30. Bölüm

Doğum lekesi

Kafadeniizz
kafadenizz

Düzenlemeyi yapmak için fırsat bulamadım , Bir ara düzenleyeceğim iyi okumalar

 

 

"Baba ? Senin burada ne işin var ?" Şaşkındım. Şaşkın olmamın nedenleri çok açıktı. Birincisi biraz önceki tam olarak anlamlandıramadığım terk edilme olayı, ikincisi ise Vedat babamın Urfa'da olmasıydı. Her şeyi geçtim benim burada olduğumu nereden biliyordu.

" Sana geldim kızım " hala oturduğum yerden boş boş ona bakıyordum ama o bunu umursamadan konuşmaya devam etti. . "Bana sarılmayacak mısın ?" Sarılmak mı ? Gerçekten benden şimdi bunu mu bekliyordu . Ne kadar üzgün ve yıkılmış halde olduğumu görmüyor muydu ?!

Gözümden akan yaşları koluma sürüp, durgun bir şekilde ona bakmaya devam ettim . "Neden beni kandırdın ?" Bence konuşmamız gereken tek şey buydu.

"Seni kandırmadım mucize ." Ne hissedeceğimi şaşırmış bir haldeydim . Ne içimden ağlamak ne de bağırarak öfkemi kusmak geliyordu, hiç bir şey yapmak istemiyordum. Belki de bir şokun içindeydim emin değildim sadece bildiğim ve istediğim sessizce kabuğuma çekilmekti .

Hiçbir şey demeden masanın üzerindeki DNA testini alıp ona uzattım .

Eline aldığı kağıda öylesine bakıp geri masaya koydu. Doğru düzgün incelememişti bile ! Umursamadım gözlerine bakmaya devam ettim . "Cevap vermeyecek misin ? Neden böyle bir işin içine düşürdün beni ! Eğlendin mi ? "

"Saçmalama istersen mucize!" Diye kaşlarını çattığında bu haline umursamadım ve sinirle ayağa kalktım. "Neyi saçmalamayayım, neyi! Sen benim Dünyamı başıma yıktın . Ne geçti eline ! Söyle. Bana bunu yaşatınca eline ne geçti. " Diye bağırdım ve iki elimi masaya vurdum . Kırgınlığım sonunda gün yüzüne çıkmıştı.

"Mucize sakin ol herkes bize bakıyor "dediğinde sahtece güldüm ve etrafa baktım. Hiç kimse bu saatten sonra umurumda değildi.

"Bakın bakın hepiniz bakın ! Kulaklarınızı da dört açın benim bundan sonra Vedat adında bir babam yok! Artık o benim için ölüden farksızdır!" Dedim ve kırgın bir şekilde onun gözlerine baktım .

"Mucize !" Bana hitap etmesini umursamadan ağlamaklı bir sesle konuştum .

"İnşallah verdiğin çabaya değmiş ve istediğin olmuştur baba ! " İçimdeki kırgınlığın haddi hesabı yoktu . Bu onlar için çocuk oyuncağı mıydı bilmiyordum ama benim için değildi .

Neden böyle bir işe girişerek bunu yaptığını aklım almıyordu . Kim böyle bir mektup yazardı ki ? Hem gerçek olsa DNA testinde çıkardı . Belgeler de yalan söylüyor olamazdı.

"Mucize lütfen böyle yapma , hiç mi hatırım yok sende ?"

Vardı tabi ki olmaz mıydı ? Ödeyemeyecek bir hakkı vardı üzerimde ama bu bana yaptıklarını düzeltip ya da değiştirmiyordu . Bir insan Neden bunu kızı gördüğü birine yapardı ki ?

" Hala hatırdan gönülden bahsediyorsun . Sen beni saçma salak bir işin içine sokacaksın ben paçama sıvanan pisliği çıkarmak için uğraşacağım , yıpranacağım sonra bir de hiçbir şey olmamış gibi hatır kitap mı hesaplayacağım ? Harbiden sizin amacınız ne ?" Gözlerimden yaşlar akmak için çaba sarf ederlerken bunun olmaması için bir hayli uğraşıyordum . Hızımı alamayıp öfkeli ses tonumla devam ettim. "Erdem beyle ne alıp veremediği var , neden ona gitmemi istedin ? Sen bence o dediklerinden önce bir bunlara cevap ver !"

Bundan sonra anladığım kadarıyla kimseye eyvallahım olmamalıydı. Ben onların gözlerinin içine bakarken onlar bana sırtlarını dönüp gidiyorlardı hem de acımadan.

Cevap vermemesi sinirlerimi bozarken dayanamayıp tekrardan konuştum .

"Anladım sen bir şey demeden böylece susacaksın ." Hiç kimseye hiç bir şeye tahammülüm kalmamış durumdaydı resmen. Masanın üzerindeki DNA testini aldım ve katlayarak cebime koydum .

"Böyle de devam et tamam mı-..."

"Sana oyun falan oynamadım mucize başından beri söylediğim her şey doğruydu . " Tam konuşacakken eliyle beni susturmuştu.

"Sus da ben konuşayım . Başından beridir anlattığım her şey doğruydu yalan hiçbir şey yok , DNA testini ilkini sen değiştirmişsin ikincisini de ben değiştirdim . " söyledikleriyle ağzım şok içinde açılmıştı. "Anlamadım ?" duyduklarıma inanabilecek bir kapasitede değildim . Birinci değişikliği dediği gibi ben yapmıştım ama bu DNA testinin değiştirilmesi aklımın ucundan dahi geçmemişti. İyide bunu nasıl yapmıştı?

"Anlaşılmayacak bir şey yok seni kaybetmek istemiyorum mucize o adam sana babalık yapa-..." konuşmasını bölen şey hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamam ile durmuştu. Öyle sesli ve içten ağlıyordum ki acımın dışarıdan hissedilmemesi imkansızdı. "Mucize Lütfen böyle yapma babacım ." onunda ağladığını duyunca hiçbir şeyi umursamadan arkamı döndüm . Ne onun konuşmasına ne de benim onu bu saatten sonra dinlememe gerek vardı. Her şeyi anlamıştım. Dışarıya doğru hızlı adımlarla giderken arkamdan seslenmesini umursamıyordum bile . Dağılmış bir haldeydim ...

Vedat babama kızıyordum ama peki ya erdem bey ? Ben onun gerçek kızıymışım . İlk zamanlardaki düşüncem gerçek olmuştu. DNA testi olmadığı sürece o benim babam değildi. Sonucu öğrenince beni öylece bırakıp gitmişti. Hiç mi düşünmedi, hiç mi hissetmedi ?

İkisini de affetmeyecektim. Zaten erdem beyinde bundan sonra bu olaydan haberi olmayacaktı . Birbirimizi tanımazlıktan gelmemiz ikimiz içinde en iyisi olacaktı. Bana bir kağıt parçasıyla bağlı kalacaksa hiç kalmasın gerek yok . Bu zamana kadar baba eksikliği hissetmedim . Bu saatten sonrasına zor da olsa alışırdım, alışmak zorundaydım . Kimseye eyvallahım yok, olmayacakta.

Düşüncelerimle birlikte durmak bilmeksizin ağlarken içimden tek bir cümleyi tekrar edip durdum .

"Her şeyi unutacağım , bunları kolaylıkla atlatacağım . "

Yemin eder gibi söyledim .

...

 

 

3 AY SONRA

Günler hızlı hızlı anlamsız bir şekilde geçerken her saniyenin anını çıkarmak biraz zorlaşıyordu benim için , etrafımda gülerek birbirlerini kovalayan ikizlere bakıyordum . Gözümün önünde büyüyorlardı resmen, bu anlarına şahit olmak benim için büyük bir şanstı . Aile denilince akla ilk olarak kan bağı gelmemeliydi . Çünkü benim bu çocuklarla kan bağım olmamasına rağmen onları ölesiye seviyordum . En ufak canları acısa içimden bir parça kopuyordu . Can acılarını hüzünlerini kırgınlıklarını hepsini içimde hissediyordum . Yeri geliyor öfkelerini göğsümde yumuşatıyordum . Her saniyemin her dakikamın onlarla geçmesi bana huzur ve mutluluk veriyordu . Onlar benim olmayan kardeşlerimdi . Öz be öz kardeşlerim .

"Kovalama beni tolga ! Abla yardım ett." diye bağırarak üstüme gelen Meyra ile oturduğum koltuktan kalkarak onların tersine doğru koştum . Şimdi kovalamaca üçlü hale gelmişti. Bir süre bu durum devam etmişti . bizi durduran şey ise elinde terliğiyle bize doğru koşan babaannem olmuştu.

"Koşuşturup durmayın eşek sıpaları evi inlettiniz !" diye bağırdığında hepimiz çili yavrusu gibi bir yere dağılmıştık . Kendimi dışarıya attığımda temiz havayı soludum . Bugün gerçekten güzel bir gündü . Yavaş adımlarla dışarıya doğru ilerlerken telefonumun çalmasıyla cebimden çıkarıp arayan kişiye baktım . Lara arıyordu.

çok bekletmeden açıp telefonu kulağıma dayadım .

"Alo efendim lara ?"

"Mucize müsait misin ?" dediğinde sesinin yorgun ve bitkin çıkması beni telaşlandırmıştı.

"Müsaitim ne oldu hasta mı oldun ?"

"Bizim eve gelebilir misin mucize ?" dediğinde kaşlarımı çattım .

"Lara o eve adımımı atmam ben !"

"Babam yok evde mucize bana yardım et bende gideceğim buralardan ." dediğinde şaşkınca adımlarım durdu . "Ne ? Nereye gideceksin kızım ne oluyor ya ?"

"Gelince anlatırım biraz hızlı gel ?" bu kadar durgun konuşması beni oldukça telaşlandırmıştı. Yoksa babası bir şey mi yapmıştı ? "Tamam hemen geliyorum bekle beni !" demiş ve telefonu kapatmıştım . Evden bir hayli uzaklaştığım için gözlerim taksi aramıştı. Karşıdan gelen otobüsü görmem ile koşarak el sallamaya başlamıştım . Burada taksi bulmam zordu Kalabalık bir yerde iner oradan taksiye binerdim .

İnşAllah düşündüğüm gibi kötü bir şey yoktur !

***

Kapıya hızlı hızlı vurmaya devam ederken aklımdan geçen tonla şey beni delirtecekti. "Aç artık şunu Lara !" Sonunda kapının açılmasıyla hiç ummadığım kişi karşımdaydı.

"Hoş geldin mucize ." diyerek gülümsediğinde kaşlarımı çattım . O kadar şeyin üstüne hala hiç bir şey olmamış gibi davranıyordu. "Lara nerede " hiç onun dediğini umursamadan konuya giriş yaptım onunla konuşacak hiçbir şeyim yoktu benim . "Hasta oldu , uyuyor odasında ."

"Biraz önce konuştuk uymuyordu. Çağır gelsin . " dediğimde öfkeli bakışlarım hala onun üzerindeydi. "Gelebilecek halde değil mucize çok istiyorsan sen git yanına !" diye itici bir şekilde konuştuğunda dişlerimi sıkmaya başladım.

Telefonumu cebimden çıkartım Larayı aradım . Telefonun zil sesi aydının cebinden çalmaya başlayınca sinirle konuştum . "Niye Lara'nın telefonu sende ?"

"Uyuyordu bende uyanmasın diye aldım mucize ne bu sorgu sual ?" diye bıkkın bir şekilde konuştuğunda hala ona inanmıyordum . Bu eve girmekte istemiyordum ama Larayı da aşırı derecede merak ediyordum.

"Larayı uyandır onu görmeden gitmeyeceğim . " dediğimde kapıyı tamamıyla açıp içeri girmem için yolu açtı. "Mucize girip bakabilirsin ,derdin ne senin ?"

"Sana nasıl güvenmemi bekliyorsun bu saatten sonra ?" dedim bütün öfkemle. Tam o anda karşıma geçip bana üstten üstten bakmaya başladı. "Güvenip güvenmemek sana kalmış. Önceden söylediğim gibi, ağzını açıp babana ya da herhangi birine tek bir laf dahi edersen karşılığında herkese her şeyi anlatırım . Babanın başından beri ben yanındaydım her attığı adımı bilirim bu yüzden beni zorlama ben yanarsam hepinizi yakarım . Şimdi geç içeri ne yapacaksanız yapın Lara bu evden dışarı adımını dahi atmayacak." dediğinde ondan iğrenerek baktım . "Sen pislik herifin tekisin ." dedim ve tüm gücümle onu ittirerek içeriye girdim. Arkamdan bağırmasıyla ürpermeden edememiştim. "Burada gördüklerin burada kalacak mucize!"

Odasını bildiğim için hızlı adımlarla odasına çıkmaya başladım .

Şu üç ay istediğim gibi kolay geçmemişti tabi ki, Bu pislik herif yüzünden elimiz kolumuz bağlanmış durumdaydı. Vedat bey'e Videoyu karakola Aydın'ın gönderdiğini anlatmak istediğimizde buna izin vermemişti. Lara'nın telefonuna annesinin fotoğraflarını atmıştı. Onu öldürmekle tehdit ettiği için hiçbir şey yapamamıştık. Annesini güvenli bir yere almak istediğimizde bunu da engellemiş ikimizin de bilmediği bir yere götürmüştü. Artık Lara'nın annesi o mahallede değildi. Her şeyi geçtim benim bütün olaylarımı biliyordu. Vedat bey hala onu dostu bildiği için her şeyi ona anlatıyordu.

Lara'nın bana anlattığına göre aydının amacı babasından kalan şirketi üstüne almakmış. İyi tarafından bakarsak bunu başaramamıştı. Hala ortaklardı . Kötü tarafı ise vedat beyin bütün yaşadıklarımızı bir bir ona anlatıyor olmasıydı.

Düşüncelerimden kurtulup kapıyı açtığımda beklediğim bir manzara değildi. ellerimi şaşkınca ağzıma götürdüğümde dolu gözlerimle baygın bir şekilde yatakta yatan kıza doğru ilerledim . Dudağının kenarı sanki biri vurmuş gibi kıpkırmızı olmuş kanaması yeni yeni durmuş gibi görünüyordu . Gözünün alt tarafı ise mosmor olmuş durumdaydı. Bu adam Larayı darp mı etmişti! Allah'ım inanamıyorum !

"Lara !" sesim titrek bir şekilde çıkarken yavaş adımlarla da onun yanına gelmiştim. Gözlerini yavaşça açtığında burnumdaki sızıyı gidermeye çalıştım . "İyi misin ?" dediğimde sesimin biraz olsun düzgün çıkması için uğraşmıştım .

Zor da olsa gülümsedi " İyiyim merak etme ." diyerek cevap verdi . Bu hali içimi acıtıyordu.

"Ne oldu böyle sana o adam mı yaptı." Eğer o yaptıysa beni bu saatten sonra kimse tutamazdı !

"Yok hayır o yapmadı , dışarıda oldu. iki üç tane gençten çocukla kavga ettim." dediğinde kuşkuyla ona baktım . Şaşırmıştım çünkü o adamın yaptığından çok emindim . Artık aydını kafamda nasıl bir yere oturttuysam bütün kötü olayların başına onu koyuyordum .

"Lara bana yalan söylemiyorsun değil mi ?" diye sorduğumda hafifçe tekrardan güldü. "O adam bana hiç bir şey yapamaz merak etme !" dediğinde yalan olmasın içim biraz olsun rahatlamıştı.

"Yüzün çok kötü olmuş kızım ya!" dedim sitem edercesine .

"Sen bir de karşıdakileri gör !" gülmeyecektim ama boşluğuma geldiği için güldüm . "Komik değil Lara bırak artık şu kavga işlerini ."

"Ben bırakıyorum da bela benim peşimi bırakmıyor ." ayakta durmayı bırakarak onun yanına geçerek oturdum . Gözlerini kapatıp acıyla kasılınca aniden bir şey yaptım korkusuyla tekrardan ayağa kalktım . "Lara ne oldu ne yaptım ? Bir yerini mi acıttım ." deyip örtüyü çekecekken aniden telaşla örtüyü tuttu. Garip bir şekilde ona baktığımda tekrardan battaniyeyi çekmeyi denedim ama yine izin vermedi . "Mucize bırak üşüyorum . "dediğinde dik dik yüzüne baktım . Bir şey sakladığı o kadar belliydi ki ! " Ne saklıyorsun sen ?" deyip tutmasına izin vermeden örtüyü çektiğimde alçıda olan ayağını görmem ile şokla ona baktım .

"Lara ayağına ne oldu !" Sertçe gözlerini yumdu. Benim görmemi istemiyordu anladığım kadarıyla . "Sen bunu nasıl yaptın . "

"Çocuklardan biri ayağıma levyeyle vurdu engelleyemedim . " demesiyle acıyla ona baktım .

"Kim o çocuklar söyle !" dediğimde gülecek gibi oldu ama benim ağlayacak gibi olmam onu durdurmuştu büyük ihtimalle .

"Ne yapacaksın kızım , hallettim ben zaten ."

"Niye beni çağırmadın ya !" diye sinirle konuştum . Ağlamamı bastırmamın tek yolu öfkeme sığınmamdı . Zor da olsa başarmıştım . "Babam halletti merak etme ." dediğinde tersçe ona baktım . "Zahmet olmuş , Allah'ın belası pislik herif."

"Mucize seninle görüşmeyeli ağzın mı bozuldu?" tam konuşacakken kapıdan gelen ses ile susmuştum.

"Aynen ağzı bozulmuş !" sesini duymak bile beni rahatsız ediyordu . Gözlerimi devirip " Bozduranı gör !" dedim sadece lara'nın duyabileceği şekilde "Bir şey mi dedin mucize ?" diye sorduğunda ona bakmadan cevap verdim . "Yok aydın bey !"

"Hayırdır baba niye geldin ?" diye lara ciddi sesiyle konuştuğunda biraz önceki kızın nereye kaybolduğunu sorguladım .Resmen biraz önceki haline ket vurmuş ve sahte maskesini yüzüne takmıştı. "Hiç öyle odama geçerken uğradım . " Oturduğum yerden kafamı çevirip ona baktım . Niye kızına nasıl olduğunu sormuyordu hiç mi telaşlanmamıştı onu bu halde görünce ? Eğer benim Vedat babam olsaydı telaştan ölürdü muhtemelen . Gerçi artık o benim babam değildi. Benim babam yoktu ...

Ona nasıl hitap edeceğimi uzun bir süre düşündüm ağzım baba demeye varmıyordu . Abi , amca gibi kavramları da söylemek bana garip gelmişti. Bu yüzden ona erdem bey'e hitap ettiğim gibi hitap etmenin en doğrusu olacağına karar vermiştim.

O artık benim için kısmen bir yabancıydı.

O artık benim için sadece Vedat beydi.

"Neyse siz takılın gidiyorum ben odama ." deyip arkasını dönmüştü ki onu durdurdum .

"Lara uyandı telefonunu ona verebilirsiniz ." dediğimde sırtı dönükken kafasını aşağıya doğru eğdi . Sırtının sarsılmasıyla garipçe ona baktım . Gülüyor muydu bu adam ? Lara'nın yerinde kıpırdandığını hissedince ona baktım yerinde hafifçe doğrulmuştu. Tedirgin bir şekilde Gözlerini ayırmadan babasına bakıyordu. Kafamı çevirip tekrardan aydına baktığımda . O da bize doğru dönmüştü. gömleğinin cebinden telefonunu gülümseyerek çıkarttı ve yavaş adımlarla bize doğru gelmeye başladı . Bu durum beni gerse de olduğum yerden asla hareket etmedim. "Doğru ya unutmuşum kızım ." dedi ve telefonu laraya uzattı. Lara ise dik dik ona bakarak telefonu elinden aldı . İkisinin birbirine olan bakışları oldukça sahteydi . Kafasını çevirip bana baktığında bir adım bana doğru attı . Tekrardan adım atacakken lara babasının kolunu tuttu. Bakışlarını benden çeken adam kızının tuttuğu koluna baktı. Kafasını kaldırıp şaşkınca laraya bakmasıyla lara elini geri çekti . Niye şaşırmıştı ?

Sanki baba ve kız değil de birbirlerine iki yabancı gibilerdi. Bir kaç saniye olduğu yerde durmuş ve kendine geldiği an ise bir şey demeden arkasını dönüp gitmişti.

Daha demin ne olmuştu öyle . Lara'nın hareketlenmesiyle ona baktım. Elini hızlı hızlı kirlenmiş gibi tişörtüne sürdü. Babasından bu kadar mı nefret ediyordu ? Neden benim yanımda iyi baba kız rolü yapmaya çalışıyorlardı ki ? Her türlü belli oluyordu zaten aralarının iyi olmadığı !

"Lara iyi misin ?" dediğimde kendini toparladı ve kafasını olumlu anlamda salladı . "İyiyim . Mucize git artık ." demesiyle şaşkınca kalakaldım . "Lara saçmalama nasıl bırakayım seni bu halde bu Adam-..." elini ağzıma kapatarak beni susturdu ve kapıya baktı . kimsenin olmadığına kanıt getirince elini ağzımdan çekti. "Ben iyiyim git artık mucize haberleşiriz."

"Kızım sen demedin mi buradan gideceğim diye ! "sessizce sinirle konuştuğumda öfkeme hakim olmaya çalışıyordum . Bir öyleydi bir böyle !

"Vazgeçtim mucize hem bu halde nasıl gideyim ?" deyip ayağını göstermesiyle gözlerimi kapattım . Bu kız benden bir şey saklıyordu bundan emindim. Arayalı yarım saat bile olmamıştı kararını değiştirecek şey ayağının kırık olması değildi! Bu işte başka bir işte vardı . Söylemeyeceğine emindim .

"Tamam pekala tuvalete falan gitmek ister misin sonra gideyim ." dediğimde derin bir nefes bıraktı ve kafasını salladı . "Aslında iyi olur yürümeme yardım edebilirsin ." dediğinde gülümseyerek ona baktım . Kalkmasına yardım ettim ve kısa sürede tuvalete kadar götürdüm . Kapıyı kapatıp içeriye girdiğinde hemen elime telefonumu aldım. Hattımı çıkartıp , telefonumun ses kaydedicisini açtım ve telefonumu yatağın altına koydum .Tabi ki sessize almayı da unutmamıştım.

Sen söylemezsen de ben bir şekilde öğrenirim lara hanım !

***

 

 

1 GÜN SONRA

Elimdeki telefona bakıyordum . O kadar uğraş vermiştim . İnşallah bu çabamın sonucunu alabilmişimdir . Bugün tekrardan larayı ziyarete gittim , düne göre biraz daha iyiydi ağrıları azalmış olmalı ki biraz da olsa kendine gelebilmişti.
Dün telefonumu hattını çıkartıp eski telefonuma taktım . Larayla yatmadan önce uzun uzadıya konuştuk ama ağzından tek bir şey alamadım ama ben benden bir şeyler sakladığına emindim . Bu yaptığım çokta doğru bir şey değildi ama bana başka çare bırakmamışlardı...

Telefonumun ses kaydedicisini açıp baştan sona dinlemeye başladım . Çoğu yerde konuşma yoktu . Belli yerlerde vardı , sesler tam net gelmese bile anlaşılıyordu.

Başta Aydın benim gidip gitmediğimi sormuştu . Lara ise ona cevap vermemişti bilmiyorum belki de sessiz cevap vermişti. ‘ ağrın var mı ?’ Diye sorduğunda yine lara'nın sesini duyamamıştım. ‘ niye cevap vermiyorsun ?’
‘ Yok ağrım ‘ diye konuştuğunda ise sesi oldukça soğuk çıkmıştı. ‘ Niye böyle konuşuyorsun benimle ?’

‘ Mucizeyle veya annemle uğraşma artık' dediğinde bir kaç saniye kalakaldım.
‘Uğraşmıyorum zaten seninle bir anlaşma yaptık' ne anlaşmasıydı feci derecede merak etmiştim.
‘Buradayım bir yere gitmiyorum sende sal artık beni ve sevdiklerimi.’ Kaşlarımı öfkeyle çattığımda söylediklerini bir kaç saniye anlamlandırmaya çalıştım .
‘ Bu senin seçimindi seni zorlamışım gibi davranma Lara!’
‘Ya ne demezsin .’ Ses kaydının devamını da dinlemiştim ama gerisinde pek bir konuşma geçmiyordu. Zaten sonuç olarak da ben öğreneceğimi az da olsa öğrenmiştim . Sorun şu ki annesini anlıyordum ama beni hangi açıdan tehdit ediyordu onu anlamamıştım . Bir şekilde Larayı oradan çıkartmalıydım . Orada güvende değildi!

Bir kaç saniye düşündüm acaba olayı dedeme mi anlatsaydım ? Ama aydının kulağına gitmesi oldukça yüksek bir ihtimaldi vedat beye söylesem o da pek fayda etmezdi. Kimden yardım almalıydım ? Karakola mı gitmeliydim ? bence bir şansımı denesem iyi olurdu! Sonucu ne olursa olsun Lara daha fazla orada kalmayacaktı ! Buna izin vermeyecektim.

***

Karakola öylece bakarken ne söyleyeceğimi de boylu boyunca düşünüyordum ama bir türlü kendimi ikna edememiştim. Ya ağzımdan saçma sapalak bir şey kaçarsa ? Ya her şeyi düzelteceğim derken daha kötü yaparsam ?

"Of Allah'ım delireceğim!" sinirle elimi saçlarımdan geçirdim. Bu adamdan nefret ediyordum !

"Mucize ?" adımı seslenen kişi ile arkamı döndüm. Şansımı seveyim ben!

"Merhaba polat bey!" dedim bıkkın bir şekilde . Bu adam neden istanbul'da görev yapıyordu ki ? Gitsin kendi memleketinde yapsın! Bende rahat edeyim.

"Hayırdır burada ne işin var bir şey mi oldu ?" dediğinde yardım edebilir mi diye gözünün içine baktım . Acaba ondan yardım istemeli miydim? En son ki yaşadığımız olaya bakarsak aslında ona güvenmemem en doğrusu olurdu... Saçma sapan sorguya alır çekemezdim onu hiç ! Ama bilgi alabilirdim .

"Bir şey yok arkadaşıma bakmaya geldim ." dedim yalana başvurarak zaten yalan benim göbek adım olmuştu.

"Kimmiş arkadaşın ?" Söylesem sanki tanıyacaksın ! "Tanımazsınız polat bey , ben size başka bir soru sorabilir miyim ?" dedim . O ise kafasını salladı sor dercesine . Cebinden sigarasını ve çakmağını çıkarttı . Önce sigarayı ağzına koydu daha sonra ise bir eliyle çakmağı yaktı, diğer eliyle de rüzgar etki etmesin diye siper etti. Ben dikkatlice hareketlerini izlerken bu seferde gözlerine gelen duman yüzünden gözlerini kıstı ve uzun sessizlik sayesinde garipçe bana baktı.

"Hayırdır ? Ne bakıyorsun dik dik ?" diye sorduğunda gözlerimi büyüttüm istemsizce . Utanmıştım . Yanaklarım ısınmaya başlayınca gözlerimi kaçırdım . O ise utandığımı fark etmiş olmalı ki hafifçe gülmüştü.

"Söyle derdin ne ?" diye sorduğunda aklıma gelenlerle ciddileştim . "Bir arkadaşım va-..." Konuşmamı bölen şey arkamdan gelen sesti. Uzun zamandır duymadığım ses kalbimi hızlandırırken içimi resmen bir öfke harmanlamıştı. Ellerim titremeye başlarken kendime hakim olmaya çalıştım . Bu sesi nerede olsa tanırdım .

"Polat Hadi seni bekliyoruz !" Bu kadar tesadüf artık fazla değil miydi? Kaşlarım çatık içimdeki nefret yüzüme vurmuş bir şekilde arkamı dönerek sesin sahibine baktım . Bizden uzakta arkamda kalan Polat'a el sallıyordu ki beni görmesiyle eli şaşkınca havada kalakalmıştı. Tam çıkış kapısının yanında ve lüks bir arabanın yanında duruyordu.

Ağzını oynatarak adımı sayıkladığında dişlerimi sıkmaya başladım . Hepsinden nefret ediyorum , Hepsinden !

Buraya gelmem hataydı ! Polata bir şey demeden ilerlemeye başladım . "Mucize nereye ?" polatın sorusu bile beni durdurmaya yetmemişti. Cevap vermeden Hızlı hızlı ilerliyordum . Çıkış kapısının yanında o adamın olması da benim lanet şansımdı işte !

Erdem beyle Birbirimize yaklaşırken havadaki atmosfer yetersiz kalıyordu resmen ! Yanına kadar geldiğimde bir kez bile yüzüne bakmadım . O ise benim aksime gözlerini benden ayırmıyordu .

"Mucize bekle !" dediğinde sabır çektim ve adımlarımı durdurmadan daha da hızlandırdım . Tam arabanın yanından geçiyorken kapının açılmasıyla olduğum yerde durdum . Kapıdan inen kişi hiç beklemediğim biriydi . Ahu hanım .

Olduğum yerde öylece durup ona bakarken yüzümde tek bir mimik dahi oynamıyordu . "Mucize kızım merhaba ?" naif sesi içimde sıcak bir şeylerin akmasına sebep olmuştu . "Görüşmeyeli uzun zaman oldu nasılsın ?" Mükemmeldim ta ki sizi görene dek !

"Çıkartamadım sizi kusura bakmayın ! Acele işim var , iyi günler !" dedim ve bir şey söylemesine izin vermeden arkamda iki şaşkın insan bırakarak oradan uzaklaştım . Bundan sonra en önde kendim geliyordum başkası değil ! Üzülüp üzülmemesi umurumda değil! Onlar benim ne hissettiğimi başından beri umursamamıştı . Oğlu beni evden kovarken sessiz kalan bir insan bir zahmet şimdi de sessiz kalsın ! Hayat onlarsız da bir şekilde devam ediyor , bunca zaman onlarsız nasıl yaşadıysam bundan sonra da onlarsız yaşayabilirdim. Allahtan başka Kimseye ihtiyacım yok .

***

 

 

Erdem özdemir'in anlatımından

Mucize'nin arkasından öylece bakarken içimde kopan fırtınaları sessizce atlatmaya çalıştım. Galiba onu feci derecede kırmıştım... O gün yaşanan olaydan sonra bir daha hiç görüşmemiştik ! Zaten kendimi toparlayabilmem uzun bir süreyi bulmuştu!

"Erdem mucize bize hala kırgın ." dediğinde sesinin titremesi ve gözlerinin dolu dolu olmasıyla yanına gittim . Tam ona teselli cümleleri kuracakken tekrar konuşması beni engellemişti. "Çağatayı engellemeliydim ." gözlerimi kapattım bir de o vardı değil mi ?!

Bende sadece benim yaptığım olay var diye düşünüyordum . Düşününce böyle davranması gayet normal hale geliyordu. "O sana kırgın değil ." sessizce kendi kendime dalgın bir şekilde konuştuğumda ahunun bana bakmasıyla şaşkınca ona baktım .

"Kime kırgın ?" diye sorduğunda gözlerimi sıkıca yumdum .

"Ne oldu birden bire bu kıza ya ? Tam konuşuyorduk ?" Polat'ın yanımıza konuşarak gelmesiyle ikimizde ona baktık.

"Bize kırgın oğlum ne olacak ?" dedi ahu ağlamaklı bir ses tonuyla , kendini tutmasa belki de ağlardı. "Niye ki ?" demiş ve bir kaç saniye sonra uzun bir şekilde "Hee !" demişti.

Bu çocuğun jetonu köşeli !

Nasıl olacaktı bilmiyorum ama bir şekilde gönlünü alacaktık.

***

"İyi ki doğdun mine , İyi ki doğdun mutlu yıllar sana ." Herkes bir ağızdan minik torunumun doğum gününü kutlarken bende oturmuş karşıdan mutluluklarına şahit oluyordum . Elimin üzerinde hissettiğim el ile kafamı çevirip yanımdaki kadına baktım . İkimizde buruk bir tebessümle birbirimize bakıyorduk . Bu kadın benim şükür sebebimdi. Aklımı başımdan alan ilk ve tek kadındı. "Ağlayacak mısın yoksa koca adam ?" diye alayla konuştuğunda gülerek ona karşılık verdim . "Benden önce birileri başlamış bile " dedim ve elimi kaldırarak gözünden akan yaşı sildim. Bunlar mutluluk gözyaşlarıydı. Çocuklarımızın mürvetlerini görmek bizim için en büyük mutluluktu.

"Ağlamıyorum gözüme bir şey kaçtı." dedi ve elimi elinden hızlıca çekti. Bu haline gülmeden edemedim . "Kesin öyledir hatun ." deyip güldüğümde omzuma sertçe geçirdi. Eli ağırdı, açıkçası acıması da yoktu! Sonuçta kocası neydi ki karısı o olsun ?

"Erdem o bu değil de sen sabah mucize sana kırgın değil demiştin ? Kime kırgın , sana mı kırgın ? Kıza bir şey mi yaptın erdem ? " dediğinde ani sorduğu soru yüzünden bir cevap veremedim . Bence her şey sonuçlanmıştı ondan bir şey saklamama gerek yoktu . "Senin o kızla ne derdin var erdem ne zaman anlatacaksın ?" dediğinde derin bir nefes aldım . "Gel balkona çıkalım ." dedim .

Çocukların hepsi o kadar çok konuşmaya dalmışlardı ki . Kimse bizim nereye gittiğimizi sorgulamadı . Bilmiyorum belki de gördüler ama umursamadılar .

Ahuyla birlikte balkona çıktığımızda kapıyı arkamızdan kapattım. Balkon mutfaktaydı. Yani diğerlerinin duymasına imkan yoktu. İkimizde karşılıklı bir şekilde koltuklara oturduğumuzda sıkıntıyla iç çektim .

"Sana başından beri anlatacaktım ama bir şeyin sonuçlanmasını bekliyordum . " dediğimde ellerimi önümde birleştirdim .

"Sonuçlandı mı peki ? Hadi meraklandırma beni erdem !" diye sabırsızca konuştuğunda buruk bir tebessüm bıraktım .

"Öncelikle anlatacaklarımı sakin karşılamanı istiyorum ahu içeridekilerin bilmemesi gerekiyor tepkilerine hakim ol." dediğimde daha da telaşlanmıştı. "Ay erdem panik yaptırma ne oldu Allah aşkına ?"

Derin bir nefes alarak başladım anlatmaya "Mucize bize uyurgezer bir halde geldiğini hatırlıyorsundur . O gün uyurken başında ben kalmıştım . Ceplerini karıştırdım acaba bir telefon ve numara falan bulabilir miyim diye , Umduğum şey çıkmadı onun yerine daha farklı bir şey buldum . Bir mektup ..."

Baştan sona eksiksiz bir şekilde anlattığımda arada verdiği tepkiler yüzünden bir kaç yerde durmak ve onu sakinleştirmek beni baya bir zorlamıştı. Şimdi ise ağlamaktan içi dışına çıkmış bir haldeydi.

"İşte DNA testinde de olumsuz çıkınca da şokla onu orada bıraktım . Olay bundan ibaret ."

"Doğum lekesi var mıydı ?" dediğinde şaşkınca kalakaldım . "Anlamadım Leke mi ?"

Katlanmış peçeteyi tekrardan burnunu silmiş ve gözlerimin içine bakarak konuşmuştu. "Erdem nidanın ense tarafında ay şeklinde doğum lekesi vardı ya unuttun mu ? " Tabi ya niye bunu düşünemedim ben ?

"Hiç dikkat etmedim." dedim düşünceli bir şekilde. "Ama zaten DNA testi sonuçlandı yani olumsuz ." dediğimde o da beni durgun bir şekilde kafasını sallayarak onayladı.

 

 

Bölüm : 05.03.2026 21:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...