
Bir Veda,
Bir Teşekkür ve
Sonsuz Umut
Canım papatya okurum; buraya kadar okuduğun bu uzun yolculukta bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim.
Rabbime; önüme çıkan tüm engellere, zorluklara ve sıkıntılara rağmen bana güç verdiği, bu kitabı en güzel şekilde tamamlamamı nasip ettiği için binlerce kez şükrediyorum.
Elhamdülillah,
elhamdülillah,
elhamdülillah...
Sonrasında beni destekleyen canım anneme; her zaman yanımda olan, maddi manevi desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, sıkılsa da beni hep dinleyen biricik kardeşime —ki kardeşim olmasına rağmen bazen benden büyük olduğunu düşündüğüm, karakterlerimin ilham kaynağına— ve saatlerce konuşup hiç sıkılmadığım; dürüstlüğüne, samimiyetine, sevgisine ve güvenilirliğine sonuna kadar inandığım canım dostuma sonsuz teşekkürler.
Ve tabii ki bugünlere gelene kadar bana yorumlarıyla, mesajlarıyla, dualarıyla ve elinden gelen her şekilde destek veren tüm okurlarıma, takipçilerime...
İyi ki varsınız, Allah hepinizden razı olsun.
Açıkçası ilk kitabım olduğu için o kadar farklı duygular yaşıyorum ki, size anlatamam. Belki daha mutlu olurum diye düşünmüştüm ama şu an daha çok hüzünlüyüm. İçim çok buruk; çünkü aylardır birlikte pek çok şey yaşadığım, zaman zaman onlarla birlikte düştüğüm, bazen benim onları, bazen onların beni ayağa kaldırdığı zor ama eşsiz bir yolculuktan geçtim.
Dile kolay, onları yazmaya başlayalı, bu yola çıkalı neredeyse 16 ay oldu. Bu kitaba ilk niyetlendiğimde hayatımın biraz farklı, gri bir dönemindeydim. Mihri’nin hislerini paylaşıyordum; umutsuz, ne yapacağını bilmeyen, nereye gideceğinden emin olmayan biri gibi... Sık sık kendimi bir boşlukta hissettiğim zamanlardı.
Eski defterime yazdığım ve bugünlerde açıp açıp okuduğum bir kısım var; "Hissediyorum, içimde yazmak var ve ben yazdıkça daha iyi olacağım," demişim. Ta o zamandan hissetmişim bu yolun bana şifa olacağını. İlk eserim, acemiliğim, bilmediğim pek çok şey vardı... Bu yola çok iddialı başlamadım. Kitabın girişinde de belirttiğim gibi; sadece samimiyetimle yazmaya karar verdim.
İnandım ki; gerçekten yürekten yazılanlar yüreklere dokunabilir, gerçek bir umutla yazılanlar okuyana umut verebilir. Yoksa sadece hayatın içindeki kederleri ele alıp, sonunda hiçbir kapı açmayan bir kitap yazmak istemedim. Tabii bunun için önce kendi içimde bir umut bulmam, doğru kapıyı aralamam gerekiyordu.
Ben Rabbimin kapısını çaldım ve sadece O’ndan umut ettim. O bana öyle güzel kapılar açtı ki, inanamadım. Bu kitabın her bir bölümünde, her bir satırında size gerçekten hissettiklerimi anlatmak, karakterlerimle kendi yürek yolculuğumu paylaşmak istedim. Umarım yüreğinize, yaralarınıza iyi gelmiştir. Ne kadar zorluk yaşarsak yaşayalım, başımıza ne gelirse gelsin asla ama asla O’ndan umut kesmeyin. Unutmayın; O, imkansızların Rabbidir.
Bunu söylemek belki biraz tuhaf gelebilir ama samimi bir itirafta bulunayım: Bir Demet Papatya’mı çok ama çok özleyeceğim. Daha finali paylaşmadan özlemeye başladım bile... Mihri’m, Tarık’ım, Bükra’m, Bartu’m, Elsa’m, Özgü Teyzem, Alp, Enes, Hüma, Şeref Amca, Ülkü Anneanne ve tabii ki miniğim; Mihrimah Rüveyda... Her biri benden parçalar taşıyan, ayrı ayrı sevdiğim bambaşka karakterlerim.
Onları çok seviyorum ve şimdi her birini sizin yüreğinize emanet ediyorum. Bir papatya gördüğünüzde, bir motor sesi kulağınıza dolduğunda, bir fincan kahve içtiğinizde, elmalı kek yaptığınızda ve umarım bir gün Bir Demet Papatya kütüphanenizde yerini aldığında; lütfen onları unutmayın. Hep hatırlayın ve yüreğinizde yaşatın.
Boynumdaki papatya kolyesine dokunuyorum; hepinizin samimiyetini tam burada, kalbimde hissediyorum.
Umutla kalın, Allah’a emanet olun.
---
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 57.21k Okunma |
8.29k Oy |
0 Takip |
60 Bölümlü Kitap |