5. Bölüm

5.Bölüm

Sevcan
mavi_gece7

Erkekler kızlara terasta kalmalarını söyleyip hızlıca aşağıya inmişlerdi. Berfu da odasından silahını alıp onların peşlerinden gitmişti.

Terasta duran kızlarda bağırma sesleriyle aşağıya bakıyolardı.

-Mithat ağa, ne oluyor bu vakitte.

Ahmet ağanın sesiyle aşağıya bakan Berfinin gözü aralarından bir simaya takılmıştı yüzü çok tanıdık gelmişti ama karanlıkta seçememişti.

Ardından da Mithat ağa bağırarak konuştu.

-Nerede lan o soysuz!

Miran sa aynı sinirle karşılık vermişti.

-Bu saatte kapımıza gelmiş kimi sorgularsın Mithat ağa!

-Kuzenin olacak o herif kardeşimle kaçmış Miran ağa!

Miraçın cevap vermesine gerek kalmadan Mithatın adamları gelmiş bulunduklarını söylemişlerdi.

-Bulmuşlar o iti dua edin kardeşime bir zarar gelmiş olmasın yoksa bu konakta taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmam!

Miraç ve Miran sinirle öylece dururken hemen ardında olan kardeşlerine dönmüş.

-Siz burada bekleyin, biz gidiyoruz.

Erkeklerin gitmesiyle Berfu da yukarı çıkmış silahını koyduğu metal masayla yankılanan sesin ardından konuşmuştu.

-Ee biri birşey diyecek mi? Kim bu kuzen, kimi kaçırmış, neler oluyor?

Kimseden ses çıkmazken Ayça araya girip konuşmuştu.

-Amcamın oğlu Yakupdur. Amcam lar Mardin'de değil Derinoğulları da buraya gelmiş onların kızıyla kaçmış.

Ayça bunun sonucunu bildiği için dayanamayıp ağlamaya başlarken ikizler yaşadıkları olayın şokuyla öylece duruyorlardı burada oldukları şu kısa zamanda bile bunun sonucunu öğrenmişlerdir. Ya ölümdü ya da Berdel.

Ayça göz yaşlarının ardından konuşuyordu.

-Abla abla ben naparım, Mithat ağa kardeşinin ölümüne izin vermez, berdel derler!

İkizler birbirine öylece bakarken kendini toplayıp konuşan Berfin olmuştu.

-Ablacım tamam sakın ol kötü düşünme sen okuyacaksın, bir çıkış yolu elbet vardır. Sen okuyacaksın biz ne olursa olsun buna izin vermeyiz.

-Evet ablam sakın olun Berdel dahi olsa izin vermeyiz sen okuyacaksın. Sen değilsin.

İkizler ne yapacaklarını bilmez halde Ayçayı ve Melek hanımı sakinleştirmeye çalışıyolardı. Gelen erkeklerle de tüm bakışlar ona dönmüşdü. Melek hanımsa hemen konuşmuştu.

-Ne oldu ağa! Birşey söyle.

-Bir sonuç yok yarın ağalar toplacak karar verilecek!

Ahmet bey odasına çıkarken Melek hanım da el mecbur yukarı çıkmıştı.

Miraç Zerya ve annesini onlarla beraber gelen Zeryanın abisiyle beraber evlerine bırakmaya gitmiş, ikizler de ağlayarak uyuttukları kardeşlerinin ardından odalarına gitmişlerdi.

Üstlerini değiştiren kızlar öylece durmuş konuşuyolardı.

-Ne olacak ikiz?

-Bilmiyorum Berfu ama bildiğim tek şey berdel bile deseler onun Ayça olmaması gerektiği kız üst üste evlilik diye zorlanıyor. Okuması gereken yaşta.

-İkiz.

-Hıh

-Berdel bizimle de olabilir?

-Neee?

-Biz de bu ailenin kızıyız, biz kabul etmesek bile onlar için öyle değil. Eğer öğrenirseler bizimle de yapılır.

-Nasıl yaa şu halimize bak ailemizi bulduk diye geldiğimiz son hale bak. Resmen hayatımız alt üst oldu.

İkizler daha fazla konuşmak istemeyip uyumaya karar vermişlerdi anca ikisinin de gözüne uyku girmiyordu. Yaşadıklarını bu güne kadar herşeyi düşünüp durmuşlardı.

Berfu sabah namazıyla kalkmış geri yatmak istemediği için de Kur'an-ı Kerim okuyordu. Berfinse uyuduğu iki saatlik uykunun ardından kalkmış ikizinin okuduğu Kur'an-ı dinleyip saatin ilerlemesiyle de hazırlanıp aşağıys inmişlerdi.

Gelen aşiret ağaları için hazırlıklar yapılıyordu. Zerya da sabahtan gelmiş yardım ediyordu. Kızlar da istemeye istemeye yardım ettikten sonra gelen ağalarla. Onlar kadınların olduğu odaya gitmişlerdi.

Herkes üzgğnce gelecek olan haberi beklerken ikizler yaşadıklarının şokunu atmak istiyolardı. Bir hafta öncesine kadar sadece birbirleri olan bu iki kardeş, bir anda yaşadıklarını içinde buldundukları durumu anlamlandıramıyolardı.

Verilen kararın ardından herkes avluya çıkmış duyulan sözler herkesi şok etmişti.

-Yıllar önce bir kızını bu düşmanlığı bitirmek için zaten bana vermiştin Ahmet ağa! Şimdi kan dökülmesin diye diğer kızını da gelin alırım. Artık düşmanlık bitmiştir.

Kızlar duyduklarının şokunu yaşarken herkesin gitmesiyle Ahmet ağanın sesi yankılandı!

-Herkes odaya!

İçeri geçilmesi nin ardından Ahmet bey umursamaz tavrıyls konuştu.

-Bir haftaya düğün olacak. Berdel yapıldı.

Melek hanım zor çıkan sesiyle konuştu.

-Ne dersin ağa sen ben kızımı vermem?

-Sana soran oldu mu! İki kız da bir haftaya evlenecek.

Konak halkı bir şok daha yaşamıştı bu sefer Berfu konuştu.

-Ne demek iki kız! Berdel dediniz yetmedi daha ne yapmaya çalışıyorsunuz!

-Karşında baban var, o sensini kes!

-Sizin gibi baba olmaz olsun! Ne babasından bahsediyorsun be sen! Ben kızlarını satan adama babama dendiğini hatırlamıyorum!

Berfin yıllarca sadece kendi bildiği bir gerçeği itiraf etmişti ancak herkes Berdel olayına bakıldığında için bunun öylesine söylenrn bir söz olduğunu zannetmişti, Ahmet bey hariç o anlamıştı karşısındski kızın herşeyi bildiğini. Tam ona vuracağı sırada Berfu elini tutmuş konuşmuştu.

-Sakın, sakın bir daha ikizime el kaldırayım deme, karşımda kim olduğu umrumda olmaz! O eli kırarım!

Herkes kızları izlerken Ahmet bey elini çekmiş Mirana dönüp konuşmuştu.

-Benim elimden bir kaza çıkmadan sahip çıkın şunlara.

Ahmet beyin odadan çıkmasıyla ikizler aynı anda Mirana dönüp konuşmuştu.

-Konuş!

-Berfin ve Emirhan yıllar önce kan davasınu bitirmek için beşik kertmesi yapılmış. Eskiden verilen bir söz varmış. Bu bizim gerizekalı da kızla kaçınca Mithat ağa kardeşi için Berdeli kabul etti berdel de Berfu ya düştü.

-Ne Berdeli, ne kertmesi ne saçmalıyorsunuz be siz!

-Bize sor bakalım ordan susup kabul edecek gibi mi duruyoruz!

-Bir sakin olun! Karşınızds abiniz var! Buralarım kuralı budur verilmiş sözler var artık!

-Kuralmış, sözmüş umrumuzda mı be, verdiniz söz de kuralınız da batsın!

Miraç yeterince sinirli olan ablalrına bakıp daha sakin bir ses tonuyla konuştu.

-Abla bu böyledir. Kabul etmeyiz derseniz o gereksizin kız kardeşi olmadığı için Berdeli Ayçaya kalır, Berfin abla da verilen sözü yerine getirmediği için ölüm derler.

Berfin sinirle bağıra bağıra konuştu.

-Ya siz kafayı mı yediniz! Ne kadar da kolay söylüyor! Bir insanın hayatını karartmak bu kadar kolay mı! Ama size kolay deme ya öldürürsünüz ya gencecik kızların hayatınu karartırsınız!

Berfuysa ikizinin ardından içinde kaybolup giden son sevgi kırıntısıyla konuştu.

-Sizin gibi ailemiz olacağına, keşke hiç öğrenmeseydik de en azından bizi bıraktığınızı bilmek daha az can acıtıyordu.

Berfunun dedikleri fark etmese de en çok annesi Melek hanımın kalbini acıtmıştı. Kızlarıma sahip çıkamadım diye geçirmişti içinden.

-Bağırıp durmayın biz ister miydik böyle olsun ama son söz budur kimsenin elinden birşey gelmez.

Bu sefer Miranın sesinde az önce ki sinirinden çok duyduğu laflardan sonra hüzün vardı.

Berfin ikizinin elini tutup ayaklanacağı sırada Miran endişeli bir sesle konuştu

-Nereye?

-Bekleyin burda.

İkizler dışarı çıkıp derin bir nefes aldıktan sonra odalarına girmiş bir süre birbirlerine sadece sarıldıktan sonra Berfin telaşla konuşmuştu.

-Biz napıcaz? Ne evliliği?

-Bilmiyorum ikiz ama birilerinin ölmesi, Ayça. Ben bilmiyorum onların hayatınıb kararması bizim tek lafımıza bağlı.

-Öyle diye evlenemez ikiz yapma senin elinde Ömer'in yüzüğü ben o günden sonra bir erkeğe elim değse iğrenip elimi yıkıyorum. Çözümü bu değil bunun.

Berfu ikizinin dedikleriyle nir süre sessiz kalmış hâlâ da elinde olan yüzüğe bakmıştı. Ömer'in hatırlamış ancak bir de yaşanaları düşünmüştü. İkizler duyguları ve mantığı arasında kalmışlardı. Berfu kalbini silmek, Berfin se hafızasını silmek ister gibiydi. Berfu dayanamayıp konuştu.

-Haklısın, ama bilmiyorum ne olacak Ayça mı evlenecek! Geldiğimiz den beri kabullendiğimiz tek kişi Ayça değil mi yıllar sonra bulduğumuz kız kardeşimiz.

-Ooof inanamıyorum ya olay nasıl geldi buralara ben bilmiyorum. Bu halden kız kardeşimiz için kendimizi feda etmeye.

-Keşke başka çözüm olsa ikiz, ama bu iğrenç oyunlara belli ki bizde alet olmuşuz.

Kısa bir sessizliğin ardından Berfin ikizinin elini tuttu. Güç verip onun tek bir gülümsemesiyle güç alacak şekilde konuştu.

-Hadi ikizim, kendimize gelme vakti. Bu odadan çıkınca bu göz yaşları bir daha akmayacak. Biz onca şeye rağmen bir arada kaldık dimdik olduk şimdi çökme vakti değil.

Kızlar sıcak gülümsemeleriyle aşağıya inmişlet bu odadan çıktıkları hallerinden esir kalmamıştı. Odada olan tüm bakışlar kızlara dönmüştü. Berfuysa sakın ama bir o kadar da otoriter sesiyle konuştu. Ahmet beyde kızların diyeceği karar merak etmiş odaya gelmişti.

-Bu saçmalık sadece Ayça için bunu unutmayın ve bu kızın okuluna ya da gelecekte vereceği tek karara karışırsanız işte o zaman ne ölüm ne de sizin bu kurallarınız umrumuza gelmez. İşte o zaman yapacaklarımdan sizi kimse kurtaramaz.

Berfinin son sözlerini Ahmet Bey'e bakarak konuşmasıyla, odadaki lerden sadece ikisi anlamıştı ama Ahmet bey bu kızın fazlasıyla bir şeyler bildiğinden emin olmuştu.

Kızlar daha fazla durmak ve kimseyi duymak istemedikleri için geri odalarını çıkmışlardı.

Melek hanım da kızlarının peşinden odalarına girmiş oturduğu yataktan iki dizini göstermişti. İkizler şaşırsada sorgulanayıp ikisi de annesinin birer dizine yatmıştı ilk defa.

Melek hanım yüzündeki hafif tebessümle konuştu.

-Siz ufakken de hep böyleydiniz. Ne zaman birşey olsa böyle dizime yatırırdım sizde hep el ele tuturşurdunuz. Hâlâ aynısınız.

Melek hanım bunca yıl öyle zor dayanmıştı ki kızlarını uzun yıllar sonra böyle görmek bu kötü günlerde onun için bir ışık gibiydi.

Berfin sabahtan beri var olan gardını indirmiş oldukça kısık bir sesle konuşmuştu.

-Anne.

Melek hanım duyduğu kelimeyle çektiği tüm acıları unutmuştu sanki. O da kızının saçlarını öpüp en içten sesiyle özlemle cevap verdi.

-Yavrum.

-Sence biz doğru birşey mi yaptık?

-Size ne evet ne de hayır diyebilirim kızım. Bu sizin gücünüzü, kardeş sevginizi gösterir. Yıllar sonra buraya gelip kardeşiniz için yapıyor olmanız sizin cesaretiniz. İsteniyoruz derseniz eğer...

Melek hanım cümlenin devamını getirememişti, kızlar da bildiği Berfu bu sefer araya girmişti.

O da ikizinden cesaret almıştı.

-Anne... Onlar nasıl biri?

-Oyy yavrum çok bilmem Mithat ağa kendi aşiretinin başıdır. Emirhan da onun bir ufağı analarını tanırım çok iyi insandır.

İkizler konuşmayınca Melek hanım tekrar konuşup kalkmıştı.

-Yemek saati gelir kızlarımm. Ben gideyim ağa başımıza gelmeden sizde toparlanın gelir emi?

-Tamam.

Melek hanımın odadan çıkmasıyla kızlar da kendilerini kendilerini toparlayıp en güçlü halleriyle odalarından çıkmışlardı.

-Afiyet olsun!

Kızlar konuşmak istemediği için ve günün yorgunluğu olduğu için sessiz bir yemeğin ardından direk odalarına geçmişlerdi.

Berfin se bu sefer ikizine bakıp sırtını da yatağın başlığına dayayıp konuştu.

-İkiz.

-Söyle sol yanım.

-Baksana şu halimize bir hafta diye geldik neler yaşadık, bir hafta içinde evleniyoruz.

-Doğru bir hafta öncesine kadar biri karşımıxs geçip ailenizi bulacaksınız, kardeşiniz için tanımadığınız insanlarla evleneceksiniz dese güler geçerdim.

-Sence nasıl biriler?

-Bilmem ağa bozuntularının tekidir ler ne olacak.

-Bizim onlarla konuşmamız lazım ama nasıl olduysa girdik bir yola madem, gizleyemeyiz.

-Haklısın.

İkizler susmuş ve uyumaya çalışırken, Ayça için aynı şey geçerli değildi ablalarının evlenmesinden kendini sorumlu tutuyordu genç kız ve tüm gece ağlamış en son şişen gözleriyle uyuya kalmıştı.

İkizler sabah kalktıklarında aşağıya inmeden Ayçanın odasına gitmeye karar vermişlerdi. Kapıyı çalan Berfu konuşmuştu.

-Gelebilir miyiz güzelim?

Ayça eliyle göz yaşlarınu silip kısık sesiyle onlaylanıştı ablalarını. İçeri giren kızlar da gördüğü kardeşleriyle tahminlerinden daha kötü halde olduklarını anlamışlardı.

-Ablam bu halin ne senin. Gözlere bak.

-Benim yüzümden abla sizin hayatınız mahvoldu.

-Ayça saçmalama hem ne alakası var seninle kaderimiz buymuş, biz istedik evlenmeyi.

-Ama abla...

-Aması falan yok hanfendi, biz bu kadar ağlamadık yav, haydeee kalk senin düşğneceğin şeyler bunlar değil. Hangi okula gitmek istersin onu düşün sen.

-Bak ikiz ne de güzel laf etti eğer bir daha bunları düşünsen...

İkizler kardeşini gıdıklamaya başlamış az önce göz yaşı dökülen bu adada şimdi kahkahalar yükseliyordu.

Ayça kızların elinden kurtulduğu Berfu tehditvari şekilde konuştu.

-Bu kadarla kurtulamazsın hanfendi.

Ayça cevap veremeden çalan kapıyla Ayşe girmişti içeri.

-Kızlar, Nurgül hanım geldi.

İkizler Ayşe'ye anlamaz bakışlar atarken o da tekrar konuştu.

-Kaynananız ve eşleriniz hayde Melek ana hızlı gelsinler dedi.

İkizler kendi durumlarından çok karşılarındaki kızın ana demesine takılmış Berfin de hemen lafa atlamıştı.

-Vay vayyy Melek ana hee, baya gelin olmuşuz.

-Ayy sizin haberiniz yok deme, dün siz yemekten gittikten sonra Ahmet ağa söyledi bugün nikah kıyılacak. Sizden sonra da düğün yapılacak.

Kızların hepsi Ayşe'ye şaşkıncs bakarken o da tekrar konuşmuştu.

-Hadi bakmayın öyle akşam konuşuruz. Sizi bekliyolar aşağıda.

Kızlar odadan çıkmış aşağıda salon kapısına gelince derin bir nefes alıp içeri geçmişlerdi. Melek hanım Nurgül hanım olduğunu tahmin ettikleri bir kadın ve müstakbel eşleri oturuyordu. Berfin o tanıdık gelen simanın karakolda ki Emirhan olduğunu anlayınca şaşkınlığı büyümüştü.

Kızlar içeriye bakmayı bırakıp Nurgül hanımın elini öptüklerinde onun da yüzünde memnun olmuş bir ifade vardı. İkizler müstakbel eşlerinin karşı koltuğuna geçerken Nurgül hanım da tanıtmak amaçlı konuşmuştu.

-Oğullarım. Mithat ve Emirhan.

Bir hafta içinde düğünü olacak bu iki çiftin birbirlerinden o kadar haberi yoktu ki Melek hanım da aynı şekilde kızlarını tanıtmıştı. Emirhan karakolda gördüğü o kızı karşısında görmeyi beklemediği için gözlerini ondan çekmezken Berfinse ona bakan gözleri hissettiği için ara ara bakıyordu ona ama aynı durum Mithat ve Berfu için geçerli değildi. Berfu yüz yüze gelmemek için başını dahi kaldırmazken Mithat bir kere bakmış ve anında başını çevirmişti.

Melek hanım ve Nurgül hanım düğün tarihleri için konuşmuş bu olay yüzünden ertelene Miranın düğünü yarın olduğu için bir hafta sonrasına da kızların düğünü yapılamasına karar vermişlerdi. Mirabın düğününden sonra da kızların sözü kınası herşeyi yapılacaktı.

Berfu daha fazla o ortamda durmak istemediği için ve ezana da az bir süre kaldığı için annesine ardından da Nurgül hanıma bakıp konuşmuştu.

-Ezan okunacak, biz kalkalım herşeye de karar verildi zaten.

-Tabi kızım siz kılın namazınızı.

İkizler ayaklanıp odadan çıkarken arkalardından gelen ayak sesi ve Mithat ağanın sesiyle durmuşlardı.

-Kaçmak için daha mantıklı bir bahane bul bir dahakine.

Kızlar müstakbel eşleriylr karşı karşıya dururken. Berfu konuştu.

-Anlamadım?

-Diyorum ki elindeki dövmeyle namaz mı kılacaksın!

-Bende diyorum ki insanları yargılamadan önce dinlemeyi ya da sormayı tercih edebilirsin.

Mithat ağa anlamaz bakışlar atmıştı bu sefer Berfu ya Berfu da göz göze gelmek istemediğinden bakmasa da onun suskunluğuyla konuştu.

-Elimdeki dövme değil kına ve bu benim namazıma engel değil.

Mithat karşısındski kıza yargılayıcı ve kızgın bakışlar atıyordu anca Berfu ona bakmadığı için bunu görmüyordu. Berfin Emirhana bakarak ama ikisine de hitaben konuşmuştu.

-Bizim sizinle konuşmamız gereken konular var mümkünse ayrı ayrı.

-Ne konuşacakmışsınız.

-Onu da sonra öğrenin. Bizi ne zaman almaya geliyorsunuz?

-Namazınızı kılın gelin biz burdayız.

Ağalar kızları kapıda beklerken Nurgül hanım da şöförle konaklarıns gitmişdi. Kızlar da yukarı hazırlanıp annalerine de haber verdikten sonra kapıya çıkmışlardı.

Berfu sarıldığı ikizine fısıltıyla konuştu.

-Sakın ol herşey sorunsuz olacak. Son kez anlatacaksın bitecek.

-Denicem. Sende dikkatli ol.

-Tamam.

İkizler ayrılıp arabalara binerken, ikisi de içten içten neyi nasıl anlatacağını sayıklıyordu. Çalışan arabalarla yolculukları başlamıştı.

Berfu ve Mithat giderken ilk konuşan Mithat olmuştu.

-Ne konuşacaksın?

-Konuşacağımız bir yere gidelim önce.

Mithat araba kullanırken yandaki kıza bakmış bakışları elindeki yüzüğe kayıp tam konuşacağı sırada. Berfu hemen araya girmişti. O hâlâ da yüzüğü taktığını bile farkında değildi.

-Sonra, gidince anlatıcam lütfen.

Berfu o yüzüğün artık onda olmaması gerektiğini farkındaydı bir hafta içinde başka biriyle evlenecekken o yüzüğü hâlâ takamazdı, elindeki yüzüğe son kez bakıp hızlıca çıkarıp çantasına atmıştı. Mithatta her ne kadar o yüzüğü gördüğü an deli gibi öfkelense de farkında olmadan karşısındaki kıza kıyamamış sinirini direksiyonu sıkarak atmaya çalışmıştı.

Berfin ve Emirhanda ise işler böyle değildi. Emirhan arabaya binerken sig*rasını yakmış Berfinse onun bu hareketine camını açmıştı en nefret ettiği kokuydu bu onun için o gün o adamın üstünde sadece sig*ra ve alk*l kokusu almıştı. Berfu sinirlerini yatıştırmaya çalışırken gördüğü fırınla kahvaltı etmediği aklına geldi. O da hızlıca konuştu.

-Dursana!

-Niye?

-Ya dur işte işim var!

Emirhan merakla arabayı bir tarafa çekerken Berfinse fırına gitmiş aldığı simitle tekrar arabaya gelmişti. Emirhan ona şaşkın bakışlarla bakarken o da umursamayıp aldığı simidi ve peyniri yemeye başlamıştı. Genç adam müstakbel eşinin bu hareketine şaşırıp onun aç olabileceğini düşünüp her zaman gittiği mekana sürdü. Yol boyunca kaçamak bakışlar atmayı da ihmal etmiyordu. Genç kızsa yapmadığı kahvaltısıyla hatırladığı anları yediği simitle sindirmeye çalışıyordu.

Kızlar içten içe yapacakları konuşmalara hazırlanıyolardı. Belki isteyerek evlenmiyolardı ama onlar için her ne olursa olsun yalanla ya da bir sırla da başlamak istemiyorlardı.

Ve bunları müstakbel eşlerine anlattıklarında neler olacklarını deli gibi merak ediyolardı.

...

..

.

 

 

Herkese keyifli okumalar.

 

 

Ağalarımızı nasıl buldunuz.

 

 

Düşüncelerinizi, oy ve yorumlarınızı merakla bekliyor olucam.

Bölüm : 08.02.2026 20:53 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Sevcan / İKİZİM (MARDİN) 
DEVAM EDECEK / 5.Bölüm
Sevcan
İKİZİM (MARDİN) DEVAM EDECEK

530 Okunma

91 Oy

0 Takip
6
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...