
Mithat sessiz geçen bir yolculuğun ardından tüm mardini ayaklar altına alan bir uçurum kenarına gelmişdi. Berfu arabadan inip arabanın önüne yaslanmıştı Mithat da onun yanına gelmişti.
Berfu biraz durup kendini topladıktan sonra konuştu.
-Zorla da olsa bir haftaya evlenicez bu evlilik nasıl olur ne kadar sürer bilmiyorum ama bunları bir başkasından da duy istemiyorum. Bir yola girdik madem sır olmasın. O yüzden şimdi sana anlatıcam rica ediyorum sakince dinle.
Berfu derin bir nefes alıp tekrar konuşmaya devam etmişti, Mithat sa ona bu kadar açık sözle gelen kadına karşı o gün kendi içinde verdiği sözü unutmuş, sakin kalmaya çalışıyordu.
-Ben bundan bir yıl öncesine kadar nişanlıydım. Ömer, askerdi o gün nişanımızın olduğu gün acil bir göreve gitti. Ama gelen o değildi naaşı bile gelmedi bomba patlamış dediler. O da kendini siber etmiş, görev arkadaşlarına.
Berfu söylediği sözlerle başını kaldırmış ona bakan Mithat lâ göz göze gelmişti. Mithatın gözlerinde sinirle karışık memnuniyet vardı. Evleneceği kadının bir başkasının yüzüğünü taşımasına ne kadar öfkelense de onun bunu daha tanışmadan anlatmasına o kadar memnun olmuştu. Mithat her ne kadar içten içe kendine verdiği, kardeşimi benden alan ailenin kızına saygım olmayacak sözünü bilse de karşısındski kadına bakınca bildiği herşeyi unutuyor gibiydi. Berfu nun ona bu kadar saf gelmesi Mithat'ı hem şaşırtmış hem de mutlu etmişti.
-Yüzüğünü neden hâlâ takıyorsun?
Mithatın sesi sertti.
-Bak ben o günden sonra kimseyi sevmedim, sevmeyi de denemedim zaten. O da bir nevi ondan bana kalan tek şeydi hatırlatıcı gibiydi. Onu hatırlatıyordu. İlk aşkımdı benim öyle de kalsın istemiştim. Unutmak istemediğim için çıkarmamıştım.
-Hâlâ onu seviyor musun?
Mithat için bu soruyu sormak zordu evleneceği kadının başkasına aşık olma fikri ona kötü gelmişti. Ancak bu sorunun da cevabını merak ediyordu. Berfuysa yıllardır kendine dahi sormaya cesaret edemediği o soruyla karşı karşıys kalınca bir süre cevap veremedi.
-Ben... Bilmiyorum. Dedim ya ondan sonrası yok bende sevmeyi de denemedim sanki ona ihanet ediyorum gibi hissettim. Ama onu çoğu kez rüyalarımda gördüm. Bırak diyordu git diyordu. Bilmiyorum sevgiden mi verilen bir sözden mi ihanet duygusundan mı yapamadım. Ya sen, bir başkasını seviyor musun?
-Hayır! Bak Berfu artık o parmağındaki yüzük benim olacak, sen benim eşim olacaksın. Bunu unutma.
-Farkındayım merak etme.
-Güzel o zaman bu evliliğin bir oyuncak olmayacağını gerçek olacağını da farkındasındır.
Berfu sessiz kalmıştı bunu biliyordu ama böyle söylenince bir an için ağır gelmişti ona. Mithat da karşısındski kadının sessizliğinden sonra devam et.
-Boşanırım. Evlenirim. Bunlar böyle kolay söylenen laflar değil. Sende bunu bil yeter.
Berfu nun kalbimdeki ağırlık biraz daha artarken cevap vermemiş başka birşey söylemişti.
-Biz yarın düğünden sonra İstanbul'a gidicez. Tainimi buraya aldırıcam ben ordaki işleri falan halledicez.
Mithat eşinin çalışmayı düşünmesini beklemiyordu, kaşları havada sormuştu.
-Ne taini?
-Çocuk şubede komiserim ben. İzindeydim madem artık burdayız buraya aldırıcam.
-Çalışacaksın yani?
Mithatın bu dediği soru işte Berfu nun kırmızı çizgisi buydu.
-Evlenmem mesleğime engel mi!
-Ya ben istemezsem!
-Bak Mithat herşeye tamam ama mesleğime asla! Bu bu mesleği yapmak için herşeyimi verdim. Ben bunu kendim gibi olan çocuklar için yapıyorum. Ve bırakmaya da asla niyetim yok!
-Bana sesini yükseltme Berfu! Çok istiyorsan git çalış!
Mithat arabaya binerken Berfuysa onun taklidini yapmiş öylece duruyordu. Mithatın kornaya basmasıyla da o da arabaya geçerken aklına gelenle konuştu.
-İstanbul'da son kez yanına gidicem. Bunu da bil.
-Son kez Berfu!
Mithatın sesi net ve bitiriciydi. Devam etti.
-Aklında ona dair ne varsa unut!
-Merak etme Mithat başkasıyla evlenirken bunu yapacak halim yok imalarına dikkat et! Haberin olsun istedim söyledim!
Berfu nun çalan telefonuyla gözleri arayan kişiye takıldı o an her ne kadar açmak istemese de ısrarla çalan telefonla açmak zorunda kaldı.
Arayan Ömer'in annesi Serpil Hanımdı.
-Berfu kızım.
Serpil Hanım'ın sesi fazlasıyls neşeliydi, Ömer'den sonra ilk defa. Berfu nun aksine.
-Serpil anne. Napıyosun.
-İyiyim kızım senin neyin var?
-Ben iki gün içinde İstanbul'a gelicem, uğrarım sana.
-Nerdesin kızım sen, gel gel çok mutlu olacaksın. En kısa zamanda gel.
-Tamam, görüşürüz.
-Görüşürüz kızım.
Berfu bir süre sessizce durduktan sonra Mithatın ona olan bakışlarını görmüş konuşmuştu.
-Serpil anne, Ömer'in annesi üzerimde emeği çoktur. Ailemizi bulduğumuz dan bu evlilikten falan haberi yok, İstanbul'a gidince yanına uğrayacağım.
Mithat sinirini içine atıp susmayı deniyordu ama bunu ne kadar daha yapabilirdi bilmiyordu. Onun sinirini kendisineydi kendine verdiği sözü tutamadığınaydı.
Berfu aklına gelenle konuştu.
-Numaranı versene. Dursun.
Evleneceği adamın numarasını dahi bilmiyordu.
Mithat numarasını verirken Berfu benim ki onda olsun diye aramış ama yan tarafında duran telefonun çalmasıyls ekranda gördüğü yazıya takılmıştı. Mithat onun numarasını önceden bulmuş "eş" Diye kaydetmişti.
Berfu içten içe söylense de kendi de telefonunda onu "Yontulmamış Odun" Diye kaydetmişti.
Duran arabayla Berfu inerken Mithat da anında gitmişti.
Diğer tarafta işler pek böyle değildi. Emirhan Berfinin aç olduğunu düşünüp onu sürekli gittiği Mardin'in bir nevi seyir terası olan bir yere götürmüştü. Herkes bilmezdi burayı ama bilen de bir daha başka yere gitmezdi. Emirhan orada gördüğü adamla konuşurken Berfinse bulduğu en köşedeki masaya oturmuştu.
Emirhansa kahvaltı söylemiş Berfinin oturduğu masaya gelmişti. Berfin söze nasıl başlayacağını bilmez öylece susarken Emirhansa konunun bölünmesini istemediği ve biraz da olsa bildiği için sormamıştı.
Berfin önüne gelen kahvaltıklıkla şaşkınlıkls Emirhana bakarken o da gözleriyle masayı işaret etmişti. Berfinse hiç sorgulamadan yemeye başlamıştı bile. Normalde olsa bu kadar çok yemezdi belki ama şuan hem sitresten hem de kahvaltıya olan tutkusundan kendini geri çekememişti. Emirhansa elinde çayı sadece onu izliyordu. Berfin bunu fark ettiğinde konuşmuştu.
-Sende yesene.
-Yok.
Berfin de eline çayını almış bir süre daha manzarayı izlemişti.
-Burası çok güzel.
-Öyledir.
-Keşke içinde yaşananlar da bu kadar güzel olsaydı.
Emirhan cevap vermezken Berfin elindeki çayı bırakmış hâlâ onu izleyen Emirhan a bir kere baktıktan sonra gözlerini Mardin manzarasına dikmiş konuşmaya başlamıştı.
-Ben bunu bir kere anlatıcam, sende kesmeden dinliceksin. Bölersen susarım.
Berfin aklına gelen o anı anlatmaya başlarken Emirhansa sigarasını yakmış. Dinlemişti.
Berfin ağladığını bile fark etmezken Emirhan onun göz yaşını silmek için elini yüzüne koyduğunda korkuyla geri çekilmişti. Emirhan ona şaşkınca bakarken Berfin se kendisini açıklama gereğinde hissetti.
-Ben o günden sonra birinin temasını kaldıramıyorum. Dayanamam.
-Kusura bakma.
Emirhan susmuştu sigarasından son bir nefes alıeken konuştu.
-Ben bunu biliyordum Berfin.
-Ne demek biliyordum. İmkansız!
-Miran, söyledi.
Berfin duyduklarıyla daha şaşırmıştı ve sinirlenmişti. Miran bunu nerden biliyor diye düşünürken o gün geldi aklına Berfu ya söylerken onlar da karşısındaydı. Duymuşlardı.
-Benim özelim bu!
Konuşmanın başından beri Berfinin sesi ilk defa bu kadar net ve kızgın çıkmıştı
-Miranla pek anlaştığımı söyleyemem ama bir abi olarak geldi yanıma, Berfin böyle birşeyler yaşamış eğer ki kardeşime destek olmayacaksan baştan bu evliliği sen reddet dedi. Böyle birşey de onun yanında olacaksın diye söz aldı benden.
Berfin duyduklarına daha da şaşırmıştı. Miran gelip Emirhanla konuşmuştu. Abisi kardeşini düşünmüştü. Berfin ne diyeceğini bilemeyip öylece şaşkınlıkla tekrarlamıştı.
-Yani sen biliyordun?
-Evet, karar günü söyledi bana da ama senin bu kadar erken söylemeni beklemiyordum.
-Ne kadar istemesem de evleniyoruz. Ve ben sağlam bir temel üstüne kurulmayan şeylere inanmam. Bil eğer ki reddeceksen de başlamadan bitsin ben bu evlilğe sadece kardeşim için evet dedim. Senin de aşk evliliği yaptığını zannetmiyorum.
Berfin sesi kararlıydı ancak sonda oldukça alaycı çıkmıştı.
-Öyle. Kimse aşk evliliği yapmıyor. Ama ben Mirana da bir abi olarak söz verdim. Sana da aynı şekilde.
Berfin e duydukları garip gelse de daha fazla bu konuyu konuşmamak adına konuyu değiştirmişti.
-Yarın Miranın düğününden sonra Berfuyla İstanbul'a gidicez.
-Sebep?
-Orda da bir hayatımız vardı çünkü, tatil diye geldik buraya şimdi evleniyoruz. İstifa ederim. Evi falan kapatırız ordaki işleri hallederiz. Patronumun burda tanıdıkları olduğunu biliyorum. İş bulmam lazım.
-Bir sevdiğin var mıydı? Yani bu evlilik olayından önce sonuçta kan davası uğruna beşik kertmesi adına evleniyoruz.
Bu sefer ilk andan beri gözlerini ilk defa kaçıran Emirhan olmuştu. Manzaraya biraz baktıktan sonra
Kalkalım diyip arabaya doğru yönelmişti. Berfin ne olduğunu anlamamıştı ama olduğuna emin olmuştu.
O da ardına arabaya binerken çalışan arabayla son kez konıştu Berfin.
-Telefonunu versene, numaramı kaydediyim.
-Arka koltukta, ceketin cebinde.
Berfin aldığı çeketten telefonu çıkartmış şifreli olduğunu görünce girsin diye Emirhana uzatmıştı. Emirhansa almak yerine direk şifreyi söylemişti.
Berfin şifreye şaşırsada bozuntuya vermemişti.
Berfin kendi numarasını onun telefonuna girdiğinde zaten kayıtlı olduğunu görüp konuşmuştu.
-Nerden buldun?
-O da bende kalsın. Geldik.
Berfin onun telefonu verip gideceği sırada Emirhan tekrar konuştu.
-Uçağınız yarın mı?
-Ne uçağı?
-İstanbula gidicez dedin Berfin.
-Uçakla gidicez demedim yani bilmiyorum ordan arabayla geldik. Bilet de alamadık.
Emirhan başıyla onaylaken Berfin de arabadan inmiş yaşadıklarının şokuyla odasına gitmişti.
Kızının geldiğini gören Melek hanım Miraç ve Ayşe'nin nikahı için bir saate imamın geleceğini söylemişti. Berfin de onu onaylayıp odasına giderken Banyodan çıkan ikizini görmüş ikisi de yaşadıklarını konuşup ufak bir durum değerlendirmesi yapmışlardı kendi aralarında.
Hem konuşup hem hazırlanan ikizler aşağıya inerken. Ayça da kendi odasında Ayşe'yi hazırlıyordu. Çok geçmeden kızların da gelmesiyle nikah kıyılmıştı. Ayşe mehire gerek yok dese de Miraç gene de almasını istemiş ve öyle kıydırmıştı nikahı.
Kıyılan nıkahın ardından imam uğurlanmış yeni evlenen çift tebrik edildikten sonra sofraya oturtulmuştu.
İkizler İstanbul'a gideceklerini kimseye söylemedikleri için Berfu konuştu.
-Biz yarın istemeden sonra İstanbul'a gidicez.
-Nasıl? Niye? Bu kadar çabuk mu? Hem düğününüz var?
Melek hanımın kızlarının gitme korkusuyla tüm soruları sıralarken Berfin de cevap vermişti.
-O yüzden gidiyoruz zaten orda da bir düzenimiz var evi kapatıp istifa, tain falan onları hallederiz.
-Ne kadar kalcaksınız?
Berfin ondan habersiz demesine her ne kadar sinirlense de, uzun zaman sonra ikizi dışında bir başkasının onu düşünmesi bir o kadar da mutlu etmişti.
-İşler ne kadar hızlı biterse abi.
Berfin ilk defa Mirana abi demesiyle herkes şaşırırken o da bozuntuya vermeyip yemeğine geri dönmüştü.
Bu sefer araya Miraç olmuştu.
-Ordaki eviniz kira mıydı?
Kızlar kardeşlerine böyle bir soruyu neden sorduklarını anlamayıp anlamsız bakışlat atarken o da kendini açıkladı.
-Kiraysa en azından bir depo ayarlayalım eşyalarınız için.
Berfuysa kesin bir dille konuşmuştu. Ne olursa olsun ordaki evlerini tamamen kapatmak istemiyolardı.
-Hayır. Orası olduğu gibi kalacak.
-Ayça sen hiç gittin mi İstanbul'a?
-Yok abla?.
Ayçanın hafif tebessümle verdiği cevaba Berfin lens sesiyle cevap vermişti.
-Hmm o zaman ablanlarla ufak bir kaçamağa hayır demezsin.
Ayçanın mutluluğu gözlerinden okunuyordu ama çok uzun sürmemişti masanın diğer ucundaki Ahmet beyle göz göze gelen kız Berfine bakarak geri konuştu.
-Yok abla siz gibin, düğünler yapılacak hem ben işlere yardımcı olayım.
-Olur mu canım öyle şey, o kadar insan var burda.
Berfin ardından Ahmet beye dönüp konuşmuştu.
-İtiraz yok artık!
Yemekten sonra herkes odasına dağılmış yarın düğün olduğu için erkenden uyumuştu herkes.
Sabah erkenden kalkan ev halkı önce konakta ki son eksikleri halettmiş sonra da hazırlanmışlardı. Saatin öğlene gelmesiyle yavaş yavaş konvoy oluşuyor. Konak kalabalıklaşıyordu.
İkizler kardeşleri Ayçayla konvoy da düğün arabısının hemen ardında olan Miran ve Ayşe'den sonra yerlerini almış onların ardından Melek hanım ve Ahmet Bey varken. Kızların yeni öğrendiği ve onun yüzünden evlenmek zorunda kaldıkları kuzenlerinin anne babası vardı.
İkizler konvoyun geri kalanını dahi tanımazken. Kilometrelerce uzayıp giden konvoyla, davul zurna eşliğinde Zeryanın evine gelinmişti.
.
.
Konvoy salano vardığında kızlar Zeryayla beraber odaya çıkarken onun güzelliğine hayran kalmışlardı. Son hazırlıklar yapılmış, fotoğraflar çekilmişti. Artık düğün saatinin yaklaşmasıyla. Miran Zeryayı almaya odaya gelirken kızlar da tek tek aşağıya inmişlerdi. Onlar salona giriş yaparken. İkizler de müstakbel eşlerinin ailesinin yanına gitmiş. Onlarla selamlaştıktan sonra annelerinin kınada tanıştıramadığı herkesle tek tek tanışmışlardı düğün boyunca.
Kızlar annelerinin yanında tekrar biriyle tanışmaya geldiğinde karşılarındaki adam selamlaşmak için el uzartırken Berfin geri adımlamış, Berfu da tutmak istememişti ama öylece adamın elini hava da görünce ne yapacağını bilememişti. Ama onun yerine elini tutan Mithat olmuştu.
-Birşey mi dicektin?
Mithatın sesi oldukça sakindi ama bir o kadar da net.
-Hayır. Sadece...
-O zaman gidebilirsin.
Adam bir süre tereddüt etti Berfu ya ve Mithata son kez bakıp oradan gitti. Berfu o esnada konuştu?
-Ne yapıyorsun sen!
Mithat Berfu nun karşısına dikilip konuştu.
-Ben ne yaptığımı bilirim. Sende bil. Bizde evlilik lafta kalmaz Berfu!
Berfu birşey diyemedim Melek hanımın onu çağırmasıyla gitmek zorunda kalmıştı.
Kızlar buranın düğünlerine hâlâ alışamadıkları çok fazla yorulmuşlardı. Berfu, Berfinin zorla giydirdiği topuklulara bir saatten fazla dayanamamış çıkartıp sporlara geçmişti.
Saatler sonra biten düğünle herkes arabalara binerken Berfu unuttuğu ayakkabılarla salona geri dönmüştü. Berfu kapının girişinden duyduğu sesler hızlıca içeri giderken Mithatın bir adamı dövdüğünü görüp hızlıca yanlarına gitmişti.
-Bırak adamı! Napıyosun!
Mithat karşısında gördüğü nişanlısıyla dövdüğü adama son bir yumruk atıp Berfu yüksek kolundan tutarak balkona götürmüştü.
-Bırak koluma!
Berfunun keskin tavrıyla Mithat kolunu sertçe bırakmıştı. Berfu da tüm siniriyle bağırmıştı.
-Ne yaptığını sanıyorsun! Diyeceğini dedin yetmedi mi!
Mithat biriey olmamış gibi üstüne düzeltirken konuştu.
-Sana dedim. Ona da gösterdim.
Mithatın bu sakinliği Berfuyu deli ediyordu ama hiç birşey demeden öylece arkısını çekip gitmişti. Mithatta genç kızın umursamaz tavrını görünce daha da sinirlenmişti.
Berfin ikizinde bir haller olduğunu anlayıp deli gibi merak etse de ona şuan uyumak daha iyi gelir di bunu bildiği için sorgulamamış o da uyumuştu.
Mithat Berfu gittikten sonra duvara attığı yumrukla sinirini attığını zannederken kendi hallerine dahi anlam veremiyordu. O kendine söz vermişti bu kızım hayatını zindan edecekti. Olmuyor diye söylendi kendi kendine. O kardeşinin intikamını almak istemişti ama bunu yapamıyordu.
İkizler sabah kalktığında kahvaltılarını yapmış kardeşleriyle beraber yola çıkmışlardı. İkisinin de orada eşyası olduğu için kıyafet almamış Ayçaya da alış veriş yaparız diyip aldırmamışlardı.
Uçaktan inen kızlar, İstanbul'a ayak bastıklarında öğle saatleri olduğu için dışarıda yemek yemiş günün yarısı gittiği için de direk eve gitmek yerine biraz etrafı dolanıp alışveriş yapmışlardı.
Havanın kararmasıyla eve geçen kızlarla Ayça şaşkınlıkla konuşmuştu.
-Ablaa, burası çok güzel.
İkizlerin ufak ama bir okadar da güzel evleri vardı. Tüm dekarasyon elbette ki Berfine aitdi. İkizlerin evinde sadece ikisine ait birer oda amerikan mutfak bir salonları ve ikisinin de bu evde en sevdikleri yer olan balkonları vardı.
-Sağ ol güzelim. Gerisine sonra bakarsın yatalım?
-Aa yatalım da bu küçük hanıma oda yok?
-Sorun değil abla ben şurda yatarım.
Ayça salondaki koltuğu gösterirken Berfin konuştu.
-O hiç olmaz rahat edemezsin.
Ayça kapısı açık iki odaya baktıktan sonra Berfunun odasını göstermişti.
-Burası kimin odası?
-Evet, belli olmuştur ki kardeşimiz seninle yatıyor ikizim, ben deli gibi yoruldum yatıyorum.
Berfin direk uyumaya giderken kızlar da onun ardına yorgunlukla uyumuşlardı.
Ayça sabah erken saatlerde kalkmış, geri uyku tutmadığı için uyumak istemeyip mutfağa gitmiş birşeyler hazırlamıştı. Berfu da onun ardına kalkarken en son börek kokusuna kalkan Berfin olmuştu.
-Allah'ım bu koku!
Berfin öylece masaya gelirken kızlar onun bu haline gülmüş Berfin hiç birşey olmamış gibi kahvaltı etmeye başlamıştı bile. Berfuysa kardeşine bakarak konuştu.
-Ne zaman kalktın da yaptın bunları?
-Ben kalkınca geri yatamadım. Öyle mutfakta bulduklarımla.
-İkiz susar mısın? Şu kızın el lezzeti şaka mıdır?
Berfin ağzındaki börekle konuşurken Berfu da masaya oturup bir tane almıştı.
-Ayça bu çok iyi!
-Öyle yaptım işte bi şeyler.
-Yalnız aha bu hanfendinin de el lezzeti çok iyidir ikiniz de anneme çekmişsiniz!
Berfu o günden sonra ilk defe kızlarla konuşurken annem demişti, Berfu da bu detayı fark etmeden devam etti.
-Kızım asıl aha bu ikizin el lezzeti acayip birşey, ama evet annemden geldiği kesin onun da yemekleri ayrı bir iyi.
Kızlar kimin yemeği daha güzel diye konuşurken kahvaltılarını etmişler ikizler istifalarını vermek için hazırlanmaya giderken kardeşlerini de bizi bekle dışarı çıkma diye üst üste uyardıktan sonra evden ayrılmışlardı.
Berfin hem patronu hem de manevi babası olan Ali beyin yanına uğramış herşeyi baştan sona anlatmıştı, Berfinin bildiklerini bilen tek kişi, ona yardım eden tek kişi her zaman Ali beydi. Berfin ondan da öğreneceği tüm bilgileri öğrendikten sonra, odasında kalan son eşyalarını toplamış ikizinin telefonuyla onun yanına gitmişti.
İşler Berfu için bu kadar kolay olmamıştı. O karakola gidip müdürüyle vedalaştıktan sonra aynı yerde çalıştığı can dostuna ayak üstü olanları anlatmış ondan laf yese de sonra konuşalım diyip ayrılmıştı ordan. Bugün Berfu için ayrı bir önemliydi. O ağır adımlarla yirmi dakika mesafede olan şehitliğe gelmiş nişanlısının yanına gitmişti. Usulca oturdu genç kız mezar taşına.
-Ömer, sana artık Ömer'im demek bile çok imkansız biliyor musun? Ben bunca zaman yokluğunu bekledim, alıştım, mahşere kalır bu sevda diyodum. Senden sonrası olmayacaktı. Sözüm vardı sana, ilk defa tutamadım sana verdiğim bir sözü. Özür dilerim.
Genç kız göz yaşlarını tutamazken konuşmaya devam etmişti.
-Bunu söylemek benim için çok zor. Ben... Ben evleniyorum Ömer. Ve bu sana son gelişim ona bir söz verdim ben herşeyi anlattım, son kez vedalaşıcaktım. Zor çok zor seni beklemişken o yüzüğü kendime kalkan edinmişken ilk defa... senden sonra ilk defa onun yanında çıkardım, bir daha takmamak üzere. Bir başkasını sevme fikri senden sonra aklıma bile gelmiyor ama gene de... Özür dilerim... Denicem... Ömür geçireceğim bir adamla yaşamayı öğrenicem. Saatlerce burada kalıp seninle konuşabilirim biliyor musun? Ama gitmem lazım. Sana son kez elvada... Belki bir daha hiç, belki mahşer de görüşmek üzere. Ömer'...
Ömer'im diyememişti genç kadın. Yapamamıştı. Kendine Ömer'e hatta Mithatı aldatıyor gibi hissetmişti. Bu onun bu dünyada en istemiceği şeydi. Berfu bu hayatta en çok birinin kalbini kırmaktan onu üzmekten korkardı.
Ağlayarak kalktı bir süre kendine geldikten sonra ikizini aramıştı. Serpil hanıma tek başına gitmeye, olanları anlatmaya, Ömer'den ona kalan son armağını vermeye hazır hissetmiyordu.
İkizler evin kapısına geldiğinde Berfu kendini fazlasıyla kötü hissetmişti. Ama bunu yapmak zorunda olduğunu biliyordu.
Ve duyulan zil sesiyle onun sırrı başlıyordu.
...
..
.
Keyifli okumalar...
Arkadaşlar karakterlerde beğendiğiniz ya da beğenmediğiniz yönleri söylerseniz ona göre ilerleyebiliriz.
Oy ve yorumlarınız güzel bir motivasyon.
Keyifli okumalar...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |