
Oy sınırı:35*
BEN GELDİMMM
Üç hafta sonra tekrar sizinleyim.Ama ben size defalarca söyledim oy sınır geçilmezse bölüm atmam diye.Atmadım da.Şimdi atıyorum çünkü sınav haftasına gireceğim ve hiç yazamayacağım.Ondan önce bölümü okumuş olun istedim.Oy sınırını da azalttım bu arada.
Söylemekten yoruldum ama lütfen oy vermeyi unutmayın.Gerçekten böyle kendimi boşa çabalıyormuş gibi hissediyorum.Bu kadar kayıtsız kalmanız beni şaşırtıyor gerçekten.
Bende bu bölüm sizi şaşırtacağım cjdkxlal.
Neyse şimdi sizi bölümle baş başa bırakıyorum yorumlarda buluşalımmm
*******
Minela
El ele tutuşmuş bir şekilde arazla beraber nereye gittiğimizi bilmeden yürüyorduk.Yürümeyi teklif eden kişi bendim çünkü temiz bir hava almak istemiştim.Bizimkilerden ayrı takılmaya karar vermiştik daha doğrusu Araz böyle istemişti.Çünkü bugün bizim en özel günümüzdü o yüzden beyefendi biraz romantiklik istiyordu.
”Aşkııııım,”dedim ı harfini gereğinden fazla uzatarak.Yüzüme öyle bir bakış attı ki ona ömür boyu böyle seslenmemi isteyeceğini sandım.“Söyle benim güzelim,”
”Nereye gidiyoruz ?”Dudaklarını büzdü.
”Orasını sana sormak lazım.Bizi zorla yürüten sensin.”Nereye gittiğimizi bende bilmiyordum.
”Yahu ben farklılık olsun diye yürümek istedim.Ne bileyim nereye gideceğimizi ?Hem ilişkimizde sürprizler yapması gereken taraf sensin.O yüzden beni sürpriz bir yere götürmen lazım.”Hayat dolu bir kahkaha attığında onu hayran hayran izlemekten öteye gidemedim.Kahkahasının kesilmesini ve tekrar bana odaklanmasını bekledim.
”Madem öyle..o zaman gidelim bakalım bir yere.Ama bu sefer hazırlıklı değilim o yüzden bana da sürpriz olacak.”Nereye götürecekti bilmiyordum ama onunla her yere gitmeye razıydım.Heyecanla ellerimi birbirine vurdum.
”Hadi o zaman gidelim.”Sabırsız bir şekilde önden yürüyüp onu da peşimden sürükleyecektim ki engel oldu.”Hadi neyi bekliyoruz ?”
”Arabasız gidemeyiz yavrum,senin yürüyüş işi kaldı.”Üzülerek dudaklarımı büzdüm.Ama arazla yaşayacağımız anları hayal edersek bu bir sorun değildi.Bu yüzden üzülmeyi bir rafa kaldırdım ve tekrar gülümsedim.
”Tamammm sorun değil.Hem bugün üzülmek yok değil mi ?”
”Sana hiçbir zaman üzülmek yok.”
”O zaman sana da yok.”
”Sen varken bana hiç yok zaten.”
“Tamam hadi gidelim!”diye bağırdım aniden.Neden bu kadar heyecanlanmıştım veya delirmiştim hiçbir fikrim yoktu.O bu hallerime gülerek karşılık verdi.Gerçi o benim her halimi fazlasıyla alışmış durumda olduğu için gülmekten öteye gidemiyordu.
Geldiğimiz yolu aynen tekrar yürüyerek eve ulaşmıştık.Nereye gideceğimizi bilmiyordum fakat giydiğim nişan elbisemin herhangi bir ortama uygun olacağını sanmıyordum.
“Canım ben bir üzerimi mi değiştirsem ?”Araz bana dönüp beni süzdüğünde bedenim ürpermişti.Kafasıyla onayladığında ondan ayrılıp eve girmek için kapıyı açtım.Evin içerisi sessiz olduğuna göre herkes bir yere çekilmişti veya evde değillerdi.Gerçi hala balkonda da olabilirlerdi.
Su içmek için mutfağa girdiğim sırada arkamda birinin varlığını hissetmiş,oraya dönmüştüm.Yonca anne ile karşılaşmayı beklemiyordum.Henüz üzerini değiştirmemişti,nişanda giydiği siyah abiye ile duruyordu.Bugün onunla konuşma fırsatım hiç olmamıştı ve biraz kendimi mahcup hissediyordum.
”Annecim,bir şey mi oldu ?”Daha nişanlı bile değilken kayınvalidesi olacak kadına anne diyen ilk kişi olabilirdim.Ama bunu o istemişti ve bende hiç yadırgamamıştım.
Çünkü bir anneye ihtiyacım vardı.
Her zaman vardı,şuan var,ileride de olacak.
“Bugün seninle hiç konuşamadık kızım.Uzakta yaşadığımız için normal de de pek konuşma şansımız olmuyor.Nasılsın güzel kızım,iyisin değil mi ?Oğlum seni üzüyor mu ?”En sık sorduğu sorulardan birisi buydu.Sanki araz beni üzse evlatlıktan reddedecek gibiydi.
”Araz beni üzmüyor anneciğim,aksine onunla çok mutluyum.Beni resmen bulutların üzerinde yaşıyormuş gibi hissettiriyor.Sanki bir rüyadayım ama bu rüya hiç bitmeyecek gibi.Bitmez değil mi anne ?”
”Siz birbirinize sevgi ve saygı ile yaklaştığınız sürece bitmez kızım.Ben seninle asıl başka bir şey konuşmak istiyorum.”Bakışlarına çöken hüznü gördüğümde içim burkulmuştu.Ne diyecekti ne konuşacaktı bilmiyordum fakat hüzünlenmişti.
”Oturalım mı biraz ?”Öncelikle onun oturması için bir sandalye çektim.Ardından diğer sandalyeye kendim oturdum.
”Sen iyisin değil mi anne ?”
”Sizin mutluluğunuzu gördüm ya daha mutlu oldum.Ben bugün sana bir şey vermek istiyorum kızım.Aslında bu benim hediyem değil de eşimin yani arazın babasının hediyesi.Bundan yıllar önce araz çok küçük yaşlardayken vermişti bunu bana.Demişti ki ileride oğlum gerçekten bir adam olursa bunu gelinime düğün hediyesi olarak vereceğim.Şimdi oğlu büyüdü,koskoca adam oldu.Güzeller güzeli bir gelin getirdi ama Ali bunları göremedi.En çok da buna yanarım.”Ağlamaya başlayınca durması için engel olmaya çalıştım fakat izin vermedi.
”Anne,”sözümü keserek kafasını iki yana salladı.Anlatmaya devam etti.”Benim oğlum sır küpü gibidir kızım.Kolay kolay hiçbir şeyi dışa yansıtmaz,araya koca bir duvar örer.O duvarın ardında tüm acılarını yalnız başına sırtlanır.Ama herkese güçlü ve mutlu görünür.Sadece kalbine dokunan insanların yanında her halini çekinmeden yansıtır.Hiç kuşkusuz sen o insanların başında geliyorsun.Benim oğlum babasının olmayışını her zerresine kadar hissetti,hissettirdiler.Küçükken acımızı beraber yaşardık fakat o büyüdüğünde iyice içine kapanmaya başladı.Sana özetlemek istediğim şey şu kızım,olurda araz bir gün seni kıracak bir şey yaptığında istediğin kadar gönül koy peşinden koştur ama üzerine gitme olur mu ?Çünkü ben oğlumun tekrar acılara gömülmesini istemiyorum.O senin yanında feraha kavuştu,bir daha da batmasın bataklığa.”Gözlerimi yumduğumda iki damla yaş yavaşça gözümden süzülmüştü.Arazın bir zamanlar hayattan soyutlandığını düşünmek zor değildi.Aynı şeyi bende yaşamıştım.
”Merak etme annecim,araz beni üzdüğünde yaptığım tek şey üç gün peşimden koşturmak olacak.”Söylediğim söz onu bir nebze güldürmüştü.Konunun dağıldığını fark ettiğinde elinde tuttuğu küçük kutuyu önüme iteledi.
”Bu eşimin sana yıllar öncesinden ayarladığı hediye.Öyle çok maliyet değeri yüksek olan bir şey değil.Beğenmek zorunda değilsin fakat kabul edersen çok sevinirim kızım.”Merakla kutuyu elime aldım.Dışında ki işlemeli detaylardan belli oluyordu nostaljik bir şey olduğu.Kutunun kapağını açtığımda beni karşılayan şey bir saç tokası olmuştu.
Tokanın çiçeğe benzer bir şekli vardı ama asla klasik değildi.Aksine çok eşsiz bir tasarımdı.Kenarında ki işleme detayları onu oldukça şık yapıyordu.Üzerinde ki koyu yeşil detaylar gözümden kaçmış değildi.Özel olarak tasarlandığı çok belli oluyordu.Elimi saç tokasının üzerinde gezdirdim.Üzerinde ki minik zümrüt taşları parlıyordu.Çok çok güzeldi.

(TOKANIN TEMSİLİ FOTOĞRAFI)
”Anne bu…bu çok güzel.Ben bunu nasıl kabul edeyim ?Çok değerli bir şeye benziyor.Gerçekten kabul edemem.”İtiraz etmemi istemediğini belli etti.
”Beni kırma kızım,bu yadigarı taşıyacak en iyi kişisin.Sana kullan veya tak demiyorum.Sadece ona sahip çık benim için.”Bir şehit eşinin,asker annesinin çaresizce yalvarışını dinleyip kayıtsız kalmak vicdansızlık olurdu.Daha fazla uzatıp reddetmeye çalışmadım.Kutunun kapağını kapatıp tekrar masaya koydum ve yonca anneme sıkıca sarıldım.
”Kabul ediyorum ve bu hediyeye en güzel şekilde sahip çıkacağıma dair söz veriyorum anne.Bundan yana hiç kuşkunuz olmasın.”Önüme gelen bir tutan saçı iterek alnımdan öptü.Onunla resmen anne kız gibi olmuştuk ve bu çok güzel bir histi.
Telefonumun zil sesi mutfağın içerisini doldurduğunda birbirimizden ayrılabilmiştik.Arayanın araz olduğunu görene kadar vaktin nasıl geçtiğinin farkında değildim.Aradığına göre biraz bekletmiştim onu.Yonca anne de arazın aradığını görünce gülmüştü.
”Bende senin vaktini aldım kızım kusura bakma.Hadi daha fazla bekletmede in aşağı.Çok yorulmadan gelin tamam mı ?”Hepsini uslu bir gelin olarak usulca onayladım.Araz hala istikrarlı bir şekilde aramaya devam ediyordu.Mutfaktan çıkarken aramasını da cevaplamıştım.
”Nişanlınızı mı unuttunuz Minela hanım ?”dediği ilk cümlenin bu olması beni güldürmüştü.Odama girip kapıyı kapatırken yanıt vermeyi unutmamıştım.
”Hiç unutur muyum canım seni ?Sadece biraz işim uzadı.Üzerimi değiştirip geleceğim yanına.”
”Çok geç güzelim,kapıdayım şuan.”Sabırsız olduğu konuların başında ben geliyordum ve buna çok şaşırmamak lazımdı.Gözlerimi devirerek odamdan çıkıp dış kapıyı açmaya gittiğimde karşımda o vardı.Kulağımda ki telefonu indirdim.
”Maalesef biraz daha beklemek zorundasınız beyefendi.Henüz üzerimi değiştirmedim.”İçeri girerken üzerinde ki ceketi çıkarmamıştı.”Bekliyorum yavrum,hazırlanda gidelim.”Onu onaylayıp odama geçtim.Nişanlığımı üzerimden çıkardığımda neredeyse kuş gibi hafiflemiştim.Yüzümde ki yoğun makyajında büyük bir kısmını temizlemiş daha sade görünmesini sağlamıştım.Saçlarıma sıkılan spreylerden dolayı şuan onları bozmam pek mümkün durmuyordu.Üzerime sade ve klasik bir pantolon ve kazak giymiştim.Ama hazırlanma süremin pek kısa sürdüğünü söyleyemezdim.
Saçlarımda ki tacı çıkarmış o dalgalarına rağmen bir at kuyruğu şeklinde toplamıştım.En azından böyle daha az rahatsız ediyordu.Çantamı da alıp odadan çıktığımda arazın duvara yaslanmış bir şekilde beni beklediğini gördüm ve gülümsedim.
”Ben hazırım!”O da boynunda ki kravatı çıkarmıştı ve gömleğinin ilk iki düğmesini açmıştı.Hala fazla yakışıklı oluşu aklıma ve kalbime zarardı.Beraber koridordan çıkıp kapıyı açtık ve evden çıktık.Arabaya gidene kadar hiç konuşmamıştık.
Araz önce benim kapımı açıp binmemi bekledi.Ben bindikten sonra kendi tarafına geçmek için arabanın önünden ilerlerken telefonu çaldığında durmuştu.Telefonunu açıp konuşmaya başladığında ben söylediklerini pek duyamıyordum.Kiminle ne konuştu anlamamıştım ama arabaya bindiği an üzerinde ki gerginliği anlamıştım.Ben daha ne olduğunu sormadan o açıklamıştı bile.
”Bizim plan iptal oldu.Bizimkiler bir takım belalara bulaşmışlar.”Kaşlarımı çattım.
”Ne belası ?”
”Valla ne belası olduğunu karakola gidince onlardan öğreneceğiz.”
”Başlarına kötü bir şey gelmemiş değil mi ?”
”Sağlamlarsa bile ben onları sağlam bırakmayacağım.Beklesin onlar.”Ve evet araz bu sözlerinde çok ciddiydi.Nişan gecemizde karakola düşen timimizin elimizden çekeceği vardı.
******
Sancak Timi-Olaylar yaşanmadan önce
“Ya şu mekanın asilliğine şıklığına güzelliğine bakın hele ya!Kim seçmişse eline sağlık.”Dedi mekanı seçen yiğithan.Diğerleri göz devirerek sessiz kalmayı tercih etmişlerdi.Geldikleri mekan gayet normal bir mekandı sadece yanında eğlence ve oyun merkezi vardı.
”Oyun merkezine getirmiş birde övünüyor.Çocuk muyuz biz ?”diyen demir yaş olarak büyük olduğu için daha çok sinirlenmişti.Yiğithan ağzını tutamadı ve yine boş konuşmaya başladı.
”Burası senin yaşına olmaz demir abi istersen yan da huzur evi var.”Bu espriye gülen iki kişi vardı;Balım ve Yiğithan.Evet balım da gülmüştü ve demir bunu gördüğünde şaşırmıştı.Ama ona karşı sesini çıkarmadı.İstediği kadar gülebilirdi.Balım birisi tarafından izlendiğini fark ettiğinde kafasını kaldırıp bakmıştı ve demirle göz göze gelmişti.Ona gelen bakışları gördüğünde ister istemez utanmış kafasını tekrar önüne eğmişti.
”Hadi bekleme yapmayın da içeri geçin.”Hepsi tek sıra halinde içeri girdi.Öncelikle en uzun masaya oturup bir şeyler söylemişlerdi.Kimisi sohbet ediyor kimisi sessizce duruyor kimisi de birbirlerine kaçamak bakışlar atıyorlardı.
”Hadi siparişler gelene kadar bir tur oynayalım.”dedi Kaan hevesle.Onunla beraber kalkan kişi de açelya olmuştu.İki aşık beraber oyun alanına yönelirken Yiğithanda Anılı ikna etmekle meşguldü.
”Hadi kalk bizde oynayalım lan.”İnatla kafasını iki yana salladı Anıl.Her şeyi zaten bu herifle yapıyordu ve biraz daha onunla vakit geçirirse bunalıma girecekti.
”Ben oynayayım mı seninle yiğit ?”diye soran kişi Sumru olmuştu.Gözlemlerine göre yiğithanla kafaları benziyordu ve mükemmel anlaşacaklarını düşünüyordu.Yiğithan kendine bir arkadaş bulmuş olmanın verdiği mutlulukla hemen oturduğu yerden kalkmıştı.Sumru da onunla ayaklandı.Aralarında kalan Anıl da az önce ki kadar kararlı değildi.
”Ya da bende geleyim sizinle,”dedi ayaklanarak.Hemen manâlı bakışlara maruz kalmıştı bile.Boğazını temizleyerek kendini açıklama çabasına girdi.”Yani şimdi bu hırbo oyun oynarken çok çirkinleşir.Seni rahatsız etmesin diye geleceğim bende.”Bu sözler hoşuna gitmişti sumrunun.Onları ardında bırakıp oyun alanına giderken bile gülümsemekten ileriye gidememişti.
Masada ki herkes tek tek eksilirlen geriye balım ve demir kalmıştı.Demir eline aldığı telefondan bir şeylerle uğraşıyordu.Balım ise limonatasını yudumlarken sadece etrafı izliyor,bazen diğerlerinin oyun oynayışına gülüyordu.
”Çok sıkıcısın.”dedi birden konu açmak için demire.Demir buna karşılık olarak kafasını telefondan kaldırıp balıma boş boş bakmıştı.
”Anlamadım ?Ben miyim sıkıcı ?”Kafasıyla onayladı balım.
”Evet çok sıkıcısın.Bence arkadaşların sana yaşlı demekte haklı.Ruhun yaşlanmış senin.Eğlenmeyi bilmiyorsun.”İddialı sözlere karşılık olarak tek kaşı havalanmıştı demirin.Telefonunu cebine koyarken oturduğu sandalyeden de kalkmıştı.
”Madem böyle bir teze sahipsiniz savcı hanım,o zaman bana da bu tezi çürütmek düşer.Gelin de size kim eğlenceliymiş kim değilmiş görelim.”Rekabete karşılık vererek balım da ayağa kalktı.
”Görelim bakalım.”
İkisi de oyun alanına yöneldi.Çocuklardan ziyade gençlerin kullandığı oyuncaklar bulunuyordu burada.
”Araba yarışı mı yapacağız ?”Suratını buruşturmuştu Balım.
”Ben araba oynamayı sevmem.Eğleneceğim bir şey olması lazım.”
”E seç o zaman.”
”Of demir of!”diye söylenerek önden ilerlemeye başlamıştı balım.Demir arkasından sakince onu takip ediyordu.Balım önünden geçtiği oyuncakları durup inceliyor,beğenmeyince devam ediyordu yoluna.
İleride ki kalabalığı görünce bu sefer oraya yöneldi.Ekipte ki herkes bir standın önünde toplanmıştı.Dönüp demire baktı.
”Sanırım burada güzel bir şey var,baksana herkes oraya toplanmış.”Oraya toplanma amaçları çok daha farklıydı.Toplandıkları yer lunaparklarda bulunan atış yaparak oyuncak kazanma bölümüydü.
Oraya vardıklarında tüm kızların elinde birer ayıcık olduğunu fark etmişlerdi.Şuan atış yapan kişi Kaandı ve hareket eden üç şişeyi de vurarak kazandığı ayıcığı biricik sevgilisine hediye etmişti.
”Sizinkiler bayağı bir romantik anlaşılan.”dedi balım gülerek.Demir ağır ağır kafasını salladı.
”Öyledirler.Bende öyleyimdir.”Alaycı bir şekilde gülmüştü balım.Fakat demir bu alayı çok net bir şekilde sezmişti.Bu yüzden standa ilerleyip kenardaki tüfeği kavradı.Satıcı çocuktan tüm şişeleri yenilemesini istemişti.Toplamda beş ayrı alan vardı.Her alanda üç şişe bulunuyordu ve hareket ediyorlardı.Uzak mesafeden bu üç şişeyi de vuran bir ayıcık kazanıyordu.
Çocuk oyunu hazır bir hale getirdiğinde demir silahı kavrayıp nişan aldı.Ateş etmeden önce balıma bakıp göz kırpmıştı.Sonrasında tamamen odaklanarak üç şişeyi de vakit kaybetmeden vurdu.Çevredekiler onu alkışa tutarken çocuk bir ayı verecekti fakat demir onu durdurdu.
”Ben biraz daha devam edeceğim koçum,sonda verirsin.”Çocuk sadece onaylamakla yetindi.Balım kollarını göğsünde bağlamış bir şekilde önünde ki görsel şöleni izliyordu.
Demir ikinci alanı da bitirdiğinde devamı da çok hızlı gelmişti.Hiçbir şişeyi sağlam bırakmamış,tüm alanları kazanmıştı.Satıcı çocuk bir hayli şaşkın bir şekilde beş tane ayıyı da raftan indirmişti.Demir ücreti de hallettikten sonra beş tane ayıyı kucakladı.Herkes merakla ayıların sahibini bekliyordu.
Demir kucağında ki ayılarla ilerleyip balımın karşısında durdu.Bunu beklemeyen balım bocalamıştı.Kollarını çözerek öylece durdu.
”Ne ?”
”Hepsini senin için aldım.”Kafasını tatlı bir hareketle sağa eğdi.”Kabul etmeyecek misin ?”Balımı büyük bir şaşkınlık çevrelemişti.Üzerinde bu kadar göz varken de utanmamak elde değildi.
”Edeyim bari,”diye mırıldandı sessizce.Demirin verdiği beş ayıyı da kucaklamak biraz zor olmuştu.Ona bakan gözler artık çok daha imalıydı.
”Sende de ne şovlar varmış be demir abi,herkesi hayran bıraktın ha.”Gerçekten herkesi hayran bırakmış olmalı ki çevrede ki tüm kızların da gözleri demirdeydi.Böyle bir adamın hayalini kurduklarını tahmin etmek çok da zor olmasa gerekti.Balım o bakışların demire olduğunu anlayınca biraz sinirlenmişti.
”Teşekkür ederim,”dedi tüm içtenliğiyle sıcak bir şekilde tebessüm ederek.”Bu kadarına gerek yoktu ama yine de teşekkürler.”
”Rica ederim savcı hanım ne demek.Ayıcıklarıma sahip çıkacaksın değil mi ?”Kucağında ki ayıcıklara daha sıkı sarıldı Balım.”Merak etme onlara gözüm gibi bakacağım.”
”Ulan buraya gel de sana dünya kaç bucakmış göstereyim!”Diğer taraftan gelen yabancı bir adamın bağırışı ile tüm bakışlar oraya döndü.Evet bağıran adam yabancıydı fakat onun önünde son sürat koşan kişi hiç de yabancı değildi.
Tam olarak yiğithandı.
”Abi sen beni çok yanlış anladın.”diye kendini açıklaması da cabasıydı.Kimse ne olduğunu anlamamıştı ama yiğithanı peşleyen iri yarı adam oldukça öfkeliydi.Demir anında ciddiyetine bürünerek adamla yiğithanın arasına girdi.
”Ne oluyor hayırdır birader ?Kime saldırıyorsun sen ?”Adam öfkeyle arkada ki yiğithanı işaret etti.
”Bu it benim biletlerimi çalıp güya kızlara hava atıyordu.Ben o biletleri senin bir taraflarına-“
”Hop!”diye yükseltti sesini demir.”Orada bir dur kardeşim,laflarına dikkat et.Bahsettiğin kişi bilerek böyle bir şey yapmaz.Belli ki bir yanlış anlaşılma var.”
”Öyle zaten abi,”dedi yiğithan çaresizce.”Adamla biletlerimiz karışmış ama beni hırsız ilan etti.Lan biletini benimkilerin yanına koyan sensin!”
”Döverim ben seni lan!”diye yiğithana atılmaya çalıştı adam.Kendince üste çıkmaya çalışıyordu.Ortalık yine bir karmaşaya dönmüştü.Yiğithana ilerlemeye çalışan adamı göğsünden ittirdi demir.
”Geri bas benim asabımı bozma!”Demirin elini sert bir şekilde ittiğinde bu sefer yiğithan sinirlerip adamın üstüne atlamış ilk yumruğu atmıştı.Anıl yiğithanı ayırmaya çalışırken kaan kadınları bu kavgadan uzaklaştırmaya çalışıyordu.
”Sen kimin abisinin eline öyle vuruyorsun oğlum parçalarım seni!”Yiğithan gerçekten adamı parçalayacak gibiydi.İri yarı olması bir şeyi değiştirmezdi.Yiğithanın gücü onunkinden kat kat fazlaydı.Öyle ki adam bir türlü karşılık veremiyordu.
”Yiğit delirtme beni kalk adamın üzerinden!Basıp gidelim yoksa olaylar karışacak.”Yiğithanı adamın üzerinden zar zor kaldırmışlardı.Neyse ki çok bir zararı dokunmamıştı adama.Herkes alelacele toparlanıp buradan çıkmak için hazırlanmıştı.Mekanda ki görevliler yaralı adamla ilgileniyordu.Kim haklı kim suçlu henüz belli değildi.
Olaysız duramayan ekibimiz çıkmak için kapıya ilerlediklerinde polislerle karşılaşarak şok olmuşlardı.Polisler hem o adamı hemde kadınlar hariç tüm ekibi tutuklarken ki karmaşa ise apayrıydı.Şüphesiz en büyük karmaşa komutanları geldiğinde yaşanacaktı.
*******
Minela
Karakola geldiğimizde arazla vakit kaybetmeden araçtan inmiştik.Hepsinin sağlam olduğunu kendi gözlerimle görmeden içim rahat etmeyecekti.Karakola giriş yapıp içeriye yöneldiğimizde ben hepsini nezarethane de bulmayı beklemiştim fakat öyle olmadı.
Kızlar ve Yiğithan hariç tüm erkekler ziyaretçi bölümünde oturuyorlardı.Nereden geldiklerini anlamadığım ayıcıklar da bir köşe de duruyordu.Şaşkın şaşkın bakmakla yetindim hepsine.Ne yaşamışlardı başlarına ne gelmişti bilmiyorum ama en az benim kadar onlarda şaşkındı.
Gidip kızlara tek tek sarılıp iyi olduklarına emin olduktan sonra erkeklere baktım.Abim çok sinirli duruyordu ama diğerleri normaldi.Sadece başlarını öne eğmişlerdi.
”Ne oldu size iyi misiniz ?Ne yaptınız kötü bir şey mi var ?”diye sorularımı ard arda sıraladım.Kimseden çıt çıkmadı ama abim en sonunda konuştu.
”Kimsede bir şey yok hepimiz sağlamız.Sadece yiğithan içeride.”
”Sebep ?”diye soludu araz öfkeyle.Sebebi geçerli değilse bir süre çektireceği var gibi duruyordu.”Öyle bir sebep söyleyin ki nişan gecem de sizi nezarethaneden toplamamın mantıklı bir yönü olsun.Bekliyorum!”
”Komutanım yiğithanın olay da hiçbir suçu yok.Adam ileri geri konuşup ters hareketler yapınca yiğithan iki yumruk çaktı o kadar.Gerçekten biz size haber bile vermeyecektik ama işte bize sormadılar.Sizin gününüzü mahvetmek istememiştik.”
”Siz araza bakmayın,”dedim iyimser yaklaşarak.”Günümüzün mahvolduğu falan yok.Zaten nişanımız bitmişti yani bozulan bir şey de yok.Yiğithan ne zaman çıkar ?”
”Önce ben komiserle konuşacağım,”dedi Araz.”Kayıtlara falan da bakarım.Suçu yoksa bir saate çıkar gideriz.Ha suçu varsa bir gece burada misafir edilir.”Suçu yoksa bile araz yiğithanı bu gece burada bırakacak gibi konuşuyordu.Sinirli olduğu için kimse itiraz etmedi.Araz olayı öğrenmek için komiserin yanına çıkarken ben kızlara döndüm.
”Eee ne oldu nasıl oldu anlatın hadi.”
”Ya öyle büyük bir olay yok aslında.”dedi açelya kucağında ki ayıcığa sarılarak.Şu ayıcık meselesini de merak ediyordum.”Küçük bir yanlış anlaşılma olmuş,karşıda ki adamda gereksiz yükseldi.Haklı olan yiğithandı zaten ama adamı ilk döven o olduğu için onu da aldılar.”
”Yani kurtulur dimi ?”
”Kurtulur abicim sen rahat ol.”dedi abim de.Onda da vardı bir haller.Kenarda ki ayıcıkları işaret ettim.
”Peki bunlar neyin nesi ?”
”Sevgililerimiz bize aldı.”dedi parla keyifle.Burada onların sayısından fazla ayıcık vardı.Kafamın karıştığını gören parla devam etti.”Beş tanesini demir aldı,balım için.”
İşte bunu bende beklemiyordum.
Balım büyük bir şokla parlaya baktı.Bu kadar hızlı söylemesini beklemiyor olmalıydı.Bende onunla aynı şoktaydım.Bundan dolayı bir şey demeden tepkisiz kaldım.Ortam zaten pek de uygun değildi.
Aradan yarım saat geçtiğinde araz yiğithanla beraber yanımıza ulaşmıştı.Yiğithan oldukça gariban bir şekilde boynunu bükmüştü.Arazında siniri biraz geçmiş gibiydi.Ya da siniri komutan rolündeyken göstermeyi düşünüyordu.İkinci ihtimal çok yüksekti.Hepimiz toplu bir şekilde karakoldan çıkarken dışarıdan o kadar komik görünüyorduk ki bundan bir buçuk saat önce nişanda olmamız inanılır gibi değildi.
*******
Günler Sonra
”Tamam üsteğmenim,bu belgeleri de hallettim.İmzayı attırınca tekrar getireceğim size.”dedim karşımda ki kadına gülümseyerek.Askeriyede ki kadın asker sayısı iki elin parmağını geçmezdi ve Aslı üsteğmen sevdiğim arkadaşlarımdan birisiydi.
”Bu arada nişanlanmışsınız tebrik ederim.Valla çok yakışıyorsunuz Allah tamamını erdirsin.”Bir haftadır aralıksız aldığım tebrikler hala devam ediyordu.Hoşuma da gidiyordu açıkçası.Gülümsemem daha da genişledi.
”Teşekkür ederim canım,darısı senin başına artık.”Bildiğim kadarı ile hayatında birisi vardı.Onunla ayrıldıktan sonra elimde ki dosyayla ilerlemeye başladım.Bir kaç işim vardı ve onları tamamladıktan sonra askeriyeden çıkmayı planlıyordum.Ya da arazın işlerinin bitmesini beklerdim.
Bir kaç dosya işim daha olduğu için arşive inmem lazımdı.Bir alt kata inip arşivin olduğu kısma ilerledim.Burası çok kullanılmazdı ve genellikle boş olurdu.Arşivin kapısını açmak için elimi uzatmıştım ki içeride birinin sesini duydum.Ses bana boğuk geliyordu.Biraz daha net duyabilmek için kapıya yaslandım.Şimdi sesin sahibini tanımıştım.
Arendi.
Kimle konuşuyorsa hararetli bir konuşma yapıyordu.Bir iki cümleyi seçebilmiştim.
”Yolun sonuna geldik artık.Onlarla çok bir bağ kurmadan içlerine sızmayı başardım.Gereken tüm bilgileri de topladım.Hepsini perişan edeceğiz!”Kimden bahsediyordu ?
Bizden bahsediyordu.
Bu olamazdı!
Aren hain olamazdı.
Ama aren haindi.
Bir süre bu cevabın saçmalığında boğuldum.İnanmak istemiyordum ama duyduğum cümleler gerçekti.Bir ara bu düşünceden vazgeçerek uzaklaşacaktım ama duyduğum tek bir cümle bardağı taşıran son damla olmuştu.
”Sancak timini de komutanlarını da bitireceğim!Sonrası bize şölen onlara cenaze olacak!”Silahımı kavradığım gibi kapıyı sertçe açıp namluyu kafasına doğrulttum.Beni görmeyi beklemiyordu ve şoka uğramıştı.Bende şoka uğramıştım ama ona acıyacak değildim.
O haindi.
Aileme zarar vermeye çalışan bir hain.
Ve ben onu gözümü kırpmadan öldürecektim.
*******
Bittiiiiii
Sizce minela arena ne yapacak ?
Daha doğrusu arenin böyle bir hain çıkmasını bekliyor muydunuz ?
Hemen emin olmayın derim.İki hafta sonra olaylar çok daha karışacak.
Tüm yorumlarınızı ve varsayımlarınızı bekliyorum.Oylarınızı da eksik etmeyin ve hepinizi whatsap kanalıma da bekliyorummmm.
Sizi seviiyorum )))
Kendinize iyi bakın🫶🏻
YILDIZA BASMAYI UNUTMAYIN ✨💕
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 76.51k Okunma |
7.37k Oy |
0 Takip |
92 Bölümlü Kitap |