
Özgürlük.Özgürlük Nedir? Benim özgürlüğümü ben daha doğmadan önce ellerine almıştılar.Hep ailem beni sevsin diye çok çabaladım. Okul birinciliği olsun tüm aktivelerde en iyisi olmaya çalıştım ama hiçbir zaman bir aferin bile ağızlarından duyamamıştım. Bir şekilde onlar da cadıların oyununa gelmiştiler ve asla beni kabullenmemiştiler.
Annemlerin yeni taşındığı evin önüne geldiğimizde Gölge yere dikkatlice inmişti. Bir sürü çığlık ve bağırma sesleri geliyordu kulaklarıma, binaların çoğu ya yıkılmış ya da yanıyordu ,harabeye dönmüştü.
Üstümüzden bir sürü ejderha ve uçan atlar geçiyordu. İnsanları sığnaklara güvenli alana hızla götürmek için çabalıyordular, zaten birinci aşama da oydu.
Evin içerine kapıyı kırarak girdim. Yanan yerleri hızla söndürüyordum, bir andan da annemi arıyordum ondan hiç bir iz bulamıyordum . Nefes nefese en son odaya da bakınca hızla aşağı indim kaçmış olmalıydılar.
Gölge’yi başka bir uçan canlıya saldırırken gördüm. Cadıların nereden bulduklarını bilmediğim ejderha gibi duran ama ejderha olmayan yaratıklar midemi bulandırmıştı.
Karşımda cadıların tarafında olan bir adam bana doğru saldırınca hızla buzdan küçük bir bıçak oluşturup adamın şah damarını kestim. Kanlar fışkırınca yüzümü buruşturdum. “Belki bir dahakine yakmalıyım.”diye kendi kendime söylendim.
Hızlı adımlarla ilerlerken bir çok insanı sığnaklara götürmüştüler tek tük insan vardı onları da hemen muhafızlar götürüyordular.
Ağlayan bir çocuk sesi duydum hemen ardından da bir annenin yalvarışı kulaklarıma gelince olduğum yerde kaldım. Sesleri hızla takip ederek koşmaya başladım. Bir ara sokağa girdiğim an onları görmüştüm. Beş erkek kadını ve oğlunu sıkıştırmıştı. Oğlu ağlayarak annesine sarılırken kadında oğluna zarar vermesinler diye yalvarıyordu.
“Hey Kadınlara ve çocuklara dokunmanızdan bıktım usandım!”Diye bağırınca dikattlerini çekebilmiştim. Adamlar bana baktı ve daha sonra sırıttılar. “Küçük aptal kız bize meydan okuyor beyler görüyor musunuz?”İğrenç bir sırıtışla bedenimi süzdü.”Beli ki oda istiyor.”dedikten sonra beraber kahkaha attılar.
Kadın ve çocuğa güven vermek istercesine gülümsedim. “Lütfen çocuğunun gözünü kapatın.”dediğim an hızla dediğimi yapmıştı.Bakışlarımı yüzüme gülen adamlara çevirdim ve anıda yüzüm sertleşmişti. Hızla onları ateş gücümle yakmaya başladım. Bir anlık şaşkınlık ve acıyla bağırmaya başladılar. Kaçmaya çalıştılar ama bedenlerinde ki ateşleri söndüremiyordular. Adamların çığlıklarıyla daha çok annesine sarılan çocuğun yanına gittim anne ise az önce gördüklerinin şokuyla kala kalmıştı.
“Burası güvenli değil sizi güvenli yere götüreyim.”Elimi kadına uzatınca kadın korkuyla kanlı elime baktı. Kanlı elimi hızla suyla temizledim. Elimi tekrar uzatınca şüpheyle bana baktı. “Merak etme size zarar vermek için burada değilim.”Kadın güvenmese de elimi tutmuştu. Az önce onu kurtardığım durumdan dolayı minetar bir şekilde bana bakıyordu.
Ara sokakta onun elini tutarak çıktım. İleride Barlas ve Çelik’in beraber bir insan topluluğun koruyarak götürdüğünü görünce beni fark etsinler diye ıslık çaldım. Anında Çelik’in gözleri beni buldu. Onlara doğru kadın ve çocuğu götürünce Çelik bana baktı. “Anneni buldun mu Kraliçem?”dediği an gözlerimi devirdim. “Şimdi kraliçe mi olduk Çelik?”dediğimde Çelik hafifçe güldü. “Emin ol sana böyle hitap etmezsem Eftal beni öldrür.”Kıkırdadım. Kadın ve Oğlunu Çelik ve Barlas’a emanet edip ilerledim. Aniden yanımdan hızla bir aslan geçince o yöne baktım Aslan iki adamı birden yere sermiş ve vahşice parçaya ayırıyordu. O kadar cadıların tarafında insan vardı ki öldürdükçe yenileri geliyordu sanki ve bir çoğumuz yorulmaya başlamıştı.
Yukarıda helikopter sesi elince helikopterde canlı yayın yapanlar dikkatimi çekti. Gölge’de yanıma gelince gülümsedim bir planım vardı. Gölge’nin sırtına biner binez havalandı. “Gölge Helikoptere yaklaş.”Gölge o kalın sesiyle “Emrederesin Dalya”deyip ilerledi. Helikopterin dengesini bozmayacak şekilde durdu.
Canlı yayın çekenler şaşkınlıkla bir bana bir de Gölge’ye bakınca gülümsedim. “Merhaba bir duyuru yapmam gerekiyor?”dedim soru sorarcasına. Kadın şaşkınlıkla mikrofonu bana uzattı. Kamera tamamen bizi çekerken derin bir nefes verdim. “Merhaba şuan kim olduğum önemli değil sadece bizi izleyen herkesten bir ricam var. Gücü olan herkesin bize yardım etmesini istiyoruz ve siz geriye kalanlar lütfen evlerdeyseniz halan evlerden çıkın en yakın sığnaklara ,yavaş yavaş sizin taraflara da saldıracaklar ve korkarım durduramazsak en az kayıpla devam etmek.”Derin bir nefes verdiğim an gözüme çarpan şeyle kala kaldım. O değişik canavarlardan biri helikoptere doğru geliyordu ama hedef bendim.
“Hemen uzaklaşın!”desemde geç kaldım canavar hızla helikopterin pervanesinden bir parça kopardı. Gölge hızla ateş püskürtüp onu öldürrüken kadın ve adam helikopterle aşağı düşüyordu. “Gölge yakala onları!”Gölge hızla aşağıya doğru ilerlerken sıkı sıkı onu tutuyordum.Son dakika helikopteri pençeleri arasına alıp durdurdu. Helikopteri yavaşça yere indirirken kendisi de biraz uzağa beni indirdi. Adam ve kadının yanına koştum hızla. “İyimisiniz?” Adam ve kadın korkuyla etrafa bakıyorlardı.
“Yaşıyor muyum?”diye sorunca adam gülümsedim. “Tabi ki de sağ salim indiniz yere.”dediğim an gözlerinde kocaman bir parlama gerçekleşti ve bir an yeri öptü. “Tanrım şükürler olsun yaşıyorum!”dedi.
“Biraz daha oyalanırsan yaşayamayabilirsiniz burada, hemen gitmelisiniz.”dedim. Kadın ve adam peşime takılıp gelirken sığnakların olduğu yerlerden birine doğru ilerledim. “Bu kadını bir yerde gördüğüme eminim!”diye sesiz fısıldaşmalarını duydum.”Sen zaten güzel tüm kızları görünce unutamıyorsun.”dedi kadın
Omzumun üstünden dönüp bakınca susutular. Onlara gülümseyerek birkaç muhafızın götürdüğü insan topluluğunu gösterdim. “Onlara katılın.”dedim. Kadın ve adam oraya baktı ve daha sonra kadın ilerlemeye başladı ama adam bir adım atıp bana döndü. “Sen kimsin sizi bir yerden tanıdığıma eminim!”deyince gülümsedim. “Dalya adım ama nerede gördüğüne dair en ufak bir bilgim yok”deyince adam şaşkınlıkla kaldı. Sonra da kadının peşinden ilerledi.
Arkamı dönüp ilerlemeye başladım. Bir çok devrilmek üzere olan binalar buzla sabitlenmiştiler. Geçtiğim bir binanın önünde sesler gelince binaya baktım. Binada bir kadın vardı elinde de yeni doğmuş bir bebek “Yardım edin çıkış kapısı kapandı ve kocam içeride kızımla mahsur kaldı!”diye bana seslenince Gölge’ye seslendim Gölge hızla yanıma geldi. Üstüne çıkıp ilerleyeceken bina salandı ve düşecek gibi oldu ama son anda Kunter buz gücüyle binayı durdurdu. “Dalya sakın yukarı çıkayım deme buzlar çok uzun süre dayanmaz!”Kunter’e baktım. “Ne yapayım aileyi ölüme mi terk edelim!”diye ona bağırınca durdu. Birkaç saniye düşünürcesine bir kadına bir de bana baktı. “Ben kurtarırım uzakta kal sen, unutma Dalya seninde koruman gereken biri var!” deyince haklı olduğu için durdum.
Kunter Buz gücüyle kendisini yukarıya doğru çıkartırken başak bir salanma sesi hemen ardından bağrışlar gelince iki bina ileride ki binanın çökmenin eşiğinde olduğunu gördü. Hızla yönünü değiştirirken Gölge’de havalandı. Kadını kurtarmak bize kalmıştı. Binanın üst katına yaklaşınca kadına baktım. “Biraz uzaklaşın içeri atlayacağım!”Kadın uzaklaştı hızla balkona atlayınca elim refleksle karnıma gitti.
Sırtımı duvara çarpınca hafifçe inledim. Kadın korkuyla”İyi misin?”dedi. Başımla onu onayladım. “Evet iyiym siz merak etmeyin eşiniz ve kızınız ne tarafta?”Kadın bana bir odayı gösterdi ama odanın önünü kapatan betonlar olduğu için çıkamıyor olmalıydılar. Binadan bir ses gelince yutkundum.
“Lütfen bana güvenin ve ejderhanın sırtına binin sizi güvenli yere götürecektir.”Kadın endişeyle Gölge’ye baktı. “Saçmalama Dalya seni bırakamam!”dedi Gölge. Gölge’nin konuşmasıyla kadın korkuyla geriledi.
“Lütfen size zarar vermez binin bende eşiniz ve kızınızı size getirteyim.”deyince kadın çaresizce Gölge’nin sırtına bindi. “Gölge bana şimdi boş laflar yapma ve hızla onu güvenli sığnağa götür !”Gölge homurdanarak ilerlediği an ben de beton parçalarını buzları bir sopa gibi uzatarak kaldırdım. Adam ve ağlamaktan gözü kızarmış küçük kızı görünce hızla onlara elimi uzatım. Kızı kucağıma doğru verince kızı hemen aldım adamda yerde ki büyük betonun üstünden atlayarak geçti. “Karım ve oğlum nerede?”diye sordu. “Güvende siz onu merak etmeyin.”dedim.
Balkona tekrar çıktığımızda kala kaldım. Aşağı nasıl ineceğimizi düşünmeye çalıştım. “Atlamayı mı düşünüyorsunuz?”Kız hala korkuyla bana sarılmış bir haldeyken babasının sözüyle kafasını kaldırmış ve aşağıya baktı.
“Aslında-“demiştim ki buzların kırıldığını duymamla kızın belini daha sıkı tutum. “Evet aşağı atlıyoruz!”diye bağırdım. Adama fırsat vermeden üçümüzü aşağıya doğru ittim. Adam panikle bana sarılırkenküçük kızda aynı şekilde bana sarılmıştı. Binada hemen atlamamızın ardından ters tarafa doğru yıkılmıştı. Buz gücümle bizi tutmaya çalışsam da işe yaramadı.
Gözlerimi sıkı sıkı yumduğum an bir şey oldu kendimi bir bedene çarparken buldum. Gözlerimi açtığım an korkuyla bana bakan Eftal’le karşılaştım. “Aklını mı kaçırdın sen?”diye sordu. “Seni görmeseydim ölecektin ve kendinle beraber masum inanlarıda sürükleyecektin ölüme!”Eftal bana bağırırken küçük kız daha çok boynuma gömülmüştü. “Sen öldükten sonra bu sikik savaş umrumda olur mu sanıyorsun ?”Öfkesini bana püskürtürken sesizce başımı öne eğmiş onun sakinleşmesini bekliyordum. Bu sefer haklıydı.
“Ben bu boktan savaşa senin için katıldım çünü seninle güzel bir aile kurabileceğimize inandım ama sen az kalsın tüm hayalerimi mahvediyordun!”Aniden sustu ve göz alanıma parmakları girdi parmakları çenemi hafifçe kaldırırken dolu gözlerle ona bakıyordum. “Dalya”diye mırıldandı ağlamak üzere olan gözlerime baktı hemen ardından bana sıkı sıkı sarıldı. “Özür dilerim bağırmak istemedim ben çok korktum seni o şekilde görünce özür dilerim…”Benden ayrılıp gözleri kucağımda ki kızı görünce durdu. “İtiraf etmek gerekirse çocuk sana çok yakışmış senden çok güzel annne olur.”Gülümsedim. Kızı babasına verdim ve Eftal’e dödüm. “Kocacığım bugün sana ne olmuş böyle.”dediğim zaman Eftal kaskatı kesildi bir anda. “Az önce ne dedin?”dedi tahrik olmuş bir sesle. “Kocacığım dedim”deyince eli belime gitti.”Biliyor musun bu savaş umrumda bile değil herkesi bırakıp gidelim seninle işim var.”deyince kıkırdadım. “Olmaz bize ihtiyaçları var kocacığım.”deyince Eftal kendisini zor tutuyormuşçasına sertçe belimi okşadı. “Dalya benim güzel karım şuan iste-“Aniden adam ve kızın hala burada olduklarını hatırlayınca Eftal’i iterek ondan uzaklaştım ve adama döndüm. “Şey şöyle sağa doğru ilerlerseniz orada bir sığnak olmalı oraya gidin!”deyince adam şaşkınlıkla gitti.
Arkamda el hissedince başımı yukarıya doğru kaldırdım. Eftal belimden sarılarak boynuma bir öpücük kondurdu. “Aklımı başımdan alıyorsun Ateş perisi sana her baktığımda daha fazla aşık oluyorum.”deyince kıkırdadım. “Biz biraz daha böyle davranırsak savaşı kazanamayacağız.”dediğimde benden ayrıldı. “Haklısın karım ama ben çok yoruldum belki enerjimi yerine getirirsin mesela akşam benim olduğumu söyleyerek.”deyince gülümsedim. Hamile olduğum için böyle bir şey deyip onun umuduyla oynamayacaktım bu yüzden dudaklarına bir öpücük kondurdum. Eftal anında hızlı öpücüğüme inat bir şekilde beni daha uzun ve sert öptü. “Bu da olur güzelim.”dedi.
Aniden beyaz bir ejderha bir binaya çarpıp insan formunu alınca anında Eftal kendine gelmişti. Ahu güçlü bir darbe yemişti. “Ahu’ya yardım etmem gerekiyor kendine dikkat et!”dedi ve ejderha formuna girerek gitti.
Eftal’in arkasından bakışlarımı çekip bir adım atmıştım ki dört tane adam etrafımı sarmıştı.Adamlardan bir tanesi “Bulduk seni sürtük”deyince kaşlarımı çattım. Dördüne karşı şansım zordu tek başıma “Ah kimi aramıştınız çünkü kesinlikle ben sizi tanımıyorum.”dedim sakince. Adamlardan biri güldü. “Bizi kandırma melez kız biz aptal değiliz!”dedi.Onlara alaycı bir bakış yoladım. “Beli ki aptalsınız ben melez kız falan değilim”deyince biri tersçe bana baktı. “Bizimle dalga geçmeyi bırak ve işimizi zorlaştırmadan önümüze düş!”deyince başımla onları onayladım. “Tabiki de ama beni tanıyorsanız işleri hep zorlaştırdığımı da bilmelisiniz”deyince biri öne doğru adım attı.
“Bir kadına dört erkek mi saldırıryorsunuz ne acınası”diyen Eflin’in sesini duymamla gülümsedim. Eflin adamlardan birini iterek beni aldıkları çemberin içine hemen yanıma gelip sırtını sırtıma dayadı. “Hanımlara el kaldırmak büyük kabalık beyler siz en iyisi benimle muhatap olun.”diyen Asil’de yanımıza gelip sırtını bize yasladı. “Kardeşlerime sataşırken ölmeyi de göze alınız!”diye Oğuz’un sesini de duyunca gülümsedim. Oğuz’da sırtını sırtıma yaslayınca adamlara baktım. Şimdi eğlenme sırası bizdeydi. “Hala aynı fikirdemisiniz beyler ?”diye sordum alayla.
“Herkese bir adam.”dedi Oğuz çekicini hazır pozisyonuna sokarken. Gülümsedim. Bana sürtük diyen adamı gözüme kestirmiştim. “Biliyormusun en acı veren ölüm şekli boğularakmış sence e öyle mi?”Adamın cevap vermesini beklemeden bir sudan büyük bir top oluşturup çıkmasını engeledim.Adam çırpınırken zevkle izledim.
Asil tek bir hareketle ona saldıran adamın nefesini kesmişti. Eflin ise ondan beklenmedik şekilde adamın sırtını göğsüne değdirerek bıçakla boynunu kesti. “Bir kadına hakaret etmeden iki kez düşünün!”diyede ekledi.
Oğuz ise ona düşen adamı sarmaşıkla toprağın içine çekerek canlı bir şekilde gömüştü. Bu herflerin hiçbiri masum değildi hepsinin elinde masumların kanı vardı bu yüzden acıyla ölmesi bizi rahatsız etmiyordu.
Oğuz yanıma gelip kolunu omzuma attı. “Seninle konuşmamız gereken şeyler var Dalya:”dediği zaman yalandan gülümsedim. “Öyle mi? Şuan hiç sırası değil ama.”diyerek hızla kaçmaya çalıştım. Arkamdan ilerlemek istedi ama Eflin engel oldu. “Dalya’yı rahat bırak daha sonra konuşursun!”diye azarlayan sesi geldi.
Onlardan uzaklaşınca etrafa daha dikkatli baktım her yerde cesetler kanlar vardı. Tamamen cehenneme çevrilmişti. Sokaklar boştu sadece ölü cesetler vardı. İkinci aşamaya geçmek üzereydik.
Bir erkek bağırma sesi geldi kulağıma “İnci kaç kurtar kendini,Bırakın kadını derdiniz benimle!”diye bağrıyordu. Biri sertçe omzuma çarpıp koşarken çarpan kişiye baktım başta tanıyamadım ama daha sonra kadın sesiyle tanıdım. “Hakan bırakma beni!”diyen annemin sesiydi. Hızla ilerledmi ve gördüklerimle olduğum yerde kala kaldım.
Babam ve annemi tutmuştular ve ne kadar hareket etselerde güçleri yetmiyordu. Gözlerim annemle kesişince annemin gözlerindde korku gördüm hayır kendisi için değil benim içindi “Dalya”diye fısıldadı. “Bu bir tuzak kaç kızım!”Babamın sesiyle ona döndüm.
Hızla elimi kaldırmış ve ateş gücümle adamlara saldırıyordum ki arkamdan biri geldi ve kolarımı tutu. Ayaklarımla tekme atmaya çalıştım ama çok sert beni sırt üstü yere düşürünce acıyla inledim. Biri ayaklarımı diğeri kolarımı sıkıca tutunca bir adam elinde ki bıçağı çevirerek yanıma yaklştı. “Yaramaz çocuk yaramazlık yapmış hemde bir tane değil !”diyerek bana doğru adım atıkça daha çok çırpınıyordum. Babamın bağrışları kulaklarıma geliyordu. “Dalya, ona dokunmayın ,bırakın kızımı!”diye sesleri geliyordu. Annemin ise bababama yalvarışları “Kutay kurtar onu ne yapacaklar o bıçakla kızıma!”Benim ise bebeğim için çığlıklarım kopuyordu. “Dokunmayın karnıma!”Gülümsedi bana adam. “Birazcık canın yanacak merak etme biliyorsun yaramaz çocuklara ceza verilir.”Başımı iki yana saladım.” Eftal!”diye boğazım yırtılırcasına bağırdım.
Onu benden almasınlar ,bebeğimi benden almasınlar, Eftal kabullenmişken almasınlar bebeğimi ,ben anne olmak istiyorum…
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |