7. Bölüm
Gazel Melek / LÂL MAZİ (Havacılık Kurgusu) / 6.Bölüm Alaca Maviler

6.Bölüm Alaca Maviler

Gazel Melek
gazeli_s

 

Yeni bölüm getirdim.

6. Bölüm sizlerle efendim.

Keyifli okumalar dilerim.🥰

Masmavi semalarda kaybolmak isteyenlere…

2012

 

Kader yine azar işitiyordu. Neden mi? Çünkü bir kuzeniyle adı çıkmıştı. Hayır yani insanlar neden böyleydi? Kuzen kardeş gibiydi. Neden onların adını çıkarmaya uğraşıyorlardı ki.

Kader’in annesi “Milletin ağzına nasıl laf verirsin sen Kader. Ailemizin adını mı lekeleyeceksin.” dedi. Halbuki Kader ve kuzeni sadece yan yana yürümüştü. Bunda bir şey yoktu ki.

Kader “Anne biz bir şey yapmadık ki sadece yan yana yürüdük. Dışarıda yan yana yürümenin ne sakıncası var anlamıyorum ki.” dedi. Kader’in annesi “Kader bana karşı gelme. Bir daha kuzeninle dışarı çıkmak falan yok.” dedi.

Kader “Biz kötü bir şey yapmadık neden bağırıyorsun bana anlamıyorum.” demesiyle yanağına sert bir tokat çarptı.

Tokatın etkisiyle yüzü yana savruldu. Kader’in gözleri dolacak gibi oldu ama tuttu. Annesi “Odaya.” diye bağırmasıyla odasına gitti. Odasına girdiğinde göz yaşlarını tutamadı. Göz yaşları dertlerini anlatmaya çalışırken yatağına geçti. Defterini, LÂL GECELER’i, eline aldı. Göz yaşları deftere dökülürken yazmaya başladı. Sanki deftere yazarken içindekileri birine anlatıyormuş gibi hissediyordu.*Yazası bitince defteri kapattı. Dolu gözlerle yatağın uzandı ve tavanı izlemeye başladı. Neden böyle bir hayat yaşadığını düşünüyordu. Onunda iyi bir hayatı olmaya hakkı yok muydu?

Belki de hayat sınavı dedikleri şey buydu.

________________________________
*Yazar profilinden bu bölümü okumak için “Lâl Geceler’in 2. Sayfasını okuyabilirsiniz.
________________________________

                               🤍

 

ÇAKIR AGÂH ZEHİR

Yavaşça gözlerimi araladım. Göğüsümde ki ağırlıkla duraksadım. Kafamı aşağı eğdim. Gördüm şeyle duraksadım. Tuna sol kolumu belimin arkasından geçirmiş sağ elini de sol omzuma koymuştu. Kafası da tam göğsümün üzerindeydi. Öyle sıkı sarılmıştı ki sanki hiç bırakmak istemiyordu. Çok derin nefes alıyordu. Sanki kabus görüyor gibiydi.

Asena’nın öz ailesinin şerefsiz olduğu aklıma geldi. Kabuslar görüyorsa onlar yüzünden olabilirdi. Neden böyle olmak zorundalardı? Kızın kabus görmesine neden sebep olmuşlardı?

Peki ben neden buna sinirleniyordum?

Derin bir nefes aldım. Aldığım nefesle Asena’nın kokusu burnuma doldu. Kokusu bir orman gibi derin bir deniz gibi ferahtı.

Kokusu Karadeniz gibiydi.

Asena hareket etmeye başladı. Yavaşça gözlerini araladı. Uykulu mırıltılar çıkarmaya başladı.

“Günaydın Üsteğmen.” dememle Asena öyle bir sıçradı ki az daha koltuktan düşecekti. Kocaman gözlerle bana bakıyordu.

“K-komutanım. Sizin burada ne işiniz var?” dedi.

“Senin benim göğüsümde ne işim varsa benim de burada olma sebebim o Üsteğmen Asena Tuna. Evet nedeni nedir?”

“Ben yanlışlıkla şey yaptım. Bile isteye olmadı.” dedi.

Normalde terör estiren kız şimdi önümde kurt yavrusu gibiydi. Göğüsümde uyumak bu kadar mı rahatsız edici? Ayağa kalktım. Koktuğun üzerindeki ceketimi alıp üstüme geçirdim. Kapıdan çıkmadan önce “Bugün uçuşumuz var Üsteğmen Asena Tuna. En geç 08.00’da hangarda ol.” dedim ve evden çıktım.

 

ASENA TUNA ÖZTÜRK

Çakır’ın gitmesiyle hızlıca ayağa kalktım. Nasıl onun göğüsümde uyuya kalmış olabilirdim. Komutanımdı o benim. Bir şeylere sarılarak uyumayı bırakmam gerekiyordu. İlk defa onun bu kadar alaycı bakarken görmüştüm. Alaca mavileri o kadar yakınımdaydı ki ne kadar alaycı olduğu her halinden belliydi. Peki ben neden onun alaca mavilerine takılmıştım?

Koşar adımlarla odama gittim. Üstündekilerden kurtuldum. Üstümü değiştirdim. Telefonumu kot pantolonumun arka cebine koydum. Askılıktan siyah deri ceketimi aldım. Kapıyı açtım. Ayakkabılarımı giydim. Koşar adımlarla apartmandan indim. siyah Audi RS6 Avant arabama bimdim. Anahtarı takıp çevirdim. Telefonumun rehberine girip Esme’yi aradım. Bir kaç çalışta açtı.

“Esme nerdesin sen? He beni o komutanım olasıca adamla aynı evde tek başına mı bıraktın gerizekalı he hem o Duha denen şerefsiz nerede? Sizi bir elime geçireyim var ya tokat manyağı yapılan sizi beni Çakır’la aynı evde ben onun göğüsümde yatarken bırakmanı ne demek ya ne demek?”

Derin bir sessizlik oluştu. Sessizliğin ardından Esme “Neee sen Çakır’ın göğüsümde mi uyudun? Nasıl yani bildiğimiz göğüsten bahsediyoruz değil mi?” dedi.

Arabayı filonun önüne çekerken “Esme öyle hiç mal ayaklarına yatma yemezler. Gelince görüşüceğiz seninle.” dedim.

Esme de keyifli bir sesle “Maalesef hayatım şansına küs bugün nöbetteyim.” dedi.

“Öff tamam kapat sizden de anca bu beklenir zaten.”

Telefonu kapatıp arabadan indim. Karşımda ‘Kartal Filosu’ duruyordu. Hızlı ve emin adımlarla filoya doğru yürüdüm. Filo kapısından içeri girdim ve odama doğru yürüdüm. Odamın kapısının önüne gelince duraksadım.

Hvc. Plt. Üst. Asena Tuna Öztürk

Odanın kapısını açıp içeri girdim. Tulumumu giyip masama oturdum. Odamı çoktan dizayn etmiştim. Masamda bir aile fotoğrafımız vardı. Benim Hava Harp Okulundan mezun olduğum da çekilmişti. Sağımda annem solumda abim vardı. Abimin solunda da babam vardı. O fotoğrafın yanında başka bir fotoğraf daha vardı. O fotoğrafta sadece ben vardım. Yine mezuniyetimde çekilmişti.

Fotoğraflara son bir bakış atıp odadan çıktım. Hangara doğru yürümeye başladım.

 

                              🤍

NİSAN KARACA ULAŞ

Yemekhane de tek başıma masada oturuyordum. Kartal Filosu cidden benim hayatımdı. İlk görev yerim burasıydı. Yirmi altı yaşındaydım. Teğmendim ve filonun en iyi kolundandım. Gökyüzü benim hayatım olmuştu. Jetle uçarken kendimi özgür hissediyordum.

Ben boş boş yemekhaneyi izlerken Şahin komutanım yanıma geldi. Şahin’den yani komutanımdan filoya geldiğimden beri hoşlanıyordum ama bir türlü açılamıyordum. Çünkü komutanımdı ve biraz çapkındı. Normalde sert bir mizacım vardı ama aşk olunca eğer şey değişiyordu. Ama asla belli etmiyordum. Gerekirse bu aşk benimle mezara bile gelirdi. Gizliliğimden asla ödül vermezdim.

Şahin karşıma oturdu. “Nasılsın Karaca?”

“İyiyim komutanım siz?”

“Bende iyiyim. Bugün kol uçuşumuz var biliyorsun değil mi?”

“Biliyorum komutanım.”

“İyi Asena hakkında ne düşünüyorsun?”

“Bir şey düşünmüyorum komutanım ama bence iyi bir pilot.”

“Evet kesinlikle iyi bir pilot.”

“Komutanım uçuş vakti yaklaşıyor hangara gitsek mi?” dedim. Şahin “Gidelim.” dedi ve masadan kalkıp hangara doğru yol aldık.

 

                               🤍

ASENA TUNA ÖZTÜRK

Hangarda Çakır bizi bekliyordu. Ben hangara girdiğimde Şahin ve Karaca da peşimden geldi. F-16’ların yanında Salih duruyordu. Ona bir baş selamı verdim. Bütün hazırlıkları tamamlayıp uçuşa geçtik.

F-16’ların uçları bulutları delerek geçiyordu. Kokpitlerin** içinde yalnızca düzenli nefes alış verişlerimiz vardı.
________________________________
**Genellikle uçaklar başta olmak üzere taşıtların sürücü veya pilot tarafından yönetildiği, tüm kontrol ve gösterge sistemlerini barındıran özel bölümdür.
________________________________

Çakır’ın jeti en öndeydi. Ben onun sağındaydım. İnanılmaz bir düzende uçuyorduk. Arkamızda Şahin ve Karaca vardı. Hepimiz birbirimizle uyumluyduk. Ama tek bir yanlış manevra bütün uçuşu berbat edebilirdi.

Çakır’ın sesi telsizden bütün kokpite yayıldı. “Gökhilal alçalmış manevrasına giriyoruz.”

Dört jette aynı anda aşağı yöneldi. Jetlerin uçları bulutları delip geçerken kokpitin canımı beyaz bir bulut tabakası kaplamıştı. Sağ elim lövyeyi*** sıkı bir şekilde tutuyordu.
________________________________
***Uçağı yönlendirmek için kullanılan kumanda koluna lövye adı verilir.
________________________________

Derin bir nefes aldım ve telsize konuştum.
“Kanat adamı stabil.”

“Element lideri stabil.”

“İkinci kanat adamı stabil.”

Çakır hafifçe sola yatış verdi. Bütün jetler sanki birbirine başlıymış gibi aynı anda döndü. Jetlerin kanat uçları birbirine az da olsa değse jetin kontrolünü sağlayamayabiliriz. Ama aldığımız eğitimler sayesinde buradaydık. Ankara semalarında süzülebiliyorduk.

Gözüm Çakır’ın jetine kaydı. Kokpitin camından yansıyan güneş o kadar güzel görünüyordu ki. Kuleden iniş izni verilince inişe geçtik.

Jet uçurmak bazı insanlar için çok basit bir şey olsada bizim için her şeydi. Ankara semalarında süzülürken özgürlüğümüzü ilan ediyorduk.

Bir hayat felsefem vardı;

Gökyüzü özgürlüktü. Özgürlüğü daima gökyüzünde ara.

Gökyüzü onun Alaca Mavileri gibiydi. Özgürlüğü tattırmak ister gibi…

Bölüm : 15.05.2026 23:03 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...