
Bugün hava, her zamankine göre biraz daha ılıktı. Balıkçılar elleri dolu poşetlerle evlerine dönüyor, martılar gökyüzünde sessizce süzülüyordu. Ama o sis hâlâ kasabayı kaplamıştı; kalın ve yoğun, sanki bütün sırları saklamak ister gibi…
Dedektif Efe Kara, eve geldiğinde hemen bir şey fark etti. Kapının anahtarı normalde olduğu yerden farklı bir yerdeydi, perde ise yarıya kadar açıktı. Normalde dedektif, perdeyi sonuna kadar çeker ve gitmişti. Masada duran kalem ise yere düşmüştü.
Eve biri girmiş gibiydi. Ama girmemiş olmalıydı. Efe şaşkın bir şekilde etrafa bakarken kendi kendine mırıldandı:
"Bu aralar kafam çok karışık, belki ben yapmışımdır ama hatırlamıyorum… Neyse, biraz dışarı çıkıp hava alayım."
Askılıkta asılı olan kalın ve yünlü kabanını aldı, kapıyı araladı ve dışarı çıktı. Sis, her zamankinden daha yoğun, daha baskıcıydı. Sokakta yürürken botlarının çıkardığı ses yankılanıyor, kasabanın havasını içine çeken dedektif her nefes alışında kendini biraz daha huzursuz ama bir o kadar da tetikte hissediyordu.
Sokaktan geçerken manavcıyı gördü.
— Selamün aleyküm. Sabahınız hayır olsun, dedi Efe.
Manav başını bile çevirmedi. Sanki tanımıyormuş gibi, aceleyle içeri girdi.
Dedektif olduğu yerde kaldı ve içinden düşündü:
"Acaba ben bir şey mi yaptım da böyle davrandı? Hayır… Hayır, ben bir şey yapmadım."
Yoluna devam etti. Biraz ilerlediğinde Rasim Yalın’ın en yakın komşusu Fatma Hanım’ın eşi Mehmet Bey’i gördü. İşten geliyordu belli ki. Evine doğru adım atarken Efe seslendi:
— Mehmet beyyy…
Mehmet Bey önce soğuk bir bakış fırlattı, sonra sanki tanımıyormuş gibi başını sallayıp içeri girdi.
— Nasılsınız, Mehmet Bey?, dedi dedektif.
Mehmet kapıyı sertçe kapattı. Efe bir an durdu; kasaba halkının bu kadar soğuk davranması ona tuhaf gelmişti. Sanki bir anda herkes hafızasını kaybetmiş gibi davranıyordu.
Büyük bir şaşkınlık ve hafif bir korku ile evine dönerken, kasabaya aniden bir güneş doğdu. Kasabayı 10 saniyeliğine aydınlattı, sonra bulutların ardına saklandı. Dedektif bir anlık sevinç hissetti ama kısa sürdü.
Evine yaklaşırken yolda çöpün kenarında bir kağıt parçası gözüne çarptı. Hemen eğilip aldı. Kağıtta tek bir cümle yazılıydı:
"Bugün hiçbir şeye güvenme."
El yazısı tanıdıktı… kendi yazısıydı.
Evine girdiğinde, kabanını askılığa astı ve mutfaktan bir bardak sıcak çay aldı. Masasına oturdu ve Rasim Yalın’ın dosyasını açtı. Mavi kapaklı dosyada, Rasim Yalın’ın ölüm tarihi "12 Mart 2005" olarak yazıyordu. Ancak Efe biliyordu, ölüm tarihi yanlış. Olay, gerçekte dört gün önce olmuştu.
Kasabadaki dedikodular iyice artmıştı. Herkes, Rasim’in intihar ettiğini düşünüyordu. Kimse, tarihlerin yanlış olduğunu kabul etmiyor, dedektifi bile sorgular gibi bakıyordu. Herkes sanki Rasim’in ölümünden dedektifi sorumlu tutuyordu.
Sıcak kabanını alıp daireden tekrar sokağa çıkan Efe, çarşıya doğru yol aldı. Kasabaya geldiğinden beri çarşıya uğramamıştı. Sokakta yürürken insanlar ona dik dik bakıyordu. Kimse önüne bakıp yoluna devam etmiyordu.
Çarşıya vardığında, arkadan kendi sesini duydu:
— Bırak peşini… Çok geç.
Dedektif arkasına döndü. Ama kimse yoktu. Ses, kendi sesiydi. Kendi kendine mırıldandı:
"Nasıl olur? Kim benim sesimi çıkarabilir? Offffff… ben çok kötüyüm."
Yoluna devam etti. Biraz ilerleyince karşısına bir adam çıktı.
— Merhaba dedektif. Ben bu kasabanın çay ustasıyım.
Dedektif soğuk bir sesle:
— Merhaba, adınızı öğrenebilir miyim?
Çaycı cevap verdi:
— Ben Emre, memnun oldum, dedektif Efe Kara.
— Bana hiç tanıdık gelmediniz.
— Olabilir, dedi çaycı ve dedektife bir dosya uzattı.
Efe dosyayı tam alacakken, ufak bir irkilişle kendine geldi; adam ortadan kaybolmuştu. Dedektif yere baktığında dosya yoktu. Sadece küçük bir toz bulutu ve havada asılı kalan sis vardı.
Hava açıktı ama herkes dışarıda ona bakıyordu. Dedektif, evine dönmek için yola koyuldu. Yarı yolda başını aşağıya eğdiğinde kendi gölgesini fark etti. Ama yanında başka bir gölge daha duruyordu. Ama etrafına baktığında yanında kimse yoktu.
Efe Kara anladı:
"Dedektif yalnız değil… Ve bu kez onu izleyen bir insan değil, bir gerçeklik kırığıydı."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 512 Okunma |
395 Oy |
0 Takip |
19 Bölümlü Kitap |