22. Bölüm

22. Bölüm

YAĞMUR ECRİN AKÖZ
ruhumunilacii123

BÖLÜM 22

İş otoriterlik ve disiplinin de ötesindeydi.

Tehlike hepimizin damarlarında dolaşıyordu. Kimsenin ise bundan şikayeti yoktu.

İlyas gizliydi.

Sinan güçlüydü.

Eray zekiydi.

Zorlardı. Ama biz de kolay değildik.

Daha, onları bir arada gören bir teşkilatın, peşlerinde olduğundan haberdar değillerdi. Ancak bir gün, onu da öğrendikleri zamana gelecektik. Belki de çok kısa bir zamanda

Bazıları kendisini bu kışkırtıcı savaşın içinde, bir rüyada olduğunu sanıyordu. Fakat gerçekler düşündüklerinden bir hayli farklıydı.

*

Deren Çanak? İlyas Çanak’ın gerçek kızı değil miydi? Halk, İlyas Çanak’tan açıklama bekliyordu, bekledikleri adam ise bizim Can’dı. Çakma İlyas.

*

Şirkete vardığımda gözlerim girişteki güvenliğe takıldı. Bir güvenlik kulübesi vardı ama iki adam daha kapıda, şirket girişinde duruyordu kulübenin içindeki adamı buldu gözlerim.

Sertaç’tı bu!

Sanırım kırmızı dosyada adını görünce gerildi adamcağız…

Onun yanına doğru sırıta sırıta yürüdüm.

“Ne oldu Sertaç Bey?” deyip sesimi biraz daha alçalttım. “Dosyaya adın çıkınca Sinan’dan uzakta mı çalışmaya karar verdin?”

Sertaç küçümsercesine gözlerini bana dikti.

“Aynen, tam olarak bu nedenle güvenlik kulübesindeyim!”

Dalga geçiyordu.

“Derdin ne yine bakalım?” dediğimde, amacını anladığımı anladığı için yüzündeki pişkin sırıtmayla kulübeden çıkarak yanımda durdu.

“Eray Bey’in sizin için özenle seçtiği çok özel bir görev var. Bunu size söylemek için buradaydım Deren Hanım.” Eray’ın sürekli saçma sapan şekilde ‘çok önemli’ diyerek yaptırdığı işlerden biri daha geliyordu sanırım.

“Ne istiyor yine?”

“Kırmızı dosya.” Dedi Sertaç. Kafamı şiddetle ona çevirdim.

“Ne kırmızı dosyası?” deyiverdim dehşetle. Sertaç benden bıkmış gibi etrafına bakındı.

“Sinan, kırmızı dosyanın yokluğunu anlamış. Eray’a sormuş.”

“Kopyasını koymadın mı dosyanın sen?”

“Kopyasını koyduk bugün lakin öncesinde fark etmiş. Eray seni ifşa etmemiş ama seni ve dosyayı yanına çağırdı.”

“Dosya yanımda yok Sertaç. Sana sadece dediklerimize uymanı söyledik. İşe fazladan burnunu sokmaya çalışma.” Derken, Sertaç’ın yanından uzaklaşmaya başlamıştım bile.

Eray beni neden çağırmıştı?

Odasının önüne vardığımda, kapıyı çalmak için uzunca bekledim. En sonunda çalıp içeri girdim. Eray, koltuğunda oturmuş, elindeki kırmızı dosyayı inceliyordu.

Kırmızı dosya?

İstihbarattaki orijinal dosyaydı.

Eray’ın elindeki ise sahtesi olmalıydı. Neden elindeydi? Ne anlamıştı?

“Günaydın, Eray Bey.” Dedim nötr bir ses tonuyla.

“Günaydın, Deren Çanak.” Dedi Eray ise bana bakmadan. “Otursana.”

Bana ilk defa böyle bir teklifte bulunduğu için sevinmeli mi yoksa korkmalı mıydım bilmiyordum. Dediğini yaparak masasının tam önünde bulunan karşılıklı iki koltuktan birisine oturdum.

“Buyurun, Eray Bey. Beni mankenlerin çekimleri için çağırdıysanız, iki manken aşağıda, diğeri de gelmek üzeredir.” Diyerek olayı farklı yerlere saptırmaya çalıştım. Eray pek sapacak gibi durmuyordu.

“Dosya odasına indiğin gün…” diyerek cümleye başlamasıyla gerginlik tüm bedenimi sardı. “Atakan ve Canan’ın konuştuklarını hatırlıyor musun?”

Kafam o güne gitti.

(Bahsedilen Gün)

Şirkete gelen mankenleri Aygun Bey’in odasına götürmek sana mı kaldı Atakan?” dedi kadın. Bu kadının Sesi Canan’a benziyordu. Canan ve Atakan mı? Ne alakaydı?

“Seni ilgilendirdiğini düşünmüyorum.” Dedi Atakan.

“Ne demek bu? Ben senin sevgilinim!” dedi bunun ardından Canan.

“Sevgilimsen parayla sevgilimsin. Boşuna mı para veriyoruz sana. Dediklerimi yap, haddini aşma.”

Bu da ne demekti? Atakan kendine parayla sevgili mi tutmuştu? Kimi gözetlemeye çalışıyordu?

“Neden çağırdın beni buraya?” dedi Canan iç çekerek.

“Fazlasını istiyorum Canan. Bu kadarı yeterli değil. Her şeyi gözetle. Her şeyi. Tek bir hamle yapmalarına sakın izin verme. Bana söyle.”

“Atakan Bey! Sizce yanlarına yanaşabiliyor muyum da siz benden fazlasını istiyorsunuz?” Canan cümlesinin son kelimesini söyler söylemez Atakan yüksek bir sesle:

“Yanaşacaksın o zaman Canan!”

(Günümüz)

Bunları hatırlamamla Eray’ın da bana ne diyeceğini az çok kavramıştım.

“Hatırlıyorum Eray Bey. Neden ki?”

“Bende hatırlıyorum.” Ayağa kalkıp karşımdaki koltuğa yürüdü ve koltuğu neredeyse benim dizlerime kadar yaklaştırıp oturdu. “Buradaki konuşulanlarda peşlerine düşülen insanlar siz olabilir misiniz?” dediğinde içimdeki panik yüzüme yansımak üzereydi.

“N-nasıl yani? Anlayamadım?” dediğimde Eray:

“Sen sonuçta İlyas Çanak’ın kızısın ve babanla senin hakkında çokça şey öğrenmek isteyen kişiler olabilir. Bu aralar internette karşına çıkıyordur belki, sizin hakkınızda çok haber çıktı. Yüzünüzü uzun vakit sakladınız, bu nedenle ortaya çıkınca da hızla gündem oldu.” Hayatımın en riskli saniyelerindeydim. Kalp ritmim dışardan hissediliyordu. Fakat aynı zamanda duyduklarımla kaslarım anlık olarak gevşeme yaşamıştı.

“Doğru tabi, olabilir.” Deyip kahve saçlarımı geriye attım. “Neden sordunuz bunu bana?”

“Sana bir teklifim var.”

Eray Kozanlılarla iş birliği ha? Olabilir miydi?

“Teklif mi?”

“Teklif.”

“Teklifiniz nedir?”

“Atakan ve Sertaç’ı bu şirketten attırırsan bir daha internet sitelerinde sizin hakkınızda yazılı veya fotoğraflı paylaşım yapmalarına izin vermem.”

Eray teklifini sunduğunda nutkum tutulmuştu. Neden benden böyle bir şey istiyordu? Kendisi istese attıramaz mıydı?

“Sen istesen kendin yapamaz mısın?” diyerek içimden geçenleri ona da söyledim.

“Benim yapmam sence de biraz garip olmaz mı?”

“Peki benim yapmam sizce de biraz garip olmaz mı?”

“Kimse bilmezse olmaz.”

Ortamdaki sessizlik adeta bilenmiş bir bıçak gibi keskindi. Bacak bacak üstüne attım.

“Peki” dedim “Atakan ve Sertaç’ın benim hakkımda araştırma yapması neden problem oldu sizin için?”

Eray gözlerini kaçırmadan cevap verdi.

“Çünkü fazla meraklılar.”

“Merak kötü bir şey değildir.”

“Yanlış yere yöneldiğinde tehlikelidir.”

Söylediği sözlerle hafifçe gülümsedim.

“Beni mi koruyorsunuz, şirketi mi?

Eray bir saniye duraksadı. Bu kısa boşluk, ikisine de fazlasıyla şey anlatıyordu.

“İkisini de” dedi.

Başımı yana eğdim.

“İlyas Çanak’ın kızı olduğum için mi bu ilgi?”

Eray’ın bakışları sertleşti.

“Soyadınız bazı kapıları açar, bazılarını da hedef haline getirir.”

“Yani teklifiniz aslında şu,” dedim Eray’dan gözlerimi ayırmayarak. “Ben sessiz kalarak size yardım edeceğim, siz de etrafımdaki gürültüyü keseceksiniz.”

Eray’ın dudaklarında belirsiz bir ifade belirdi.

“Akıllı bir çıkarım, Deren Çanak.”

Yüzüm Eray’a daha da yaklaştı. Yüzlerimiz neredeyse birbirine değecekti.

“O zaman açık konuşalım, Eray Bey. Atakan ve Sertaç şirketten giderse siz ne kazanacaksınız?” dediğimde Eray hiç beklemeden sorumu yanıtladı.

“Denge korunmuş olacak.” Dedi.

Sesim daha düşük ama daha keskin çıkmıştı;

“Ben de işimi daha rahat yaparım.”

Bu cümleyi Eray farklı bir anlamda anlamıştı.

“İşin?” diye sordu.

Paniklemeden cevap verdim.

“Yaşamaya çalışmak.” Daha sonra bir cümle daha kurdum. “Sen bu adamların ölmesini mi istiyorsun?”

“Şirketi çok karıştırıyorlar. Sadece uzak olsunlar. Hem şirketten hem hepimizden. Teklifimi düşün.” Dedi. Eray şüphelenmişti. Atakan ve Sertaç’ın onların mafya olması hakkında bir şeyler anladığını anlamıştı. Atakan’ın parayla sevgili tutması, Sertaç’ın kırmızı dosyayla bağlantısının olması…

Araştırma içerisinde olduklarını anlamıştı. Eminim ki Sinan da anlamıştı. Tek şüphe duymayacakları kişi bizdik. Ama gerçek İlyas Çanak yakında meydana çıkacaktı. Bunu biliyorduk.

Ayrıca İlyas’ın aile bağları karışıyordu. Her yerde, bir sürü haber kanalında gerçek Deren Çanak’ın onun kızı olmadığını söylüyorlardı. Önce Atakan ve Sertaç’ın çaresine bakacak, sonrasında da o işe bakacaktık.

Ama kimse bilmiyordu. Bu iş ortaya çıktığında yıkılacak olan sadece maskeler değil, hayatlar da olacaktı.

Ve bu oyunda herkesin bir sonu olacağını biliyorduk.

Bölüm : 23.01.2026 21:06 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...