9. Bölüm
Gazel Melek / LÂL MAZİ (Havacılık Kurgusu) / 8. Bölüm Sanrılar ve Feryatlar

8. Bölüm Sanrılar ve Feryatlar

Gazel Melek
gazeli_s


8. Bölüm sizlerle efemdim.

Keyifli okumalar dilerim. 🥰

İçinde ki feryatları susturamayanlara…

2012


Kader evde ki bağırışma sesleri ile irkildi. Saat sabahın üçüydü. Yatağından kalktı. Odasından çıkıp salona gitti. Salona girdiğinde annesi ve babası kavga ediyorlardı. Kader neden kavga ettiklerini anlamamıştı. Uyumak istiyordu.

Kader “Lütfen sessiz olun anne uyumak istiyorum. Her gün aynı şey ya bana bağırıyorsunuz ya da tartışıyorsunuz. Bıktım ben bundan bende sakin bir hayat yaşamak istiyorum ya neden bunu yapıyorsunuz?” dedi.

Babası hiddetle “Ne yapıyormuşuz biz acaba küçük hanım?” bağırdı.

Annesi “Bize bağırma Kader ne yaşamışsın sanki bir ailen var en azından bak millete aileleri dağılmış tek başınalar. Ne yaşamız olabilirsin sanki.” dedi.

Kader bir şey diyemedi. Diyecek çok şeyi vardı ama söyleyemedi. Odasına gidip tekrar yatağına girdi eline defterini alıp yazmaya başladı.*
________________________________
*Yazar profilinden bu bölümü okumak için Lâl Geceler’in 4. Sayfasını okuyabilirsiniz.
________________________________

🤍

Neden her yerde aynı yüz vardı? Neden sürekli yanımdaydı? Biz onunla sadece komutan ve askerdik sürekli çevremde olması ne kadar doğruydu?

Karşımdaki tanıdık yüze kitlenmişken o bana daha da çok yaklaşıyordu. Çakır yanımıza geldi. O da anlamayan gözlerle bakıyordu. Duha “Hoşgeldin kardeşim.” dedi. Çakır’a oturması için yanında ki -aynı zamanda benim karşımdaki- sandalyeyi gösterdi. Çakır oturdu. Hala anlamayan gözlerle bakıyordu. Aynı şekilde bende. Yanında ki Esme’ye döndüm. ‘Ne oluyor?’ Anlamında kafamı salladım. Sırıttı.

Ne yapmaya çalıştıkları gayet basitti. Bizi filo dışında da bir araya getirip kaynaştırmak.

Kaşlarımı çatarak Esme’ye baktım. Önüme döndüm.

Çakır “Merhaba Tuna.” dedi.

“Merhaba komutanım.” dedim. Kaşlarını çattı. Umursamadım. Menüler gelince yemekleri sipariş ettik. Alkollü bir mekandı burası. Yemeklerimiz gelince yemeye başladık. Duha ve Esme konuşuyor ve gülüşüyorlardı. Söylediklerine arada Çakır ve benim dudağım kıvrılıyordu. Normalde olsa karalaya atıcağım şeylere sadece dudak kıvırıyordum. Hem onlara sinirliydim hemde yemek yiyordum. Yemek yerken doyana kadar konuşmayı sevmiyordum. Yemeğim bölünüyor gibi hissediyordum. Anlaşılan Çakır da öyleydi.

Yemeklerimizi bitirince içki içmeye başladık. Hepimiz içiyorduk. Bugün büyük ihtimalle sarhoş olacaktım. Ama ilk seferim değildi. O yüzden problem yoktu. Esme bir ara tuvalete gideceğini söyledi. Duha da peşinden gitti.

Birlikte işitecekler herhalde.

Masada Çakır ve ben kalmıştık. Çakır da bende az da olsa sarhoştuk.

Çakır “küçükken neden aile değiştirdin Tuna?” diye bir soru yöneltti. Duraksadım. Neden mi?

“Sen cehennemde yaşamak ne biliyor musun Çakır?”

“Hayır.”

“Ama ben biliyorum. Sen hiç her gün farklı bir kabusa uyandın mı? Ben uyandım. Sen hiç yaşarken öldün mü? Ben her gün yaşarken öldüm.”

Çakır çok rahat bir sesle “Ne yaşamış olabilirsin ki en fazla?” dedi.

 Ne?

Bunu cidden sormuş muydu?

“Ne saçmalıyorsun sen ya he ne saçmalıyorsun? Çok şey yaşadım ben ama sen bunu zaten anlayamazsın değil mi? Mükemmel bir hayatın oldu çünkü ailen seni hep sevdiği değil mi? Benim hayatım seninki gibi değildi ama Çakır. Benim hayatım seninki gibi toz pembe değildi.” dedim.

Çakır sinirle “Toz pembe mi? Nesi toz pembe hayatın sen benim hakkımda ne biliyorsun da yorum yapabiliyorsun sen benim hakkımda yorum yapabilecek birisi değilsin.” diye bağırdı. Herkes bize bakıyordu.

“Asıl sen benim hakkımda yorum yapabiliyorsun?” diye bağırdım.

“Sen kimsin ki benim hakkımda yorum yapıyorsun Tuna he sen kim oluyorsun?” diye bağırdı. Sandalyesini hızla arkaya itti ve ayağa kalktı. Hızlı adımlarla restoran kapısına doğru ilerledi ve koşar adımlarla çıktı.

Sinirle sandalyemi arkaya ittim. Sandalyem yeri boylarken ben sinirle masanın örtüsünü çektim. Her şey yere düşerken ben masayı tutup devirdim. Gözlerimden yaşlar akarken yere dizlerimin üstüne düştüm. Yaşlı gözlerle haykırdım.

Bana geçmişimi hatırlatan insanlardan nefret ediyordum. Hâlâ gözlerim yaşlıyken ayağa kalktım. Hasarın parasını ödedikten sonra restorandan çıktım. Gözlerim arabamı aradı ama hiç bir yerde yoktu. Zaten alkollü araç kullanamazdım. Boş sokaklarda yürümeye başladım. Beni alsın diye Esme’yi arayabilirdim. Ama aramak istemiyordum. Sokağın kenarında bir duvarın dibine çöktüm. Sırtımı duvara yasladım.

Neden her zaman böyleydi. Neden gerçekler yüzüme tokat gibi çarpıyordu. Biraz daha duvarın diminde oturduktan sonra kalktım. Evin yolunu bir şekilde bulabilmiştim. Kapıya anahtarı soktum ve çevirdim. Kapıyı açıp eve girdim. Esme büyük ihtimalle Duha’nın yanındaydı. Kapıyı kapatıp odama çıktım. Kendimi yatağa attım.

Mazim her seferinde karşıma çıkıyordu. Ya birisi bana maziyi hatırlatıyor ya da ben kendi içimde bitiremediğim sanrılar beni yok ediyordu. Bundan hiç bir şekilde kurtulamıyordum. Her gece sanki birisi bana yine aynısını yapacakmış gibi kabuslar görüyordum.

İstikbalin lahza bir an olduğunu düşünüyordum bazen. Sanki her şey bir rüyaymış ve ben bu rüyadan kabusa uyanacakmış gibi…

                             🤍

Dün gece yaşadığım olay yüzünden yatağımdan hiç çıkmamıştım. Açtım. Dün geceden bitirir bir şey yememiştim. Saat 22.02’ydi. Derdeyse yirmi dört saattir yatağımda içimde ki vaveylalar ile yüzleşmeye çalışıyordum. Çünkü iç çığlıklarımı hiç kimse duymuyordu.

Çakır’ın dedikleri ağırıma gitmemişti. Maziyi hatırlamak zor gelmişti. Kendimi yataktan kaldırdım. Üstümde hâlâ dün gece ki kıyafetler vardı. Üstüme siyah bir gündelik elbise geçirdim ve evden çıktım. Gözlerim şişti. Hâlâ içim yanıyordu. Sakinleşmem gerekiyordu.

Bir bar bulup içeri girdim. Barmenden ağır bir şeyler istedim. Ben içkimi içerken yanıma bir adam geldi. Oda içki söyledi. Ben etrafı izlerken gözüm bir kişiye takıldı. Yine oydu. Neden her yerdeydi. Neden benim olduğum her yerde o da vardı.

Solunda sarışın bir kadın vardı. Ona sırnaşmaya çalışıyordu ama o hiç pas vermiyordu. Nedensizce içime dolan kıskançlık hissiyle yanımda adama döndüm.

“Dans edelim mi beyefendi?” dedim. Adam bana döndü. Teklifimi kabul etti. Pistin ortasına geçtiğimizde ben adamın önünde bedenimi kıvırırken adam zevkle beni izliyordu. Bir ara durup Çakır’a baktım. Beni izliyordu. Her hareketime dikkatlice bakıyordu. Yanında ki sarışın kadında onun dikkatini kendime çekmeye çalışıyordu. Ben kıvırmaya devam ederken bir el bileğimi tuttu. Beni pistten aldı. Kim olduğuna baktığımda Çakır olduğunu gördüm. Neden bunu yapıyordu? Beni mekandan çekip çıkardı.

Hala bileğimi sıkı sıkı tutarken “Sen ne yapıyorsun Tuna?” dedi.

Hızla bileğimi kurtardım. Şiddetle ona döndüm. “Benim ne yaptığım seni ne kadar alakadar eder sen benim sadece komutanımsın fazlası değil.” dedim ve hızla oradan uzaklaştım.

Bir saniye bile rahat yoktu. Her yerdeydi. Kendimi eve attım. Üstümdekiler çıkarıp siyah bir kısa şort giydim. Üstümde sadece siyah sütyenimle kalırken ayaklarıma inekli peluş terliklerimi giydim. İyi değildim. Hemde hiç. Kendimi salonda ki koltuğa attım. Boş boş tavanla bakışıp içimde ki vaveylalarla yüzleşmeye çalışırken kapı çaldı. Saate baktım. 02.23’tü. Bu saate Duha gelmiş olmalıydı. Çünkü Esme bugünde nöbetteydi.

Kapı bir kez daha çaldı. Kapının yanına gittim ve parmak uçlarıma kalkıp kapı deliğinden baktım. Ama simsiyahtı sanki birisi üstüne elini koymuştu. Kapıyı yavaşça aralamamla birisi dudağıma yapıştı. Dudağımın üstüne kapanan dudakla ne olduğunu anlamadım. Kim olduğuna baktığımda ise yine onu gördüm.

O beni öperken ben neden itmiyordum. Ellerimin birini bel boşluğuma yerleştirdi. Diğeri ise çenemdeydi. Ona karşılık vermeye başladım. Kollarımı boynuna doladım. Bir anda üst dudağıma dişlerini geçirdi. İstemsizce inledim ve tırnaklarımı ensesine geçirdim. İnlemem onu sanki daha çok azdırmıştı. Dudaklarını çekiştiriyordu. Sol eli belimden kalçalarıma geldi ve kalçamı avuçladı.

Tekrar inlemek istedim ama bu istediğimi bastırdım. Şu an onu itmem gerekirken ona karşılık veriyordum. Beni bu hale sokan adamla öpüşüyordum.

Sonunda benden ayrıldı. Yüzü o kadar yakındı ki yüzüme.

Konuşmaya başladı. “Neden bunu bana yapıyorsun Tuna neden bana karşılık veriyorsun?”

Bunun nedenini bende bilmiyordum. Neden ona karşılık veriyordum.

Sessiz kaldım. Beni kucaklayıp odama götürdü. Beni yatağa bıraktı.

Ne yapıyordu ve ben neden buna sessiz kalıyordum?

Üstündeki gömleği çıkarıp kenara attı ve yanıma yattı. Kollarını belime dolarken “Bugün senle uyuyabilir miyim Tuna’m?” dedi.

Hiç sorgulamadan kabul ettim. Sanırım benimde birine sarılmaya ihtiyacım vardı.

 

Bölüm : 17.05.2026 21:35 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...