![^[•Reno•]^ / INTOXICATING || _Minsung_ / 🔗](https://cdn.kitappad.com/image/user-file/512467/img/foto-1776435128.jpg)

(Okurken DANCERACHA'dan Taste dinleyin. İyi okumalar)
Yukari bakin(👆)
#LoveStay
#egitimdesiddetehayir
#ogretmenimedokunma
#ogrencimedokunma
×××××××××××
Jisung yatağında sırt üstü uzanmisti.
Değişik bir gün olmuştu. Oldukça değişik.
İçinde küçük bir boşluk hissi oluşmuştu ama bu göğüs kafesine sinip onu nefessiz bırakan doluluk hissinin yanında bir hicti.
Doğrudan tavana bakıyordu ama tavan bir sürü anının supruntuleriyle doluydu.
Koğuş anormal derecede sessiz hatta sakindi.
Garip, diye düşündü Jisung. Fazla garip.
Ama sanki ortamın tek cahili kendisiymis gibi hissediyordu Jisung. Bir şeyler vardı belli ki. Gardiyanlar bile bunun farkındaydı. Hatta kuzey koridorlarınin sonundaki şaşkın gardiyan Woojin bile bir şeylerden haberdar gibiydi sanki.
Böylesi Jisung için daha iyiydi aslında.
Sadece sessizlik ve onun içinde boğulan kendisi...
Belki de ölürdü, ha?
Jisung abisini dusundu.
O gideli sadece birkaç saat olmuştu.
Sessizlik bir süre sonra sıkıcı olmaya başlamıştı.
Hayata dair hiçbir şeyi eğlenceye yormayan Han Jisung için bile sıkıcı olacak kadar uzun bir süredir yaşam belirtisi olan herhangi bir eylem, bir diyalog, bir nefes sesi bile yoktu.
Oğlan yatağında diklendi ve bacaklarını aşağı sarkitarak oturdu. Soyle bir etrafı taradı. Kyehoon bile sessizdi. Herkes sadece uzaniyordu.
Soju da yoktu. Garip
"Jihoon hyung?"
Jisung , Jihoon'un yatağının olduğu tarafa baktı. Boştu.
Gözleri konuşabilecek birini aradı.
En iyi ihtimal Yijin gibiydi.
Bu ölüm sükutu onu korkutmaya başlamıştı. Öyle ki kendisinin hayatla bağlantı kurmaya çalışması bile diğerlerinde en ufak bir tépkiye sebep olmamıştı.
"Yijin hyung?"
Jisung ranzadan aşağı atladı. Küçük adımlarla, kendinden emin bir duruşla Yijin'in yatağının kenarına geldi, oturdu.
"N'oldu Jisung?"
Asla kaba değildi Yijin. Asla.
Jisung percemlerinin altına gizlenmiş zeytin karası gözlerini tekrar koğuşta gezdirdi. Bir...
Bir korku havası vardı sanki.
Evet. Evet bu korkuydu.
Koca koca adamlar, suçlular, neyden korkup da bu hale gelmişlerdi ki.
Ya gardiyanlar?..
"Hyung, bir şey mi oluyor?"
Yijin açıkça seçilen bir endişe emaresiyle içini çekti.
"Nasıl 'bir sey' Jisung?"
"Bilmem. Herkes çok şey sanki..."
Jisung ömründe bu kadar kelime etmemişti şu kogusun içinde. Kendi rekorlarinin altına tekrar kendi imzasıyla yeni başarılar parafliyordu.
"Biri gelecek Jisung."
Kim gelecekti?
"Kim gelecek hyung?"
Yijin, yüzünü 2 yaş sendromlu çocuklar gibi durmadan soru soran oğlana çevirdi.
"Git uyu Jisung!"
Saat uyumak için erkendi. Ama herhalde hyung uyumasını kastetmiyordu.
Jisung ikiletmeden ayağa kalktı ve ruhuyla paylaştığı yatağına gitti.
Üst tarafa -kendi bolumune- uzandı. Alt kat zaten boştu.
Düşünceleri kendi iradelerini kazanmış itaatsizce farklı konulara kayıyordu.
Her zamanki gündeminin ‐ Arein ve abisi- yerinde yeller esiyordu. Çok merak etmisti ne olduğunu.
Kimdi ki bu?
Gardiyanlarin bile cekinmesine sebep oluyordu, hem de daha gelmeden.
Merak kediyi öldürür derler.
Ama bu merak Han Jisung'u diriltmisti.
✩₊˚.⋆
Yarım saatten fazla olmuştu. Jisung huzursuzca kıpırdandı.
Jihoon hala yoktu.
Yer yarilmisti da içine girmişti sanki.
Jisung bir ritim mirildanmaya başladı. Ne olduğunu çıkarması biraz uzun sürdü. Sözlerini hatirlamiyordu ama zihninde, puslu anilarinin en bulanık köşesinde sadece tek bir cümle yankılandı. Şarkının sözlerinden biriydi hiç şüphesiz.
Oldukça da tanıdık bir havası vardı. Baskıcı, sahiplenici bir his bırakıyordu.
Tanıdık bir histi ama Jisung çıkaramıyordu.
Seulgi bunun bir çeşit 'travmaya bağlı hafıza kaybi' oldugunu söylemişti.
Net olmasada bazı belirtiler vardı ama...
Jisung sadece cümleyi hatirliyordu.
Bir de yarattığı kisitlandirilmislik hissini.
<>
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |