34. Bölüm

34.Bölüm

Dolunay
dolunay89

“Sen…”

“Ya ben! benden daha ne kadar saklanmayı planlıyordun Gaye.”diye bağırarak yanıma yaklaşan Alaz’dı. Kalbim korkudan mı yoksa onu 1 yılın ardından sonra görmememden dolayı mı bu kadar hızlı atıyordu bilmiyorum.

“Ben… ben…”

“Sen ne Gaye sen ne?..”demesiyle kendime gelmeye çalıştım. Ama onun bana yaklaşmasından dolayı kendime gelemiyordum. Adeta burnumun dibine girmeyi yemin etmiş gibi daha da üzerime geliyordu. Sonunda kendimi zorlayıp iki elimle onu itmem bir olmuştu. O hiç sarsılmamış halde duruyordu ama üzerime gelmeyi kesmişti.

“Uzak dur benden Alaz Demiroğlu!”

“Senden artık bir dakika bile kopamam güzelim. Uzak durmayı unut.”

“Geri bas Alaz.”

“Hayır güzelim.”deyip tekrar üzerime gelmesi bir olmuştu. Üzerime doğru gelirken bende geri geri gitmeye başladım.

“Siz ikiniz dışarı çıkın.”demesiyle Berkan ve Harin’in hızla çıkması bir olmuştu. Benim ise sonunda alanım daralmış duvara çarpmıştım.

“Alaz uzak dur diyorum.”

“Şu uzak durmayı unut dedim sana değil mi? Hem konumuz o değil sen nerelerdeydin Gaye? Sensiz ne haldeydim ben biliyor musun? Kahroldum lan ben nefes alamadım.”deyip beni kedine çekip kafasını boynuma soktu. Öyle derin nefes alıyordu ki bugün kendini tutan ve ağlamayan gözlerim onun yanında arka arkaya akmaya başlamıştı. Bugün beni tehdit eden bir katille yan yana oturmuş korkudan ölmüştüm. Bugün öz babamla karşılaşmıştım ve en sonda sevdiğim adam beni bulmuştu. Bu da son darbeydi benim için. Gardımı indirip Alaz’ın boynuna kollarımı doladım. Alaz beni sanki içine sokmak ister gibi öyle sarılıyordu ki sessiz akan yaşlarım onunla birlikte hıçkırıklara döndü. O ise benim ağlamamı duyup hafif geri çekilmişti. Gözlerini gözlerimi değdirmesiyle o özlediğim yeşillerini görmemle bende bir şeyler kopmuştu.

“Alaz korkuyorum deli gibi korkuyorum Alaz.”dememle ellerini yüzüme dolayıp dökülen yaşları siliyordu ama işe yaramıyordu. Arkasından geri akıyordu.

“Güzelim benim. Ben buradayım kimse sana zarar veremez. Ben yaşadığım sürece kimse sana dokunmaya bile cüret edemez.”

“Kendim için korkmuyorum ki ben sizin için korkuyorum Alaz. Beni tehdit ettiler sizinle Alaz. Özellikle sana bir şey olacak diye kafayı yedim. Sana saldırı düzenlediği haberini almamla kendimi buraya atmam bir oldu.”

“Nasıl duydun?”

Burnumu çekip “Duydum işte ne yapacaksın?”

“Her neyse merak etme herkes şuan güvende.”

“Nasıl?”

“Herkesin peşinde adamlarım var onları koruyorlar. Merak etme.”

“En son merak etme dediğinde Burak ve Mira kaçırılmıştı.”dedim gözlerimde ki yaşlarla.

“Biliyorum ama bu sefer öyle değil Gaye değişti. Senin gitmenle her şey değişti.”

“Maalesef bu işte tekim. Yanımda kimse olmayacak.”

“Ne demek tekim?”demesiyle geri çekilmesi bir olmuştu.

“Size ihtiyacım yok demek Alaz Demiroğlu.”deyip hırsla yüzümü kolumla sildim. “En son size güvendiğimde dünyam başıma yıkılmıştı.”

“O zaman abin koruyordu seni. Ben elimi atmamıştım. Tam atacağım sıra sen her şeyi mahvettin Gaye.”

“Şimdi ben mi suçlu oldum Alaz Bey?”

“Hayır o manada demedim. Beni beklemeden harekete geçtin ve bu adamlarla muhatap oldun. Benim planımı bilmeden her şeyi mahvettin.”

“Sen şaka mısın ya! Planımı mahvettin ne demek? Sen nasıl adamsın ya?”

“Sana özlemimden kafayı yedim ben lan! Ne bok yediğimi bilmiyorum. Nevrim döndü.”

“Bu bir bahane olamaz gerizekalı!”

“Senin başına bir iş gelecek diye kafayı yedim ben.”

“Ben o sıra çok mutluydum ya!”

“Tamam her neyse bu saçma konuşmayı bitirebilir miyiz?”

“Sen beni nasıl buldun?”

“Polat’ın babasının evine senin tipine yakın biri girmiş diye haber geldi. Sende bana saldırı düzenlendiğini duyunca koşa koşa gelecektin bunu tahmin etmiştim. Ama babanın evine girmen beni kuşkulandırdı. Babandan şüphe duyacağını biliyordum ama bu kadar çabuk harekete geçeceğini tahmin etmemiştim.”

“Acele etmem lazımdı çünkü bir tek sen değil bütün sevdiklerim tehlike de Alaz. Bu yüzden o kişinin kim olduğunu bir an önce öğrenmem lazım.”

“Ama kendini böyle tehlikeye atarak hiçbir halt öğrenemezsin.”

“Tehlikeye atmadım kendimi. Öz babamın evine kısa süreliğine girdim.”

“Sen niye bu kadar aptalsın kızım.”

“Söz konusu insanın sevdikleri olunca aptal bile oluyor Alaz Demiroğlu.”deyip odadan çıktım. İçeri girdiğimde Berkan ve Harin stresle koltukta oturuyordular. Yanlarına gidip başlarına dikildiğimde ikisi de bana sadece boş bakış atmakla kalmıştı. İlsine göz devirip sinirle başımı Berkan’a çevirdim. Elimle iki işareti yapıp gözüne sokmaya çalışarak “Sadece 2 gün ya Berkan sadece 2 günde beni nasıl ifşladın? İçeride ki uyuz beni güya babamın evine girdiğimi öğrenip bulmuş güya yersen.”dedim. Berkan ise hiç ifadesini bozmadan bana bakmaya devam etti. Bu bakış çok uzaktı. Eski Berkan olsa hemen karşı çıkar ve bağırarak inkar ederdi. Ama o hiç tepki vermeden sakin sakin oturuyordu. Gözlerimi kapatıp arkamı dönerek önümde ki masaya tekme attım.

“Cevap ver bana Berkan!”dedim bağırarak

O ise sanki gıcıklığına yapar gibi kollarını bağlayıp geriye yaslandı. Harin ise ona şaşırarak bakıyor ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.

“Senin iyiliğin için.”demesiyle daha demin ağlayan kız gitmiş yerine sinir krizi geçiren Gaye gelmişti.

“Yeter! YE-TER lan. Siz benim iyiliğimi düşünmeyin. Ne zaman düşünseniz asıl işte o zaman başım belaya giriyor. Sen nasıl ona gidersin Berkan! Nasıl ya nasıl? Ben sana güvenerek kendimi gösterdim. Bana yardımcı olursun diye sana geldim.”diyerek bağırdım. O ise hiçbir şey demeyip beni baştan aşağı süzdü. Bakışları saçlarımda durunca konuşmaya başladı.

“Sen nasıl değiştiysen bende değiştim Gaye. Senin iyiliğin için onlarla iş birliği yaparım.”

“İyi halt ettin.”diye bu sefer bağıran Harin’di. Ben ise hiçbir şey demeyip sadece boş bakışlarla ona bakıyordum. Kafamı deminden beri bizi izleyen Alaz’a döndürdüm. Omzunu çıktığım odanın kapısına yaslanmış bizi izliyordu.

“Ona bağırma Gaye. Onu ben zorladım ve hiç red etmeyeceği bir teklifte bulundum.”diyen Alaz’a uçan tekme atmamak için zor duruyordum.

“Yah! Siz ne kadar salaksınız? Bu kızın etrafında niye akıllı birileri yok.”diye bağııran bu sefer Harin’di.

“Bu kız ne istiyorsa onu yapacak ona karışmayacaksınız!”

“Sen kimsin bacım bilmiyorum ama sen karışamazsın.”diyen Alaz’dı. Harin Alaz’a gıcık oluyordu maalesef onu sevmiyordu. Ona her şeyi anlattığımda bana çok kızmıştı. Şimdi de kendimi düşünmezsem bana çok kızacaktı. Buna asla izin vermezdi.

“Bana bak Ayaz mısın Alaz mısın sana acayip uyuz oluyorum. Bu kız acı çekerken yanında sen değil ben vardım. Bu kızın bir daha üzülmesine ve tehdit almaya devam etmesini istemiyorum. Asla da izin vermem.”dediğinde Alaz ona şaşırarak bakmıştı. Harin’den böyle açık sözlülük beklemiyordu. Ben ise onu bildiğim için hiçbir şey demeden boş koltuğa sinirle kendimi attım. Yanımda ki Berkan’a sinir bozucu bakışlar atarak “Ne teklif etti de sen beni sattın Berkan?”dedim o ise “Seni satmadım Gaye sadece seni koruması gereken bir teklif sundu bende senin iyiliğin için kabul ettim.”

“Peki bana sordun mu Berkan?”

“Sormam mı gerek?”

“Sen şaka mısın?”

“Hayır sen bana kardeşimin emanetisin. Seni h korumak için her şeyi yaparım.”

“Bunu yaparak benim kalbimi kırdın ama Berkan.”

“Olsun sen yine de güvende olacaksın.”

“Artık ne senle ne de bu adamla beraber iş birliği yapmam.”deyip ayağa kalktım. Ayakta sinirle birbirlerine bakış atan ikilinin yanlarına gidip Harin’i kendime çektim. Alaz’a dönerek “Bir daha karşıma çıkma yoksa ismimi bile duyamazsın Alaz Demiroğlu. Beni rahat bırak! Senin ve biricik abimin yapamadığını yapıp buralardan tekrar gideceğim.”deyip Harin’i çekiştirerek evden çıktım. Arabamın yanına geldiğimde hızla beklemeden şöför koltuğuna oturup kontağı çalıştırdım. O sırada Harin yan tarafıma binmişti. Gazı kökleyip mahalleden uzaklaştım.

“Şimdi ne yapacağız?”

“Bilmiyorum ama ilk eve gidip bir an önce eşyalarımızı toplamamız lazım Alaz orayıda bulmuştur.”

“Tamam ilk onu yapalım sonra düşünürüz.”

Kafamı sallayarak onu onayladım. Hızla eve gelmiş bütün eşyalarımızı toplamış yeni bir ev tutmuştuk. Hiç kimseye söylememiş yeni hat yeni telefon hatta yeni araba kiralamıştık. Kimse bizi bulamasın diye şehrin bir ucundan ev kiralamıştık. Alaz’ın eli uzundu onun bulamayacağı yerleri keşfetmiş her şeyi öyle ayarlamıştım. Beni kesin Yağız sayesinde bulmuştu başka açıklaması olamazdı. Ya deşifre olmuştu ya da oldu bitti ondan taraftı. Artık ona da güvenemezdim.

Akşam olmuş yemeğimizi yemiş yataklara dağılmıştık. İkimizde yorgunduk. Her şey bir anda olmuştu. Yatakta biraz oyalanıp uykuya yenik düşmüştüm.

Sabah gözlerimi alarmla açmış kahvaltımı yapıp hazırlanarak yeni işimin yoluna düşmüştüm. Sonunda gelmiş kıyafetlerini giymiş işe koyulmuştum. Şu an ise kahvaltı hazırlıyordum. Altı açık olan ocağı kapatıp elimdeki çaydanlıkla bardaklara çayı koyup içeri masaya götürürken baş köşeye kurulmuş bir adam vardı. Onu tanımıyordum ama yaşlıydı. Bardağı masaya bırakırken sonunda Emirhan Öztürk gelmiş o da adamın sağ tarafına oturmuştu.

“Günaydın baba.”

Demesiyle öz dedem olduğunu anladım. Adamın gözleri Polat ve Emirhan beyin gözlerinin tam tersi maviydi. O kadar koyuydu ki mavi değil adeta lacivert derdim. Çok korkutucu bir adama benziyordu.

“Günaydın evlat.”deyip kahvaltısına devam etti. Ben ise daha fazla orda durmadan mutfağa ilerledim. Sinem abla ekmek diliyordu.

“Abla beyfendiler geldi.”

“Ah ben bunları koyup geliyorum. Sende istersen birkaç dakika dinlen.”

“Sağol abla ama ben bir tuvalte gitsem olur mu?”

“Sormana gerek yok kızım tabii ki git.”

“Tamam abla”deyip mutfaktan çıkarak personeller için olan tuvalete ilerken Sinem ablanın içeriye girdiğinden emin olduktan sonra yönümü değiştirip yukarı çıktım. Yukarıda ilk odayı girip baktığımda boştu. Birkaç odaya daha girmiştim ama hepsi boştu. Son bir oda kalmıştı. Oraya doğru ilerlerken aşağıdan bir ses duymamla elim kapının kulpunda asılı kalmıştı. Duyduğum ses çok tanıdıktı.

Bölüm : 13.02.2026 02:32 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...