.

 

"Alışırsın."

Afet hafifçe sırıttı.

 

"Sanmam."

Camın arkasından jet görünüyordu.

Beyaz. Şık. Sessiz ama güçlü.

Afet bir an durdu.

 

"bu gerçekten bizimmi...? bazen hala alışamıyorum çocukluğumdan beri hep özel uçtum ya first class yada özel jet ama hala o heycan içimden gitmiyor her seferinde ilk defa yaşıyor gibiyim "

 

Draco hiç bozmadı gülümsedi

"Evet bizim... bazen banada oluyor herşey sanki bir ilk gibi..."

Afet başını salladı.

 

"Normal bir gün yaşamamız yasak galiba."

Draco hafifçe eğildi.

 

"Kabul et artık."

 

"Neyi?"

 

"Biz normal değiliz."

 

Afet gülümsedi.

 

"Belli."

Draco elini uzattı.

 

"Hadi."

Afet tuttu.

 

Yavaş adımlarla birlikte jete doğru ilerlediler.

Ve o an...

Her şey değişmeye bir adım daha yaklaştı.

 

Merdivenlerden yukarı çıktıkları anda...

Dış dünyanın sesi kesildi.

İçerisi bambaşkaydı.

Krem tonları. Yumuşak koltuklar. Altın detaylar. Sessiz... ama pahalı bir sessizlik.

Afet bir an durdu. Etrafına baktı.

 

"...burası uçak değil."

Draco hafifçe gülümsedi.

 

"Uçan ev."

Afet sırıttı.

 

"Abartı."

 

"Gerçek."

 

Hosteslerden biri yaklaştı. Profesyonel, sakin.

 

"Hoş geldiniz." Başını hafifçe eğdi.

 

"Uçuş süresi yaklaşık dört saat. Kalkış için her şey hazır."

Draco kısa bir baş selamı verdi.

Afet'e döndü.

 

"Gel."

Koltuklara doğru ilerlediler.

Draco önce Afet'i oturttu. Koltuğu yavaşça geriye yatırdı.

 

"Rahat mı?"

Afet derin bir nefes aldı.

 

"...evet."

Ama yüzündeki hafif gerilim hâlâ vardı.

Draco fark etti.

 

"Yastık getireyim."

Hostese tek bakış attı. Kadın anında anladı.

Birkaç saniye içinde yumuşak bir destek yastığı getirildi.

Draco dikkatlice Afet'in beline yerleştirdi.

 

"Şimdi?"

Afet gözlerini kapatıp denedi.

 

"Daha iyi."

Draco koltuğuna geçti. Ama gözleri hâlâ ondandı.

Pilot anonsu duyuldu.

 

"Sayın yolcularımız, Londra'dan İstanbul'a yapacağımız uçuş için hazırız. Lütfen kemerlerinizi bağlayınız."

 

Afet hafifçe kemerine uzandı. Ama yüzü gerildi.

Draco hemen eğildi.

 

"Dur."

Kendi bağladı. Çok dikkatli.

 

"Oldu."

Afet ona baktı.

 

"...teşekkür ederim."

Draco omuz silkti.

 

"Söylemek zorunda değilsin."

Afet hafifçe gülümsedi.

 

"Yine de söylüyorum."

Uçak yavaşça hareket etmeye başladı.

Camdan pist görünüyordu. Gri Londra... yavaşça geride kalıyordu.

Afet camdan baktı.

 

"Garip."

Draco ona döndü.

 

"Ne?"

"Her şey burada başladı gibi..."

Kısa bir duraklama.

 

"...ve şimdi gidiyoruz."

Draco'nun bakışları derinleşti.

 

"Bitmiyor."

Afet başını hafifçe salladı.

 

"Biliyorum."

Uçak hızlandı. Kalkış anı geldi.

Afet refleksle koltuğu tuttu Draco elini onun elinin üzerine koydu.

 

"Sakin."

 

Uçak yerden kesildi.

Londra... küçüldü.

Bulutların üstüne çıktıklarında... her şey beyaza döndü.

Kalkıştan sonra hostes tekrar yaklaştı.

 

"İçecek bir şey ister misiniz?"

Draco Afet'e baktı.

Afet düşündü.

 

"su."

 

"Ben de aynı."

Hostes başını salladı.

 

"Tabii."

 

Birkaç dakika sonra...

İkisi de daha rahattı.

Sessizlik vardı. Ama bu sefer ağır değildi.

Afet başını koltuğa yasladı.

 

"Buraklar bizden önce vardı değil mi?"afet başını salladı.

 

"Evet."

Afet kaşlarını hafifçe çattı.

 

"Garip geliyor."diye ekledi

 

"Ne?"

 

"Her şeyin bizden önce çözülmeye başlaması."

Draco hafifçe başını yana eğdi.

 

"Çözülmedi."

Kısa bir duraklama.

 

"Sadece yüzeye çıktı."

Afet derin bir nefes aldı.

 

"Jone Burak..."

İsmi söylerken bile hâlâ alışamamıştı.

 

"...kuzenim."

Draco onu izliyordu.

Afet devam etti.

 

"Ve Leyla..."

Kısa bir gülümseme geldi yüzüne.

 

"...Emily Leyla."

 

"Onlar çoktan gittiler." Draco net konuştu.

 

"Aileyle konuştular."

Afet başını kaldırdı.

 

"Anneannemle..." dedi afet tekrar edercesine teyzesi ve kuzenleri onlardan biraz önce gitmiş ve bir yüzleşme yaşamışlardı serap yıllardır hasretini çektiği kızına kavuşmuş ve torunları ile tanışmıştı afette en çok ne olduğunu merak ediyordu

 

"Onunla da." diye onayladı draco burakla arada konuşuyorlardır hem iş için tim için hemde ailevi olarak

 

Sessizlik Afet'in bakışları biraz uzaklaştı.

 

"Diana Ela..."

Bu isim... odanın havasını değiştirdi.

Draco dikkat kesildi.

Afet yavaşça konuştu.

 

"Yıllarca küs olan teyze. onu çok merak ediyorum hem teyzem olsu istemişimdir"

Draco başını salladı.

 

"Artık değil küs değil ve teyzene kavuşucaksın içimden bir ses onun çok iyibiri olduğunu söylüyor."

Afet hafifçe güldü.

 

"Bizim ailede hiçbir şey yarım kalmıyor zaten. ve evet benim deiçimde bir ses seveceğimi söylüyor çünkü kuzenlerimi çok sevdim"

Draco kısa bir bakış attı.

 

"Yarım bırakılmıyor diyelim ve avet kuzenlerini bende sevdim burak ve leyla ikiside birbirinden harika insanlar "

Afet ona baktı.

 

"onları sevmen hoşuma gitti arada burakla konuşuyormuşsun haberim yok"

Draco gülümsedi

 

"Evet yani sevilmeyecek insan değiller kafa çocuk yeni arkadaşım diyebilirm "

Kısa bir sessizlik.

 

Afet'in parmakları birbirine dolandı.

"Ben yokken."

Bu cümlede... küçük bir kırgınlık vardı.

Draco bunu fark etti.

 

"yüzleştiler bu iyi oldu o dramı görmek istemiyordum yani şuam olsaydı kaldıramazdım"

Afet hafifçe başını yana eğdi. draco ona sevgi ile baktı

 

"Biliyorum."

afetin Gözleri tekrar cama kaydı. Bulutlar... sessizce akıyordu.

 

"Her şey üst üste geliyor."

Draco cevap verdi.

 

"Çünkü artık saklanmıyor."

Afet ona baktı.

 

"Ve biz de saklanmayacağız."

Draco'nun gözleri hafifçe karardı.

 

"Hayır."

Hostes tekrar yaklaştı.

 

"Yemek servisine geçiyoruz. isteğiniz varmı?"

Draco kısa bir baş hareketi yaptı. Afet'e döndü.

 

"Bir şeyler yemelisin."

Afet iç çekti.

 

"Yine mi..."

Draco kaş kaldırdı.

 

"Evet."

Afet gözlerini devirdi.

 

"Tamam tamam..." şipariş verdiler afet sezar salata söyledi dracoda aynısından istedi ve hostes gitti

 

"draco"

 

"efendim"

 

"ben bişey fark ettim"

 

"ne fark ettin"

 

"lan bizim ailede normal ilişki yok farkındamısın?

ailedki herkes onaysız ve kaçarak evlenmiş annem teyzem annaannem bir biz onaylı ilişkiydik onuda anne karnında nişanladılar ya ..." draco ve afet kahkaha attı

 

"evet bu arada bizim ailede öyle anneminde babamla evlenmesi pek hoş karşılanmamış valerionlarla elserinler pek ticarette anlaşan iş insanları değillermiş babamın annesi gördün babannnemi zaten oda onaylanmamış nden olduğunu hiç anlamıştım taki dedelerimiz yakın arkadaş olduğunu ve sır katili timinin kurucusu olduğunj anlayana kadar muhtemelen babaannemin aileis bundan izin vermemişti"

 

"ay bir normal ilişki yok ya..."

 

"evet ama ablanla nişanlısının ilişkisi normal bak "

 

"ay evet allah bozmasın yabi"

 

"umatım bozulmaz bu kadar dram yeter biride dümdüz normal olsun ya"ikiside güldü biraz sonra Yemekler getirildi.

Afet yavaş yavaş yedi. Draco yine izliyordu.

 

"Yemin ederim bir gün seni bu bakışların yüzünden döveceğim."

Draco sırıttı.

 

"İyileş önce."

Afet de sırıttı.

 

"Not aldım."

Uçak bulutların arasında ilerlerken...

İkisi de sessizleşti.

 

Ama bu sefer o sessizlikte üç şey vardı:

Yaklaşan yüzleşme.

Geçmişin gölgesi.

Ve... birlikte olmanın verdiği güç.

İstanbul... yavaş yavaş yaklaşıyordu.

 

4 saat sonra

 

yolculuk sonunda bitmişti afetin bazen ağrıları olmuş koltuğunuyatırmış uyumaya çalışmış ama yapamamıştı ara sohbet etmişler bazende sadece susmuşlardı Pilotun sesi kabinde yankılandı.

 

"Sayın yolcularımız, İstanbul'a iniş için alçalmaya başladık. Lütfen kemerlerinizi bağlayınız."

 

Afet gözlerini açtı. Bir an nerde olduğunu hatırlamaya çalıştı.

Sonra camdan dışarı baktı. Bulutların arasından... şehir görünmeye başlamıştı.

Gri değil. Canlı. Kalabalık. Yoğun.

 

"İstanbul..."

Sesi çok hafifti Draco onu izliyordu.

"Hoş geldin."

Afet gözlerini kısmıştı.

 

"asıl sen hoş geldin kocacım..." draco o güldü

 

"hoş bulduk" afet dracoya yaslandı

 

"garip bir his var içimde"

 

"Ne gibi?"

Afet kısa bir durakladı.

 

"Sanki... bir şey başlayacak. "

Draco'nun bakışları değişti. ve ikisi birbirine yaslan

 

"Başlayacak."

 

Uçak yavaşça piste yaklaştı.

Tekerlekler yere değdiği anda...

Hafif bir sarsıntı.

 

Afet refleksle ve canının acısıyla koltuğu tuttu henüz taze olan dikişleri acımıştı

Draco eliyle elini sardı.

 

"Tamam canım geçti"

Uçak yavaşladı. Ve durdu.

Kapı açıldığında...

İstanbul'un o kendine has havası içeri doldu.

Biraz nem. Biraz sıcaklık.

Afet derin bir nefes aldı

 

"burası gerçekten farklı."

Draco ayağa kalktı. Sonra hemen ona döndü.

 

"Dur."

 

Elini uzattı Afet tuttu.

Yavaşça ayağa kalktı. Yüzü hafif gerildi Draco hemen fark etti.

 

"Yavaş."

Afet dişlerini sıktı.

 

"İyiyim..."

Ama Draco zaten kolunu beline koymuştu.

 

"Ben hallederim."

Merdivenlerden inerlerken Aşağıda bir araç hazırdı.

Ama yalnız değillerdi Biraz ileride Başka bir jetin merdivenlerinden biri daha iniyordu. Ve o merdivenlerden inen kişi...

Morgan'dı. Afet durdu.

 

"Morgan?"

Draco'nun yüzünde hafif bir ifade belirdi. Beklediği bir şeydi.

Morgan yere indi. Doğruldu. Direkt onlara baktı.

Sonra yürümeye başladı.

Yanlarına geldiğinde kısa bir baş selamı verdi.

 

"İndiniz."

Draco sırıttı.

 

"Fark ettik."

Afet kaşlarını çattı.

 

"Sen... bizimle gelmedin?"

Morgan düz bir şekilde cevap verdi.

 

"Gelmedim."

Kısa bir sessizlik Afet Draco'ya baktı Draco omuz silkti.

 

"Ben istedim."

Afet kaş kaldırdı.

 

"Niye?"

Draco bu sefer direkt söylemedi Ama bakışları yeterince açıktı.

 

"Sen... rahat ol diye."

Afet bir an sustu.

Anladı.

Kalabalık istememişti. Gürültü istememişti.

Ve Draco bunu söylemeden anlamıştı.

Afet hafifçe gülümsedi.

 

"iyi yapmışsın."

Morgan araya girdi.

 

"Güvenlik yine de sağlandı."

Draco başını salladı.

 

"Biliyorum."

Morgan'ın bakışları Afet'e kaydı.

 

"Yürüyebiliyor musun?"

Afet kısa bir gülümseme verdi.

 

"Deniyorum."

Morgan başını salladı.

 

"Yeterli." üçü güldükten sonra Araçların kapıları açıldı.

Draco önce Afet'i yerleştirdi Yine dikkatle Sonra kendisi bindi.

Morgan ön koltuğa geçti bu sefer ne draco nede afet şöfördü sadece arka koltukta yan yana oturuyorlar yerleştiklerinde Konvoy hareket etti.

afet Camdan dışarı bakıyordu şehir akıyordu.

Kalabalık sokaklar Arabalar İnsanlar

Afet sessizce izliyordu.

 

"...her şey çok hızlı."

Draco ona baktı.

 

"Alışırsın."

Afet hafifçe başını salladı.

 

"Alışmak istemiyorum."

Draco kaş kaldırdı.

 

"Niye?"

Afet camdan gözünü ayırmadan cevap verdi.

 

"Çünkü alışınca... normalleşiyor."

Kısa bir duraklama.

 

"Ve bizim hayatımızda hiçbir şey normal değil."

Morgan önden mırıldandı.

 

"Doğru."

Draco hafifçe sırıttı.

 

"En azından bir konuda herkes hemfikir."

Araç ilerledikçe... şehir değişmeye başladı. Daha sakin. Daha büyük evler.

Afet'in nefesi hafifçe değişti. Draco fark etti.

 

"Hey."

Afet ona baktı.

"Buradasın."

Afet başını salladı.

 

"Biliyorum."

Ama elleri biraz sıkılmıştı.

Draco elini tuttu.

 

"Yanındayım."

Afet derin bir nefes aldı.

 

"biliyorum. ama ilk defa vatanıma dönmek canımı yakıyor" herkes sessiz kaldı draco afetin elini sıkıca tuttu ve afet ve draco afetin ailesinin evine doğru yola çıktı ve oratalama bir saat kadar sonra afet ve draco eve vardı...

Araç yavaşladı. Büyük evin önünde durdu.

Kapı Oradaydı. Afet'in bakışları sabitlendi Kalbi hızlandı.

Draco kapıyı çaldı Elini uzattı

 

"Hazır mısın?"

Afet birkaç saniye hiçbir şey demedi.

 

Sonra...

 

Elini tuttu.

 

"Hayır."

 

Kısa bir duraklama.

 

"ama gireceğim..."

Draco'nun dudak kenarı hafifçe kıvrıldı.

 

"İşte bu."

 

Ve o an...

İkisi birlikte arabadan indi.

Kapıya doğru yürümeye başladılar.

Her adım...

 

geçmişe atılmış bir adımdı.

Ve kapı...

açılmak üzereydi.

 

Kapı zili çaldığında...

zaman sanki bir anlığına durdu.

Afet'in eli Draco'nun elinde biraz daha sıkıldı.

Draco bunu fark etti. Ama hiçbir şey söylemedi.

Sadece baş parmağıyla elinin üstünü hafifçe okşadı.

Kapı açıldı.

 

Ve...

İlk gördüğü yüz

 

Jessica Ella oldu.

Bir saniye.

Sadece bir saniye.

Sonra Jessica'nın yüzü değişti.

Şok rahatlama özlem...

 

"AFET!"

Koşarak üzerine geldi.

Afet refleksle geri çekilmek istedi ama...

geç kaldı.

Jessica ona sarıldı.

Ve o an

Afet'in yüzü anında gerildi.

 

"Ah!"

Nefesi kesildi.

Draco'nun gözleri bir anda karardı.

 

"YAVAŞ!"

Aynı anda Afet de refleksle bağırdı

 

"YAVAŞ!"

Jessica anında geri çekildi.

Herkes dondu.

Sessizlik.

 

O sessizlikte... herkes Afet'e bakıyordu.

Annesi.

Babası.

 

Abileri Marco Kılıç ve Jughead Aslan.

Eniştesi Murat.

 

Hepsi.

 

Şaşkın.

Anlamayan.

 

Gerilen.

 

"...Afet?" dedi annesi,sesi titreyerek.

 

"Neden böyle... yürüyorsun?"

Afet cevap veremeden

Draco bir adım öne çıktı. Ve o an...

İçinde tuttuğu her şey çatladı.

"Merak ediyormuş gibi davranmayın."

Ses düz değildi.

 

Keskin. Soğuk. Sınırlı.

Herkes ona döndü.

Draco devam etti.

 

"Kameralar yok burada."

Bir adım daha attı.

"Rahat olun."

 

Afet'in kolunu tuttu.

Onu yavaşça salona götürdü.

Oturturken sesi hâlâ sertti.

 

"Zaten yeterince zarar verdiniz."

O cümle...

Odaya bomba gibi düştü.

 

"Bu ne demek şimdi?" dedi babası Jone Bora, kaşları çatılarak.

Annesi Lera Lale öne çıktı.

 

"Sen... bizimle nasıl konuşuyorsun?!"

Jessica tekrar atıldı.

 

"Afet bu ne?! Sen nasıl buna izin veriyorsun?!"

Draco bu sefer direkt onlara döndü.Ve patladı.

 

"Konuşurum."

Bir adım daha.

 

"Afet sizin yüzünüzden ölümden döndüyse konuşurum!"

Sessizlik Bir anlık... tam anlamama hali.

 

"Ne demek bu?" dedi Marco.

Jughead'ın sesi daha sertti

 

"Ne anlatıyorsun sen?!"

Ve o an...Afet ayağa kalkmaya çalıştı.

Draco hemen destek oldu.

Ama Afet elini kaldırdı.

 

"Dur."

Derin bir nefes aldı.

Gözleri tek tek hepsinin üzerinde gezdi.

Ve...

bağırdı.

 

"BEN AMELİYAT OLDUM!"

O ses...

duvarlara çarptı.

Herkes dondu.

Afet bir hareketle pijamasını kaldırdı.

Bandaj.

Uzun.

Ağır.

Gerçek.

Annesinin eli ağzına gitti.

 

"kızım... bu ne...?"

Afet'in gözleri dolmadı.

Ama sesi... kırıldı.

 

"Geç kaldığınız bir şey."

 

Babası bir adım attı.

"Ne ameliyatı bu?!"

Afet güldü.

Ama bu... acı bir gülüştü.

 

"Sizin yüzünüzden olan ameliyat."

 

"Bizim yüzümüzden nasıl"

 

"ÇÜNKÜ DİNLEMEDİNİZ!"

Bu sefer sesi titredi.

Ama durmadı.

 

"On dört yaşından beri... karnımda kistler var... varmış daha doğrusu... doktora götürmediğiniz için bilemedim..."

Sessizlik.

 

"Her gün... her gün ağrıyla yaşadım."

 

"Her gün zehirlendim gibi hissettim."

 

"Her gün kıvrandım."

Gözleri annesine kilitlendi.

 

"Ve siz... 'abartıyorsun' dediniz."

Annesinin dudakları titredi.

 

"Afet... ben-"

 

"Hayır!"

Bir adım attı.

"Bir kere bile doktora götürmediniz beni!"

Oda buz kesmişti.

 

"Geçen hafta... acil ameliyata alındım."

Sesi düştü.

 

"Acil."

 

"4 saat sürdü."

Kimse nefes almıyordu.

 

"Ölüyordum."

Bu cümle...

her şeyi bitirdi.

Annesi sandalyeye tutundu.

"hayır..."

Afet devam etti.

 

"Ve biliyor musun en güzel kısmı ne anne?"

Sessizlik.

Gözleri boşaldı.

 

"Doktor bana ne dedi?"

 

Annesi fısıldadı

 

"ne dedi...?" geri kalan herkes yerine kitlenip kalmış eniştesi murat bile bir saniyede kopan kıyamete şokla bakıyor

 

Afet annesinin gözlerinin içine baktı.

 

"Anne olamayabilirsin dedi."

O an...

zaman durdu.

Annesi dizlerinin üzerine çöktü.

 

"ne...?"

Afet'in sesi artık çok sakindi.

Ama en çok o hali acıtıyordu.

 

"Yumurtalıklarım zarar görmüş."

 

"Bir kısmı alındı."

 

"Şansım... çok düşük."

Bir damla yaş düştü.

Ama devam etti.

 

"Ben... anne olma ihtimalimi kaybettim."

 

"n-nasıl yani... ne demek bu şimdi ?" dedi babası

 

Sessizlik.

Ve o an

Draco ileri çıktı.

Artık tamamen kontrolden çıkmıştı.

 

"Ben söyleyeyim ne demek bu!"

Herkes ona döndü.

 

"Siz... bencil bir ailesiniz!"

 

"Çocuğunuz acı çekerken görmezden geldiniz!"

 

"Sadece kendinizi düşündünüz!"

 

Bir adım attı.

"Afet her gün zehirleniyordu!"

 

"Her gün!"

 

"Ve siz... hiçbir şey yapmadınız!"

Sesi yükseldi.

 

"Doktorlar ne dedi biliyor musunuz?!"

Parmağıyla yere vurdu.

"Kistler kansere dönebilirdi! Her an patlayabilirdi! İç kanamadan ölebilirdi!"

Annesi hıçkırdı.

 

"Yeter..."

Ama Draco durmadı.

 

"4 saat ameliyat oldu!"

 

"4 SAAT!"

 

"Sizin yapmanız gerekeni... hayat yaptı! eğer ben afeti hastaneye götürmekte ısrar etmeseydim ki o hala gerek yok diyordu acı çektiğini görüp merak etmeseydim götürmeseydim hastneye kanser olabilirdi nasıl verecektiniz bunun hesabını! ya bir sabah uyandığımda afet gözlerini açmasaydı... o amiliyat hanenin kapısında dört saat ben bekledim, ben o acı çektiğinde yanındaydım gördüm ya nasıl bir ailesiniz insan evladı kardeşi acı çekerken nasılda bırakabildiz bir günde dört ağrı kesici içerken hiç mi merak etmediniz... "

 

Sessizlik. Ağır Ezici Afet gözlerini kapattı.

"yeter Draco... senelerce ben anlatamadım acımı yorma sen kendini"

 

Draco sustu.

Ama nefesi hâlâ sertti.

Oda...

yıkılmıştı.

Kimse konuşamıyordu.

Kimse... Sadece...

gerçek kalmıştı ortada.

Afet yavaşça geri oturmaya çalıştı acıyla inlediğinde draco hemen ona yardı etti

Gücü tükenmişti.

Draco hemen yanına çöktü.

Elini tuttu.

Bu sefer...

 

hiçbir şey söylemedi.

Sadece oradaydı.

Ve o an...

 

herkes anladı.

Bu sadece bir yüzleşme değildi.

Bu...

geç kalınmış bir savaştı.

Ve ilk darbe...

 

çok ağır olmuştu O bağırışların ardından...

Sesler kesildi Ama bu seferki sessizlik...

öncekinden farklıydı Daha ağır.

Daha kırılgan Herkesin yüzünde aynı ifade vardı:i

şok... suçluluk... korku.

Afet başını hafifçe yana çevirdi Gözleri hâlâ sertti.

Ama yorgundu

 

Annesi titreyen bir adım attı.

 

"...kızım... biz... bilmiyorduk..."

Sesinde savunma yoktu artık.

Sadece çaresizlik.

Babası Jone Bora derin bir nefes aldı.

 

"Afet... böyle bir şey olduğunu... nasıl anlamadık biz..."

 

Afet cevap vermedi.

Sadece baktı.

O bakış...

her şeyden daha ağırdı.

O an Marco Kılıç öne çıktı.

Yüzü gergindi.

Ama sesi... kırılmıştı.

 

"Ben..."

Durdu.

Yutkundu.

 

"Ben bilseydim... seni ben götürürdüm doktora."

Gözleri dolmuştu ama saklamaya çalışıyordu.

 

"Niye söylemedin kardeşim..."

Kısa bir gülüş çıkardı.

Ama bu... kendineydi.

"Gerçi... ben de yoktum ki."

Omuz silkti.

 

"senin yanında değildim ve haneden bile değildim işte beni biliyorsun " dedi gülerek Bu cümle... havayı biraz kırdı.

Acı bir mizah.bAma gerçek.

 

Jughead Aslan başını eğdi.

Jessica dudaklarını ısırdı.

Ortam...

bir nebze yumuşar gibi oldu.

Jessica yavaşça yaklaştı.

 

"Afet... biz gerçekten-"

Afet elini kaldırdı.

Dur dercesine

Herkes sustu.

 

Afet'in sesi bu sefer daha sakindi.

Ama çok daha netti.

 

"Hiçbir şeye tahammülüm yok."

Sessizlik.

"Ne açıklamaya... ne savunmaya... ne geçmişe."

Gözleri tek tek hepsine değdi.

 

"Ben buraya..."

Kısa bir duraklama.

 

"sadece ablamın nişanı için geldim."

Jessica'nın gözleri doldu.

Afet devam etti.

 

"Ne olursa olsun... onu böyle bir günde yalnız bırakmak istemedim."

O cümle...

herkesi vurdu.

Annesi ağladı.

Jessica gözyaşlarını sildi.

Marco başını çevirdi.

Çünkü...

bu cümlede hâlâ sevgi vardı.

Ama kırık bir sevgi.

O an köşede sessiz duran Murat bir adım attı.

Biraz çekinerek.

Ama içten.

 

"Şey..."

Herkes ona baktı.

 

"Geçmiş olsun... baldız."

Sesinde samimiyet vardı.

 

"Hoş geldin..."

Kısa bir duraklama.

 

"...bilmiyorduk."

Gözleri yere kaydı.

 

"Bilseydim... gerçekten destek olurdum."

Afet ona baktı Bu sefer bakışı sert değildi Sadece...

yorgundu.

Hafifçe başını salladı.

 

"Sağ ol enişte senlik bir durum yok zaten sözüm senden ve kılıç abimden dışarı..."

 

Kısa bir sessizlik daha.

Ama bu sefer...

daha insanî.

Daha gerçek.

Tam o anda Jessica bir şey fark etti.

 

"Afet?"

Sesinde panik vardı.

Herkesin bakışı ona döndü.

Jessica'nın gözleri Afet'n üstündeydi.

 

"kan..."

O kelime...

havayı tekrar parçaladı.

Draco'nun başı anında döndü.

Afet'in pijamasının alt kısmında...

 

kırmızı bir leke yayılıyordu.

Bandajdan.

Afet de aşağı baktı.

Bir saniye.

Sonra yüzü gerildi.

Draco'nun sesi anında sertleşti.

 

"lanet olsun...!"

Hemen yanına çöktü.

Elini dikkatle bandajın üzerine koydu.

 

"Az önce..."

Gözleri Afet'e kilitlendi.

 

"kendini sıktın zorladın değilmi..."

Bu bir soru değildi Tespitti Afet dişlerini sıktı.

 

"biraz..."

Draco'nun çenesi kasıldı.

 

"Biraz değil."

Herkes panikle yaklaşmaya çalıştı ama Draco sertçe baktı.

 

"Yaklaşmayın."

Ton... tartışmasızdı Annesi titredi.

 

"Kanıyor mu...?"

Draco cevap vermedi Sadece Afet'e baktı.

Gözlerinde bu sefer öfke yoktu.

Sadece... korku Gerçek korku.

 

"Yatman lazım. Şimdi."

Afet nefesini zorladı.

 

"İyiyim..."

 

"Değilsin."

Kısa. Keskin.

Ama bu sefer sesi kırılıyordu.

Draco dikkatlice onu kaldırdı.

 

"Yavaş."

 

Afet istemsizce ona tutundu. O an...

herkes sadece izliyordu.

Hiçbir şey yapamadan.

Hiçbir şey söyleyemeden.

Ve o sahne...

 

tek bir şey söylüyordu

Bu savaş

daha yeni başlamıştı.

 

ve afet farkında olmdan çok kısık sesle fısıldadı ve bunu sağdece draco duydu

 

"beni yaratanlardan daha güçlü olacağım çünkü ben felâketim..."

 

neden bunu söylediği ise sadece draconun ve afetin bilceği bir şeydi aslında...

ve gelecek için bir fragmandı...

🔥🌊

 

 

Bölüm : 01.05.2026 16:50 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 41.bölüm:geç kalan gerçekler:affı yok
Slytherin queen
Kraliçe felâket devri

1.84k Okunma

316 Oy

0 Takip
47
Bölümlü Kitap
Yıl 2026 yıl felâket devri1. Bölüm " merhaba ben"2.bölüm yok olan kayıtlar3. Bölüm lütfen yaşa4.bölüm korku5.bölüm kimsin sen?6.bölüm sonsuza kadar7.bölüm:ben kaybetmem8. Bölüm :hırs ve kibir9.bölüm:güven10.bölüm tatlı zamanlar11.bölüm: geçmişten geleceğe12: bölüm saklanan sır ve geçmiş sinsi bir yılandır13 .bölüm :ejdahaların geçmişin maskeli tiyatrosu14.bölüm:afet ve fırtınalı okyanus15.bölüm:gelecek yıl değil bütün ömrüm16.bölüm : geçmişin yara izi17.bölüm: kader mühürü18.bölüm mahkumiyet değil özgürlük19.bölüm sırkatili timi20.bölüm gölgelerin ardındaki soy21.bölüm bir ceset iki kırık kalp22.bölüm sana söz23.bölüm felâket ve sırlar zinciri24.bölüm şanlı türkiyeme hoşgeldiniz25. Bölüm kırıldım ama gitmedim çünkü soykırım gibi sevdim26.bölüm soykrım kadar sevilen sessizlik kadar ölümcül27.bölüm acının dili28.bölüm geri dönüş acının kapısında29.bölüm aşkın ve hırsın mirası: babasının oğlu30.bölüm sessiz hükümdar unutulan valerion vârisiözel bölüm: bir omza yaslanan gece31.bölüm kan bağı32.bölüm sessiz vedalar33.bölüm kulalar ve sırlarözel bölüm : küllerinden kör nokta34.bölüm üç sandelye35.bölüm sessiz ittifak36.bölüm küller yalan söylemez bir yangın daha37.bölüm fısıltı38.bölüm katil mi masummu ?39.bölüm diriliş40.bölüm:eşik41.bölüm:geç kalan gerçekler:affı yok42.bölüm kanlı geçmiş43.bölüm:his44.bölüm aynı masada
Hikayeyi Paylaş
Loading...