
Yorum yapmayı ve vote vermeyi unutmayın iyi okumalar ✨️
Meriç
Taburun otoparkına arabayı park ettikten sonra arabadan inmiştim. Tabura doğru yürürken duyduğum sesle arkamı döndüm.
"Anlamadım, bana mı bir şey dediniz?"
"Evet sana dedim. Burası rütbelilerin park yeri."
YN/ Burada bahsettiği rütbeliler diye kast ettiği subaylar. Yani teğmen üsteğmen yüzbaşı ve binbaşılar.
Bir an yanlış yere park ettiğimi düşünerek etrafıma baktım. Her zaman park ettiğim yerdi.
"Burası benim her zaman park ettiğim yer."
"O zaman her zaman yanlış yere park ediyormuşsun."
"Bakın beyefendi eğer yanlış yere park ediyor olsaydım bu zamana kadar biri beni uyarırdı, değil mi?"
"Bu ukala tavrınızla uğraşmak istememişlerdi belki. Ben yeni geldim ama buranın rütbelilerin olduğunu sizden daha iyi biliyorum."
Allah'ım sabah sabah beni mi sınıyorsun ya?
"Rütbeli olmadığımı nereden çıkardınız acaba?"
"Sizi dışarıda görsem asker bile demem birde rütbeli mi olacaksınız?"
Ben bunu dövsem mesela şu an, en fazla ne olabilir ki? Adam bana sinir bozucu bir şekilde bakıp gülerken ben sabır çekiyordum. O sırada Harun yanımıza gelmiş ve bana bakarak selam verdikten sonra "Üsteğmenim, günaydın. Yağız yüzbaşım on dakika içinde hazırlanabilirseniz bizimle koşuya gelmenizi emretti," dedi.
Adama dönüp "Duydunuz mu? Yoksa Harun tekrar etsin mi?" dedikten sonra Harun'a dönerek "Yüzbaşımız emrettiyse on değil beş dakikaya oradayım." dedim. Harun selam verip uzaklaşırken ben de adama daha fazla bir şey demeden tabura geçmiştim.
Koşudan sonra kısa bir duş almış ve ortak alana oturmuştuk.
"Gökhan komutanın yerine yeni komutan gelmiş."
"He ya gördüm ben onu Kenan abi. Bir tuhaf biri. Meriç komutanda gördü. "
"Yo ben görmedim."
"Komutanım sabah otoparkta konuşuyordunuz ya?"
"Lan o adam komutan mıymış? Gökhan komutanın yerine bula bula bunu mu bulmuşlar?"
"Çok merak ediyorum Meriç. Ne yaptın yine?"
"Valla kızım bu sefer ben hiçbir şey yapmadım. Adam durduk yere sataştı bana. Rütbeli olduğuma inanmadı."
"Sende okulun son gününe gelen öğrenci gibi sivil gelme o zaman."
Arkamdaki yastığı Kaya'ya fırlattım.
"Kıskanıyorsun oğlum."
"Üf be neyini kıskanacağım senin?"
Kaya'ya cevap vereceğim sırada titreyen telefonumla elimi cebime attım.
Yavrum: İşlerim bitti odama geçiyorum :)
Meriç: Tamam geliyorum bende
Gülümseyerek telefonu cebime koyduğumda meraklı altı çift gözle karşılaşmıştım.
"Sen niye mesaja güldün komutanım?"
"Hayatında biri mi var lan senin?"
Kaya bu soruların arasında keyifle gülerken araya girdi.
"Arkadaşlar onun hayatında biri olabilir Allah aşkına. Sema sultanım atmıştır ona gülüyordur."
Kaya bunun karşılığında kesin bir şey isteyecekti ama bu sonradan düşünecektim. Ayağa kalkıp üstümü düzelttikten sonra "Sizin sohbetinize doyum olmuyor. Benim yukarıda işlerim var gidip onları yapayım." dedim. Onlar beni onaylayan mırıltılar çıkarırken ben de odadan çıkmış merdivenlere yönelmiştim.
Üst kata çıktığımda Yağız'ın odasının önünde yeni gelen komutanla konuştuğunu görmüştüm. Ben bu adamı hiç sevmedim.
Adam Yağız'la el sıkıştıktan sonra sarılıp ayrıldı ve merdivenlere doğru döndü. O an onlara nasıl bakıyordum bilmiyorum ama hiç hoş baktığımı sanmıyorum.
Adam beni gördüğünde sabahki gibi sırıtmıyordu. Gözlerimi omuzundaki yıldızlara çıkardığımda yüzbaşı olduğunu görünce içimden söylene söylene selam verdim. Ne vardı üsteğmen olaydın? İlla bir yüksek rütbeden olacaksın.
"Pilot musun sen?"
Yok değilim. Tulumu da zevk için giyiyorum. Geri zekalı herif görmüyor musun ?
"Evet komutanım."
Yağız'a dönüp gülerek "İnşallah senin timinin pilotu değildir." dedi.
"Benim timimin pilotu."
Yağız bunu o kadar gururla söylemişti ki yanımızda bu yavşak herif olmasa gider öperdim onu.
"Bence yol yakınken değiştir. Maazallah düşersiniz falan."
Keşke elime düşsen de ben seni bir uçursam.
"Meriç üsteğmen benim bu zamana kadar gördüğüm en iyi pilot. Neye dayanarak bunu dedin bilmiyorum Okan ama bir daha Meriç hakkında böyle bir şey duymak istemiyorum."
Adının Okan olduğunu öğrendiğim adam ellerini kaldırıp "Tamam bir şey demedim kızma hemen miniğim ya," demişti.
Miniğim mi? Sen kimsin ya benim sevgilime miniğim diyorsun? Okan'a doğru bir adım attığım da Yağız hızla aramıza girmişti.
"Okan sana kaç defa diyeceğim görev başındayken üslubuna dikkat et diye."
"Tamam. Unutmuşum. Neyse ben gideyim de şu askerle bir tanışayım."
Okan gittiğinde hızla Yağız'ın odasına gittim. Yağız da odaya girip kapıyı kapattığında sinirle ona döndüm.
"O kim lan sana miniğim diyor? Bak zaten adama sabahta sinirlenmiştim üstüne tuz biber oldu bu da."
Yağız mahcup bir şekilde bakarak gülümsedi.
"Kaya ile senin gibiyiz. Harbiye'den arkadaşım."
"Kaya bana miniğim mi diyor? Ayrıca sadece görevdeyken değil sivil olduğun zaman da diyemez. Sivilken derse döverim bu sefer."
"Biliyorum döversin. "
Yanıma gelerek kollarını belime doladı sıkıca.
"Kaya sana miniğim diyemez. Çünkü sen minik olmazsın."
"Sen sanki olursun. Aramızda birkaç santim var alt tarafı."
Ben de ona sarıldığımda birkaç saniye öylece durduk. Sonra Yağız benden ayrılıp odanın kapısını kilitledi. Karşımızdaki ikili koltuğa oturdu, ben de yanına oturdum. Sırtını göğsüme yasladığında ben de kolumu beline sarmıştım.
"Miniğim olayı dışında da sevmedim ben arkadaşını."
"Şaşırmadım. Çok zıtsınız."
"Sen nasıl arkadaşsın onunla?"
"Oda arkadaşıydık. İkimizde Aydınlı olunca arkadaş olduk işte."
"Küs bence."
Yağız sesli bir kahkaha atıp bana doğru döndü. Yüzümü iki elinin arasına alarak dudaklarıma küçük bir öpücük kondurarak geri çekildi.
"Seni çok seviyorum ya."
İlk defa söylediği şeyle şaşırmış olsam da ağzım kulaklarımda gülerek ona bakıyordum. Tamam zaten biliyordum da söylemesi ayrı bir şeydi.
"Ben de seni çok seviyorum yavrum."
Dudaklarımızı tekrar birleştirdim. Bu sefer önceki gibi küçük bir öpücük değildi.
İki dudağımın arasına alıp ezdiğim dudaklarına dilimi sürterek aralamasını sağladım. Aralanan dudaklarından dilimi içeriye ittirken Yağız inlemiş ve yan bir şekilde kucağıma oturmuştu.
Nefes nefese birbirimizden ayrıldığımızda onun taburda olduğumuzu ve dikkat etmemiz gerektiğini söylemesini bekliyordum. Çünkü taburda ne zaman yakınlaşsak öyle yapıyordu.
Ama bu sefer herhangi bir şey söylememişti.
Yüzlerimizin yakınlığını bozmadan ellerini yüzümden çekip birini enseme birini de saçlarıma çıkarmıştı.
Nefesleri yüzüme değerken ister istemez gözlerimi kapatmıştım.
"Bugün bana gelmek ister misin?"
Diğer kurgularımda 25'inci bölüme kadar kırk kere smut yazan ben hâlâ bu kurguya nasıl yazmadığıma şok geçiriyorum
Umarım bir dahaki bölümde yazmış olurumm
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere minik kaplumbağalarım 🤍🐢
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |