
Yavaş yavaş gözüme vuran güneşin ışığından rahatsız olarak gözlerimi açtım. Saate baktığımda daha sabahın 8’i olduğunu gördüm. Birkaç dakika kendime izin verip ayılmaya çalıştım. Tam o sırada telefon çalmaya başlamıştı. Baktığımda Yağızın aradığını gördüm. Hemen açıp hoparlöre aldım.
“Günaydın”
“Günaydın”
“Bileti aldım. Saat 12’de.”
“Bir tane daha al Yağız.”
“Tamam”deyip kapattı. Ardından yataktan kalmış kendimi banyoya atmıştım. Yüzümü yıkayıp kendime güzel bir kahvaltı hazırlamıştım. Tam oturup yiyeceğim sıra zil çalmıştı. Dün ki olan olaydan sonra daha temkinli olmuş elime bıçak alarak kapı deliğinden baktığımda Harin’i gördüm. Hemen bıçağı bırakıp kapıyı açtım. Kapıyı açar açmaz hemen kollarını boynuma dolamıştı. Bende hemen ona karşılık vermiş birkaç dakika öyle kalmıştık.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Emin misin?”
“Eminim.”dediğimde benden ayrılmış arkasında ki bavulu çekip kapıyı kapatmıştı. İçeri girmiş birlikte yarım bıraktığım kahvaltıya devam etmiştik. Kahvaltı bittikten sonra cafeyi başka bir arkadaşıma emanet etmiş havalimanına doğru yola çıkmıştık. Tam zamanında gelmiş uçaktaki yerlerimizi almış kalkışı bekliyorduk. Harin çok gergindi. Aynı şekilde bende gergindim çünkü 1 yıl önce hiç düşünmeden terk ettiğim ülkeme geri dönüyordum. Ve ülkemi çok özemiştim. Ama en çokta ailemi ve arkadaşlarımı özlemiştim. İstanbul’a gidecektim ama onlara geri döndüğümü belli etmeyip kendimi göstermek gibi niyetim yoktu. Zaten onlar üzerinde tehdit alıyordum. Daha da çok onlara çekemezdim dikkatleri.
“Yağmur”diyen Harin’in sesiyle düşüncelerimden arınmıştım.
“Efendim”
“Alaz senin geldiğini öğrenir mi?”dedi haklıydı. Alaz’ın Türkiye de her uçan kuştan haberi olan bir adamdı. Eminim haberi olurdu,ama beni bulamazdı. Çünkü önlemimi almıştım. Bileti farklı bir kimlikle almıştık. Kore’de beni herkesin Yağmur olarak bildiği kimliğimle Türkiye’ye geri dönüyordum. Elbette dikkat çekecektim ama bir şapka ve maskeyle her şey tamamdı.
“Endişelenme onu Yağız halletmiştir.”
“Oh be birde onunla uğraşma.”deyip kafasını omzuma koydu. Sonunda uçağın kalkmasıyla Kore’den ayrılmıştık.
Uzun saatler sonrası sonunda Türkiye’ye iniş yapmıştık. Hemen kafama siyah şapkamı geçirmiş gözlüğümü takmıştım. Havalimanından sonunda çıkmış bir taksi ile Yağız’ın tuttuğu eve gelmiştik. Hemen kendimi duşa atmış ondan sonra yatağa yatıp uyumuştum. Çok yorulmuştum Kore çok uzaktı. Harin de aynı benim gibi yorgunluktan uyuya kalmıştı. Tam 6 saatlik uykudan sonra hemen mutfağa kendimi atıp yemek hazırladım. Masayı da kurduktan sonra Harin’i uyandırmaya gelmiştim ama uyanmıyordu.
Birkaç dürtükleme bağırmadan sonra kalkmış masaya gelmişti. Yemeğimizi yerken birkaç plan yapıyorduk.
“Babanın yanına nasıl gireceksin?”
“Bilmiyorum Yağız bir şeyler ayarladım dedi ama benim de birkaç plan yapmam lazım.”
“Katılıyorum tek bir plana güvenme sakın Gaye. Ben ne yapacağım peki?”
“Yanımda geldin madem sende ailemi takip edeceksin. Onlara göz kulak ol başlarına bela geldiğini hissettiğin an ya bana ya da Yağız’a haber verirsin. Bize ulaşamazsan da polisi ararsın olur mu?”
“Bana her şey okey. Ama seni orada yalnız bırakmak istemem.”
“Seni işe sokamayız Harin şu an turist pasaportunla buradasın bir işe giremezsin yani.”
“Tamam o zaman sıkıntıyı yok. Şunu unutma ki ben senin her zaman yanındayım.”deyip elimi tuttu.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra beyaz tahtayı salonun ortasına koymuş sırayla herkesin ismini ve bağlantılarını yazmış herkesin ortak düşmanını bulmaya çalışmıştık. Sonuç ise yüzünü bile görmediğim öz babam ortaya çıkıyordu. Ama şunu anlayamıyordum. Bu adam beni neden öldürmek istesindi ki zaten zamanında çocuklarını bırakmış bir adamdı. Şimdi peki neden beni öldürmek istiyordu ki? Yağız çok emin konuşmuştu. Ama içimden bir ses o değil diyordu. Aynı şekilde Harin de benim gibi tıkanmış bir sebep bulamıyordu. Kafa kafaya vermiş bir sonuç bulamamıştık. Bu sorunun tek cevabı o eve girip her şeyi öğrenmekti.
“Seni öldürmeye çalışan adamı tekrardan mı konuşsak acaba?”dedi
“Mantıklı ama olmaz. Alaz ve Polat kesinlikle benim geldiğimi öğrenir.”
“Ayş senin şu iki baş belan yüzünden hiçbir şey yapamıyoruz.”
“Yah! Zaten o adamla gitmeden konuştum. O gerizekalı hiçbir şey bilmiyor.”
“Bu sefer sıkıştırabilirdik belki.”
“Of Harin!”deyip kendimi koltuğa bıraktım. Geldiğimden beri aklımda ailem ve arkadaşlarım vardı. Onları uzaktan da olsa görmek istiyordum. Kafamı yanımda oturan kadına dönerek “Harin ailemi uzaktan görmeye gitsem mi sence?”dediğimde bana üzgün gözlerle bakmıştı.
“Git”
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten ama sakın yakalanma ve dikkat çekme! Ve onları gözetleyen bir adam olduğunu unutma eminim ki seni orda bekliyordur. Hem belki bir hata yapar ve yakalarız.”
“Normalde senin yerinde Berkan olsa hayatta izin vermezdi biliyor musun?”
“Biliyorum bana onları o kadar çok anlattın ki senden daha iyi tanıyormuş gibi hissediyorum. Ve sen Berkan’ı dinlemez yine giderdin.”dediğinde gülmüş Berkan’ı özlediğimi hissetmiştim.
“Acaba ona geldiğimi söylesem mi? Hem o hayatta çaktırmaz ve bize çok yardımı olur.”
“Aslında haklısın hacker o bize her türlü yardımı olur.”
“Evet onu da dahil edelim.”deyip kalkmış odama gidip hazırlanmaya başlamıştım. Üzerime siyah sweartişört altıma siyah eşofman giymiştim. Siyah deri ceketimi ve siyah kep şapkamı alıp odamdan çıktım. İçeri girdiğimde bıraktığım halde aynı şekilde duran Harin’i gördüm.
“Ben çıkıyorum.”dediğimde bana dönmüş onaylayan bakışları yavaş yavaş yukarı doğru çıkarken yüzümde durmuştu. Hemen olduğu koltuktan kalkmış kendi odasına doğru koşmuş elinde bir güneş gözlüğüyle geri gelmişti. Hemen onu da gözüme taktıktan sonra baş parmağını kaldırarak “İşte şimdi oldu.”demişti. Ona son kez sarılıp evden çıktım. Bu halde asla tanınmazdım. Çünkü eski ben değildim. Zayıflamış saç rengimi siyahtan maviye çevirmiştim. Oje sürmeyen ben sırf tanınmayım diye sürmüştüm. Ve sonralara doğru hoşuma gittiğinden tırnağımdan çıkarmaz olmuştum. Ama hastane de olduğum sıra çıkarıyordum. Hemen önceden Yağızın kiraladığı arabaya binmiş mahalleme doğru yola çıkmıştım.
Uzun bir yolculuktan sonra mahalleye uzak bir yere arabayı park etmiş yavaş yavaş yürüyerek evime yaklaşıyordum. Yürürken tam evin önüne yakın Polat’ı görmüş çaktırmadan hemen bir duvarın arkasına geçmiştim. Yakışıklı olan adam sanki daha da yakışıklı olmuştu. İlk gördüğüm adamla arasında ki adamla o kadar fark vardı ki. Dik duran omuzları hafif çökmüş ve yorgun bakışlar atan gözleri ile adeta ben ölmedim ama yine de hayattayım modunda gözüküyordu. Onu görünce ağrıyan kalbim daha çok ağrımaya başlamıştı. Ah canım abim seni ilk başlarda kabul etmedim. Ama gidince seni çok sevdiğimi fark ettim. Kahretsin ki onu herkesten çok çok özlemiştim. Gözümden akan yaşla ağrıyan kalbim daha da çok artmıştı. Nefes alamaz gibi oldum bir an. Polat sanki tam o an hissetmiş gibi elini kalbine götürerek gözlerini kapatmıştı. Aynı şekilde benimde elim kalbime gitmiş birkaç defa derin nefes almış kendime gelmiştim. Gözlerimi açtığımda Polat’ın buraya baktığını fark ettiğim an hemen kendimi geri çektim. Beni görmesi imkansızdı çünkü duvar ile ağaçların kalabalığından dolayı gözükmezdim. Sanki benim varlığımı hissediyordu. Birkaç dakika benim olduğum tarafa bakmış sonra geri önüne dönmüş ailemin evine girmişti. Neden geldiğini bilmesemde onu görmem iyi olmuştu. Polat’ın içeriye doğru adım atmasıyla annem ve babamın gözükmesi bir oldu. Annem her zaman ki gibi başında ki tülbentiyle Polat’ı içeri davet ediyor. Babam ise eliyle evin yolunu gösteriyordu. İkisi de o kadar çökmüşlerdi ki. Beni en son bıçaklanmadan önce görmüşlerdi.İkisini de o kadar uzun zamandır görmüyordum ki. Çok özlemiştim, annemin sıcak kucaklamasını babamın kızım diyip saçımı okşamasını her şeyden çok özlemiştim. Hala gözlerimden akan yaşların daha da çoğalmasıyla gözlerim bulanık görmeye başlamıştı. Hemen gözlerimi silip onlara daha çok bakmaya çalıştım ama eve girmeleriyle göz hizamdan çıkmışlardı. Kendimi duvara yaslayıp derin nefes almaya ve sakin olmaya çalıştım. Kendimi toparladıktan sonra Berkan’ın evinin yolunu tuttum. Evine geldiğimde önce söyle bir etrafı kolaçan etmiş biri var mı diye bakmıştım. Kimseyi göremeyince hemen bahçeye girmiş kapıyı çalmıştım. Birkaç dakika kimse açmadı. Evde yok zannedip gideceğim sıra kapı açılmış saçı başı dağınık bir Berkan göründü. Beni görünce sorgulan gözlerle bana bakmış kafasını hayırdır der gibi sallamıştı.
“Sen kimsin? Yolu karıştırdın herhalde.”
“Hayır karıştırmadım. Abim saydığım dostumun evine geldim.”dediğimde Berkan ilk şok olmuş sonra ise beni kolumdan hızlıca içeri çekip kapıyı kapatmıştı. Onun bu tepkisine anlam verememiş öylece ona ayak uydurdum.
“Se…sen geldin.”deyip beni kolları arasına sertçe çekip sarılmıştı.
“Beko”deyip benimde ona sarılmamla daha demin akan yaşlar tekrar gelmişti. İkimizde ağlayarak birbirimize sarılıyorduk.
“Öldün zannettim. Kardeşimin emanetine sahip çıkamadım zannettim.”
“Özür dilerim.”deyip ona daha sıkı sarıldım.
“Hayır dileme Gaye.”
“Tamam bir sakin olalım.”deyip geri çekildiğimde kolumdan tutup beni salona doğru çekiştirerek koltuğa oturttu. Birkaç dakika kendine de bana da izin vermiş öylece susmuştu. Gözlerini açarak “Sen nerdeydin şu 1 yılda seni aramadığım yer kalmadı. Herkes seni aradı,bulamadı. Burak kayıp ilanı verip bütün Türkiye de seni arattı. Ama tek bir ize bile rastlamadık. Kendini nasıl sakladın sen Gaye?”
“Dur bir sakin ol önce anlatacağım her şeyi.”
“Ben sakinim sadece senin için çok endişelendim.”
“Amcam sayesinde bir anda ortadan yok oldum. Sizin güvenliğiniz ve ailemin güvenliği içindi. Fakat gitmem hiçbir işe yaramadı.”
“İyi de annenin eski kocası hapiste biz güvendeydik.”
“Hayır değildiniz. O adamı biri tutmuş o sadece bir kuklaymış. Beni asıl öldürmek isteyen o değilmiş.”
“Hiçbir şey anlamıyorum Gaye.”
“Anlatacağım her şeyi ama lütfen benim geri geldiğimi kimseye söyleme.”
“Ama annen..”
“Olmaz Berkan ben geldiğim gibi geri gideceğim. Sadece senin yardımına ihtiyacım olduğu için geldim.”
“Nasıl yani?”
“Bana yardım et Berko.”
“Tamam ederim ama her şeyi baştan anlat benim kafam karıştı.”
Her şeyi teker teker anlattım.
“Hayır o eve giremezsin Gaye.”deyip bağırmıştı. Ama ben ise sadece ona boş bakış atmış önüme dönmüştüm. O bakışımla onu dinlemeyeceğimi anlayan Berkan oflayıp geriye yaslandı.
“Plan ne?”dediğinde pis pis sırıtarak
“Herkesi patlatıp aileme kavuşmak.”
“Ah en sevdiğim!”deyip ellerini kavuşturarak ayağa kalktı.
“İlk görevin ikizim var mı onu öğrenmek? Şu an en önemlisi o benim için.”
“Ulan abini bulan benim şimdi de ikizin çıktı. Ailen ne kadar genişliyor Gaye.”
Hafif gülüp haklı olduğu için bir şey demeyip kafamı sallamıştım. Birkaç saat Berkan’la hasret gidermiş beni görmediğini söyleyip gitmek için hazırlanıyordum ki kapı çalmıştı. Berkan’la göz göze gelince hemen arka odayı işaret etmesiyle hareket etmem bir olmuştu. Odaya girip kapıyı kapattım. Tam o sırada Berkan kapıyı açmıştı. Birkaç dakika ses çıkmamasıyla endişelenmiş kendimi içeri gitmemek için zor durdurdum. Tam o sırada bir erkek sesi duyulmuştu işte o an sanki kalbim atmayı bırakmış nefesim kesilmişti. Sanki biri beni öldürmüştü o an. Özlediğim o kalın ses tonuyla titreyen tonuyla kalbim acıdan kıvranmaya başlamıştı. O ses tonu hem nefret ettiğim hem de aşkından öldüğüm adamın Alaz Demiroğlu’nundu.
“Nerede o! Nerde Berkan! Nefes alamıyorum lan onsuz. Şu kalbim var ya o kadar acıyor ki oğlum.”demesiyle gözlerimden yaşlar sel gibi akmaya başlamıştı. Hiç durmadan akıyor ve kalbimin acısı daha çok artıyordu.
“Bilmiyorum diyorum lan. Kaç kere söyleyeceğim! Bende bulamıyorum onu sanki dünya kırk parçaya ayrıldı o da yerin dibine girdi. Yok yok kahretsin ki bulamıyorum.”diyen Berkan’la bir ses duyuldu. Arka arkaya devam eden seslerle birlikte endişem artmıştı.
“Gelmiş havalimanında görülmüş Berkan. Biliyorsun lan biliyorsun!”demesiyle kendime saydırdım. Kahretsin ne kadar çabuk duymuştu. Ah unuttuğum bir şey vardı. O Alaz Demiroğlu’ydu adam Türkiye’ye sahipti. Omuzlarım yenilgiyle çökmüş ne yapacağımı bilemez hale gelmiştim.
“Berkan söyle lan nerde o? Ne olur söyle oğlum şu kalbim var ya o kadar acıyor ki nefes alamayacak hale geliyorum onsuz.”demesiyle kendimi yerde bulmam bir olmuştu. Elim acıyan kalbime giderek okşamaya çalıştım ama o acı gitmiyordu.
“Özür dilerim Alaz ama olmaz.”diyerek kendi kendime fısıldadım.
“Arayın evi arayın söylemeyecek bu.”diye bağıran Alaz’ın sesiyle hemen ayağa kalkmış açık camı görmemle ordan atlayarak çıkmam bir olmuştu. Kafama siyah kepimi geçirip tamamen kamufle olarak hızlı bir şekilde mahalleden ayrılmış arabaya binip eve doğru yol aldım. Eve geldiğimde hemen kendimi duşa atmış birkaç ağlama krizinden sonra kendime gelmiştim. Şimdi ise akşam yemeğine oturmuş Harinle birbirimize bakıyorduk. Yağız’dan haber bekliyorduk plana başlamak için.
“Bu çocuktan ne zaman haber gelir.”demesiyle telefonumun çalması bir olmuştu. Hemen elime alıp baktığımda Yağız olduğunu görmüş açarak kulağıma dayadım.
“Alo”
“Nasılsınız,yerleştiniz mi?”
“Evet iyiyiz.”
“Tamam o zaman . Yarın hizmetçi olarak babanın evinde işe başlayacaksın Gaye.”
“Her şey hazır o zaman.”
“Evet”
“Tamam”deyip kapattım. Harin’e dönüp
“Plana başlıyoruz.”
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |