25. Bölüm

Ben senin kızınım

Kafadeniizz
kafadenizz

Gözlerimi açtığımda kafamın ağrısını daha net bir şekilde hissetmeye başlamıştım. Dünün yorgunluğu ve stresi bugün daha yeni yeni vücudumdan çıkıyor olmalıydı.

Dün bazı şeyleri bahane ederek, asla odadan çıkmamıştım. Erdem beyle yaşadığımız o atışmadan sonra bir daha odaya gelmemişti, onun yerine iki sefer ahu hanım gelse bile güzel bir dille yorgun olduğumu söylemiş ve onu göndermiştim.
Ben, tüm gün odadan dışarıya adımımı atmazken, aksi şekilde Lara da odaya adımını atmamıştı. Onların yanında ne yapıyordu bilmesem de merak etmiyordum!

Odanın kapısının açılmasıyla, yatakta hafifçe doğrulup sırtımı yatağın başlığına yasladım, içeriye giren laradan başkası değildi, sonunda odaya teşrif edebilmişlerdi kendileri !

Elindeki havluyla alnındaki teri silerken soluk soluğa olması beni istemsizce meraklandırmıştı. ”Niye soluk soluğasın ?” Diye dayanamayıp sorduğumda anında duraksayarak bana bakmıştı. Beni daha yeni fark ediyordu.

”Uyandın mı ?” Dediğinde istemsizce gözlerimi devirmiştim, yok uyanmadım ! ”Sence uyuyor gibi bir halim mi var ?” Sorduğu sorunun saçmalığını ben konuşunca anlayabilmişti. ”Belli olmuyor kızım sana ne bileyim !”

"Sen önce bana bir cevap ver niye soluk soluğasın, nereden geliyorsun ?"dediğimde kullandığı havluyu öylesine bir yere atıp, kedini yorgun bir şekilde yanımdaki koltuğa bırakmıştı.

"Erdem beyle biraz spor yaptık." demesiyle kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya doğru kalkmıştı. Ne demek erdem beyle spor yaptım ? Bu kız benim şuan da nasıl bir durumun içinde olduğumun, farkında mıydı ? "Lara sen iyi misin ?" diye sinirle sorup bir hışımla ayağa kalktım ve sinirle karşısına dikildim . Onun cevap vermesini dört gözle beklerken, o ise bu durum karşısında yüzüme bakmadan tırnaklarıyla ilgileniyordu. "Lara bana bakar mısın ?!" diye ona kızdığımda sonunda gözlerime bakmıştı. "Bana öyle bakıp durma mucize. Adamın sana bir kötülüğü olamamış neden böyle davranıyorsun ? Sence de biraz ön yargılı değil misin onlara karşı ?"

Ben onlara karşı asla önyargılı değildim! Ne olursa olsun bu bizi zorla buraya getirdiğini ya da benim ailemden birilerini tehdit ettiğini değiştirmiyordu. Her şeyi geçtim Eğer ben onun kızı olmasaydım sonucu öğrendiği an bu olaylardan asla pişman olmadan beni bir paçavra gibi dışarıya atacaktı.

Bu düşüncelerimle bir kaç saniye duraksamıştım. Kafama dank edenlerle şaşkın bir şekilde Lara'ya bakmıştım. Ben galiba onlara karşı gerçekten ön yargılı davranıyordum ! Daha böyle bir durum olmadan resmen her şeyi kafamda kurmuştum .

"Ne oldu ?"

"B-bir şey yok ." dedim ve ne yapacağımı bilmeden bir kaç saniye etrafa baktım.

"Mucize iyi misin ?" diye tekrardan soru sorduğunda cevap vermeden, hızlı adımlarla ilerleyip, odanın içindeki lavaboya girdim. Kapıyı kapattığım an soluğumu düzenlemeye çalıştım. Gözlerim dolmuş ve boğazıma büyük bir yumru oturmuştu.

Onlara gerçekten haksızlık mı yapıyordum ?

Kapı tıklatıldığında kendime gelebilmek için bir kaç kere derin derin nefes alıp verdim. "Mucize iyimisin ?"

Değilim , ben hiç iyi değilim !

"İyiyim Lara " konuşmam boğazımdaki yumruyu daha belirgin bir hale getirmişti. Gözlerimdeki birikmiş yaşlar yanaklarımdan süzülüp gitmek için büyük bir çaba sarf ediyordu. Ben galiba farkında olmadan, büyük bir yanlış yapmıştım. Onlara bir şey anlatmamakla her şey iyi olur diye düşünürken bu hiç böyle olmamıştı. Büyük anlamda bir yanılgı yaşamıştım.

Hem zaten erdem bey DNA testinden sonra her şeyi öğrenecekti... Saklamamın bence bana da onlara da bir yararı yoktu.

Aynada kendime bakmaya yüzüm olmadığı için soğuk suyu açıp hızlı hızlı yüzümü yıkadım. Bu durum benim bir nebze de olsa rahatlamamı sağlamıştı. Aceleci hareketlerle Havluyla kurulanıp banyodan çıktım. Kapı açıldığı an Lara'nın bakışları beni bulmuştu. Koltuktan kalkıp, karşıma geçti. "Muciz-..." tam bir şey söyleyecekken onu durdurdum ve konuşmasına izin vermedim.

"Vedat babamı her şeyden ve herkesten çok seviyorum ama bir yanımda onlara büyük bir haksızlık yaptığımı söylüyor. Erdem beye gerçeği söyleyeceğim istemezlerse de kendileri bilirler." Kendime düşünme fırsatı vermeden, tek nefeste konuştuğumda boğazımdaki yumru biraz olsun azalmıştı.

"Bence de doğru olan bu mucize !" Lara'nın beni onaylar anlamda konuşmasıyla, özgüvenim daha da körüklenmişti. Bence de şuan en doğru olan buydu

"Erdem bey nerede ?" diye heyecanla konuştuğumda, beni bekletmeden anında ayağa kalktı.

"Gel gidelim."

...

Lara beni erdem beyin yanına getirip, kendisi duş almak için odaya gitmişti. Duş aslında bahaneydi asıl amacı bizi erdem bey ile yalnız bırakmaktı...

Burası zemin katta bir spor salonuydu. İçeriye girdim gireli ne diyeceğimi bilemez halde öylece olduğum yerde duruyordum. Acaba hızlı mı karar vermiştim. Sonuçta dönüşü olmayan bir yola başvuracaktım. "Mucize benimle konuşmak istediğin o çok önemli olan şey ne ?" Erdem beyin konuşmasıyla düşüncelerimden uzaklaşıp , bütün dikkatimi ona vermiştim. Yüzüne bakamamak sinirimi bozsa da bunu başaramıyordum, ondan utanıyordum.

Babamın ve annemin yaptığı hatanın bedelini kendim ödemekten utanıyordum . Onları haklı çıkaracak tek bir cümlenin olmamasına utanıyordum ...

"Mucize seni bekliyorum !" sabırsız bir şekilde konuşması, beni daha da geriyordu. İstemsizce Ellerimin titremesini artmıştı. Heyecanımın resmen son doruklarındaydım.

"Üstüme gelip durmayın erdem bey , konuşacağım !" alayla dudağı kıvrılmıştı.

"Dün baban hakkında söylediklerimle mi ilgili ." istemsizce kaşlarımı çattım . Bu adam neden bu kadar takıntılıydı ?.

"Hayır erdem bey Şu konuyu açıp durmayın artık !" bu dediğimin üzerine tekrar bir şey diyecek gibi oldu ama istem dışı gözümden akan yaş onu susturdu .

"Bakın sizinle Ciddi bir şey konuşmaya geldim ve şuan aşırı derecede Zorlanıyorum, lütfen sizde daha fazla beni zora sokmayın!" dediğimde bir kaç damla daha süzüldü gözlerimden yaşlar. Kendimi durdurmaya çalıştıkça daha da çok akıyordu gözyaşlarım galiba sınırlarımın sonlarındaydım ...

"Tamam tamam , ağlamadan anlat bekleyeceğim seni ." dedi biraz öncekinin aksine yumuşak bir ses tonuyla bu benim daha ağlamama sebep olmuştu. Bu durum karşısında ne yapacağını bilemeyerek yerinden kalkmış ve masasının etrafında dolanıp karşıma oturmuştu. Masanın üzerinden peçeteye uzanıp bana verdi. Yavaş hareketlerle yüzüne bakmadan aldım .

Sessiz sessiz gözyaşlarım bana veda ederken derin bir iç çekip gözlerimi gözlerine dikmeye zorladım kendimi.

"Öncelikle sizden Özür dilerim." dedim tek bir solukta, Pür dikkat beni dinliyordu. Neden burada olduğumu veya ne için ondan özür dilediğimi merak ettiğine emindim ama beni bölmemek için ağzından bir kelime dahi çıkmamıştı, tekrardan boğazımdaki yumrunun geçmesi umuduyla derin bir nefes daha aldım . "Bundan aylar önce Lara'nın kurduğu bir takım pis oyunlar sonucu bir arkadaşım şirketimizin terasından düştü. Bu olanlar sonucunda, biz zarar görmeyelim diye bütün suçu babam üstlendi, hiçbir suçu olmamasına rağmen de paşa paşa hapishaneye girdi. " Bakışları o kadar yoğundu ki daha fazla bakmaya dayanamayıp önümde birleşik halde duran ellerime baktım ve zor da olsa devam ettim. Her şeyi eksiksiz bir şekilde anlatmamın zamanı gelmişti. "Hatta sizin oğlunuz dahi babamın hapishaneye girebilmesi için alttan alttan beni sorguladı " dedim alayla.

"Haberim var olanlardan, bir ara anlatmıştı ama merak etme cezasını çekti 1 aya yakın uzaklaştırma aldı amirinden ." dediğinde şaşkınca bir kaç saniye ona baktım . Bunu bilmiyordum!

"Bundan haberim yoktu benim." Ne hissedeceğimi bilemiyordum benim yüzümden uzaklaştırma aldığı için mahcup mu olmam gerekiyordu? Bir yandan abim olduğu için üzülsem de o gün ki kırgınlığımı hatırlayınca da hak etmişti diyemeden edemiyordum.

"Ama o gün ben yanlış bir şey yapmadım hatalı olan oydu." dedim kendimi savunmaya çalışarak. Neden kendimi açıklama ihtiyacı hissediyordum ki ?

Bu tavrım yüzünden bana garipçe bakmış ve elini uzatarak elimi tutmuştu. "Biliyorum hatalıydı ve o da bunun farkında." demesiyle içim rahatlasa da birleşik olan ellerimize baktıkça kalbim daha hızlı atıyordu. Sıktığım ellerimi birbirinden ayırıp bana baktı "Biraz rahatla ellerin acıyacak ." dediğinde ellerimi ne kadar sıktığımı daha yeni fark ediyordum . Çok aşırı bir stres yüklenmişti bedenime ve tam olarak kendimi kontrol edemiyordum .

"İyi değilsen bu anlatacağın şeyi başka zaman da-..." dediğinde ellerimi ondan hızlıca çekip konuştum ." Hayır, ben bir karar verdim ve her şeyi şimdi anlatacağım ." sonra anlatabilecek gücü kendimde bulamayabilirdim .

"Nerede kalmıştım ." dedim ve bir süre düşündüm. "Baba dediğin adam, hapishaneye girmişti en son " dediğinde hafifçe gülümseyip onu onayladım ve kendimi toparlamaya çalıştım . "Babam hapishaneye girdikten sonra uzun bir süre onunla görüşmeye gitmedim, daha doğrusu gidemedim. Çünkü babamın hapishaneye girmesinde kendimi suçlu buluyordum. Lara benim arkadaşımdı sonuçta." dedim ve bir kaç saniye duraksadım. Acaba bu kadar detaya inerek anlatmam onu sıkıyor muydu ?Hafifçe kafamı kaldırıp ona baktığımda bana dikkatli bir şekilde bakıyor olması biraz olsun cesaretimi yerine getirmişti." Neyse işte uzun bir süre sonra cesaretimi toplayıp gittim yanına, bana bir mektuptan bahsetti. Ne ile alakalı olduğunu asla söylemedi, sadece onu affetmemi ve mektubu okumamı istedi." Yutkundum ve sesim içime kaçmış bir şekilde tekrardan konuştum ."Hapishanede uzun bir süre kalacağını düşündüğü için her şeyi planlamış..." gözümden bir damla yaş düşmüştü.

"Meyra ve tolga benim kardeşim değil kuzenlerim zaten biliyorsun, Vedat babamın kardeşi Vildan halamın çocukları ,ikizler küçükken Vildan hala kötü hastalık yüzünden vefat etti . İkizlerin babası Semih amca da ben çocuklara bakamam deyip apar topar Yurtdışına gitmişti. Babam onu bile ayarlamış... Semih amcayı çağırmış ikizlere babalık yapması için." Sırtımdan küçük bir ürperti girmişti. Bu duygular tanımlanamayacak kadar derindi benim için.

"O gün oyalanmadan Eve gittim ve mektubu buldum. Açıp okuyacaktım ama o ara zil çaldığı için okuyamadım. Tolga gelmişti. Çok öfkeliydi o halleri hala dün gibi aklımda. Semih amca geçmiş karşısına, size babalık yapacağım falan demiş tabi tolga da bunu duyunca haliyle yedirememiş, patlayacak bir bomba gibi bizim eve gelmişti. " Kafamı kaldırıp gözlerine baktım ve devam ettim. "Semih amcayı benim çağırdığımı zannetmiş. Ona açıkladım durumu sakinleşti ve odasına çıktı, mektubu tekrar okuyacakken bu sefer de darmadağınık bir şekilde Meyra geldi. O an dedim bu mektubu okumak bugün bana nasip değilmiş. Bıraktım mektubu masanın üzerine ve çıktım Meyra'nın yanına." Laradan sonra başka birine bu olayları anlatmak beni rahatlatmıştı ama tek sorun bu konuşmalar bittikten sonraki tepkisiydi. İşte bu durum beni oldukça geriyordu. Ya benim kırılacağım bir şey söylerse? Düşüncelerimi kafamdan atmak için bir anlık dalgınlıkla kafamı sağa ve sola salladım.

"İyimisin kızım." dediğinde yutkunamadım. O ses tonu...

Bu hitap şekline Yüreğim burkulmuştu, gözlerinin içine bakarken kendimi tutamadım ve yaşlar gözlerimden damla damla süzüldü . Bilmiyorum belki de bu gözyaşları mutluluk gözyaşlarıdır.

"Özür dilerim ben erdem bey !" dedim mahcup bir ses tonuyla. "Kendimi tutamıyorum . " dediğimde bu halime gülmüştü.

"Anlayabiliyorum seni rahat ol, ben senin gibi iki kız büyüttüm." demesiyle daha deminki ruh halim ,bıçak misali yok olup gitmişti. Gözlerimdeki yaşlar bir anda durmuştu resmen. O iki kızdan biri ablam diğeri ise benim yerime geçen üvey kardeşimdi. Dalgın halimden çıkmaya çalışıp sahtece gülümsedim. "Ah tabi ya doğru iki kızınız var." dedim ve bu söylediklerim yüzünden, erdem beyin yüzü düştü.

"Öyle demek istemedim sende benim kızımsın Yani DNA test-..." Konuşmasını durdurup gülümsedim. Artık o eski, el bebek gül bebek olarak yetiştirilen, babasının küçük kızı yoktu . Bazı şeyleri olgunlukla karşılamamın vakti gelmişti. DNA testini görmeden beni kabullenmek istemiyordu.

"Sıkıntı yok erdem bey Ben kötü bir şey düşünmedim. "

"Kestirip atma mucize, sadece sen kabul etmediğin için bende kabullenemiyorum. Bugün ilk defa bu kadar uzun konuşuyoruz. Kendini bir de benim yerime koy yıllar sonra bir kızım olduğunu öğrendim ama bu kesin bile değil." dediğinde sonucunu düşünmeye zaman bırakmadan konuştum .

"Ben senin kızınım." Keşke konuşmadan sonucunu da düşünseydim.

"Biliyorum mucize yani sadece DN-..." tekrardan konuşmaya başlamıştı ki benim dediklerim bir anda kafasına dank etmiş gibi bana bakmıştı.

"Ne dedin sen ?" diyerek gözlerimin içine baktı. Ellerimin titremesini durdurmaya çalışarak. Omuzlarımı kaldırıp indirdim. "Ben senin kızınım erdem bey ." dediğimde elini kalbine götürüp yavaşça ovmuştu nefesi düzensiz haldeydi. "İyi misiniz erdem bey." deyip ayaklandığımda telaşım bir anda tavan yapmıştı.

Kendini koltuğa yaslarken bir şeyler söylüyordu ama anlamıyordum . "Ne oluyor erdem bey iyi misiniz ?" diyerek ağlamaya başladığımda elim ayağım koyuvermişti resmen . Kısık sesle kalbini tutarak bir şeyler fısıldadığında ona doğru yaklaştım.

"Nida kızım."

Nida mı ?

Gözleri yavaş yavaş kapanırken bütün gücümle bağırdım . "Yardım edin !" Beni duyabilirler miydi? Telefonum yoktu! Erdem beyin telefonunu aradım ama onu da bulamadım. Telaş bütün vücudumu esir almıştı resmen !

Koşarak kapıyı açıp yukarıya doğru çıktım. Salonda bir Allah'ın kulu dahi yoktu. Telaşlı bir şekilde mutfağa gidecekken Larayı görmem ile ağlayarak ona doğru koştum . "Lara yardım et lara ! "

"Ne oldu mucize ? Niye ağlıyorsun ?"

"Erdem beye bir şey oldu lara lütfen bir şey yap ." diye yere çöküp ağlamaya başladığımda arkamızdan birinin konuşmasıyla Larayla ikimizde anında ona baktık. "Ne oldu babama ?" diye soran adam ile bir kaç saniye duraksasam da aklıma erdem beyin görüntüleri gelmesiyle bu seferde telaşla onun yanına koştum .

"Erdem bey spor salonunda bir şe-." Konuşmamı bitirmeden arkasını dönüp, koşarak benim geldiğim yere doğru gitti. Lara ve bende Bir kaç saniye duraksasak da hemen arkasından koşarak erdem beyin yanına gittik.

Ya başına benim yüzümden bir şey gelirse ? diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum . Allah'ım nolur yardım et .

...

"Erdem özdemir yakınları " Doktorun konuşmasıyla Ailenin bütün bireyleri koşarak doktorun yanına gitti. Ben kalkıp da oraya gitme cesaretini kendimde bulamadım.

"Ne oldu iyi mi eşim ." Ahu hanım belki de yanındaki oğlundan destek almasa düşüp bayılacak durumdaydı.

"İyi Sakin olun lütfen! Eşiniz küçük bir kalp spazmı geçirmiş ama şimdi durumu iyi, Bir süre kendisini burada misafir edeceğiz. " Doktorun konuşmasıyla herkes derin ve rahatlamış bir soluk vermişti. Bende dahil.

"Şimdilik bir ilaç tedavisine başlayacağız. Arada kontrol etmeye gelirim şimdilik geçmiş olsun ." demiş ve yanımızdan ayrılmıştı.

Ahu hanım dizlerinin bağı çözülmüş bir şekilde kendini bir anda salıvermişti. "Anne !" diye bağırdı Nisa abla.

"Anne dur ne yapıyorsun gözünü seveyim babam iyiymiş bak!" Oğlu Çağatay onu tutmasa belki de şuan yerde olurdu. Ne düşüneceğimi ve ne yapacağımı bilemez halde boş boş etrafa bakarken Lara'nın konuşmasıyla dikkatim bu sefer de ona kaymıştı. "Mucize iyi misin ?" diye sorduğunda belli belirsiz kafamı onaylar anlamda salladım .

"Nasıl oldu bu durup dururken ya !" Ahu hanımın sitemle konuşmasıyla 'Ne yapacağız ' dercesine Laraya bakmıştım. O da sakin olmamı istercesine omzumu sıkmasıyla kafamı suçlu bir şekilde önüme eğdim .

"Onu bence şu kıza sormalıyız ." demesiyle kafamı kaldırdım . Bunu diyen kişi varlığını yeni öğrendiğim abimdi. Çağatay Özdemir.

"Ne diyorsun sen Çağatay ?"

"Dur abla dur ." dedi ve birkaç adımda karşımda durdu. Oturduğum için yüzünü görebilmek için kafamı kaldırmak zorunda kalmıştım . "Spor salonunda ne işin vardı senin ?" diye sormasıyla Bir kaç saniye bir şey söyleyemeden durdum.

Gerçekleri söylesem onlara da mı bir şey olurdu?

"Bir şey konuşmak için gitmiştim yanına" Sakin bir ses tonuyla konuşmak benim için oldukça zorlayıcı olmuştu. "Ne konuştunuz?" demesiyle boğazımdaki yumruyu giderebilmek adına bir kaç kere boğazımı temizledim. "Bakın ben hiç bir şey yapmadım . Sadece konuşuyorduk." dedim ve sustum. Erdem beyin Gözümün önüne gelen halleri ile ellerim titremeye başlamıştı. "Yemin ederim, ben bir şey yapmad-..."

"Tamam mucize inanan inanır inanmayan da erdem beyin kendisine sorsun. Kimseye açıklama yapmak zorunda değilsin."

"Sen kimsin ! Siz kimsiniz lan ailemin içinde ne işiniz var sizin ?" diye çağatayın yüksek sesle konuşmasıyla gözlerimden bir kaç damla yaş süzülmüştü.

Önüme geçen Lara ile hiçbir şey yapmadan, kafamı suçlulukla önüme eğdim ."Birincisi o sesine hakim ol ! İkincisi ise o sorularını erdem beye sakla çünkü bizde sana verecek cevap yok !" Lara sinirle kendinden cüssece büyük olan çağatayı göğsünden ittirmiş ve benim bileğimden tutarak oturduğum yerden kaldırmıştı.

"Yürü gidelim buradan !"

"Bence de gidin ! Bir daha da ailemin yakının da dahi görmeyeceğim sizi !" diye arkadan bağıran çağatay ile durup ona bakmıştım. Benim durmam ile Lara da durmuştu. " Sanki Çok meraklıyız lan sizin ailenize !" diye sessizce kendi kendine konuşan Lara ile susması için elini sıktım .

"Gidi-..."

"Çağatay yeter artık sus !" diye nisa ablanın sertçe konuşmasıyla, bir kaç saniye gözlerim onda oyalandı. "Canım siz kardeşimin kusuruna bakmayın, ben size otelimizde bir oda ayarlayacağım sizi orada misafir edeyim ben olur mu ?" diye konuşmasıyla Lara benim yerime sinirle gülümseyerek cevap vermişti. "Gerek yok ! Biz bugün istanbula döneceğiz." dediğinde hiç bir şey diyemeden ahu hanıma baktım . Belki o bir şey söylerdi, ama umduğum gibi olmamıştı. Bir kaç saniye gözlerimin içine bakmış ve bir şey demeden kafasını önüne çevirmişti. Bu duruma ağlamaklı bir şekilde gülümsedim , galiba burada pek bir yerimiz yoktu.

Anladım ki o da benim erdem beye bir şey yaptığımdan şüpheleniyordu. Ki haklıydı da zaten benim yüzümden olmuştu ne olduysa.

"Özür dilerim " dedim ve son kez hepsine bakıp arkamı dönerek hastaneden çıktım .

Bazen hayat umduğumuz gibi olmuyordu maalesef , Hata bendeydi bazı şeylerin yeri ve zamanı olmalıydı. Bunu aniden verdiğim bir kararla söylemeliydim . Kendim harici diğer olanakları da düşünmeliydim ...

 

Devam edecektir...

 

Bölüm : 02.01.2026 23:06 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...