
---
Ilgaz içeri daldı.
Nefes nefeseydi. Gözleri önce Feza'yı buldu, sonra Kaya'yı, sonra...
Yavuz'a takıldı.
O an odada bir şey kırıldı. Ilgaz'ın yüzü dondu. Bakışları keskinleşti. Elini belindeki silaha götürdü.
"Yavuz Arısoy" dedi. Sesi resmiydi. Soğuktu. Asker sesi. "Tuğgeneral Yavuz Arısoy. Hakkınızda yakalama emri var. Terör örgütüyle işbirliği yapmak, devletin gizli belgelerini sızdırmak ve bir askeri harekâtı sabote etmek suçlamalarıyla aranıyorsunuz."
Yavuz olduğu yerde kaldı. Kımıldamadı. Gözleri oğlundaydı. Ilgaz'da. Kendi oğlunda. Onu tanımayan, onu "düşman" sanan oğlunda. Onu en son gördüğünde daha çocuktu.
"Ilgaz" dedi Feza ayağa kalkarak. Kaya'ya yandan bir bakış attı onu atlatamamışsın anlamında. Kaya sadece omuz silkmekle yetindi. "Dinle Ilgaz" diye devam etti Feza.
"Karışma Feza" dedi Ilgaz Feza'ya bakmadan. Sesi sertti. "Sizin şu an burada bu hainle buluşmanız zaten yeterince sorun. Bana ne kadar evrak işi çıkarttığının farkında mısın? Sus ve geri çekilin."
"Yavuz komutan hain değil" dedi Feza Ilgaz'a doğru yürümeye başlarken. Ama Ilgaz gözlerini ona acıyla bakan ve neden böyle baktığını anlayamadığı tuğgeneraldan çekemiyordu. Yüzünü daha önce, yıllar önce, bir tören esnasında görmüştü. O gün gerçekten çok kalabalıktı ve uzaktan görmüştü Ilgaz. İlk kez bu kadar yakından görüyordu. Yanaklarının yan kısımlarında çizgi şeklinde yara izleri vardı.
Ilgaz'ın çenesi kasıldı. "Kanıt?"
"Buradayım" dedi Yavuz. Sesi sakindi. "Kanıt benim. Operasyon esnasında yanımda olan bir askerim sattı beni. Operasyonu askere devredip arabaya bindiğim an kuşatıldım. Arabamda sadece benim bildiğim gizli kamera var. Kanıt olarak onu sunabilirim."
"Yavuz Arısoy" diye kesti Ilgaz. "Kanıt sunana kadar sizi tutuklamam gerekiyor. Siz aranan bir terör şüphelisisiniz. Ben de sizi tutuklamakla görevli bir askerim. O yüzden direnmeden sizi kelepçelememe izin verin."
Yavuz'un gözleri doldu. Ama gülümsedi. Acı bir gülümsemeydi.
"Tamam" dedi. "Tamam evlat. Sen bilirsin."
"Ben sizin evladınız değilim!" Diye bağırdı Ilgaz ve o an Feza ile Kaya göz göze geldi. Kaya iç çekerek nefesini verdikten sonra ağzının içinden "ben böyle işin" diye mırıldandı.
"Bilmiyorsun" dedi Yavuz. "Ama bileceksin." Öne yürüyüp ellerini önünde birleştirdi ve Ilgaz kelepçe taksın diye ona doğru uzattı. Ilgaz anında arka belinden kelepçesini çıkartırken kaşları çatılarak "Ne demek istiyorsunuz?" Diye sordu.
Feza araya girdi. "Ilgaz. Lütfen. Sadece bir dakika dur. Yavuz komutan düşman tarafından kaçırıldı. Bize her şeyi anlattı. Asıl düşman hâlâ dışarıda ve onu tutuklarsan ekmeğine yağ sürersin."
Ilgaz göz ucuyla eve girdiğinden beri ilk kez Feza'ya baktı. Çok kızgındı ona. Bu Yavuz ile nasıl bir bağı vardı da Uğur ve Kerem'i bırakıp ona koşabiliyorlardı aklı almıyordu. Bu adamın bir hain olduğu kesinleşmişken üstelik. Aslında Feza'ya da ceza vermesi gerekiyordu. Hatta askeri mahkemeye sevk edilmeleri gerekiyordu. Bir binbaşı olarak Ilgaz'ın yapması gereken buydu.
"Onu dinleyecek değilim Feza. O aranıyor. Sen de onunla birlikte olmakla suç ortağı durumuna düşüyorsun." Kaya'ya tersçe döndü. "Ve sen de üsteğmen!"
"Umurumda değil" dedi Feza. "O masum diyorum anlamıyor musun?"
Ilgaz'ın gözlerinde bir şey kırıldı. Hayal kırıklığı. Öfke. Ama altında bir şey daha. Korku. Feza'yı kaybetme korkusu. Bu adam Feza'yı büyülemiş olmalıydı. Onun yüzünden canından olacaktı ve hâlâ onun için Ilgaz'a resmen yalvarıyordu. Ilgaz onları bu yaptıklarından ötürü mahkemeye sevk etse bile ceza alırlardı ve korkmuyorlardı. Hâlâ savunmaya devam ediyordu..
"Feza" dedi dişlerinin arasından. Hızlı bir hamleyle Yavuz Arısoy'un bileklerine kelepçe taktı. Ama o an Yavuz'un ona paramparça haldeki bakışını göremedi. "Kendine gel! Kendinize gelin lan!" Diyerek Kaya'ya baktı. "Her şey apaçık değil mi? Bu adamın konumunun farkında değil misiniz? Düşmanın yapacağı her şeye bu adam kolayca ulaşabilir. Onun sizi kandırdığını anlamıyor musunuz neden geniş düşünmüyorsun!" Hayal kırıklığına uğrayan bakışlarını Feza'nın gözlerinde sabitledi. "Seni akıllı sanıyordum Feza ama sen duygularınla hareket ediyorsun. Bir haini koruyarak sen de suçuna ortak oluyorsun. Bu şekilde siz de yanarsınız. Üstelik bu hain senin hayatını karartmışken...!"
"Yanmaktan korkmuyorum" dedi Feza.
"Ben korkuyorum" diye bağırdı Ilgaz. Sesi titriyordu. "Düzgün düşünemiyorsun. Esir alındığında her ne bok olduysa sana kafan karışmış. Mantıklı düşük Feza. Bu adam operasyonun ortasında seni pusuda bırakıp gitmedi mi? Sonrasında ortadan kaybolmadı mı? Hakkında bir düzine şikayet gitmiş üst makamlara. Bu adam şu an acil olarak aranan listesinde!"
Feza bir an durdu. Ilgaz'ın gözlerine baktı. O gözler. Mağarada onu bulduğunda, kanlar içinde yerde yatarken ona bakan aynı gözlerdi. O eller ailesine gerçeği, onların kızı olduğunu itiraf ederken elini tutan ellerdi. Bu şehirde yakın ve güvenilir hissettiği tek kişiydi.
"Bilmiyorsun!" Diye bağırdı Feza. Yavuz hiçbir şekilde itiraz etmeden Ilgaz'a bakıyordu. Bakışlarıyla hasret gideriyordu aslında ama Ilgaz onun suskunluğunu kabulleniş görüyordu.
Ilgaz'ın yüzü bembeyaz oldu. "Bilmiyorsam anlat!" Diye bağırdı o da. "Beş dakika içinde neden hain olmadığına emin olduğunu anlat Feza. Çünkü ben beş dakika sonra onu götüreceğim kelepçeli bir halde!"
"Lütfen" dedi Feza Ilgaz'ın kolunu tutarak. İlk kez ağzından bu kelime çıkıyordu. Ve Feza bu kelimeden nefret ediyordu. "Lütfen Ilgaz onu bırak ve buradan git. Onu gördüğünü bildirme. Bana sadece iki gün ver. İki gün içinde gerçek düşmanı sana getireceğim lütfen."
Ilgaz öylece kaldı. Bakakaldı Feza'ya. İnanamıyordu. Bu adam gerçekten de onları büyülemişti. Sonra silahını indirdi. Ama beline sokmadı. Elinde tuttu.
"Tek bir yanlış hareket" dedi Yavuz'a bakarak. "Tek bir yanlış hareket ve..."
"Anlıyorum evlat" dedi Yavuz.
"Ben senin evladın değilim." Ardından Feza'ya döndü bakışları ve salonun ortasındaki sandalyeye yürüyüp sanki evin sahibiymiş gibi oraya rahatça oturdu. Elindeki silahı da sertçe masaya çarptı. Keskin gözleri Yavuz Arısoy' a kilitlenmişken karşısındaki sandalyeyi kafasıyla işaret etti. Otur dercesine.
Yavuz'un dudaklarında buruk bir gülümseme oluştu. Oğlu aynı onun gençliği gibiydi. Aynıydı. Ve bu bilgi Yavuz'u öyle bir gururlandırdı ki... Şu an duygularını tarif bile edemezdi.
"Anlatmaya başla!" Diye adeta hırladı Ilgaz, babasına, daha doğrusu kendisine yabancı sandığı ama aslında hâlâ yasını tuttuğu kahraman babasına baktığını bilmeden. Çenesini kaldırıp başlamasını işaret etti.
Feza ve Kaya yeniden göz göze geldi. Feza Kaya'ya kafasını hayır anlamında salladı. Hayır, Yavuz babanın sırrını biz söylemeyeceğiz Kaya dedi gözleriyle. Ve Kaya onu anlayıp ağzının içinden küfür mırıldandı.
Yavuz derin bir nefes aldı. Oğlunun karşısında oturmak, onun bu kadar yakınında olmak... Yıllardır hasretini çektiği anlardı bunlar. Ama şimdi, bu şartlarda, bir hain muamelesi görürken... İçi paramparçaydı.
"Operasyon günü" diye başladı Yavuz. "Feza operasyon bitti emrini verdikten sonra bir telefon aldım. Kendi kişisel meselerimle ilgiliydi. Operasyon bittiği için geri kalan basit işleri görevli askerime devredip harekat merkezinden acilen çıktım. Arabama bindim" dedi Yavuz. "Yanımdaki askerlerle birlikte. Ama daha iki kilometre gitmeden, yol kenarında bir pusu kurulmuştu. Arabamın lastikleri patladı. Etrafımız onlarca silahlı adamla sarıldı. İki sahte asker de onlardan biriydi."
"İyi de" diye kesti Ilgaz. "Nasıl oldu da kaçırdılar sizi? Siz bir tuğgeneralsiniz. Askerleriniz arkadan gelmiyor muydu?"
"Kişisel bir mesele olduğu ve acil olduğu için askerlerimi Feza'nın Operasyonunu takip etmeleri için merkezde bırakmıştım" dedi Yavuz. "Operasyon bitmişti zaten içim rahattı."
Ilgaz homurdandı. Tatmin olmamıştı ama dinlemeye devam etti.
"Gözlerimi bağladılar" dedi Yavuz. "Ellerimi kelepçelediler. Karanlık bir yerde açtım gözümü. İki gün yemek ve su olmadan orada tuttular. Hiçbir şey görmeden, hiçbir ses duymadan bekledim. Feza'ların da pusuya düşürüldüğü aklıma bile gelmedi. Hatta benden haber alamayınca Feza ve Kaya'nın peşime düşeceğini düşünüp Kurtuluş umudu taşıyordum. Onların başına gelenden haberim bile yoktu."
"Ta ki dün sabah" dedi Yavuz, sesi sertleşti. "Kapı açıldı. Işık vurdu gözüme önce ve bir adam girdi içeri. Uzun boylu, siyah giyimli. Yüzü maskeliydi."
Ilgaz'ın yüzünde bir şey değişti. Çok kısa, çok küçük bir şey. Belki sadece bir kasılma.
"Ve konuştu" dedi Yavuz. "O ses senin baban gibi gördüğün adama yani Cemal'e aitti."
Ilgaz elini sertçe masaya vurdu. Sürahi zangırdadı ama Yavuz gözünü bile kırpmamıştı.
"Cemal mi?" dedi Ilgaz alayla. Gülümsedi. Ama gözleri gülmüyordu. "Cemal amca mı yani? Şimdi de bana Cemal amcanın bir terör lideri olduğunu mu söyleyeceksin?"
Yavuz sessiz kaldı.
Ilgaz kahkaha attı. Ama kısaydı ve alaycıydı kahkahası. Öyle ki Kaya'nın içini ürpertmişti. "Sana mı inanayım?" dedi. "Cemal amcaya mı? Babam öldükten sonra bana babalık yapmış adama mı iftira atıyorsun? Sen bana onun bir hain olduğunu mu söylüyorsun cidden?" Bir kahkaha daha attığında Feza alt dudağını dişlemeye başladı.
Yavuz'un yüzü buruştu. Ama yılmadı. "Evet" dedi. "O bir hain. Belki de en başından beri öyleydi. Belki de sonradan oldu. Ama şu an karşımızdaki düşman o."
Ilgaz başını iki yana salladı. "Yeter" dedi. Ayağa kalktı. "Bu saçmalığı dinlemeye niyetim yok. Seni daha fazla dinlemeyeceğim. Seni tanımıyorum. Sana güvenmiyorum. Ve bu masalına da inanmıyorum."
"Peki" dedi Feza ayağa kalkarak. "Bana güveniyor musun?"
Ilgaz ona döndü. Gözlerinde kırgınlık vardı. "Feza, lütfen yapma şunu..."
"Bana güveniyor musun?" diye tekrarladı Feza bastıra bastıra. Sesinde yalvarış yoktu. Emir vardı. Çünkü diğer bildiği kısımları anlatamıyordu. Yavuz babayla bunu ayrıca konuşacaktı ama sonra.
Ilgaz derin bir nefes aldı. "Güveniyorum."
"O zaman" dedi Feza Yavuz babasının kelepçeli ellerine bakıp yeniden İlgaz'a dönerek. "Ona da güven. Çünkü ben kefilim. Eğer en ufak bir yanlış hareket yaparsa, eğer yalan söylediği ortaya çıkarsa, kendi ellerimle onu sana teslim edeceğim. Ve sonra da... askerliğimi yakmaya razıyım."
Ilgaz'ın gözleri büyüdü. "Ne?"
"Duyduğun gibi" dedi Feza. "Sorumluluk bana ait. Tüm sorumluluk. Sadece iki gün ver bana Ilgaz. İki gün içinde bu adam masumluğunu kanıtlayacak ve gerçek düşmanı elimize verecek. Vermezse... onu almak için burada olacağım. Ama şimdi değil. Lütfen."
Ilgaz uzun uzun baktı. Feza'nın gözlerinde yalvarış yoktu. Sadece kararlılık. Sadece inanç vardı.
"Ben de kefilim komutanım" dedi Kaya. Ilgaz aklını kaçırmış mı diye Kaya ya da döndü. Onun da gözlerinde aynı kararlılığı görünce ağzının içinde homurdandı.
"İki gün" dedi Ilgaz sonunda Feza'ya bakıp. Sesi kısılmıştı. "Sadece iki gün. Ve eğer..."
"Anlaştık" dedi Feza. "İki gün bize yeter." Yavuz da aklında bir takım planlar varmış gibi Feza'ya kafa salladı. Feza ise ona buruk bir tebessüm sundu. Tıpkı eski günlerdeki gibi diye düşündü içinden.
Ilgaz da Yavuz'a döndü. Yüzünde hâlâ öfke vardı. Ama merak da vardı. Feza ve Kaya nasıl olur da ona bu kadar güveniyor diye merak ediyordu. Onları büyütenin Yavuz olduğunu bilmiyordu. Kimse bilmiyordu çünkü.
"O zaman" dedi. "Anlat bakalım Yavuz komutan. Ne yapmayı düşünüyorsun şimdi bu iki günde?"
Yavuz başını kaldırdı. Oğlunun gözlerine baktı. Uzun uzun baktı. Yıllardır göremediği o gözlere dalıp gittikten sonra.
"Bir oyun kuracağız evlat" dedi.
Ilgaz'ın kaşları çatıldı. "Seninle oyun falan kurmam. Ben sana güvenmiyorum. Adam gibi usulüne uygun iş yap yoksa süren kısalır."
"Feza'ya güveniyorsun" dedi Yavuz. "O da bana güveniyor. Yeterli değil mi? Cemal'e oyun kurmadan onu yakalayamayacağımızı çoktan anlamış olman lazım."
Ilgaz dişlerini sıktı. Ama karşı çıkmadı. Sadece bu işin sonunda Cemal çıkmayacağına çok emindi. Feza'ya güvense de gözü hep bu adamın üstünde olacaktı. Çünkü onları kandırmaya çalıştığına emindi.
"Cemal'in beni öldürdüğünü sanması lazım" dedi Yavuz. "Eğer öldüğümü bilirse, rahatlar. Ve bir hata yapar. Ve o hatayı kullanırız."
Ilgaz alayla gülümsedi. "Yani ölü taklidi mi yapacaksın? Ne kadar da kendine has bir plan. Böylece hain olarak aranman duracak ve sen de amacına ulaşacaksın değil mi?" Alayla güldü.
"Tüm suçu senin üstüne yıktı baba" diyerek araya girdi Feza. Sonra ağzından baba kelimesi çıktığı için yandan Ilgaz'a baktı. Suçluluk duygusuyla dudaklarını büzerek devam etti. "Biz düşman öldü sanacağız senin ölüm haberinle. O yüzden başka bir hata yapıp kendini asla ele vermez ki."
"Ben devrede olmazsam seni ailenden uzak tutması daha kolay olacak Feza" dedi Yavuz. "Bu defa dolaylı olarak saldırmayacaktır düşman öldü yanılgınızı yıkmamak için. Benim ölüm haberimle o da rahatlayacak çünkü hepiniz düşman öldü sanacaksınız. Ama o bu defa sinsi planlarla seni ailenden soğutup uzak tutacak. Bu yüzden biz tam tersini yapacağız. Sen aileden soğumak yerine onlara yakın olacaksın. Hatta gerekirse evlerine taşınacaksın. Tüm ailenin senin onları kabullendiğini sanması lazım ki Cemal de öyle sansın ve yeni entrikalar çevirsin. Ben bunun için Ceylin'i kullanacağını düşünüyorum. Çünkü o kız ailede senin yerine yerleştirilmiş. Ben bunda da onun bir parmağı olduğunu düşünüyorum."
Feza hızla Ilgaz'a baktı. Ama Ilgaz aklına gelen düşüncelerle gözlerini masaya dikmişti. Elleri masanın üzerinde kenetlenmiş, parmakları bembeyaz olmuştu. Ceylin mi? O masum, o kırılgan, kalbi hasta olan kız mı? Yıllardır kardeşi gibi sevdiği, koruduğu, kolladığı Ceylin mi?
Fevri tavırları, kıskançlıkları vardı ama herkes için olduğu gibi Ceylin Ilgaz için de masum çocuk ruhlu hatta şımarık denilebilecek bir genç kızdı. Aile onu aşırı şımartmıştı çünkü. Tüm ilgilerini ona vermişlerdi. Gökalp bile bunu yapmıştı.
"Ceylin nasıl evlat edinildi Ilgaz?" diye sordu Feza ona dönerek.
Ilgaz bir süre daha düşündükten sonra yutkunarak kafasını kaldırdı ve Feza'ya baktı. Dinlediği her şey beyninde yangın çıkarıyordu.
"Senin ölüm haberinin birinci yılında" dedi kısık sesle. "Onur amcalar perişan haldeyken Cemal amca bu fikri ortaya atmıştı."
Kaya ayağa kalkıp yeniden küfür savurdu. "O herif her şeyin başıymış zaten işte buradan bile belli! Bizimle dalga geçiyor resmen!"
Feza donmuş şekilde Ilgaz'a bakmaya devam ediyordu. Ilgaz devam etti ama sesi az önceki gibi gür çıkmıyordu artık . Çünkü o da bir şeyleri kafasında çevirmeye başlamıştı. Mesela Cemal amcasının Ceylin'e olan düşkünlüğü gibi.
"Zaten Handan teyzeler sürekli yetimhanelerde seni aramak için gidip gelmişlerdi. Sen öldükten sonra da... Cesedin bulundu ama Handan teyze yetimhanelere gitmeye devam etti. Hâlâ seni arıyordu boş bir umutla içten içe." Sustu. Boğazında bir yumru vardı. "O dönem Onur amca ne yapacağını şaşırmıştı. Cemal amca da böyle bir fikir sunmuştu yani ben öyle hatırlıyorum. Annemden de birkaç kez bunu duymuştum. Yeni bir kız evlat edinin, acınızı böyle hafifletin demişti Cemal amca sürekli. Ve karşılarına da Ceylin çıkmıştı."
"Nasıl çıkmıştı?" diye sordu Kaya sertçe.
Ilgaz omuz silkti. "Bilmiyorum. Cemal amca bulmuştu onu sanki. Yetimhanede kalan, kimsesiz bir kızdı. Haberi verdiğinde hep birlikte yetimhaneye gittiğimizi hatırlıyorum çünkü bir sürü oyuncak almıştık. O anlar o yüzden hafızamda taze. Handan teyze onu ilk gördüğü an bağrına basmıştı. Hatta onu Feza diye çağırırdı yanlışlıkla ilk günler. Sonra hatasını anlayıp ağlardı ama bu kısa sürdü. Onu başka bir evlatları olarak görüp evlat edindiler. Gökalp daha bebekti."
Oda buz kesti.
Cemal bulmuştu. Cemal getirmişti. Cemal, ailenin tam ortasına onu yerleştirmişti. Neden diye düşündü Feza. Yıllarca. Gözlerinin önünde. Elleriyle büyüttükleri, kalpleriyle sevdikleri o kız... Bir casus muydu yani. Sonra Ceylin'in söylediği sözler geldi Feza'nın aklına. Birilerinden yanlış bir haber duydum ve seni biri sandım demişti Feza'ya üstü kapalı şekilde . Yani onun kayıp Feza olduğunu önceden haber almıştı aslında.
Feza'nın elleri titremeye başladı. Ama bastırdı.
Ilgaz ise hâlâ inanamıyordu. "Bu" dedi. "Bu çok ağır bir suçlama. Ceylin'in... Onun bunlarla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. O kız masum."
"Masum olabilir" dedi Yavuz. "Ama birileri tarafından kullanılıyor da olabilir. Bilmeden. Belki de farkında olmadan."
Ilgaz başını iki yana salladı. Konuşmak istemiyordu. Düşünmek istemiyordu artık.
"Planımıza geri dönelim" dedi Yavuz dağılan ortamı toparlamaya çalışarak. Ellerindeki hâlâ olan kelepçelere bir kez daha bakıp İlgaz'a döndü. "Cemal'e karşı kullanacağımız en büyük silah, Feza sensin" dedi. "O seni uzaklaştırmaya çalışıp oyunlar oynadıkça sen ailenin daha çok üstüne gitmelisin. Ben Ilgaz binbaşıya kaçırıldığımın görüntülerini iki gün içinde zatem sunup masumluğumu ispatlayacağım zaten. Onun bize verdiği süre dolmadan halledeceğim ama bundan sonraki iş sende. Çünkü kendime yani Yavuz Arısoy'a ölü süsü vermem gerek. Güvendiğim biri var ondan yardım alacağım. Ama" diyerek Feza'nın gözlerinin içine baktı. Sonra Ilgaz'a baktı. "Ama ölümüm kalıcı olacak. Yeniden. Ve Tuğgeneral Yavuz Arısoy kimliğim gerçekten de ölmüş olacak. Bir hain olarak. Ve ben...." Durup iç çekti ve göz ucuyla yeniden Ilgaz'a baktı. "... Ve ben böylece eski hayatıma geri dönebileceğim. Zaten benim ilerideki olanın buydu. Eski hayatıma dönmemin tek yolu buydu. Şimdi bu fikrimi avantaja çevireceğiz. Benimle birlikte düşman da ölmüş olacak askeriyenin gözünde."
Feza'nın gözleri kocaman açıldı. "Yani sen..."
"Evet kızım" dedi Yavuz. Ilgaz hiçbir şey anlamıyordu şu an.
"Nasıl geri döneceksin baba seni bulurlar" diye araya girdi Kaya. "Her şey bittikten sonra, düşman yakalandıktan sonra bile bu iş sıkıntı. Senin yaşadığın öğrenilirse bize anlattığın birim gerçekten infazını verir ve bu defa suçun yeniden vatana ihanet olur. Kimliğini nasıl ifşalayacaksın?"
"Birkaç fikrim ve planım var bununla da ilgili. Eski hayatıma geri dönmek benim hayattaki tek amacımdı çocuklar" derken bakışları yeniden Ilgaz'a kaydı ama onun gözlerinde sadece sabırsızlık gördü. "Eski hayatım hâlâ beni kabul ediyorsa tabi." Diyerek konuşmasını bitirdi Yavuz.
Ilgaz'ın yüzü bembeyazdı. "Ne?" dedi. "Siz neyden bahsediyorsunuz? Ne eski hayatı? Ne alaka? Kimsiniz ki siz?"
Ama Yavuz sustu. Feza da sustu. İkisi de ona bakmıyordu bile. Feza dalgınlaşmış, gözleri boşluğa dalmıştı. Bir şeyler düşünüyor, bir şeyleri tartıyordu. Yavuz ise ellerini masanın üzerinde birleştirmiş, sessizce bekliyordu.
"Yavuz baba" diyerek konuyu değiştirmeye karar verdi Kaya sessizliği bozarak. Herkes ona döndü ciddi bir şey söyleyecek diye ama Kaya her zamanki espiriliğiyle konuyu bambaşka bir yere çekti. "Eğer benim aileme dair bir şeyler biliyor ve susuyorsan baba, şimdi konuşmanın tam zamanı. Her yerden bir aile fırlıyor ve ben alınıyorum artık."
Ilgaz gülmedi. Yavuz da. Ama Feza gözlerine ulaşan bir acıyla dişlerini göstermeden güldü...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 124.39k Okunma |
13.94k Oy |
0 Takip |
54 Bölümlü Kitap |