
AYLAR SONRA;
“Hayatın acımasızlığıyla erken yaşta tanışmıştım. Hayat beni hep yerlerde sürükletiyordu ama hiçbir zaman pes edip savaşmayı bırakmamıştım çünkü bir gün gelecek ve savaşmam değecekti . Bir gün hayat beni yerlerde sürükletmek yerine göklerde uçuracaktı. O gün çabuk gelmedi ama yine de geldi bazen pes etmemek gerek çünkü belki bir kez daha savşsaydınız kazanacaktınız. Bu yüzden asla pes etmedim ve savaştım. Yoruldum mu bu savaş boyunca evet yoruldum çok ağır geldi dayanamayacak hale geldim ama sonunda kazandım mı kazandım.Tek başına savaşabilirsin yılarca tek başına ayağı kalkadabilirsin çünkü günün sonunda siz hep tek kalacaksınız. Benim en büyük korkum yalnız kalmaktı ve ben hep yalnız kaldım.Pes edebilirdim ama etmedim çünkü bazı savaşları kazanmak için tek başına savaşmalısın.
Annem vardı babam vardı ama biz aile değildik hiçte olmayacağız ben sadece doğmaması gereken bir çocuktum ama yine de doğdum doğarken bile savaş vermişim zaten asıl savaş insan doğduğu zaman başlar.Belki günün birinde tekrar savaşmam gerekecek belki tekrar yerlerde sürüneceğim ama en azından savaşacağım bir şeyler deneyeceğim ,çabalayacağım.
En büyük şansım kardeşlerimdi aynı kanda olmayan kardeşlerimdi,sevdiğim adam Eftal’di.Hiç bir zaman bir abim olsun istemedim çünkü Oğuz benim abimdi.Sürekli arkamı kolayan bana bir şey olduğu zaman ilk koşan abimdi. Bir kız kardeşe de ihtiyaç duymadım çünkü Eflin benim sırdaşım,arkadaşım güvence kaynağımdı.Asil ise küçük erkek kardeşimdi. Sürekli ablasıyla uğraşan küçük erkek kardeşimdi. Bana her şeyini anlatır ama ben ona her şeyimi anlatmasam da her şeyi anlayan küçük erkek kardeşimdi.
Ve Eftal canımın canı,ruhumdu. Onu tanımazken bile ona hep güveniyordum.Benim sürekli sığındığım adamdı. Benim için hiçbir zaman sadece bir eş olmayacak benim her zerremdi.Beni benden daha iyi tanıyan bir adamdı. Birbirimizin hayatına çok ansızın girmiş olsak da hiç ayrılamadık ayrıldığımızı sanarken bile…
Sana bir gün vermek için bu mektubu yazıyorum güzel kızım daha doğmamış olsan bile doğumun son günlerinde olsak da yazıyorum çünkü bir gün okuman için bunu yazıyorum. Annen seni çok seviyor ve babanda seni çok heycanlı bekliyor zaten son günlerde beni zolra doğutaracak haleri var her gün her dakika her saniye “doğum sancın ne zaman olacak kızımı çok özlüyorum”diyor evet kızım seni hiç görmeden özlüyor. Baban biraz fazla heycanlı ama sadece baban değil herkes öyle amcaların,dayıların,teyzelerin… hepsi heycanla bekliyor.
Senden küçük bir şey isteyeceğim umarım Kunter amcanın buz tutan kalbini eritirsin seni merak etmedeğini söylüyor ama her gün saraya gelip ne zaman doğacağını soruyor.
Ben Dalya anlamı yıldız çiçeği olan Dalya ve senin annen olmaktan mutluluk duyan Dalya.Beni bırakmadığın için teşekkür ederim anneciğim çünkü beni bırakmak senin en büyük hakkındı seni o savaşa hiçbir zaman sokmamalıydım ama senin için özgür bir hayatın olması için bunu yapmak zorunda kalmıştım.
Burada yazılarımı bitiriyorum çünkü şimdi baban buraya geliyor adım seslerini duyuyorum ve mektubu ilk senin okumanı istiyorum anneciğim.”
Seni her zaman sevecek olan Annen
Elimde ki kalemi bıraktım ve mektubu zarfın içine koyup mühürledim. Mektubu kitaplarımın arasına koyarken odamın kapısı açıldı. Eftal elinde iki tane elbise tutuyordu. “Sence hangi renk kızımıza daha iyi gider mor mu yoksa pembe mi?”Elindeki küçük elbiselere baktım. “Mor bence.”deyince gülümsedi. “Bende bunu düşünmüştüm.” Sonra arkasında ki muhafıza bir şeyler söyleyip odanın kapısını kapatarak yanıma geldi. İlk önce bana sarıldı ve öptü, sonra karnımı okşadı. “Kızımıza mor renkli bir pelüş ejderha yaptırıyorum.”deyince kaşlarımı çattım. “Neden mor bir ejderha.”dedim. “Çünkü sen en çok mor yakışır dedin ve kızımın bir oyuncağı olsun istedim ona özel bir şeyler olsun “ Gülümsedim. Elimle hafif karnımı okşarken Eftal’in bakışları karnıma değdi ve gözleri yine o parıldıyan ifade yerleşti. Her karnıma baktığında gözleri parlıyordu.
“Kızımız ne zaman doğar ben çok özledim onu.”dedi. “Bugün yarın doğuracağımı daha kaç kez söyleyeceğim Eftal!”dedim hafif sitemli sesimle. Eftal elini ensesine atarak “Sende bir doğuramadın ama karıcığım bak ne güzel kızıl cadı ve Ateş oğularını kucağına aldılar!”dedi sitemle.
“Eftal sana daha kaç kere anlatacağım Armin benden daha önce hamile kaldığı için benden önce bebeklerini kucağına aldılar.”Eftal omuz slkti. “Haksızlık bu !”Başımı iki yana saladım.
Aynadan büyümüş olan göbeğime baktım. Son zamanlarda çok ağırlaşmıştım ve çok çabuk yoruluyordum bu yüzden genelikle terasta kitap okuyordum bazen de dışarı çıkıp yürüyüş yapıyordum ve Eflin’i görünce ağlıyordum çünkü Eflin hamile olmadığı için benim gibi kilo almamıştı ve çok zayıftı ve istediği gibi koşabiliyordu.
“Kocam dışarı çıkalım ben çok sıkıldım evde.”deyince Eftal sanki ona bir görev vermişim gibi hemen beni dikattlice kucağına aldı. Hamileleiğim savaşta yaşadığımız sarsıntılardan dolayı çok riskli olmuştu bu yüzden Eftal beni merdivenlerden indirip çıkarıyordu.
Kapıyı açıp merdivenlere yönelirken Eftal’in sakalarına baktım son zamanlarda sakal bırakmaya başlamıştı ona ayrı bir hava katmıştı. Masmavi gözleri ise ondan en sevdiğim özeliklerden biriydi o gözleriyle bana bakınca kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmiyordum.
Eftal merdivenlerden inerken her zamanki sorumu sordum. “Çok ağır mıyım?”gözlerimi masumca kırpıştırarak sorduğum soruya güldü. “Hayır normal kilondasın sadece her hamile kadın gibi birazcık kilo almışsın ama ben seni bu halinlede seviyorum ve kocanı küçümseme kocan bir ejderhayı bile kaldırabilir.”dediğinde kıkırdadım. “Gölge’yi kaldırır mısın?”deyince sırıtı. “Onu yere fırlatmak için kaldırırım.”dediğinde yalancıktan kızar gibi kaşlarımı çattım. “Ejderhamla uğraşma!”dedim.
Bahçeye geldiğimiz zaman beni dikkatlice indirdi.”Ejderhana söyle sen o benimle uğraşıyor hem işi gücü yokmu sürekli bizim sarayda!”diye sitem etiği an Gölge yere iniş yaptı. Gölge’ye bakıp kıkırdayınca Eftal homurdanmaya başladı. “Al işte karımla beni yalnız bırakmıyor!”Gölge Eftal’e bakış attı. “Bende sana bayılmıyorum su kralı ben küçük ateş kızını görmeye geldim.”dedi kalın sesiyle. Eftal hemen kaşlarını çatarak “Boş konuşma o küçük ateş kızı değil su kızı olacak!”deyince elimle alnıma vurdum. “Kızım hakında ki tartışmanızı ben yoken yapın yoksa şuracaıkta oturup ağlarım.”deyince hemen sustular çükü son dönemlerde gerçekten böyle saçma şeyler yüzünden ağlayabiliyordum.
Su sarayının etrafında çevrili olan nehirden bir siren gözükünce kaşlarımı çattım.Buraya uzun zamandır gelmiş olsamda hiç dışarı çıkan bir siren görmemiştim Efsanelerde ki gibi çirkin değil hatta deniz kızlarına benziyordu ama biraz daha değişik bir şekli vardı kulakları sivriydi. İnsan yediklerini duyduğum için birazcık gerilmiştim ama bana nazaran Eftal hiç gerilmemişti.
Siren birkaç saniye Eftal’i izledikten sonra başka kimseye bakmadan suya geri girmişti. “O neden öyle yaptı?”Eftal bakışlarını nehirden çekip bana döndürdü. “Kralını görmek için geldi. Biliyorsun lanetim kalkalı aylar oldu ama ben daha o suya hiç girmediğim için oradaki canlılar beni hala uyuyor sanıyorlar ama karaya yakın yüzrekn beni hissederlerse dönüp bakıyorlar.”dedi.
“Neden girmedin ?”
“Çünkü yaralı olmadığım için girmedim yaralı olmadan girilince kızıyorlar suyun şifası boşa gidiyor diye”dedi Eftal Savaşta bir çok kişiye göre daha az yara aldığı için ve evlenme işleridir bebeğimizin sağlığı derken biraz görevini aksatmıştı.
O gün savaş esnasında Sarp cadıların son adamının atığı oku son anda benim önüme atlayarak beni ve bebeğimi korumuştu ama okun geldiği yer kalbi olduğu için oracıkta ölmüştü ben ise çok fazla kendimi yorduğum için bebeğimin düşme riskini yaşamıştım Eftal beni hızla hastaneye yetiştirmeseydi hem beni hem de bebeğimizi kaybedecekti. Savaşta çok değerli kişeri kaybetmiştik ve yara almıştık ama özgür olmuştuk.
Hava kararmaya başlamıştı ve yıldızlar gökyüzündeydiler.Eftal hava estiği için saraya girerken ben de onu bekliyordum. Bir yıldız kaydığını görünce gülümsedim. “Dileğiniz gerçekleşti mi kraliçem?”arkamda bir muhafız sesi duymamla döndüm. Buraya geldiğim ilk zamanlar bana dilek tutmamı söyleyen muhafıztı. Gökyüzüne baktım ve ona döndüm.”Evet gerçekleşti.”dedim. Muhafız hafifçe tebessüm etti ve yerine doğru ilerledi bu sıra bir çok araba önümde durmaya başladı. İlk inen Armin oldu hemen arkasından bebeğini kucağında taşıyarak gelen Ateş abi. Herkes arabalardan tek tek inmeye başlayınca gülümsedim bugün tüm sevdiklerimizle beraber yemek yemek istemiştik. Armin’le sarıldıktan sonra Ateş abinin kucağında ki bebeğe baktım. Armin’e benziyordu özelikle hafif çıkmış olan kızıl saçları.
Doğa koşarak yanıma gelince ona sarıldım. “Ya Dalya abla neden daha doğurmadın ben artık oynayacak kız arkadaş istiyorum!”diye isyan edince burnuna hafifçe vurdum. “Sen amcana çekmişsin ya aynı amcan gibi sabırsısısın”deyince kıkırdadı. Bu sıra Ayda ve Arel’e sarıldım.
Ahu ve Asil beyaz bir arabayla gelince onlara döndüm. Ahu bana hemen sarılıp yeğenini sevmek için koşarak içeri girerken Asil yanıma gelip saçlarımı karıştırdı. “Oho sen daha yeğenimi doğurmadın mı ya napıyorsun çocuk nefesiz kaldı içeriden çıkart artık!”deyince kıkırdadım. Bana sarılırken kulağına fısıldadım. “Evlenme teklifi edecek misin?”Asil gözlerini kıstı “Yakında etmeyi düşünüyorum.”deyince gülümsedim. “Redederse?”diye sorduğum an kaşları çatıldı. “Eder mi?”diye o da bana soru yöneltince gülmemek için kendimi zorladım ve omuz silktim.
Önümüzde bir tane daha araba durunca ikimizde oraya baktık arabadan annem ve babam çıkınca gülümsedim. Savaşta Hakan kim tarfından öldürülmüş bilmiyordum ama biri onu bir güzel pataklayıp öldürmüştü. Annemle babamın arası düzelmiş diyemezdim ama artık konuşuyorlardı ve benim için yan yana geliyordular. Annemi affetim mi evet ama içten içe hep ona kırgın kalacaktım.
Babam bana sarılıp kokumu içine çekerken gülümsüyordum. Annemle hala sarılamıyordum ama annem bana sarılmak istediğini beli ediyordu, belki ona bir gün sarılırdım ama bugün değil…
Eftal’in geldiğini görünce Eftal babam ve annemle selamlaşıp sonra bana hırkamı giydirmişti. “Hırkanı bir dahakine daha bulunacak bir yere atarsan çok aramak zoruna kalmam.”deyince kıkırdadım. Son zamanlarda fazla dağınıktım ve Eftal’i deli ediyordum sürekli istediğim şeyleri bulmakta zorlanıyordu.
Saraya doğru ilerlerken diğer kalanların gelmesini bekleyene kadar hepimiz arka bahçeye kurulmuştuk. Oğuz ve Eflin sarayda olduğu için onları zaten görmüştüm ama yine de onların yanına gitmiştim. Oğuz kolunu omzuma atarken Eflin yine homurdanıyordu anlaşılan Oğuz yine Eflin’i deli etmişti.”Dalya yanındaki güzeliğe dermişin insan sevgilisine trip atar mı diye?”kıkırdadım. “Eflin sevgilinle olan olayları kendi aranızda halledin kızım sizden çok etkileniyor.”dememle Eflin güldü.
Alkan ve Aslan da ailesiyle gelmişti. Vampirler artık normal fanilerin arasına karışmıştı son olaylardan sonra faniler onlardan korkmamaya başlamıştı hatta okular artık karışıktı vampirlerle faniler beraber okula gidebiliyorlardı.
Arkada Barlas’ı görünce ona el saladım. Bana baş selamı verip arabadan Armin’in şalını getirmişti. Şalı Armin’e verirken bebeği sevmeyide ihmal etmedi.En son gelen Kunter ve Barkını görünce ayağı kalktım. Eftal Barkın’la arasını biraz daha iyi yapmıştı bu yüzden o da davetliydi. Kunter elinde beyaz zambaklarla yanıma gelip uzattı. “Zambak görünce sen geldin aklıma bunlar sana.”diye uzatınca hemen ona sarıldım. “İtiraf et buz kralı beni seviyorsun.”deyince Kunter homurdandı. “Bayılıyorum sana ne demezsin!”deyince Barkın güldü. “Sen öküz kardeşimin sözlerine bakma dilinde asla düşmüyorsun.”diye Kunter’le uğraşınca Kunter omzuna yumruk attı.
Herkes yemek masasına doğru yürüyünce soluma Eftal sağıma Kunter oturmuştu. Hafif olan sancılarım yemek yerken daha çok artmaya başladığı için elimle karnımı okşuyordum bir yandan da masadaki konuşmları dinliyordum. Eftal ve Ateş yine klasik atışmalarına başlayınca ofladım. “Bana bak Ateş seni doğduğuna pişman ederim gözümün önünde bilerek çocuğunu seviyorsun anlamıyor değilim!”
“Sen yine saçmalıyorsun Eftal alt üstü oğlumu sevdim niye bu kadar sinirleniyorsun anlamıyorum !”diye homurdanınca Eftal kaşlarını çattı. “Nedeni mi var kardeşimi hamile bıraktın!”diye bağırınca Ateş kaşlarını çatı ve bana baktı. “Sen de benim kardeşimi hamile bıraktın!”Eftal bana baktı. “Ama ilk senin bebeğin doğdu bu haksızlık benden önce davranmamalıydın!”diye saçmalayınca Armin gözlerini devirdi. “Bu konuşmayı dinlediğim için narin kulaklarım sizin yüzünüzden kanıyor.”dedi Ahu.
“Lan daha önce hamile bıraks- Dur lan kardeşimi niye hamile bıraktın sen!”diye ayağı kalkıp Ateş Eftal’e yürüyünce Eftal’de ayağı kalktı birbirlerinin yakalarını tutunca Armin ve diğerleri aralarına girdi.
Aniden karnımdaki sancı çok sert artınca acıyla yanımda ki kolu sıktım. Kunter’in bakışları beni bulunca ne olduğunu anlmaya çalışır gibi bana baktı. Sancılar sürekli oluyordu ama şuan çok sert oluyordu. Bir anda eşofmanımda bir ıslaklık hissedince korkuyla bakışlarım Kunter’i buldu. “Dalya ne oluyor?”dediği sıra ağzımdan bir inleme koptu. Eftal ve Ateş’in sesi o kadar yüksekti ki benim sesimi sadece Kunter duymuştu. “Kunter suyum geldi!”deyince hızla Eftal’e seslendi ama Eftal duymayınca ve benim ağzımdan daha yüksek bir inleme gelincebir kaç kişinin daha dikkatini çekmiştim. Annem ve babamda yanıma gelince annem beni kaldırmak istedi ama sancı öyleydi ki kolunu sımsıkı tutuğum Kunter’in elini daha sıkı tutum. “Eftal!”diye çığlık attınca tartışma susmuş ve bakışların hepsi beni bulmuştu. Eftal yanıma gelirken “Ne oldu?”diye sordu endişeyle. Eftal’e öfkeyle baktım. “Ne mi oluyor? Doğuruyorum Eftal!”Eftal dona kaldı. Birkaç saniye karnıma baktı ve daha sonra aniden geriye doğru düştü. Eftal bayılmıştı. Acı ve sinirle karışık bir çığlık attım.
Ben doğruyordum ama Eftal heycandan bayılıyordu. Kunter küfrederek beni kucağına aldı ve hızla saraya doğru taşımaya başladı.
*
Saatler sonra gözlerimi aralamıştım. Başımda Eftal’i ve hemşireleri görünce şaşırmamıştım çünkü beklediğim bir manzaraydı. Eftal bana gülümseyerek bakıyordu. “Karım, canım karım nasılsın?”diye sorunca hızla kaşlarımı çattım. “Seni boşayacağım!”diye bağırdım aklıma gelen sahnelerle.
“Neden boşuyorsun karıcığım?”dedi beni sinir etmek için
“Ben çocuk doğuyor diyorum sen bayılıyorsun hayvan herif seni Gölge’ye yem edecem!”diye bağırınca güldü.
Gözlerim odada ki beşiğe kayınca bebeğimi görmek istedim ama orda yoktu.”Bebeğimiz nerede?”dedim korkuyla Eftal gülümseyerek karşıladı. “Kontroler içi aldılar onu birazdan getir-“demişti ki kapı açıldı. Doktorun elinde küçük bir bebek görünce biraz doğruldum. Doktor bana doğru getirince bir an nasıl tutacağımı bilemedim. Doktor tutmama yardımcı olunca ilk önce kokusunu içime çektim. Saçları ne bana ne Eftal’e çekmişti hafif olan saçları gümüş rengindeydi.Gözleri kapalı olduğu için göz rengini bilmiyordum ama içimden bir ses mavi olduğunu söylüyordu babasının gözlerini almıştı.
“Bu çok küçük nasıl büyüyecek?”diye doktara söyledi. Doktor ise gülümseyerek karşıladı.Eftal elimden almak için bir hareket yapınca tersçe ona baktım. “Çocuğumu sana göstermeye niyetim yok hala senden boşanmakta kararlıyım!”deyince Eftal kala kaldı. “Dalya, güzel karım, ateş perim haklısın biraz kucağıma alayım sonra yine beni yerin dibine gömersin.”dedi ve bebeği dikkatlice kucağına aldı. Ona bakarken gözleri hiç görmediğim kadar parlamıştı.
“Peri…”diye bir ses çıktı ağzından “Periye benziyor aynı annesi gibi.”deyince gülümsedim. “Peri ismini sevdim”dedim. “Merhaba küçük peri ailene hoş geldin”
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |