1. Bölüm

1. Bölüm

celikk
celikk9822

 

Kaskımı kafamdan çıkardıktan sonra subaylarla selamlaştım. Kaskımı koltuğunun altına alıp tabura doğru yürümeye başladım.

 

Yeryüzüne her indiğimde gelen o hüzün yine gelmişti. Yukarıdayken bulduğum huzuru burada bulamıyordum.

 

Yolda yürürken gördüğüm yeni gelen askerlere göz ucuyla bakarak gülümsedim. Acaba hangi komutanın eline düşeceklerdi?

 

"Komutanım!"

 

Bana doğru gelen askerle durdum.

 

"Dinliyorum, asker."

 

"Mehmet Albay sizi bekliyor odasında."

 

"Hayırdır?"

 

"Yeni komutan gelmiş."

 

Onu onayladığımda asker selamı vererek uzaklaştı.

 

Büyük ihtimalle bu yeni gelen komutanın timini helikopterlerini ben uçuracaktım. Yoksa beni niye çağırsın ki?

 

Komutanın odasına geldiğimde kapıyı tıkladım. İçeriden gel sesini duyunca içeriye girip kapıyı kapattım.

 

Asker selamı verip "Beni emretmişsiniz komutanım." dedim.

 

Tam yanımda duran adamı göstererek "Meriç, Yüzbaşı Yağız'la tanış. Taburun yeni komutanı." dedi.

 

Yanımdaki adama dönüp esas duruşta "Üsteğmen Pilot Meriç GÖKSEL" dedim.

 

"Yüzbaşı Yağız ÖZTÜRK."

 

Bu da diğerleri gibi kasıntı bir tipti anlaşılan. Zaten şu bölüğe normal biri gelir miydi ki?

 

Kısa süren tanışma faslından sonra odama doğru gidiyordum ki birinin bana seslenmesiyle durdum.

 

"Üsteğmen!"

 

Arkamı dönüp yeni gelen komutan olduğunu anladığımda selam verdim.

 

"Buyurun komutanım."

 

"Madem bundan sonra beraber çalışacağız, nasıl uçtuğunu görmek istiyorum. Belki başka bir pilot bulmam gerekir."

 

O az önce benim kötü uçurabileceğimi mi ima etti? Pekala, artık kara listemdesiniz Yağız komutan.

 

"Şimdi mi ?"

 

"Evet şimdi."

 

"Tamam gidelim."

 

Helikopterlerin olduğu üsse geldiğimizde etraftaki askerler anında esas duruşa geçmişlerdi.

 

"Bekir Başçavuş nerede Asım?"

 

"Arka tarafta komutanım. Çağırayım?"

 

Asım tam çağırmak için yeltendiğinde Bekir arka taraftan çıkmış bize doğru geliyordu.

 

"İyi insan lafın üstüne gelirmiş."

 

Bekir yanımıza geldiğinde asker selamı verip esas duruşa geçti.

 

"Benimki yerinde mi Bekir?"

 

"Yerinde komutanım da hayırdır? Bir sıkıntı yoktur inşallah."

 

Buraya geldiğimizden beri konuşmayan Yağız komutanı göstererek " Yeni komutan, Yüzbaşı Yağız. Timinin pilotu benim, helikopteri de Benimki. Nasıl kullandığımı görmek istiyormuş." dedim.

 

"Şimdi mi?"

 

"Evet."

 

"Komutanım işinize karışmak gibi olmasın ama nöbetin üstüne kaç saat uçuş yaptınız. Dinlenmeden tekrar uçmanız ne kadar doğru olur?"

 

Haklıydı. Nöbetin üstüne dinlenmeden alan taramasına çıkmıştım. Uçaktan ineli bir saat bile olmadan tekrar binmem pek mantıklı değildi ama bu komutan sinir etmişti beni bir kere. Binecektim.

 

"Bir şey olmaz Bekir."

 

Bekir tekrar selam verip askerlere seslendi.

 

"Benimki'ni hazırlayın. Üsteğmen Meriç ve Yüzbaşı Yağız uçuşa çıkacaklar."

 

Onlar hazırlıklar için giderken biz de uçuş aparatlarının olduğu yere doğru yürümeye başladık.

 

"Helikopterin adı 'Benimki' mi cidden?"

 

"Evet. Burada onu kullanan sadece ben olabilirim ama buradaki bütün subayların, çavuşların o helikopterde emeği var. Bu yüzden herkesin sahiplenmesini istediğim bir isim verdim."

 

Anladım dercesine kafa salladı sadece. Ondan başka bir tepki beklemiyordum zaten.

 

Malzemelerin bulunduğu yere geldiğimizde dolabımım önüne geçip kapağını açtım.

 

"Askerlere söyle helikopteri hazırlamasınlar. Yarın sabah erkenden çıkalım."

 

Herhangi bir şey dememi beklemeden dışarıya çıktı. Sinirle dolabın kapağını sertçe kapattım ve metalin sesi odada yankılandı.

 

"Allah'ım sen beni sınamak için mi gönderdin bunu?"

 

Hızlı adımlarla odadan çıkıp askerlerin yanına gittim.

 

"Bekir Çavuş. Benimki'ni hazırlamanıza gerek kalmadı."

 

"Uçmayacak mısınız komutanım?"

 

"Komutan karar değiştirdi."

 

"İyi olmuş komutanım. Hazırlıyorduk ama içimiz rahat değildi."

 

Askerlere başımla selam verip tabura doğru yürümeye başladım.

 

Şu an tek isteğim evime gidip sıcak yatağımda uyumaktı. Uykusuzluktan gözlerim de acımaya başlamıştı.

 

Tabura girdiğimde yeni gelen askerlerle kıdemliler kendilerince kaynaşıyorlardı. Tam o sırada birbirlerine attıkları köpük bana isabet etmişti.

 

Eğer bana değil de başka bir komutana gelmiş olsaydı buradaki bütün askerlere ceza verirdi. Ama bendim işte. Ufak şeylere kızmanın bir mantığını göremiyordum.

 

Elimle yüzümü temizlediğim sırada bir ses yankılandı koridorda.

 

"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz? Çocuk parkı mı burası? "

 

Yağız komutan merdivenin başında dikilmiş askerlere bağırırken göz göze geldik. Önce yüzüme sonrada elimdeki köpüğe baktı.

 

"Komutanınızı da mı alet ediyorsunuz bir de?"

 

"Yüzbaşım, sorun yok. "

 

"Buradaki bütün askerler cezalı."

 

Duyduğum şeyle sinirle nefes aldım.

 

"Komutanım yaptıkları bu taburda gelenek haline gelmiş bir şey. Ceza veremezsiniz bunun için."

 

"Veririm. Sen benim emrime karşı mı geliyorsun, Üsteğmen!?"

 

Herhangi bir şey demeden selam verip merdivenlere yöneldim. Yanından geçerek yukarıya odama çıktım. Kapıyı sertçe çarparak odaya girdim.

 

"Şurada geldiği kaç saat oldu, beni sinir etmekten başka bir şey yapmadı."

 

Kendi kendime söylenip odada yürürken kapı açılma sesi geldi.

 

"Kapıyı çalmadan odaya nasıl giriyorsun!?""

 

Kapıya doğru döndüğüm de Yağız Komutanla göz göze geldik.

 

"Bir daha askerlerin karşısında emrime karşı çıkarsan çok kötü olur!"

 

"Siz de bir daha bu odaya kapıyı çalmadan girmeyin, komutan."

 

Biraz sakinleşmek adına nefeslendim.

 

Bir şey demeden odadan çıktı. Bu adam buraya sadece beni sinir etmek için mi gelmişti?

 

 

Asker kızı ve pilot olmak için uzun süre çaba sarf etmiş biri olarak bir askeri kurgu yazmam gerekiyordu artık.

 

 

Çoğu şeyi unutup yanlış yazabilirim. Bu böyle değil, gibi yorumlar geleceği için baştan söylemek istedim.

 

 

wattpad deki kitaplarımı burada yayımlayamaya başlıyorum 🫶🏻🫶🏻

 

 

Umarım kaldırılma gibi bir şey olmaz 🥺

 

 

Umarım yeni kurguyı seversiniz minik kaplumbağalarım 🤍🐢

Bölüm : 29.09.2024 16:15 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...