
"Mucize !" arkamdan Lara'nın konuşmasıyla oturduğum yerden kafamı kaldırarak ona baktım. "Efendim ."
O da karşımdaki sedire oturmuştu “Bir iyi bir de kötü haberim var hangisinden başlamamı istersin “ diye sorduğunda bir süre yüzünü inceledim dalga mı geçiyor yoksa ciddi mi diye . Ciddi olduğunu fark edince “Amacın ne ?” Dedim bıkkınca . Şuan sadece yalnız kalıp kahvem ve kendim ile birlikte güzel ve kaliteli bir zaman geçirmek istiyordum ama maalesef bu durumu bazı dış etmenler yüzünden icraata dökemiyordum !
“Kızım bir cevap ver önce hangisini duymak istersin “ dediğinde bu sefer de gözlerimi devirdim ve “İyi haber olsun o zaman “dedim .
“Pekala, İyi haber telefonlarımız geldi “ Cebinden çıkardığı telefonumu bana uzattığında şaşırmıştım ama hiç oyalanmadan da elinden telefonumu almıştım. Telefonumu açıp incelemeye başladığımda sevinçle Lara'ya baktım. “Kim getirdi ?”
“Aykut.” Dediğinde kafamı salladım. Başka kim olabilirdi ki zaten !
“Peki kötü haber ne ?” diye telefonumu incelerken konuştuğumda o da hiç oyalanmadan beni cevapladı.
“Erdem kapıya adamlarını dikmiş “ Bir kaç saniye ne diyeceğimi bilemedim, açıkcası şaşırmıştım ama bence bu çokta kötü bir haber değildi. Yani daha kötülerini duymuşluğum vardı. Mesela üvey evlat olduğumu öğrenmem gibi !
“Ne olacak ki ?" Umursamaz konuşmam ile bana bakmıştı. "Bundan hoşlanmazsın diye düşünmüştüm . "
"Hoşlanmıyorum ama takmıyorum artık bu olanları, sende takma salla ." Her şeyi oluruna bırakmak en iyisiydi. Her şeyi de ben düzeltemezdim ya canım !
Kahvemi elime almış ve keyifle bir yudum almıştım ki dışarıdan gelen bağırış sesleriyle elimdeki kahveyi masaya bıraktım ve ne gürültüsü olduğunu anlamlandırmaya çalıştım .
Laraya 'Ne oluyor ?' der gibi baktığımda bilmiyorum dercesine omuzlarını silkmişti. Belki de bu umursamıyorum da olabilirdi çünkü bu kız harbiden umursamaz bir insandı ! Ben bunları düşünürken tekrar seslerin yükselmesiyle Sinirle ayağa kalktığımda Lara'nın gülüşünü duymam ile tersçe ona baktım. Benimle eş zamanlı ayağa kalkmıştı "Hani takmıyordun ?" dediğinde cevap vermeyip omzuna çarparak geçtim . Onu diyen ağzımı eşek arıları soksun! Gerçekten bir rahatça kahve içirmeyeceklerdi bana!
Hızlı adımlarla ilerleyip açık kapıya ulaştığımda dışarıdan gelen bağırış seslerinin sahiplerini görebilmiştim. Görebilmiştim görmesine ama dedemin burada olmasını beklemiyordum ! Gerçi niye şaşırıyordum ki? Haberi aldığı gibi buraya damlayacağına emindim !
"Hakan ! Sen nasıl bu duruma izin verirsin !" diye gür sesiyle konuştuğunda kafamdakileri silip dikkatimi onlara verdim, olayı anlamaya çalışıyordum. Uzun sayılmayacak bir zamanın ardından, kafamda bazı şeyler yerine oturmuştu. Dedem büyük ihtimalle erdem beyin korumalarının burada olmalarına kızıyordu.
"Ali bey-...! Hakan amca tam konuşacakken elini kaldırarak onu susturmuştu. Dedem yaşlı olmasına rağmen her yerde sözü baskın gelirdi. Bu an da o anlardan biriydi. Karşısındaki erdem beyin korumalarına bakarken her an her şeyi yapabilecek gibi duruyordu.
"Kim sizin başınız !" diye sorduğunda dedem tahminimin doğruluğunu kanıtlamış oldu, Adamların Arkasından hızlı adımlarla gelen Aykut'un konuşmasıyla çoğu kişinin bakışları ona kaymıştı.
"Benim. bir sıkıntı mı var ?" diye sorduğunda aynı zamanda da adamlarının arasından geçerek dedemin karşısına dikilmişti. Dedem elinde olsa şuan bir kaşık suda boğacak gibi duruyordu.
"Var sıkıntı . Buradan adamlarını alıp gideceksin ." dedemin konuşmasıyla olayın büyüyeceğini anlamıştım ama araya girerek bütün okları kendime çevirmek istemiyordum .
"Ali bey bana verilen emir burada bekleyip mucize hanımı korumak ."
"Demek öyle ! " dediğinde kaşları bir hayli çatılmıştı. Cebinden telefonunu çıkarıp birini aradığında dikkatle ona bakmaya devam ediyordum . Ne yapmaya çalışıyordu bu adam ?
"Alo bana erdem denilen adamın numarasını at çabuk !" demiş ve karşısındaki ne dediyse tahammül seviyesi bitmiş gibi bu sefer de ona bağırmıştı.
"Sen açtın zaten başıma her şeyi ! at diyorsam at uzatma ! Ben ne yapacağımı bilirim !" kiminle konuşuyordu hiç bilmiyordum ama şu kesin ve net ses tonu he an her şeyi yapacağının habercisiydi. Telefonu kapatıp yanına hakan amcayı çağırmıştı.
"Hakan git bana sandalye getir . "
"Tamam ali bey ."Hakan amca da dedemin sözünü ikiletmeden onu onayladı ve bizden tarafa doğru gelmeye başladı. Bizi gördüğü anda ise adımlarını hızlandırmıştı. Yanımıza geldiğinde önce arkasına baktı ve gözleriyle dedemi kontrol etti daha sonra ise ciddiyetle bize baktı . "Kızım burada durmayın. Pek iyi şeyler olmayacak çünkü ." dediğinde kalbim bir kuş misali çırpmaya başlamıştı. "Hakan amca ne olur bir şey yap ." diye ona yalvardığımda kafasını eğmişti.
"Yapacağım bir şey yok . Sizde burada durmayın içeriye geçin ." demiş ve içeriye girmişti. Bir süre geçtiğinde Hakan amca dedemin istediği sandalyeyi getirmiş ve ona vermişti. Dedem ise tam onların karşısına geçerek erkeklere has bir şekilde oturmuştu.
Eş zamanlı olarak telefonuna gelen mesaj sesiyle herkes pür dikkat onu izliyordu.
Dedem cebinden telefonun çıkarmış ve kısa bir uğraş sonrasında telefonu kulağına dayamıştı.
"Alo! " diye gür sesiyle konuştuğunda ne yapacağını hepimiz merakla izliyorduk. Telefonu kulağından çekip hoparlöre aldığında artık hepimiz ne konuşacaklarını duyabiliyorduk .
"Efendim ?" Erdem beyin konuşmasıyla kalbim telaşla daha da hızlı atmaya başlamıştı.
"Ben Ali Dağhan Mucize Dağhan'ın dedesiyim."
"Biliyorum sizi ali bey hayırdır ?" Biraz öncekinin aksine ses tonu sert bir hal almıştı. Onlara karşı büyük bir nefret beslediği aşikardı.
" Hiç hayır değil . Şimdi bir kez açık ve net bir şekilde konuşacağım sende beni ikiletmeden dediklerimi harfiyen yapacaksın erdem bey !"
"Ben anladım sizi ali bey siz kendinizi yormadan ben kesin ve net bir şekilde konuşayım en iyisi . Adamlarım geri çekilmeyecek ve mucizeyi korumaya devam edecekler. " dediğinde ikisinin de geri adım atmaması beni korkutuyordu. Yanımdaki Laraya baktığımda bana 'sakin ol' dercesine omzumu sıkmıştı. "Kimi kimden koruyorsun sen !" dedem öfkeyle konuştuğunda bakışlarım ona kaymıştı. Biraz önceki rahat oturuşunu bozup öne doğru eğilmişti dedem.
"Sonuçlarının ne olacağının farkındasın değil mi !" diye sertçe konuştuğunda içimden bunun devam etmemesi için dua etmeye başlamıştım . Gerçekten ben sonuçları görmek istemiyordum .
"Elbette ." Erdem beyin rahat bir şekilde konuşmasına akıl sır erdiremiyordum resmen . Belki de dedemi tam olarak tanımadığındandır bu rahatlığı...
Dedem yerinden kalkıp dik bir konuma gelmişti. "Pekala . Bazı şeyleri yaşına vermek gerekiyor ." dediğinde kafamı olumsuz anlamda salladım. Ne yapacağını anlamıştım " Bir ön gösteri yaparsak paşa paşa dediklerimi yaparsın !" demiş ve daha karşıdakiler ne olduğunu anlamadan silahını çıkartmış ve Aykut'a doğrultmuştu.
"Dede dur !" diyerek ona doğru koşmaya başlamışken bu sefer de herkes silahlarını birbirine doğrultmuştu. İki tarafın arasına geçtiğimde Aykut'un önüne geçerek kollarımı iki yana açtım . "Dede yalvarırım dur !" diye konuştuğumda, dedem bu yaptığım karşısında şaşkınlıkla kalakalmıştı. "Mucize ? Ne yapıyorsun kızım ." dediğinde gözümden bir damla yaş düşmüştü. "Dede dur lütfen benim yüzümden bir kişi daha zarar görmesin ! "
"Bunun seninle alakası yok kızım ! çekil oradan ." diye sakin bir şekilde konuştuğunda kafamı sağa ve sola salladım . Etrafı resmen ölü sessizliği sarmıştı. Konuşmaya devam edecekken Erdem beyin telefondan gelen sesi ile şaşkınlıkla kalakaldım .
"Tamam senin dediğin olsun ali bey adamlarımı geri çekeceğim ama bir kaç gün sonra her şey ortaya çıktığında hiç bir kuvvet beni durduramayacak !" demiş ve telefonu kapatmıştı.
Aykut bu sözleri duymasıyla, silahını indirip geri beline takmış ve biz daha ne olduğunu anlamadan adamlarına emir vererek arabalarına binmiş ve gitmişlerdi. Her şey çok hızlı gelişmişti.
Dedeme kırgın bir şekilde bakıp bende hızlıca içeriye doğru gitmiştim. Daha yeni tanıdığım adam benim için endişelenirken dedem beni umursamamıştı bile !
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.52k Okunma |
1.38k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |