
Dışarıya doğru ilerlerken, sabahtan beridir dinmek bilmeyen gözyaşlarım tekrardan akmaya başlamıştı. Şuan o kadar bilinmezlik içindeydim ki anlatamam. Yaşadığım şeyler gerçekten hiç oluru olmayacak şeylerden ibaretti . Şuan mesela ağlamak yerine benim bu olaylardan hiç bir alakam yok diye hepsinin yüzüne teker teker vurmak istiyordum ama yapamıyordum .
Avazım çıktığı kadar ben de ailedenim diye bağırasım vardı ama onu da yapamıyordum . Elim ayağım öyle bir dolanmıştı ki . Hatam olmamasına rağmen, sadece onlara karşı özür diliyebiliyordum .
"Mucize takma şunları kafana ." Konuşan Lara ile onu umursamadan ilerlemeye devam ettim. Onun için bazı şeylerin kolay olması normaldi ama benim için değildi. Kimseye bir şey söyleyememek beni yoruyordu. Gerçi söylediğimde de sonucunu çok net bir şekilde yaşayarak görmüştüm.
Dışarıya çıktığımızda gözyaşlarımı durdurmak amacıyla derin derin temiz havayı soludum .
"Su alıp geleyim mi sana mucize ?" dediğinde Ona bakmadan kafamı salladım. Sanki onunla tek kelime etsem hüngür hüngür ağlayacaktım .
"Bekle beni o zaman buralarda, ben hemen alıp geliyorum" diyerek ileriye doğru yürümeye başlamasıyla nereye gittiğini sorguladım . İleride Aykut'u gördüm. Ne yapacağını merakla izlerken yanına gidip, elini ona doğru uzatmasıyla ne yaptığını sonunda anlayabilmiştim . Ufak bir tebessüm yüzümde yer edinmişti. Aykut'tan para istiyordu. Bu kızın harbiden hiçbir şeyden çekinmesi yoktu. Kaçırıldığımız için yanımızda para dahil hiçbir şey yoktu. Bence de ondan istemesi haklı bir karardı. Sonuçta bu işin içinde o da vardı .
Onlara bakmayı kesip ilerideki banka doğru ilerleyip oturdum .
Ellerimi önümde birleştirip, belki on belki de on beş dakika boyunca bundan sonra ne yapacağımı ve nasıl hareket edeceğimi detaylı bir şekilde düşündüm. Galiba en mantıklısı Lara'nın da içeride dediği gibi İstanbul'a dönmekti . Burada kalsam bile ne yapabilecektim ki ? Erdem bey beni istese bile ailenin diğer bireyleri benden nefret ediyordu bu yüzden burada kalmam için hiçbir sebep yoktu .
Her şeyi başlamadan sonlandırmıştım. Ne güzel !
Lara yanıma geldiğinde suyu açıp önüme koymuştu. "Cimri pislik ! Lan bir su için acayip dil döktüm şu mal herife !"
"Sen mi Lara ? Yeme beni lütfen !" dedim neşesiz bir ses tonuyla. Enerjimi içeride sömürmüşlerdi resmen.
Lara bu dediğime dişlerini göstererek güldüğünde nadir gördüğüm gülümsemesine baktım. Çok güzel dişleri vardı, Lara gerçekten güzel bir kızdı ama kafası farklı çalışıyordu. Bunun örneklerini çok net bir şekilde yaşatmıştı bana sağ olsun, düşüncelerim beni eskilere götürüyordu. Bunun olmaması için zihnimden geçenleri sildim ve ana odaklandım.
"Ne ile tehdit ettin söyle ?" dedim.
"Çokta zor olmadı ya parayı vermezsen avazım çıktığı kadar hırsız var diye bağırırım ve bana her koşulda vermek zorunda kalırsın dedim ve uğraştırmadan verdi " bu söylediğine istemsizce gülümsedim ve suyu içtim . Bu kız beni asla şaşırtmıyordu gerçekten ."Yıpratmışsın kendini bir su için, Teşekkür ederim ." dedim alayla.
Ayağa kalktığımda merakla sorusunu bana yöneltmişti. "Hayırdır nereye?"
"Birisinden telefon rica edip dedemi arayacağım. Kimlik, para vesaire hiçbir şey yok yanımızda bizi almaya gelsinler." dedim. İlerideki çocuklu bir kadını görmem ile oyalanmadan onun yanına doğru gittim . O da telefonla konuşuyordu. Yaklaştıkça onu çok net bir şekilde duyabiliyordum ."Nerede kaldın hastanenin önünde seni bekliyoruz !" diye sertçe konuşmasıyla bir an vazgeçecek gibi olmuştum ama bana doğru dönmesiyle olduğum yerde kalakalmıştım. Niye kadının dibine girdiysem ?
Beni fark etmesiyle "Tamam acele et, Kapatıyorum. " demiş ve telefonu kapatmıştı. Tam ağzımı açıp konuşacaktım ki yanımızdaki küçük kızın konuşmasıyla sustum . "Anne babam geliyor muymuş ?" diye sorduğunda annesi onu anında bekletmeden cevaplamıştı. "Evet minecim birazdan burada olacakmış." dediğinde küçük kız kocaman gülümsemişti.
"Buyurun bir şey mi istediniz ?" diye bu sefer bana hitaben konuşmasıyla çekinsem de istemek zorundaydım .
"Şey ben telefonumun şarjı bitti de rica etsem, sizin telefonunuz ile kısa bir görüşme yapabilir miyim ?" diye sorduğumda hiç düşünmeden kafasını olumlu anlamda sallayarak telefonunu bana uzattı. "Tabi ki de "
"Çok teşekkür ederim hemen konuşup geri vereceğim " dedim ve arkamı dönerek bir iki adım ilerledim.
Ezbere bildiğim dedemin numarasını tuşladım ve kulağıma dayayarak açmasını bekledim. Bir süre bekledikten sonra dedem sonunda telefonu açabilmişti. "Alo ." diye gür sesiyle konuştuğunda onu ne kadar özlediğimi fark etmiştim.
"Dede benim mucize ." benim sesimi duyduğu an şaşkınlıkla konuşmuştu.
"Mucize ?" diye emin olmak için sorduğunda onu onayladım "Evet dede benim mucize . Dede pek bir vaktim yok bizi almaları için bir kaç adam gönderir misin, biz Urfadayız neden buradayız diye sorma sana geldiğimde her şeyi detaylıca açıklayacağım ."
"Biliyorum kızım nerede olduğunuzu ." dediğinde şaşkınlıkla donmuş kalmıştım. "Anlamadım biliyor musun ?" diye alık bir şekilde konuştuğumda o da anında kendini açıklamak amacıyla konuşmuştu. "Mucize her attığınız adımdan haberim var. Bir kaç gün daha idare edin biz geleceği-..." konuşmasına devam etmesine izin vermeden telefonu yüzüne kapattım .
Ne demek ben yerinizi biliyordum ?! Sinir bütün vücudumu esir almıştı resmen. Elimdeki telefonla birlikte elim titremeye başlarken derin derin soluk alıp vermeye çalıştım . "İyi misiniz?" diye bir adamın omzuma dokunarak konuşmasıyla yönümü ona doğru döndüm .
"Mucize ?" konuşan kişiye baktığımda resmen bakar kördüm. Soluklarım hızlanırken gözlerimin önünü görmek benim için zorlaşıyordu. "Mucize iyi misin ? " tekrar aynı adamın konuşmasıyla elimi kafama götürdüm. Başım dönüyordu, dengemi kurmak benim için zorlaşırken zihnimden dilime dökülen tek şey "Yeter" kelimesiydi.
Daha ne kadar benim arkamdan iş çevrilecekti ki ? Artık yetmez miydi bu olanlar...Bu yaşadıklarım yetmez miydi ?
Gözlerim kapandığımda kırgınlığım resmen hat safhadaydı.
...
"Sen işine baksana abicim artık !" sesler kulağıma belli belirsiz gelirken, bilincimin açılması için üstün bir çaba sarf ediyordum.
"Ailenizi neden aratmadınız ? Her şeyi geçtim sizin burada ne işiniz var ? " Konuşmaları duysam da kimin sesi olduklarını tam olarak ayırt edemiyordum .
"Size ne ? Çıkın odadan !" diye sertçe konuşan kız ile gözlerimi sanki daha da kapatabilirmişim gibi sıktım . Kafam resmen zonkluyordu ama etrafımdaki insanlar bunu umursamayıp konuşmaya devam ediyordu.
"Aileniz gelene kadar gitmeyeceğim ve sizde ne haltlar karıştırdığınızı anlatacaksınız !"
"Yok ya ! Baş komserimize bak sen, koruyucu melek olmuş da bizim haberimiz yokmuş . " Baş komiser mi ?
"Sen dalga geçmeye devam et ! Buraya ebeveynleriniz gelip, onlarla görüştüğüm zaman da bu alaylı tavrın devam edecek mi bakalım ?" Bilincim bu konuşmalarla artık tamamen açıldığında üzerimde acayip bir gevşeklik vardı.
Gözlerimi yorgun bir şekilde açtığımda karşımda görmek istediğim en son kişiyi görmüştüm. Çakma Polat alemdar !
Gözlerimi açtığım gibi kapatmam da bir olmuştu tabi ki. Şuan hiç kimseyle uğraşabilecek dermanı kendimde bulamıyordum , hatta kolumu kaldırabilecek güçte bile değildim, en iyisi bu işi laraya bırakmaktı. Bu kız bakışlarıyla bile her şeyi hallederdi zaten.
"Çok korktum biliyor musun ? Neden burada olduğumuzu anlatacaktım ama hevesimi kaçırdın ! Anlatmayacağım! "
"Anlatma, ben her türlü öğrenirim !" ses tonunda bile kendinden emin konuşması adamı geriyordu .
"Hodri meydan komiser "
"Baş komiser diyeceksin!" dediğinde anında aksi bir şekilde lara karşılık vermişti. "Tamam demem Komiser !"
Bu çocuk olmamış !
"Komik mi zannediyorsun ?" diye tehlikeli bir şekilde konuşmasıyla bir kaç hareketlilik hissetmem ile fark ettirmeden gözümün ucuyla onlara baktım. Polat ayağa kalkmış ve Laranın karşısına geçmiş ve dik dik ona bakıyordu.
"Yoo sen öyle mi algıladın ? Ciddiyim ."
"Bak çocuk seni tekrar içeriye attırırım bunu biliyorsun değil mi ? Yerinde olsam böyle itici konuşmazdım" dediğinde yerimde buz kestim . Lara tam konuşacakken onu durdurmak amacıyla pürüzlü bir ses ile ona seslendim . Bu adam dediğini harbiden yapardı!
"Lara ." Sesimi duymasıyla hızlıca yerinden kalkmış ve yanıma gelmişti.
"Mucize İyi misin ?" diye sorduğunda kısa da olsa gözlerindeki endişeyi fark ettim . Onu daha fazla telaşlandırmamak için anında onu cevapladım. "İyiyim merak etme ."
"Ne oldu bana ?" diye sorduğumda gözlerim istemsizce Polat'a kaymıştı. Bir kaç adımda Lara'nın yanına geldi ve gözlerimin içine baktı. En son ki görüşmemiz aklıma gelince gözlerine fazla bakmadan sakince çektim .
"En son telefonla konuşuyordun , sonra da bir anda Bayıldın. Bizde anlamadık."
Aklıma gelenlerle içimde tekrardan bir burkulma meydana geldi , düşündükçe daha da kapılıyordum bu saçma sapan olaylara. Artık canıma tak etmişti. Bundan sonrası için kendime çeki düzen vermeliydim benim hayatımı kimsenin yönetmesine izin vermemeliydim. Zor olacaktı bunun farkındaydım ama yapacaktım.
"Ben bir hemşireye haber vereyim uyandığını " Polat'ın konuşmasıyla durgun bir şekilde onaylar anlamda kafamı salladım .
"Çağırma !" diye Lara'nın yüksek sesle konuşmasıyla ikimizde ona bakmıştık.
"Neden çağırmayacakmışım ? Ayrıca neden bağırıyorsun çocuk, Dibindeyim!"
"Tuvaletim var ." dediğinde bakışlarımızın yerini şaşkınlık almıştı. Bu kız iyice zıvanadan çıkmıştı.
"Ya sabır ! Gir kızım o zaman ne alakan var senin hemşireyle" dediğinde onu onaylar anlamda kafamı salladım .
"Utanıyorum , sende çık " dediğinde daha ne kadar şaşırabilirdim onu deniyordum . Kafamı kaldırıp tuvalet olarak tahmin ettiğim yere baktım . Kapısı da vardı bu kız deli miydi !
"Sen ne karıştırıyorsun ?" Polat'ın konuşmasıyla direkt gözlerim onu bulmuştu. Kuşkulanmış bir şekilde Lara'ya bakıyordu. Aynı şekilde bende ona bakmaya başladım . Harbiden amacı neydi?
Lara tam bir şey söyleyecekken polat'ın telefonunun çalmasıyla ikimizde ona bakmıştık . "Buradan bir yere ayrılmayın telefonla konuşup geleceğim." dedi ve arkasını dönerek telefonunu açtı. "Alo buyurun amirim . " Kapıyı açıp kapattıktan sonra Laranın bir hışımla üzerime gelmesiyle yerimde irkildim. "Ne yapıyorsun kızım ya !"
"Mucize hemen buradan çıkmamız gerekiyor !" diyerek telaşla konuştuğunda Kolumu kendine doğru çekmesiyle ne olduğunu anlamlandırmaya çalışıyordum. "Ne yapıyorsun Lara ! " diye sinirle konuştuğumda bu sefer onu durdurabilmiştim.
"Mucize bu adamı hatırladın mı polisti hani bizi içeri attıran !" dediğinde Gözlerimi devirdim . "Evet abim olur kendileri." dediğim an şaşkınca gözlerini büyütüp bir kaç adım benden uzaklaştı. "Şaka yapıyorsun ."
"Harbiden söylüyorum abimmiş." Şaşkınlığını hala üzerinden atamamışken ben tekrardan konuştum . "Sen neden bu kadar acelecisin ." demem ile biraz önceki haline dönmüştü. "Ulan benim kafamı da duraklattın! Bizim buradan hemen çıkmamız gerekiyor. "
"Neden nedeenn! "
"Salak kimliklerimiz yok, kayıt açtıramadık, şu adam... pardon abin olmasa bu odaya bile alınmayacaktın. Hemşire uyanınca bilgileri alayım dedi . "
"Ne olacak açıklarım durumu ." dedim umursamazca.
"Aynen polata da açıkla bakalım . İkinci bir zorla tutulma vakası kaldıramam ben. Bu adam bizim ailemizin burada olmadığını öğrenirse, hele bir de sen kaçırıldık falan dersen hayatta bırakmaz ." Kapının sertçe açılmasıyla ikimize de kal gelmişti.
"Ne demek kaçırıldık!" diye öfkeyle konuşan adam ile gözlerimi sıkıca yumdum . İyi halt yedin Lara !
Lara'nın bir kaç küfür savuruşunu duyunca kapattığım gözlerimi sakince açtım .
"Öyle demek istemedi benim salak arkadaşım !" dedim ve tersçe Laraya baktım . Tam kendimi açıklamaya devam edecekken beni durdurdu ve gözlerimin içine bakarak konuştu. "Ben ne duyduğuma eminim . Daha bunamadım. Kıvırtmayın da anlatın çabuk !" diye sertçe konuştuğunda yutkunmadan edemedim . Bunun siniri de tam sinirmiş arkadaş, Kaşlara bak ! Boşuna Polat alemdarın yan çarı demiyordum ben buna!
"Tamam anlatacağım ben ." diyen Lara ile ne yapıyorsun dercesine ona baktım . Daha da batırmasa bari !
Polat'ın telefonun çalmasıyla cebinden çıkarmış ve kulağına dayamıştı. "Efendim ."
"Uyandı mı ! Tamam geliyorum . " deyip kapatacakken bize bakmasıyla telefonu tekrar kulağına dayamıştı. "Çisem rica etsem kızların yanına kısa bir süreliğine gelebilir misin ." demiş ve karşı tarafı dinledikten sonra telefonu kapatıp cebine koymuştu.
Ayağa kalkıp işaret parmağını bize doğru sallayarak konuşmaya başladı. "Babamın yanına gidip geleceğim sizde buradan bir adım dahi atmayacaksınız, geldiğimde kaldığımız yerden devam edeceğiz ve bana her şeyi anlatacaksınız ! Duydunuz mu beni !" dediğinde bir kaç saniye ne diyeceğimi bilemedim ve Laraya baktım . Hanımefendi sanki ona bir şey söylenmemiş gibi umursamadan camdan dışarıyı seyrediyordu. Allah'ım şu kızın rahatlığından istiyorum !
"Anladınız mı dedim ?" diye tekrardan konuştuğunda, hiç oyalanmadan uslu çocuklar gibi kafamı salladım ve kısık bir sesle "Tamam " dedim . Benim cevabımı duyunca istediğini almış gibi sert bir bakışları yumuşadı ama bu sefer Laraya bakmaya başlamıştı. Lara da onun bakışını fark etmiş gibi bir anda ona baktı ve ' Ne var ' dercesine umursamazca omzunu silkti.
"Duydun mu ?" diye sertçe konuştuğunda karşılık olarak ise Lara tehlikeli bir şekilde gülümsedi. Allah'ım bu bakışı o kadar net tanıyordum ki ! En son bu bakışı erdem beye atmıştı.
"O da tamam ya sıkıntı yok beni bırakmaz zaten ." dedim onu ikna etmeye çalışarak. Lara konuşursa asla evet demezdi inadına tersini söylerdi. Daha fazla uğraşmak istemiyordum . "Aynen bırakmam " Bu söylediğinde konuşma tonu çok net çıkmıştı. Sonuçta yalan söylüyor sayılmazdı, beni bırakmayacaktı ve beraber kaçacaktık.
Birbirimize attığımız sevgi ! dolu bakışları bölen şey kapının bir kaç kere tıklatılmasıyla olmuştu. Resmen bu büyülü an bozulmuştu.
Polat oyalanmadan " Gel " dediğinde ve içeriye telefonunu istediğim kadın ve kızı girmişti. Bu çocuk benim yeğenim mi oluyordu yani ? Heyecanlı bir şekilde Laraya baktığımda o da beni anlamış gibi hafifçe dudağını kıvırmıştı. İki tane yeğenim vardı . Acaba Çağatay da evli miydi? Bana ne be ondan !
Kadının konuşmasıyla Düşüncelerim bölünmüştü. Gerçi o kişi de benim yengem oluyordu ! "Geldim Polat sen gidebilirsin ." dediğinde Polat kafasını sallamış ve tehdit eder gibi birkaç saniye bize bakmıştı. Abimlerle olan ilişkim çok mükemmeldi !
"Bunlar sana emanet çisem , ben gelinceye kadar buradan ayrılmasınlar ." dediğinde kadın bu durumu garipsese de bir şey demeyip onu kafasıyla onaylamıştı.
Polat bunu görünce oyalanmadan odadan dışarıya çıkmıştı .Sonuçta burada kalacak hali yoktu . Babası daha önemliydi. Yani gidebilseydim ben de giderdim...
"Kocanız çok gergin ! " Lara'nın kınarcasına konuşmasıyla ona baktım. Sanki kendisi çok rahattı ! Polat neyse Lara da onun eş anlamlısıydı resmen !
"Öyledir ." Çisem hanımın konuşmasıyla bu sefer de ona baktım. Bunlar benim müstakbel abimi mi atıp tutuyordu ! Ama şimdi haksız da sayılmazlardı ...
Bir şey demeden öylece dururken Lara bana doğru gelmiş ve damar yolu olan kolumu tutmuştu. Ne yapıyor diye bakarken o bunu umursamadan etrafı inceledi ama istediğini bulamamış gibi suratını büzdü . "Kolonyanız var mı ?" diye sorduğunda kadın dalgınca bakmış ve Kafasını olumlu anlamda sallamıştı. "Var ,vereyim " demiş ve bir kaç saniye çantasında aradığı minik kolonya şişesini bulup Lara'ya uzatmıştı. Lara damar yolunun takıldığı bandın üzerine kolonyayı dökmüş ve bantlı kısmını çıkarmaya başlamıştı.
"Sen niye çıkartıyorsun hemşirenin çıkarması gerekmez mi ?" Çisem hanımın konuşmasıyla Lara anında onu cevapladı. "Doğru dediniz ! Rica etsem bir hemşireyi çağırabilir misiniz ?" Bu kız kibar konuşabiliyor muydu ? Lara'nın ne yaptığını anlamamla birlikte hiç bir şey demeden öylece bekledim.
"Tamam çağırayım sen dokunma ." demiş ve kızını koltuğa oturtarak odadan çıkmıştı.
Lara ise iğneyi çıkartıp , oraya bastırmam için de bana peçete uzatmıştı. "Kalk " dediğinde peçeteyi koluma bastırıp hızlıca yerimden kalkmıştım. Aklım hala şu masum masum bize bakan çocuktaydı. Yanına gidip önünde diz çöktüm. "Adın ne senin ?" diye sorduğumda çekingen bir şekilde kafasını önüne eğdi . "Adım mine " dediğinde elimi uzatıp hafifçe yanağını sıktım ." Memnun oldum mine benim adım da mucize . Şimdi bizim gitmemiz gerekiyor sen burada ayrılmadan anneni bekler misin?" dediğimde uysal bir çocuk gibi kafasını olumlu anlamda salladı. "Ama nereye gideceksiniz ki ?" sorduğu soru karşılığında kocaman gülümsedim . "Ailemizin yanına tabi ki ." dediğimde kafasını sallamıştı.
"Bir kere öpebilir miyim seni mine ?" dediğimde buna da onay verince hem sarılıp hem de yanağını öptüm . Çok güzel kokuyordu.
"Hadi kızım acele et biraz ,gidelim !" Lara'nın konuşmasıyla kendime geldim . Hızlıca mineden ayrılıp ayağa kalktım . "Kendine iyi bak mine ." demiş ve el sallayarak odadan çıkmıştım . Lara da kapıyı kapatıp arkamdan geldi.
İnşallah çocuk tek başına odadan çıkmazdı.
"Hızlıca çıkalım şuradan ." dediğinde kafamı sallayıp etrafımıza bakarak ,çıkış kapısına doğru ilerledik. Hastane kalabalık olduğu için bizi kolayca fark edeceklerini zannetmiyordum . Bu yüzden biraz üzerimde rahatlık vardı.
Dışarıya ikinci kez çıktığımda sanki kendimi dejavu yaşıyormuş gibi hissetmiştim. Adımlarımız seri bir şekilde ilerlerken arada gözlerimiz etrafı tarıyordu. "Dedenler gelecek mi ?" diye Lara'nın konuşmasıyla buruk bir şekilde gülümsedim . "Dedem bizim burada olduğumuzu biliyormuş. "
"Ne, nasıl! Ne zamandır biliyormuş burada olduğumuzu ?" diye şaşkın sesini duyduğumda gözlerimi önümden çekmedim. Ona bakarsam konuşmakta zorlanabilirdim. Her an ağlayacak gibi olmak artık beni bunaltmaya başlamıştı.
" Ne kadar zaman olmasının ne önemi var Lara. Biliyormuş işte bizim Urfa da olduğumuzu." dedim sakin bir şekilde bütün sinirim alınmış gibiydi resmen.
"Doğru söylüyorsun gelip bizi almak yerine öylece beklemiş mi ! Tehlikede olabilirdik. " Lara doğru söylüyordu sonuçta dedemin bu olaylardan asla bilgisi yoktu . Bu olayı sadece Vedat babam, tolga ve ben biliyorduk . Dediği gibi büyük bir tehlikenin içinde de olabilirdik. Bu adam neye güvenerek bizi bırakabiliyordu ki ! Babam bu durumu duysa çıldırırdı.
"Ne yapacağız o zaman ?" Gerçekten ne yapacaktık bilmiyordum . İstanbul'a gidecek paramız yoktu. "Otostop mu çeksek ." diyen Lara ile ciddi mi diye bir kaç saniye yüzüne baktım . "Bakma öyle tamam şaka yaptım . " dediğinde gözlerimi devirip önüme bakmaya devam ettim.
"Senin şakaların pek güldürmüyor Lara ! Biraz üzerinde çalışmalısın." Bu dediğimi hiç umursamamıştı.
"Şu köşede Aykutlar var istersen şuradan tüyelim onlarla uğraşmayalım . " dediğinde istemsizce o tarafa baktım . Aykut arabasına dayanmış bir şekilde sigarasını içiyordu. Diğer adamlar da etrafında duruyordu . Lara'nın dediğine uyarak yolumuzu farklı bir çıkışa yönlendirdik. Erdem bey uyanmışken kendimizi hiç de riske atmamıza gerek yoktu . Bu adamın sağı solu hiç belli olmuyordu çünkü !
Acaba durumu nasıldı? Merak etsem bile gidip bakamıyordum . Belki de bırakırdı bu işin peşini. Ne demişler gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Belki bende böyle olabilirdim.
...
"Nereye geldik kızım biz ." Lara'nın konuşmasıyla içimden sabır çektim . Şuan tek istediğim bir odada yalnız kalıp uzun bir süre boyunca kafa dinlemekti ama maalesef bu mümkün olmuyordu. Yanı Başımda bir papağan kuşundan farkı yoktu. Bu kıza bir kaç günde ne olmuştu gerçekten bilmiyordum, Çenesi tutuk kızın bir anda çenesi açılıvermişti.
"Dedemlerin evi burası Lara ." kısa ve öz bir şekilde onu cevapladım .
"Kızım dedenin eviydi madem neden düzgünce kapıdan girmiyoruz ! Hırsız mıyız lan biz! " Canım öyle istiyor hanımefendi ! İkimiz de olduğumuz yerden kısık sesle konuşuyorduk . Gerçi Lara'nın bunu pek uyguladığı söylenemezdi.
"Çünkü burada kalmayacağız ! Var mı başka böyle can alıcı sorun! " Tekte cevaplıyayım da bitsin bu işkence!
Etrafı izlemeye devam ederken ne yapacağımı kafamda planlamaya çalışıyordum . Dedemler burada olmasalar bile bu konak asla kapalı olmuyordu. dışarıda korumalar ve içeride ise çalışanlar vardı. Yani gireceğimiz ev bir hayli kalabalıktı.
"Bu soruma cevap olmadı ! " Söyledikleriyle istemsizce gözlerimi devirdim . Gözlerim bir gün bu kız yüzünden çarpık kalacaktı!
"Lara kimsenin haberi olsun istemiyorum. Dedemin bile ! Sadece odama gidip oradan bir miktar para alacağım ve buradan sessiz sedasız tüyeceğiz."
"Hırsızlık yapacağız yani !" dediğinde tersçe ona baktım . "Salak ! Kendi paramı alınca hırsız mı oluyorum !" diye sesimi yükselttiğimde bir an da yaptığımın farkına vararak kendimi duvarın arkasına sakladım . "Lara bak senin yüzünden yakalanırsak gebertirim bu sefer seni . "dediğimde ağzına fermuar çeker gibi yapmıştı. Sustuğu için rahatlıkla nefesimi vermiştim ki. Bu sefer de "Nasıl gireceğiz ?" diye sorduğunda içimden sabır çektim . Bir dakika bari olsaydı susalı. "Ben gireceğim sen burada kalacaksın ." dediğimde umursamazca omzunu silkmişti.
"Aksiyona gerek yok ben-..."
"Sus Lara !" dediğimde bu sefer susmuştu. En iyisi bodoslama dalmaktı. Ayağa kalkıp evin arkasına doğru ilerleyecekken aklıma gelenlerle Lara'ya döndüm. Onu buradan ayrılmaması için uyaracakken sırt üstü uzanmış ve elini de alnına koymuş halde görünce bu rahatlığına bir kaç saniye akıl sır erdiremedim. Her şeyi geçtim daha demin konuşurken ne ara bu pozisyona gelmişti !
En iyisi, onu kendi haline bırakmaktı.
Sessiz sedasız evin arka tarafına doğru ilerledim . Evin her giriş çıkışını biliyordum . Bir kaç sefer de bu evden rahatlıkla kaçmıştım, şimdi de şansım varsa yakalanmaz ve kolaylıkla paralarımı alıp çıkardım . Odam üst katta kalıyordu . Arka tarafta yüksek bir duvar olduğu için burada korumalar olmuyordu . Bu yüzden rahattım . Duvara nasıl çıkacağıma gelirsek de eskiden nasıl çıkıyorsam şimdi de öyle çıkacaktım .
Duvar eski bir yapıya sahip olduğu için belli kısımlarında ayaklarımın ucunu koyabilecek delikler vardı. Hiç oyalanmadan dikkatli bir şekilde çıkmaya başladım . Taşlar elimi acıtsa bile bunu umursamadım . En sonunda düşmeden yukarıya ulaştığımda, ilk olarak birileri var mı diye hafifçe kafamı kaldırıp baktım . Kimse yoktu , bu avantajı değerlendirerek hızlıca duvarın üstüne çıkıp yavaş ve dikkatli hareketlerle oturdum . Duvarın hemen dibinde bir ceviz ağacı vardı. Yapmam gereken tek bir şey vardı ve o da şu ağaca ulaşıp oradan da odama girmekti.
Gerisi zaten çorap gibi sökülür. Yani ben öyle tahmin ediyordum .
"Mucize ! "adımı sessizce seslenen kız ile şaşkınca arkamı döndüm . Aşağıya baktığımda Lara soluk soluğaydı.
"Ne oldu ?" diye sorduğumda "Erdemin adamları geldi buraya ! " dediğinde şaşkınca kalakaldım . "Ne !"
"Ön kapıda seni aramaya gelmişler , çabuk aşağıya in gidelim buradan " dediğinde telaşla ayağa kalktım . Ya daha kaç saat olmuştu ki kaçalı !
Tam arkamı dönecektim ki ayağımı boşluğa basmam ile ağzımdan büyük bir çığlık kaçmıştı.
"Mucize !" diye aynı zamanda Lara'nın bağırmasıyla, kendimi sırt üstü yerde bulmuştum . Acıyan sırtımla bir kaç saniye soluk alamadım . Çok kötü düşmüştüm. Gözlerim sırtımın acısı yüzünden dolarken yerde yan dönmeye çalıştım ama başaramamıştım.
Bir çok kişinin ayak sesini duymam ile kapattığım gözlerimi açınca ,korumaların hepsi bana silahlarını doğrulmuştu. "Hani yoktu lan mucize hanımınız ?!" diyen Aykut'un sesini duymam ile gözlerimi sıkıca yumdum . Düşe düşe evin bahçesine mi düşmüştüm gerçekten ! Lara'nın yanına düşseydim ya !
"İndirin silahları , Mucize hanım iyi misiniz ?" bu soran kişi korumalarımızın başı hakan amcaydı .
"Hakan amca sırtım acıyor kalkamıyorum ." diye ağlamaklı sesle konuştuğumda hızlıca yanıma gelmişti.
"Kızım sen burada ne yapıyorsun ?" diye sitemle sormuş ve beni olduğum yerde dik bir hale getirmeye çalışmıştı. Canım acısa da kendimi zorlayarak olduğum yerde oturur pozisyona geldim.
"Hastaneye gidelim mi ?" dediğinde kafamı hayır anlamında salladım . Gerek yoktu, birazdan geçerdi . Yani İnşAllah geçerdi.
"Mucize hanım erdem bey sizi bekliyor ." Aykut'un konuşmasıyla canımın acısı baskın gelirken, öfkeyle kaşlarımı çattım. Ciddi mi diye kafamı kaldırarak bir kaç saniye ona baktım. Harbiden ciddiydi!
"Sence bende gelebilecek gibi bir hal var mı Aykut ? Sizin yüzünüzden yaşamadığım şey kalmadı be ! Ayrıca bir daha o adamın ayağına gitmeyeceğim, çok istiyorsa o benim yanıma gelsin !" Bu dediklerimle sıkıntıyla iç çekti. Galiba bizimle uğraşmaktan bıkmıştı, sorun şu ki bende bıkmıştım .
Kendi canımla cebelleşirken bir de şunun dediğine bak ! Tabi düşen o değildi bendim .
"Mucize !" koşarak yanıma gelen Lara ile bakışlarım ona kaymıştı. Baya telaşlanmış gibi duruyordu. Bugün bu kız benden ne çok çekmişti be ! Yazık.
'Lara bak senin yüzünden yakalanırsak gebertirim bu sefer seni . ' Aklıma biraz önce söylediklerim gelince, istemsizce kendi kendime gülmüştüm. Lara'ya gerek kalmadan ben her şeyi halletmiştim çok şükür !
"Ben telaştan geberdim geri zekalı sen bir de gülüyor musun ?!" diye öfkeyle konuştuğunda hemen gülüşümü durdurdum .
"İyiyim , iyiyim merak etme ." dediğimde kaşları çatılabilirmiş gibi biraz daha çatılmıştı. Ağzının içinden "Mal" dediğinde bu haline istemsizce yeniden gülmüştüm. Bu seferde bunu görünce "Ya sabır " çekmiş ve beni kolumdan tutarak yavaş hareketlerle ayağa kaldırmıştı.
"Mucize han-..." Aykut tam konuşacakken Lara hepimizi şaşırtarak onun sözünü kesmişti . "Kes lan artık sende ! Duymadın mı kızı, gelmeyeceğim diyor. Atın şunları dışarı sizde ne bakıyorsunuz mal mal !"
Herkese yargı dağıtırken ben ise şaşkınca ona bakıyordum galiba sınırlarının sonlarındaydı . "Zorlama Lara ." Aykut'un konuşmasıyla Lara cevap verecekti ki Hakan amca buna müsaade etmeyip sakince önümüze geçti.
"Genç adam, Asıl sen zorlama, olay çıkmadan adamlarını da al git buradan ." dediğinde Aykut sinirle gülümsedi. Bunlar Lara'yla ne kadar çok benziyor arkadaş !
Aykut düşündüğümün tersini yaparak kafasını ' Öyle olsun ' der gibi salladı ." Toparlanın gidiyoruz . " Bir kaç saniye bize dik dik bakmış ve arkasına dönüp adamlarıyla birlikte gitmişti.
"Kıl kuyruk ya !" Lara'nın konuşmasıyla Hakan amca garip bir şekilde ona bakmıştı. "Sana demedim bey amca bakıp bakıp durma bana !" diye ona da sertçe konuşunca kolunu sıktım . "Dursan mı artık Lara'cım." diye uyarı niteliğinde konuştuğumda bu sefer de şeytanı benden gözükmüştü. "Sen de kes ! Kızım bugün ne yapıyorsun sen ya ! Birisi üzerine mi okudu üfledi ben anlamadım yani. Ne lanet bir gün bu gün ya ! " dediğine istemsizce güldüm .
"Gülüp durma bence sana kurşun döktürelim ! Nazar erdirdiler. "
"Saçmalama " diyerek bu sefer kahkaha attığımda o ise bunu umursamadan tekrar konuştu . "Ağrın çoksa yürü hastaneye gidelim ."
"Ben iyiyim sıkıntı yok , ağrım falan da kalmadı. yani var da az " dedim ve sağa sola doğru esneme hareketleri yaptım . Harbiden bir yerimde biraz önceki gibi fazla ağrı yoktu .
"İyi girelim o zaman içeriye . Ben bir sana okuyayım " dediğinde gülerek onu onayladım ve içeriye girdik .
İyi ki dedemin haberi olmasın dedik arkadaş ! Dedemi bırak tüm sülale duyardı bu olaylardan sonra .
...
Erdem Özdemir anlatımından
"Baba çok korkuttun bizi ya , sana bir şey olacak diye telaştan öldük resmen ." Nisanın konuşmasıyla ona tekrardan sıkıca sarıldım ."İyiyim kızım bak turp gibiyim." dediğimde bana daha sıkı sarıldı .
"Çok şükür babacım." Deyip benden ayrıldığında yanımda oturur pozisyona gelmiş ve öylece durmuştu. Onları telaşlandırdığımın farkındaydım ama elimde olan bir şey değildi . Karşı tarafta gözlerini benden ayırmayan mineyi görünce ona seslendim.
"Mine dedenin yanına gelmeyecek misin ?" diye sorduğumda utangaç bir şekilde bir kaç saniye bakmış ve hızlı adımlarla benim yanıma gelmişti. "Halası kaldır bakalım şu bacaksızı hiç dedesini sormuyor nasıl diye !" diye şakayla konuştuğumda nisa gülmüş ve oturduğu yerden kalkarak mineyi yanıma oturtmuştu.
"Seninki nerede " diye nisaya oğlunu sorduğumda "Okulda babacım ,senden haberi yok " diyerek beni cevaplamıştı.
Minenin başını okşarken bir yandan da kapının yanında fısır fısır konuşan karı- kocayı görünce laf atmadan duramadım . "Hayırdır Polat bey bir sıkıntı mı var ?" diye alayla konuştuğumda ikisi de kendine bir anda çeki düzen vermişti.
"Yok baba bir sıkıntı bir şey konuşuyorduk da ." Bir şey olduğu belliydi ama bana söylemiyordu .
Kapı tıklatıldığında "Gel " diye seslendim. İçeriye yalnız gelen Aykut'u görmem ile kaşlarımı çattım .
"Erdem bey mucize hanım gelmedi. " dediğinde öfkeyle gözlerine bakmaya devam ettim. "Gördün mü baba bir de bana kızıyorsun !"
"Çağatay kes o sesini, sen nasıl ve hangi hakla benim evimdeki misafiri kovabiliyorsun ?" diye sinirle ona bağırdım. Bir de utanmadan konuşmaya devam ediyordu.
"Tamam babacım bir sakin ol bak yine bir şey olacak " Nisanın konuşmasıyla elimi kalbime götürdüğümün farkında bile değildim . "İyiyim ben ." dedim ve elimi kalbimden çekip yanıma koydum .
"Nasıl ya mucize ne alaka ?" konuşan Polat ile ters bakışlarımın odağı bu sefer oydu. Tam her şeyi düzelttim derken ! Her şey bozulmuştu.
"Senin kardeşin kendi kafasına göre adam kovuyor evden !"
"Baba bak hastasın diye sesimi çıkarmıyorum ama damarıma basıp durma ne yapmamı bekliyordun ? Tanımadığımız etmediğimiz bir insan yüzünden sen kalp rahatsızlığı geçiriyorsun , bir şey olmamış gibi onu evde tutmaya devam mı etseydim ? Bağrımıza bassaydık bir de, iyi ki babamızı hastanelik ettin diye !" dediğinde tekrardan sinirim tavan yapmıştı.
"Mucize mi yaptı. Ya ne oluyor bir anlatın ?" Polat'ın sorusuyla bu sefer ona patladım .
"Oğlum beni mi sınıyorsunuz siz ? Bıçak yarası mı bu? Kendiliğinden olan bir şey b..." bu olayın mucizeyle alakası olmadığını kendiliğinden olan bir şey olduğunu söyleyecekken kalbime tekrardan giren ağrıyla birlikte acıyla kendimi kastım .
"Erdem ! Doktoru çağırın bir şey oluyor ." Telaşla konuşup yanıma gelen ahu ile onun kolunu tutarak durdurdum . Uyandığımdan beri yanıma gelmeyip benimle konuşmayan kadın şimdi konuşuyordu.
"İyiyim tamam dur bir telaş yapmayın hemen " Elini tutup yanıma oturttum . Bir kaç saniye gözlerine baktığımda gözleri dolmuştu. Bu durum içimi burkmuştu. Karımla ilgilenmeliydim ama önce şunları odadan kovmalıydım .
"Çağatay gördün mü oğlum, mucizeyle mi ilgiliymiş bu kalp rahatsızlığı !" dediğimde Hemen karşılık vererek "Baba !" demişti ki konuşmasına izin vermedim .
"Polat gidin bulun şu kızı " dediğim an bu sefer Aykut konuşmuştu.
"Efendim, Ali Dağhan'ın evindeler ikisi de ." dediğinde kafamı sallayarak onu onayladım .
"Ne yapacağız baba getireyim mi ikisini de ." Bir kaç saniye düşündüm. Zorla bir şeyler olmuyor demek ki en iyisi kendim bu işi çözmeliydim .
"Neyse siz bir şey yapmayın ben halledeceğim . Şimdilik sadece uzaktan koruyun onları ." Çağatay kafasını sessizce olumsuz anlamda sallamıştı. Ona da kızamıyordum ama sonrada pişman olmaması için böyle davranmam gerekiyordu.
"Kalabalık yapmayın burada eve geçin. Ben iyiyim, hem Leman evde yalnız onun yanına gidin "dediklerime karşılık olarak Nisa konuşmuştu . "Leman yalnız değil babacım Uğur yanında ."
"Tamam siz de gidin o zaman karımla yalnız bırakın beni ." dediğimde nisa gülmüştü. "Pekala sizi karı koca yalnız bırakalım da hasret giderin ." demiş ve hepsi birlikte çıkmıştı.
Hepsi çıktıktan sonra Ahuya baktığımda gözlerimin içine bakıyordu . "Erdem o kızla derdin ne ?" diye sorduğunda ne diyeceğimi bilemedim.
"Zamanı var güzelim, bana biraz zaman ver kesinleşince sana her şeyi anlatacağım . " dediğimde kaşlarını çatmıştı.
"Çatma kaşlarını hemen, söz veriyorum her şeyi eksiksiz anlatacağım sana, sadece şimdilik bana güven olur mu ? Ailemi kötü etkileyecek hiç bir şey yapmam bunu biliyorsun. "dediğimde bu seferde gözlerini devirmişti.
"Ya bilmez miyim !" dediğinde bir kaç saniye duraksadım ve bir şey diyemedim. Sadece yutkundum .
Ben zaten ailemi kötü etkileyecek o büyük şeyi zamanın da farkında olmadan yapmıştım ...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.52k Okunma |
1.38k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |