5. Bölüm
Defneela / Kaçamadığın aşk / Biraz da Gerçekler

Biraz da Gerçekler

Defneela
omurnur

Herkese selamm bugün 24 nisan keşke dün yeni bölüm atsaydım da bıradan kutlasaydım bayramı ama olsun benim bayramım çok iyi geçti , okulumızda sunucu oldum biraz heyecanlandım doğrusu neyse bölüm beğenirseniz oy verip beğenmeyi unutmayın ♥︎

~dinleme listesi

Spotify

Topline /straykids

Mmmh / KAİ

Timber /pitbull, Kesha

Buzlu cam /buray

Dream /Lisa

Like that /babymonster

Mountains /straykids

Red lights /Hyunjin, bangchan (straykids

Escape /Hyunjin, bangchan (straykids

Ego /COCONA

I wanna be your slave /mâneskin

 

 

 

Ama bunu fark etmek bile onu korkutuyordu

Gece ilerlemişti ama Defne’nin zihni hiç susmamıştı. Uras’ın söylediği cümle hâlâ kulağındaydı: “Seni ondan alacağım.” Bu bir tehdit gibi de değildi, bir vaat gibiydi. Ama daha rahatsız edici olan şey Uras değil, Mert’e verdiği tepkisiydi.

Çünkü Defne bunu inkâr etmişti.

Kendi kendine bile.

“Saçmalık,” diye fısıldadı karanlık odasında. “Ben kimseye kaymıyorum.”

Ama gerçek şu ki, Mert’i düşündüğünde içinde oluşan şey başka bir şeydi. Korku değil. Kaçma isteği hiç değil. Daha çok… durma haliydi. Sanki onun yanında zaman biraz farklı akıyordu.

Ertesi gün okulda Mert her zamankinden farklıydı.

Daha sessiz.

Ama daha net.

Defne sınıfa girdiğinde Mert başını kaldırdı. Bakışı kısa sürdü ama etkisi uzundu. Defne bunu görmezden gelmeye çalıştı ama oturduğu anda arkasındaki varlık yine oradaydı.

Mert eğildi. “Dün gece…” dedi.

Defne hemen araya girdi. “Konuşmak istemiyorum.”

Mert sustu.

Ama geri çekilmedi.

Bu kez ısrar etmiyordu. Sadece kalıyordu.

Ve bu, Defne’nin kafasını daha çok karıştırıyordu.

Uras ise tamamen farklı bir çizgideydi.

Artık beklemiyordu.

Öğle arasında Defne yalnız yürürken önüne çıktı. Bu kez gülümsemiyordu.

“Bunu anlamıyorsun,” dedi direkt.

Defne kaşını kaldırdı. “Ne?”

Uras bir adım yaklaştı. “O seni geri çekiyor. Sen de fark etmeden ona gidiyorsun.”

Defne sinirle nefes verdi. “Hayır.”

Uras gözlerini kısmadı bile. “Yalan söylüyorsun.”

Defne tam yanından geçecekken Uras bileğini tuttu.

Bu ilk kezdi.

Fiziksel olarak sınır koymuştu.

“Bırak,” dedi Defne, sesi buz gibiydi.

Uras bırakmadı.

“Onunla her konuştuğunda değişiyorsun.”

O an Defne’nin gözleri sertleşti. Ve bileğini hızla çekti.

“Bir daha bana dokunma.”

Sessizlik.

Uras geri çekildi ama bakışı değişmişti. Artık romantik değil, sahiplenici bir çizgiye kayıyordu.

“Tamam,” dedi kısık sesle. “O zaman ben de farklı oynarım.”

Bu cümle tehlikeliydi.

Aynı günün akşamı.

Mert Defne’yi okul çıkışında bekliyordu.

Ama bu kez saklanmıyordu.

Direkt önünde durdu.

“Böyle devam edemez,” dedi.

Defne durdu. “Ne?”

Mert bir an sustu. Sonra çok net konuştu:

“Onu senden uzak tutamam.”

Defne gözlerini kısarak baktı. “Uras’ı mı?”

Mert başını salladı. “Seni.”

Bu cümle havayı değiştirdi.

Defne geri çekilmek istedi ama yapmadı.

Mert devam etti:

“Ben seni kaybedemem.”

Bu kez farklıydı.

Emir değil.

İtiraf.

Defne ilk kez sustu.

Çünkü bu cümle savunulacak bir şey bırakmıyordu.

Mert bir adım yaklaştı. “O seni seçmeni istiyor. Ben senden sadece kalmanı istiyorum.”

Defne nefesini tuttu.

Kalbi bunu duyuyordu ama aklı reddediyordu.

Ve tam o anda Defne fark etti:

Mert onu kontrol etmiyordu.

Mert onu kaybetmekten korkuyordu.

Bu, her şeyden farklıydı.

Ama Uras uzaktan onları görmüştü.

Ve bu kez geri çekilmedi.

Telefonunu çıkardı.

Birini aradı.

“Planı hızlandırın,” dedi sadece.

O an hikaye netleşti:

Uras artık sadece “aşık” değildi.

Mert artık sadece “koruyucu” değildi.

Defne ise ikisinin arasında değil… ikisini de değiştiren merkezdi.

Ve bu merkez artık sabit kalmayacaktı.Okulun o günü farklı başlamıştı. Hava bile daha gergindi sanki. Defne koridorda yürürken herkesin bakışlarının değiştiğini hissediyordu ama nedenini bilmiyordu. Fısıltılar vardı, isimler geçiyordu ama hiçbiri net değildi. Sadece bir şey kesin gibiydi: bir şey olmuştu.

Ve o “bir şey” Mert’i değiştirmişti.

Defne sınıfa girdiğinde Mert zaten oradaydı. Ama bu kez oturmuyordu. Ayakta, masanın yanında duruyordu ve yüzü… daha önce görmediği kadar sertti. Uras da oradaydı. Sandalyesine yaslanmış, sakin görünmeye çalışıyordu ama gözleri dikkatliydi.

Defne oturduğu anda Mert konuştu.

“Sorun çıkarma.”

Bu cümle Defne’ye söylenmemişti gibi bile gelmedi. Daha çok bir uyarıydı… ama tonu farklıydı. Soğuk. Kesin. Tartışmasız.

Defne kaşını kaldırdı. “Ne diyorsun?”

Mert ona bakmadı bile. Gözleri Uras’taydı.

“Dün yaptığın şeyin tekrarını istemiyorum.”

Uras hafifçe güldü. “Ne yaptım ki?” dedi.

Mert bir adım yaklaştı.

Ve ilk kez sesi yükseldi.

“Bileğini tuttun.”

Sınıf bir an sessizleşti.

Defne bile durdu.

Uras ise hâlâ rahat görünmeye çalışıyordu ama artık çizgi değişmişti.

“Abartıyorsun,” dedi.

Mert bir anda sandalyesini itti. Gürültü sınıfta yankılandı.

“Bir daha dokunmayacaksın.”

Bu netti.

Tehdit değildi.

Emirdi.

Defne ilk kez Mert’i böyle görüyordu. O sakin, mesafeli hali gitmişti. Yerine daha koruyucu değil… daha sahiplenen bir taraf gelmişti.

Ama garip olan şuydu:

Defne bundan korkmadı.

O sırada Lina sessizce araya girdi. “Bir şeyler oluyor ama kimse anlatmıyor,” dedi. “Mert, neden bu kadar ciddisin?”

Mert kısa bir an sustu.

Sonra istemediği halde bir şey söyledi:

“Çünkü Uras’ın ailesi bu işin içinde.”

Sınıf dondu.

Defne başını yavaşça kaldırdı.

“Ne?”

Mert gözlerini kaçırmadan devam etti. “Sadece okul değil. Defne’nin geçmişi… Uras’ın ailesiyle bağlantılı.”

Uras’ın yüzü ilk kez değişti.

“Bu doğru değil,” dedi sertçe.

Ama Mert hemen karşılık verdi. “Doğru olduğunu biliyorsun.”

Defne yavaşça ayağa kalktı. “Benden ne saklıyorsunuz?”

Sessizlik.

 

Bu kez kimse hemen cevap veremedi.

Lina bile yutkundu.

Çünkü Defne ilk kez “hedef” gibi değil… “merkez” gibi hissediyordu.

Ve o an oldu.

Defne arkasını döndü.

Uras’a baktı.

“Beni neden bu kadar istiyorsun?” dedi.

Uras cevap vermedi.

Ama Mert cevap verdi.

Çünkü dayanamadı.

“Çünkü seni kaybetmek istemiyor.”

Defne şaşırdı.

Ama Mert devam etti.

“Ve ben de istemiyorum.”

Bu cümle havayı değiştirdi.

Uras o an patladı.

“Sen zaten kazandığını mı sanıyorsun?” dedi Mert’e.

Mert bir adım attı.

“Ben yarışta değilim.”

Uras güldü ama bu gülüş iyi değildi.

“Öyle mi?” dedi. “Ona bak.”

Ve Defne’ye baktı.

“Arada kalıyor.”

O an sessizlik değişti.

Defne hiçbir şey demedi ama yüzü sertleşti.

Çünkü Uras yalan söylemiyordu.

Ama Mert de susmadı.

“Arada değil,” dedi. “Beni seçtiğini bilmiyor.”

Defne bir anda döndü.

“Ben kimseyi seçmedim.”

Ama sesi eskisi kadar net değildi.

Ve bu bile yeterliydi.

O an Mert bir şey yaptı.

İlk kez kontrolünü bırakmadı ama duygusunu saklamadı.

Defne’ye baktı.

“Ben seni seviyorum.”

Sınıf dondu.

Uras’ın yüzü sertleşti.

Lina geri çekildi.

Asya hiçbir şey söyleyemedi.

Defne ise… sustu.

Çünkü bu kez inkâr edemedi.

Ama Uras sessiz kalmadı.

Yaklaştı.

“Ben de seni istiyorum,” dedi Defne’ye bakarak.

Bu bir itiraf değildi.

Bu bir mücadeleydi.

Ve o an netleşti:

Mert sevgiyle tutuyordu.

Uras arzuyla çekiyordu.

Defne ise ilk kez iki farklı şey arasında değil… iki farklı gerçek arasında kalıyordu.

Ve bu gerçeklerin ikisi de tehlikeliydi.Sınıfta hava artık taşınamaz hale gelmişti. Mert’in söylediği cümle hâlâ odanın içinde asılı duruyordu: “Ben seni seviyorum.” Kimse konuşamıyordu. Uras’ın bakışları sertleşmişti ama o bile ilk kez ne yapacağını bilemez gibiydi. Defne ise ortadaydı; iki farklı gerçek, iki farklı duygu arasında sıkışmıştı.

Bir süre sonra Defne yavaşça nefes aldı. Gözleri Mert’e kaydı. Bu kez kaçmadı. İlk kez kaçmadı.

Adımını attı.

 

Bölüm : 24.04.2026 17:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...