
-Bundan on dokuz yıl önce ikiz kardeşlerimizin doğum günlerini kutluyorduk. Saat geç olduğu için herkes tek tek odasına dağıldı. Herşey normaldi, sabab annemin feryadıyla uyandık hepimiz. İkizlerin odasındaydı elin de de bir kağıt. "Onları unutun, artık yoklar." Biz o zamanlar ufaktık Miraç iki üç yaşında ya var ya yoktu, ayça doğmamıştı bile, bende en fazla altı yedi yaşındaydım. Her yerde onalrı aradık ama asla bulamadık, Ayçanın hiç haberi olmadı, Miraç zamanla unuttu, ben hayal meyal hatırlıyodum. O günden sonra onlara dair herşey tek tek kalkmıştı ortadan. Onlardan bize kalan tek şey doğum günlerinde annemin hediye taktığı o gece de ikizlerin boynundan düşen o kolyeydi.
Kızlar sessizce Miranı dinlerken onların da elinde kolye olması ve hikayenin benzerliği dikkatlerini çekmişlerdi. Melek hanım boynundaki kolyeyi kıyafetinin ardından çıkartıp kızların görmesini sağlarken Berfinse Berfu nun verdiği kolyeyi çantasından çıkartmıştı. İkisi de aynıydı. Melek hanım dolan gözleriyle konuşmuştu.
-O gün, sizin kaçırıldığınız gün ikisi de sizin boynunuz daydı, hatta o gece çıkarın demiştim size, ikinizde çıkarmamıştınız. İnat etmiştiniz. "kardeşimizin bu" demiştiniz. Gece yerde buldum birinizden düşmüş, bende o günden beri çıkarmadım.
İkizler duyduklarını anlamamış gibi, şaşkınlıkls duruyordu, şoktan çıkan Berfin konuştu.
-Hey hey, durun orda ne demek sizin!
-Bakın kızlar bizim de haberimiz yoktu, biz kardeşlerimizi arıyorduk, sizde ailenizi. Bizim kardeşimiz sizin de aileniz biziz.
-Size inanmamızı mı bekliyorsunuz daha sabah geldik yanınıza anlattık, şimdi de aynı hikayeyi çevirip bizi mi diyorsunuz!
Berfunun çıkışıyla Berfin de konuşmuştu.
-Katılıyorum, sabah dediğimiz hikayeyle bizim karşımıxs geçip biziz mi diyorsunuz. Ne bu! Sizin hikayenizi biz yazarız falan mı!
Berfinin son dedikleriyle kimse anlamamış şaşkınca bakarken onu anlayan sadece ikiziydi. Ancak Miran onun dediklerini umursamadan konuştu.
-Hayır tabiki de. Bizde inanmadık en başında senin elindeki doğum lekesi, Berfunun alerjisi. Sizde de anlıyorum bir belki de bir ihtimal olabilirdi. Ama bu olmasaydı.
Miran cebinden çıkarttığı DNA testini kızlara verirken Berfu sinirle konuşurken Berfin se kağıdı açmakla meşguldu.
-Bizden habersiz nasıl yaparsınız siz! Birde bunu kanıt diye getiriyor! Bunu ne ara yaptınız! Aa doğru sağlık testi deme! Bu yaptığınız suç!
Berfin elindeki kağıdın olumlu sonucunu okuduktan sonra konuştu.
-Burda bu yazıyor diye size inanacağımızı falan mı sandınız.
-Biz niye böyle bir oyun oynayalım! O test gerçeği söylüyor.
Berfin ikizine baktıktan sonra tekrar onlara dönmüş konuşmuştu.
-Tamam, madem öyle, şuan bizim istediğimiz bir hastaneye gidiyoruz ve tekrar test yaptırıyoruz. İtiraz eden.
Berfin etrafına bakıp kimseden ses çıkmayınca ikizinin elini tutup kalkmıştı.
-Güzel, yarım saat içinde size atacağımız hastaneye gelirsiniz.
-Pekala küçük cadı.
Berfin Miranın dediğiyle anlık durmuştu. Buraya ilk geldiklerinde ve şimdi duyduklarının onlara bu kadar yakın gelmesi kızların içini tedirgin ediyordu.
Konaktan çıkıp arabaya geçen kızlarla Berfu konuştu.
-Küçük cadı, çok tandıık Berfin sanki duymuşum gibi.
-Bilmiyorum ikiz, o gün konak şimdi dedikleri, yemekler çok tanıdık gibiydi. Sanki eskiye dair ama bilmediğim birşey hatırlamıyorum ama anımsıyorum.
-Dedikleri gerçek olabilir mi?
-Bilmiyorum ikiz bilmiyorum ama belki de, gerçeği anımsatan çok fazla benzer şey var gibi.
-Öğrenmenin tek yolu ikizim. Hadi şu hastaneyi bulalım.
İkizler buldukları ilk hastaneyle önce konağa ordan da onlarla beraber hastaneye gitmişlerdi. Önceden hastane adlarını verirlerseler değiştirebilme ihtimalleri ne karşı yapmışlardı bunu.
Hep beraber gelinen hastane kapısıyla Miran testin bugün yapılıp, sonuçlanması için gereken konışmayı yapmış, ardından Berfu dan ve Ahmet beyden alınan örneklerle, iki saat sonra çıkacak olan sonucu sessizlikle beklemişlerdi.
İki saatlik sessizliğin ardından elindeki test sonucuyla gelen doktorla, kağıdı alan Berfin olmuştu. İkiziyle yan yana olan kız, kardeşinden onay bakışı aldıktan sonra yavaşca açmıştı elindeki kağıdı.
"...%99,9 uyumludur. "
İkizler birbirine şaşkınca bakarken kimseden ses çıkmıyordu, takip Berfunun bozduğu o sessizlikle
-Nasıl ya biz sizin kayıp kızınız mıyız?
-Sonunda inandınız.
Diye söylenen Miraçın ardından da Berfin söylenmişti.
-Burada mı tartışıcaz gerçekten.
-Hadi herkes arabalara konağa gidiyoruz.
Ahmet Bey'in sesiyle herkes dudukları hastane koridorun dan ayaklanıp hastaneden çıkmışlardı. Yan yana arabay binen kızlar. Kısa bir sessizlik ardına konuştu.
-Berfin napıcaz?
-Bilmiyorum ikiz napıcaz ne olacak bilmiyorum ama burada kalamayız.
-Ne olacak şimdi kalsak da gitsek de ayrı sorun, resmen dün tanıştığımız insanlar aileniz biziz diyor. Karşılarına geçip bunca zaman yoktunuz, öylesine öğrendik şimdi de sizi istemiyoruz mu dicez. Hemde bilmiyorken biz bile isteyip istemediğimizi bilmiyoruz.
-Konuşalım bir hayırlısı hallolur belki de.
Herkesin konağa girmesiyle sessizliği bozan Berfu olmuştu.
-Ee ne o alacak şimdi? Hiç tanımadığımız ailemize ya da çocuklarınıza kuçak mı açacaksınız.
-Bunca yıl sizi aradık kızım, ben bunca yıl hasretinizi çektim bir daha sizi bırakmam bırakamam.
Melek hanımın ağlamaktan şişen gözleriyle konuşması kızların içini burksada hayatlarını komple değiştirmek onların yapmak istediği birşey değildi.
-Biz burada kalmıcaz, eğer demek istediğiniz şey buysa.
-Ne demek kalmıcaz abla, gidecek mısınız?
-Evet Miraç bey! Gidicez. İstanbul da kurduğumuz güzel bir hayatımız var. Tamam ailemizi bulmak istedik ama bu tüm hayatımızı değiştireceğimiz anlamına gelmez.
-Katılıyorum, kimse kimsenin hayatını bozmasın. Ailemizi bulduk niye bırakıldığımız öğrendik bitti! Burada yaşamayız, görüşürüz arada o kadar.
Melek hanımın içli içli ağlayışının duyulmasıyla kızlar üzülse de bir nokta da şaşırmışlardı da ne yapmaları gerekiyordu koca bir düzeni geride bırakıp daha bir gün önce taşıdıkları insanlarına yanına gelmeleri mi bu kızlara çok saçma gelmişti.
-Kızım kalın burada, bunca zaman yokluğunuzda ben odanıza dahi tek kişi koymadım o gül kökünüz karışır diye, tek yeni eşya eklemesin tek birşey almadım.
Melek hanım kızlarının elinden tutmuş onları yıllar önceki odalarına götürürken tüm aile de onların peşinden gidiyordu. Kapının önüne gelmeleriyle Melek hanım kapıyı açmış konuşurken ikizler de dışarıdan baktıkları odaya titrek adımlarla girmişlerdi.
-Burası sizin odanız kızım, o gece nasıl bırakıldıysa hâlâ aynı duruyor. Tek eşyanın yerini oynamadım.
Kızlar istemsizce odaya bakmışlardı. Toz pembe ve beyazın hakim olduğu cıvıl cıvıl kız çocuğu odasıydı.
Beyaz bir gardırop iki çalışma masası ve yan yana duran iki yatak. İkisinin ortasında bir komidin ve üstünde kolları kopmuş bir bebek.
Berfu bebeğin yanına gidip eline alırken Melek hanım konuştu.
-Yadenizin yani Babannenizin size hediyesiydi bu, kavga etmiştiniz o gün ben oynıcam diye, ikimizde bir kolundan tutup çekince, kolları sizde kalmış bu bebek de yere düşmüştü sonra da birbirinizi üzdünüz diye böyle koydurmuştunuz.
Melek hanım ağlayan bir sesle konuşmaya devam etti.
-Kızlarım, ikizlerim. Ben sizi tek an aklımdan çıkaramadım her gün bu odada ağladım, lütfen en azından beni kırmayın ben sizi bulduğum gibi bırakamam haftaya Miranın düğünü var o zamana kadar durun.
Kızlar birbirlerine ve karşılarınds ağlayan kadına baktıktan sonra Berfin onay istercesine bakmıştı kardeşlerinin gözlerine, belki bu kadar indanın önünde konuşamıyolardı ama yılların verdiği kardeşlik gözleriyle bile anlaşmalarınu sağlıyordu.
-Tamam kalıcaz, ama sadece iki hafta ondan sonra gideriz. Bizim orada bir düzenimiz, mesleklerimiz var öylece geride bırakamayız.
Melek hanım içtenlikle kızlarına sarılırken diğerleri de bir o kadar suskundu lakin olaydan en bağımsız olup dışarı bir pencereden izleyen kişi Ahmet beydi.
Kızlar karma karışık akıllarıyla eşya toplamaya diye kladıkları otele gitmişlerdi ama eşyalarından çok kafalarını toplamaya ihtiyaçları vardı.
Kızlar da kendi aralarında bir süre sessiz kalığ düşündüler mantıklı bir hareket mi yaptık diye, hiç tanımadıkları insanların evlerine gitmek, onlar için anlamsız dı ama gördükleri yüzler, odaları sanki kızları istemsizce oraya çeken nirşey vardı.
Otel odalarına geldiklerinde eşyalarıyla birlikte kendilerini de toparlayan kızlar işlerindeki izni bir hafta daha uzatmış, tekrar konağa doğru yola çıkmışlardı.
Kızlar arabadan valizlerini aldıktan sonra kapısaki korumalar yardım için gelse de onları reddetmişlerdi. İçeri girdiklerinde gördükleri Melek hanımla durmuşlardı karşılarındaki kadına nasıl hitap etmeleri gerektiğini bilmiyolardı ama anne demekte içlerinden gelmemişti.
Berfin falan kadını kendine getirmek için seslenmek zorunda olduğunu fark edip istemsizce konuştu. Dediklerinin karşisinda ki kadını bu kadar kıracağını bilmeden.
-Melek hanım. Biz nerde kalıcaz acaba?
-Kendi odanız öylece duruyor yavrum. Ama yok istemeyiz derseniz başka odayı hemen hazırlatayım.
-Tamam gerek yok, madem bizi odamızdı on dokuz yıl önce şimdi de eskisi gibi kalırız.
-İkizim haklı biz gidip yerleşelim.
-Tabi yavrum gidin ama dolabınızda hâlâ çocukluk kıyafetleriniz var dokundurtmadım.
-Biz hallederiz.
İkizler valizleri almak için arkalarına dönecekleri sırada Miraçın çoktan aldıklarını fark etmişlerdi. O da söyleniyordu.
-Siz ne koydunuz abla buna ya eşşek ölüsü mübarek.
Kızlar da geriden kalan iki çantayı alıp kardeşlerinin arkasından onu taklit edip gitmişlerdi. Miraç kapının önüne geldiğinde ablalarını bekleyip açılan kapıyla da konuşmuştu.
-Çocukken tek istediğimiz bu odanın içini görmekti. Hatta bir keresinde Ayçayla camı kırarsak belki perde rüzgardan kalkar görürüz umuduyla cama taş atmıştık. Ama cama değilde...
Miraç taşın kimin kafasına geldiğini hatırlamaya gelirken yanlarına gelen Ayça konuşmuştu.
-Enes abinin kafısına gelmişti. Taşıda biraz fazla büyük seçince kafasını kanatmıştık.
Miraç Ayçayı kolunun altına alırken ablalarına bakıp konuştu.
-Neyse biz gidelim, sizde yerleşin rahatça.
-Ne zaman isterseniz bu odaya gelebilirsiniz. Görmek için camı da kimsenin kafasını da yarmanıza gerek yok.
Berfu gülerek söylediği sözlerin ardından, kardeşleri odadan çıkmış ikizlerde odanın orta yerinde baş başa kalmışlardı.
Kızlar açtıkları müzikle odalarına bakıp iki kapaklı dolaplarının yanına gidip açmışlardı. Dolabın bir tarafı Berfunun öte tarafı Berfinin di aynı kıyafetler ama farklı renkleriyle asılmıştı dolabın taraflarına.
Kızlar tüm çocukluk kıyafetlerini tek tarafa toplarken bir yandan da konuşuyolardı.
-Berfu.
-Söyle ikiz.
-Baksana halimize tatil diye geldik ailemizi bulduk kalmayıp döneriz dedik, çocukluk odamıza yerleşiyoruz.
-Haklısın galiba şu iki günde bunlar olduysa bundan sonra neler olacak acaba.
-Düşünsene birde burda evleniyormuşuz.
-Ayy kızım sus ağzını hayra aç. Ben zaten ne töre ne mardin ne aşk bundan sonrası bana uğramaz.
Berfin ikizinin elindeki yüzüğü bakıp konuşmasıyla burukça gülümsemişti kardeşine. Neredeyse iki yıl olacaktı ancak Berfunun yası hâlâ bitmemişti. Belki yüreğinde hâlâ bir sevgi yoktu ama acısı vardı.
Berfu Kur'an okuyacağını söyleyip banyoya giderken, Berfinin gözüne çalışma masadındaki defter takılmışto eline aldığında güzel yazı defteri olduğunu gördü. Yan masada da aynı defterin başka renklisi vardı. Odadaki çoğu şeyden iki tane vardı ve bunlar genel de aynı model farklı renkteydiler.
Berfunun çıkmasıyls Berfin rahatlamak için duş almaya gitmişti. Bir süre sonra kızlar odadan çıkmaya karar verip beraber mutfağa inmişlerdi.
Ayça, Melek hanım ve iki kadının yemek yapmasıyla kızlar konuştu
-Kolay gelsin.
-Saolun kızlarım. Siz oturun, yemeğe az daha var.
Melek hanım yıllar sonra ilk defa kalpten mutlu olduğunu hissetmişti, karşısında duran iki kızına bakarken yanında duran kızı Ayçanın da elini öpmüştü. Melek hanım ikizlere olduğu kadar Ayçaya ayrı bir düşkünlüğü vardı. O zamanlar ikizlerinin yokluğunu yeni doğan kızının gülüşüyle hayatta kalmıştı, dayanmıştı.
-Siz yapılacak şeyleri söyleyin biz de yardım edelim.
-Olmaz öyle Berfum oturun siz biz hallediyoruz.
-Olsun madem bizde bu evin kızıyız yardım edelim. Merak etmeyin elimiz lezetlidir.
Berfu gülerek söylediği son sözleriyle Melek hanımın içten gülümsemesini almış kızlar da bilmedikleri bu yörenin yemeklerini tarif edilene göre yapmaya başlamışlardı.
Berfu kendini yemeğe kaptırıp gene fark etmeden şarkı söylemeye başlanmıştı. Ancak bilmediği birley vardı, onun fark etmeden söylediği o şarkıyı herkes duymuştu. Berfunun huyunu bilen Berfu yadırgamasa da diğerleri epey şaşırmıştı.
Berfuysa işini bitip önüne döndüğünde herkesin ona bakmasıyla şaşkıncs konuşmuştu.
-Birşey mi oldu?
-Gene farkında değilsin deme ikiz.
-Neyi?
-Şarkı söylediğini.
-Yine mi kızım ya, kurtulamadım şundan kendimi kaptırınca dalgınlıkla söylüyorum.
-Sen hep söyle kızım. Biz dinleriz.
-Sesin çok güzelmiş abla.
-Sağ ol Ayça.
Kızlar sofrayı kurarken gelen Ahmet bey ve oğullarıyla sofraya oturtulmuştur.
Melek hanım çok önemli birşey unutmuş gibi konuşmuştu.
-Hih, kızlarım ben demedim size yarın Zeryanın kınası yapılacak.
-Bu kadar çabuk mu? Erken değil mi yani?
-Yok kızım onlar üzün süredir nişanlılar. Miran da dönmüşken beklemeye gerek yok. Buralarda işler uzatmaya gelmez, laf söz olur.
Berfin aklına gelen planla hemen konuşmuştu.
-Kınada erkekler olacak mı?
-Yok kızım olur mu heç öyle şey. Onlar kendi arasında eğlence edecek.
-Ee bizim kıyafetimiz yok kınaya göre, Ayça sen aldın mı?
-Yok abla ben dolaptan giyinirim.
-Aa olur mu canım abinin kınssı sonuçta yarın gidip kendimize birşeyler alalım. Hem biz buraları da tam bilmiyoruz yardımcı olursun.
Berfin kızlarla alışverişe gitmeyi aklına koyarken Berfu konuştu.
-Ayça sen 18 yaşlarında olmalısın sınava hazırlanıyprsun deme.
-Evet abla 19 a girmeme az kaldı. Sınava da bir ay kaldı.
-Ee puanın nasıl var mı? İstanbul'a yolculuk, yanımıza gelirsin.
Ayça sofranın başında oturan babasına baktıktan sonra başını eğip konuşmuştu.
-Yok abla, ben Mardin'de okuyabiliyorum.
İkizlerin karşılarındaki kardeşlerinin bakışlarını fark etmişler Berfu da sinirle konuşmuştu.
-Kızı il dışını çıkmıcak diye kısıtladınız mı?
-Şaka mısınız siz acaba?
Berfin hayal kırıklığıyla Miran ve Miraç a bakmış tekrar konuşmuçtu.
-Sizde aynı fikirdeyiz demeyin sakın!
-Yok abla olur mu? Ama babamı okutmaya bile zor ikna ettik.
-Ee ama artık yuh!
Bu sefer duyulan ses Ahmet Beyinkiydi, anca söyledikleri ortamı buz kestirmiş, bomba etkisi bırakmıştı.
-Kendinize gelin, babanıx var karşınızda! Ayça şimdiye kadar okuduğuna dua etsin. Benden çıktı artık o zaten, kocası ne derse onu edecek. Düğünden sonra istemeye gelecekler.
Söze ilk atlayan Miraç olmuştu. Miraç ve Ayça nın ayrı bir düşkünlüğü vardı. Miran abileri onlara göre daha soğuk olmuştu her zaman, o da çok severdi ama ikilinin kardeşliği çok başkaydı.
-Ne dersin baba sen, daha çocuk o okuyacak! Ölsem izin vermem!
-Senden izin isteyen mi oldu lan! Görücü gelecek isteyecek bitti.
Miransa dişlerinin arasından sinirle konuştu.
-Kim bu görücü diye gelen.
-AKSAKAL aşiretinden Murat, ailesi evlensin istermiş bana dediler bende buyrun gelin dedim.
-Geçen ki şerefsiz!
-Asla olmaz bir kızı kurtardık, kendi kardeşimi ona vermem!
-Gelecek dedim bitti!
-Bav, bilmez misin o adam nasıl biridir, vicdanın nasıl el verecek!
-Karşınızds babanız var, kesin o sesinizi gelecek dedim bitti.
Ahmet bey sofradan kalkarken Berfin tğm siniriyle karşısında duran iki adama baktı.
-Bana bakın siz ikiniz ya bu işe bir çare bulun ya da ben yapacağımı çok iyi biliyorum.
Onlar konuşmadan Berfunun çalan telefonu ses olmuştu.
Ayşe ağlarayarak neler olduğunu anlatırken. Berfu az önce var olan sınırının daha da artmasıyla konuştu.
-Tamam gir bir odaya kitle kapını 20 dakikaya kapındayız.
Berfu herkesin ona bakmasıyla olayı açıklamıştı.
-O şerefsiz hiçbir şey olmamış gibi gencecik kızla evlenirken, onun saldırdığı o kıza sanki o suçlu gibi, yetmiş yaşında karısı daha öleli birkaç hafta olmuş bir adama veriyolar. Bu mu sizin ağalıkla sağladınız adelet.
-Ulan ben! Hadi ikiz gidiyoruz.
Kızlar duyduğu ilk andan beri ağlayan kardeşlerinin yanına gitmiş ardından da odadan çıkacakları sırada Miraç konuştu.
-Tek gitmeyin bizde geliyoruz.
Miraç kardeşinin yanına gitmiş gözlerini kapattığı ellerini tutup öptükten sonra konuşmuştu.
-Abim. Bilirim en ihtiyacın olduğu andır. Ama emin ol canımı versem bile senin o şerefsize gitmene izin vermem. Şimdi gidelim o kızı kurtaralım.
Ayça sessizce başıyla onaylarken dört kardeş birden odadan çekmiştı. Berfuysa aklına gelen silahıyla hemen konuştu
-İkiz ben bir çantamı alıp geleyim.
-Kızım ne çantası!
-Hadi ama olay çanta mı?
Berfu merdivenlerden çıkan ikisine gülerek bakarak ona şaşkınca bakan iki adamı umursamadan arabaya binmişti. Erkekler de nereye gidecekleri nin konumunun kızılarda olması ve onların burada tek kalmasını istemedikleri için tek arabaya gitmeye karar vermişlerdi. Odasından silahını ve rozetini alıp gelen Berfu yla da çalışan araba bir olmuştu.
Yirmi dakika sonra duran arabayla herkes arabadan inmişti. Erkekler önden giderken, kapıyı alacaklı gibi vuran Miraç olmuştu. Kapıyı ellili yaşlarda gözleri kıpkırmızı olmuş bir kadın açarken, kızlar kadını arkalarından bırakıp direk içeri geçmiş, erkekler de peşlerinden gitmişti.
Ayşe ağlamaktan şişen gözleriyle şaşkınca gelen seslere odasından çıkarken ikizlerin yanına geçmişti korkuyla.
Kızların ardına gelen Miran ve Miraçla da içeride uzanan adamlar hızlıca hazorala geçmişlerdi. Yaşta büyük olduğundan Ayşe'nin babası olduğu belli olan adam korkuyla ve şakınlıkla konuşmuştu,
-Ağam. Hoşgelmişsiniz.
Miran çıkabilevek en yüksek ve gür sesiyle konuşmuştu.
-Hiç hoş gelmemişiz. Ne demek lan gencecik kızı yetmiş yaşında adama vermek.
Ayşe'nin babası korkuyla öylece dururken ondan yaşça genç olan diğeri konuşmuştu.
-Ağam yapmış bir hata bizde evlendirdik yanlış birşey yoktur.
Berfin duyduklarına daha fazla dayanamayarak araya girmişti.
-Hataymış ulan it daha ne olduğunu biliyor musun acaba sen, birde utanmadan hata diyor. Hadi olsun hata yetmiş yaşında dedesi yaşındaki adama vermek nedir lan it herif!
Berfinin sinirle söylediği sözler karşısında Ayşe'nin abisi onun dediklerini ciddiye bile almamış Mirana dönerek konuşmuştu.
-Ağam. Kadın kısmı anlamaz töreden. Biz böyle münasip gördük.
Miran daha konuşamadan araya giren Berfin olmuştu bu sefer de.
-Kadın kısmıymış, töreymiş. Seni gebertirim lan altına sığındığı şeye bak. Kaç paraya sattın lan kızı!
Berfunun lafları üzerine karşısındaki adama kafa atması bir olmuştu. Kızlar Ayşe'ye baktığında o tüm korkusuyla dururken geldiklerinden beri sesi çıkmayan Miraç öylece genç kıza bakıyordu. Genç kızım abisi burnunu tutarken babası konuşmuştu.
-Biz verdik gitti ağam. Bu kız artık sözlüdür. Namusuna sahip çıkacaktı. Ağalara gitse canından olurdu böylesi daha münasiptir.
Kızlar da Miran da daha konuşamadan Miraçın dedikleri odadan bomba etkisi yapmıştı.
...
..
.
İşte yeni bölüm.
Oy ve yorumlarınız benim için çok değerli.
Ağalarımızın heyecanla dahil olmasını bekliyorsunuz. Onlar da 5.Bölümden itibaren Bomba gibi gelecekler.
Keyifli okumalar...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |