33. Bölüm

33.Bölüm

Dolunay
dolunay89

Alarmın sesini duymamla uyanmam bir olmuştu. Hemen kalkıp dolaptan crop ve tayt alarak üzerime geçirdim. Asılı duran kapüşonlu hırkamı omzuma asıp evden çıkmış yavaş ritimle koşmaya başlamıştım. Kendimi bu günler için hazırlamıştım ve son kez bu hazırlığı yapıp öz babamın evine sızacaktım. Yolunda olan hayatım bir anda mafyalarla dolu bir yaşama geçiş yapmıştı. Abim önceden hazırlamış gibiydi sanki beni. Ne olur ne olmaz ben ölürsem seni korumayabilirim diyerek bana bütün dövüş tekniklerini öğretmişti. O an sorgulamadan kabul etmiştim çünkü dövüş sanatlarına ilgim vardı. O da spor hocasıydı ve bu benim işime gelmişti. Ama şimdi sorgulamadığım bu olayı sorguluyordum. Acaba abim bir şeyler mi biliyordu da bana dövüş öğretmişti. Yavaş yavaş koşarken bir parka gelmiştim. Biraz dinlenmek ve su içmek için banklardan birine oturdum. Elimde ki şişeyi açıp içmeye başladım. İçmeyi bitirdikten sonra yanımda ki çöpe atmış birkaç dakika oturmuş gözlerimi kapatmıştım. Biraz kendimi dinlemek ve rahatlamak istiyordum. Sabahın 6’sında hiç kimse olmayan bir parkta tam zamanıydı. Tam o sırada kulağımda çalan şarkıyla gözlerimin önüne Alaz’dan intikam almak için ayarladığım yemek masası ile ona sarılışım aklıma gelmişti. Çalan şarkı I Wanna Be Yours’tu. Evet intikam olarak düzenlenen bir yemekti ama benim onunla ilk romantik yemeğimizdi. Onu çok sevdiğimi bir kere daha anlamamla gözlerimi açmam bir olmuştu. Çünkü yanıma biri oturmuştu.

“Bu saatte fazla cesaretlisin.”diyen bir erkek sesiyle adeta nefes almayı unutmuştum. Tam kafamı döneceğim sırada belimde demir parçası hissetmem bir olmuştu.

“Sakın döneyim deme sadece önüne bak.”

Derin nefes alıp gözlerimi sinirle kapatıp açtım.

“Kimsin?”

“Bence biliyorsun.”

“Beni öldürmek isteyen kişinin adamı.”dediğimde kahkaha atarak “Okey! Doğru cevap!”

“Ne istiyorsunuz benden?”

“Ölmeni.”

“Niye?”

“Nedeni yok.”

“Var”

“Senin bilmen gerekmiyor. Bilmesi gerekenler biliyor zaten.”

“Bilmesi gerekenler kim?”

“Bilmem”

“Kelime oyunu yapma bana lanet adam!”

“Fazla cesaretlisin Mrs Öztürk ve ben bu cesaretini çok sevdim.”

“Ama ben senden çok nefret ettim onu ne yapacağız?”

“San bir sır vereyim mi?”

“Ne vereceksin?”

“Ben yurt dışında aran bir seri katilim ve seni öldürmek için tutuldum. Ve sen benim öldürmek istediğim kişiler arasında en çok yaşayan kişisin neden biliyor musun? Sen daha eğlencelisin. Seninle oynamak çok hoşuma gidiyor.”deyip kahkaha atması bir olmuştu. Benim ise adeta kanım çekilmişti. Korkudan atan kalbim o an sanki durmuştu. Şu an bir katille yan yanaydım ve o bana silah dayamıştı. Şuan beni öldürebilirdi. Ama ben ise şuan onun şoku ile birlikte öldürülmem için seri katil tutmalarını düşünüyordum. Öz babam bu kadar ileri gidebilir miydi?

“Beni öldürecek misin?”

“Hayır şu an değil biraz daha oynayacağım seninle.”deyip ayağa kalktı. Bu sefer kafamı çevirip ona baktığımda yüzüne maske takmış saçına aynı şekilde şapka takılıydı. Sadece gözlerinin yeşili gözüküyordu. Ve oda o kadar korkunçtu ki. İkimizde birbirimize baka kalmıştık. İkimizde anın şokuyla tepki veremeyince karşımdaki adamın bir anda gülmeye başlamasıyla kalbim yerinde olduğunu adeta göstererek güm güm atmaya başlamıştı.

“Biricik sevgilin seni her yerde ararken sen burda katilinle konuşuyorsun. Seni koruyamıyor ya çok hoşuma gidiyor.”demesiyle beynimde ki yeşil ışıklar yandı. Onun hoşuna gidiyorsa kesinlikle onu tanıyor olmalıydı.

“Senden korkmuyorum. Sen nasıl benim ensemdeysen bende senin bunu unutma Mr Katil.”deyip ayağa kalkıp hızlı sayılamayacak kadar ama hızlı olacak kadar adımlarla parktan uzaklaştım. O ise arkamdan “İşte bu cesaretine hayranım Mrs Öztürk.”deyip gülmüştü Psikopat. Parktan uzaklaştığımı anladığım an hızlı koşarak takip edilmediğimden emin olup eve geldim. Hızla kapıyı açıp kendimi banyoya atmam bir olmuştu. Her an nerde olduğumu biliyordu. Beni parkta bulmasından anlaşılıyor ve bu evi bildiğini de gösteriyordu. Tehlike peşimi bırakmayacaktı. Hızlı bir duşun ardından hızlıca hazırlanıp kahvaltımı yaptıktan sonra hala uyanmamış Harin’i uyandırmış yaşadıklarımı anlatmıştım. İlk bana bağırmış çağırmıştı. Sonunda ise

“Ya! bana haber vermeden nasıl gidersin? Peşinde birileri olduğunu biliyorsun ve hala gidiyorsun.”

“Biliyorum hata yaptım ama son kez kendimi hazırlayım dedim. Nerden bileyim beni bu kadar kolay bulacağını?”

“Bahane uydurma!”

“Uydurmuyorum.”

“Bu adam seni nasıl bu kadar kolay buldu? Sevgilin bile bulamıyor Gaye.”

“Bilmiyorum ama bu evi bildiğine eminim o yüzden bir an önce burdan ayrılıyoruz.”

“Yağız.”

“Ne Yağız’ı?”

“O hain olmasın.”

“Zannetmem kaybedecek bir şeyi yok.”

“Emin misin?”

“Evet”

“Bence güvenmeyelim sonuçta bize bu evi o ayarladı Gaye. Ondan başka kimse bilmiyor.”

“Haklısın. Of bilmiyorum Harin.”

“Tamam sakin olalım. Şimdilik hiçbir şey yokmuş gibi davranalım. Hain olup olmadığını onu test ederek anlarız.”

“Nasıl?”

“Onu sen bana bırak. Sen bugün ki planımıza odaklan.”

“Seni çok seviyorum.”

“Bende”deyip yanağımı öpmüştü. Sonunda evden çıkmış ilk olarak Harin’i gözetlemesi için mahalleye bırakmış öz babamın evine yol almıştım. Sonunda gelmiş korumalarla dolu evin kapısına bakıyordum. Ev demek ayıp olurdu adeta saraydı. Arabadan inerek kapıya yaklaşıp hizmetli olarak geldiğimi söyleyince adam kulaklığına dokunup bir şeyler dedi ama anlamamıştım. Birkaç dakika sonra kapı açılmış içeri girmiştim. Sonunda büyük karşılaşma yaşanacaktı ama öz babam olan adam beni kızı olarak bilmeyecekti. Belki de biliyordu. Hiçbir şey belli değildi. Sonunda içeri geçmiş ve birkaç dakika beklemem gerektiğini söylemişlerdi. Koltukta oturmuş etrafı süzüyordum. Ev çok büyüktü. Kendi halime dalmışken bir öksürük sesi duyuldu. Kafamı çevirip baktığımda karşımda 1.90 boylarında yakışıklı bir adam vardı. Orta yaşlı olmasına rağmen çok yakışıklı bir adamdı. Sanki Allah özenerek yaratmıştı. Baştan aşağı onu süzerken sonunda Polat’ın gözlerine benzer koyu siyahları gördüm. O kadar karaydı ki insanı içine çekiyordu. Bu adam Polat’ın yaşlılığıydı adeta. Benim şaşkın halime anlam vermeyen adam bana birkaç dakika boş bakışlar attı.

“Konuşma engeliniz mi var küçük hanım ?”deyip beni bir kere daha şaşırttı.

“Hayır konuşabiliyorum.”dedim içimde anlam veremediğim değişik duyguyla. O ise hiç umursamayıp yanıma yaklaştı. O bana yaklaştıkça içimde bir şeyler oynuyordu. İstemsiz gözlerim dolmaya başlamıştı. Neden böyle olmuştu ki?

“Anladım, her neyse işinizi konuşmaya gerek yok biliyorsunuz zaten.”

“Hmm biliyorum.”dedim hafif titrek sesle.

“İşe alındın küçük hanım.”deyip oturduğum koltuğun karşısına oturdu. Hiçbir şey hissetmiyor muydu? Yıllar önce bıraktığı kızını hissetmiyor muydu? Gözlerimiz adeta birbirine kopamıyordu. Ne o bakışlarını çekebiliyordu ne de ben. Benim gözlerimin dolması ise çabasıydı. Kendimi zorlayıp ayağa kalktım.

“O zaman ben işe başlayayım.”

“Kolay gelsin ve hayırlı olsun.”

“Teşekkürler. Bu arada ben Yağmur Yılmaz.”

“Bende Emirhan Öztürk.”dedi Emirhan’dı demek öz babamın ismi.

“Memnun oldum Emirhan Bey.”dediğimde sadece kafasını sallamış önüne dönmüştü. İçimde olan duyguyla ne yapacağımı bilmeyerek durdum.

“Şey ben”

“Benim hatam kusura bakma. Sinem bakar mısın?”demesiyle içeriden yaşlı bir kadın çıkıp koşa koşa hemen yanımıza gelmişti.

“Buyrun Emirhan Bey.”

“Yeni çalışanımıza yardım eder misin?”

“Tabi efendim.”deyip bana döndü. Eliyle yolu gösterip hafif gülümsedi. Bende gülümsemesine karşılık verip son kez Emirhan Bey’e bakarak yürümüştüm. Sonunda mutfağa gelmemizle rahat nefes vermiştim.

“Hoş geldin kızım ben Sinem.”

“Hoş buldum abla bende Yağmur.”dediğimde bana birkaç iş hakkında bilgi vermişti. Ben ise sadece bir tanesinde takılı kalmıştım. O da en üst kata çıkmak yasak kuralıydı. Kesinlikle oraya çıkmam lazımdı belki orada bir şeyler bulurdum. Ama şimdilik normal işlerimi yapıp dikkat çekmeyecektim. Bütün günüm Emirhan’ı izlemekle geçmişti. Ama hiçbir şey yoktu. Normal insanlar gibi evden çalışıyor yemek yiyor ve odasına çekilip televizyon izliyordu. Çok garipti Yağız’ın dedikleri ile tavırları hiç tutmuyordu. Bir şeyler ters gidiyordu. Gitme zamanımın gelmesiyle hazırlanmış çıkacakken Emirhan’ın telefonla konuşmasını duymuş duvarın arkasına geçip kulağımı ona vermiştim.

“Ne zamana kadar sürer?”dedi birkaç dakika sessiz kalmış karşı taraftan gelen cevapla birlikte o da konuşmuştu.

“Onu çok iyi incelememiz lazım. Daha hiçbir şey bilmiyor. O onu koruyamaz.”demesiyle aklımdaki tilkiler benden bahsettiklerini söylüyordu. Ama hemen gaza gelmeyip dinlemeye devam ettim.

“Neyse yanımda artık tehlikenin farkında değil ama.”deyip kahkaha atması bir olmuştu. Bunu demesiyle benden bahsettiklerini artık kanaat getirmiştim. Tehlikenin farkında değil ne demekti bilmiyorum ama asıl tehlikede olan sendin Emirhan Öztürk.

Sonunda telefonu kapatmış odasına gitmişti. Ben ise çantamı hızla alıp evden çıkmıştım. Hava hafif kararmıştı. Arabamı dikkat çekmeyeyim diye sokağın ilerisine park etmiştim. Yavaş yavaş yürürken aklımda bugün olanları düşünüyordum. Ama adam hiç açık vermeyip çıkacağım zaman vermesi çok iyi olmuştu. İkimizinde birbirimizden haberi vardı. O beni bilerek yanına sokmuştu bende bilerek onun dibine girmiştim. Ya bu işi o kazanacaktı ya da ben. Sonunda arabaya binmiş eve doğru giderken telefonum çalmıştı. Telefona baktığımda arayanın Harin olduğunu görmemle açmam bir oldu.

“Harin.”

“Gaye buraya gelsen iyi olacak.”

“Ne oldu Harin annemlerin başımı belada?”

“Hayır ama lütfen hızlı gelir misin?”demesiyle tamam deyip telefonu kapatmam bir olmuştu. Hızla arabayı u dönüşü yapıp mahalleye sürdüm. Sonunda mahalleye geldiğimde direk bizim evin önüne gelmiştim. Ama hiçbir şey yoktu her şey normaldi. Bu sefer arabayı Berkan’ın eve yönlendirdim. Burada da her şey normaldi hemen arabayı park edip arabadan indim. Eve ulaşıp kapıyı art arda vurmamla kimse kapıyı açmamıştı. Hafiften bir şeylerden şüphelenip tekrardan vurdum ama bu sefer kapı açılmıştı. Açan Berkan’dı ama beti benzi atmıştı.

“Berko ne bu halin ne oldu?”

“Geç içeri.”demesiyle sorgulayan bakışlar ile içeri girdim. Ayakkabımı çıkarıp ceketimi astıktan sonra salona geçmemle karşımda aynı şekilde beti benzi atmış Harin’i görmem bir olmuştu.

“Ne oldu size ne bu haliniz?”dedim ama onların sesi çıkmıyordu. İkisine şüpheli bakış atarken arkadan gelen sesle şaşırma sırasının bende olduğunu anlamam bir olmuştu.

“Yakaladım seni.”

 

Bölüm : 22.01.2026 01:48 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...