2. Bölüm

2. Bölüm

Sevcan
mavi_gece7

Miranın amacı Berfin den kan alıp DNA testi yaptırmaktı bunu başarmıştı da kahvaltıdan sonra hastaneye giden kızlar hiç birşeyden haberleri olmadan yapmıştu bunu.

Zeryayla kahvaltı sonrası beraber vakit geçiren iki nişanlı aradan geçen dört saatin ardından hastaneden gelen sonuçlar çıkmıştır telefonuyla oraya doğru gitmişlerdi. Zerya nişanlısının birilerini aradığını bilse bile Miran bunu sır gibi sakladığı için onların kim olduğuna dair bir bilgi sahibi değildi.

Miran aldığı sonuç kağıdını açmaya cesaret edemeyip öylece dururken kendine gelip açmıştı kağıdı.

"...%99,9 uyumludur"

-Buldum, buldum güzelim kardeşlerimi buldum.

-Ne kardeşi Miran, ne diyorsun.

Miran Zeryanın şaşkın bakışlarıyla konağa sürerken bir telefonla da tüm ailesini konağa toplamıştı.

İçeriden toplanan herkes Miranın gelmesiyle soru sorarken 18 yaşında olan en küçük kardeşi Ayça konuştu.

-Abi ne oluyor?

O an Miran yeni anlamış gibi durdu anne babası biliyordı belki ama kardeşleri ve nişanlısının olaydan hatta bir kardeşleri olduklarından bile haberleri yoktu.

-Abii hadi çatlatma da söyle.

Miran kendine gelirken anne ve babasına baktı annesi olayı anlamış hayır der gibi bakarken Miran tek tek anlatmaya başladı.

-Ayça, Miran bizim kız kardeşlerimiz var hatta sizin ablalarınız. İkizler.

Karşısınds duran iki kardeşi ona bakarken Ayça şaşkınlıkla konuştu.

-İki pembe yatak, ikiz kızların odası.

Kızının dedikleriyle annesi Melek hanım konuştu.

-Sen, ne zaman gördün o odayı.

-Geçen gün, abim bir dosya istemişti onun odasına giderken aralıktı kapısı bende baktım. İki yatak vardı yanyana ortasında ufak bir komidin üstünde de iki kolu kopmuş bir bebek ona sarılıp ağlıyordun.

-Doğru ora ikizlerimin, ablalarınızın odası, 19 yıldıt hasret kaldığım kızlarımın odasıydı, onlar gidince benden başkası girsin istemedim o odaya. O bebek de kızların ufakken ben alıcam diye kavga edip kollarını kopartıkları bebekti.

Ayşe hanım dolan gözleriyle anlatırken, Miran onun bile bilmediği bu gizli odanın kardeşlerinin bilmesine şaşırken Miraçın sesiyle kendine geldi.

-Sen o gün iş yerinde ikizleri bul diye telefonla konuşuyordun.

-Evet ve buldum.

-Ne demek buldum oğlum. Birşey de buldun mu kızlarımı buldum mu?

-Buldum anam.

Herkes Mirana şaşkınca bakarken o Berfin'in iş görüşmesine gelmesinden, yurtta büyümelerinden başlayıp herşeyi baştan anlatmıştı. Bunları duyan Melek hanımın yıllardır gözlerinde olan hüzün gitmiş yerini mutluluk ve neşeye bırakmıştı.

Ayça annesinin bir gün dahi boynundan çıkarmadığı ama asla da kimseye göstermediği her zaman kıyafetinin altında sakladığı o kolyeye hitaben konuştu.

-O kolye onlarla, ablamlarla ilgiliydi.

Herkes için taşlar yavaş yavaş yerine konulmuş yıllardır saklanan o sırların ilki bir kilit gibi açılmıştı.

Melek hanım kolyesini dışarı çıkartırken konuştu.

-Öyleydi ya kızım. İkizlerime hediyemdi o zamanlar sana hamileydim abilerinin adı M kızların da B ile başlayınca senin kini de bilmeyince soru işareti koydurmuştum. O gün kızlarımın birinin boynundan düşmüş o andan beri de benle.

-Düşen kolye Berfinin miş Berfunun ki hâlâ ondaymış, kızlar yetimhaneye gidince yurt müdürü almış, o söyledi. Ben gitmeden hemen önce de Berfu ordaymış müdüre ailesiyle alakalı bildiklerini, Mardinle alakalı bir bilgisi var mı diye sormuş.

Miranın lafları üzerine Melek hanımın gözleri büyürken içtenlikle konuşmuştu.

-Onlar da bizi arıyor? İkizlerim, kızlarım biliyor mu? Miran, onları bana getir kızlarımı getir hasret kaldığım evlatlarımı getir.

-Bilmiyorlar anne. Ben sağlık testiyle bahanesiyle kan alıp DNA testi yaptırınca öğrendim.

Melek hanım üzülürken Miraç aklına gelen fikirle telefonunu çıkartıp Berfini aramış onu da megafona vermişti. Melek hanım yıllar sonra ilk kez kızının sesini duyuyordu.

-Alo. 

-Alo, Berfin hanım, merhaba. Nasılsınız?

-Sağlun Miraç bey, bir sorun mu var.

-Hayır aslında ikizinizle erken geleceğinizi söylemiştiniz.

-Evet, bugün Miran beyle de karşılaşmıştık.

-Öyle mi? Ben de diyecektim ki bu akşam sizi ikizinizle bir yemeğe davet etsek, hem çekimin detaylarını konuşuruz, hem de sizi kendi evimizde ağırlamak isteriz.

-Bilemedim şimdi, zahmet vermeyelim.

-Yok, olur mu? İş yemeği gibi düşünün.

-Ben bir ikizime sorayım? Bir dakikanızı isticem.

Berfinin telefonu sessize almamasıyla arkadan konuşan ikilinin fısıltı sesi duyulurken Melek hanım başta olmak üzere herkes tüm dikkatiyle onları dinliyordu.

-Miraç bey, bu akşam sizdeyiz.

-Tamamdır o zaman konumu ve saati mesajla ileticem.

-Tamamdır, görüşmek üzere.

Telefon kapanırken herkes derin bir nefes almışken Melek hanım yıllar sonra duyduğu sesin mutluluğunu yaşıyordu. Miranda herkesi uyarmak için konuştu.

-Annem bak özellikle de sen kızlar henüz bilmiyor, akşam yanlışlıkla birşey demeyin.

-Oğlum kardeşlerin öğrenmicek mi? Akşam gelsinler diyelim ben kızlarıma doyasıya sarılamayavak mıyım?

-Anam, biraz daha zaman ver şuan öğrenirseler ne tepki vereceklerini bilmiyoruz.

-Tepkisi mi olurmış bunun, ben yavrularıma yıllarca hasret kaldım yetmedi mi?

-Bir gün daha annem sonra ben kendim getiricem onları sana.

Melek hanım bu durumdan pek mutlu olmasa da içinde akşam göreceği kızlarının heyecanı vardı o yüzden bunları çok fazla düşünmeyip yanına kızını ve müstakbel gelinini de alıp hızlıca mutfağa gitti. İki kızının da küçükken en sevdikleri yemekleri yapmaya başlamıştı bile.

Kızlarsa kendilerine gelen misafirlik davetine şaşırsalar da Berfin iş için olduğundan Berfuysa ailesiyle alakalı bir bilgi öğrenmek için onlardan yardım edebilme fikrinden kabul etmişlerdi.

Kızlar tüm gün gezindikten sonra yemeğe bir saat kala otele gitmişlerdi. Berfu mavi elbisesini beyaz şalı ve ayakkabısıyla kombinlemiş, Berfinse beyaz gömlek, mavi pantolon ve onun olmazsa olmazsı beyaz stiletto ile kombilnlemişti. Kızlar şimdiye kadar hiç bir zaman aynı giyinmezlerdi bunu isteseler de yapamazlardı Berfu tesettürlü biriydi ama ikisi de aynı renk tonlarını beraber giyinmeyi çok severlerdi. Şuan da yaptıkları gibi.

Berfin atılan konumla giderken dar sokaktan ağrı geldikleri büyük bir konağın önünde durmayı beklemiyordu.

-Ev dediği konak mıymış?

Berfu şaşkınca konuşurken, Berfin konağa uzun uzun bakıp dalgın bir halde cevap verdi.

-Sanki daha önce görmüş gibi, çok tanıdık.

-Beğenmişsin ikiz ondan öyle gelmiştir. Hadi inelim.

Kızlar araban inerken kapıdaki korumalar onlara kapıyı açmış, Berfinin topuklu sesi de avluda oturan ailelerinin bakışlarını onlara döndürmüştü. Melek hanım kendi içindeki o hasret kalmış gözlerini saklayamamış, ancak oğlunun uyarısıyla da kendini toplamıştı.

-Hoşgeldiniz.

-Hoşbulduk Miran Bey!

Miran kızlara bilmedikleri ailesini tanıtırken, Berfin de tek ailesini ikizini tanıtmıştı.

Hep beraber avluda oturmaya başlamışlar. Kızlar herkesin bakışlarının üstünde olmasıyla biraz rahatsız olsalar da çok fazla belli etmemeye çalıştılar. Berfuysa ona içten içe hala tanıdık gelen, anımsadığı o konağa bakıyordu.

Melek hanım heyecan ve sabırsılıkla konuştu.

-Siz ne iş yapıyorsunuz kızlarım.

Kızlar karşılarındaki kadın yaşından dolayı onlara kızım demesini garipsemese de etrafındaki çocuklarının kadına bakmalarını daha çok garipsemişlerdi.

-Ben aslen mimarım, mankenliği de öyle bir hobi olarak yapıyorum, ikizim de komiser.

Ordakiler şaşkınca bakarken Ahmet bey ilk defa konuşmuştu.

-Bizim buralarda pek bayan komiser olmaz, kızlarımızda pek çalışmaz.

Berfin içindeki siniri tutamamış konuşmuştu.

-Doğru deme sizin töreleriniz, kızlarınızı okutmatsınız ama başına birşey gelse ölse de erkek doktor bakmasın dersiniz. Kadın istersiniz. Saçmalık bu.

-Senin saçmalık dediğine biz namus deriz!

Melek hanım tartışmayı bitirmek adına konuşacağı sırada çalışan yanlarına gelmişti.

-Hanım ağam sofra hazırdır.

-O zaman sofraya geçek buyurun kızlar.

Kızlar ve ev ahalisi hep beraber ayaklanıp içeride yer alan sofraya geçerken bir yandan da Melek hanımın sorularını yanıtlıyolardı.

İkram edilen çorbalarla herkes yemeğe başlarken tüm konak ahalisinin dikkatini tek birşey çekmişti.

Berfunun elindeki tektaş.

-Kızım sen nişanlı mısın?

Melek hanım bu en içten üzüntüyle sormuştu daha yeni kavuştuğu kızının nişanını bile görememe düşüncesi onu üzmüştü. Ancak durumlar Berfin ve Berfu için aynı değildi birbiriyle göz göze gelen iki kardeş aynı anda konuşmuştu.

-Evet.

-Hayır!

Berfin Berfuya içten ama buruk bir bakış atarken herkes şaşırmış, Melek hanım da konuşmuştu.

-Kızım anlamadım ben senin elinde yüzüğü görünce nişanlısın sandıydım.

Genç kız buruk bir gülümsemeyle konuştu.

-Nişanlım askerdi, bir gün göreve diye gitti geri dönemedi. Ama ben onu bırakamadım. Kendi gitti, yüzüğü kaldı...

Melek hanım kızının yaşadığı acıya sessiz bir göz yaşı dökmüştü içten içe ne mutlu günlerinde ne de en acı günlerinde kızlarının yanında olamamanın acısını çekiyordu.

-Başın sağ olsun kızım. Bileydim sormazdım kusura bakma.

-Vatan sağ olsun.

Sofrada sessizlik olurken Berfin kız kardeşinin ortaya konan bir mezeyi yemesiyle istemsizcesizce bağırmıştı.

-İkiz yeme!

-Kızım sakın ol. İyi misin?

-Ayy, pardon kusura bakmayın, Berfunun alerjisi var da vardır diye bir an bağırdım.

-Yok kızım olur mu yemeklerin hiç birinde kekik koymadım, bilirim.

Melek hanım yanlışlıkla kırdığı büyük potla, kızlar anlamaz şekilde bakarken Miran hemen araya gitmişti.

-Bugün kahvaltı da arka masanız da olunca duydum da anneme söylemiştim.

Berfin özellikle onları dinlemesine sinir olsa da ikisinin alerjik durumundan dolayı ses etmemişti.

Ancak içten içte Miranın sevmediği özellikleri vardı.

Sofradakiler kızlar olayı anlamadı diye sevinirken ikizlerin içi ayrı ayrı rahatsız olmuştu sofranın garipliği, bakışlar onlara anlamsız gelmişti.

Melek hanımın soru cevaplarıyla geçen iki saatin ardından kızlar otele geçmişti, Melek hanım her ne kadar kalın diye ısrar etse de kızlar hiç tanımadıklarımı birilerinin evinde kalmak istememişlerdi.

Berfuysa ikisine anlatıp onun kararıyla ailesini bulmak istiyordu ancak lafa nasıl başlayacağını bilmiyordu. Berlin'de ikisinin tavırlarını fark edip konuştu.

-İkiz kıvranıp durma söyle!

-Çok mu belli ettim.

-E biraz hayde, derdin ne senin.

-Benim sana birşey söylemem lazım.

-Onu anladım ikiz, söyle.

Berfu oturuşunu düzeltip dikleşmişti, ikizi de bu oturuşun ciddiyetini çok iyi bildiği için Berfin de onun karşına düzgünce oturmuştu.

-Bak şimdi, ben geçenlerde eve geldim gelmiştim sende uyuyodun. Bende üstün açık mı diye bakmak için odama geldim.

Berfu ikizinin meraklı bakışları altında derin nefes alıp devam etti.

-Anne gitme bizi bırakma diye sayıklıyodun. Bende o gün ailemizi araştırmaya karar verdim.

Berfin değişen yüz ifadesiyle ikizine kızacağı sırada Berfu onu susturup konuşmuştu.

-Bir dinle, ben araştırınca burayla Mardin'le bir bağlantıları olduğunu buldum bir şekilde. O gün de Ayşe müdürün yanına gittim. Bana birşeyler anlattı.

-Ne? 

-Bizden önce onun da kızı kaçırılmış, bizi getirenler onu da getirmiş kızıyla tehtit etmişler. Biz sorduğumuzda da o yüzden geçiştirmiş sürekli. Ben kızını koruyacağıma söz verdim. Öyle dedi bana da.

Berfu masanın üstündeki çantasından müdürün ona verdiği kolyeyi alıp ikizine uzatmıştı. Berfin de şaşkınca kolyeye bakıyordu.

-Bu kolye yurda gittiğimizde benim boynumdaymış, Ayşe müdür de olur da kaybolur ya da o adamlar alır diye almış bunu bizden.

Berfin yıllarca bildiği bir gerçeğin yalan çıkmasına şaşırmıştı ama hangisinin yalan hangisinin gerçek olduğunı bilmeden ikizine söylemek istemiyordu. Berfuysa ikizinin durgun yüzüne bakmıştı öylece onu anlamaya çalışıyordu.

-Yani biri bizi ve onu tehdit etmek için müdürün kızını bile kaçırmış.

-Öyle duruyor ikiz belki de onlar bizi bırakmadı.

-Bu kadar mı kötülerdi, ya da bu kadar mı birinin canını yaktılar, bizi gizlemek için başka birini daha kaçıracak kadar.

-Bilmiyorum, ama hazır burdayken ben diyorum ki Miran Bey'den yardım mi istesek? Buralı belli ki çevresi geniş biri bildiği vardır.

-Emin misin buna ikizim. Eğer seni üzecekse.

-Belki de ama gerçekleri öğrenmek bilmiyorum kim kaçırdır niye kaçırdı bilmem istiyorum.

İkizler birbirine sıkıca sarıldıktan sonra yatmışlardı ya da yatmaya çalışmlardı Berfu içten içe gerçekleri bilmenin, ailesini bulmanın verdiği garip bir huzursuzluk ve heyecan içindeydi ama Berfin ikizinden sakladığı tek sırrını düşündü. Belki ailesini tanımıyordu, nasıl biri olduklarını bilmiyordu ama öğrendiğinde neler olacakto en çok merak ediyordu. Umarım dedi içten içe o mektup sadece bir yalandır.

Berfin sabah erkenden kalktığında hazırlanmış içini rahatlatmak için Kur'an okumuştu ilerleyen saatle ve hâlâ da kalkmayan ikiziyle de yanına gitmişti.

Berfinse başına gelen ikiziyle söylenip duruyordu.

-Ya kızım ne istiyorsun, tatilde de mi rahat yok.

Diyip kafasına kadar üstündeki yorganı çeken Berfinle Berfu aklıma gelen hain planla banyoya gidip ellerini ıslatmıştı, ikizinin en sevmediği şeydi bu.

-Ya ikiz şunu yapma demiyor muyum ya? Ayy, çok kötü. Sabah sabah.

-Söylenme ikiz söylenme hadi kalk, saat 12 oldu.

-Aman ikiz kalktım al!

Berfin zoraki şekilde kalkarken Berfu hazırlanmaya başlamış ardından da ikizini beklemişti. Yarım saatin sonunda hazırlanan ikiziyle de ona söylenip dışarı çıkıyordu.

-Ayy kızım bitmedi hazırlığın.

-Ya tatilde de süslen mi ceksem, nerde süslenicem ikiz ben.

-Sanki normalde hiç böyle değilsin.

-Bak ya.

Berfu Berkin'in dediği en gülerken yüzündeki gülümseme solmuş tekrar konuşmuştu.

-İkiz benim hiç yemek yiyesim yok. Önce gidip bir konuşsak mı?

-Emin misin?

-Evet.

Kızlar direk arabalarına gidip internetten buldukları şirket konumuyla da oraya doğru gitmişlerdi.

Sessiz geçene yirmi dakikalık yolun ardından şirkete gelen kızlar. Dimdik indikleri arabadan birbirilerine güç verircesine bakmışlar yan yana adımlamışlardı.

Girişteki sekreterin yanlarına gitmeleriyle Berfin konuşmuştu.

-Biz Miran Bey'le konuşmaya gelmiştik.

-Randevunuz var mıydı?

-Hayır ama Berfin derseniz reddetmeyecektir.

-Soy adınız?

-DERİN.

Kadın telefonla Miranın sekreterine haber verdikten sonra tekrar konuştu.

- Buyurun 7. Kat, Seda hanım size yardımcı olacak.

-Teşekkürler.

Kızlar asansöre binmiş denilen kata çıkarken Miranın sekreteri Seda, Miranın emriyle onları karşılamış, Miranın odasına götürmüştü.

Kardeşlerini karşısnda gören Miran şaşırsa da kendini toplayıp selamlaşmak için elini uzatmıştı.

-Hoş geldiniz hanımlar, sizi burada beklemiyordum.

-Direk lafa giricem Miran Bey açıkcası özel bir mesele için sizden yardım istiyecektik.

-Elimden ne gelirse, her zaman.

-Ailemizi arıyoruz ve Mardin'de olduklarınu biliyoruz. Sizin de burda eliniz kolınuz uzun belli ki.

Miran kızların tepkisinden dolayı söylemekten korkarken şimdi kızlarında öğrenmesiyle mutlu olmuş, bunu da gizlememişti. Kızlarsa karşılarındaki adamın mutlu ifadesiyle en başlarında onlarla dalga geçiyor zannedip sinir olsalarda, bu gülüşün başka anlamları olduğunu bilmiyolardı.

Miransa önce ailesiyle konuşmak istediği için belli etmemeye çalışıp konuşmuştu.

-Elimden ne gelirse yapıcam emin olun, size haber edicem.

-Teşekkür ederiz.

Kızlar Miranın ısrarıyla içtikleri kahvenin ardından kafa dağıtmak için bugün de tekrar gezmeye devam etmek istemişlerdi.

Arabayı kullanan Berfin ikiziyle konuşurken kaçırdığı sapan yüzünden dar bir ara sokağa girerken kenarda birinin bir kızı sıkıştırdığını görüp anı fren yapmıştı. Berfu en başında anlamasa da o da gördüğü manzarayla hızlıca araban inmişti.

-Bırak lan kızı!

Berfu nun bağırmasıyla sese dönerken Berfin kızın bakışlarında gördüğü çaresizlikle ellerini yumruk yapmıştı.

-Size ne lan! Kadın başlarına karışırlar birde!

Adamın duvara sıkıştırdığı kız onun dikkatinin kaymasıyla ordan kaçarken Berfin bağırmıştı.

-Arabay geç! Kapıyı kitle!

Gen kız kendini arabaya atarken, Berfin sinirle adama ağır ağır yaklaşmıştı. Berfuysa ikizini tanıdığı için dokunmak istememiş ellerini bağlayıp öylece arabaya yaslanmıştı. Berfinse yaklaştığı her adımda bağırarark konuşuyordu. Karşısında ki adam Berfinin ona birşey yapamayacağını zannettiği için öylece dururken bilmediği birşey vardı. Ona doğru adımlayan Berfinin dövüş sanatların da sahip olduğu siyah kuşak ve madalyalardı.

-Hangi hakla dokunursun lan o kıza!

Adam öylece gülerken konuşmuştu.

-Sana mı sorucam lan, verin kızı gidin, canınızı yakmıyım?

Berfin şahane olduğu belli olan bir tonda kahkaha atmış tekrar konuşmuştu.

-Duydun mu ikiz canımızı acıtacakmış?

-Duydum ikiz!

-E hadi can acıtalım.

Berfin sahte bir yumruk atıp karşısındaki adamın o yumruğu yakalamasına izin vermişti. O galibiyet zannedip karşılık vermezken. Berfinse onun tuttuğu yumruk yaptığı elini döndürmüş bu hareketiyle karşısındaki adamın kolunu kullanılmaz hale getirmişti.

Adam hala vurmak için çaba gösterirkense öteki eliyle adama vurduktan adamın düşeceğini bildiği için tuttuğu elini bırakmış onu özenle dövmek istemişti.

Adamdan gelen yumruğu tutup ona tekrar vururken,

Berfu bir süre onları izlemiş, kardeşinin adamı yere atıp yumruklamaya başladığını fark ettiğinde de karakola haber verip ikizinin yanına gitmişti.

Berfin onu tutan kollarla kendine gelirken etrafta toplanan mahalleliye, ve siren seslerinin hemen ardından dan gelen polislere şaşkınca bakmıştı.

-Ne zaman toplandı bunlar.

-Sen kendini kaybetmiş adamı döverken.

Berfin bir an ne olduğunu yeni anlar gibi dururken yanlarına gelen polis memuruyle susmuştu.

-Komiserim kızın ve sizin karakola kadar gelmesi gerekiyor.

-Tamam siz şu serefsizi alın, kız benimle gelecek.

Gelen polis onu onaylayıp giderke etrafta yavaş yavaş dağılmıştı. Berfinse ikizine sıkıca sarılıp ağlamaklı sesiyle konuştu.

-Olmadı deme ikiz, benim başıma gelen ona gelmedi deme.

-Olmadı sol yanım kurtardın.

-Kurtardım deme. Olmasınn Berfu bir kızın daha başına gelmesin.

-Kurtardın. Sakın ol ikizim.

Berfin kendini kaybetmiş ikizinin kollarının arasından ağlarken bir süre sonra kendini toparlamaya çalışmıştı. Başını kaldırdığında karşısınds gördüğü Miran, Miraç ve tanımadığı bir adamla ikizine arabaya gideceğini söyleyip hızlıca oradan uzaklaşmıştı.

Berfin bir süre sessiz kalıp kendini sakinleştirir kendini arabadaki kızın aklına gelmesiyle konuşmuştu.

-Adın ne?

Kız en başında korkulu gözlerle baksa da tedirgin şekilde konuşmuştu. O esnada Berfu da arabaya gelmişti.

-Korkma geçti, sakın ol.

Genç kız Berfu nun sesiyle korkuyla konuştu.

-Gitmeyelim karakola ne olursunuz babam duyarsa beni gebertir, namus der ağa oğlu der beni ona verir. Bırakın gideyim.

Kızların tüm siniri hoplarken arka koltuk ta kötü halde olan kıza bakarak kendilerini sakın tutmaya çalıştıkları bir sesle konuştu Berfu.

-Yok öyle birşey, sen sadece olanı biteni anlat.

-Olmaz abla babam duyarsa beni evlendirir onunla, ağa oğlu der anında verir. Etmeyin ne olur.

-Tamam yeter ama saçmalama, olmayacak öyle birşey, telefonun var mı?

Gen kız en başında şaşırsa da cebinde çıkardığı tuşlu telefonu uzatmıştı. İkizler şaşırıp öylece bakarken o da açıklama gereğinden bulunmuştu.

-Babam gerek görmeyip almazdı bende kendimce biriktirdiğim üç beş kuruşla anca bunu alabildim.

Berfin, ikiziyle kendi numarasını kaydedip onunda numarasını aldıktan sonra duran arabayla, konuştu.

-Bak şimdi hem ikizimin hem kendi numaramı kaydettim. Berfinle Berfu bizim adımız. Eğer birşey olursa çekinme hemen bizi ara. Şimdi de bu arabadan dimdik inip içeri giriyorsun suçlu olan sen değilsin, anlaştık mı?

Genç kız ürkekçe başını sallarken bu sefer de Berfu konuşmuştu.

-Ben komiserim her an yanında olucam, izin alırsam içeri ye ifadeye de girmeye çalışıcam ama ben olmasam bile ne olduysa harfi harfine anlat. O sana birşey yapamaz tamam mı?

Kızlar içeri girdiğinde onlardan önce gelen adamın ifadesinin alındığını görmüşlerdi ancak alınamamıştı da çünkü adamın yanında üç tane avukat vardı ve onlar da birşekilde buna engel olmaya becermişlerdi.

Berfu izin alıp genç kızla içeri girerken. Az önce Miran ve Miracın yanında gördüğü o adamı şimdi de burada onun yanında görmüştü.

-Naptığını zannediyorsun lan ne istedin, ufacık kızdan!

-Sanane ulan sanane ne işin var burada ne karışıyorsun.

-Sus lan şerefsiz çok meraklı değilim arkanı toplamaya amcama dua et sen, yoksa sana kılımı kıpırdatmam, aşiretin kulağına giderse o kıza yazık.

-Banane ulan umrumda mı sanki ya öldürürler ya evlendirirler umrumda ki sanki alırım üstüne kumayı kapatır çenesini.

Berfin aynı koridorda durduğu adamın dedikleriyle kendine tutamayıp gidip tokat atmıştı.

-Bana bak şerefsiz, o kıza ufacık birşey olsun seni gebertirim anladın mı?! Ağa olunca üstün mü zannediyorsun sen kendini! Ona ya da başkasına tek bir hareketini görürsem seni gebertirim anladın mı beni!

Berfin söz sözlerinde yakasını düzeltir gibi yaptığı adama kafa atarken o da kanayan burnunu tutuyordu.

-Bana bak kızım, bu iki oluyor seni gebertirim!

Berfin tam söze atılacağı sırada yanındaki adamın kahkası duyulmuştu.

-Oğlum sana bu dayağı bir de bu kadın mı attı?

Karşısındaki adamın gülüşüyle Berfin daha da sinirlenirken konuştu.

-Ne olmuş kadınsam, sizin bu cinsiyet ayrımı huyunuz ne! Bende seni adam sanmıştım. Hepiniz aynısınız.

Karşısındaki adamın kaşları çatılırken konuşmuştu.

-Beni bu şerefsizle bir tutmayın hanımefendi! Ayrıca ellerinize sağlık!

-Ulan Emi...

Berfin karşısındaki adamın ismini duyamadan gelen müdür ve Berfularla susmuşlardı.

-Müdür, biz artık çıkıyor muyuz?

Adamın dedikleri Berfinin sınırını bozarken ikizinin yüzünden işlerin yolunda gitmediğini anlmaıştı.

-Çıkabilirsiniz Murat bey!

Berfin tüm siniriyle konuşmuştu.

-Ne demek çıkabilir, kıza gözümüzün önünde zorla sıkıştırdı! Bu kadar basit mi!

-Bakın hanım efendi elimizde kanıt yok verilen ifadeler de en fazla bu gece nezarethanede kalmasını sağlar, buna da gerek yok öyle değil mi? Hem Murat bey darptan sizden şikayetçi olsa sizi almak durumunda kalırız.

-Gerek olup olmadığına siz mi karar veriyorsunuz! Kızı sıkıştıran birini değilde, bir sapığı dövdüm diye beni mi alıyorsunuz nasıl adalet bu! Ayrıca bu yaptığınızı tüm gerekli mercilere şikayet olarak gidecek, kovulmanız için ne gerekiyorsa yapıcam.

Genç kadın oldukça sinirlenmişti o sırada o adamın yanında duran kuzeni konuşmuştu.

-Hanım efendiden kimse şikayetçi değil.

Müdürün gitmesiyle o sapığı da yanındaki adam göderirken Berfuysa yanında olan ve korkan kızla arabaya gitmişti genç adamsa kadına bakarak konuştu.

-Ben Emirhan ....

-Siz nerenin beyi ağasısınız acaba, neyle tehdit edeceksiniz.

-Bakın hanımefemdi bey de ağa da değilim sadece içiniz rahat olsun diye söylemeye geldim, Murat nezarethaneye alınmadı belki ama böyle birşeyi de olmayacak bir daha, gereken uyarıyı sizin kadar bende vericem.

-Kime ne uyarı verirsiniz ben bilmem ama o iti bu kızın da başka kızların da etrafından uzak tutun, bir kez daha denk gelirsem bu kadar kolay bırakmam!

Berfin oradan uzaklaşırken Emirhan da arkasından öylece bakmış ardından o da çıkmıştı. Arabaya hep beraber binen kızlarla Berfu sakın tuttuğu sesiyle konuştu.

-Adın ne?

-Ayşe

-Ayşe, eğer bir daha birşey olursa direk bizi ara, bir telefonuna kapına geliriz. Baban ya da bu pislik briiey ederse direk haber et.

-Sağlun.

İkizler yanlarındaki kızı evine bırakırken, arabayı kullanan Berfu konağa doğru sürmeye başlayığ konuşmuştu.

-Miran bey bizi çağırdı ikiz?

-O nerden çıkmış şimdi ya.

Berfinin bıkkınça konuşmasıyla Berfu yla hafif içine kaçan bir sesle konuştu.

-Önemli dedi, galiba birşey bulmuş.

Kızlar konağa gelip içeriye geçtiğinde herkesin salonda toplandıklarını görüp şaşırmışlardı. Berfin bıkmış şekilde dururken Berfu konuştu.

-Miran Bey ne oluyor?

-Sizinle konuşmamız gereken birşey var.

-Konu nedir?

-Aileniz.

-Bu kadar çabuk mu?

-Aslında durum pek gördündüğü gibi değil oturun lütfen.

İkizler birbirine bakıp yan yana otururken az sonra duyacaklarının bundan sonraki tüm hayattlarını aldıkları nefisi dahi değiştireceğinden habersizler di.

Miransa derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.

-Bakın şimdi anlatacaklarım size şaçma gelebilir lütfen bizi dinleyin.

Kızlar oldukça birbirne bakmış yanyan olan ellerini birbirinden güç almak istercesine tutmuşlardı. Burada iyi şeyler olmayacaktı ikisi de anlamıştı.

... 

.. 

 

 

 

Herkese keyifli okumalar.

 

 

İkizlerimizi nasıl buldunuz?

 

 

Oy ve Yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm : 26.01.2026 16:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Sevcan / İKİZİM (MARDİN) 
DEVAM EDECEK / 2. Bölüm
Sevcan
İKİZİM (MARDİN) DEVAM EDECEK

530 Okunma

91 Oy

0 Takip
6
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...