

jeon'dan..
Karşımdaki annem sanki ölmemiş gibi gülümsüyordu bana. Sarılmak istedim, ölmemesini diledim son kez Tanrı'dan. Yapmamış olmasını istedim, o ün o tetiği kendine değilde bana doğrultmasını istedim. Anne diye seslenemedim bile Bana veda etmeden giden bir kadını affetmek istiyordum. Melek yüzlü annemi yanımda istiyordum. Ben onun bebeği değil miydim? Önemsenmek, sevilmek bir bebeğin hakkı değil miydi?
Anne diye bağırdım. Duymadı ses çıkarmadı. Çok uzaklardan bir silah sesi kopmuştu sadece.Sonra bir tane daha bir tane... Sayamayacağım kadar çoğalmıştı sesler. Başımı tutamıyordum. Çığlık atıp annemin melek kokulumun yanında olmak istiyordum. Bana son kez limonlu kekinden yapmasını istedim..
Ağlayarak uyandığım günlerden biriydi. Depresyon haplarımı su almadan yutmuştum. Her sabah ağlayarak uyanmak midemi acayip bulandırıyordu. Ne zaman defolup gidecekti bu illet benden.
Telefonumu alıp tarihe baktım 01.09. 2022, annemin ölümünden 3 sene geçip gitmişti ama unutamıyordum onu. Unutamazdım da o benim meleğimdi ve ondan gitmeyi hiç istemiyordum
.
Yataktan kalkıp lavaboya gittim. Geldiğim de telefona gelen bildirim dikkatimi çekmişti.
Bilinmeyen Numara
- Okula gel Jeon
konuşacaklarımız var.
Hemen kim olduğunu anlamıştım. Tanrı aşkına yine ne diyecekti acaba
jeon
- gelmeyeceğim hiç bir yere Kim
sevgilinle otur sen.
Bilinmeyen Numara
- ya ne sevgilisi
her yemeğe çıktığım sevgilim mi oluyor mk?
o zaman seninde sevgilin var!?
jeon
- evet var.
ve bu mesajları görürse hiç iyi şeyler olmaz
bu ilişkiyi istemeyen sendin Kim
gelip yalvarma şimdi bana
Bilinmeyen Numara
- istemesem öper miydim seni
(hala ne güzel yalan söylüyorum.)
sadece dalga konusu yaptın sanmıştım
senin gibi birinin beni sevebilmesi imkansız gibi gelmişti.
özür dilerim jeon.
bir daha yazmayacağım sana
iyi günler.
jeon engellendi!!
Ne ergendik biz ya durmadan bir insan engellenir miydi?
düşünceleri bi tarafa atıp gidip giyindim. Bol siyah bir pantolon üstümede siyah bir kazak geçirmiştim. Her gün özenle taradığım saçlarımı yataktan nasıl kalktıysam öyle bırakmıştım. İçimden gelmemişti. Okula gitmeyip çiçekçiye gidecektim. Kulağıma kulaklığı takıp dışarı çıktm.
Hava hala serindi. Ekim ayındaydık ve annemin doğum gününe az kalmıştı. Hem ölümü için hem doğum günü için iki buket yaptırmıştım. Koyu kırmızı güller ve beyaz laleler. Annem çok severdi çiçekleri ve babamın her gelişinde ondan çiçek beklerdi. O da almamaya yeminli gibi eline bir buket alıp gelmezdi. Annem kırgındı babama her zaman. Onu sevmediğini bilirdi, ben olmasam yanında iki saniye durmayacağını söylerdi hep.
Mezarına geldiğimde kurumuş olan çiçekleri gördüm. Kimsesizdi benim annem, öyle de çekip gitmişti zaten. Kendi kendime söylendim annemi sık ziyaret edemiyordum. Piskoloğum özellikle uyarmıştı çok gitmemem için. Üzülüyordum anneme benden başka kimsesi yoktu, yalnızdı.
Çiçekleri koyarken gözlerim benden habersiz ağlıyordu. Onun karşısında güçsüz gözükmemek için göz yaşlarımı acımasızca sildim. İstemiyordum ağlamak.
" Anne seni çok özledim, rüyalarımda beraberiz ama ben hep ağlayarak kalkıyorum anne. Ama seni özlediğimden ağlayarak uyanıyorum. Anne seni çok seviyorum. Keşke beraber olsak, limonlu kek yiyip vişne şerbeti içsek.Sen çok seversin anne. Sen gittikten sonra ağzıma sürmedim ben onları hepsi seni hatırlattığı için."
Gözlerimi kapatıp ağladım. Onun görmemesini diledim. Ama tutamıyordum kendimi, özlemi hep daha ağır basıyordu.
Kaç dakikadır öyle durup ağladığımı bilmiyordum fakat kafamı kaldırdığımda hiç görmek istemediğim birini gördüm. Taehyung. Onun burada ne işi vardı.
Onunda ağlayarak sayıkladığını işitince ona doğru baktım. Buraya doğru oturmadığından beni görmezdi.
" Ah benim küçük kardeşim beni neden bıraktın gittin. Seninle daha oynayacak yapacak şeylerimiz vardı. NEDEN BIRAKTIN BENİ?"
Bağırdığı yerde toprağın üstündeki çimleri yoluyordu. Hemen koşarak yanına gittim ve boynuna kollarımı doladım. O ne suratıma baktı ne de kim olduğumu sordu. Çimleri yolmayı bırakmıştı fakat bağırarak ağlıyordu. Bende ağlıyordum.
Biz yarım kalmıştık bazı kişiler tarafından. Canımız çok yanıyordu. Ama ikimizde güçlü durmuştuk, şimdi ikimizde ağlıyorduk. Biraz sonrada yağmur bastırmıştı. O an ikimizde kafamızı gökyüzüne çevirdik.
Gökyüzüde bizimle ağlıyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |