
Yeni bölüm 20 oy 10 yorum sınırı sonrasında gelecektir.
İyi okumalar.
Gözlerim yavaş bir şekilde açtığımda yorgunluğum her zamanki gibi hat safhadaydı. Boğazımdaki kuruluk beni daha da çok kötüleştiriyordu. Elini boğazıma götürdüğümde yüzümü buruşturmadan edememiştim.
Acısı aşırı derecede fazlaydı.
"Uyandı sonunda !"
Dikkatim tamamıyla kendimdeyken bir anda karşımda bana öylece bakan kadın ile bütün dikkatim alabora olmuştu.
Ahu hanımın neden burada olduğunu sorgulayacakken. yaşadığımız olayların Gözümün önünden film şeridi gibi geçmesiyle bu düşüncemi aklımdan anında saldım.
Ona baktığımda gözlerinin içi kıpkırmızı bir haldeydi. Uzun süredir ağlıyor gibi gözüküyordu. Benim için gerçekten çok mu telaşlanmıştı ? Belki de o da aramızdaki bağı hissediyordu.
Ah mucize kaptırdın yine kendini kızım ! Çık şu hayal dünyasından.
Kendime çeki düzen verip kim var kim yok ona baktım. Dedem, babaannem, Ahu hanım üçü de buradaydı. Peki ya Lara? O neredeydi ?
Kapının çalmadan sabırsız bir şekilde sertçe açılmasıyla hepimizin bakışları oraya dönmüştü..
"Mucize kızım!" İçeriye giren Vedat bey ile ne yapacağımı bilemez bir halde ona bakakaldım. Kim haber vermişti ?
Panik bir halde yanıma koşmuş ve izin almadan yatağıma oturup bana sarılmıştı. Gözlerinden akan yaşlar tişörtümü ıslatırken ağlamamak için kendime hakim olmaya çalışıyordum.
" Çok korktum babam " öyle bir sarılıyordu ki sanki bıraksa beni kaybedecekmiş gibi.
"Çok korkuttun beni" tekrar tekrar aynı cümleyi kurmaya devam ederken . Dayanamayıp geriye çekildim.
"Ben iyiyim Vedat bey " benden isteksiz bir şekilde ayrıldığında omuzları çökmüş bir haldeydi.
"Hani iyi olacaktın ?" Konuyu bir anda ona verdiğim söze getirince istemsizce gerildim. "Çabalıyorum." Dedim o da beni anladı. Devamını da sormadı zaten .
"Tek taraflı çaba yetmiyormuş demek ki izin ver eskisi gibi yanında , ardında olayım kızım. " Düşünmeden kafamı olumsuz anlamda salladım .
Böyle olunca dışarıdan bakınca kalpsiz Bir insan olarak görünüyor olabilirim ama bana başka çare bırakmayan onlardı.
Bir insandan kolay kolay soğumazdım , soğuduğum insanla da kolay kolay bir daha eskisi gibi olamazdım.
Buna aile fertleri dahil olsa bile fark etmiyordu. Fıtratım buydu değiştiremiyorum.
"Özür dilerim babacım ." Diyerek bana tekrar sarıldığında gözlerim Ahu hanımı buldu . Gözlerindeki yaşlar tekrardan akmaya başlamıştı. Niye durduk yere ağlıyordu ? Bu iş gerçekten garip bir hal almaya başlamıştı.
Düşüncelerinden kurtulup hala bana şefkatle sarılan adamdan ayrıldım.
" Panik atak geçirecek ne yaşadın . Uzun zamandan beridir nefesini tutmuyordun? Ne oldu ?"
Düşününce gerçekten de uzun zaman olmuştu en son babam hapishaneye girmeden önce o lanet çatıda hafif bir atak geçirmiştim. Bir daha da olmamıştı.
Eskiden olan bütün Ataklarımı sakinleştiren tek kişi şuan karşımda bana bir şey olacak korkusuyla bakan adamdı.
Ne olursa olsun ben kötüleşmeden beni sakinleştirmenin yolunu bulurdu ama şimdi o da yoktu.
İsim olarak var ama varlık olarak artık yoktu benim için ! Bu yüzden bunu da bir şekilde atlatmayı başarmalıydım.
Sorusunu es geçerek başka bir soru yönelttim. " Lara nerede ?"
Karşımdan babaannemin konuşmasıyla babam arkasına döndü ve ona baktı.
" Babasıyla gitti."
Babamın tepkilerini saniye saniye izlerken Ahu hanımı görmesiyle bir kaç saniye afalladı. Onun burada olmasını beklemiyordu anlaşılan . Sonunda ise genzini temizleyip bana baktı.
Aklından onun gerçeği bilip bilmediğini sorguladığına emindim !
Etrafı büyük bir sessizlik sardığında bu sefer gözlerimin tek hedefi dedemdi. Kaşları çatık bir şekilde sessizce bana bakıyordu. Yalnız kalınca ne olduğunu soracağına emindim.
Eğer bir şey anlatılmadıysa, Ahu hanımdan şüphelenmiş olmaları çok büyük bir ihtimaldi. Tabi babaannem ve Meyra hariç ! Onlar kendi alemlerinde hiçbir şeyden habersiz hayatlarına devam ediyorlardı ...
Tekrardan gözlerim Ahu hanımı bulduğunda kendimi tutamadım ve konuştum. " Ahu hanım yaşıyorum biliyorsunuz değil mi ?" Alaylı bir şekilde konuşmam onu biraz cesaretlendirmek olmalıydı. Bana doğru hüzünlü bir gülümseme bırakarak bir kaç adım attı.
"Çok şükür yaşıyorsun ." Ses tonu gerçekten de büyük bir minnettarlık barındırıyordu.
Vedat bey hala yatağımın üzerinde oturuyordu. Gözleri Ahu hanımla benim aramda mekik dokuyordu. Aramızdaki diyaloğun derinliğini çözmeye çalıştığı belliydi.
"Neden ağlıyorsunuz o zaman bu kadar ?" Sorduğum soruya gülümsedi ve baş ucuma gelerek elini yavaşça saçlarıma uzattı.
"Mutluluktan."
"Anlamadım hastaneye yatmam sizi mutu mu ediyor ?" Diye alaycı bir şekilde sorumu yöneltti tekrardan . Tabi ciddiye alacağını düşünmemiştim. Telaşla elini kaldırdı ve çocuk gibi kendini açıklamaya çalıştı. " Yok hayır olur mu öyle şey ,ben sen uyandım diy-..." Gülerek onu durdurdum.
" Biliyorum biliyorum sadece şaka yapıyorum ." Rahatlamış gibi nefesini koydu ve aynı zamanda benim gülümsememe bakarak kendisi de içten bir şekilde karşılık verdi.
"Sarılabilir miyim mucize ?" Diye sorduğunda şaşırmadan edemedim .
Bana neden sarılmak istesin ki ?
Dalgın bir şekilde kafamı salladım olumlu anlamda . O ise hiç oyalanmadan onay vermem ile bana sarıldı. Bende ona karşılık vererek sarıldığımda Vedat beyle göz göze geldik. Boş boş bakıyordu nedense , hiçbir şey hissedemiyordum şuan . Sinirli mi , kırgın mı asla emin olamıyordum .
Saçlarımın arasına bir öpücük bırakınca tekrardan kalakalmıştım .
Bu kadın bir şeyler biliyor olabilir miydi? İyi de nasıl bilecek ki ? Dedeme baktım o mu bir şey söylemişti acaba !?
Çünkü bu tavırları çok değişik geliyordu. Neden bana sarılıp beni öpsün ki?
İki seçenek vardı ya bir şeyler öğrenmişti ya da gerçekten kalpten hissediyordu. Şuan ikinci seçeneği tercih ediyordum ...
" İyi olmana çok sevindim gerçekten." Gülümseyerek benden ayrıldığında kalbimin hızlanmasını engelleyemedim.
" Tamam dinlensin artık mucize biz de çıkalım. " Diyerek otoriter bir ses tonuyla konuştuğunda Ahu hanımın bakışları an be an değişmişti.
"Dinlen sen mucizecim tekrardan geçmiş olsun " demiş ve içten bir şekilde gülümsemişti.
"Teşekkür ederim Ahu hanım " benimle göz temasını kesmeden dışarıya çıktığında babam da ardından çıkmıştı.
Dedem ayağa kalktığında babaanneme baktı . "Hanım sen de eve geç ben beklerim torunumun başında "
"Olmaz öyle şey Ali saçmalama ."
" Babaanne Tolga ve Meyra çok telaşlanmışlardır. Senin sözünü dinlerler, hem şekerin var yemeklerini aksatmamalısın." Onu ikna etmek amaçlı konuşmam işe yaramamış gibi görünüyordu.
İçeriye bir anda hışımla Vedat beyin girmesiyle istemsizce hafifçe irkilmiştim. Ne olmuştu dışarıda da bu kadar sinirlenmişti.
"İkinizde gidin kızımın başında ben kalacağım." Dediğinde bir şey diyecek gibi oldum ama sustum .
"Tamam ama seninle konuşmamız lazım ." Dedemin otoriter sesi odada yankılanmıştı resmen .
Babam onu kafasıyla onaylayıp ikisi birlikte dışarıya çıkmıştı.
Babaannem yanıma geldiğinde baş ucuma oturmuştu. " Babaanne galiba ben uyuyacağım üzerimde ağırlık var " dediğimde saçlarımı okşadı . " Uyu yavrum sen " dediğinde sanki gözlerim onun emrini bekler gibi anında kapanmıştı.
En son duyduğum ses babaannemin durgun sesiydi. " Benim bahtsız yavrum"
****
Uyandığımda kendimi düne göre daha dinç hissediyordum . Vedat bey dediğini yapmış ve benim yanımda refakatçi olarak kalmıştı . Zaten onu bu zamana kadar tanıdıysam başka birine bu işi asla bırakmazdı. Beni hiç bir zaman yalnız bırakmamış adam nasıl şimdi bırakabilirdi ki .
Şu 2-3 ay boyunca sırf ben istedim diye benden uzak kalmıştı ve ikimizde bir ilki yaşamıştık. Birbirimizden ilk defa bilinçli olarak bu kadar uzak kalmıştık . Hapishane ye girmesi de bizi bu döneme alıştırmıştı. Tabi hapishaneye girmesi tamamen bilinçsiz ve hazırlıksız bir ayrılıktı.
Bence bu ikimiz içinde en iyi karardı ve ben bu kararı sürdürmeye niyetliydim . Çünkü ne kadar kendimden taviz vermeye devam edersem onlar beni kökten bitireceklerdi.
Şu anlık her şeyi Zamana bırakmak en doğrusu gibi geliyordu.
Vedat bey kapıyı yavaşça açıp içeriye girdi. Birbirimizle göz göze geldiğimizde gülümsedi. " Hallettim çıkış işlemlerini gidebiliriz kızım."
"Tamam teşekkürler ."
İkimizde dışarıya çıktığımızda derin derin nefes alıp verdim. Temiz hava gerçekten iyi gelmişti.
"Mucize ?" Arkamdan birinin seslenmesiyle o tarafa döndüm .
"Ahu hanım ?" Şaşkınlıkla konuştum. Bugün niye gelmişti ki bu kadın .
Bana yaklaşıp sarıldı. " Merhaba canım."
Tam o anda karşıda bir de hiç görmek istemeyeceğim kişiyi gördüm.
Erdem bey !
" M-merhaba ." Belli belirsiz şaşkınlığımı üzerinden tam olarak atamadan konuşmuştum.
Benden ayrılıp arkasını döndü ve Erdem beyin elindeki poşeti alıp bana uzattı.
"Dün aklım sende kaldı , ne seversin bilemedim bir kaç çeşit börek yaptım . Karnın açsa şu bankta hemen yiyebiliriz." Diye bir öneri sunduğunda yutkunmadan edemedim.
Ne olmuştu birden bire bu kadına ? Gerçekten acayip kuşku vardı içimde .
Bilemiyorum ya da artık kimseye güvenim kalmamıştı ve her şeyin altında bir şey arıyordum.
" Evdekiler merak eder mucize ." Vedat beyin konuşmasıyla . Ne yapacağımı bilemedim.
Ahu hanım bakışlarını bir kaç saniye boş boş vedat beye çevirdi. Sonra ise tekrardan bana baktı .
" Arayabilirsiniz " ortamın sessizliğini bozan geldiğinden beri ilk defa konuşan Erdem bey olmuştu.
"Mucize hadi kızım." Vedat bey , Erdem beyi umursamadan tekrar bana hitaben konuştu. Aslında Ahu hanımı üzmek istemiyordum ama Erdem beyle de aynı ortamda bulunmak istemiyordum... Bir süre düşünüp konuştum.
" Ahu hanım gerçekten zahmet etmişsiniz teşekkür ederim. Doya doya yiyeceğim . Ellerinize sağlık. Ben biraz yorgunum da bu yüzden kusura bakmazsanız eve gidip dinlenmek istiyorum . " Diyerek kendimi açıkladığımda . Yüzü düştü ama gülümsemeye çalıştı. Bu şekilde durumu toparlamaya çalışıyordu.
"Tamam sıkıntı yok." Dediğinde ne kadar gülümsemeye çalışsa da sesi durgunlaşmıştı. Erdem beye baktığımda karısına bakarak kaşlarını çatmıştı. Üzülmesine dayanamıyordu galiba.
"Hadi gidelim kızım ." Vedat beyin tekrardan bana hitaben konuşmasıyla onu kafamla onayladım . Ahu hanım elindeki poşeti bana uzattı.
" Teşekkürler Ahu hanım ." Dedim ve arkamı döndüm. Bir kaç adım atmıştım ki Erdem beyin seslenmesi ile durup ona baktım tekrardan .
" Mucize "
Hiçbir şey demeden düz bir şekilde ona baktım . Onunla muhattap olmak istemiyordum.
" Yemek kapları eşim için çok önemli ona gözün gibi bak ." Dediğinde kaşlarımı yukarıya doğru kaldırıp Garipçe ona baktım . Harbiden mi ?
Ne bekliyordu eve gidip hepsini kıracağımı falan mı ?
" Erde-..." Ahu hanım şaşkınca kocasına bakmış ve bir şey diyecekken sözünü kesmişti.
" İşin bitince getirirsin değil mi ?" Dediğinde Vedat beyin yanımdan hırslı soluklarını hissettim.
" Kaplarınız bu kadar değerliyse alabilirsiniz ?" Benden önce Vedat beyin konuşmasıyla bu sefer de ona baktım .
Bunların derdi neydi gerçekten. Anlamıyordum ?
" Yok yok hayır olur mu öyle şey ." Ahu hanımın telaşla konuşmasıyla beynim olayı çözmeye çalışmaktaydı hala . Üçü de benden bir şey saklıyor gibi hissetmem normal miydi ?
Şimdi kapları verebilirdim ama bu seferde yemezsem ayıp olur gibi hissediyordum . Tam olarak Erdem beyin gıcıklığıydı !
"Yani yiyip vereyim o zaman ben ." Dedim .
Demesine dedim ama Vedat beyin bakışları beni germişti. Ahu hanım içten bir şekilde gülümseyip Erdem beye bakması gözümden kaçmamıştı.
" Telefon numaranı ver sen ahu'ya hem ara ara görüşürsünüz hem de kapları vermek için buluşursunuz." Dediğinde bir kaç saniye kal geldi . Baştan beri amacı buydu değil mi ? Telefon numaramı almak . İyi de neden?
Bu adam neden benim peşimi bırakmıyordu ki ?
" Ben vereyim numaramı " Vedat beyin sertçe çıkan ses tonuyla ona baktım .
" Anlamadım karıma numaranı mı vermek istiyorsun ?"
Ne alaka öyle demedi ki adam !
Erdem bey, Vedat beyin üstüne doğru yürüdü. Kavga için bahane arıyor gibi hissediyordum.
" Ben vereyim size numaramı Ahu hanım ." Dedim ve gergin bir şekilde gülümsedim. Ahu hanım ise benim aksime mutlulukla telefonunu cebinden çıkardı ve numaramı yazmaya başladı. Bir süre sonra ise beni aradığında bende onu kaydettim.
" Oldu ." Dedim sakince .
" Gidelim biz artık tekrardan teşekkürler Ahu hanım ."
"Ne demek canım afiyet olsun. " Dediğinde oradan bu sefer ayrılabildik.
***
"Teşekkür ederim Vedat bey ." Yüzüne bakamadan konuştuğumda derin ve sıkkın bir soluk verdiğini duydum .
"Kızım, bey kelimesi ağzında o kadar iğreti duruyor ki anlatamam ." dediğinde ona baktım . "Biliyor musun ?" diyerek sorumu ona yönelttiğimde bana karşılık olarak Kaşını yukarıya doğru kaldırdı bu haline hafifçe gülümsedim . "Bu umurumda dahi değil !"
Arkamı döndüğümde gülüşünü hissetim ardından ise sesini "Sen fazla Lara ile takılma !" dalga geçer gibi konuşması üzerine kaşlarımı çatarak ona döndüm .
"Ben onunla takılmıyorum o benimle takılıyor!"
"Ben onunla takılmıyorum o benimle takılıyor!" Benim dediğimi taklit ederek konuşması üzerine bir kaç saniye kalakaldım . Bu adam benim hiçbir anımı unutmuyordu ...
Geçmiş zaman
Küçük kız mutluluk ve heyecanla eve doğru koşuşturuyordu. Üstündeki askılı beyaz elbise, prenseslere özgü bir şekilde havalanıyordu. Resmen küçük bir kuğuyu andırıyordu. Neşeli kahkaha sesi etrafta yankılanıyordu. Mutluluğunun sebebi ise onun gibi küçük olan bir kurbağaydı. Bu küçük kızın prenseslerden tek bir farkı vardı o da ellerinin , yüzünün ve bembeyaz elbisesinin sanki savaştan çıkmış gibi çamura bulanmış olmasıydı. Tabi elinde tuttuğu kurbağayı da unutmamak lazımdı !
"Annee!" Eve yaklaştıkça heyecandan sesi de yükseliyordu. "Anne sana hediye getirdim!"
Evet , gerçekten tek bir amacı vardı o da annesini hediye getirerek mutlu etmekti . Kapının önüne geldiğinde hızlıca ayakkabılarını çıkardı . İçeriye girerek tekrardan annesine sesini duyurmaya çalıştı.
Bu sırada mutfakta hem yemek hazırlayarak hem de telefon hoparlörden kocasıyla konuşan sevgi dağhan vardı. "Sevgim , ilaçlarını almayı unutmadın değil mi?"
Vedat dağhanın içten içe telaşlandığını bilen sevgi dağhan bıkkınca bir soluk bıraktı. "Yuttum canım merak etme ." dedi yalan söyleyerek.
"Aklım sende kalıyor güzelim . "
"Annee neredesin !" içeriden bağırarak kendisine seslenen kızını duyunca güldü sevgi dağhan. "Heh geldi benim cadaloz ."
"Mutfaktayım kızım ." diyerek o da içeriye doğru bağırdığında bu sefer gülerek konuşan vedat dağhandı. "Sesi ta buradan geliyor . Maşallah benim kızıma "
"Anne gelebilir miyim." Kapının orada saklanmış bir şekilde konuşan kız ile sevgi dağhan hızlıca o tarafa baktı . "Gel kızım."
"Sana hediye getirdim ." Uslu çocuklar gibi tekrardan kapının ardından konuştuğunda sevgi dağhan anında gözlerini büyütüp işaret parmağını ona doğru salladı. "Mucize, bana bak yine canlı bir hayvan getirdiysen seni mahvederim ."
Mucize dudağını büzerek annesine baktı. "Bu çok tatlı ama anne . Bak !" diyerek duvarın arkasından çıkmış ve annesine doğru heyecanla koşuyordu ki bazı şeyler planladığı gibi gitmemişti. Ayağının ucundaki halıya takılmıştı . Kendisi son anda düşmekten kurtulmuştu kurtulmasına ama elindeki hayvan annesinin üzerine doğru bir anda fırlayı vermişti. Tabi ne olduysa ondan sonra olmuştu. Etrafta sevgi dağhanın çığlıkları , telefondan duyulan vedat dağhanın neşeli kahkahaları hepsi birbirine karışmış durumdaydı.
Kahkaha sesi üzerine her şeyi unutup küçük kız telefona koştu . "Alo babacım."
" Mucizem." Babasının Naif sesini duyunca istemsizce kıkırdamış ve utangaç bir şekilde sağa ve sola doğru poposunu sallamıştı küçük kız.
"Ne yaptın sen yine ?" Babasının sorusu üzerine arkasını dönerek annesine baktı . Annesi korkulu gözlerle mutfakta zıplayarak gezen kurbağayı takip ediyordu .
"Anneme hediye getirdim ama o beğenmedi galiba baba." Dedi üzgün bir sesle . Annesinin getirdiği kurbağayı beğenmesini bekliyordu ama ne yazık ki beklediği gibi olmamıştı
"Yok canımm beğenmiştir o!" Deyip gülmeye başladığında sevgi dağhanın sinirli sesini duymuştu.
"Vedat kes dalga geçmeyi ! Mucize sende çabuk bu hayvanı aldığın yere götür !" Otoriter sesi sayesinde ikiliden bir süre ses çıkmamıştı. Telefonu tekrar tezgaha bırakmış ve annesine dönmüştü.
" Ama anne ben onu evde büyüteceğim." İnatçı bir tutumla konuştuğunda .Vedat gür bir kahkaha bırakırken sevgi haline gülse mi ağlasa mı bilemiyordu bu yüzden sabır dilemekle meşguldü Gerçekten çok ihtiyacı vardı çünkü
"Ya sabırr. Kızım bu hayvan evde büyümez !"
"Nerede büyür?"
"Dışarıda büyür tabi ki kızım."
"Ben neden getirdim bu kuybayı biliyor musun." Diye ciddi bir şekilde konuşmasıyla sevgi Dağhan gülmemek için kendini zor tutarak neden ? Diye sordu. Kurbağa demesi çok hoşuna gitmişti.
"Yanındaki arkadaşı ona kötü davrandığı için bırak diye ağlıyordu bende onu aldım eve getirdim."
" Ağladığını nasıl anladın ?"
"Bırak bırak diyordu işte . " Dedi üzgün bir şekilde suratı öyle bir düşmüştü ki ağladı ağlayacak bir haldeydi . Onun küçük kalbi bunu kaldırmıyordu .
"Ya mucizem hiç güleceğim yoktu. Kurbağalar konuşamaz onlar 'vrak vrak' diye ses çıkarırlar . Sen yanlış anlamışsın. "diyerek kurbağanın çıkardığı sesi taklit etti. Mucize bu durum karşısında ince biçimli kaşlarını çattı.
"Hayır anne ! benden yardım istedi kuybaya."
"Onun da bir ailesi var kızım ."
"Ama o benim arkaşım."
"Annesi ne olacak ? Bak etrafta annesini arıyor. Hadi al onu geri evine götür." Mucize bu konuşmanın üzerine dudaklarını büzdü. Galiba annesi haklıydı.
"Sonunda anlaşabildiniz "dedi vedat neşeli sesiyle karısını ve çocuğunun bu anını yanında olamayarak kaçırdığı bir yandan üzgünken bir yandan da bu ana şahit olduğu için keyfine diyecek yoktu .
Mucize ise hiçbir şeyi umursamadan , yerden zor da olsa yakaladığı kurbağayı alarak evden koşarak çıkmıştı. Ezbere bildiği yolları gitmiş ve küçük su gölcüğü olan yere kurbağayı bırakmıştı. Gözlerinden yaşlar akarken arkasından minik elini kaldırmış ve el sallamıştı. "Güle güle minik kuybaya ."
Gözyaşlarıyla uğurladığı kurbağa gözden kaybolunca burnundaki sümüğü çamurlu koluna sürmüştü. Bir kaç saniye etrafına bakmış ve kendisine bir kaç adım uzakta olan kediyi kovalamaya başlamıştı. eski neşesini geri kazanması çok da uzun sürmemişti. Kediyi kovalamaktan Evinin önlerine geldiğinde cadde üzerinde bir kaç çocuğun top oynadığını görmüştü. Ondan yaşça büyüklerdi ama bu mucize için pek bir etki etmiyordu .
Koşarak topu tutan erkek çocuğunun yanına gitmiş ve boyunun yettiği kadarıyla elini uzatmış , çocuğun tişörtünü çekiştirmeye başlamıştı. Onu görmesi lazımdı.
"Abi bende oynayabilirmiyim ?"
"Abi yütfen abi ." canla başla çocuğu ikna etmek için uğraşıyordu , ki bence ona göre en iyi top oynayan kendisiydi. tabi bu kendine göre bir çıkarımdı.
"Seninle başka zaman oynayalım . Şuan önemli maç yapıyoruz mucize." Mucize bunu duymasıyla sıratını anında düşürdü.
"Seni anneme söyleyeceğim. " diyerek ağlamaya başladığında çocukların hepsi panik yaparak mucizenin etrafına toplanmıştı. "Ağlama niye ağlıyorsun ya ." karşısındaki çocuk etrafa bakarak mucizenin ağzını kapatmaya çalıştı. "Susar mısın !" diyerek telaşla konuştuğunda gerçekten de diken üstündeydi. Mucize onu umursamadan ağlamaya devam ettiğinde Oğlan cebinden çıkardığı şekeri bağırarak ağlayan mucizenin ağzına bir anda sokmuştu. Mucize ağzında yayılan o çilek aromasını hissettiği an susmuş ve gözleri ışıldayarak karşısındaki çocuğa bakmıştı.
"Sonunda sustu." 4 kişilik grup hep bir ağızdan konuştuğunda mucize ise buna şirince gülümsemişti. "Şuna baksanıza sanki daha demin yaygara çıkaran kendisi değilmiş gibi masum masum gülüyor ."
"Ne yapıyorsunuz burada ?" Koşarak ortama aniden dalış yapan kişi Laraydı. Mucizeyle aynı yaşta olmalarına rağmen boy ve kilosu oldukça fazlaydı.
"Bak abiler bana şeker verdi." ağzındaki şekeri çıkarmadan peltek bir şekilde konuştu mucize. Lara ise bunun üzerine hiç çekinmeden avucunu açtı. "Bana yok mu ?"
"Hayır bana verdiler diyorum ."
"Bende istiyorum ama "
"Son bir tane vardı onu da mucizeye verdim üzgünüm. " mahcup bir şekilde konuşan oğlan tekrardan bir umut cebini karıştırdı ama gerçekten de yoktu.
"Küstüm ."
"Küs bize ne?" mucize laranın damarına basarcasına şekerini yalamış ve omzunu silkerek konuşmuştu. Lara ise daha fazla buna dayanamayarak aralarındaki bir kaç adımı kapatmış ve mucizenin elindeki lolipopu almıştı.
Tam Ağzına lolipopu atacakken bir anda elinin kaymasıyla şeker yere düşerek parçalanmıştı. Bütün çocuklar çıt çıkarmadan seyrediyordu olan biteni . Mucize kırılan şekerine sinirlenirken ,Lara ise bir kere bile yalayamamış olmasına yanıyordu.
"Seni ıssırıcam ." daha kimse ne olduğunu anlamadan mucizenin bağırış sesi bütün mahallede yankılanmış ve laranın kolunu ıssırmıştı. Lara can havliyle bağırdığında etraftaki çocuklar da onları ayırmaya çalışmışlardı.
Her taraf curcuna olmuşken bir araba korna çalarak yanına gelmişti. Bu kişi vedat dağhandı işi erken bittiği için eve dönüyordu . Dönüyordu dönmesine ama hiç böyle bir manzarayla karşılacağına beklemiyordu. Araba durduğunda oyalanmadan kemerini çözüp indi.
"Ne oluyor burada ?" mucize ve Laranın aksine güçlü kolları onları durdurmaya yetmişti. "Kızlar ne oluyor böyle."
"Baba şekerimi yere attı bak ." yere baktığında bir kaç saniye olayı anlamlandırmaya çalışmıştı. "Hayır bilerek olmadı tadına bakacaktım vedat amca ."
Vedat büyük çocuklardan da olayı dinlediğinde bazı şeyler kafasına net bir şekilde oturmuştu. Çözüm olarak ikisini de arabaya bindirmiş ve bakkala götürmüştü. İkisi de gerçekten çocuk olmanın hakkını veriyordu.
"Konuşmayacak mısınız ?" diye sorduğunda ikilinin ne yaptığına baktı ikisi de arabanın bir camına yaslanmış , kollarını çiçek yapmış bir şekilde dışarıyı seyrediyordu. Aslına bakarsa, lara asla mucizeye bakmazken mucize ise dayanamayıp ara ara çaktırmadan laraya bakıyordu.
"Ben onunla konuşmayacağım çünkü paylaşımcımsız." lara öfkeli ses tonuyla konuştuğunda mucize altta kalmadan cevap verdi.
"Hiç te bile öyle bir şey yok ."
"Hadi geldik kesin şamatayı da inin . İkinize de şeker alayım . "Mucize duyduğu şey ile anında ağzı kulaklarına vardı.
"İstemiyorum ben ." Lara ciddi bir şekilde konuştuğunda mucizenin gülen yüzü düştü ve eski haline gelmeye kendini zorladı.
"Evet bende istemiyorum ." diyerek kollarını lara gibi yaptığında vedat dağhan gür bir kahkaha attı.
"Bence siz fazla birlikte takılmayın."
"Ben takılmıyorum o benimde takılıyor bir kere !"
Vedat dağhan zor da olsa ikisini de ikna etmiş ve onlara birer dondurma almış ve onları parka götürmüştü. Minik ikili sanki daha demin onlar küsmemiş gibi şimdi kahkahalar eşliğinde oyunlarını oynuyorlardı...
Şimdiki zaman
Zihnime düşen anılar silsilesi sonucunda istemsizce gözüm dolmuştu ama ağlamamıştım . Bunu gören vedat bey ne olduğunu anlamış gibi bana doğru adım atmıştı , ben ise bunu engelleyerek arkamı döndüm ve hızlıca eve girerek odamın yolunu tuttum .
Eskiden yaşanılan bütün şeyler bana acı veriyordu...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.52k Okunma |
1.38k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |