45. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 42.bölüm kanlı geçmiş

42.bölüm kanlı geçmiş

Slytherin queen
slytherinqueen

O an… ella gördüğü şeyi idrak edemeyerek tekrarladı

Afet'in pijamasına daha doğrusu beyaz kazağına bulaşan koyu leke artık saklanacak gibi değildi. öyleki bordı eşorfamanından bille belli oluyordu

 

Jessica’nın sesi ilk kırıldı.

 

"kan mı o?"

Bir saniyelik donuş.

Sonra kaos.

 

"Afet?!" dedi draco

 

"Ne oluyor?!" dedi annesi lera lale

 

"Dur bir!" dedi ablası jessica ella

Sesler üst üste bindi.

Afet refleksle karnını tuttu. Yüzü anında gerildi.

 

"İyiyim-ben-"

 

Ama cümle yarım kaldı.

Draco çoktan yanındaydı. Diz çöktü. Gözleri direkt bandajdaydı.

 

"Yalan söyleme."

Etrafına baktı.

 

"HERKES GERİ ÇEKİLSİN."

 

Ton alçaktı. Ama tartışmasızdı.

İnsanlar istemsiz geri çekildi.

Afet doğrulmaya çalıştı.

 

"Ben odaya gideyim..."

Ayağını yere koyduğu an yüzü bembeyaz oldu.

 

"Hayır. otur yerinde !"

Draco’nun sesi bu sefer daha sertti.

Tam o anda annesi panikle telefonu kaptı.

 

"durun te- teyzesi geliuordu yoldaydı doktor doktor o Ela’yı arıyorum durun"

 

lera lalenim Parmakları titriyordu. Numarayı zar zor buldu.

Telefon çaldı. Bir… iki…

Açıldı.

 

"Alo?! Ela?!"

Nefesi düzensizdi.

 

"Afet… Afet kanıyor"

Karşı tarafta bir anda sesler yükseldi.

 

"bismillah Ne diyorsun sen?! Ne kanaması?!"

Annesi kelimeleri toparlayamadı.

 

"Ameliyat amiliyat olmuş bir hafta önce biz de yeni öğrendik haberimiz yoktu dikişleri bilmiyorum "

"NE AMELİYATI?!"

Bu sefer Diana Ela’nın sesi netti. Keskin. Şaşkın. hayatında ilk kez göreceği yiğeni için çok endişenlenmişti

Annesi gözlerini kapattı bir an.

 

"Biz de… bilmiyorduk…"

O cümle…

odanın içinde yankılandı.

Karşı tarafta bir an sessizlik oldu. Sonra Diana Ela çok daha kontrollü konuştu.

 

"Tam olarak nereden kanıyor?" doktor profosyenelliğine büründü

Annesi Draco’ya baktı. Draco kısa bir cevap verdi.

 

"Karın. Dikiş hattı."

Annesi telefona döndü.

 

"Karnından dikişleri var..."

 

"Kaç saatlik ameliyat?"

Draco yine araya girdi.

 

"Dört saat."

 

Telefonun diğer ucunda kısa bir nefes sesi duyuldu.

 

"tamam."

Sonra ton değişti. Doktor modu.

 

"Dinle beni çok dikkatli."

Annesi neredeyse telefonu sıkıyordu.

 

"Dinliyorum!"

 

"Afet’i HEMEN yatırın. Şu an bulunduğu yerden kıpırdamasın."

 

"Tamam"

 

"Tek bir adım bile atmayacak."

Annesi gözleriyle Draco’ya baktı.

 

"Tamam… yatırdık…"

Diana devam etti.

 

"Kanama ne kadar?"

Draco bandaja baktı.

 

"Kontrol altında ama artmış."

Annesi aynı cümleyi aktardı.

Kısa bir sessizlik.

 

"...iki dakikaya oradayız."

Annesinin gözleri büyüdü.

 

"Yakın mısınız?!"

 

"Yoldayız zaten."

Arka planda birinin sesi geldi.

"Rüzgar hızlan."

Diana tekrar konuştu.

"Afet beni duyuyor mu?"

Annesi telefonu hapörlerini açtı

 

"Afet… Ela konuşuyor"

 

Afet gözlerini araladı. Zorlanarak.

"buradayım."

Diana’nın sesi bu sefer biraz yumuşadı.

 

"Beni dinle."

Kısa bir duraklama.

 

"Sakin kalıyorsun. Nefesini kontrol et."

Afet gözlerini kapattı.

"...tamam."

 

"Ve hareket etmiyorsun. teyzecim tamammı?"

Afet çok hafif başını salladı.

 

"Tamam…"

Diana son kez net konuştu.

"Geliyorum. ve afeti sakın uyutmayın bilinci açık kalacak!"

 

"tamam!" dedi lera lale

 

Telefon kapandı.

O an… odada tam bir sessizlik oluştu.

Herkes Afet'e bakıyordu.

Ama kimse ne diyeceğini bilmiyordu.

Annesi telefonu yavaşça indirdi.

 

"geliyorlar."

Draco hâlâ Afet'in yanındaydı. Eli onun elinin üzerinde.

Başını biraz eğdi.

 

"Buradayım."

Afet gözlerini kapattı. Nefesi hâlâ düzensizdi.

"...biliyorum."

Ama bu sefer…

güçlü değildi.

Sadece… yorgundu.

Ve odadaki herkes, ilk kez gerçekten işin ciddiyetini anlamıştı.

 

"afet gözlerinş aç afet uyanık kal"

 

"kızım kızıma afet özür dilerim ne olur ne olur uyuma kızım ne olur!"

 

"k-kendimi zorluyorum..."

 

"hayatım bak teyzen geliyor bak kuzenlerin geliyor uyanık kal hayatım lütfen hadi bak benim için gözlerini açık tut.!"

afetin gözleri yorgunluktan ve acıdan ve kan kaybından arada kayıyordu

 

"Afet gözlerini aç.. Afet!"

Jessica'nın sesi titriyordu.

Marco kılıç bir adım öne çıktı. Gözleri dolmuştu ama sesi sertti.

 

"Kardeşim bak bana… hadi."

Jughead aslan dişlerini sıktı. Elleri yumruk olmuştu.

 

"Lan biri bir şey yapsın!"

Afet kaşlarını sıktı. Nefesi kesik kesikti.

 

"...canım acıyor…"

O cümle…

odadaki herkesi susturdu.

Draco’nun eli anında sıkılaştı. Yüzü gerildi ama kontrolünü kaybetmedi.

 

"Dayan."

Sesi alçaktı. Ama içi yanıyordu.

Tam o anda

 

KAPI ZİLİ.

Bir kez.

 

Sonra peş peşe.

 

"geldiler!" dedi annesi neredeyse koşarak

Kapıya yöneldi. Açtığı anda

Telaş.

Ayak sesleri.

 

"NERDE?!"

İlk içeri giren Diana Ela oldu. Üzerinde hâlâ dışarı kıyafeti vardı. Gözleri direkt Afet’i buldu.

Ve o an…

yüzündeki ifade değişti.

 

"çekilin."

Ton netti. Doktor gelmişti.

Arkasından o heybetiyle Rüzgar karaer geldi,marcus boranın kızını kendi aşık edip kaçırıp evlenen rüzgar karaer

 

ve işte yıllar sonra karaer ailesi ortaya bir bomba gibi gelip düşmüş bomba etkisi bırakmıştı elserin ve karaer birlerşince.... gerçekten ayrı bir güç heybet ve asillik çıkmıştı

 

Leyla

ve Burak içeri girdi.

Leyla direkt panikledi.

 

"Afet abla?!

Burak olduğu yerde kaldı. Gözleri büyümüştü.

 

"...ne oldu?"

 

Rüzgar kaşlarını çattı.

"Ne ameliyatı bu?!"

Ama Diana kimseyi duymuyordu artık.

 

Direkt Afet’in yanına çöktü.

"Eldiven."

Draco tek kelime etmeden hemen uzattı. Göz göze geldiler.

Sessiz bir anlaşma.

Diana eldivenleri geçirdi. Bandaja baktı.

 

"Yavaş…"

Bandajı dikkatlice kaldırdı.

O an…

odadaki herkes nefesini tuttu.

Afet dişlerini sıktı.

 

"ah!"

Diana gözlerini daralttı. İnceledi. Çok hızlı ama çok dikkatliydi.

"tamam."

Herkes aynı anda konuştu.

 

"Ne oldu?!"

 

"İyi mi?!"

 

Diana başını kaldırmadan konuştu.

"Dikiş hattı zorlanmış."

 

Kısa bir duraklama.

 

"Hafif açılma var."

 

Annesinin eli ağzına gitti.

"Allahım…"

 

Diana devam etti.

 

"Ama panik yapmayın."

İlk kez biraz yumuşadı sesi.

 

"Kontrol altında."

 

Afet’in nefesi biraz düzeldi.

Draco’nun omuzları da… milim gevşedi.

Diana tekrar bandajı kapattı. Yeni gazlı bez istedi.

 

"Temizleyeceğim."

Draco hemen verdi.

Rüzgar hâlâ anlamaya çalışıyordu.

 

"Birisi bana baştan anlatacak mı?!"

Bu sefer Diana başını kaldırdı.

 

"Ameliyat olmuş."

Net.

"Ve dinlenmemiş."

Gözleri direkt aileye kaydı.

Mesaj verilmişti.

Kısa bir sessizlik.

 

Jessica yutkundu.

 

"...biz… yeni öğrendik."

Diana’nın bakışları sertleşti.

 

"Açıklarsınız. Ama şu an değil. Önce Afet."

Temizliği bitirdi. Bandajı sabitledi.

 

"Tamam."

Ellerini çıkardı.

 

"Kanama durdu."

O an…

odadaki hava değişti.

Gerilim düşmedi.

Ama…

ölüm korkusu biraz geri çekildi.

Leyla yavaşça yaklaştı.

 

"Afet abla…"

Sesi küçüktü.

 

"İyi misin…?"

Afet gözlerini araladı. Zorla gülümsedi.

 

"daha iyiyim."

Burak nefes verdi. İlk kez.

Rüzgar başını iki yana salladı.

 

"Ben hâlâ şoktayım ya…"

Diana bu sefer direkt sordu.

 

"Neden ameliyat oldun?"

Afet cevap vermeden önce Draco konuştu.

 

"Kist."

Kısa.

"Acildi."

 

Jessica ekledi.

"Bir gecede aniden olmul biz bilmiyorduk..."

 

afet yavaşça konuştu

"Sizi endişelendirmek istemedik…"

 

Draco’nun bakışları sertleşti.

"Ben söyleyelim dedim."

Sessizlik.

"Afet istemedi."

Afet gözlerini kapattı.

 

"...şimdi konu bu değil."

Yorgundu. Gerçekten.

 

Diana Ela bir an durdu.

Bakışları Afet’in yüzünde gezindi.

 

"Kadın doğum uzmanı değilim…" dedi yavaşça.

"Ama bu konuda yeterince çalışma yaptım."

Gözleri Draco’ya kaydı.

 

"Dosyası var mı?"

Draco hiç düşünmeden başını salladı.

 

"Var." hemen çatanya yöneldi iç cebinden dosyayı çıkardı Uzattı.

 

"Ne olur ne olmaz diye yanımda getirdim."

Diana dosyayı alırken kısa bir bakış attı.

 

"Aferin çocuk…" dedi hafifçe.

"Böyle durumlarda her şey yanında olur."

O cümle…

 

odadaki gerginliği bir nebze yumuşattı.

Sonra tekrar Afet’e döndü.

Yanına yaklaştı.

Elini tuttu.

"Nasıl hissediyorsun?"

Afet nefes verdi.

 

"İyiyim… biraz ağrım var sadece."

Diana başını salladı.

 

"Normal."

Kısa bir duraklama.

"Dosyana bakayım… sonra sana uygun bir ağrı kesici veririz."

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Bu arada… tanıştığımıza memnun oldum ben teyzen"

Afet de yorgun ama içten bir gülümseme verdi.

 

"Ben de… teyze."

O kelime… ilk kez söylendi.

Ve odadaki herkes bunu hissetti.

Diana dosyayı açtı.

Sayfaları hızlı ama dikkatli bir şekilde çevirmeye başladı.

Ve…yüzü değişti. Kaşları çatıldı.

Bakışları sertleşti.

 

"...anladım."

Herkes ona baktı.

Diana başını kaldırdı.

Direkt Afet’e.

 

"Her şeyi anladım da…"

Sesi bu sefer ağırdı.

"Sen nasıl bu kadar uzun süre bu kistlerle yaşadın?"

Sessizlik.

 

"Nasıl dayandın buna?"

Afet cevap vermedi Diana dosyaya tekrar baktı.

 

"On dört yaşından beri…"

Sayfayı çevirdi.

 

"Yıllarca…"

Başını kaldırdı.

 

"Ağrıların vardı."

Gözleri aileye döndü.

 

"Fark etmediniz mi?"

O an…

oda buz kesti.

Lera Lale yutkundu.

 

"Ben… bilmiyordum… abartıyor sanıyordum…"

Diana’nın bakışları sertleşti.

 

"Bilmezsin tabii."

Sesi keskinleşti.

"Bilmen için doktora götürmen gerekir."

Kimse konuşamadı.

 

"Ayrıca abartsa bile…"

bir adım öne çıktı.

"İnsan bir şüphe eder."

Gözleri dolmuştu ama sesi hâlâ güçlüydü.

"Kaç sene olmuş!"

 

Sonra bir anda…

"Annemiz gibi konuşuyorsun ya!"

O cümle… geçmişten bir şey taşıyordu Ağır ve lera lale korkunç bir gerçekle yüzleşti asla annem gibi olmayacağım derken annesinin kopyası olmuş onu hatalarının farklı bir versiyonunu yapmıştı

 

"Ben sana ablan olarak böyle mi öğrettim?!"

Lera Lale’nin gözleri doldu.

"Ela ben "

Diana elini kaldırdı.

"Sonra konuşacağız."

Derin bir nefes aldı.

 

"Şimdi değil."

Sessizlik. Sonra tekrar yumuşadı. Afet’e döndü.

Yanına çöktü. Sesi bu sefer daha sakin.

 

"Doktor sana söylemiştir… değil mi?"

Afet gözlerini kapattı bir an.

Sonra açtı.

 

"...çocuk sahibi olamayacağımı mı?"

O an… herkesin içinden bir şey koptu.

Kimse konuşamadı. Diana yavaşça başını salladı.

 

"İmkansız diye bir şey yoktur…"

Durdu.

 

"Ama…"

Kelimeyi seçti.

 

"İhmal… seni çok yormuş."

Eliyle dosyayı kapattı.

 

"Yumurtalıkların… rahmin…"

Derin bir nefes aldı.

 

"Çok zorlanmış."

 

"Bir kısmı alınmış…"

Sesi düştü.

"Vücudun… uzun süre zehirlenmiş gibi çalışmış."

Sessizlik.

"Ama dinlenirse… toparlarsa…"

Afet hemen araya girdi.

 

"Ben biliyorum ne olduğunu."

Gözleri dolmamıştı Ama sesi… bitkindi.

 

"Bana teselli vermeyin."

O cümle…

herkesi susturdu.

Afet başını yana çevirdi.

 

"Ben… burada kalmak istemiyorum."

Kısa bir duraklama.

"Kanlı kıyafetlerle… insanların ortasında…"

Nefes aldı.

"...durmak istemiyorum."

Draco hiç beklemedi.

Direkt ayağa kalktı.

Bir kelime bile etmeden…

eğildi.

Afet’i kucağına aldı.

Afet refleksle ona tutundu.

Yüzü yine gerildi.

Draco fısıldadı.

 

"Sakin."

Kimse engel olmadı.

Kimse bir şey diyemedi.

Sadece izlediler.

Draco kapıya yöneldi.

Geçerken kısa bir an durdu.

Gözleri aileye kaydı.

Sert değildi bu sefer.

Ama netti.

"Dinlenmesi lazım. şimdilik odasına çıkartıyorum sonrasına o karar verir "

Ve çıktı.

Kapı kapandı.

Aşağıda kalan herkes…

aynı duyguda kaldı:

Geç kalmışlık.

Pişmanlık.

Ve… geri alınamayan yıllar.

 

aşağıda derin bir sessizlik oldu draco kucağında afeti yavaşça çıkatıyordu çok yavaş

 

"lale ... anlatmak istediğin bişey varmı?" dedi elinde dosyayı sallarken

 

"abla sana söyledim biz bilmiyorduk normal adet ağrısı sandık hatırlasana bizde adet olduğumuzda nasıl ağlardık? "

 

"bana bak lale kalbini kırmıyorum yıllar sonra yeni barıştık diyorum ama benim sabrım bir yere kadar bizim o ağrılarımız dinlenin hareket edince ağrı kesici içince geçiyordu ve annemiz bizi yine doktora götürnüştü hatırlatırım !"

 

"abla yeter ama artık acısını çekiyorum zaten kızım o benim üzülmüyorummu sanıyorsun! ben doğurdum onu! ben baktım büyüttüm sevdim mükkemmel bir anne olmayabilirim ama anneyim ben! "

 

"bana bak leyla yemin ediyorum yaşına başına bakmam şurda kocanıj çocuklarının yanında paralarım seni!"

 

"abla!"

 

"başlatma ablana! kızın karnını rahmine kadar kesmişler kocaman ! sezeryan doğum yapmış bir kadın gibi o şuan! mafolmuş kız beni erimiş resmen! ama herşeye rağmende güçlü duruyor ! "

 

"abla lafımı ağzıma tıkma! "

 

"tıkarım efendim! ablanım ben senin ! kız yılöarca kistlerle yaşamış haberin yok büyümüş acı çekmiş yazıyorda orda bir dünde dört beş ağrı kesici içtiği olmuş geceleri uyuyamamış haberin yok! kızı karnını kesmişler amiliyat olmuş haberin yok! nasıl annesin sen nasıl birine dönüştün ha?!"

 

"sen benim neler yaşadığımdan haberin varmı ?!" herkes sessiz ve şok bir şekilde onlatı izliyordu

 

"burda şuan konu sen değilsin afet! senin kızınsa benimde yiğenim!"

 

"21 yıldır yiğenin yanında yoksun ama! "

 

"sende pek olmammışsın sanki ?!" ortalık bir an buz kesyi lera lale orda öylece kaldı yutkunamadı merdivenlerden çıkan afet ve dracoda duymul anlık durmuştu afetin sessiz işaretiyle draco iyice yavaşladı afet onları duymak istiyordu

 

"abla..."

 

"abla diyip durma! annelik doğurmakla bitmiyor sadece! benim eşşek kadar oğlum var 21 yaşında bak kızımda 14 yaşında ! hala bir yerleri ağrıdığında ne yi var diye bakıyorum kendim doktor olduğum için olda olmasam her problemde götürürüm hastaneye!"

 

"abla abartıyor sandım amiliyat olduğunuda bana söylemezse nerden bilebilirim!"

 

"kız haklı bende olsam bende söylemem zamanında söylemedim zaten aynı ennem gibi konuşuyorsun! abrtıyorsun şov yapıyorsun uzaktan durmalar umsamamalar bencillikler ne oldu sana ben sana böyleni öğrettim!"

 

"yanımdamıydınki öğretesin! " diana elanın çenesi kasıldı şera laleninde öyle

 

"16 yaşımda terk ettin gittin beni onu iki seneside ruh gibiydin komadaki sevgilinin yasını tuyordun hatırlatırım! "

 

diana ela kendinş tutamadan kardeşine sağlam bir tokat patlattı ev tokatın sesiyle inledi afet ve dravı bile merdivenlerde şok geçirdi

 

herkes ollatın başına toplandı

 

"karıma nasıl vurursun ne olursa olsun benim yabımda bebimkatıma vuramazsım!" dedi jone bkra onların yanına giderken

 

"teyze anneme nasıl vurursun ne hakla! " dedi jessica ella

 

"ela!" dedi rüzgar iki birden onlara döndü

 

"SİZ KARIŞMAYIN ! BU BİZİM ARAMIZDA!" dedi iki birden o an herkes sınırı aşamayacağını anladı bu iki kız kardeşin abla kardeşin arasında bişeydi ve kimse karışamazdı

 

" şimdi beni dinle nankör kardeşim!" dedi diana ela öfkeyle parmağını sallayarak lera llae ise ablasına bakıyordu bir çok duyguyu yaşıyorudu

 

"ben ne olursa olsun snein yanındaydım ve evet kocamı komadayken iki yıl bekledin yas tutum çünkü o buna değen biri sizden daha çok sevgi verdi bana sende dahil annesinin kızı seni... " diana ela karfeşinin gözlerinin içine baktı

 

"ben sizi bıraktım çünkü... ben evladımın yasını tutuyordum sizin yüzünüzden ölen evladımın! daha nefesini alamadan öldü benim yavrum kıyafeyleri başka çocuklara gitti... yok olup gitti karnımdan! yatsaydım ben yıllarca !"

 

"abla..."

 

"tamam sen çocuktun ama öğrendiğin halde bana bunı nasıl dersin?!"

diana ela sarıya yakın açık kumral uzun perçemli saçlarını o herzaman ki duruşuyla geriye savurdu elini kaldırdı

 

"o kızı ayakta öldürmüşsünüz önce gisin ondan özür dileyin onarın sen kendi anneliğine bak önce sonra benin ablalığıma laf edersin! ben yasdaydım gittim sizi affedemedim! "

 

Lera Lale’nin dudakları titredi.

Gözlerinde biriken yaşlar artık tutulmuyordu.

 

"abla…"

Sesi kırıldı.

"...özür dilerim."

O kelime…

yılların arasından çıkıp gelmiş gibiydi.

Diana Ela’nın bakışları hâlâ sertti.

Ama o sertliğin altında… bir kırılma vardı.

 

"Ben… gerçekten bilmiyordum…" diye devam etti Lera.

"Ben… yanlış yaptım…"

Gözyaşları yanağından süzüldü.

"Çok yanlış yaptım…"

Sessizlik.

Herkes nefesini tutmuştu.

Diana Ela bir an baktı kardeşine.

Uzun uzun.

Sonra…

yavaşça yaklaştı.

Kollarını açmadı önce.

Sadece baktı.

 

"...geç kaldın." dedi kısık bir sesle.

Ama bir sonraki saniye…

Lera Lale kendini ona attı.

Sarıldı. Sıkı sıkı.İki kardeş… yılların yüküyle birbirine tutundu.

Diana’nın gözleri kapandı. O da sarıldı. Ama sesi hâlâ netti.

 

"Benden değil…"

Biraz geri çekildi.

"Kızından özür dileyeceksin."

O cümle…nokta koydu. Merdivenlerde… Afet ve Draco hâlâ duruyordu.

Afet’in gözleri dolmamıştı.Ama içi…sessizce parçalanıyordu.

Elini Draco’nun omzuna hafifçe bastırdı.

"Çıkalım."

 

Draco başını salladı.Daha da yavaşladı.

Her adım dikkatliydi.Her adım… koruyucuydu.

Odaya girdiklerinde Draco kapıyı ayağıyla kapattı.

Afet’i yatağa dikkatlice bıraktı.

Yastıkları düzeltti.

Sonra eğildi.

 

"Nasıl hissediyorsun?"

Afet gözlerini kapattı bir an.

"yorgunum."

 

Draco başını hafifçe salladı.

"Normal."

Elini saçlarının arasına götürdü.

Nazikçe düzeltti.

"Buradayım."

Afet gözlerini açtı.

 

"biliyorum..."

O an…Kapı çaldı Draco kapıya yöneldi. Açtı.

Kapıda Marco ve Jughead vardı.

Ellerinde valizler. Marco hafifçe boğazını temizledi.

 

"Şey… valizleriniz aşağıda kalmıştı."

Jughead ekledi.

"Biz de getirelim dedik."

Draco başını salladı.

 

"Sağ olun."

Afet arkadan seslendi.

 

"Üstümü değiştirince gelirim…"

Marco başını salladı.

 

"Acelen yok."

Jughead kısa bir bakış attı.

 

"Dinlen önce."

Kapı kapandı. Kısa bir sessizlik. Sonra tekrar…

kapı çaldı. Bu sefer Leyla ve Burak.

Leyla içeri girer girmez gülümsedi ama gözleri hâlâ biraz kırmızıydı.

 

"Selam…"

Burak başını salladı.

 

"Rahatsız etmiyoruz umarım…"

Afet hafifçe doğrulmaya çalıştı.

 

"Yok… gelin."

Leyla yatağın kenarına yaklaştı.

 

"Nasıl oldun?"

 

"Daha iyiyim."

 

Kısa bir duraklama.

Afet onlara baktı.

 

"Anneannemizle tanışmışsınız…"

Leyla ve Burak birbirine baktı.

Sonra Leyla hafifçe güldü.

 

"uzun hikâye..."

Burak omuz silkti.

 

"Ağlamalar… bağrışmalar… biraz dram yani."

Leyla devam etti.

"Ama…"

Bir an durdu.

 

"Sevdim."

Gözleri hafif parladı.

"Sonuçta… annemin annesi."

Sessizce gülümsedi.

 

"...ve ilk defa…"

Küçük bir nefes aldı.

"...anne tarafım varmış gibi hissettim."

O cümle…

Afet’in kalbine yumuşakça dokundu.

Afet hafifçe gülümsedi.

 

"Güzel."

Leyla başını salladı.

 

"Evet."

Sonra ayağa kalktı.

 

"Biz aşağıdayız."

Burak da geri çekildi.

 

"Bir şeye ihtiyacın olursa… söyle."

Kapı kapandı.

Oda tekrar sessizleşti.

Draco Afet’e döndü.

 

"Üstünü değiştirelim."

Afet başını salladı.

 

"Tamam…"

Draco son derece dikkatliydi.

Her hareketi yavaş.

Her dokunuşu nazik.

Bandajına dikkat ederek…

kıyafetlerini değiştirmesine yardım etti.

Afet arada yüzünü buruşturdu.

Draco hemen durdu.

 

"Acıttım mı?"

Afet başını salladı.

 

"Yok… sadece… hassas."

 

Draco daha da yavaşladı.

İşleri bitirdiğinde…onu tekrar yatağa uzandırdı.

Yastığını düzeltti.Üzerini örttü. Bir saniye durdu.

Sonra elini tuttu.

 

"Dinlen."

 

Afet gözlerini kapattı.

"...yanımdasın."

 

Draco hiç tereddüt etmedi.

"Her zaman."

 

Oda sessizliğe büründü.

Ama bu sefer…o sessizlik yalnız değildi Oda birkaç dakika boyunca sessiz kaldı.

Sadece Afet’in nefesi… ve odanın hafif uğultusu Afet yatağın ucunda yarım oturur haldeydi Draco ise yanına, biraz mesafeli uzanmıştı.

Afet gözünü açtı. Kaşını hafif kaldırdı.

 

"Öyle köşede yatacağına düzgün gelsene yanıma."

Draco kısa bir an durdu Sonra hafifçe güldü.

 

"Emir mi?"

Afet gözlerini devirdi.

 

"Evet."

Draco başını salladı.

"Başüstüne."

 

Biraz daha yaklaştı.

Daha rahat bir şekilde yanına uzandı Aralarındaki mesafe…

yok denecek kadar azdı artık Tam o anda Kapı çaldı. Draco doğruldu.

Kapıyı açtı Kapının önünde… Lera Lale, Diana Ela ve Jessica vardı.

Lera Lale’nin elinde bir tepsi Çekinerek içeri girdiler.

 

"Rahatsız etmiyoruz umarım…" dedi annesi.

Afet başını hafifçe salladı.

 

"Yok…"

 

Annesi tepsiyi gösterdi.

"Sana… yani… size yemek getirdim."

 

Tepside iki kase tarhana çorbası, ekmek, biraz pilav ve salata vardı.

"Yemesi lazım," diye ekledi Diana Ela kısa bir bakışla.

 

Afet hafifçe gülümsedi.

"Sağ ol anne…"

Draco da kibarca başını eğdi.

 

"Sağ olun."

Tepsiyi aldı Yatağa yerleştirilen küçük ayaklı sehpayı açtı Tepsiyi dikkatlice yerleştirdi Kısa bir sessizlik oldu Sonra Lera Lale derin bir nefes aldı.

 

"Afet… ben… biraz konuşmak istiyorum."

Jessica da yatağın yanına oturdu.

Diana biraz geride kaldı ama gözleri üzerlerindeydi.

Afet birkaç saniye sustu. Sonra başını salladı.

 

"...tamam."

Lera Lale’nin sesi titriyordu.

 

"Özür dilemem… hiçbir şeyi değiştirmeyecek biliyorum…"

Gözleri doldu.

 

"Ama… özür dilerim."

Sessizlik.

 

"Gerçekten bilmiyordum…"

 

"Bu kadar acı çektiğini… anlamadım… düşünemedim…"

Gözyaşları süzüldü.

 

"Normal sandım…" Bir an durdu.

 

"Yıllarca kendi acımın içinde yaşadım…"

Sesi daha da kırıldı.

 

"Ne kardeşlerini düşündüm… ne seni…"

Afet’in gözleri dolmaya başladı.

 

"Ama farkında olmadan… en çok sana haksızlık yaptım."

 

"En çok seni kırdım…"

Nefesi titredi.

"...özür dilerim."

Oda tamamen susmuştu.

 

"Belki yüzsüzlük… ama…"

Gözlerini kaldırdı.

"...beni affedebilir misin?"

Afet yutkundu Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

 

"denerim anne…" Sesi çok yumuşaktı.

 

"Sizi… tamamen bırakabileceğimi sanmıyorum zaten."

O cümle… Lera Lale’yi tamamen yıktı.

Jessica hemen eğildi. Afete sarıldı.

 

"Canım kardeşim…"

Saçını okşadı.

"Özür dilerim… neden söylemedin ki?"

"Atlar gelirdik uçağa…"

 

Afet hafifçe gülümsedi.

"Ben istemedim…"

Jessica başını salladı.

 

"Yine de gelirdik."

Afet gözlerini kapattı.

 

"...yetişemezdiniz."

Ortam yumuşamaya başlamıştı.

Diana Ela kollarını bağladı.

Sonra Draco’ya baktı.

 

"Yalnız damat…"

Kaşını kaldırdı.

 

"Benim gözüme girdin ha."

Herkes ona döndü.

 

"Nasıl sahip çıkıyorsun nişanlına…"

 

"gerekirse ailesine karşı bile."

Hafif bir sırıtış.

"Aferin."

Odadaki hava biraz daha hafifledi.

Draco kibarca gülümsedi.

 

"Teşekkür ederim."

Afet’e baktı.

 

"Her zaman koruyacağım."

Diana başını salladı.

 

"Aferin aferin…"

 

Sonra parmağını hafifçe salladı.

"Ama bak…"

Gözleri bir anda ciddileşti.

 

"Bu saatten sonra bu kızın arkasında teyzesi var."

Hafifçe eğildi.

"Kim olursa olsun…"

 

"Bir damla daha gözyaşı görürsem…"

Kısa bir duraklama.

 

"hepinizle ben uğraşırım."

Bir saniye…

Sonra herkes hafifçe güldü.

Gerginlik… biraz daha çözüldü.

Jessica ayağa kalktı.

 

"Hadi… sizi yalnız bırakalım."

Lera Lale son bir kez baktı.

 

"Afiyet olsun…"

 

Diana başını salladı.

"İlacını da içecek."

Sonra üçü birlikte odadan çıktı. Kapı kapandı Sessizlik.

Ama bu sefer… huzurlu Draco tepsiye döndü Kaşığı aldı.

 

"Tamam."

Afet’e baktı.

 

"Yemek zamanı."

Afet hafifçe güldü.

 

"Ben yiyebilirim."

Draco kaş kaldırdı.

 

"Emin misin?"

Afet omuz silkti.

 

"Değilim."

Draco gülümsedi.

"Ben de."

Kaşığı çorbaya daldırdı.

Üfledi.

Dikkatlice uzattı.

Afet yavaşça aldı.

İçti.

Draco onu izliyordu.

 

"İyi misin?"

Afet başını salladı.

 

"Evet…"

Draco hafifçe sırıttı.

 

"Bak…"

"Artık aslan gibi teyzen var."

Afet gözlerini devirdi.

 

"Fark ettim."

Draco devam etti.

 

"O yüzden…"

Bir kaşık daha uzattı.

"yemeğini bitir."

Afet kaşığı aldı.

 

"Neden?"

Draco omuz silkti.

 

"Sonra gelip beni azarlar."

Afet güldü.

 

"Doğru."

Draco da güldü Ve o an… her şey ilk kez biraz normal hissettirdi.

afet yemeğini yedi dracoda öyle yemek bitince

Draco tepsiyi kenara bıraktı. Kaşığı yavaşça tabağın içine bıraktıktan sonra Afet’e döndü. Birkaç saniye sadece baktı.

 

"Afet…"

Afet başını kaldırdı.

 

"Ne istiyorsun?"

 

Afet kaşlarını hafifçe çattı.

 

"Neyden bahsediyorsun?"

Draco omuzlarını gevşetti.

 

"Burada kalmak mı istiyorsun… yoksa gitmek mi?"

O soru… basit değildi.

Afet birkaç saniye sustu. Sonra gözlerini ona dikti.

 

"Sen ne istiyorsun?"

Draco hiç düşünmeden cevap verdi.

 

"Benim ailenle bir sorunum yok."

Kısa bir duraklama.

 

"Sorunum… senden."

Afet’in bakışları değişti.

 

"Seni üzmelerinden."

Sesi sakindi ama netti.

 

"Biliyorsun."

Bir adım yaklaştı.

 

"Burada kalmak istersen… buradayım."

 

"Gitmek istersen… yine buradayım."

 

Afet’in yüzü yumuşadı. Gözleri bir an dalıp gitti.

Sonra çok hafif bir sesle konuştu

 

"Ablamın nişanı için… bu seferlik burada kalalım."

Kısa bir duraklama.

 

"Olur mu?"

Draco’nun dudak kenarı hafifçe kıvrıldı.

 

"Tabii ki olur."

Başını yana eğdi.

 

"Dedim ya… benim ailenle bir sorunum yok."

Kısa bir nefes verdi.

 

"Hatta… seviyorum onları."

Afet ona baktı. Bu cümle… beklediği bir şey değildi.

Draco tepsiyi aldı, ayağa kalktı.

 

"Hadi şimdi…"

Yatağa doğru işaret etti.

 

"Uzan. uyu yaraların iyleşsin "

Afet yavaşça geriye yaslandı. Gözleri tavana kaydı.

Derin bir nefes aldı.

 

"Bedendeki yaralar iyileşir…"

Sesi çok hafifti.

"...ama ruhumdakiler iyileşir mi bilmiyorum."

O cümle…odada asılı kaldı.

Draco durdu.Sonra yavaşça geri geldi.

Yatağın kenarına oturdu.Afet’e doğru eğildi.

Onu nazikçe kendine çekti.Alnına kısa bir öpücük bıraktı.

 

"İyileşir."

Afet gözlerini kaldırdı.

"Ben iyileştiririm."

Sesi bu sefer daha alçaktı.

 

"Çünkü sen… benim içimdeki her şeyi iyileştirdin."

Afet’in nefesi bir an takıldı.

 

"Gerçekten mi…?"

Gözleri dolmadı ama sesi kırıldı.

 

"Sana iyi gelebildim mi?"

Kısa bir duraklama.

 

"Şu an… kardeşlerini aramak yerine buradasın."

 

"Bana destek oluyorsun."

"Belki canın çok acıyor…"

"...ama benim yüzümden kendi acını bile yaşayamıyorsun."

Draco başını iki yana salladı.

 

"Üzgünüm… evet."

Kısa bir nefes aldı.

 

"Ama çok da üzgün değilim."

Afet kaşlarını çattı.

 

"Nasıl yani?"

Draco bakışlarını kaçırdı.

 

"Bilmiyorum…"

 

"...garip bir rahatlık var içimde."

 

"Öfkem var."

 

"Ama…"

 

Gözleri tekrar Afet’e döndü.

 

"Her şey çok normalmiş gibi hissediyorum."

Kısa bir duraklama.

 

"Belki… kardeşlik bağı olmadığı içindir."

 

Sessizlik.Sonra biraz yaklaştı.

 

"Ve bir şey daha var."

Afet bekledi.

 

"Senin dertlerin… beni yormuyor."

Gözleri yumuşadı.

 

"Ben senin kocanım."

 

Küçük bir gülümseme.

"İyi günde de… kötü günde de."

 

Afet hemen karşılık verdi.

 

"Hâlâ kocam değilsin."

 

Draco kaş kaldırdı. Hafifçe ona doğru eğildi.

"Hayır…"

Sesi netti.

 

"Kocanım."

Afet gözlerini devirdi ama gülümsedi.

Draco devam etti

 

"Sen de benim karımsın."

 

"Biz zaten aynı hayatı yaşıyoruz."

Küçük bir duraklama.

 

"Aptal bir imza… kimin umurunda?"

 

Bir an durdu. Sonra yarı ciddi, yarı şaka

 

"Gerçi bana kalsa… çoktan nikahıma almıştım seni."

Afet hafifçe güldü.

"Ama sen… okul bitsin istiyorsun."

Draco başını salladı.

"Sabır gösteriyorum bak."

Afet gözlerini kapattı.

 

"Ne büyük fedakârlık."

Draco gülümsedi.

Sonra yavaşça battaniyeyi çekti. Afet’in üstünü örttü.

Elini saçlarına götürdü.Yavaşça okşadı.

 

"Uyu."

Sesi neredeyse fısıltıydı.

 

"Dinlen."

Afet gözlerini kapattı. Bu sefer… gerçekten.

Draco bir süre onu izledi. Nefesinin düzenlenmesini.

Yüzünün yavaşça gevşemesini Sonra o da yanına uzandı.

Kolunu dikkatlice onun etrafına sardı. Çok hafif.

Sanki kırılacakmış gibi. Oda sessizdi. Ama bu sefer…

o sessizlik boş değildi. İlk kez…

güven doluydu. Ve gece… onları yavaşça içine aldı.

🔥🌊

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 08.05.2026 16:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 42.bölüm kanlı geçmiş
Slytherin queen
Kraliçe felâket devri

1.84k Okunma

316 Oy

0 Takip
47
Bölümlü Kitap
Yıl 2026 yıl felâket devri1. Bölüm " merhaba ben"2.bölüm yok olan kayıtlar3. Bölüm lütfen yaşa4.bölüm korku5.bölüm kimsin sen?6.bölüm sonsuza kadar7.bölüm:ben kaybetmem8. Bölüm :hırs ve kibir9.bölüm:güven10.bölüm tatlı zamanlar11.bölüm: geçmişten geleceğe12: bölüm saklanan sır ve geçmiş sinsi bir yılandır13 .bölüm :ejdahaların geçmişin maskeli tiyatrosu14.bölüm:afet ve fırtınalı okyanus15.bölüm:gelecek yıl değil bütün ömrüm16.bölüm : geçmişin yara izi17.bölüm: kader mühürü18.bölüm mahkumiyet değil özgürlük19.bölüm sırkatili timi20.bölüm gölgelerin ardındaki soy21.bölüm bir ceset iki kırık kalp22.bölüm sana söz23.bölüm felâket ve sırlar zinciri24.bölüm şanlı türkiyeme hoşgeldiniz25. Bölüm kırıldım ama gitmedim çünkü soykırım gibi sevdim26.bölüm soykrım kadar sevilen sessizlik kadar ölümcül27.bölüm acının dili28.bölüm geri dönüş acının kapısında29.bölüm aşkın ve hırsın mirası: babasının oğlu30.bölüm sessiz hükümdar unutulan valerion vârisiözel bölüm: bir omza yaslanan gece31.bölüm kan bağı32.bölüm sessiz vedalar33.bölüm kulalar ve sırlarözel bölüm : küllerinden kör nokta34.bölüm üç sandelye35.bölüm sessiz ittifak36.bölüm küller yalan söylemez bir yangın daha37.bölüm fısıltı38.bölüm katil mi masummu ?39.bölüm diriliş40.bölüm:eşik41.bölüm:geç kalan gerçekler:affı yok42.bölüm kanlı geçmiş43.bölüm:his44.bölüm aynı masada
Hikayeyi Paylaş
Loading...