
Gözlerimi zorlayıp beni taşıyanın kim olduğunu çözmeye çalışıyordum ama olmuyordu. Sonunda bir yerde durarak bir dakika bekledi. Ardından hareket ettiğini hissettim. Sanki sıcak bir yere gelmiştik. Beni bir yere yatırdıktan sonra kapı kapanma sesi geldi. Böylece araba da olduğumu anlamıştım. Ardından başka bir kapı sesi daha gelmesiyle birlikte arabanın motor sesi duyuldu. Ve o anda bilincim gitmişti.
Bedenimin sert bir zeminde olduğunu hissediyordum. Bir yerdende soğukluk geliyordu. Gözlerimi birkaç zorlamadan sonra açmıştım. Ve karanlık bir depoda olduğumu görmemle içimi bir korku almıştı. Nerdeydim ben? Kim kaçırmıştı beni? Korkuyla gözlerimi etrafta gezdirdim ama karanlıktan başka hiçbir şey gözükmüyordu. Kahretsin her şey mahvolmuştu. Kesin beni peşimde olan psikopat kaçırmıştı. Gözlerimi kapatıp kendime gelip burdan çıkmanın bir yolunu bulmam lazımdı. Ama kahretsin ki elim ve ayağım öyle sıkı bağlanmıştı ki yerdeki vücudumu hareket ettiremiyordum. Kafamı kaldırıp bir ışık aradım ama yoktu.
“Evet sonun geldi Gaye.”deyip gözlerimi kapatıp ölümümü bekledim.
Ne kadar geçmişti bilmiyorum ama vücudum soğuktan titriyordu. Hipotermi geçireceğime emindim. Hem mezarda aldığım soğuk hemde burda aldığım beni öldürürdü. O an gözümün önüne annem ve babam gelmişti. Keşke son bir kez karşılarına çıkıp onlara sarılsaydım. Tam 1 yıldır onları o kadar çok özlemiştim ki. Gözlerimden akan sıcak yaşla vücudum daha da titredi. Ardından Polat’ın son sözü aklıma gelmişti.
“Bizi nasıl bırakıp gidebildin Gaye?”
Ben bir hırs uğruna herkesi ardımda bırakıp gitmiştim. Ben kendimden kaçmıştım aslında bana yapılan tehditlerden değildi. O tehditlerle baş edebilirdim belki ama yeniden bir aile kuramazdım. O cesaret yoktu bende. Ama bir yanım ise ailenin ölmesini istemediğin için diyordu. O kadar karışık bir hayatım vardı ki ben bile artık yetişemiyordum.
“Ooo sultanımız uyanmış.”diye bir ses duyuldu. Korkuyla etrafım baktım ama kimse yoktu. Ardında o ses tekrar duyuldu.
“Boşuna beni arama bulamazsın çünkü orada değilim.”dedi
Zor çıkan sesimle ona bağırdım.”Kimsin sen? Neden beni kaçırdın?”
“Aa beni nasıl tanımazsın Gaye?”
“Kimsin?”
“Her an peşinde olan ölümü sana hissettiren peşinde olan katilinim.”deyip iğrenç kahkaha attı. Onun kahkahası içimi titretmişti. O kadar iğrenç bir kahkahaydı ki midemi bulandırmıştı. Acaba yokluğumu hissetmişler miydi? Alaz beni bulur muydu?
“Boşuna ümitlenme seni burada kimsecikler bulamaz. O biricik abin ve sevgilin senin ancak ölü bedenini bulurlar.”
“Nerdesin Allahın manyağı çıksana karşıma! Zaten öldüreceksin niye karşıma çıkmıyorsun?”
“Cık…cık… olmaz karşına daha çıkmam çünkü erken daha ölmene tahmini 6 saat var.”
“Donarak mı öldüreceksin beni? Hani bir sürü şeyler deneyeceğim diyordun. Bu kadar basit mi öldüreceksin beni? Ya da yüzünü göstermekten mi korkuyorsun.”dediğimde tekrardan o iğrenç kahkahası duyuldu.
“Senden mi korkacağım ben. Bana kalsaydı sana güzel öldürme planı yapmıştım ama patron izin vermedi.”
“Patronun kim peki onu söyle bari öleceğim zaten.”
“Onu ölümüne tam 2 dk kala öğreneceksin ve dağılacaksın.”
“Kim o lan?”diye öfkeyle bağırdım. Ama hiçbir yanıt vermemişti. Sesi hoparlörden geliyordu bunu anlamıştım. Ama hoparlörü bulamamıştım. O son sözü olmuştu başka konuşmamıştı. Her şey mahvolmuştu kendi planımın içinde tuzağa düşmüştüm. Bari son kez anneme babama sarılsaydım. Keşke Alaz onu sevdiğimi söyleseydim. Ama her şey için çok geçti. Belki de 6 saate kalmadan ölüp gidecektim burada. Gözlerimle akan yaşla birlikte son kez yaşadığım anılar gözümün önünden şerit gibi geçti. Annem babam sonra abim sonra Berkan Meryem Burak sırayla herkes geçti ama en son Alaz ve Polat’ta kalmıştı. Onlarla birlikte vakit geçirmemiştim ki özellikle Polat’la.
“Özür dilerim abi.”dememle gözlerimin dirayeti sona ermiş kapanmıştı.
ALAZ’IN AĞIZINDAN
“Patron yenge en son mezarlıktaymış ama ondan sonra gözden kaybolmuş.”
“Nasıl kaybolmuş lan arabası orada başka nereye gidebilir başka bu kadın!”diyerek önümde ki Kaan’a bağırdım. Bir şeyi beceremiyorlardı. Tam 4 saattir ona ulaşamıyorduk. En son arkadaşı Harin’i aramıştı. Ama o da bilmiyordu yerini. Telefonumun çalmasıyla ateş alan gözlerimi Kaan’dam çevirip ekrana baktım. ‘Polat Öztürk’ yazıyordu. Ah bir kere daha nasıl bakacaktım kardeşimin yüzüne? Bu kaçıncı kardeşini koruyamayışımdı. Derin bir of çekip telefonu açtım. Ve işte Polat’ın gürlemesi duyulmuştu.
“Alaz bana kardeşimi bul lan! Gözümün önünde hiçbir şey yapamadım lan gitti ellerimden yine gitti!..”
“Sakin ol.”
“Ben tam 1 yıldır sakinim Alaz sen delirirken ben sakindim.”
“Tamam bulacağım. Ama sakin kafana ihtiyacım var benim.”
“Mekana geliyorum.”
“Bende geçiyorum orada konuşuruz.”
“Tamam.”deyip kapattım. Ellerimi saçlarımdan geçirip ayağa kalktım. Hemen arabaya binip mekana geçtim. Giriş yaparken Polat’ın çoktan geldiğini gördüm. Ellerini başına sarmış ayağını titreterek oturuyordu. Bu onun çaresiz kaldığı zaman yaptığı hareketti. Bu hareketini en son Gaye’nin bizi tutuklattığı zaman yapmıştı. Çünkü bizi bırakıp gideceğini anlamıştı. Ve elinden hiçbir şey gelmemişti. Bu sefer onu sonsuza kadar kaybedebilirdi. O yüzden deli gibi korkuyordu. Ama ben korkmuyordum bizi hapise attırıp ortadan yok olan kız yani sevdiğim kadın güçlüydü. Başına bir işte gelse ordan kurtarmayı bilirdi. Asla pes etmezdi. Beni fark eden Polat hızla ayağa kalkıp bas doğru yürüdü.
“Alaz nasıl anladın kaybolduğunu?”
“Arkadaşı Harin araması ve peşine takdığım adamdan öğrendim.”
“Nerden kaybolmuş?”
“Abisin mezarından.”dediğimde gözlerini kaçırdı.
“Peki adamın nasıl gözden kaçırmış Alaz?”
“Beni arayacağı sıra bir anda ortadan kaybolmuş. Büyük ihtimalle ya kaçırıldı ya da şuursuzca bir yere gitti.”
“Senin tahminin?”
“Bence kaçırıldı hissediyorum. Şuan başı büyük belaymış gibi. Ama içimde korku yok çünkü ona güveniyorum.”
“Çok rahatsın Alaz. Bu rahatlık nerden geliyor?”
“Sevdiğim kadına güveniyorum Polat. Adamlar her deliğin altına bakıyor onu bulacağız merak etme.”
“Sanki bu 1 yıl boyunca senle ben yer değiştirmiştik ama şimdi herkes kendi rolüne dönmüş.”deyip hafif gülümsedi. Ben ise sadece bakmıştım. Kollarımı açıp kafamla gel işareti yaptım. İse piç gülümsemesini yapıp yanıma gelip sarıldı.
“Kardeşimsin lan sen benim.”
“Tabi lan manyak herif.”deyip ayrıldım.
“İkimizin de en değerlisini bulalım Alaz.”
“Bulacağız merak etme onu kim kaçırdıysa belasını benden bulmuş demektir.”dediğimde bana en tehlikeli bakışını atmıştı. Onun bu bakışına en pis gülüşle cevap verdim.
GAYE’NİN AĞIZINDAN
“Gaye kızım nerdesin kızım seni çok özledik.”diyordu annem
“Anne buradayım yanındayım.”dedim ama beş duymamıştı.
“Anne burdayım.”dedim bağırarak ama ne duymuştu ne de görmüştü beni. Bu sefer babama döndüm.
“Baba burdayım ben. Nasıl görmezsiniz beni? Baba!..”diye bağırıp durdum. O da duymadı beni. Elimi onlara uzatıyordum ama dokunamıyordum. Tam eline tutacakken sanki hayaletmişim gibi elim yok oluyordu. Gözümden akan yaşla kendimi onlara çaresizce göstermeye çalışıyor bir yandan da gözlerindeki yaşlar çoğalıyordu. Tam o anda bu rüyadan uyanıp gerçekliğe dönmüştüm. Karnıma gelen tekmeyle yüzüm istemsiz buruşmuştu. Hala deli gibi üşüdüğümü hissediyor ve titriyordum. Gözlerimi zorla açıp karşımdaki pisliğe baktım. Yüzünde yine maske vardı. Gözlerinde ki yeşillik beni korkutuyordu. İstemsiz kendimi geri çekmeye çalıştım ama titrememden dolayı olduğum yerde kaldım.
“Hala yaşıyorsun 9 canlı mısın nesin?”dediğinde gülmeye çalışsamda olmuyordu.
“Cevap bile veremiyorsun yazık.”deyip kahkaha attı. Bana doğru eğildiğinde gözlerinde ki yeşillik ortaya çıkmıştı.
“Aslında çok güzel kızdın yazık oldu. Seni kendi şekillerimle öldürmek istiyordum fakat patron izin vermedi.”dedi
Sesimi son kez çıkarmaya çalışarak “Pat…patro…patronun kim?”dedim o ise öleceğimi anlamış olmalı ki kulağıma eğilip mırıldandığı isimle dünya başıma yıkılmıştı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |