2. Bölüm
Defneela / Kaçamadığın aşk / Kimseyi Anlamadın

Kimseyi Anlamadın

Defneela
omurnur

dersin ortasında mert önüne eğildi 'beni bir problem olarak görüyorsun hâlâ,” dedi sadece Defne’nin duyacağı şekilde. Defne gözünü bile kırpmadı. “Sen zaten bir problemsin.” Mert’in dudak kenarı kıpırdadı. “O zaman çöz bakalım.”

Tam o anda kapı tekrar açıldı.

Kaan içeri girdi. Elinde bir zarf vardı. Direkt Mert’e uzattı. Mert zarfı açtı, içindekine kısa bir bakış attı. Yüzü değişmedi ama gözleri sertleşti. Defne bunu fark etti.

Uras eğildi. “Ne var?” diye sordu. Kaan omuz silkti. “Eski işler.”

Defne o kelimeyi duydu: eski.

Ve içi hafifçe sıkıştı.

Ders bitmişti.

Koridor kalabalıktı ama Defne bilinçli olarak yavaş yürüyordu. Kalabalığın içinde kaybolmak istemiyordu, aksine herkesin onu görmesini istiyormuş gibi bir soğukluk vardı üzerinde. Tam merdivenlere yönelmişti ki biri yolunu kesti.

Uras.

“Kaçmıyorsun ama sürekli uzak duruyorsun,” dedi. Defne gözlerini kaldırdı. “Ben insanlara yakın durmam.” Uras hafifçe eğildi. “Mert’e de mi?”

Bu soru havayı değiştirdi.

Defne bir saniye sustu. “Özellikle ona.”

Uras gülümsedi ama bu sefer alaycı değildi. “Yalan söylüyorsun.”

Defne tam yürümek istedi ama Uras bu kez sesini düşürdü. “Seni buraya getiren şey o mu?” dedi.

Defne durdu.

İlk kez.

Ama cevap vermedi.

Çünkü o soru fazla doğruydu.

O sırada üst kattaki boş koridorda Mert tek başınaydı. Elindeki zarfı duvara yaslanmış halde açtı. İçinde eski bir fotoğraf vardı.

Defne.

Ama farklı bir Defne.

Gülümseyen.

Ve yanında… Mert’in kendisi.

Altında tek bir not:

“Hatırlarsan başlar.”

Mert fotoğrafı sıkıca tuttu. Gözleri karardı.

“Başlamadı,” dedi kendi kendine. “Hiç bitmedi.”

Akşam.

Okul neredeyse boşalmıştı.

Defne sınıfta tek başınaydı. Defterine bir şeyler yazıyordu ama aslında yazmıyordu. Düşünüyordu.

Kapı açıldı.

Mert.

Hiç konuşmadı. Sadece içeri girdi ve kapıyı kapattı.

Defne başını kaldırmadı. “Burası ders saati değil.”

Mert yavaşça yürüdü. “Sen hâlâ kurallara inanıyorsun.”

Defne kalemi bıraktı. “Sen hâlâ sınırları zorluyorsun.”

Mert tam sıranın önünde durdu. Aralarındaki mesafe neredeyse yoktu.

“Sen neden gittin?” dedi.

Bu soru… bu kez oyun değildi.

Defne sonunda başını kaldırdı.

Bakışları ilk kez sert değildi. Daha kırık ama kontrol altında.

“Çünkü kalırsam bir şey olacaktı.”

Mert gözlerini kısmadı. Sadece izledi.

“Ne olacaktı?”

Defne kısa bir nefes aldı.

“Sen zarar görecektin.”

Sessizlik çöktü.

Mert’in yüzündeki ifade değişmedi ama gözleri… değişti.

“Bana mı?” dedi.

Defne ayağa kalktı. “Sana.”

Mert bir adım yaklaştı. “Kimden?”

Defne cevap vermedi.

Ama bu cevap bile bir şeydi.

Mert yavaşça fısıldadı:

“Beni korumak için mi gittin?”

Defne gözlerini kaçırdı.

Ve bu, her şeyi ele verdi.

Kapı aniden açıldı.

Uras.

“Burada yalnız olmamanız gerektiğini düşünüyorum,” dedi, bakışları ikisine sabit.

Arkasından Asya geldi.

Ve Lina.

Ve Kaan.

Herkes bir anda oradaydı.

Asya sessizce Defne’ye baktı. “Senin geçmişin sadece sana ait değilmiş gibi davranıyor,” dedi.

Lina hafifçe gülümsedi. “Bence bu çoktan bitmiş bir hikaye.”

Kaan Mert’e baktı. “Başlamadan bitir.”

Ama Mert gözünü Defne’den ayırmadı.

“Bu bitmedi,” dedi.

Defne çok kısık bir sesle cevap verdi:

“Bitişini ben yazdım.”

Mert başını hafif eğdi.

“Ben yeniden yazarım.”

Ve o an herkes şunu anladı:

Bu sadece bir okul hikayesi değildi.

Bu bir geri alma savaşıydı.Okulun en sessiz saatleriydi. Koridorlar boşalmış, ışıklar daha soğuk görünmeye başlamıştı. Defne sınıftan çıktığında herkes gitmişti sanıyordu ama Uras merdiven boşluğunda bekliyordu. Ellerini cebine koymuş, sanki uzun zamandır oradaymış gibi rahat duruyordu.

Defne onu görünce durmadı bile.

“Yine mi?” dedi sadece.

Uras hafifçe gülümsedi. “Bunu söylemen bile benimle çok fazla vakit geçirdiğini gösteriyor.”

Defne gözlerini kısarak yanından geçmek istedi ama Uras bu kez yolunu kesmedi… sadece konuştu.

“Sen Mert’ten kaçmıyorsun,” dedi sakin bir sesle. “Sadece ona geri dönmemek için savaşıyorsun.”

Defne adımlarını durdurdu ama arkasını dönmedi.

“Sen ne biliyorsun?”

Uras bir adım yaklaştı. Bu sefer sesi daha alçaktı.

“Çünkü seni izliyorum.”

Bu cümle havayı değiştirdi.

Defne yavaşça arkasını döndü. “Takıntı gibi konuşuyorsun.”

Uras kısa bir nefes verdi, sanki kendisiyle dalga geçer gibi.

“Belki de öyle.”

Sessizlik.

Sonra Uras ilk kez net konuştu.

“Ben seni ilk gördüğümden beri… Mert’le aynı hikayede olmanı izliyorum.”

Defne kaşını kaldırdı. “Hikaye mi?”

Uras gözlerini kaçırmadı.

“Evet. Ve sen hep ortasındasın. Ama kimse sana sormuyor.”

Defne soğuk bir sesle cevap verdi: “Ben ortada değilim.”

Uras hafifçe eğildi.

“Sen merkezdesin Defne.”

O sırada üst koridorda Mert yürüyordu.

Konuşmaları duymamıştı ama Uras’ın bakışını görmüştü.

Ve yeterliydi.

Mert durdu.

Uras’a uzaktan baktı.

Ve ilk kez yüzünde açık bir ifade vardı:

rahatsızlık.Aynı akşam.

Kütüphane neredeyse boştu.

Defne kitapların arasında tek başınaydı. Sessizliği seviyordu ama bu kez sessizlik bile baskı gibi hissediliyordu.

Arkasından bir sandalye çekildi.

Uras.

Defne başını kaldırmadan konuştu.

“Beni rahat bırak.”

Uras oturdu. “Bunu yapamam.”

Defne bakmadı bile. “Neden?”

Uras uzun bir süre sustu.

Sonra çok net söyledi:

“Çünkü sana âşık oldum.”

Defne’nin kalemi elinde durdu.

Ama yüzü değişmedi.

Sadece yavaşça kapattı kitabını.

“Yanlış kişiye bakıyorsun.”

Uras hafifçe güldü.

“Hayır.”

Bir an durdu.

“Ben ilk defa doğru yere bakıyorum.”

Tam o anda kütüphane kapısı açıldı.

Mert.

Bakışları direkt Defne’ye kilitlendi.

Sonra Uras’a.

Sessizlik çöktü.

Mert yavaşça yürüdü.

Masaya yaklaştı.

Ve sadece tek bir cümle söyledi:

“Onu bırak.”

Uras hiç geri çekilmedi.

“Bırakmam.”

Defne araya girdi, sesi keskin:

“İkiniz de saçmalıyorsunuz.”

Ama kimse onu dinlemedi.

Mert gözlerini Uras’tan ayırmadan konuştu:

“O sana göre değil.”

Uras gülümsedi.

“Sen de değilsin.”

Mert bir adım yaklaştı.

Hava gerildi.

Defne ayağa kalktı.

“Kesin artık.”

Ama Uras bu kez Defne’ye baktı.

Ve sesi değişti.

Yumuşadı.

“Ben seni koruyabilirim.”

Mert sertçe güldü.

“Benden mi?”

Uras başını salladı.

“Hayır.”

Sonra Mert’e baktı.

“Her şeyden.”

Defne o an anladı:

Bu artık sadece geçmiş değildi.

Bu iki adamın savaşıydı.

Ve ortasında kalmak en tehlikelisiydi.

Uras'ın Geçmişi (neden aşık oldu)

Uras ilk kez Defne’yi kalabalıkta gördüğünde, herkes gibi sadece “yeni biri” diye bakmamıştı.

O gün okulun arka bahçesinde bir kavga vardı. Bir grup öğrenci bir kızı sıkıştırmıştı. Kimse karışmıyordu. Kimse görmüyordu ya da görmek istemiyordu.

Ama Defne görmüştü.

Sessizce yaklaşmıştı. Korkmadan.

“Bırakın onu.”

Sadece iki kelime.

Gülünçtü aslında… ama tonunda öyle bir şey vardı ki kimse gülmedi.

Bir çocuk alay etti. “Sen kimsin?”

Defne gözünü bile kırpmadı.

“Size dur dedim.”

Sonra olan şey hızlıydı.

Defne kavganın içine girdi. Bağırmadı bile. Sadece doğru zamanda doğru hareketlerle o üç kişiyi dağıttı.

Uras uzaktan izliyordu.

İlk defa biri “korkmuyorum” demiyordu.

Gerçekten korkmuyordu.

Kavga bitince Defne hiçbir şey olmamış gibi kıza dönüp “İyi misin?” demişti.

Ve yürüyüp gitmişti.

Uras o an şunu düşündü:

“Bu kız insan değil… ya da herkesten farklı.”

Ama asıl kırılma daha sonra oldu.

Aynı gün Defne yalnızken Uras yanına gitmişti.

“Bunu neden yaptın?” diye sormuştu.

Defne kısa cevap vermişti:

“Çünkü kimse yapmıyordu.”

Uras gülmüştü. “Sen hep böyle misin?”

Defne ona bakmadan:

“Ne gibi?”

“Her şeyi tek başına yapan biri.”

Defne o an durmuştu.

Ve çok kısa bir şey söylemişti:

“Alışırsın.”

Uras o gün anladı:

Bu kız yardım istemiyor değil…

İnsanlara güvenmiyordu.

Ve Uras ilk kez birini “kurtarmak” değil…

“yanında kalmak” istemişti.

🖤 Mert’in Gerçeği (neden hâlâ koruyor)

Mert Defne’yi kaybettiği gün kaybetmedi aslında.

O gün Defne gitmedi.

kaçırıldı.

Ama bunu sadece Mert biliyordu.

Defne’nin ailesi değil.

Okul değil.

Hatta Defne bile her şeyi hatırlamıyordu.

O gece Mert onu son kez görmüştü.

Defne korkmuştu.

İlk kez.

Ve Mert o an bir şey yapmıştı… ama yanlış.

Onu korumaya çalışırken, olay daha da büyümüştü.

Birileri Defne’yi “hedef” yapmıştı.

Ve Mert’in ailesi bu işin içindeydi.

O yüzden Defne’yi uzaklaştırmak zorunda kalmıştı.

Ama gerçek sebep çok daha basitti:

Mert hâlâ Defne’yi seviyordu.

Ve onu korumanın tek yolu:

👉 Yanında olmamasıydı.

Ama şimdi Defne geri gelmişti.

Ve bu plan çökmüştü.

⚡ İlk Fiziksel Çatışma

Okul çıkışı.

Yağmur başlamıştı.

Defne merdivenlerden inerken biri yolunu kesti.

Lina.

“Onun etrafında dönmeyi bırak,” dedi soğuk bir sesle.

Defne geçmeye çalıştı.

Lina bu sefer kolunu tuttu.

“Beni duyuyor musun?”

O an her şey durdu.

Defne yavaşça elini Lina’nın kolundan çekti.

“Bir daha dokunma.”

Lina gülümsedi.

“Yoksa ne olur?”

Ve o saniye…

Defne onu itti.

Sert.

Lina dengesini kaybetti.

Ama tam o anda Kaan geldi ve Defne’nin bileğini tuttu.

“Yeter.”

Defne gözlerini kaldırdı.

Soğuk.

“Çek elini.”

Kaan sıkmadı.

Ama bırakmadı.

Ve o anda—

Mert geldi.

Sessiz.

Ama yüzü karanlık.

“Bırak onu.”

Kaan baktı.

“Karışma.”

Mert bir adım attı.

“Son kez söylüyorum.”

Uras da uzaktan yaklaşıyordu.

Ama durdu.

Sadece izledi.

Çünkü bu artık söz değil…

çatışmaydı.

Kaan Defne’nin bileğini bıraktı ama geri çekilmedi.

“Bu kız sana zarar verecek.”

Mert’in sesi düştü:

“Bana değil.”

Bir anlık sessizlik.

“Ben zaten ondan zarar gördüm.”

Defne bu cümleyi duydu.

Ve ilk kez Mert’e döndü.

Gerçek bir bakış.

Uzun.

Sessiz.

Tehlikeli.

Uras o an anladı:

Bu savaş aşk değil.

Bu geçmişin intikamıydı.

Ve Defne bunun tam ortasındaydı.

 

Dinleme listesi

-martılar /edis

-yalan /edis

-bi tek ben anlarım /KÖFN

-yüzük /oğuzhan koç

-walking on water /straykids

-unfair /felix (straykids)

Bölüm kısa gibi geldi umarıö beğenirsiniz oy vermeyi unutmayalımmm

Bölüm : 15.04.2026 20:56 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...